ASAYİŞ - 15 Nisan 2026 Çarşamba 19:40

Seyir halindeki tır alevlere teslim oldu

A
A
A
Seyir halindeki tır alevlere teslim oldu

TEM Otoyolu Kocaeli geçişinde seyir halindeki bir tırda çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü.


Edinilen bilgiye göre, TEM Otoyolu İzmit ilçesi Ankara istikametinde ilerlemekte olan bir tırın kupa kısmından, henüz belirlenemeyen bir nedenle alevler yükselmeye başladı. Sürücünün durumu fark ederek aracı emniyet şeridine çekmeye çalışırken alevler kısa sürede tüm kabini sardı.


Yoldaki diğer sürücülerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin çalışmaları sürerken, trafik tek şeritten aktı. Soğutma çalışmalarının ardından trafik normal seyrine döndü.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya’da okullara yapılan saldırılar protesto edildi Antalya’da Eğitim-Bir-Sen üyeleri, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ile Kahramanmaraş’ta okullarda gerçekleştirilen silahlı saldırıları protesto etti. Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelen sendika üyeleri, Şanlıurfa Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan saldırılara tepki gösterdi. Türkiye genelinde iş bırakma kararı alan eğitimciler, okullarda artan şiddet olaylarını kınadı. Grup adına basın açıklaması yapan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mesut Öner, "Dün Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci olan saldırgan tarafından gerçekleştirilen saldırı ve Siverek’teki okul baskının üzüntü ve şaşkınlığını üzerimizden atamadan bugün Kahramanmaraş’tan gelen okul saldırısı ile adeta yıkıldık. Bu menfur saldırılar bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda eğitimcilere ve öğrencilere yönelen şiddet olayları münferit olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiştir" dedi. "Acil ve köklü bir çözüm bulunması gerek" Eğitimcilere yönelik saldırıların hem eğitim camiasını tedirgin ettiğini hem de çalışma hayatında can güvenliği sorununu öne çıkardığını ifade eden Öner, "Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta ve irfanımızı yok etmektedir. Eğitim, şiddeti ortadan kaldıracak bir unsur olarak nitelendirilirken; şiddetin, eğitimi tehdit ve tahdit eder boyuta ulaşması, bunun geleceğimizi tehlikeye sokacak boyuta doğru tırmanıyor olması, acil ve köklü çözüm bulmayı zaruri hale getirmektedir" şeklinde konuştu. "Eğitimcilere uzanan el geleceğe uzanmıştır" Yaşam hakkının korunması için gerekli önlemlerin alınmasını ifade eden Öner, "Devletin, bu yükümlülük çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruması, eğitimcilerin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlaması, okullarda güvenli, huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmesi gerekliliğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Öğretmene uzanan el, geleceğe uzanmıştır! Öğretmene yapılan saldırı, bu milletin vicdanına yapılmıştır" dedi.
Ankara Bakan Tekin: "Eğitim ortamlarımızın sükuneti için gereken her adım, dikkat ve özenle atılacaktır" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, , Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki silahlı saldırılara ilişkin, "Bu süreç, en ince ayrıntısına kadar takip edilecek olup evlatlarımızın huzuru, öğretmenlerimizin esenliği ve eğitim ortamlarımızın sükuneti için gereken her türlü adım, dikkat ve özenle atılacaktır" dedi. Bakan Tekin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırılara ilişkin açıklama yaptı. Bakan Tekin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan yürek yakıcı elim hadiseler, tüm ülkemizi derinden sarsmıştır. Büyük bir üzüntüyle ifade etmeliyim ki bu elim olaylarda umut dolu gençlerimizi ve tüm mukaddesatıyla görevine adanmış bir eğitimcimizi kaybettik. Milletçe tarifsiz bir üzüntü içindeyiz. Kadim medeniyetimiz boyunca toplumsal huzur iklimimizin en güzel örnekleri olan eğitim kurumlarımızda benzeri hadiselerin yaşanmaması için İçişleri, Adalet ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarımız ile birlikte mevcut güvenlik önlemlerimizi güncelleyerek tüm dijital ve fiziki tehditleri kapsayan bütüncül bir güvenlik yaklaşımını hayata geçirmek üzere gerekli adımları kararlılıkla atıyoruz. Milletçe en derin hislerle kenetlendiğimiz böyle bir dönemde omuzladığımız bu acı, hepimizin yüreğine düşmüştür. Nitekim bu süreç, en ince ayrıntısına kadar takip edilecek olup evlatlarımızın huzuru, öğretmenlerimizin esenliği ve eğitim ortamlarımızın sükûneti için gereken her türlü adım, dikkat ve özenle atılacaktır. Milletimizin asla şüphesi olmasın ki bu ortak acının hiçbir yönü, karanlıkta bırakılmayacaktır. Hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve maarif ailemizin her bir ferdine sabır; yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin ve eğitim camiamızın başı sağ olsun" ifadelerini kullandı.
İstanbul İBB davasında Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasında kameraları bantlayarak görüş açısının engellenmesini ve sinyal kesici cihazların getirtilerek örgütün illegal faaliyetlerinin ve mensuplarının deşifre olmamasını sağladığı iddia edilen Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 22. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı. Sanık Mustafa Akın hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede suç örgütü içerisindeki yöneticilerin hiyerarşisine dahil olmadığı, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü olduğu belirtilmişti. Akın’ın, suç örgütü liderinin katıldığı toplantılardaki kameralara bant çekerek görüş açısının engellenmesi, toplantı alanlarına sinyal kesici (JAMMER) cihazlarının getirtilerek örgütün illegal faaliyetlerinin ve mensuplarının deşifre olmamasını sağladığı aktarılmıştı. Akın’ın başkanlık konutundaki kamera kayıt cihazının tahrip edilmesi olayında talimat verdiği de iddianamede ifade edilmişti. "Olmayan bir örgütün ne üyesi oldum ne bir oluşumun içinde oldum" Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Akın, "Emekli emniyet mensubuyum İBB’de kamu personeli olarak çalışmaktayım. Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olmasından sonra profesyonel bir çalışma arkadaşına ihtiyaç olduğu çok yakın bir müfettiş dostum tarafından bana iletildi. En son sayın başkanım ile görüştük ve işe alınmamdan sonra başarılı bir çalışma hayatı geçirdik. Ben sayın başkanım ile çalışmaktan çok mutluyum ve gurur duyuyorum. Ekrem İmamoğlu, özel koruma kararı ile koruma altında bulundurulan bir kişiydi. Kendisini korumak ile görevlendirilen 4 polis memuru ve valilik tarafından özel koruma izni ile birlikte İBB içerisinden seçilen bir ekip tarafından koruma ve kollama görevi yerine getirilirdi. Sinyal kesici cihazlar rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınmıştır. Biz de gerektiği takdirde bu cihazları yanımızda bulundurduk. Ben olmayan bir örgütün ne üyesi oldum ne bir oluşumun içinde oldum. Sayın başkan ile çalıştığım yıllar içerisinde ne böyle bir örgüte ne böyle bir oluşuma şahit olmadım. Ben buna 12 senede şahit olmaz mıyım?" dedi. "Başkanın toplantı öncesi ya da sonrası üzerini değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır" Sanık Akın savunmasının devamında, "Jammer cihazları, sinyal kesici konusunda savunma yapacağım. Olası saldırıları engellemek için önleyici ve caydırıcı olması açısından koruma ekibi tarafından ortak bir kararla alınan koruma ekiplerinden birisidir. Ayrıca hiçbir yerde gizli bir toplantıya şahit olmadım. Yanımızda devletimizin görevlendirdiği 2 polis memuru vardı. Böyle bir şeyin olması mümkün değildir. Toplantılarda ve başkanın bulunduğu alanlarda bu tedbirleri alıyorduk. Amacımız meydana gelecek olası bir saldırıya karşı önleyici ve caydırıcı tedbirleri alabilmekti. Haberleşmenin engellenmesi gibi durum asla söz konusu olmamıştır. Jammer cihazları rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınan cihazlardır. Kamera bantlama konusuna değinmek istiyorum. Bu durum sadece sayın başkanın toplantı öncesi ya da sonrası üzerini değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır. İddia edildiği üzere toplantı ve toplantıya katılanların gizlenmesi gibi bir amaç olsa, otelin giriş çıkışına bakan kameralar da kapatılmaz mıydı? Gizli bir toplantı olsa otelin VİP girişinden girilmez miydi? Biz otelin ana giriş kapısından giriş yapıyoruz. Lobide kamera açık. Fuaye alanında, yürüyüş alanında kamera açık. Sadece sayın başkanın toplantı yapacağı ve üzerini değişeceği kamera kapalı. Üzerime atılı hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanının "Tedbir aldığınız bu otele daha önce o tarihin dışında giriş çıkışınız var mı?" sorusuna sanığın "var" demesi üzerine mahkeme başkanı farklı tarihlerde uygulamanın yapılıp yapılmadığını sordu. Sanık Akın soruya, "Birçok yerde bunu doğal olarak uyguladık. Dış mekanda yapılan toplantıların çoğunda sadece bir alanda uygulamayı yaptık" cevabını verdi. Cumhuriyet savcısı ise sanığa, "Tehdit alındığını söylemiştiniz, güvenlik önlemleri kapsamında o tarihte jammer kullanımıyla ilgili bir yasal düzenleme var mıydı, bir tebligat geldi mi size?" şeklinde soru sordu. Sanık, "Sadece koruma tedbirinin arttırıldığına dair bir yazı verildi" şeklinde cevap verdi. Duruşma yarın saat 10.00’da devam edilmek üzere ertelendi.