ÇEVRE - 07 Ağustos 2025 Perşembe 11:37

Nesli tükenme tehlikesi altındaki kara leylekler, Bozkır’da görüntülendi

A
A
A
Nesli tükenme tehlikesi altındaki kara leylekler, Bozkır’da görüntülendi

Konya’nın Bozkır ilçesinde nesli koruma altında olan kara leylekler, doğal yaşam alanlarında görüntülendi.


Bozkır’ın Aygırdibi mevkiinde her sabah gözlemlenen kara leylekler, uzun kırmızı gagaları ve zarif yapılarıyla dikkat çekiyor. Bozkır’ın Karacahisar Mahallesi Muhtarı Numan Şimşek, "Kara leylekler her yıl bir aile olarak geliyor ve sonbahara kadar burada kalıyor. Piknikçilerin olmadığı sabah saatlerinde bölgenin keyfini çıkarıyorlar. Son 3-4 yıldır ilçemizin sürekli misafirleri haline geldiler" dedi.


Nesli tehlike altındaki bu türün korunması için doğal yaşam alanlarının bozulmaması gerektiğine dikkat çeken yetkililer, kara leyleklerin gözlemlenmesinin bölgenin ekolojik zenginliğini gösterdiğini ifade etti.



Nesli tükenme tehlikesi altındaki kara leylekler, Bozkır’da görüntülendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken: "7 bin 00 prim günü esnafın en büyük beklentisi" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Bağ-Kur’lu esnafın prim gün sayısının 7 bin 200’e düşürülmesine yönelik beklentinin artık karşılanması gerektiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sosyal Güvenlik Kurumu kurulalı hayli zaman geçti. Buradaki norm birliğinin sağlanmasıyla ilgili emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kurluların müşterek aynı çatının altında, aynı standarda dahil hizmet almaları aynı kalitede hizmet alırken de sosyal devletin içeriklerine uygun emeklilik aylıkları. Bu emeklilik aylığının yanı sıra prim gün sayısı bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman önemli. Bağ-Kurluların hakikaten beklentisi bir türlü yerine getirilemedi. Ülkemiz önemli bir ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya kaldı. Yüksek enflasyon seyretmesi bunları belki de 7 bin 200 güne norm birliğiyle düşürülmesi mümkün olacaktı. Ancak olmadı. Hala Sosyal Güvenlik Kurumu’nda 9 bin gün Bağ-Kurlular, 7 bin 200 gün SSK’lılar biliyorsunuz devlet memurunda yaş haddiyle. Şimdi hem ödedikleri prim yüksek. Hem aynı şekilde yine devlet memurlarınınki devletimiz karşılıyor. SSK’da çalıştıkları iş yerlerinin sahipleri tarafından karşılıyor. Bağ-Kurlular dükkandaki satmış oldukları emtialardan kazanacak ki götürüp yatırsın. Birçoğu da borçlu" dedi. "Esnafın yıllardır beklediği düzenleme artık hayata geçmeli" TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini ifade eden Palandöken, "Cumhurbaşkanımız bu yılın sonuna kadar bunların sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmamasıyla ilgili talimatıyla doktora gidebiliyoruz. Hastaneye gidebiliyoruz. Ancak ilaç alamıyoruz. Niye SSK’ya yani sisteme borcumuz görünüyor. Yatıramadığımız primler görünüyor. Tabii ki yatırmak istiyoruz. Sağlığımızın düzelmesi için de tedavi olmak için de ilacın lazım olduğunu biliyoruz. Onun için bir kolaylık yapılıp 7 bin 200 gün meselesi hakikaten sadece esnaf açısından değil yaklaşık neredeyse nüfusumuzun üçte birinin bu hizmet aldığı alanda bu konuda destek bekliyor. Bir makul süreye yayılıp hem borçların ödenmesiyle ilgili aynı şekilde bu norm birliğinin sağlandığı düzenlemedeki işlerin birlikte yapılmasının gerekliliğini anlıyoruz. Bu inşallah ki bu yasama döneminde kanunlaşır. Vatandaşlarımız da bu haksızlıktan kurtulur diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
İstanbul YKS’ye günler kala kritik uyarı: "Fark oluşturan detaylar son günlerde saklı" Aday İlişkileri ve Tanıtım Direktörü Gonca Kırpıkoğlu, YKS’ye sayılı günler kala adayların en sık yaptığı 5 kritik hataya dikkat çekti ve sınav öncesi sürece ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Milyonlarca adayın katılacağı 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS), 20-21 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek. Sınava artık sayılı günler kala öğrenciler kadar ailelerde de heyecan ve stres giderek artıyor. Uzun bir hazırlık sürecinin ardından adaylar son viraja girerken, özellikle bu dönemde yapılan küçük hatalar sınav performansını doğrudan etkileyebiliyor. İstanbul Arel Üniversitesi Aday İlişkileri ve Tanıtım Direktörü Gonca Kırpıkoğlu, sınav öncesindeki son günlerin doğru yönetilmesinin büyük önem taşıdığını belirterek adayların en sık yaptığı 5 hataya dikkat çekti ve sürecin daha sağlıklı yönetilmesine yönelik önerilerini paylaştı. En sık yapılan 5 hata ve kritik öneriler Gonca Kırpıkoğlu, sınava kısa süre kala adayların özellikle psikolojik ve fiziksel dengelerini korumalarının büyük önem taşıdığını belirterek en sık yapılan hataları şu şekilde sıraladı: 1. Yeni konulara yönelmek "Bu süreçte sıfırdan yeni konu çalışmak çoğu öğrencide kaygıyı artırabiliyor. Son günlerde yeni konular yerine tekrar çalışmalarına, deneme analizlerine ve eksik görülen noktalara odaklanmak çok daha verimli olacaktır." 2. Uyku ve beslenme düzenini değiştirmek "Gece geç saatlere kadar ders çalışmak zihinsel performansı olumsuz etkileyebilir. Öğrencilerin sınav gününe kadar uyku düzenlerini korumaları ve biyolojik saatlerini sınav saatine göre planlamaları önemli. Ayrıca daha önce denenmemiş ağır yiyeceklerden uzak durulmalı." 3. Net sayılarına ve kıyaslamalara fazla odaklanmak "Son denemelerde istenilen sonuçlar alınamayabiliyor. Ancak denemelerin amacı eksikleri görmek ve süreci doğru yönetmektir. Öğrencilerin kendilerini başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişimlerine odaklanmaları gerekiyor." 4. Sınav stratejisini son anda değiştirmek "Aylardır uygulanan soru çözüm sırası ve sınav stratejisinin son günlerde değiştirilmesi öğrencinin dikkatini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle adayların alışık oldukları düzeni korumaları daha sağlıklı olacaktır." 5. Kaygıyı tamamen yok etmeye çalışmak "Belirli düzeyde kaygı sınav sürecinin doğal bir parçasıdır. Önemli olan kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değil, doğru yönetebilmektir. Nefes egzersizleri, kısa yürüyüşler ve zihni rahatlatacak aktiviteler bu süreçte faydalı olabilir." Kırpıkoğlu, öğrencilerin son günlerde kendilerine gereğinden fazla yüklenmek yerine bugüne kadar verdikleri emeğe güvenmeleri gerektiğini belirterek "YKS önemli bir sınav ancak tek başına hayatın tamamını belirleyen bir süreç değil. Bu nedenle adayların son günlerde kaygıya değil, düzenli uykuya, doğru planlamaya ve psikolojik dengeye odaklanmaları büyük önem taşıyor. Sınav öncesindeki süreci doğru yönetmek, sınav anındaki performansı doğrudan etkileyebilir" ifadelerini kullandı.
İstanbul İstanbul Boğazından yunus sürüsüyle Kurban bayramı manzarası Kurban Bayramı tatilinde İstanbul Boğazı’nda oluşan turkuaz renkli deniz manzarası ile yunus sürülerinin kartpostallık görüntüler oluşturdu. Tarihi yarımada açıklarında görülen yunuslar, zaman zaman gemilerle yarışır gibi yüzdükleri o anlar havadan görüntülendi. Kurban Bayramı’nın ikinci gününde İstanbul’da etkili olan açık ve güneşli hava Boğaz’da eşsiz manzaraların ortaya çıkmasına neden oldu. Karadeniz ve Marmara Denizi arasındaki geçiş noktası olan İstanbul Boğazı’nda deniz suyu birçok noktada turkuaz renge büründü. Havadan çekilen görüntülerde özellikle tarihi yarımada açıklarında oluşan turkuaz renk tonları dikkat çekti. Uzmanlar, her yıl ilkbahar sonundan yaz aylarına kadar görülen bu doğa olayının güneş ışınlarının deniz yüzeyine geliş açısı, suyun berraklığı, plankton yoğunluğundaki değişimler ve Boğaz’ın çift yönlü akıntı sistemi nedeniyle oluştuğunu belirtiyor. Karadeniz’den gelen üst akıntı ile Marmara Denizi’nden gelen alt akıntının oluşturduğu farklı su yapıları da denizin renginin yer yer turkuaz görünmesine neden oluyor. Turkuaz sularda yunus şöleni Boğazın turkuaz sularında ortaya çıkan yunus sürüsü ise izleyenlere görsel şölen sundu. Havadan görüntülenen yunuslar sürü halinde ilerlerken zaman zaman su yüzeyine çıkarak nefes aldı. Bazı yunusların gemilerin ön kısmında oluşan dalgalarla birlikte yüzdüğü görüldü. Tarihi yarımada açıklarında seyreden bir yük gemisinin önünde yunuslar, gemiyle yarışır gibi hareket etti. Su yüzeyinde peş peşe sıçrayarak ilerleyen yunuslar dron kamerasına yansıdı. Görüntülerde birden fazla yunusun birlikte hareket ettiği ve turkuaz renkteki deniz üzerinde belirgin şekilde seçildiği görüldü. Bayram tatilinde kartpostallık manzara İstanbul’un simge yapılarının yer aldığı tarihi yarımada silueti önünde görüntülenen yunuslar, martılar ve turkuaz renkli Boğaz manzarası bayram tatiline ayrı bir güzellik kattı. Bir yanda İstanbul’un tarihi yapıları, diğer yanda masmavi ve turkuaz tonlara bürünen deniz ile yunus sürülerinin oluşturduğu görüntüler görenleri hayran bıraktı. İstanbul Boğazı’nda her yıl belirli dönemlerde görülen turkuaz renkli deniz görüntüsü ile yunusların oluşturduğu doğal şölen, Kurban Bayramı’nda ortaya çıkan en dikkat çekici manzaralardan biri oldu.
Karaman Uzmanından cilt kanseri ve güneşten korunma uyarısı Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, cildimizin en değerli giysimiz olduğunu belirterek, "Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz" dedi. Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık ayı kapsamında cilt kanserleri ve güneşten korunma yöntemlerine dair uyarılarda bulundu. Cildin dış etmenlere karşı vücudu koruyan en önemli bariyerlerden biri olduğunu belirten Gülel, özellikle Mayıs ayından itibaren güneş ışınlarının ve ultraviyole (UV) radyasyonun etkisini artırdığına dikkat çekti. Deri kanserlerinin sık görülen bir tür olduğunu ve melanom ile melanom dışı olarak iki başlıkta ele alındığını aktaran Gülel, "Benlerimiz, yeni oluşan renkli lekeler ve ciltte meydana gelen değişiklikler mutlaka takip edilmelidir. Benlerimizi zaman zaman kontrol etmeli, yılda en az bir kez de cilt doktorumuza başvurmalıyız. Özellikle tarım işçileri ve güneş altında uzun süre çalışan kişilerde deri kanserleri daha sık görülebilmektedir. Bu nedenle bu kişilerin de düzenli takip yaptırması önemlidir" dedi. "Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir" Güneşten korunma noktasında doğru bilinen yanlışlara değinen ve basit ama etkili önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Gülel, şunları kaydetti: "Özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneş altında uzun süre kalmamalıyız. Eğer güneş altında kalmamız gerekiyorsa mutlaka güneş koruyucu kullanmalıyız. Güneş koruyucular fiziksel ve kimyasal olarak ikiye ayrılır. Fiziksel koruyucular dışarı çıkmadan hemen önce kullanılabilirken, kimyasal koruyucular güneşe çıkmadan yaklaşık yarım saat önce sürülmelidir. Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Genellikle yapılan yanlışlardan biri, güneş koruyucunun bir kez sürülmesinin yeterli olduğunu düşünmektir. Oysa koruyucunun düzenli aralıklarla tazelenmesi gerekir. Yaşımıza ve cilt yapımıza uygun güneş koruyucu seçmeliyiz. Az miktarda kullanıldığında yeterli koruma sağlamaz. Genellikle yüz bölgesi için beş parmak ucu kadar güneş koruyucu kullanılması önerilmektedir." "Cildimiz, en değerli giysimizdir" Fiziksel korunmanın ve rutin kontrollerin önemine de değinen Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Gülel, "Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz. Özellikle yaz döneminde birkaç haftada bir bütün cildimizi kontrol etmeliyiz. Yeni oluşan benler, lekeler, kanamalı ya da iyileşmeyen lezyonlar görüldüğünde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Açık tenli, çillenmeye yatkın cilt yapısına sahip kişilerin daha dikkatli olması gerekir. Cilt kanserlerinde güneş en önemli etkenlerden biridir. Cildimiz çok önemlidir. En değerli organımız, en değerli giysimizdir. Aslında ona yatırım yaparsak kendimize de yatırım yapmış oluruz" diye konuştu.