ASAYİŞ - 15 Nisan 2026 Çarşamba 21:08

İBB davasında Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı

A
A
A
İBB davasında Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasında kameraları bantlayarak görüş açısının engellenmesini ve sinyal kesici cihazların getirtilerek örgütün illegal faaliyetlerinin ve mensuplarının deşifre olmamasını sağladığı iddia edilen Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı.


‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 22. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı.


Sanık Mustafa Akın hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede suç örgütü içerisindeki yöneticilerin hiyerarşisine dahil olmadığı, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü olduğu belirtilmişti. Akın’ın, suç örgütü liderinin katıldığı toplantılardaki kameralara bant çekerek görüş açısının engellenmesi, toplantı alanlarına sinyal kesici (JAMMER) cihazlarının getirtilerek örgütün illegal faaliyetlerinin ve mensuplarının deşifre olmamasını sağladığı aktarılmıştı. Akın’ın başkanlık konutundaki kamera kayıt cihazının tahrip edilmesi olayında talimat verdiği de iddianamede ifade edilmişti.



"Olmayan bir örgütün ne üyesi oldum ne bir oluşumun içinde oldum"


Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Akın, "Emekli emniyet mensubuyum İBB’de kamu personeli olarak çalışmaktayım. Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olmasından sonra profesyonel bir çalışma arkadaşına ihtiyaç olduğu çok yakın bir müfettiş dostum tarafından bana iletildi. En son sayın başkanım ile görüştük ve işe alınmamdan sonra başarılı bir çalışma hayatı geçirdik. Ben sayın başkanım ile çalışmaktan çok mutluyum ve gurur duyuyorum. Ekrem İmamoğlu, özel koruma kararı ile koruma altında bulundurulan bir kişiydi. Kendisini korumak ile görevlendirilen 4 polis memuru ve valilik tarafından özel koruma izni ile birlikte İBB içerisinden seçilen bir ekip tarafından koruma ve kollama görevi yerine getirilirdi. Sinyal kesici cihazlar rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınmıştır. Biz de gerektiği takdirde bu cihazları yanımızda bulundurduk. Ben olmayan bir örgütün ne üyesi oldum ne bir oluşumun içinde oldum. Sayın başkan ile çalıştığım yıllar içerisinde ne böyle bir örgüte ne böyle bir oluşuma şahit olmadım. Ben buna 12 senede şahit olmaz mıyım?" dedi.



"Başkanın toplantı öncesi ya da sonrası üzerini değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır"


Sanık Akın savunmasının devamında, "Jammer cihazları, sinyal kesici konusunda savunma yapacağım. Olası saldırıları engellemek için önleyici ve caydırıcı olması açısından koruma ekibi tarafından ortak bir kararla alınan koruma ekiplerinden birisidir. Ayrıca hiçbir yerde gizli bir toplantıya şahit olmadım. Yanımızda devletimizin görevlendirdiği 2 polis memuru vardı. Böyle bir şeyin olması mümkün değildir. Toplantılarda ve başkanın bulunduğu alanlarda bu tedbirleri alıyorduk. Amacımız meydana gelecek olası bir saldırıya karşı önleyici ve caydırıcı tedbirleri alabilmekti. Haberleşmenin engellenmesi gibi durum asla söz konusu olmamıştır. Jammer cihazları rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınan cihazlardır. Kamera bantlama konusuna değinmek istiyorum. Bu durum sadece sayın başkanın toplantı öncesi ya da sonrası üzerini değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır. İddia edildiği üzere toplantı ve toplantıya katılanların gizlenmesi gibi bir amaç olsa, otelin giriş çıkışına bakan kameralar da kapatılmaz mıydı? Gizli bir toplantı olsa otelin VİP girişinden girilmez miydi? Biz otelin ana giriş kapısından giriş yapıyoruz. Lobide kamera açık. Fuaye alanında, yürüyüş alanında kamera açık. Sadece sayın başkanın toplantı yapacağı ve üzerini değişeceği kamera kapalı. Üzerime atılı hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı.


Mahkeme başkanının "Tedbir aldığınız bu otele daha önce o tarihin dışında giriş çıkışınız var mı?" sorusuna sanığın "var" demesi üzerine mahkeme başkanı farklı tarihlerde uygulamanın yapılıp yapılmadığını sordu. Sanık Akın soruya, "Birçok yerde bunu doğal olarak uyguladık. Dış mekanda yapılan toplantıların çoğunda sadece bir alanda uygulamayı yaptık" cevabını verdi.


Cumhuriyet savcısı ise sanığa, "Tehdit alındığını söylemiştiniz, güvenlik önlemleri kapsamında o tarihte jammer kullanımıyla ilgili bir yasal düzenleme var mıydı, bir tebligat geldi mi size?" şeklinde soru sordu. Sanık, "Sadece koruma tedbirinin arttırıldığına dair bir yazı verildi" şeklinde cevap verdi.


Duruşma yarın saat 10.00’da devam edilmek üzere ertelendi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul Valisi Gül: "Okullarımızda öğrencilerimizin güvenliği için tüm tedbirler en üst düzeyde" İstanbul Valisi Davut Gül, "Farklı yerlerdeki okul isimleri verilerek vatandaşlarımızı korku ve paniğe sevk etmeyi amaçlayan paylaşımlar yakından takip edilmektedir. Okullarımızda öğrencilerimizin güvenliği için tüm tedbirler en üst düzeyde alınmış olup, eğitim-öğretim faaliyetleri güvenli şekilde devam etmektedir. Velilerimizin müsterih olmalarını, yalnızca resmi kurumlarımızın açıklamalarını dikkate almalarını önemle rica ediyoruz" dedi. İstanbul Valisi Davut Gül, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara düzenlenen silahlı saldırılara ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Okullarımızda meydana gelen üzücü olaylar nedeniyle hayatını kaybeden evlatlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyor; ailelerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Farklı yerlerdeki okul isimleri verilerek vatandaşlarımızı korku ve paniğe sevk etmeyi amaçlayan paylaşımlar yakından takip edilmektedir. Bu büyük acı üzerinden sorumsuzca yapılan yorumlar, alaycı ifadeler ve sözde ’eğlence’ içerikleri asla kabul edilemez. Böyle bir acı, istismar konusu yapılamaz; hiçbir şekilde hafife alınamaz. Halkı tedirgin etmeyi amaçlayan bu tür içerikleri yayan kişi ve hesaplar güvenlik birimlerimizce anlık olarak tespit edilmekte, haklarında gerekli yasal işlemler gecikmeksizin uygulanmaktadır. Kamu düzenini hedef alan hiçbir girişime müsamaha gösterilmeyecektir. Okullarımızda öğrencilerimizin güvenliği için tüm tedbirler en üst düzeyde alınmış olup, eğitim-öğretim faaliyetleri güvenli şekilde devam etmektedir. Velilerimizin müsterih olmalarını, yalnızca resmi kurumlarımızın açıklamalarını dikkate almalarını önemle rica ediyoruz" dedi.
Ankara Türk Eğitim-Sen Başkanı Geylan: "Türk Eğitim-Sen olarak aldığımız iş bırakma kararını hafta sonuna kadar uzatıyoruz" Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Kahramanmaraş’ta bir okulda gerçekleşen silahlı saldırıya ilişkin, "Türk Eğitim-Sen olarak aldığımız iş bırakma kararını hafta sonuna kadar uzatıyoruz" dedi. Türk Eğitim-Sen Başkanı Talip Geylan, Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Geylan, "Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırının derin üzüntüsünü yaşarken, bugün Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıyla bir kez daha yıkıldık. Elim olayda yaşamını yitiren öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve tüm milletimize başsağlığı; yaralılarımıza ise acil şifalar diliyoruz" dedi. "Türk Eğitim-Sen olarak aldığımız iş bırakma kararını hafta sonuna kadar uzatıyoruz" Söz konusu olayların önüne geçilmesi gerektiğine vurgu yapan Geylan, "Çok acılıyız, çok üzgünüz, çok öfkeliyiz. İki gün içinde can kayıpları yaşadık, çok sayıda yaralımız var. Eğitim yuvalarımız olan okullarımızda, körpecik yavrularımız büyük bir felaketle karşı karşıya kaldı. Bu büyük acı, artık aklımızı başımıza getirmelidir. Bu çerçevede, Türk Eğitim-Sen olarak aldığımız iş bırakma kararını hafta sonuna kadar uzatıyoruz. 16-17 Nisan 2026 tarihlerinde tüm okullarda ve eğitim kurumlarında iş bırakma eylemi gerçekleştiriyoruz. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığının bu hafta ülke genelinde okulları kapatarak, milli yas ilan etmesini talep ediyoruz" ifadelerine yer verdi. "Türkiye bu konuda seferber olmalı ve acilen bir "Güvenlik Zirvesi" toplanmalıdır" Geylan, yaşanan şiddet olaylarının, eğitim camiasında derin bir kaygı ve üzüntüye yol açtığına dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Bugün okullarımızda öğretmenler, eğitim çalışanları ve öğrenciler haklı olarak can güvenliği endişesi taşımaktadır. Bu noktada çok açık bir şekilde ifade ediyoruz; tüm Türkiye bu konuda seferber olmalı ve acilen bir "Güvenlik Zirvesi" toplanmalıdır. Cumhurbaşkanlığı, ilgili bakanlıklar, Emniyet Genel Müdürlüğü ve tüm yetkili kurumlar başta olmak üzere, tüm paydaşlar bir araya gelmelidir. Okullarda yaşanan şiddet olaylarına karşı önleyici ve caydırıcı tedbirler geliştirilerek, eğitim kurumlarının güvenliğini artırmaya yönelik kapsamlı ve etkili bir eylem planı ivedilikle hayata geçirilmelidir. Okullar; öğrenciler, öğretmenler ve tüm eğitim çalışanları için güvenli alanlar olmak zorundadır. Dün söylediğimizi bugün bir kez daha vurguluyoruz. Türk Ceza Kanunu’nda eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmesi, bu alanda caydırıcılığı artıracak önemli bir adım olacaktır. Öğretmenlik Mesleği Kanunu kapsamında eğitim çalışanlarına yönelik şiddete karşı alınan tedbirlerin titizlikle, kararlılıkla ve hiçbir hoşgörüye yer vermeden uygulanması büyük önem taşımaktadır. Bu düzenlemelerin etkin şekilde hayata geçirilmesi, eğitim ortamlarında güvenliğin sağlanmasına katkı sağlayacaktır." "Şiddete maruz kalan çalışanlara, anında ve yeterli güvenlik desteği sağlanmalıdır" Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitimcilere yönelik her saldırının sıkı takipçisi olması gerektiğini de söyleyen Geylan, "Şiddete maruz kalan çalışanlara, anında ve yeterli güvenlik desteği sağlanmalıdır. Yaşanan şiddet eylemleri, kayıt altına alınmalı, yargıya intikal ettirilmelidir. Güvenlik kontrollerinin yetersizliği nedeniyle, silah ve yaralayıcı aletlerin okul ve kurumlara taşınmasının kolay olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Okullara girişlerin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için, velilerin ve öğrencilerin kontrollü giriş sistemlerinden geçirilmesi; okul girişlerine metal dedektörler ve kimlik kartı ile geçiş sistemlerinin kurulması önem arz etmektedir. Ayrıca tüm okulların kamera sistemleriyle donatılması ve her eğitim kurumunda güvenlik görevlisi ya da kolluk kuvveti personelinin görevlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin yönetmeliklerinin yeniden ele alınması, güncellenmesi ve daha etkin, uygulanabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Öğretmenlerin etkisini, saygınlığını ve mesleki itibarını güçlendirecek somut tedbirler hayata geçirilmelidir. Okul-aile işbirliği mutlaka etkin bir şekilde sağlanmalı; öğrencilerin psikolojik iyi oluşlarını destekleyecek rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Gerektiğinde ailelerin de bu süreçlere dahil edilerek, rehabilite edici mekanizmalar devreye alınmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Çocuklar fiziksel, psikolojik ve duygusal olarak bu tür yayınlardan zarar görmektedirler" Medyada her türlü şiddetin sık sık en ince ayrıntılarına kadar sunulmasının, çocuk ve gençlerde kontrolsüz ve güçlü bir model oluşturması açısından oldukça tehlikeli bir durum olduğunu belirten Geylan, "Çocuklar fiziksel, psikolojik ve duygusal olarak bu tür yayınlardan zarar görmektedirler. Medyanın, şiddeti reyting ve tiraj aracı olarak kullanmaması gerekmektedir. Bu noktada çocukları olumsuz etkileyebilecek her türlü dijital içerik, şiddet içeren oyunlar, sosyal medya mecraları, dizi, film ve benzeri yapımlar konusunda daha sıkı denetim mekanizmaları oluşturulmalı; zararlı içerikler gecikmeksizin tespit edilip kaldırılmalıdır. Bu kapsamda çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik daha güçlü yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Gençlerin silaha ulaşmalarının engellenmesi, toplumda genel olarak silaha ulaşma ile ilgili yasal durumun güçleştirilmesi ile sağlanabilir. Toplumdaki bireylerin silah sahibi olmalarının azaltılması gençlerin silaha ulaşmasını sınırlandıracaktır. Bu konu ile ilgili değerlendirmelerin yapılması ve önlemlerin ivedilikle alınması gerekmektedir" dedi. "Şiddete karşı ortak tavır sergilenmelidir" Geylan, 18 yaş altı bireylerin sosyal medya kullanımına ilişkin daha net ve koruyucu sınırlamalar getirilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, "Şiddete karşı yürütülecek mücadele sürecinde ilgili tüm kurumlar birlikte hareket etmeli, şiddet kimden gelirse gelsin karşı durulmalı, ‘Şiddete Sıfır Tolerans’ söylemine sahip çıkılarak, şiddete karşı ortak tavır sergilenmelidir. Şiddeti engellemeye yönelik etkin kamu spotları hazırlanmalı ve toplumun her kesimine ulaşacak biçimde sunulması sağlanmalıdır. Şiddetin normalleşmesine asla izin verilmemeli; bu tür olaylar karşısında daha fazla vakit kaybetmeden, etkili, önleyici ve koruyucu tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir" ifadelerine yer verdi.
Şırnak Şırnak’ta Ezidiler ’Çarşema Sor Bayramı’nı festival havasında kutladı Şırnak’ın İdil ilçesi Mağara köyünde Ezidiler tarafından geleneksel "Çarşema Sor" (Kızıl Çarşamba) Bayramı, düzenlenen etkinlikle kutlandı. 1990’lı yıllarda yaşanan terör olayları nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kalan Ezidilerin bölgede sağlanan huzur ortamıyla birlikte yeniden dönüş yaptığı Mağara köyünde Çarşema Sor Bayramı kutlamaları renkli görüntülere sahne oldu. Yaklaşık 100 hanenin bulunduğu köyde düzenlenen etkinliklere, Avrupa başta olmak üzere Türkiye’nin farklı illerinden binlerce kişi katıldı. Program kapsamında köy halkı tarafından misafirlere geleneksel yemekler ve boyalı yumurtalar ikram edildi. Katılımcılar yöresel kıyafetler giyerek bayram coşkusunu yaşarken, mezarlık ziyaretleri de gerçekleştirildi. Ezidi vatandaşlar, büyüklerinin kabirlerini ziyaret ederek dua etti, mezarlık içerisindeki ağaç ve türbelerde dilek dileyerek bez bağladı. Açıklama yapan Şırnak Kültür ve Turizm İl Müdürü Celal Baz, "Bölgemizin önemli kültürel değerlerinden biri olan Çarşema Sor Bayramı’nı huzur ve güven içerisinde kutluyoruz. Bu tür etkinlikler, turizm çeşitliliğimiz açısından da büyük önem taşıyor. Bölgede turizmle ilgili çalışmalarımız ve projelerimiz devam ediyor" dedi. Mağara köyünün muhtarı Necat Akçay ise, dünyanın dört bir yanından insanların bayram için köye geldiğini ifade ederek, "Vatandaşlarımızı burada ağırlıyoruz. Köyümüzü ve mezarlarımızı ziyaret ediyorlar. Bayramımızı birlikte kutluyoruz. Katılan herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Bayram için köyde bulunan Yunus İbrahimoğlu da, sabah saatlerinden itibaren yoğun katılım olduğunu söyledi.