Yerel Haberler
Konya
Konya’da oğulları tarafından öldürülen çift, son yolculuğuna uğurlandı 17 Mayıs 2026 Pazar - 14:13:25 Konya’da oğulları tarafından bıçaklanarak öldürülen çift, kılınan cenaze namazının ardından son yolculuklarına uğurlandı. Olay, dün öğle saatlerinde merkez Meram ilçesi Havzan Mahallesi Benekli Sokak üzerinde bulunan 3 katlı bir binada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, hukuk fakültesi öğrencisi olduğu öğrenilen 22 yaşındaki C.D. henüz belirlenemeyen nedenle annesi Nazife Çiğdem ve babası Gökhan Dinçer ile tartışmaya başladı. Tartışma sonrası C.D. mutfaktan aldığı bıçakla İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde memur olan anne ve babasını bıçaklayarak evden ayrıldı. Evlerine yakın bir parkta eli kanlı şekilde oturan kişi olduğu ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri elinin neden kanlı olduğunu sorması üzerine katil zanlısı C.D.’nin ’anne ve babamı öldürdüm, evdeler’ demesi üzerine eve polis ve sağlık ekiplerinin sevk edildiği ve ekiplerin adrese ulaşmasının ardından anne ve babayı kanlar içerisinde bulduğu öğrenildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinde Gökhan Dinçer ve eşi Nazife Çiğdem Dinçer’in hayatını kaybettiği belirlendi. Şüpheli C.D., ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü. Polis ekiplerinin olay yerindeki incelemesinin ardından karı-kocanın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere Konya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Burada yapılan otopsinin ardından ise cenaze yakınlarına teslim edildi. Nazife Çiğdem Dinçer ve Gökhan Dinçer için merkez Meram ilçesi Kurtuluş Mezarlığında öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı. Cenaze namazına ailenin yakınları, Konya Valisi İbrahim Akın, Meram Kaymakamı Bayram Yılmaz, İl Emniyet Müdürü Necmettin Koç ve vatandaşlar katıldı.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:06 Konya’da oğulları tarafından öldürülen çift, son yolculuğuna uğurlandı Konya’da oğulları tarafından bıçaklanarak öldürülen çift, kılınan cenaze namazının ardından son yolculuklarına uğurlandı. Olay, dün öğle saatlerinde merkez Meram ilçesi Havzan Mahallesi Benekli Sokak üzerinde bulunan 3 katlı bir binada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, hukuk fakültesi öğrencisi olduğu öğrenilen 22 yaşındaki C.D. henüz belirlenemeyen nedenle annesi Nazife Çiğdem ve babası Gökhan Dinçer ile tartışmaya başladı. Tartışma sonrası C.D. mutfaktan aldığı bıçakla İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde memur olan anne ve babasını bıçaklayarak evden ayrıldı. Evlerine yakın bir parkta eli kanlı şekilde oturan kişi olduğu ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri elinin neden kanlı olduğunu sorması üzerine katil zanlısı C.D.’nin ’anne ve babamı öldürdüm, evdeler’ demesi üzerine eve polis ve sağlık ekiplerinin sevk edildiği ve ekiplerin adrese ulaşmasının ardından anne ve babayı kanlar içerisinde bulduğu öğrenildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinde Gökhan Dinçer ve eşi Nazife Çiğdem Dinçer’in hayatını kaybettiği belirlendi. Şüpheli C.D., ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü. Polis ekiplerinin olay yerindeki incelemesinin ardından karı-kocanın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere Konya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Burada yapılan otopsinin ardından ise cenaze yakınlarına teslim edildi. Nazife Çiğdem Dinçer ve Gökhan Dinçer için merkez Meram ilçesi Kurtuluş Mezarlığında öğle namazına müteakip cenaze namazı kılındı. Cenaze namazına ailenin yakınları, Konya Valisi İbrahim Akın, Meram Kaymakamı Bayram Yılmaz, İl Emniyet Müdürü Necmettin Koç ve vatandaşlar katıldı.
17 Mayıs 2026 Pazar - 12:11 "Dolaman kurdu" günde 60 bin liralık mantar buluyor KONYA (İHA) – Konya’nın Karapınar ilçesinde kilosu bin 500 ile bin 700 lira arasında değişen dolaman mantarından elde ettiği gelirle 2023’te araba alan Sait Alkış, 4 arkadaşıyla bir günde 150 kilo mantar buldu. İlçede yaşayan ve "Dolaman kurdu" lakabıyla tanınan 43 yaşındaki Sait Alkış, 25 yıldır trüf mantarı türü olan dolaman (kuzugöbeği, domalan, keme) topluyor. Tecrübesi sayesinde toprağın altındaki dolamanları kolayca tespit edebilen Alkış, diğer toplayıcılar günde en fazla 10 kilogram bulabilirken, el değmemiş arazileri gezerek günlük ortalama 40 kilograma ulaşabiliyor. "4 arkadaş 150-200 kilo dolaman topluyoruz" Dolaman mantarını 25 yıldır topladığını söyleyen Sait Alkış, "Yağışların yağmasıyla dolaman mantarını topluyoruz. 2007’de topladım. Araba, ev aldım. 2024’de topladım, arsa aldım. Bu yıl havaların yağışlı olmasından dolayı güzel oldu. Ankara, Polatlı, Yunak, Kırşehir, Eskişehir’de geziyoruz, kamp kuruyoruz, 3-4 gün kalıyoruz. 4 arkadaş 150-200 kilo dolaman topluyoruz. Günlük ise 35-40 kilogram dolaman topluyorum. Fiyatı da bin 500 – bin 700 lira değişiyor" dedi. "Toprağından ve arazisinden anlıyorum" Elindeki demirle dolamanın olduğu yeri tespit ettiğini belirten Alkış, "Toprağından ve arazinden anlıyorum. Türkiye’nin her tarafından sipariş geliyor. Vatandaşlara kargoluyoruz, gönderiyoruz. Bunun çok güzel böreği, közde kebabı, tavada kavurması, her çeşit güzel yemeği olur. Proteinli, çok yararlı bir mantar. Vatandaşların olmadığı yerde 1.5 kilogram civarında büyüklüğü olur. Bu sene de 25 Mart gibi başladık, bugüne kadar 2.5 ton civarında topladık" diye konuştu.
Uyuşturucu tacirlerinin ‘Bulamazlar’ dedikleri zulaları burunları ile patlatıyorlar
13 Aralık 2025 Cumartesi - 10:56 Uyuşturucu tacirlerinin ‘Bulamazlar’ dedikleri zulaları burunları ile patlatıyorlar Konya Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü Köpek Eğitim Merkezinde eğitimleri büyük titizlikle yapılan ‘hassas burunlu köpekler’ katıldıkları çeşitli operasyonlarla uyuşturucu tacirlerinin gizli zulalarını bularak ekibe büyük destek oluyor. Konya İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi Köpek Eğitim Merkezinde aldıkları eğitimlerin ardından görev yapmaya başlayan hassas burunlu köpekler, polislerin iş yükünü hafifletiyor. Operasyonlarda suçlulara karşı alınan başarılarda pay sahibi olan Giz, Felix, Atena ve Odin isimli hassas burunlu köpekler, Konya’nın il merkezi ve tüm ilçelerinde aralıksız çalışmalara katılarak zehir tacirlerinin ‘bulunmaz’ dedikleri zulaları bularak uyuşturucuyla mücadelede büyük rol oynuyor. "Ele geçirilen uyuşturucular, gençliğin zehirlenmesini önlediği için en başta bu bizi mutlu ediyor" Narkotik Şube Müdürlüğü Köpek Eğitim Merkezi sorumlusu polis memuru Sedat Yılmaz, "Öncelikle yapmış olduğumuz işin daha çok vicdani boyutu önemli. Çünkü yapmış olduğumuz yakalamalarda ele geçirilen uyuşturucular, gençliğin zehirlenmesini önlediği için en başta bizi bu mutlu ediyor. Birçok kişinin zehirlenmesinin önüne geçtiğimizi düşünüyorum. Daha sonra bunun iş boyutuna bakabiliriz, bir bebek gibi düşünebiliriz veya bir çocuk gibi. Yetiştirdiğiniz çocuk güzel şeyler yaptığında sizi nasıl mutlu ediyorsa köpeğimizin de bulmuş olduğu her madde bizi daha çok mutlu ediyor ve daha çok motive ediyor. Sadece Konya içerisinde değil, birçok ilde de görevlendirme aldık bu konuda. Bu tabii bizde gurur verici bir şey buradan kalkıp gittiğimiz yerde faydalı olabildiğimizi düşünüyoruz. Gerçekten gurur verici bir şey olduğunu düşünüyorum" dedi. "Sadece büyük operasyonlarda değil, normal çalışmalarda da ekip arkadaşlarımıza yardım etmeye çalışıyoruz" Özel eğitimli köpeklerin operasyonlara büyük katkı sağladığını anlatan polis memuru Sedat Yılmaz, "Köpeklerimizin operasyon çalışmalarında kesinlikle yüzde yüz katkı sağladığını düşünüyorum. Çünkü zaten narkotik madde arama köpeklerinin amacı bulunmayan yani zula diye tabir ettiğimiz bulması zor olan maddeleri burunları sayesinde bulunmasıyla ilgili bir olay. Mesela zaten göz önünde duran bir maddeyi normal insan da görebildiği için köpeğe ihtiyaç duyulmuyor. Daha çok saklanmış olan veya zula olarak tabir ettiğimiz gizli bölmelere saklanmış olan maddelerin bulunmasında biz yardımcı oluyoruz. Mesela takip ettiğimiz araçlar olur veya adres operasyonları, tek adresli evlere dahi köpek yardımıyla girebiliyoruz. Açıkçası sadece büyük operasyonlarda değil, normal çalışmalarda da ekip arkadaşlarımıza yardım etmeye çalışıyoruz elimizden geldiği kadar" şeklinde konuştu. Köpeklerin uyuşturucu bağımlısı olmadığını vurgulayan Yılmaz, "Birçok kişi bunu gerçekten yanlış biliyor. Bu köpeklerin aramış olduğu bir oyuncağı var. Bu oyuncağı ararken gizlenen uyuşturucuya duyarlı hale geliyor. Yani tamamen oyun odaklı gerçekleştiriyor. Tamamen topunu arıyor aramalarda" diye konuştu.
Konya, 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti oldu
12 Aralık 2025 Cuma - 13:38 Konya, 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti oldu Konya Büyükşehir Belediyesi, spor ve sürdürülebilir ulaşım alanındaki vizyoner yatırımlarının karşılığını uluslararası alanda bir kez daha aldı. Yükselen bisiklet kültürü ve artan bisiklet altyapısı yatırımları sayesinde Konya, Avrupa Spor Şehirleri ve Başkentleri Federasyonu (ACES) tarafından "2026 Avrupa Bisiklet Başkenti" ilan edildi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 2023 yılında Türkiye’de ilk Avrupa’da ise ikinci şehir olarak "Dünya Spor Başkenti" seçilmesinin ardından "2026 Avrupa Bisikleti Başkenti" ünvanını taşıyacak olmanın da mutluluğunu ve gururunu yaşadıklarını söyledi. Bu önemli ünvanın Konya’nın uzun yıllardır sürdürdüğü planlı ve kararlı çalışmaların bir sonucu olduğunu vurgulayan Başkan Altay, "Yıllardır hayata geçirdiğimiz bisiklet yolları, bisiklet tramvayı, bisiklet paylaşım sistemleri ve farkındalık projeleriyle bu alanda örnek bir şehir haline geldik. 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti ünvanı, şehrimizin uluslararası alandaki marka değerini daha da artıracaktır. Konya’nın bisiklet başarısı Avrupa’da tescillenmiştir. Bu önemli ünvanı almamızda emeği geçen ekip arkadaşlarıma ve bisiklet kültürünü benimseyen tüm Konyalı hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Konya’mız ve ülkemiz için hayırlı olsun" diye konuştu. Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen törenle takdim edildi Belçika’nın başkenti Brüksel’de, Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen törende Konya’ya verilen "2026 Avrupa Bisiklet Başkenti" ünvanı, Konya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ahmet Murat Koru’ya takdim edildi. Başkan Vekili Koru da törende yaptığı açıklamada, "Bugün Avrupa Bisiklet Başkenti olarak onurlandırılmamız, yıllardır süregelen çabalarımızı taçlandıran bir dönüm noktasıdır. Konya, bu ünvanı taşımakla kalmayacak; bisiklet kültürüne katkı sunmaya, iyi uygulamalar geliştirmeye ve şehirlerarasındaki iş birliğini güçlendirmeye devam edecektir" dedi. Konya, 2026 yılı boyunca Avrupa Komisyonu, UNESCO ve ACES iş birliğiyle düzenlenecek ulusal ve uluslararası etkinliklerle, bisiklet dostu şehir vizyonunu tüm dünyaya tanıtmayı hedefliyor.
Lastik alırken ve kullanırken ‘bir şey olmaz’ demeden önce kontrol edin
12 Aralık 2025 Cuma - 13:25 Lastik alırken ve kullanırken ‘bir şey olmaz’ demeden önce kontrol edin Kış lastiğinde kullanım zorunluluğu bu yıl 15 Kasım’da başlarken, hava şartlarının mevsim normallerinde seyretmesiyle sürücüler lastikçilerin yolunu tutmaya devam ediyor. Kış lastiğinin tercih edilen şartlara uygunluğu ve kullanımıyla ilgili tavsiyelerde bulunan uzmanlar, bayat lastik, hava oranları ve kullanım şartlarının hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Şehirlerarası yük ve yolcu taşıyan ticari araçlar için kış lastiği zorunluluğu 15 Kasım itibariyle başladı. Uygulama devam ederken, ticari olmayan araç sürücüleri de lastik değişimi için oto lastikçilere gitmeye devam ediyor. Konya’da hava sıcaklıklarının düşmesiyle kış lastiğinin kullanılmasını öneren lastikçi Osman Doğan, "Lastiklerin kış lastiği takılması gerekiyor. Çünkü havalar 10 derecenin altına düştüğü anda kış lastiği takmamız hem aracımızın sağlığı hem kendi sağlığımız için faydalı olur. Güvenli şekilde hareket etmemizi sağlar. Lastiklerin dişleri iyi görünse de kendisi bayat oluyor. Aracımıza lastiklerini takarken örneğin araba arkadan itişli ise arkaya 2 tane lastik takalım yeter diyorlar ama öyle bir durum yok ve kesinlikle 4 tekerleğe de kış lastiği takmamız zorunlu. Sebebi arkadan itişli bir araç, arkadan çekiyor ama fren hakimiyeti önde olduğu için yol tutuşu biraz daha yüksek performans sağlıyor" dedi. "Hava ayarları düşük olduğu zaman lastiklerin yol tutuşu sağlam olur düşüncesi kesinlikle yanlış" Lastikte doğru hava basıncının önemine değinen Osman Doğan, "Hava ayarı zaten lastiğin hayatıdır. Hava ayarları düşük olduğu zaman lastikler yol tutuşu sağlam olur düşüncesi var ama kesinlikle yanlış. Özellikle kış şartlarında yanlış bilinen gerçek; hava basıncı düşünce lastiğin yol tutuşu biraz daha artar düşüncesi. Lastiğin uygun hava seviyelerinde olması lazım. Lastik diş dediğimiz vakumların açılması gerekiyor ki yola tam temas olsun. Bir diğer konu ise balans ayarı. Aracımız normal yolda 100 -120 kilometre süratle giderken titreme yapıyor. Titreme zaten araca bir engel değil ama sürücüye tabii ki engel. Sürüş konforu için bu ayarların da düzenli olarak yapılmasını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Su, güneş gördüğünde lastik bayatlıyor" Araç lastiklerinin üretim tarihine dikkat çeken Doğan, "Lastik sıfır olduğu zaman lastiğin raf ömrü 10 yıldır. Uygun saklama şartlarında 10 yıl lastik takılabilir. Ama üretim tarihi 3-5 sene geçmiş lastikler ikinci el olarak satılır, bunlar bazen dışarıda düzenli olarak muhafaza edilmemiştir. Su, güneş gördüğünde lastiğimiz bayatlıyor. Diş vakum olsa da arabanın lastikleri yolu tutmuyor. Uygun saklama şartlarında lastiklerimizi muhafaza etmemiz gerekiyor, bunlar çok önemli hususlar. Lastiğin en büyük düşmanı su ve güneş. Lastiğin bakımında eğer müşterimiz kışlık, yazlık kullanıyorsa, lastikleri değiştirdiği zaman uygun saklama yapması lazım. Lastik mesela çivi batıyor, vida batıyor, lastiğin daha ömürlü olması için önemli olan nokta lastiğe fitil attırmamamız, içinden yama attırmamız gerekiyor. Lastiğin ömrünü zaten fitil kısaltır ve sıkıntı oluşturabilir. O yüzden bunlara müşterimizin dikkat etmesini rica ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Jant kırık veya kaynaklı olduğu zaman güvenli bir performans sağlamıyor" Doğan, jant bakımlarının da çok önemli olduğunu, jantlar eğik olduğu zaman sıkıntıya sebebiyet verdiğini belirterek, "Biz deformeleri boyattırarak giderebiliyoruz, yoksa farklı jantlar takabiliyoruz. Ama jantlarımız kırık veya kaynaklı olduğu zaman güvenli bir performans sağlamıyor. Lastiklerde hava inme yapıyor. İndikten sonra da zaten lastiklerimiz ölüyor. O yüzden jant bakımlarını da ihmal etmemeliyiz. Bakımlarını düzenli şekilde yaptırmalarını istiyoruz" diye konuştu.
Lastik alırken ve kullanırken ‘bir şey olmaz’ demeden önce kontrol edin
12 Aralık 2025 Cuma - 13:01 Lastik alırken ve kullanırken ‘bir şey olmaz’ demeden önce kontrol edin Kış lastiğinde kullanım zorunluluğu bu yıl 15 Kasım’da başlarken, hava şartlarının mevsim normalleri değerinde seyretmesiyle sürücüler lastikçilerin yolunu tutmaya devam ediyor. Kış lastiğinin tercih edilen şartlara uygunluğu ve kullanımıyla ilgili tavsiyelerde bulunan uzmanlar, bayat lastik, hava oranları ve kullanım şartlarının hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Şehirlerarası yük ve yolcu taşıyan ticari araçlar için kış lastiği zorunluluğu 15 Kasım itibariyle başladı. Uygulama devam ederken, ticari olmayan araç sürücüleri de lastik değişimi için oto lastikçilere gitmeye devam ediyor. Konya’da hava sıcaklıklarının düşmesiyle kış lastiğinin kullanılmasını öneren lastikçi Osman Doğan, "Lastiklerin kış lastiği takılması gerekiyor. Çünkü havalar 10 derecenin altına düştüğü anda kış lastiği takmamız hem aracımızın sağlığı hem kendi sağlığımız için faydalı olur. Güvenli şekilde hareket etmemizi sağlar. Vatandaşlar lastiğin dişleri iyi görünüyor gibi görüyor ama lastiklerin kendisi bayat oluyor. Ondan dolayı lastik değiştirmek istemiyorlar bazen ama kış lastikleri de vakumlu olduğu zaman yol tutuşu ve hakimiyet daha güzel oluyor. Aracımıza lastiklerini takarken örneğin araba arkadan itiş ise arkaya 2 tane lastik takalım yeter diyorlar ama öyle bir durum yok ve kesinlikle 4 tekerleğe de kış lastiği takmamız zorunlu. Sebebi arkadan itiş bir araç, arkadan çekiyor ama fren hakimiyeti önde olduğu için yol tutuşu biraz daha yüksek performans sağlıyor" dedi. "Hava ayarları düşük olduğu zaman lastiklerin yol tutuşu sağlam olur düşüncesi kesinlikle yanlış" Lastikte doğru hava basıncının önemine değinen Osman Doğan, "Hava ayarı zaten lastiğin hayatıdır. Hava ayarları düşük olduğu zaman lastikler yol tutuşu sağlam olur düşüncesi var ama kesinlikle yanlış. Özellikle kış şartlarında yanlış bilinen gerçek; hava basıncı düşünce lastiğin yol tutuşu biraz daha artar düşüncesi yanlış. Lastiğin uygun hava seviyelerinde olması lazım. Lastik diş dediğimiz vakumların açılması gerekiyor ki yola tam temas olsun. Bir diğer konu ise balans ayarı. Tabii ki aracımız normal yolda giderken, atıyorum 100 -120 kilometre süratlere çıkıyoruz ve titreme yapıyor. Titreme zaten araca bir engel değil ama sürücüye tabii ki engel. Sürüş konforu için bu ayarların da düzenli olarak yapılmasını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Su, güneş gördüğünde lastik bayatlıyor" Araç lastiklerinin üretim tarihine dikkat çeken Doğan, "Lastik sıfır olduğu zaman lastiğin raf ömrü 10 yıldır. Uygun saklama şartlarında 10 yıl lastik takılabilir. Ama üretim tarihi 3-5 sene geçmiş lastik vardır ikinci el olarak satılır, bunlar bazen dışarıda düzenli olarak muhafaza edilmemiştir. Su, güneş gördüğünde lastiğimiz bayatlıyor. Diş vakum olsa da dahi arabanın lastikleri yolu tutmuyor. O yüzden bayatlarına dikkat etmemiz gerekiyor. Uygun saklama şartlarında lastiklerimizi muhafaza etmemiz gerekiyor, bunlar çok önemli hususlar. Lastiğin en büyük düşmanı su ve güneş. Eğer ki uygun saklama şartlarında yaparsak herhangi bir sıkıntımız olmaz, kullanabilirler. Lastiğin bakımında eğer müşterimiz kışlık, yazlık kullanıyorsa, lastikleri değiştirdiği zaman uygun saklama yapması lazım. Lastik mesela çivi batıyor, vida batıyor, lastiğin daha ömürlü olması için önemli olan nokta lastiğe fitil attırmamamız, içinden yama attırmamız gerekiyor. Lastiğin ömrünü zaten fitil kısaltır ve sıkıntı oluşturabilir. O yüzden bunlara müşterimizin dikkat etmesini rica ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Jant kırık veya kaynaklı olduğu zaman güvenli bir performans sağlamıyor" Doğan, jant bakımlarının da çok önemli olduğunu, jantlar eğik olduğu zaman sıkıntıya sebebiyet verdiğini belirterek, "Biz deformeleri boyattırarak giderebiliyoruz, yoksa farklı jantlar takabiliyoruz. Ama jantlarımız kırık veya kaynaklı olduğu zaman güvenli bir performans sağlamıyor. Lastiklerde hava inme yapıyor. İndikten sonra da zaten lastiklerimiz ölüyor. O yüzden jant bakımlarını da ihmal etmemeliyiz. Bakımlarını düzenli şekilde yaptırmalarını istiyoruz" diye konuştu.
Başkan Öztürk: "Şehrimizin üretim kabiliyeti büyük fırsatlar sunuyor"
12 Aralık 2025 Cuma - 12:04 Başkan Öztürk: "Şehrimizin üretim kabiliyeti büyük fırsatlar sunuyor" Güçlü üretim altyapısıyla ülkemizin en önemli ihracatçılarından olan Konya’nın özellikle makine ve takım tezgahları sektöründeki başarısının önemli olduğunu söyleyen Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, "Konya’nın makine üretim kabiliyeti, küresel alanda sektörümüz için stratejik fırsatlar oluşturmaktadır" dedi. Konya Ticaret Odasında (KTO) Meslek Komiteleri ile istişare toplantıları devam ediyor. Sektörlerin sorunlarının ve çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı istişare toplantıları kapsamında 37. Makine ve Takım Tezgahları İmalatı Meslek Komitesi ile istişare toplantısı gerçekleştirildi. Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen istişare toplantısına Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk başkanlık ederken, toplantıda sektörün sorunları ele alındı, üyelerin öneri ve talepleri dinlendi. Konya’nın üretim çeşitliliği fırsatlar sunuyor Makine imalat sanayinin Türkiye’nin en rekabetçi sektörlerinden biri olduğunu belirten Başkan Öztürk, Konya’nın bu alandaki gücüne dikkat çekti. Takım tezgahları özelinde Türkiye’nin; Avrupa’nın en büyük 6’ncı, dünyanın en büyük 14. üreticisi konumunda olduğunu ifade eden Başkan Öztürk, "Güçlü üretim altyapısıyla ülkemizin en önemli ihracatçılarından olan şehrimiz ise, Türkiye’nin toplam makine ihracatında yüzde 10’un üzerinde pay almaktadır. Konya’da özellikle; takım tezgahları, işleme makineleri, tarım makineleri, endüstriyel üretim hatları, otomasyon sistemleri gibi alanlarda güçlü bir sanayi altyapısı bulunmaktadır. Konya makine sektörü; 160’tan fazla ülkeye ihracat yapmakta, teknolojik dönüşüme açık, Ar-Ge yatırımları artan, Avrupa standartlarında üretim kabiliyetine sahip bir yapı sergilemektedir. Sektördeki küresel dönüşüm, Konya’nın makine üretim kabiliyetiyle birleştiğinde sektörümüz için stratejik fırsatlar oluşturmaktadır" dedi. "Komite olarak sektörün sorunlarına çözüm arıyoruz" KTO 37. Hizmete Yönelik Makine ve Takım Tezgahları İmalatı Meslek Komitesi Başkanı Mustafa Emrah Elmalı da yaptığı konuşmada, komite olarak yürüttükleri faaliyetlerler hakkında biilgiler verdi. Sektörel sorunlara çözüm aradıklarını dile getiren Elmalı, yürüttükleri çalışmalara verdikleri destekten dolayı KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk ve Yönetim Kurulu Üyelerine teşekkür etti. Konuşmaların ardından KTO üyelerine söz verilerek, sektörlerinde yaşanılan sorunlar ve çözüm önerileri dinlendi, sektörün geleceği konusunda istişarelerde bulunuldu.
Kanser tedavisinde en önemli adım erken tanı
12 Aralık 2025 Cuma - 11:19 Kanser tedavisinde en önemli adım erken tanı Kanser vakaları dünya genelinde hızla artarken uzmanlar, hastalıkta hayat kurtaran en önemli adımın erken tanı olduğu konusunda uyarıyor. Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Uzman Dr. Aziz Kurtuluş, dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon yeni kanser tanısı alan hasta bulunduğunu belirterek, tarama ve kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Dünyada her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine sebep olan kanser hastalığı, hızla artan vaka sayılarıyla küresel bir sağlık tehdidi olmaya devam ediyor. Hastalıkta en kritik unsurun erken tanı olduğuna dikkat çeken uzmanlar, toplumun tarama programlarına yönelmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar özellikle sigara, alkol, obezite, hareketsizlik, radyasyon gibi çevresel etkenlerin giderek arttığını, kanserin artık sadece ileri yaşlarda değil, daha genç kişilerde de görüldüğünü belirtiyor. Kanserin vücutta kontrolsüz bir şekilde çoğalan hücrelerin ve bunun tamir mekanizmalarında bozulma sonucu oluşan genel bir hastalık türü olduğunu söyleyen Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Uzman Dr. Aziz Kurtuluş, "Kanser tüm dünyada hızla artış gösteriyor. Dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon yeni tanı alan hasta bulunuyor. Bunlardan da her yıl yaklaşık 10 milyon kişi hayatını bu hastalıktan dolayı kaybediyor. Dünyada ölüme bağlı nedenlerde kalp hastalıklarından sonra ikinci en sık hastalık kanser hastalığı. Bu nedenle de erken tanı bu hastalıkta önemli. Burada tanıda ve etiyolojide nedenleri açısından bakacak olursak özellikle çevresel ve genetik faktörler rol oynuyor. Çevresel faktörlerde de sigara, alkol, obezite, hareketsizlik, radyasyon, bazı enfeksiyöz nedenler rol alıyor. Tanıda da daha çok şikayet olarak hastalarımıza halsizlik, kilo kaybı, iştahsızlık, bulantı, kusma, vücudun herhangi bir yerden olan kanamalar, daha çok şikayetler bu şekilde oluyor. Bu tür şikayetleri olan hastaların vakit kaybetmeden en yakın sağlık merkezine başvurmaları gerekmektedir" dedi. Erken tanı için tarama ve kontroller önemli Şikayet olmasa da özellikle tarama ve erken tanı açısından KETEM’de 3 kanser türünde tarama yapıldığını belirten Uzman Dr. Aziz Kurtuluş, "Bunlardan birincisi meme kanseri. 40 yaş sonrasında kadınlarda yıllık klinik meme muayenesi ve 2 yılda bir mamografi kontrolü, rahim ağzı kanseri açısından da 30 yaş sonrasında özellikle 5 yılda bir smear testi ve HPV DNA testi yapılmaktadır. Yine kolorektal kanserler açısından yani kalın bağırsak kanserleri açısından da 50 yaş sonrasında 2 yılda bir gaita gizli kan testi yapılmaktadır. Bunları erken tanı açısından, şikayeti olmasa da kişilerin yaptırması gerekiyor. Tedavi açısından da cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormonoid tedaviler gündeme geliyor. Biz, Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde güncel tedavileri uygulayabilmekteyiz. Onkoloji Kliniğimiz de burada mevcut. Orada da radyoterapi hizmeti veriliyor. Teşhis amaçlı da kan tahlilleri, röntgen, ultrason, tomografi, MR gibi görüntüleme yöntemleri yapılabilmektedir. Kesin tanı amaçlı biyopsi bizim için önemli. Patoloji tarafından kanser tanısı kesin olarak orada konulmaktadır. Bunun dışında yine son dönemlerde olan genetik ve moleküler testler de özellikle kanser tanısında ve tedavi konusunda bize yardımcı olmaktadır. Hedefe yönelik tedaviler dediğimiz sağlıklı hücrelere etki etmeyen, kanser hücreleriyle savaşan tedaviler açısından da bu testler önem arz ediyor" ifadelerini kullandı. "Kanser, çevresel faktörlerin etkisiyle daha erken yaşlarda gözükebiliyor" Koruyucu önlemler açısından çevresel nedenlerden uzak durmak gerektiğini ifade eden Uzman Dr. Aziz Kurtuluş, "Sigarayı bırakmak, alkolü bırakmak, düzenli egzersiz, uygun bir diyet programı ve erken tanı, tarama açısından da KETEM’lerde bu taramalarımızı yaptırmamız kanser hastalığını önlemek açısından büyük rol oynuyor. Tıp onkolojisi olarak daha çok 18 yaş ve üstüne hizmet vermekteyiz. Kanser hastaları daha çok 50 yaş ve sonrasında görülmekte ama artık günümüzde çevresel faktörlerin etkisiyle daha erken yaşlarda gözükebiliyor. Çocukluk çağında da maalesef bu hastalık ortaya çıkmakta ama orada daha çok genetik faktörler rol oynamakta. O tür durumlarda çocukta belirti, şüpheli bir durum olduğu zaman en erken dönemde yine sağlık merkezine başvurmakta fayda var" diye konuştu.
Kanser tedavisinde en önemli adım erken tanı
12 Aralık 2025 Cuma - 11:12 Kanser tedavisinde en önemli adım erken tanı Kanser vakaları dünya genelinde hızla artarken uzmanlar, hastalıkta hayat kurtaran en önemli adımın erken tanı olduğu konusunda uyarıyor. Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümünden Uzman Dr. Aziz Kurtuluş, dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon yeni kanser tanısı alan hasta bulunduğunu belirterek, tarama ve kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Dünyada her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine sebep olan kanser hastalığı, hızla artan vaka sayılarıyla küresel bir sağlık tehdidi olmaya devam ediyor. Hastalıkta en kritik unsurun erken tanı olduğuna dikkat çeken uzmanlar, toplumun tarama programlarına yönelmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, özellikle sigara, alkol, obezite, hareketsizlik, radyasyon gibi çevresel etkenlerin giderek arttığını, kanserin artık sadece ileri yaşlarda değil, daha genç kişilerde de görüldüğünü belirtiyor. Kanserin vücutta kontrolsüz bir şekilde çoğalan hücrelerin ve bunun tamir mekanizmalarında bozulma sonucu oluşan genel bir hastalık türü olduğunu söyleyen Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümünden Uzman Dr. Aziz Kurtuluş, "Kanser tüm dünyada hızla artış gösteriyor. Dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon yeni tanı alan hasta bulunuyor. Bunlardan da her yıl yaklaşık 10 milyon kişi hayatını bu hastalıktan dolayı kaybediyor. Dünyada ölüme bağlı nedenlerde kalp hastalıklarından sonra ikinci en sık hastalık kanser hastalığı. Bu nedenle de erken tanı bu hastalıkta önemli. Burada tanıda ve etiyolojide nedenleri açısından bakacak olursak özellikle çevresel ve genetik faktörler rol oynuyor. Çevresel faktörlerde de sigara, alkol, obezite, hareketsizlik, radyasyon, bazı enfeksiyöz nedenler rol alıyor. Tanıda da daha çok şikayet olarak hastalarımıza halsizlik, kilo kaybı, iştahsızlık, bulantı, kusma, vücudun herhangi bir yerden olan kanamalar, daha çok şikayetler bu şekilde oluyor. Bu tür şikayetleri olan hastaların vakit kaybetmeden en yakın sağlık merkezine başvurmaları gerekmektedir" dedi. Erken tanı için tarama ve kontroller önemli Şikayet olmasa da özellikle tarama ve erken tanı açısından KETEM’de 3 kanser türünde tarama yapıldığını belirten Uzman Dr. Aziz Kurtuluş, "Bunlardan birincisi meme kanseri. 40 yaş sonrasında kadınlarda yıllık klinik meme muayenesi ve 2 yılda bir mamografi kontrolü, rahim ağzı kanseri açısından da 30 yaş sonrasında özellikle 5 yılda bir smear testi ve HPV DNA testi yapılmaktadır. Yine kolorektal kanserler açısından yani kalın bağırsak kanserleri açısından da 50 yaş sonrasında 2 yılda bir gaita gizli kan testi yapılmaktadır. Bunları erken tanı açısından, şikayeti olmasa da kişilerin yaptırması gerekiyor. Tedavi açısından da cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormonoid tedaviler gündeme geliyor. Biz, Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesinde güncel tedavileri uygulayabilmekteyiz. Onkoloji Kliniğimiz de burada mevcut. Orada da radyoterapi hizmeti veriliyor. Teşhis amaçlı da kan tahlilleri, röntgen, ultrason, tomografi, MR gibi görüntüleme yöntemleri yapılabilmektedir. Kesin tanı amaçlı biyopsi bizim için önemli. Patoloji tarafından kanser tanısı kesin olarak orada konulmaktadır. Bunun dışında yine son dönemlerde olan genetik ve moleküler testler de özellikle kanser tanısında ve tedavi konusunda bize yardımcı olmaktadır. Hedefe yönelik tedaviler dediğimiz sağlıklı hücrelere etki etmeyen, kanser hücreleriyle savaşan tedaviler açısından da bu testler önem arz ediyor" ifadelerini kullandı. "Kanser, çevresel faktörlerin etkisiyle daha erken yaşlarda gözükebiliyor" Koruyucu önlemler açısından çevresel nedenlerden uzak durmak gerektiğini ifade eden Uzman Dr. Aziz Kurtuluş, "Sigarayı bırakmak, alkolü bırakmak, düzenli egzersiz, uygun bir diyet programı ve erken tanı, tarama açısından da KETEM’lerde bu taramalarımızı yaptırmamız kanser hastalığını önlemek açısından büyük rol oynuyor. Tıp onkolojisi olarak daha çok 18 yaş ve üstüne hizmet vermekteyiz. Kanser hastaları daha çok 50 yaş ve sonrasında görülmekte ama artık günümüzde çevresel faktörlerin etkisiyle daha erken yaşlarda gözükebiliyor. Çocukluk çağında da maalesef bu hastalık ortaya çıkmakta ama orada daha çok genetik faktörler rol oynamakta. O tür durumlarda çocukta belirti, şüpheli bir durum olduğu zaman en erken dönemde yine sağlık merkezine başvurmakta fayda var" diye konuştu. (TH-FM-