Yerel Haberler
Konya
14 Mayıs 2026 Perşembe - 08:31 Beyşehir Gölü’nde av yasağını ihlal edenlere göz açtırılmıyor Konya’nın Beyşehir ilçesinde, av yasağı döneminde kaçak avcılıkla mücadele kapsamında denetimler aralıksız sürüyor. Beyşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri Kontrol Birimi ile Beyşehir Jandarma Asayiş Bot Komutanlığı ekipleri, 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında gölde kapsamlı kontroller gerçekleştirdi. Ekipler tarafından Beyşehir Gölü içerisine kaçak avlanmak amacıyla bırakılan ağlar toplanırken, kaçak avcılıkta kullanıldığı belirlenen filika, ağ, zıpkın ve çeşitli av malzemelerine de el konuldu. Son bir ay içerisinde gerçekleştirilen denetimlerde, "yasak dönemde balık avcılığı" ve "menşe belgesiz balık satışı" yaptığı belirlenen 10 kişiye toplam 337 bin 356 lira idari para cezası uygulandı. Denetimlerde ele geçirilen canlı balıklar yeniden göle bırakılırken, diğer balıkların ise mevzuata uygun şekilde göl feneri derneği ile kamuya ait öğrenci yurtlarına bağışlandığı belirtildi. 15 Haziran 2026 tarihinde sona erecek av yasağı süresince denetimlerin haftanın 7 günü karadan, havadan ve göl içerisinden teknelerle sürdürüleceği bildirildi. Konuya ilişkin yapılan açıklamada, sürdürülebilir balıkçılığın kurallara uyulmasıyla mümkün olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: "Göl içerisindeki balıkların sağlıklı bir üreme dönemi geçirmesi, balıkçılık sektörünün devamı için son derece önemlidir. Gölümüzü yaşatmak, ekolojik dengeyi korumak ve doğal kaynaklarımızı sürdürülebilir kılmak hepimizin ortak görevidir. Vatandaşlarımızın olumsuz bir durumla karşılaşmaları halinde 112 Çağrı Merkezi’ne bilgi vermelerini rica ederiz."
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:56 NEÜ’nün engelsiz üniversite başarısı bayrak teslim töreni ile taçlandı Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Engelli Öğrenci Birim Koordinatörlüğü tarafından, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla "10-16 Mayıs Erişilebilir Dünya İçin El Ele" programı düzenlendi. Ayrıca, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından düzenlenen Engelsiz Üniversite Bayrakları ve Program Nişanı Töreni’nde, NEÜ’nün 2024 yılında 119 üniversite arasında, 2025 yılında ise 112 üniversite arasında elde ettiği ikincilik başarısı kapsamında Bayrak Teslim Töreni gerçekleştirildi. NEÜ Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Nezahat Keleşoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen program ve törene NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bahadır Feyzioğlu, dekanlar, genel sekreter yardımcıları, meslek yüksekokulu ve enstitü müdürleri ile çok sayıda akademisyen ve öğrenciler katıldı. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, çok anlamlı ve önemli bir programda bulunmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, "Engelsiz üniversitede bayrak almak çok önemli. Asıl önemli olan ise bizim sorumluluğumuzun yerine getirip getirmediğimizdir. Bu bayraklar, bizlerle aynı hayatı paylaşan ancak Cenab-ı Hakk’ın takdiriyle farklı şartlarda yaşamlarını sürdüren engelli bireylere karşı sorumluluğumuzu yerine getirdiğimizin bir nişanesidir. Bu açıdan meseleyi çok önemli ve değerli buluyorum. Üniversitemizde güçlü bir enerji ve önemli bir potansiyel bulunuyordu. Prof. Dr. Hakan Sarı hocamızın gayreti ile bu potansiyel ortaya çıktı. Ortak akıl, iş birliği ve yoğun çalışmalar neticesinde bu başarılar elde edildi. Bu, tek başına gerçekleştirilebilecek bir başarı değildir. Her bir birimin üzerine düşen sorumluluğu ifa etmesi ile mümkün. 2024 ve 2025’te Türkiye ikincisi olduk. Bizde ümitten, gayretten ve enerjiden asla vazgeçmek yok. 2026’da birinci olmak için kararlılıkla çalışacağız. Bu başarılarda emeği geçen herkese teşekkür ederim" dedi. Özgüveni yüksek, diploması anlam taşıyan, pratikte değeri olan bir üniversite Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin uluslararası alanda tanınırlığını artırmaya yönelik çalışmalara devam ettiklerini aktaran Prof. Dr. Zorlu, "Üniversitelerin Times Higher Education (THE) sıralamalarında değerlendirilen kriterlerden biri de uluslararası görünürlüktür. Bu doğrultuda yurt dışındaki üniversitelerle sürekli temaslar sağlıyor, iş birliği protokolleri imzalıyoruz. İmzaladığımız protokoller kapsamında birçok ortak proje üretiyor, öğrenci ve akademisyen değişim programları gerçekleştiriyoruz. İmkanlarımızı artırıyoruz. Ziyaretlerde bulunduğumuz üniversitelerin rektörlerine anlatacağımız çok şey var. Üniversitemizin faaliyetlerini aktardıkça ilgi ve alakalarının arttığını, bizleri büyük bir dikkat ve şaşkınlıkla dinlediklerini görüyoruz. Son 7-8 yılda içerisinde özgüveni yüksek, diploması anlam taşıyan, pratikte değeri olan ve aidiyetinden gurur duyulan bir üniversite haline geldik. Bunu hep birlikte başardık" diye konuştu. Eğitimde fırsat eşitliği, nitelikli yaşamın ve toplumsal katılımın vazgeçilmez bir unsurudur 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nda Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin erişilebilirlik ve kapsayıcılık alanındaki başarılarını paylaşmanın gururunu yaşadıklarını aktaran NEÜ Engelli Öğrenci Birim Koordinatörü Prof. Dr. Hakan Sarı ise, "Necmettin Erbakan Üniversitesi, YÖK tarafından düzenlenen Engelsiz Üniversite Bayrak Yarışmaları’nda hem 2024 hem de 2025 yıllarında Türkiye ikinciliğini elde ederek önemli bir başarıya imza atmıştır. Bugün burada yalnızca ödül töreni gerçekleştirmiyor; aynı zamanda insanı merkeze alan, erişilebilirliği temel değer kabul eden üniversite anlayışını da vurguluyoruz. Çünkü eğitimde fırsat eşitliği, nitelikli yaşamın ve toplumsal katılımın vazgeçilmez bir unsurudur. Üniversiteler yalnızca bilgi üreten kurumlar değil; bireylerin kendilerini geliştirdikleri, özgüven kazandıkları ve toplumsal yaşama hazırlandıkları alanlardır. Bu nedenle kampüslerin, dersliklerin, sosyal ve kültürel ortamların herkes için erişilebilir olması büyük önem taşımaktadır. Engelsiz üniversite anlayışı yalnızca fiziksel düzenlemelerden ibaret değildir; evrensel tasarım anlayışıyla herkes için erişilebilir yaşam alanları oluşturmayı hedeflemektedir. Aynı zamanda eğitim süreçlerinde kapsayıcı yaklaşımlar geliştirilmesi, erişilebilir ders materyalleri sunulması ve öğrencilerin aktif katılımının desteklenmesi bu anlayışın temel unsurlarıdır" şeklinde konuştu. Hedefimiz, 2026 yılında Türkiye birinciliği Yükseköğretim Kurulu tarafından verilen Turuncu Bayrak’ın mekanda erişilebilirliği, Yeşil Bayrak’ın eğitimde erişilebilirliği, Mavi Bayrak’ın ise sosyo-kültürel faaliyetlerde erişilebilirliği temsil ettiğini söyleyen Prof. Dr. Sarı şu şekilde konuştu: "Bu bayraklar yalnızca bir ödül değil; üniversitemizin erişilebilirlik konusundaki kararlılığının ve ortak emeğinin sembolüdür. Bu başarı; yöneticilerimizin, akademik ve idari personelimizin, teknik ekiplerimizin, Engelli Öğrenci Birimimizin ve öğrencilerimizin ortak çalışmasının sonucudur. Hedefimiz, 2026 yılında Türkiye birinciliğini elde ederek herkes için erişilebilir, kapsayıcı ve yaşanabilir bir üniversite idealini daha ileriye taşımaktır. Engelsiz üniversite; yalnızca engellerin kaldırıldığı değil, insan onurunun, eşit katılımın ve nitelikli yaşam hakkının kurumsal kültüre dönüştüğü üniversitedir." Protokol konuşmalarının ardından program, doğuştan kolları olmayan Necmettin Erbakan Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi Resim Bölümü öğrencisi Ayşe Yılmaz’ın günün anlam ve önemini anlatan konuşmasıyla devam etti. Program, Yükseköğretim Kurulu tarafından 2024-2025 döneminde Eğitimde Erişim, Sosyo-Kültürel Faaliyetlerde Erişim, Mekanda Erişim ve Kent Donatılarına Erişim kategorilerinde asil ve aday adayı olmaya hak kazanan fakülte, yüksekokul, enstitü ve Yapı İşleri birimine sertifika ve bayrak takdimiyle sona erdi.
Selçuk Üniversitesi, Antarktika’da yeni analiz yöntemleri geliştirecek
20 Şubat 2026 Cuma - 13:36 Selçuk Üniversitesi, Antarktika’da yeni analiz yöntemleri geliştirecek Selçuk Üniversitesi’nin (SÜ) yürütücülüğünü yaptığı TÜBİTAK tarafından desteklenen Kutup-1001 projesi kapsamında Antarktika’da gerçekleştirilecek bilimsel araştırmalarla kutup ekosistemine ilişkin özgün veriler elde edilmesi ve yeni analiz yöntemlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Selçuk Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Göver’in yürütücülüğünü üstlendiği "Antarktika Okyanus Sediment Biyokütlesinden Biyojenik Metal Nanopartikül Sentezi, Biyolojik ve Çevresel Uygulamaları" adlı proje, üniversitenin kutup bilimleri alanındaki ilk TÜBİTAK Kutup-1001 projesi olma özelliğini taşıyor. Antarktika’da yapılacak çalışmalar çerçevesinde okyanus ve göl sularındaki bazı iyonların belirlenmesine yönelik yeni analitik yöntemler geliştirilecek, çevre dostu bilimsel yaklaşımlar kullanılarak kutup ekosistemine dair veriler elde edilecek. Projenin ekip çalışmasının bir ürünü olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Göver, "Proje ekibimizde İskenderun Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Funda Turan ve Dr. Ayşegül Ergenler ile Yeditepe Üniversitesinden Arş. Gör. Efe Sinan Aydın yer alıyor. Disiplinler arası bir araştırma ekibiyle birlikte çalışacağız. Ayrıca lisansüstü öğrencilerimiz de kursiyer olarak projeye aktif katkı sağlayacak. Yaklaşık 1 milyon 200 bin lira bütçeyle desteklenen ve 24 ay sürmesi planlanan proje kapsamında 11. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ne katılarak saha çalışmaları gerçekleştireceğiz. Projenin deneysel çalışmalarını ise Türkiye’deki laboratuvarlarda yapacağız" dedi. Çalışma ile Türkiye’nin kutup bilimleri alanındaki uluslararası görünürlüğüne katkı sağlamayı ve genç araştırmacıların yetişmesine yeni fırsatlar sunmayı hedeflediklerini belirten Göver, "Antarktika’dan elde edilecek örnekler, bilim dünyasına yeni katkılar sunacak. 11. Ulusal Antarktika Bilim Seferi (TAE-XI) için bu proje kapsamında nanoteknoloji, kimya ve toksikoloji disiplinlerini bütüncül olarak çalışacağız. Antarktika okyanus/göl suyu örneklerinde iyon tayinine yönelik analitik yöntem geliştirilmesini hedefliyoruz. Bu disiplinlerin iş birliği, çevre dostu üretim ve güvenli uygulamalarla proje hedeflerine doğrudan katkı sağlayacak. Amacımız, kutup ekosistemine ilişkin özgün bilimsel veriler üretmek ve geliştirdiğimiz yöntemi bilimsel literatüre kazandırmak" diye konuştu.
Konya’daki şehit aileleri, gaziler ve gazi yakınları ’Büyük Aile Sofrası’nda buluştu
20 Şubat 2026 Cuma - 11:51 Konya’daki şehit aileleri, gaziler ve gazi yakınları ’Büyük Aile Sofrası’nda buluştu Konya Valiliği öncülüğünde şehit yakınları ile gazi ve gazi yakınlarının katılımıyla 81 ilde eş zamanlı olarak "Büyük Aile Sofrası" temalı iftar programı düzenlendi. Selçuklu Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Ramazan ayının ilk iftar programında konuşan Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, "Büyük aile sofrasında büyük bir aile şeklinde buluşmuş olduk. Allah nice bayramlara da önümüzdeki Ramazanlara da hep birlikte sağlıkla, sıhhatle ulaşmayı nasip etsin" dedi. Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca da, "Bizleri bu mübarek günde bir araya getiren valimize teşekkür ediyorum. Gazilerimize ve şehit yakınlarımıza hizmet bizlerin vefa borcudur. Her zaman onların yanındayız. Aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Ramazan’ımız mübarek olsun. Rabbim inşallah hep birlikte bayrama da kavuştursun diye dua ediyorum" şeklinde konuştu. Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Biz vatanımız için her şeyi yaparız. Şehit oluruz, gazi oluruz. Ama en önemlisi de şehit ailelerimize ve gazilerimize her zaman sahip çıkarız. Bu manada bu vatan için şehit olmuş tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Gazilerimize de sağlıklı, huzurlu, uzun ömürler diliyorum" ifadelerini kullandı. "Şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetine sahip çıkmak boynumuzun borcudur" Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle her yıl ilk iftarda şehit yakınları ve gazilerle bir araya geldiklerini hatırlatarak, bu iftar sofrasının sadece bir yemek sofrası değil; birlik, vefa ve gönül birliğinin sofrası olduğunu söyledi. Ülkemizde huzur ve güven içerisinde yaşayabilmemizin şehitlerin fedakarlığına ve gazilerin cesaretine borçlu olunduğunu kaydeden Başkan Altay, "O sebeple şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetine sahip çıkmak boynumuzun borcudur. Bizler de bu bilinçte her zaman yanınızda olmaya, dertlerinizi paylaşmaya devam edeceğiz. Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve gönülleri birleştirmenin ayıdır. Bugün aynı sofrada buluşmamız da millet olarak ne kadar güçlü bir dayanışma ruhuna sahip olduğumuzun en güzel göstergesidir. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla anıyor, gazilerimize sağlık, huzur ve afiyet dolu uzun ömürler diliyorum. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin" dedi. "Milletimizin gönlünde daima kadirşinas bir yere sahipsiniz" Konya Valisi İbrahim Akın ise, üç ayların manevi ikliminin zirvesi olan mübarek Ramazan ayına kavuşmanın huzur ve sevincini hep birlikte yaşadıklarını dile getirerek şunları kaydetti: "Ramazan paylaşmanın, dayanışmanın ve şükrün en derinden hissedildiği müstesna bir zaman dilimidir. Bu mübarek ay bizlere birlikte olmanın ve aynı sofrada buluşmanın kıymetini yeniden hatırlatmaktadır. Sizler vatan uğruna gösterilen fedakarlığın ve kahramanlığın en kıymetli emanetleri olarak milletimizin gönlünde daima kadirşinas bir yere sahipsiniz. Türkiye Cumhuriyeti şehitlerimizin aziz hatırası ve gazilerimizin fedakarlıklarıyla yoğrulmuş bu topraklar üzerinde ilelebet payidar kalacaktır."
Meşe odunlu fırında vazgeçilmez lezzet: Tahinli pide
20 Şubat 2026 Cuma - 11:24 Meşe odunlu fırında vazgeçilmez lezzet: Tahinli pide Konya’da Osmanlı’dan günümüze uzanan geleneksel tahinli pide, Ramazan ayında yine iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmezi oluyor. Konya’da meşe odunlu fırınlarda pişen, tahin ve cevizle zenginleştirilen geleneksel lezzet; klasik, tereyağlı, kaymaklı ve özel karışımlı çeşitleriyle Ramazan ayında vatandaşlardan talep görüyor. "En çok tercih edilen cevizli çeşidimiz" Yarım asırdır baba mesleği işini severek yapan usta Fatih Yemenici, tahinli pidenin ana maddesinin hamur olduğunu belirterek, "Güzel bir hamur, güzel bir ustalık. Bu kolay olmuyor. Tabii babamızdan gördüklerimiz, yılların birikimi, ustalığı var. Bunların hepsini harmanlayarak güzel malzeme ve işçilikle beraber iyi bir iş çıkartmaya çalışıyoruz. Tahinli pidemizin içine tahin, ceviz ve eser miktarda da yağ giriyor. Ve tabii ki ustalığımızı da içine katarak güzelce yapıyoruz. Her sene olduğu gibi bu sene de cevizli, cevizli tereyağlı, cevizli kaymaklı çeşitlerimiz var. Bu seneye özel yeni bir ürün tereyağlı atom diye bir çeşit yapmaya başladık. Atom dediğimizde hem ceviz, hem badem hem de fındık kullanıyoruz. Üçünü beraber karıştırıyoruz. Bunun yanında Antep fıstıklı çeşitlerimiz var. Tabii kişiye özel isteyen olursa daha başka çeşitlerde yapabiliyoruz. En çok tercih edilen cevizli çeşidimiz. Yıllardır, hatta asırlardır Türk milletinin yediği bir Ramazan gıdası. Dolayısıyla tahinde de susatmama, tok tutma özelliği var. O yüzden Ramazan’da çok tercih ediliyor. Fırınımız meşe odunu kullanılan bir odun fırını. Haliyle 50 senedir babamızdan gördüğümüz düzen neyse aynı düzende devam ediyoruz. Aynı şekilde imalatımızı yapıyoruz. Tahinli pidede çeşit fazla olduğu için bu sene 200 lira ile 500 lira arasında çeşit çeşit pidelerimiz var" ifadelerini kullandı. Son zamanlarda tahinli pideyi çeşit çeşit yapan ustaları sosyal medyadan gördüklerini ifade eden Yemenici, "Nihayetinde bu bir hamur, hamur işi. Gıda sektörü özellikle fazladan titizlik isteyen, fazladan özen isteyen bir iş. Biz bu özeni elimizden geldiği kadar göstermeye çalışıyoruz. Göstermeyen yerler var. Öyleymiş gibi gösterilen yerler var. Bunda sosyal medyanın birazcık abartmaları, köpürtmeleri var ama bizim üzerimize düşen, bu işi en güzel, en temiz, en hijyenik biçimde müşterilerimize sunmak. Onun için de büyük gayret sarf ediyoruz" diye konuştu. Vatandaşlar da, Ramazan ayında tahinli pidenin vazgeçilmez olduğunu belirtti.
Meşe odunlu fırında vazgeçilmez lezzet: ‘Tahinli pide’
20 Şubat 2026 Cuma - 11:06 Meşe odunlu fırında vazgeçilmez lezzet: ‘Tahinli pide’ Konya’da Osmanlı’dan günümüze uzanan geleneksel tahinli pide, Ramazan ayında yine iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmezi oluyor. Konya’da Osmanlı’dan günümüze uzanan Ramazan ayının vazgeçilmez lezzetlerinden tahinli pide, bu yıl da iftar ve sahur sofralarını süslüyor. Meşe odunlu fırınlarda pişen, tahin ve cevizle zenginleştirilen geleneksel lezzet; klasik, tereyağlı, kaymaklı ve özel karışımlı çeşitleriyle vatandaşlardan talep görüyor. "En çok tercih edilen cevizli çeşidimiz" Tahinli pidenin ana maddesinin hamur olduğunu belirten usta Fatih Yemenici, "Güzel bir hamur, güzel bir ustalık. Bu kolay olmuyor. Tabii babamızdan gördüklerimiz, yılların birikimi, ustalığı var. Bunların hepsini harmanlayarak güzel malzeme ve işçilikle beraber iyi bir iş çıkartmaya çalışıyoruz. Tahinli pidemizin içine tahin, ceviz ve eser miktarda da yağ giriyor. Ve tabii ki ustalığımızı da içine katarak güzelce yapıyoruz. Her sene olduğu gibi bu sene de cevizli, cevizli tereyağlı, cevizli kaymaklı çeşitlerimiz var. Bu seneye özel yeni bir ürün tereyağlı atom diye bir çeşit yapmaya başladık. Atom dediğimizde hem ceviz, hem badem hem de fındık kullanıyoruz. Üçünü beraber karıştırıyoruz. Bunun yanında Antep fıstıklı çeşitlerimiz var. Tabii kişiye özel isteyen olursa daha başka çeşitlerde yapabiliyoruz. En çok tercih edilen cevizli çeşidimiz. Yıllardır, hatta asırlardır Türk milletinin yediği bir Ramazan gıdası. Dolayısıyla tahinde de susatmama, tok tutma özelliği var. O yüzden Ramazan’da çok tercih ediliyor. Fırınımız meşe odunu kullanılan bir odun fırını. Haliyle 50 senedir babamızdan gördüğümüz düzen neyse aynı düzende devam ediyoruz. Aynı şekilde imalatımızı yapıyoruz. Tahinli pide de çeşit fazla olduğu için bu sene 200 lira ile 500 lira arasında çeşit çeşit pidelerimiz var" ifadelerini kullandı. Son zamanlarda tahinli pideyi çeşit çeşit yapan ustalar, farklı mekanlar olduğunu sosyal medyadan gördüklerini ifade eden Fatih Yemenici, "Nihayetinde bu bir hamur, hamur işi. Gıda sektörü özellikle fazladan titizlik isteyen, fazladan özen isteyen bir iş. Biz bu özeni elimizden geldiği kadar göstermeye çalışıyoruz. Göstermeyen yerler var. Öyleymiş gibi gösterilen yerler var. Bunda sosyal medyanın birazcık abartmaları, köpürtmeleri var ama bizim üzerimize düşen, bu işi en güzel, en temiz, en hijyenik biçimde müşterilerimize sunmak. Onun için de büyük gayret sarf ediyoruz" diye konuştu. Vatandaşlar da, Ramazan ayında tahinli pidenin vazgeçilmez olduğunu belirtti.