TEKNOLOJİ - 12 Mart 2026 Perşembe 11:32

Öğrencilerin gelişimi artık dijital olarak analiz ediliyor

A
A
A
Öğrencilerin gelişimi artık dijital olarak analiz ediliyor

Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nde geliştirilen yapay zeka destekli sistemle öğrencilerin öğrenme süreci artık dijital olarak analiz ediliyor. Türkiye’de ilk kez uygulanan model sayesinde öğrencilerin hangi konularda eksik kaldığı belirlenirken, eğitim süreci de yapay zeka verileriyle yeniden şekilleniyor.


Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nce geliştirilen "Yapay Zeka Destekli Öğrenci Başarı Analizi Sistemi", eğitimde veri temelli yeni bir yaklaşımı hayata geçiriyor. Yükseköğretim Kurulu’nun "2030’a Doğru Türk Yükseköğretiminin Yol Haritası" vizyonu doğrultusunda geliştirilen sistem sayesinde öğrencilerin derslerde kazandıkları bilgi, beceri ve yetkinlikler yapay zeka tarafından analiz ediliyor. Ders süreçlerinden ölçme ve değerlendirmeye kadar birçok aşamayı kapsayan sistem, öğrencilerin gelişimini adım adım izlerken akademisyenlere de öğrencilerin eksik kaldığı alanları göstererek eğitim planlamasında yol gösteriyor.



"Öğrencilerin aktif öğrenmesini tetikliyor"


Yapay zeka destekli sistemin öğrencilerin derse katılımını artırdığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Suna Uysal Yalçın, "Öğrenci Başarı Analiz Sistemi aslında öğrencilerin hem etkin derse katılmasını sağlıyor hem de aktif öğrenmeyi tetikliyor. Burada akran öğrenmesi de devreye giriyor. Yapay zekayla hazırlanan çalışma sorularıyla öğrenciler gruplar halinde birlikte çalışabiliyor. Akademisyenler açısından baktığımızda ise bu süreç için çok fazla zaman harcamaya gerek kalmıyor. Öğrenciler derse daha aktif katılıyor, bizler de yapay zeka sistemini eğitim-öğretim sürecine entegre ederek süreci daha verimli şekilde yürütebiliyoruz" dedi.



"Eksik konular kolayca tespit ediliyor"


Sistemin program çıktılarının takibini kolaylaştırdığını ifade eden Yalçın, "Akreditasyon süreçlerinden de bahsetmek gerekiyor çünkü birçok kurum artık öğrenme ve program çıktılarını talep ediyor. Bu sistem sayesinde öğrencilerin hangi sorularda, hangi konularda ve hangi program çıktılarında eksik kaldığını kolaylıkla tespit edebiliyoruz. Bu durum bireyselleştirilmiş eğitime de kapı aralıyor. Öğrencinin hangi alanda eksik olduğunu gördükten sonra o alana yönelik yeni eğitim planlamaları yapılabiliyor. Yapay zeka destekli sistem bu açıdan oldukça verimli ve aktif kullanılabilen bir yapı sunuyor" diye konuştu.



"Öğrencilerden olumlu geri dönüş alıyoruz"


Öğrencilerin sistem sayesinde derse daha aktif katıldığını belirten Suna Uysal Yalçın, "Öğrencilerden çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Öğrenciler, sosyal medya nedeniyle dikkat sürelerinin kısa olduğunu söylüyor. Ancak bu sistemle birlikte araştırma yapmaları, grup halinde çalışmaları ve fikirlerini paylaşmaları gerekiyor. Soru sormaya çekinen öğrenciler bile grup çalışmaları sırasında daha rahat konuşabiliyor. Bu süreç öğrencilerin özgüvenini artırıyor ve derse daha aktif katılmalarını sağlıyor" ifadelerini kullandı.



"Önemli olan onlara yapay zekayı doğru kullanmayı göstermek"


Dr. Öğr. Üyesi Yalçın, yapay zekanın eğitim süreçlerinde önemli bir araç haline geldiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:


"Bu sistem zamanı daha etkin yönetmemizi sağlıyor. Her şey açık ve net şekilde önümüze geliyor ve öğrencilerle paylaşılması kolaylaşıyor. Artık yapay zekadan kaçınmak mümkün değil. Yapay zekayı kullanabilen yeni meslek insanlarını yetiştirmek bizim için önemli. Bu nedenle öğrencilerimize verdiğimiz ödevlerde de yapay zekayı nasıl kullandıklarını göstermelerini istiyoruz. Buradan mezun olan öğrenciler neredeyse yapay zeka yetkinliği kazanmış şekilde mezun oluyor. Bazen biz öğrencilerden öğreniyoruz, bazen de öğrenciler bizden öğreniyor. Gençler bu konuda oldukça yetenekli. Önemli olan onlara yapay zekayı doğru kullanmayı göstermek."



"Yapay zekayı destekliyorum"


Yapay zekanın derslerinde yardımcı olduğunu belirten Ebelik Bölümü öğrencisi Gülnihal Adıgüzel ise yapay zeka destekli eğitim modelinin dersleri daha anlaşılır hale getirdiğini belirterek, "Yapay zekayı destekliyorum. Hocalarımız iki saatlik dersleri daha kısa videolara dönüştürebiliyor ve konuları daha açıklayıcı şekilde anlatabiliyor. Bu videolar daha sonra bize ulaştırılıyor. Dersi anlamadığımızda farklı zamanlarda tekrar izleyebiliyoruz. Bu durum dikkatimizi daha çok çekiyor. Örneğin derse gelmeden önce otobüste kulaklıkla dinleyebiliyorum ya da sınav öncesinde tekrar izleyebiliyorum. Bu şekilde bilgilerin daha kalıcı olduğunu düşünüyorum. Yapay zekayı destekliyorum ve gençlerin de bu şekilde düşündüğünü düşünüyorum" diye konuştu.



Öğrencilerin gelişimi artık dijital olarak analiz ediliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Sivas Belediyesi’nden Türkiye’ye örnek olacak okul uygulaması Sivas Belediyesi, 2 yıl önce uygulamaya koyduğu örnek proje ile dikkat çekiyor. 2024 yılında Sivas Belediyesi ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan protokol çerçevesinde kentteki ortaöğretim okullarında görev yapan 30 güvenlik görevlisinin maaşı Sivas Belediyesi tarafından ödeniyor. Sivas Belediyesi’nin eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanmasına yönelik olarak 2024 yılında başlattığı uygulamanın önemi, son günlerde peş peşe yaşanan üzücü olayların ardından bir kez daha gündeme geldi. 2024 yılında Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun öncülüğünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile imzalanan protokolle liselerde 30 güvenlik görevlisi istihdam edildi. Her yıl yenilenen güvenlik protokolü bu yıl da yenilenirken, protokole göre güvenlik görevlilerinin maaşlarını Sivas Belediyesi ödüyor. Aynı zamanda bir akademisyen ve eğitimci olan Belediye Başkanı Adem Uzun, hem Siverek’te hem de Kahramanmaraş’ta meydana gelen saldırıların toplumda derin bir üzüntü ve kaygı oluşturduğunu belirterek, eğitim kurumlarına yönelik her türlü şiddeti en güçlü şekilde kınadığını ifade etti. Okulların çocukların kendilerini en güvende hissetmeleri gereken alanlar olduğuna dikkat çeken Uzun, göreve geldiği ilk günden itibaren liselerde güvenlik personeli istihdamı sağlanmasının bu sorumluluk anlayışının bir gereği olduğunu vurguladı. Eğitimde güvenliğin ertelenemez bir konu olduğunun altını çizen Uzun, benzer acı olayların bir daha yaşanmaması temennisinde bulunarak, olaylardan etkilenen öğrenci, öğretmen ve ailelere geçmiş olsun dileklerini iletti.
İstanbul Esenyurt’ta okul önü ve çevresinde polis denetimi Esenyurt’ta okul ve çevrelerinde polis denetimleri artırıldı. Yapılan denetimlerde okul ve çevrelerinde şüpheli şahıslar durdurularak Genel Bilgi Taraması(GBT) yapıldı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen olayların ardından Esenyurt ilçesinde polis ekipleri tarafından okul ve çevrelerinde yapılan denetimler artırıldı. Yapılan denetimlerde, şüpheli görülen yaya şahıslar, otomobil sürücüleri ve motosiklet sürücüleri denetlendi. "Tabii ki tedirginlik var ama güvenlik güçlerimiz teyakkuzda" Çocuğunu okula getiren bir vatandaş yaşanan olaylarla ilgili, "İki gündür üst üste acı olaylar yaşadık. Hakikaten ülke çok sıkıntılı. Ne söylenebilir bilemiyorum. Ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Tabii ki tedirginlik var ama güvenlik güçlerimiz teyakkuzda. Onlara güveniyoruz. Onlar olduğu sürece Allah’ın izniyle bir şey olmayacağına da inanıyoruz. Okulların kapısında öğrenciler yerine silahlı güvenlik olması yönünde talebimiz var. Öğrenciler güvende olur" dedi. "Gelişme çağındaki çocukların bilinçaltına şiddet eğilimi veriliyor" Yaşanan olayların ardından şiddet eğilimli dizi ve filmleri eleştiren Ali Osman Koç ise, "Çok acı verici bir olay. Çocuklara böyle şeyler olmaması lazım. Çocuklarımıza dikkat etmemiz lazım. Oyunlar olsun, bu teknolojinin gelişimi ile birlikte çocuklarımızın geleceğinin kaybolmaması lazım. Mutlaka tedirginlik var. Öbür yerlere daha çok tedirgin oluyorum. Devletin bir yerde kısıtlama yapması lazım. Küçücük çocukların elinde farklı farklı şiddete meyilli oyunlar var. Şiddet eğilimli film ve diziler öne çıkarılıyor. Çocuklarda da özentiliğe neden oluyor. Gelişme çağındaki çocukların bilinçaltına şiddet eğilimi veriliyor. Bana kalırsa bilinçli bir şey. Bilinçli bir yüklemedir bu. Çocukları farklı bir tarafa çekmek istiyorlar. Anne babaların da dikkatli olmaları gerekiyor. Çocukların üzerinde durmaları lazım. Onların hangi tarafa kaydıklarını gözlemlemeleri lazım. Mutlaka önlem alınmalı. Sokakta bile önlem alınmalı. Çocuğun en büyük eğitim alanı sokak. Sokağa çıktığında kiminle arkadaşlık yapıyor, kiminle yürüyor ona dikkat etmek lazım" diye konuştu.
Manisa Köprübaşı Çileği bu sene de çiftçinin yüzünü güldürdü Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde Coğrafi İşaret’le tescilli Köprübaşı Çileğinde yıl boyunca seralarda üretimler devam ederken, hem Demirköprü Barajının dolması hem de ilçe çiftçilerinin üretim tecrübesinin artmasıyla bu yılda yüksek verim ve kazanç bekleniyor. Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde 2017 yılında coğrafi işaret tescilini alan Köprübaşı Çileği, ilçede tarımsal üretimin en önemli kalemlerinden biri olmayı sürdürüyor. İlçe genelinde yaklaşık 4 bin 500 dekar alanda üretimi yapılan çilekte, açık alanda ve serada toplamda yıllık üretim miktarı 9 milyon kilogram seviyesine ulaşıyor. 450 kayıtlı çiftçinin üretim gerçekleştirdiği bölgede, özellikle son dönemde etkili olan yağışların Demirköprü Barajı’nı doldurması, sulama imkanlarını artırarak verimin de artmasını sağladı. Suya erişimin kolaylaşmasıyla birlikte ürün kalitesinde de gözle görülür bir artışın yaşandığı Köprübaşı Çileğinde üreticilerin üretim tecrübelerini arttırmasıyla hem verimli hem de kaliteli ürünler elde ediliyor. Seracılık faaliyetlerinin yaygın olduğu ilçede yılın büyük bölümünde üretim yapılabilmesi, Köprübaşı Çileği’ni geniş bir Pazar ağında yer bulmasını sağlıyor. Bu yıl beklenen üretim artışıyla hem çiftçinin gelirine olumlu yansıması hem de bölge ekonomisine katkı sağlaması bekleniyor. Köprübaşı Çileği, aroması, raf ömrü ve dayanıklılığı ile öne çıkarken, coğrafi işaret tescili sayesinde markalaşma sürecini de güçlendirerek bölgenin önemli tarımsal değerleri arasında yer almayı sürdürüyor. İlçede gerek serada gerekse de açık alan Köprübaşı Çileği üretimi yapan çiftçilerden Selçuk Kayacan, "Bu sene üretimden memnunum. Daha önce açıkta üretim yapıyordum. Bu sene de serada üretim yapmaya başladım. Açıkta da kazanıyorduk ama açık alanda 2 buçuk tonda kalırken serada 5 tonu geçmeyi hedefliyorum. Fiyatlarımız da bu yıl güzel gitti. Köprübaşı Çileğinin en büyük özelliği aroma ve tadı. Başka yerlerin aroma ve tatları bu çileğin tadını tutturamıyor. Barajın da dolmasıyla üretim arttı. Su hayat demektir" dedi.
Bitlis Bitlis Eren Üniversitesi, Mardin’de neolitik dönemin sırlarını araştıracak Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ), Mardin’in Dargeçit ilçesi sınırlarında bulunan Boncuklu Tarla Neolitik Yerleşiminde yürütülecek kazı çalışmalarını üstlendi. Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi etkileşim alanında, Dicle Nehri’nin yaklaşık 2 kilometre batısında ve Nevala Maherk Çayı’nın güneyinde yer alan Boncuklu Tarla, ilk olarak yüzey araştırmaları sırasında tespit edilirken, 2012 ile 2017-2024 yılları arasında gerçekleştirilen kazı çalışmalarıyla bilim dünyasına önemli veriler sundu. Yapılan radyokarbon (C14) analizleri sonucunda, yerleşimin Geç Epipaleolitik Dönem’den Geç Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ B (PPNB) evresinin sonuna kadar uzandığı belirlendi. Yaklaşık M.Ö. 11’inci binyıldan M.Ö. 8’inci binyıla kadar kesintisiz yerleşim izleri taşıyan Boncuklu Tarla’nın, altı farklı kültürel tabakadan oluştuğu tespit edildi. 2025 yılı itibarıyla "Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı" statüsüne alınan kazıların başkanlığını ise Doç. Dr. Yunus Çiftçi yapacak. Kazı çalışmalarında bugüne kadar kutsal alan, tapınak ya da kamusal yapı olarak değerlendirilen 9 anıtsal yapı gün yüzüne çıkarıldı. Bunun yanı sıra konut alanları, üretim sahaları ve çeşitli işlikler de ortaya çıkarıldı. Alanda ayrıca çok sayıda mezar ve insan kalıntısına ulaşıldı. Elde edilen arkeozoolojik ve arkeobotanik veriler, dönemin beslenme alışkanlıkları ile üretim ve tüketim pratiklerine ışık tutarken, küçük buluntular ise neolitik dönemin inanç sistemi, sembolik dünyası ve toplumsal yapısına dair önemli ipuçları sunuyor. Bitlis Eren Üniversitesi koordinasyonunda Doç. Dr. Yunus Çiftçi tarafından sürdürülecek çalışmaların, hem bölgenin kültürel mirasının korunmasına hem de neolitik dönem araştırmalarına önemli katkılar sağlaması bekleniyor.