Yerel Haberler
Kayseri
27 Nisan 2026 Pazartesi - 20:39 Kayseri’deki ‘ilaç yolsuzluğu’ davasında tutuklu sanık kalmadı Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören hastaların adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek kamuyu 88 milyon 591 lira zarara uğrattıkları iddia edilen 2’si tutuklu 12 sanık hakim karşısına çıktı. Duruşma sonunda davada tutuklu sanık kalmadı. Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören hastalar adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek kamuyu zarara uğrattıkları iddiasıyla aralarında eczacı ve eczacı kalfalarının da bulunduğu 2’si tutuklu 12 sanığın yargılanmasına 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Bir sanığın mazeret belirterek katılmadığı duruşmada, resmi evrakta sahtecilik yaparak kamu zararına neden olduğu suçlamasıyla hakim karşısına çıkan eczacı ve eczacı kalfalarının ifadelerinde ortak kanaat, hastaneden gelen e-reçete ve raporları kendilerinin düzenleme yetkilerinin olmadığı oldu. Eczacılar kalfaları işaret etti Eczane sahipleri ifadelerinde reçeteleri sisteme kalfalarının girdiğini söyleyerek eczacı kalfalarını işaret ederken, kalfalar ise eczacı onayı olmadan reçeteleri işleme koymadıklarını ifade etti. Eczacılık sisteminin işleyişinden bahseden sanıkların tamamı, "E-reçete veya raporu doktor düzenler. Bu raporların altında üç profesörün ve başhekimin onayı bulunur. Bize gelen rapor ve reçeteleri kontrol ettiğimizde SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) kurallarına uygun olduğunu gördükten sonra ilacı depodan isteriz. Süreçte bizim başka bir müdahalemiz olamaz" şeklinde beyanda bulundular. İlacı temin eden ile teslim alan belirlenemedi Sanık ifadelerinde ilacı eczanelerden kimin teslim aldığı noktasında da farklı iddiaların olması dikkat çekti. Tutuklu eczacı kalfaları E.Ö ve E.Ö’nin teslim aldığı, ilacı eczaneden istediği yönünde ifadelerde bulunuldu. Ayrıca Erciyes Üniversitesi’nde görevli M.Ç’ın doktorların elektronik imzalarını kullanarak bu reçete ve raporları hazırladığı yönünde de beyanlarda bulunuldu. "Benim adıma ilaç bir yıl süreyle alınmış" Şikayetiyle ‘ilaç yolsuzluğu’ davasının başlamasına neden olan C.B., iddialarını mahkemede tekrarlayarak, "Benim adıma bir yıla yakın süre bu ilaç temin edildi. Ben defalarca SGK’ya, CİMER’e şikâyetlerde bulundum. Ne zaman konu basında yer aldı, o zaman soruşturma açıldı. Bu ilaç bana hiç ulaşmadı, benim adıma birileri aldı ve sattı. Şikâyetçiyim, mağdur edildim" dedi. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturma Sanıkların tamamının dinlenmesinin ardından sanık avukatları dinlendi. Avukatlar soruşturma aşamasındaki eksikliklere de dikkat çekerek, ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçlamasının kabul edilemeyeceğini, evrakı düzenleyenin doktorlar olduğunu, eczacıların yalnızca kendilerine ulaşan reçeteleri işleme koyduklarını vurguladı. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturmanın da dava açısından önemli olduğunu dile getiren avukatlar, bu konuda bilirkişi raporlarının mahkemeye sunulmasını talep etti. Ayrıca sanık avukatları, HTS kayıtları ile söz konusu reçetelerin tarihleri arasında da uyuşmazlık olduğunu, savcılığın süreci gerekli titizlikte yürütmediğini belirtti. Tutuklu sanık kalmadı Savcılık, mütalaasında adli kontrol şartı bulunan sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasını, tutuklu bulunan 2 sanığın da tahliyesini talep etti. Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme başkanı, savcılık mütalaası doğrultusunda 2 sanığın tahliyesine, diğer sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasına, mahkeme önünde ifade veren tüm sanıkların davadan vareste tutulmasına karar verdi. Mahkeme ileri bir tarihe ertelenirken, davada tutuklu sanık kalmadı.
Talas’ta Ramazan sahnesi dolu dolu
23 Şubat 2026 Pazartesi - 11:30 Talas’ta Ramazan sahnesi dolu dolu Talas Belediyesinin Ramazan ayına özel kültür etkinlikleri hafta sonunda sanat dolu iki özel programla devam etti. Cumartesi akşamı kum sanatı ve şiir konseriyle görsel bir şölen yaşanırken, pazar günü ise tasavvuf musikisinin güçlü sesi Necip Karakaya ile Talas Belediyesi personelinden oluşan Grup Şantiye sahne aldı. Cumartesi akşamı sanatçı Tarkan Köylü, kum sanatı gösterisi ve şiir konseriyle izleyicilere hem görsel hem de duygusal bir deneyim yaşattı. Ramazan’ın manevi iklimine uygun temalarla hazırlanan gösteri, salonda büyük beğeni topladı. Program sonunda duygularını paylaşan Köylü, Talaslıların enerjisine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Güzeli övmeye ne hacet derler ya Güzel zaten ortada. Talas halkının enerjisiyle beraber bugün Ramazan’ın ayrı bir görselliğiyle çok güzel bir program yaptık. Şiir konserimiz oldu, kum sanatı gösterimiz oldu. Mustafa Başkanımıza çok teşekkür ediyorum." Gönül pınarları coştu Pazar akşamı ise sahne bu kez ilahilerin sevilen ismi Necip Karakaya ile Talas Belediyesi personelinden oluşan Grup Şantiye’ye aitti. Salonu dolduran vatandaşlar, seslendirilen eserlerle manevi bir yolculuğa çıktı. Konser sonunda konuşan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, "Necip Hocam hem hemşehrimiz hem de dostumuz. Bizi hiçbir zaman kırmıyor. Bize böylesine feyizli bir akşam yaşattığı için özellikle çok teşekkür ediyorum. Dün de kendisinden çok istifade ettik. Türkiye’ye mal olmuş bir güzel gönül. Bizim personelimiz, değerli kardeşlerim de kendisine eşlik etti. Gönül pınarlarımızı bir kez daha coşturdunuz. Allah sizden razı olsun" ifadelerini kullandı. Çiçekle teşekkür Konuşmanın ardından Başkan Mustafa Yalçın, Necip Karakaya’ya ve Grup Şantiye adına solist Semih Tercan’a çiçek takdim etti. Talas’ta Ramazan etkinlikleri; sanatın, müziğin ve maneviyatın iç içe geçtiği programlarla ilçe sakinlerini bir araya getirmeye devam ediyor. Ramazan, Talas’ta sadece bir ay değil; gönülleri buluşturan bir iklim olarak yaşanıyor.
Melikgazi Belediyesi’nden şehrin merkezinde ‘antika molası’
23 Şubat 2026 Pazartesi - 11:23 Melikgazi Belediyesi’nden şehrin merkezinde ‘antika molası’ Melikgazi Belediyesi tarafından her ayın üçüncü pazar günü düzenlenen ve vatandaşlar tarafından ilgiyle takip edilen Melikgazi Antika Pazarı bu hafta sonu da kapılarını meraklılarına açtı. Hunat Mahallesi’nde bulunan Sanat Melikgazi’nin önündeki Dedeman Parkı’nda açılan Antika Pazarı hakkında bilgi veren Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, "Nostalji tutkunlarını geçmişe götüren eşsiz ve nadir parçaların yer aldığı pazarımız birçok ilden gelen koleksiyonerlerin katılımı ile her ayın üçüncü pazar günü Dedeman Parkı’mızda kuruluyor. Antika eşyaların hepsinin ayrı bir hatırası, ayrı bir hikayesi var. Geçmişin izlerini taşıyan binlerce antika eşya, hafta sonunu değerlendirmek isteyenler, koleksiyonerler ve nostalji tutkunları tarafından yoğun ilgi görüyor. Vatandaşlarımız burayı gezrken sadece alışveriş yapmıyor, çocukluğumuzdaki o sıcaklığı da hissederek geçmişe olan özlemlerini bir nebze olsun gideriyor. Mutlu oluyor. Biz de Melikgazi Belediyesi olarak vatandaşlarımızın yüzündeki gülümsemenin sebebi olduğumuz için mutluyuz. Antika Pazarımız sadece bir ticaret alanı değil aynı zamanda geçmişin mirasını geleceğe taşıyan bir pazar. Bu bakımdan bu tür etkinliklerimiz ile kültürel sürdürülebilirliği de sağlamaya çalışıyoruz. Unutulmaya yüz tutmuş birçok antika ürün burada yeniden değer kazanmış oluyor. Pazarlarımızın yoğun ilgi görmesi de bizleri ziyadesiyle mutlu ediyor" dedi. Antikacı esnafı da kendilerine verilmiş olan imkan ve destekler için Başkan Mustafa Palancıoğlu’na teşekkür ettiler.
İş İnsanı Cemil Demirel: "Güç paylaşınca anlam kazanır"
23 Şubat 2026 Pazartesi - 11:06 İş İnsanı Cemil Demirel: "Güç paylaşınca anlam kazanır" İş insanı Cemil Demirel, Ramazan ayının bereketini dar gelirli ve ihtiyaç sahibi ailelerle paylaşmayı bu yıl da sürdürdü. Demirel, Pınarbaşı ilçesinin kırsal mahalleleri başta olmak üzere Kayseri merkezde Battalgazi ve Gaziosmanpaşa mahallelerinde ihtiyaç sahibi ailelere iaşe kolileri ve alışveriş kartları ulaştırdıklarını belirtti. Ramazan ayı boyunca binlerce ailenin sofrasına katkı sunduklarını ifade eden Demirel, "Güç paylaşınca anlam kazanır. İyilik paketlerimizi ailelerimize tek tek ulaştırmanın huzurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu mübarek ayda sofralarına bir nebze olsun katkıda bulunabildiysek ne mutlu bize" dedi. Kayseri’nin sevilen isimlerinden olan Cemil Demirel, yardımlaşma ve dayanışmanın toplumun temel değerleri arasında yer aldığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Ramazan ayı; kardeşliğin, paylaşmanın ve yardımlaşmanın en güçlü şekilde hissedildiği müstesna bir zaman dilimidir. Yardımlaşma, toplumumuzun birlik ve beraberliğini pekiştiren en önemli değerlerden biridir. Biz de sosyal sorumluluk anlayışımız doğrultusunda her Ramazan ayında olduğu gibi bu yıl da ihtiyaç sahibi ailelerimize destek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yıl binden fazla aileye iaşe kolisi ve alışveriş kartı dağıttık. Yardımlarımız, ihtiyaç sahibi ailelerimize doğrudan ulaştırıldı."
Düğün gecesi yaşanan şüpheli ölüm cinayet dosyasına döndü
23 Şubat 2026 Pazartesi - 11:03 Düğün gecesi yaşanan şüpheli ölüm cinayet dosyasına döndü Kayseri’de evlendiği gece hayatını kaybeden Uzman Çavuş Ümit Canpolat’ın ailesinin şüpheleri üzerine cinayet dosyasına dönen olayda, acılı anne-baba durumun aydınlatılmasını istiyor. Acılı anne-baba cinayeti gelinlerinin işlediğini ileri sürüyor. Kayseri’nin Talas ilçesinde, geçen yıl 12 Haziran’da dünya evine giren Uzman Çavuş Ümit Canpolat, düğünden sonra evine gittiğinde şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Olayın intihar olarak değerlendirilmesinin ardından televizyon programına katılan Canpolat’ın anne ve babasının ölümün intihar olmadığını ve gelinleri tarafından planlanarak yapıldığını söylemesi üzerine dosya cinayete dönüştü. Uzman çavuşun acılı ailesi, olayın aydınlatılmasını ve suçluların cezasını çekmesini istediklerini söyledi. "Kendini vurdu diye oğlumun adına leke sürüldü" Gelini ile oğlunun anlaşmalı evlilik yaptıklarını ve kendilerinin de bunu katıldıkları programda öğrendiklerini söyleyen baba Ali Canpolat, "Düğünden geldikten sonra hanımımla eve çıktık. 5-10 dakika sonra gelin bana telefon etti ve Ümit öldü dedi. Geldiğimizde daire kapısı kilitliydi. Kapının tokmağına 3 kere vurarak kapıyı çaldım. 5 dakika sonra kapıyı bize açtı. Açılan kapının hemen yarım metre ilerisinde oğlumu elinde silah yerde yatar şekilde gördüm, beylik tabancası elindeydi. Geline dedim ki buna ne yaptın. Kan kaybından benim çocuğum gitti. Benim gördüklerim budur. İstanbul’da katıldığım bir televizyon programı sayesinde bu olay cinayete döndü. Burada kendini vurdu diye oğlumun adına leke sürüldü. Dosya şimdi cinayete çevrildi. 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava görülecek. Bu olayın ilk mahkemede çözülmesini istiyorum, 2. mahkeme olmasın. Ateş düştüğü yeri yakıyormuş. Gelin ve oğlum arasında hiç sıkıntı yoktu. Gelinle burada avukata giderek anlaşmalı evlilik yapmışlar. Biz bunu duymamıştık, bunu da katıldığımız televizyon kanalında duyduk" dedi. Anne Döndü Canpolat ise başka silahla oğlunun vurulduğunu iddia ederek, "Benim en çok sevdiğim evladım Ümit idi. Askerden düğününü yapmaya geldi. Geldi düğününü yaptı gümbür gümbür de oynadı. Salondan çıktık, herkes dağıldı. Gelin bizi uğurlamadan direkt taksiye gitti. Oğlum geldi sarıldık, ben de seninle geleyim dedim. Anne belki ben otele gitmeyi düşünüyorum dedi. Ben senle geleyim oradan eve geçerim dedim. Sen babamı al eve git dedi. Taksiye gittik ve geline in de annem ile vedalaş dedi, gelin yine inmedi. Vedalaşmasın sen yeter ki mutlu ol oğlum dedim. Tekrar sarıldık ve oğlum arabaya bindirdim yolladım. Sağ salim eline teslim ettim. Sen oğluma mutluluk vermedin, sen telefondan kimle konuşuyorsun. O gümbür gümbür düğün salonunda oynayan oğlan 5 dakikanın içinde nasıl ölüyor. Saat 12.00 ile 01.00 arasında oğlumu nasıl harcadınız. Oğlum ölüyor beni çağırmıyor gelin. Doğan’ı, Olcay’ı, Ertuğrul’u çağırıyor bunların içinde Şirin de var, Şirin’in kocası ve Yasemin de var. Bunlar halaları ve halalarının kocaları. Bunlar eve arabalar ile geliyorlar bu kameralar neden göstermiyor onların geldiği arabaları. Daha sonra ambulansı arıyor. Kafasına sıktı yetişin diyor ama bir yandan ambulansı engelliyor arkadan telefonla ile biriyle yazışıyor. Benim ciğerim yanıyor. Bir de bacı kızı, utansın. Bacı kızı olduğun halde o halının üstünde oğlumu nasıl yatırdın? Geldiğimde kan pıhtılaşmıştı. En son beni çağırmış ‘yetiş oğlun kafasına sıktı, intihar etti’ diyerek. Balkona çıksan bağırsan yetişin böyle böyle bir hal oldu diyerek. Bir komşu yetişmez mi? Sen nasıl benim oğlumu kasten ölüme terk ettin? Benim oğlumun katili gelinim. Ben o düğün salonundan oğlumu mutlu ve gülerek yolladım. Kamerada da görünüyor çiçeğini alıyor, yardım ediyor, çıkartıyor, elinde bir telefon yok. Gelinimin elinde telefon var, kimi çağırıyordun, kiminle diyaloğa geçtin? Bir askerin elinde ve kolunda barut izi çıkmaz mı? Barut izi insanın elinde 3 gün gitmez. Swap izi çıkmaz mı? Elinde silah izi çıkmaz mı? Oğlumun kafasına sıkılan kurşun onun kurşunu değil. Ben anne olarak bütün Türkiye’ye sesleniyorum. Başka silahla benim oğlumu vurdular. Benim oğlumun mermi çekirdeğini ortaya çıkartsınlar. İkincisi kanlı kayıp gömleği ortaya çıkartsınlar. Üçüncüsü o telefonu kim nasıl kırdıysa bu kara kutu bunu söylesin. Telefonunda bile oğlumun el izi yok. Havadan kuşlar mı indi öldürdü benim oğlumu. Bu askeri tuzağa düşürüp intihar damgasını vurup üstünü kapatmasınlar, benim oğlumu iftira ile yatırmasınlar" ifadelerini kullandı. Cinayete dönen davanın duruşması 22 Nisan’da Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
’Arılar Çoğalsın, Bereket Katlansın’ projesine başvurular başladı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:35 ’Arılar Çoğalsın, Bereket Katlansın’ projesine başvurular başladı Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin ’Arılar Çoğalsın, Bereket Katlansın’ Projesi’ne müracaatlar başladı. 23 Şubat 2026 Pazartesi günü saat 08.00 itibariyle başvuruların alınmaya başladığı projeye müracaatlar 27 Şubat 2026 Cuma günü saat 16.00’da sona erecek. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetiminde yerel yönetimler alanında imza attığı yatırımların yanı sıra son yıllarda tarım ve hayvancılık alanında üreticilere verdiği güçlü desteklerle adından söz ettiren Kayseri Büyükşehir Belediyesi, 2026 yılında da üreticinin en güçlü destekçisi olmaya devam ediyor. Bu çerçevede 2024 yılında Hobim Arıcılık Projesi ve 2025 yılında Kovan Sizden Arı Bizden projesi vatandaşlar tarafından yoğun bir ilgi ve büyük bir memnuniyetle karşılanan Büyükşehir Belediyesi, 2026 yılında ise ‘Arılar Çoğalsın, Bereket Katlansın’ Projesi ile arıcılık alanında üretim yapan ve yapmak isteyen vatandaşlarına destek vermeyi sürdürüyor. Tarım ve hayvancılık alanında son 7 yılda imza attığı 1 milyar TL’nin üzerindeki yatırımla Türkiye’ye örnek olan Kayseri Büyükşehir’in "Arılar Çoğalsın, Bereket Katlansın" Projesi kapsamında 750 üreticiye kişi başı 2’şer adet olmak üzere toplamda 1.500 adet arı kolonisi dağıtımı yapılacak. Projeye başvuruların fazla olması durumunda ise hak sahipleri kura ile belirlenecek. Başvuru ekranı 23 Şubat 2026 Pazartesi günü saat 08.00 itibariyle aktif olan projenin son müracaat tarihi 27 Şubat 2026 Cuma günü saat 16.00 olarak belirlendi. Arıcılık alanında faaliyet gösteren ve bu alanda üretici olmak isteyen vatandaşlar tarafından merakla beklenen 2024 ve 2025 yıllarında olduğu gibi büyük ilgi görmesi öngörülen projeye başvurular, www.kayseri.bel.tr adresinde yayınlanan link üzerinden yalnızca online olarak alınıyor. ‘KAYMEK ihtisas kurslarını veya diğer arıcılık kurslarını başarıyla tamamlamış sertifikası olan kişiler, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Arı Kayıt Sistemi’nde kaydı bulunan kişiler, arıcılık eğitimi dersi aldığını belgeleyen Ön lisans veya Lisans diplomasına sahip kişiler’ şartlarından birini taşıyan vatandaşlar, projeye başvuru yapabiliyor. Öte yandan son 2 yıl içinde Büyükşehir Belediyesi’nin arıcılıkla ilgili desteklerinden faydalanan kişilerin başvuruları, kabul edilmiyor. Proje ile ilgili detaylı bilgiye 0 352 222 6973 / 3427-3405 numaralı iletişim hattından erişilebilecek.
Ali İhsan Kabakcı incelemelerini sürdürüyor
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:31 Ali İhsan Kabakcı incelemelerini sürdürüyor Kayseri Gençlik ve Spor İl Müdürü Ali İhsan Kabakcı; Erciyes Erkek Öğrenci Yurdunu ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Kayseri Gençlik ve Spor İl Müdürü Ali İhsan Kabakcı; Erciyes Erkek Öğrenci Yurdunu ziyaret ederek hem incelemelerde bulundu hem de öğrencilerle sohbet etti. Kayseri Gençlik ve Spor İl Müdürü Ali İhsan Kabakcı yaptığı açıklamada; "Bugün, gençlerimizin barındığı bu güzide yurdumuzu ziyaret ederek hem yürütülen çalışmaları yerinde inceleme hem de öğrencilerimizle birebir sohbet etme imkânı bulduk. Yurdumuzun fiziki şartlarından sosyal alanlarına, güvenlikten rehberlik hizmetlerine kadar pek çok başlığı değerlendirdik. Gördüğümüz her ayrıntıda, gençlerimizin huzurlu ve güvenli bir ortamda eğitim hayatlarını sürdürmeleri için gösterilen büyük gayreti hissediyoruz. Ziyaret sırasında öğrencilerimizle bir araya gelerek hayatlarına, eğitim süreçlerine, beklentilerine ve karşılaştıkları zorluklara dair samimi bir istişare gerçekleştirdik. Gençlerimizin düşüncelerini, önerilerini ve taleplerini doğrudan kendilerinden duymak bizler için son derece kıymetli. Çünkü biliyoruz ki bir yurdun en doğru değerlendirmesini orada yaşayan gençler yapar. Bu vesileyle yurt yönetimine, çalışanlara ve bize içtenlikle düşüncelerini aktaran tüm öğrencilerimize teşekkür ediyor; başarılarla dolu bir eğitim yılı diliyorum. Gençlerimizin huzur içinde, güvenli bir ortamda, kendilerini geliştirmeye devam edeceği daha güçlü bir yurt ortamı için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.
Ercan Aras’tan destek çağrısı: "Gebe Düve Üretim Merkezi kurmak istiyoruz"
23 Şubat 2026 Pazartesi - 09:42 Ercan Aras’tan destek çağrısı: "Gebe Düve Üretim Merkezi kurmak istiyoruz" Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras, gerekli destekleri aldıkları takdirde Gebe Düve Üretim Merkezi kurmak istediklerini söyleyerek ilgililere çağrıda bulundu. Kayseri’de tüketilen pastırmaların yüzde 80’inin başka illerde üretildiğini dile getiren Aras, "Sahte sucuk üretenlere verilen ceza caydırıcı değil" dedi. Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras, kırmızı et üretimi konusunda açıklamalarda bulundu. Kırmızı et üretiminde toplulaştırma sisteminin kurulması gerektiğini dile getiren Aras; "Avrupa 50-60 yıl önce sistemi çözmüş ve planlamasını ona göre yapmış. Zamanında toplulaştırma olaylarını halletmişler. Arazi toplulaştırmasını yapmışlar. Bu sayede bölünmeler olmamış. Ona göre hayvancılıkta kullanılacak tarımsal alanları oluşturmuşlar. Biz tam olarak toplulaştırmamızı oluşturamadık. Biz bu sistemin içine hala girmemişiz. Toplulaştırma olunca kendi içerilerinde ya biri ya alacak ya komple satacaklar ya da bir kooperatif şekilde bir sistem oluşturacaklar. Ona göre orasını değerlendirecekler. Son 15-20 yıldır bu sistemin içine girilmeye çalışılıyor. Biz toplulaştırma konusunda geç kaldık. Bundan dolayı tarımda gerileme oldu. Hayvancılıkta tarıma bağlı olduğu için hayvancılıkta da gerileme oldu. Bir de biz kendi mera alanlarımızı koruyamadık. Hayvancılıkta en uygun maliyet için mera alanlarını kullanmanız lazım" dedi. "Maliyet düşmeden kırmızı et fiyatı düşmez" Kırmızı etin fiyatının düşmesi için öncelikle maliyetin düşmesi gerektiğini söyleyen Aras; "Hayvan sayımız her yıl geriye gidiyor. Her yıl küçülüyoruz. Her yıl ithalata yöneliyoruz. Bundan 10 yıl önce 100 bin hayvan ithal edersek, et sıkıntımız gideriliyordu. Şimdi 7-8 yıldır her yıl 500-600 bin hayvan ithal ediyoruz. Buna rağmen hala ette sıkıntılarımız var. Demek ki üretimde bir aksaklığımız var. Devlet olarak küçük aile işletmelerimizi korumamız lazım. Artık ülkemizde biz ucuz et yiyelim mantığı olamaz. Böyle bir sistem yok. Baktığınız zaman dünya genelinde de kırmızı et değerli olmaya başladı. Etin insanların ana yemeği protein kaynağı olduğu için bizde etin ucuz olmasını isteriz. Ancak bizim maliyetlerimizin düşük olması lazım. Biz girdi maliyetleri düşük ve ucuza üretirsek, ucuza satarız. O zaman tüketicimizde ucuza yer" ifadelerini kullandı. "Şap hastalığı ekonomiye 4 milyar TL zarar verdi" Geçtiğimiz yıl 25 Mayıs’ta Türkiye’ye şap hastalığının girdiğini ve bu nedenle verim kaybı yaşandığını belirten Ercan Aras, hastalığın ekonomiye 4 milyar TL’lik zarar verdiğini söyledi. İthal hayvan yerine üretimin desteklenmesi gerektiğini aktaran Aras; "Hayvan hastalıkları oluşmaya başladı. Yani bir yerden bir yere hayvanı getiriyorsunuz ama o getirilen hayvanın temiz olması lazım. Çok riskli bir durum. Hayvanı dışardan getiriyorsunuz, o hayvanda bulaşıcı bir hastalık olduğu zaman Türkiye’nin bütün geleceği şekilleniyor. Ülkemize 25 Mayıs tarihinde bir şap hastalığı girdi. Normalde bu hastalık gelir ve 1 haftada geçerdi. Ülkemize bu hastalık girdi. Türkiye’nin her yerine yayıldı. Bu durum hayvancılığın ekonomisine çok büyük zarar verdi. Verim kaybı ve hayvan kaybı oldu. 4 milyar dolar civarında bir zarardan bahsediliyor. O yüzden hayvan hareketliliği de çok doğru bir şey değil. Bu nedenle bizim üretimi desteklememiz lazım" şeklinde konuştu. "Verilen desteğe 2 torba yem ediyor" Kırmızı et üreticilerine verilen desteklerin yeterli olmadığının altını çizen Aras; "Desteklerin göreceli olması ve sözde kalmaması lazım. Verilen 3-5 destekle Türkiye kurtarılamaz. Dün Cumhurbaşkanımız, küçükbaş hayvancılığa dair bir destek açıkladı. Bu yeterli değil. Bu destekler Türkiye’nin hayvancılığını kurtarmaz. Büyükbaş hayvanda kesilen kurban başına bin TL destek veriliyor. Bu da 2 torba yem parası ediyor. Göstermelik desteklemeler olmamalı. Bizi kurtaracak olan 20 ile 200 arasında hayvanı olan küçük aile işletmeleri. Bu üreticilerimize süspansiyonlu kredinin yüzde 5-10 faizle verilmesi gerekiyor" dedi. "Destek bulursak, Kayseri’ye Gebe Düve Üretim Merkezi kurmak istiyoruz" Gerekli desteklerin verildiği takdirde Kayseri’ye Gebe Düve Üretim Merkezi kurmak istediklerini söyleyen Aras; "Biz biraz daha sulak arazi istiyoruz. Bu alanlarda hem yemi üretmemiz hem de hayvanı gebeleştirerek, üreticilere dağıtmamız lazım. Bununla ilgili de bizim çalışmalarımız var. Van’a kurduk, Erzurum’a da kuracağız. Sistem hazır, hayvanları da getirdik. Hatta gebelemesini de yaptık. İnşallah 1-2 ay sonrada satışa sunacağız. Erzurum valisi ve belediyesi bu işi destekledi. Şu anda onlarla işbirliği içerisindeyiz. Kayseri’ye de bu sistemi yapmak istiyoruz. Yeşilhisar’da 3 bin dönümlük bir alanla ilgili gerekli mercilere konuyu ilettik. Biz bu isteğimizi söyledik geri dönüş alamadık. Biz hazırız. Siyasilerimize ve valiliğimize de bu durumu söylüyoruz. Gebe Düve Üretim Merkezi kurmak istiyoruz. Bu merkez çok önemli" diye konuştu. "Beydeğirmeni projeleriyle Kayseri’ye 500 milyon TL destek getiriyoruz" IPARD’da sunulan 30 projeyle Kayseri’ye yaklaşık 500 milyon TL’lik destek geleceğini söyleyen Ercan Aras; "Beydeğirmeni’ni Kırmızı Et Üreticileri Birliği olarak ele aldık. Bu yıl orada 30 proje yapılacak. Biz bu işin içine girdik ve hareketlendirmeyi oluşturacağız. IPARD’dan destek alabilmek için 25 proje yaptık. Projelerimiz konusunda Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Kocasinan Belediye Başkanımız bize çok yardımcı oldular. Teşekkür ediyoruz. Projelerimiz şu anda Ankara’ya gidiyor. İnşallah yüzde 90’ı onaylanacak. Kayseri’mize yaklaşık olarak 500 milyon TL civarında bir destek gelecek. Bu destekle beraber Beydeğirmeni’nde üreticilerimiz kendi çiftliklerini yapacaklar. Gelecek yıl bir daha proje olacak. Gelecek olan 500 milyon TL’lik destek Kayseri’ye bir yatırım olacak" şeklinde konuştu. "Kayseri’ye Et Üretim Merkezi oluşturmalıyız" Kayseri’ye, Et Üretim Merkezi oluşturulmasının gerekliliğinin altını çizen Aras; "Bizim Kayseri’ye Et Üretim Merkezi oluşturmalıyız. Bu merkez 15-20 yıl önce bizim elimizdeyken, bunu Kırşehir’e kaptırdık. Onlar devletten çok büyük destek alıp, hayvancılıklarını geliştirdiler. Bizim bunu toparlayıp, kendi ayarımıza dönmemi lazım. Kayseri’de 1900’lü yılların başından beri özellikle pastırma ve sucuk üretiminden dolayı besicilik sektörü gelişti. Ancak biz bunu kaptırdık. Bunu tekrar geri oluşturarak, Kayseri’yi birinci sıraya yerleştirmemiz lazım" dedi. "Sahte sucuk üretenlere verilen ceza caydırıcı değil" Kayseri’de 350 TL’ye et sucuğu satıldığını ancak bunun mümkün olmadığını ifade eden Aras, sahte sucuk satıcılarına verilen cezaların caydırıcı olmadığını belirterek; "Tarım İl Müdürlüğü’müz sıkça denetimlerini gerçekleştiriyor. Ancak tekerrür eden gerekli cezayı almıyor. Şimdi vatandaş et sucuğu diye 350 TL’ye sucuk satıyor. Tarım İl Müdürlüğü gidiyor ve denetim yapıyor. Cezasını yazıyor. Ancak cezayı yiyince satmaya devam ediyor. Siz bu konuda yaptırımı yükseltirseniz, hapis cezası verirseniz, o vatandaş o sucuğu satamaz. Karkas et 600 TL. Bunu kemikten ayırdığınız zaman 750 TL’ye mal oluyor. Masrafları koyduğunuz zaman fiyat 800 TL’ye çıkıyor. Siz hangi etin sucuğunu 350 TL’ye satacaksınız. Yani o sucukta et haricinde her şeyin olması lazım. Mekanik tavuk kırıntıları gibi her şeyi koyabiliyorlar. Hayvanın olmayacak yerlerini kullanıyorlar. Bu şekilde de tüketicimizi kandırıyorlar. Sucuğun fiyatı bin TL olacak ki o sucuğun gerçekten et sucuğu olduğunu anlayacaksınız. Denetimler var ama cezalar çok doğru değil" diye konuştu. "Kayseri’de tüketilen pastırmaların yüzde 80’i başka illerden geliyor" Kayseri’de tüketilen pastırmaların yüzde 80’inin başka illerde üretilip, Kayseri’ye geldiğini dile getiren Aras; "Şu anda Kayseri’de tükettiğimiz pastırmanın yüzde 80’i Kayseri’de üretilen pastırma değil. Tükettiğimiz pastırmalar, Sivas’ta, Bursa’da ve İstanbul’da üretilen pastırmalar. Kayseri’nin markasıyla üretilen pastırma Kayseri’de satılmıyor. Biz pastırma üretimi yaparken, yüzde 20-25 civarında fire veriyoruz. Ama bir adam pastırma yapmasını biliyor ve fırınlarda yüzde 7-8 fire vererek, kendi evinin altında gayri resmi olarak üretim yapıyor. Markasız olarak, bizim şehir merkezimizde pastırmayı satıyor. Bizim üretimimizde 10 elden geçerek, satışa çıkıyor. Çünkü bunun bütün sorumluluğu, vebali bizim üzerimizde. Ticaret Odası Başkanımız Ömer Gülsoy’un öncülüğünde biz bu konuyu ele aldık. Yaklaşık olarak 100 kişinin katıldığı bir toplantı yaptık. Bunları konuştuk ama yine maalesef bir çözüm olmadı. Açık ve net olarak söylüyorum. Kayseri’de satılan pastırmaların yüzde 80’i Kayseri’de üretilen pastırma değil. Bu sistematik bir hale geldi ve Kayseri’ye yayıldı. Biz Kayseri’nin adıyla başka yerlerde üretilen pastırmaları satıyoruz. Buna da şu anda herhangi bir tedbir almıyoruz" dedi. "Adana’da normal sucuk üretilmiyor" Kayseri’de üretilen sucuğun kaliteli olduğunu ancak Adana’da üretilen sucuğun normal olmadığını aktaran Aras, sözlerini şu şekilde sürdürdü; "Adana’da normal sucuk üretilmiyor. Türkiye’nin bütün sakatatı Adana’ya gidiyor. Orada üretiliyor. Nasıl bir kontrol var onu bilmiyorum. Kayseri’de güzel denetimler, kontroller var. Bakanlığımızın yayınladığı tağşiş listelerinde Kayseri’den çok firma çıkmıyor. Belki çok küçük markalar olabilir. Böyle büyük markalarda öyle bir şey yok."