Yerel Haberler
Kocaeli
Çarşının 10 kiloluk Prens’i 26 Nisan 2026 Pazar - 10:00:54 Kocaeli’de 7 yıl önce uğradığı köpek saldırısında ağır yaralanan ve esnafın şefkatiyle hayata tutunan 10 yaşındaki kedi ’Prens’, 10 kiloluk cüssesi ve sevimliliğiyle İzmit çarşısının ilgi odağı oldu. Asıl yuvası olan çanta dükkanının kepenkleriyle her sabah güne başlayan Prens, gün boyu diğer esnafı da dükkanlarında ziyaret ederek tüm çarşıya sevgi dağıtıyor. Yaklaşık 7 yıl önce sokak köpeklerinin saldırısı sonucu ağır yaralanan ve geçirdiği ameliyatlarla hayata tutunan kediye, İzmit’te çanta dükkanı işletmecisi Fikret Uslu kucak açtı. 10 kilogram ağırlığındaki "Prens", gününü Uslu’nun dükkanında ve çarşıdaki diğer esnafı ziyaret ederek geçiriyor. Peynircisinden kasabına kadar herkesin tanıdığı kedi, boynunda taşıdığı kocaman ’P’ harfli kolyesiyle esnaf ve müşterilerden yoğun ilgi görüyor. Çarşı esnafının ortak değeri haline gelen Prens, bu sevimli görünümüyle dükkanın önünde kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenlerin de odak noktası oluyor. "O sesleniş, o sesleniş oldu" İşletmeci Fikret Uslu, Prens ile 7 yıl önce dükkanın karşısında tesadüfen karşılaştıklarını ve seslenmesi üzerine yanına gelen kedinin bir daha yanından ayrılmadığını söyledi. Uslu, "Prens’e 7 yıl önce başkası bakıyordu. Bakan kişi iş değişikliği yaptı. Ben mağazamın karşısından ’Prens’ diye kendisine seslendim. O sesleniş, o sesleniş oldu. Sonra yanıma geldi ve bir daha gitmedi. Benim yanıma gelmeden önce Prens’e köpekler saldırmıştı, karın altında ağır yarası vardı. Tabii onlar da can. Kendi alanlarını korumak için bunu yapıyorlar. Prens o saldırıdan sonra büyük ameliyatlar geçirdi. Ameliyatlardan sonra Rabbim ona bir daha ömür biçerek bize bahşetti. O gün bugündür kapımızın önünden ayrılmıyor. Ayrılsa da kapı komşumuza gidiyor, geliyor" dedi. "Sabah kepengi açtıktan sonra bizimle beraber mesaiye başlıyor" Kedinin hayatlarında önemli bir yer edindiğini belirten Uslu, "Prens’in bizden fazla istediği bir şey yok. Mağazamızda uyuyor. Akşamları dükkanı kapatıyoruz. Dükkanda maması, suyu, tuvalet kabı her şeyi hazır vaziyette bekliyor. Akşam saatlerinde istirahate geçiyor. Sabah kepengi açtıktan sonra bizimle beraber mesaiye başlıyor. Kendisi de çanta dükkanımızın bir ferdi oldu" diye konuştu. "Esnaf ile dostane ilişkiler kurdu" Uslu, Prens’in çarşıdaki diğer esnafla da dostane ilişkiler kurduğunu anlatarak, "Seveni çok. Prens’e burada bakan birçok esnaf ve müşteriler var. Allah hepsinden razı olsun. Kimsenin Prens’i elinin tersiyle ittiğini görmedim. Kendisine sevgiyle bakıyorlar. Kolyesini bir esnaf arkadaşım yaptı. Sabahları benden rızkını alır, peynircimize gider rızkını alır, ondan sonra kasaba gider, orada da rızkını alır. Bu şekilde dolaşır ama dönüp dolaşıp yine kapımızda bekler. Bazen de sıkılabiliyor tabii, sevgi de bir yere kadar. O da kendi hürriyetini istiyor" ifadelerini kullandı. "Sabahları kepengin altından çıkmasını bekliyorum" Sabahları Prens’i göremediğinde endişelendiğine dikkati çeken Fikret Uslu, "Kepengi açtıktan sonra eğer bir dakika içinde o kepengin altından Prens çıkmazsa, ’acaba başına bir şey mi geldi’ diye büyük endişe duyuyorum. Bütün hayvanlar için aynı duygular içindeyim. Bu benim için bambaşka bir sevgi. Hani derler ya, evlat sevgisi gibi bir sevgi" şeklinde konuştu. "Mağazamıza enerji ve bereket verdi" Evinde de iki kedisi olduğunu söyleyen Uslu, hayvanların hayatına kattığı güzellikleri şöyle anlattı: "Bu canlılar fazla bir şey istemiyor. Kapımızın önünde bir kap yemek ve bir kap da su koymamız yeterli. Ben evimde de iki kedi besliyorum. Kediler gelince evimizin enerjisi değişti, pozitif oldu. Prens de mağazamıza enerji verdi, bereket verdi. Mağazamıza gelenlerin de ilgisini çekiyor. Bazen kapının önünde 15 kişi toplanıyor, Prens’e sevgi gösteriyorlar, fotoğraf çektiriyorlar, mama getirenler de oluyor. Duyarlı insanlarımızdan Allah razı olsun." "Otobüse binecekken onu görmeye gelen var" Uslu, insanların sırf kediyi görmek için güzergahını değiştirdiğine şahit olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Burada diyaloglarımız da çok güzel. Herkes kedimizi tanıyor şu caddede. Bazen esnaf arkadaşlarıma soruyorum. ’Prens senin dükkana gelince ne yapıyor’ diyorum. ’Yemek için gelmiyor, oturuyor. Sanki bir bereket dağıtıyor’ yanıtını alıyorum. Bunlar güzel şeyler. Ben hiçbir zaman kendisinden şikayet almadım. Cumhuriyet Parkı var yukarıda, otobüslerin geçtiği işlek bir yer. Bir hanımefendi, ’otobüse oradan binecektim ama aklıma kedi takıldı. Ben buraya kadar gelip onu görüp gitmek istedim. Bir mama bırakmak istedim’ demişti. Bu sevgi bizi onurlandırıyor." Sokak hayvanlarına karşı duyarlılık çağrısında bulunan Uslu, "Bu canlılar sadece sevgi ve bir kap yemek istiyor. Başka hiçbir şey istemiyorlar. İnsanlarımızdan mahalle aralarındaki canlara kucak açmalarını, onları göz ardı etmemelerini temenni ediyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
26 Nisan 2026 Pazar - 09:42 Ağrıya "nokta atışı" tedavi Kocaeli’deki Büyük Anadolu Hastanesi Darıca’da uygulanmaya başlanan "görüntüleme eşliğinde enjeksiyon" yöntemi, kas ve iskelet sistemi ağrılarında hedefe yönelik tedavi imkanıyla hem güvenliği hem de başarı oranını artırıyor. Kas-iskelet sistemi ağrıları, günlük yaşamda en sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alırken, modern tıp uygulamaları bu ağrılara yönelik daha etkili çözümler sunuyor. Büyük Anadolu Hastaneleri’nde uygulanan görüntüleme eşliğinde enjeksiyon tedavileri, ağrının kaynağına doğrudan müdahale edilmesini sağlıyor. Darıca Büyük Anadolu Hastanesi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Bahtiyar Bahtiyarov, geçmişte enjeksiyonların çoğunlukla anatomik işaretlere göre "körlemesine" yapıldığını belirterek, bu durumun hem etkinliği azalttığını hem de riskleri artırabildiğini ifade etti. Ultrasonografi ve skopi (röntgen eşliğinde görüntüleme) sayesinde hedef dokunun doğrudan görüntülenebildiğini vurgulayan Bahtiyarov, iğnenin doğru noktaya yönlendirilmesiyle tedavi başarısının arttığını söyledi. "Komplikasyon riskinin azalıyor" Görüntüleme eşliğinde yapılan enjeksiyonların, özellikle omurga çevresinde güvenli bir uygulama sunduğunu kaydeden Bahtiyarov, "Bu yöntemle sinir, damar ve diğer kritik yapılardan kaçınmak mümkün hale geliyor. Bu sayede komplikasyon riski azalırken, özellikle omurga çevresinde daha güvenli bir tedavi süreci sağlanıyor. İlacın doğrudan sorunlu bölgeye verilmesiyle tedaviye alınan yanıt güçleniyor. Sinir sıkışmaları, bel ve boyun fıtıkları ile eklem içi problemlerde bu fark çok daha belirgin hissediliyor" dedi. "Bel ve boyun bölgesinde yüksek doğruluk sağlıyor" Bahtiyarov, hedefli enjeksiyonların sadece tedavi değil, tanı açısından da büyük katkı sunduğunu aktardı. Bu yöntemle ağrının kaynağının daha net anlaşılarak gereksiz tedavilerin önüne geçilebildiğini belirten Bahtiyarov, teknik farklılıklara ilişkin şunları kaydetti: "Ultrasonografi, kas, tendon ve yüzeysel sinirlerin görüntülenmesinde önemli avantajlar sağlıyor. Radyasyon içermemesi, gerçek zamanlı görüntü sunması ve dinamik değerlendirme imkanı sunması nedeniyle güvenli bir yöntem olarak öne çıkıyor. Skopi ise daha çok omurga çevresi enjeksiyonlarda tercih ediliyor. İğnenin kemik yapılar arasındaki ilerleyişini net şekilde göstermesi, özellikle bel ve boyun bölgesinde yüksek doğruluk sağlıyor." "Deneme-yanıltma" dönemi sona erdi Tedavide teknolojinin yanı sıra deneyimin de belirleyici rol oynadığını vurgulayan Bahtiyarov, "Sonuç olarak kas-iskelet sistemi ağrılarında artık ’deneme-yanılma’ yaklaşımından uzaklaşıldı. Daha planlı ve hedef odaklı yöntemler öne çıktı. Ağrıyı sadece bastırmak yerine, doğru noktaya yapılan müdahale ile etkili sonuçlar alıyoruz. Bazen fark, sadece birkaç milimetre oluyor" ifadelerini kullandı.
26 Nisan 2026 Pazar - 09:36 Kuruçeşme Merkez Cami şekilleniyor İzmit’te yapımı sürdürülen Kuruçeşme Merkez Cami projesinde, üst yapı ve teknik imalatlar eş zamanlı olarak devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından Kuruçeşme bölgesine kazandırılacak ibadet alanı için yürütülen çalışmalarda önemli bir eşik daha geride bırakıldı. Yoğun tempoda ilerleyen projede, minare önünde bulunan küçük kubbelerin yan kalıp imalatları sürerken, yarım kubbe taşıyıcı kemer kirişinin kalıp ve demir imalatlarına yönelik işlemler gerçekleştiriliyor. Küçük kubbelerin beton döküm işlemini tamamlayarak yapının ana gövde imalatlarına odaklanan ekipler, aynı zamanda minarelerdeki betonarme çalışmalarına da başladı. Yapının teknik altyapısı kapsamında bodrum katındaki sıhhi tesisat çalışmaları tamamlanırken, mermer kaplama aşaması için malzeme temin sürecine geçildi. Önümüzdeki günlerde mermer kaplama uygulamalarının başlamasıyla caminin mimari estetiği de belirginleşecek. Toplam 2 bin 75 metrekare inşaat alanı üzerinde yükselen Kuruçeşme Merkez Cami’de, 871 metrekarelik taban oturumu bulunacak. Yapının bodrum katında 165 kişi kapasiteli çok amaçlı salon, Kur’an kursu, abdesthaneler ve görevli odaları yer alacak. Caminin ana ibadet alanını oluşturan harim katı 492, mahfil katı ise 153 kişilik kapasiteyle hizmet verecek. Giriş revakları, müezzin mahfili ve avlusunda bulunan 14 metrekarelik şadırvanıyla dikkat çeken camide, toplam 1091 kişi aynı anda ibadet edebilecek.
Kocaeli’de çiftçiye tohum, gübre ve tavuk desteği başvuruları başladı
26 Ocak 2026 Pazartesi - 15:04 Kocaeli’de çiftçiye tohum, gübre ve tavuk desteği başvuruları başladı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından üreticilere yönelik sağlanan "yem bitkisi tohumu", "zirai gübre" ve "doğal salma yumurta tavukçuluğu" destekleri için talep toplama süreci başladı. Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmada, çiftçiler desteklerden yararlanmak için belirlenen noktalara müracaat ediyor. Başvuru merkezlerinde, özellikle tarımsal potansiyeli yüksek olan Kandıra bölgesinde yoğunluk yaşandığı gözlenirken, işlemlerin numaratör sistemiyle sıra alınarak yapıldığı bildirildi. Başvurular için 2026 ÇKS belgesi şart Yem bitkisi tohumu ve zirai gübre desteğinden faydalanmak isteyen üreticilerin, 2026 yılı Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) belgeleriyle başvuru yapması gerekiyor. İzmit, Kartepe, Başiskele, Derince ve Körfez ilçelerindeki çiftçiler Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na, Kandıra’daki üreticiler ise Kandıra Belediyesi yeni hizmet binasındaki birime 30 Ocak Cuma günü mesai bitimine kadar başvurabilecek. Başvuru takvimi ilçelere göre farklılık gösteriyor. Gebze, Darıca, Çayırova ve Dilovası’ndaki çiftçilerin Büyükşehir Gebze Hizmet Binası’na, Gölcük ilçesindeki üreticilerin ise Gölcük Ziraat Odası’na 26-27 Ocak tarihlerinde (bugün ve yarın) talepte bulunabileceği kaydedildi. "Doğal Salma Yumurta Tavukçuluğu Projesi" başvurularının ise güncel hayvancılık işletme belgesiyle sadece Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na 30 Ocak Cuma gününe kadar yapılabileceği belirtildi.
"Kasık fıtığında laparoskopik yöntemle hayata daha hızlı dönüş mümkün"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:33 "Kasık fıtığında laparoskopik yöntemle hayata daha hızlı dönüş mümkün" Kasık fıtıklarının genel cerrahi pratiğinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Caner Akgül, "Laparoskopik yöntemle daha küçük cerrahi kesiler, daha az ameliyat sonrası ağrı ve işe/günlük hayata çok daha hızlı dönüş hedeflenir. Modern teknoloji sayesinde hastalarımız ameliyattan kısa süre sonra eski konforuna kavuşabiliyor" dedi. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Caner Akgül; kasık fıtıklarında tanı süreci, belirtiler ve laparoskopik cerrahi uygulamaları hakkında önemli bilgilendirmede bulundu. Dr. Akgül, fıtığın erken dönemde fark edilmesinin tedavi başarısını artırdığını söyledi. Fıtığın genellikle vücudun zorlandığı anlarda kendini gösterdiğini ifade eden Op. Dr. Caner Akgül, en yaygın belirtileri şöyle sıraladı: "Hastalarımız çoğunlukla kasık bölgesinde oluşan bir şişlik veya kabarıklık şikayetiyle bizlere başvuruyor. Bu şişlik; ağır kaldırma, öksürme, hapşırma veya ıkınma gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda daha belirgin hale gelirken, hasta sırt üstü uzandığında genellikle kaybolur. Ayrıca bölgede yanma, çekilme hissi veya zaman zaman bacağa vuran künt bir ağrı da tipik belirtiler arasındadır." Tanı koyarken izlenen yolu anlatan Op. Dr. Akgül, "Kasık fıtığı tanısı büyük oranda tecrübeli bir cerrahın yapacağı fizik muayene ile konulur. Muayene sırasında fıtığın türünü (direkt, indirekt veya femoral) ve içeriğini belirlemek cerrahi planlama için kritiktir. Şüpheli durumlarda veya sporcu fıtığı gibi ayırıcı tanı gerektiren vakalarda ultrasonografi veya dinamik MR tetkiklerinden yararlanarak tanıyı kesinleştiriyoruz" dedi. "Amaç ağrıyı azaltmak ve hayata hızla dönmek" Cerrahi tedavide kapalı yöntemlerin hastaya büyük konfor sağladığını söyleyen Akgül, "Laparoskopi operasyonlarında karın duvarına açılan milimetrik girişlerden kamera ve ince el aletleriyle işlem yapılır. Bu yöntemle daha küçük cerrahi kesiler yapıldığı için ameliyat sonrası ağrı minimal düzeye iner. Uygun hasta seçimiyle enfeksiyon ve yara yeri sorunları en aza indirilir" şeklinde konuştu. İyileşme sürecinin 4 temel avantajı Op. Dr. Caner Akgül, laparoskopik fıtık cerrahisinin hastalar üzerindeki etkilerini şu başlıklarla özetledi: "Küçük kesi ve estetik. Büyük ameliyat izleri yerine, sadece birkaç milimetrelik deliklerden işlemin tamamlanması. Minimal ağrı. Kas dokusuna daha az müdahale edildiği için hastaların ameliyat sonrası ağrı kesici ihtiyacının azalması. Erken aktivite. Hastaların genellikle ameliyatla aynı gün ayağa kalkabilmesi ve kısa sürede taburcu olması. Hızlı iş başı. Özellikle aktif çalışma hayatı olan hastaların 1 hafta gibi kısa bir sürede iş hayatına dönebilmesi." "Fıtık cerrahisi kişiye özel planlanmalı" Op. Dr. Akgül, modern cerrahideki yaklaşımlara ilişkin ise "Cerrahide başarı, sadece el becerisiyle değil, kanıta dayalı tıp prensiplerini her hastaya özel olarak uyarlamakla mümkündür. Bugün uyguladığımız laparoskopik yöntemler, binlerce vaka üzerinde yapılan klinik çalışmaların ve uluslararası kılavuzların süzgecinden geçerek ’altın standart’ haline gelmiştir. Bilimsel veriler bize şunu net bir şekilde gösteriyor, doğru teknikle yerleştirilen yamalar ve kapalı yöntem cerrahisi; açık cerrahiye oranla daha az kronik ağrı, daha düşük enfeksiyon riski ve çok daha hızlı bir iyileşme süreci sunuyor. Bizim görevimiz, bu güncel ve kanıta dayalı verileri, en yüksek teknolojiyle birleştirerek hastalarımızın hizmetine sunmaktır. Amacımız sadece fıtığı onarmak değil, bilimin ışığında hastanın yaşam kalitesini en güvenli şekilde geri kazandırmaktır" ifadelerini kullandı.