ÇEVRE - 28 Mayıs 2026 Perşembe 09:35

İstanbul Boğazından yunus sürüsüyle Kurban bayramı manzarası

A
A
A
İstanbul Boğazından yunus sürüsüyle Kurban bayramı manzarası

Kurban Bayramı tatilinde İstanbul Boğazı’nda oluşan turkuaz renkli deniz manzarası ile yunus sürülerinin kartpostallık görüntüler oluşturdu. Tarihi yarımada açıklarında görülen yunuslar, zaman zaman gemilerle yarışır gibi yüzdükleri o anlar havadan görüntülendi.


Kurban Bayramı’nın ikinci gününde İstanbul’da etkili olan açık ve güneşli hava Boğaz’da eşsiz manzaraların ortaya çıkmasına neden oldu. Karadeniz ve Marmara Denizi arasındaki geçiş noktası olan İstanbul Boğazı’nda deniz suyu birçok noktada turkuaz renge büründü. Havadan çekilen görüntülerde özellikle tarihi yarımada açıklarında oluşan turkuaz renk tonları dikkat çekti. Uzmanlar, her yıl ilkbahar sonundan yaz aylarına kadar görülen bu doğa olayının güneş ışınlarının deniz yüzeyine geliş açısı, suyun berraklığı, plankton yoğunluğundaki değişimler ve Boğaz’ın çift yönlü akıntı sistemi nedeniyle oluştuğunu belirtiyor. Karadeniz’den gelen üst akıntı ile Marmara Denizi’nden gelen alt akıntının oluşturduğu farklı su yapıları da denizin renginin yer yer turkuaz görünmesine neden oluyor.



Turkuaz sularda yunus şöleni


Boğazın turkuaz sularında ortaya çıkan yunus sürüsü ise izleyenlere görsel şölen sundu. Havadan görüntülenen yunuslar sürü halinde ilerlerken zaman zaman su yüzeyine çıkarak nefes aldı. Bazı yunusların gemilerin ön kısmında oluşan dalgalarla birlikte yüzdüğü görüldü. Tarihi yarımada açıklarında seyreden bir yük gemisinin önünde yunuslar, gemiyle yarışır gibi hareket etti. Su yüzeyinde peş peşe sıçrayarak ilerleyen yunuslar dron kamerasına yansıdı. Görüntülerde birden fazla yunusun birlikte hareket ettiği ve turkuaz renkteki deniz üzerinde belirgin şekilde seçildiği görüldü.



Bayram tatilinde kartpostallık manzara


İstanbul’un simge yapılarının yer aldığı tarihi yarımada silueti önünde görüntülenen yunuslar, martılar ve turkuaz renkli Boğaz manzarası bayram tatiline ayrı bir güzellik kattı. Bir yanda İstanbul’un tarihi yapıları, diğer yanda masmavi ve turkuaz tonlara bürünen deniz ile yunus sürülerinin oluşturduğu görüntüler görenleri hayran bıraktı.


İstanbul Boğazı’nda her yıl belirli dönemlerde görülen turkuaz renkli deniz görüntüsü ile yunusların oluşturduğu doğal şölen, Kurban Bayramı’nda ortaya çıkan en dikkat çekici manzaralardan biri oldu.



İstanbul Boğazından yunus sürüsüyle Kurban bayramı manzarası

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.