POLİTİKA - 10 Ekim 2025 Cuma 00:47

MHP’li Özdemir: "Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz 15 milyar doları aşmıştır"

A
A
A
MHP’li Özdemir: "Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz 15 milyar doları aşmıştır"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) grubu adına uluslararası anlaşmalarla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuşma yapan Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; "İlgili anlaşmaların tamamına Milliyetçi Hareket Partisi olarak olumlu yönde oy vereceğimizi belirtiyorum" dedi.


Meclis gündeminde bulunan uluslararası anlaşmalarla ilgili grubu adına söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; "Kovid-19 salgınında görülen kapanmalarla sosyal politikalara ağırlık veren uygulamalarla beraber tedarik zincirlerinin aksaması, küresel ekonomide süregelen sorunların daha fazla kökleşmesine sebebiyet vermiştir. Bu süreçte 2020 yılında dünya ekonomisi yüzde 3,3 oranında daralmış, küresel ticaret hacmi ise yaklaşık 5,6 trilyon dolar azalmıştır. Dünya genelinde 430 milyon kişi işini kaybetmiş, gıda enflasyonu küresel düzeyde yüzde 25’in üzerinde seyretmiştir. Devam eden ekonomi savaşları ve gümrük tarifelerine dayalı restleşmeler ise kökleşen ve kronikleşen ekonomik meseleleri geri döndürülmesi çok zor olan bir istikamete sürüklemiştir. Örneğin ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları, 2018’den bu yana toplam 550 milyar dolarlık ticarete uygulanan gümrük vergilerini gündeme getirmiştir. Bu gerginlik; yalnızca iki ülke arasındaki ticareti değil, küresel arz zincirlerini de doğrudan etkilemiş, üretim maliyetlerini artırarak emtia fiyatlarını rekor seviyelere taşımıştır. Sıkı para politikası küresel ekonomiyi adeta kendisine mecbur bırakmış, yüksek faiz uygulamaları tüm merkez bankaları için çözüm olarak öne sürülmüş ve uygulamaya konulmuştur. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, 2022-2024 aralığında 65’ten fazla ülke politika faiz oranlarını ortalama yüzde 400 oranında artırmıştır. ABD Merkez Bankası (FED) yalnızca 2022 yılı içinde 11 kez faiz artırımı yaparak oranı yüzde 0,25’ten yüzde 5,5’e çıkarmıştır. Yaşanan gelişmeler, küresel ölçekte yatırım iştahını azaltmış, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sermaye akımlarının daralmasına yol açmıştır. Bu durumda küresel ekonomik büyümeyi yavaşlamaya ve gerilemeye zorlamış, yeni yatırım kanalları spesifik ve acil ihtiyaçları karşılayacak öncelikli tedbirlerle sınırlandırılmıştır. Nitekim 2024 yılı itibarıyla dünya genelinde ortalama büyüme oranı yüzde 2,6 seviyesinde kalmış, gelişmiş ekonomilerde büyüme yüzde 1,4’e kadar gerilemiştir. Küresel doğrudan yabancı yatırımların toplam hacmi, 2021’deki 1,9 trilyon dolar seviyesinden 2024’te 1,3 trilyon dolara düşmüştür.


Sadece ileri nesil teknoloji ürünlerin üretim ve tedariği değil, aynı zamanda bunlar için gerekli olan hammaddelerin dahi sessiz bir savaşla küresel ve bölgesel rekabetin ana unsuru haline gelmesi uğraş alanını genişletmiş, ülkeleri ilave tedbirler almaya zorlamıştır" dedi.



"2024 yılı itibarıyla merkez bankalarının toplam altın rezervi 36 bin tonun üzerine çıktı"


2024 yılı itibarıyla dünyada aktif veya donmuş statüde yaklaşık 60 silahlı çatışma alanı gözlemlendiğini ve bu çatışmalardan etkilenen insan sayısının ise 250 milyonu aştığını dile getiren Özdemir; "Bugün dünyada yalnızca 10 ülke, yüksek teknoloji ürünlerinin toplam üretiminin yüzde 85’ini elinde bulundurmaktadır. Nadir elementlerde Çin’in yüzde 63’lük, ABD’nin yüzde 12’lik, Rusya’nın yüzde 8’lik payı dikkat çekmektedir. Bu tablo, enerji ve teknoloji alanındaki bağımlılık risklerini artırmaktadır. Dolayısıyla mevcut dünya koşullarında, var olan sorunlar öngörülemez ve belirsiz bir iklimde süregelirken, devam eden savaş ve çatışmalar ise ülkeler açısından pek çok başlıktaki küresel tedarik koşullarıyla ilgili riskleri yükseltmektedir. Ukrayna-Rusya savaşı, enerji fiyatlarını yalnızca 2022 yılında yüzde 40 oranında artırmış, doğalgaz fiyatları Avrupa’da 7 katına çıkmıştır. Ortadoğu’da süregelen istikrarsızlık, petrol arzını tehdit ederken, Afrika kıtasında yaşanan siyasi belirsizlikler gıda güvenliğini riske atmaktadır. Dahası, dünya ülkeleri anlaşmazlıklara köklü çözüm getirmekte hâlâ tam anlamıyla başarılı olamamış; mevcut çatışma sahaları genişleme riski taşırken, yeni savaşların çıkması ihtimali aradan geçen her gün biraz daha artırmaktadır. 2024 yılı itibarıyla dünyada aktif veya donmuş statüde yaklaşık 60 silahlı çatışma alanı gözlemlenmiştir. Bu çatışmalardan etkilenen insan sayısı ise 250 milyonu aşmıştır. Tek kutuplu dünya düzeninin çok kutuplu hâl almaya başlaması bölgesel ve ittifaklara dayalı yeni güvenlik mimarisi arayışlarını hızlandırırken, ekonomiyle alakalı alternatif seçenekler oluşturma çabalarını da hızlandırmıştır. BRICS ülkelerinin 2024 yılı itibarıyla küresel GSYİH’nin yüzde 31’ini oluşturması, bu yönelimin en açık göstergesidir. Aynı dönemde G7 ülkelerinin payı ise yüzde 29’a gerilemiştir. Bu durum, yeni güç dengelerinin artık Asya ve Avrasya merkezli oluşmaya başladığını göstermektedir. Diğer yandan, küresel rezerv, ödeme sistemleri ve ticaret ağının da tek elden çıkarak, yerel düzeye doğru yayılması sonucunu doğurmaya başlamıştır. Doların hâkimiyetinin giderek ve göreceli biçimde sarsılması, rezerv para birimi niteliğinin zayıflaması, neredeyse tüm ülkelerin altın rezervlerini artırma girişimleri ve yeni nesil ticaret ödeme sistemlerinin elektronik ortamda kendisini göstermesi, karşılaşılan yeni koşullardaki güncel durumlar haline gelmiştir. Nitekim 2024 yılı itibarıyla merkez bankalarının toplam altın rezervi 36 bin tonun üzerine çıkmış, bu miktar 1970’lerden bu yana görülen en yüksek seviye olmuştur. Bu şartlarda ülkelerin ihtiyaçları istikametinde, diğer ülkelerle ikili ticarete daha fazla önem vermeye başladığı ve gerek hammadde çeşitliliğini sağlamak, gerekse süregelen pazarlarını genişletme uğraşı verdikleri anlaşılmaktadır. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) verilerine göre, 2024 yılında ikili ticaret anlaşmalarının sayısı 430’u aşmıştır. Bu sayı 2010 yılındaki 180 anlaşmanın iki katından fazladır. Bu eğilim, dünya ekonomisinde bölgeselleşmenin artan etkisini çok açık biçimde ortaya koymaktadır" şeklinde konuştu.



"Türkiye’nin 2024 yılı toplam ihracatı 257,6 milyar dolar, ithalatı ise 361,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir"


Uluslararası anlaşmaların tamamına MHP olarak olumlu yönde oy vereceklerini dile getiren MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir; "Makul ve muteber olan ikili ticaret hacmini geliştirme stratejisini ülkemiz de kararlı biçimde sürdürmelidir. Böylelikle ticaret potansiyelimizi geliştirirken, sanayi üretimini de artırarak, küresel rekabette güçlü pozisyon alma hedefimiz sağlıklı şekilde ilerleyebilecektir. Türkiye’nin 2024 yılı toplam ihracatı 257,6 milyar dolar, ithalatı ise 361,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İhracatımızın yüzde 57’si Avrupa ülkelerine, yüzde 19’u Asya’ya, yüzde 10’u Afrika’ya, yüzde 8’i Amerika kıtasına yapılmıştır. Sanayi üretim endeksi yıl genelinde yüzde 3,2 artış göstermiştir. Tercihli ticaret anlaşmaları, serbest ticaret anlaşmaları, ortak pazar ve ekonomik birliğe dayalı milli gayretlerimiz, stratejik ortaklarımız ve Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere diğer ülkelerle yürütülen ilişkilerimizin ileri seviyeye taşınması adına ülkemizin potansiyelini artırmasını hedefleyen çabalardır. Bugün Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz 15 milyar doları aşmıştır. Aynı rakamın 2030’a kadar 50 milyar dolara ulaşması öngörülmektedir. Türkiye; bu yapının lokomotif gücü olarak ekonomik, teknolojik ve lojistik açıdan lider konumdadır. İhracat odaklı büyüme politikamızın gereği olarak var olan ticaret anlaşmalarının kapsam ve hacminin genişlemesi ise ana stratejimiz olmalıdır. Nitekim hükümetimizin sürdürdüğü politikalarda da bu anlayışın başarılı bir şekilde yürütüldüğünü görmek son derece müspet bir gelişmedir ve memnuniyet vericidir. 2024 yılında Türkiye, 8 ülke ile ticaret ve yatırım anlaşması imzalamış, 20 ülke ile de müzakere sürecini başlatmıştır. Dünyanın koronavirüs salgını sonrasında toparlanma eğilimi göstermesiyle beraber 2021 yılından bu yana Türkiye’nin toplam 17 çeyrektir kesintisiz bir şekilde büyümeye devam etmesi, sadece ekonomik olarak değil, dış politika anlamında da başarılı çalışmaların sürdürüldüğünü göstermektedir. Ekonomimiz 2024 yılında yüzde 4,2 oranında büyüme kaydetmiş; kişi başına düşen millî gelirimiz 13 bin 600 dolar seviyesine ulaşmıştır. Mevcut durumda ise 15 bin dolar seviyesi aşılmıştır. Var olan bölgesel ve küresel risklere karşı, beraberinde gelen fırsatları değerlendirmeyi başaran Türk ekonomisi için ihracatın önem ve katkısının yadsınamaz gerçekliğinden hareketle, potansiyelimizi geliştirmeye odaklanan politikaların sürdürülmesi yerinde olacaktır. 2024 yılında ihracatımızın yüzde 42’si yüksek katma değerli ürünlerden oluşmuş, teknoloji yoğunluklu sektörlerdeki pay her geçen yıl artmıştır. Bu durum, Türkiye’nin ’üreten ekonomi’ kimliğini güçlendirmekte, rekabetçi yapımızı pekiştirmekte ve cari açığın azaltılmasına katkı sunmaktadır. Temennimiz; ülkemizin ikili ticaret girişimlerinde diğer ülkelerle sürdürdüğü anlaşmaların kapsamının genişlemesinin yanında, rekabetçi koşulların yine ülkemiz lehine daha da beslenmesini sağlayacak gayretlerin devam ettirilmesidir. Bu sebeple, ilgili anlaşmaların tamamına Milliyetçi Hareket Partisi olarak olumlu yönde oy vereceğimizi belirtiyor, gazi meclisimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir’de özel çocuk anneleri mutlu İzmir’de yaşayan 49 yaşındaki Songül Okçu ile down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’nun hayatı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’yle değişti. Kızının merkezde aldığı eğitimlerle önemli aşamalar kaydettiğini, kendisinin de psikolojik destek alıp çeşitli kurslara katıldığını belirten Okçu, "Hayatımıza can geldi, renk geldi. Arkamızda dağ gibi durdular. Hayatımıza ışık oldular" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü, sadece kentte yaşayan engelli bireylere değil onlara en büyük emeği veren annelerinin de hayatlarına dokunuyor. 9 yaşındaki down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’yu İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’ne götüren anne Okçu, tıpkı kızı gibi kendi hayatına da renk geldiğini söylüyor. İleri düzeyde bilişsel, algısal ve hareket gelişimi bozukluğuna sahip Miray Okçu, özel eğitim alırken, anne Songül Okçu ise aynı merkezde yoga, dans, resim gibi eğitimlere katılıyor, gezilere gidiyor ve psikososyal destek alıyor. Merkeze gelmeye başlamadan önce hayatlarının tek düze olduğunu söyleyen Okçu, "Hayatımızda renk yoktu, ışık yoktu. Umutlarımız tükenmişti. Hem çocuğum hem de kendim hayattan kopmuştuk. Hayatımıza can geldi, renk geldi. Özel olduğumuzu, yalnız olmadığımızı burada anladık. Arkamızda dağ gibi durdular. Burada hayatımıza ışık oldular" diye konuştu. "İyi ki özel çocuk annesiyim diyorum" "Özel çocuk annesi olmak; mücadele, emek ve sabır demek. Tüm anneler elbette mücadelecidir ama bizim çabamız çoğu zaman iki kat fazla olmak zorunda kalıyor" diyen Okçu, anneliği "beklemek" kavramıyla tanımladı. "Anne; ocağın başında, hasta çocuğunun başında bekler. Beklemediği tek şey ise sevgidir" ifadelerini kullanan Okçu, merkezin kendilerine karşılıksız destek sunduğunu belirtti. Kızının merkeze başladığında merdivenleri inip çıkamadığını anlatan Okçu, hareket eğitimi dersleri sayesinde artık bunu bağımsız şekilde yapabildiğini söyleyerek, "Sadece engelli çocuklara değil, bizim gibi özel çocuklara sahip annelere olan destekleri, anlatsam kelimelere sığmaz. Burayı tanıdıktan sonra ‘iyi ki özel çocuk annesiyim’ diyorum. Başkan Tugay’ın burasını açtığını duydum ve koşarak geldim. Özel ilgiyle karşılandım. Özel bir çocuk annesi olarak özel bir muamele gördüğüm tek alan burası oldu" ifadelerini kullandı. "Artık çaresiz ve yalnız değiliz" Engelli çocuk anneleri için toplumda empati duygusunun gelişmesi gerektiğini belirten Okçu, "Bu kurumdan aldığım desteği toplumun her alanında görmek isterim. Bizi anlayın, farkında olun, birlikte olalım ve bize destek olun. Bu merkezi normal bir kurum olarak görüyordum ama hizmet aldıkça ‘kurum’ kelimesi çok hafif kaldı. Çünkü burası bizim için ev, sıcak bir yuva, sığındığımız bir liman oldu. Bizimle o kadar ilgililer ki ‘özel’ kelimesi benim hayatımda sadece ‘özel çocuğu olan anne’ olarak vardı. Benim bugüne kadar hiç özel bir diyetisyenim olmadı, özel bir psikoloğum, özel aile danışmanım olmadı; ta ki buraya gelene kadar. Artık çaresiz ve yalnız değiliz. Bunu iliklerime kadar hissediyordum" sözlerine yer verdi. "Başkan Tugay sayesinde yalnız olmadığımızı hissettik" Merkezde sadece kızının eğitim alacağını düşünürken, aslında kendi hayatının da değiştiğini söyleyen Okçu, "Her alanda bütün aktivitelerden yararlanıyorum. Geziler yapıyoruz; ilk kez Ödemiş’e gittim. Psikoloğumuz var, diyetisyenimiz var. Sağlıklı yaşamı öğrendim ve 6 kilo verdim. Burada yoga yapıyorum, dans eğitimlerine katılıyorum, el sanatları, resim derslerine katılıyorum. Burası bizim nefes aldığımız bir yer. Çünkü özel çocuk anneleri olarak zorlanıyoruz. Böyle kurumlar ve Başkan Tugay sayesinde artık yalnız olmadığımızı hissettik. Özel çocuk anneleri olarak artık güçlüyüz, dik duruyoruz ve özgüven sahibiyiz. Bunun mimarı olan Başkan Tugay’a yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Okçu, kızının merkeze gelmeden önce kendi vücuduna zarar verdiği için kask ve eldiven takmak zorunda olduklarını, ancak merkezde aldığı eğitimlerden sonra gelişme kaydettiğini ve bu gibi önlemler almamaya başladıklarını sözlerine ekledi.
Erzurum Tanfer: ’’Anneler geleceğimizin mimarıdır" Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, Anneler Gününedeniyle bir mesaj yayımladı. Başkan Tanfer, "Annelerimize duyduğumuz saygı ve sevgi, sağlam ve huzurlu bir toplumun temelini oluşturur" ifadelerine yer verdi. Kent Konseyi Yürütme Kurulu Adına Başkan Tanfer, yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi; "Annelik, insanlığın varoluşundan beri kutsal ve saygı duyulan bir kavram olmuştur. Annelerimiz, yaşamın yanı sıra sevgi, şefkat, merhamet ve insani değerleri de bizlere aşılayan, varlığımızın temelini oluşturan önemli varlıklardır. Anneler geleceğimizin mimarıdır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın yetişmesinde annelerimizin rolü ve sorumluluğu unutulmayacak bir gerçektir. Toplumumuzun temel yapı taşları olan anneler, geleceğimizi şekillendiren önemli bir güçtür. Annelerimizin fedakarlıklarını ve emeğini hiçbir maddi değerle ölçmek mümkün değildir. Onlara gösterebileceğimiz en büyük saygı ve sevgi, sadece özel günlerde değil, her daim yanlarında olarak ve değer verdiğimizi göstererek hayatlarını kolaylaştırmak ve bunu içtenlikle ifade etmektir" dedi. ’Ana Gibi Yar Olmaz’ Annelere duyulan saygı ve sevginin, sağlam ve huzurlu bir toplumun temelini oluşturduğunu hatırlatan Tanfer, "Peygamber Efendimizin "Cennet, anaların ayakları altındadır" hadis-i şerifi, İslam dininin annelere verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır. ’ana gibi yar olmaz’ atasözü ile, anneye hürmeti esas alan, anneliği dünyanın en müstesna mertebesi olarak gören kültür ve geleneğin temsilcileriyiz. Annelerimiz sabır, hoşgörü ve sevgi dolu yürekleriyle, toplumsal yaşamda huzur ve barışın tesisinde önemli rol oynamaktadır. Sevgiyi, saygıyı, dayanışmayı, paylaşmayı ve hoşgörüyü bizlere öğreten annelerimiz; ülkemizde mutluluğu ve huzuru tesis etmede en büyük gücümüzdür. Bu bilinçle annelerimize saygı duymak, onları sevgi ve şefkatle kucaklamak dinimizin gereğidir. Devletimiz de annelerimizin toplumda hak ettikleri değeri görmeleri ve daha iyi yaşam şartlarına sahip olmaları için yasal düzenlemeler yapmaktadır. Annelerimizin yaşam standartlarını yükseltmek ve onlara daha mutlu bir hayat sunmak toplum olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir. Bu vesileyle, başta şehit annelerimiz olmak üzere tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutlar, Sevdiklerinizle birlikte nice mutlu ve huzurlu Kurban Bayramları geçirmenizi dileriz" şeklinde konuştu.
İzmir Direksiyon başında bir anne, durakta bekleyen dört kalp İzmir’de Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü’nde otobüs şoförlüğü yapan Zerrin Tuncay Karadavut, dördüz çocuklarının kendisine hazırladığı sürprizle unutamayacağı bir Anneler Günü yaşadı. Karadavut, sefer sırasında duraktan yolcu olarak binen çocuklarının kendisine verdiği çiçekler karşısında bir hayli duygulandı. ESHOT Genel Müdürlüğü çatısı altında görev yapan 300’e yakın kadın şoförden biri olan 51 yaşındaki Zerrin Tuncay Karadavut, Anneler Günü’nde büyük bir mutluluk yaşadı. ESHOT’un 472 numaralı İşçi Evleri - Tınaztepe hattında çalışan dördüz annesi Zerrin Tuncay Karadavut, Buca Papatya durağına yanaştığında ilkokul birinci sınıfa giden 6 yaşındaki Kumsal Nazik, Doruk, Kayra ve Ömer isimli çocuklarının sürpriziyle karşılaştı. Çiçeklerle annelerini bekleyen dördüzler, Karadavut’un durağa yanaşmasıyla otobüse bindi ve annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı. "Çok heyecanlandım, mutlu oldum" Çocuklarını kucaklayan Zerrin Tuncay Karadavut, "Beklemiyordum, hazırlıksız yakalandım. Bu sürpriz çok hoşuma gitti. Çok heyecanlandım ve mutlu oldum. Heyecanlı bir gün, Anneler Günü. Bu duyguyu yaşamak için anne olmak gerekiyormuş; Yaradan bana bir değil dört çocuk verdi" dedi. İşini severek yaptığını dile getiren Karadavut, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İşim zevkli ama bir o kadar da yorucu. Otobüs kullanmayı seviyorum. Çocukluğumdan beri araba kullanıyorum. Çocuklarıma da yavaş yavaş öğretmeye başladım. Babalarıyla birlikte motor sürüyorlar. Trafiğe çıktığımda kendimin ve yolcularımın güvenliğini düşünüyorum. Herkesin evine sağlıklı gitmesini istiyoruz. Herkesin bekleyeni var. Ben gelmeden çocuklarım bensiz uyumuyor." Annelerine sarılarak kutladılar Karadavut’un dördüz çocuklarından Kumsal Nazik, "Annemi direksiyon başında görmek beni çok mutlu ediyor. Onu çalışırken izlemek gurur verici" dedi. Ömer, "Annem geldiğinde bizi öptü, sarıldı. O an çok duygulandım, çok güzeldi" ifadelerini kullandı. Kayra, "Annemi beklerken çok heyecanlandım. Onu görünce dünyanın en mutlu çocuğu gibi hissettim" dedi. Doruk ise "Annemi görünce çok heyecanlandım. Otobüsüne bindik, birlikte gezdik ve fotoğraf çektirdik. Annemi çok seviyorum" diye konuştu. Çocuklar annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı.
İstanbul Akışkan balistik koruma sistemleri çelik yeleklerin yerini alacak Genç mühendisler SAHA 2026’da yerli ve milli olarak geliştirdiği ürünlerini sergiledi. Akışkan balistik koruma sistemleri, güvenlik güçlerine saha da konfor alanı sunacak. Tamamen şeffaf, sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içini kaplayacak. SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda bir çok yerli ve milli ürün sergilendi. Fuarda genç girişimciler de ürünlerini sergileme fırsatı buldu. Genç bir girişimci tarafından kurulan ATAPARS Savunma akışkan balistik koruma sistemleri geliştirdi. Üstün darbe sönümleme özelliğine sahip ve çift kullanımlı olarak geliştirildi. Güvenlik güçlerinin saha da işini kolaylaştıracak şekilde üretildi. Akışkan sıvı, Balistik yeleklerde, helikopter altlarında koruma olarak kullanılabilecek. Tamamen şeffaf, bir sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içini kaplayacak. Balistik atış testleri, Jandarma tarafından gerçekleştirildi. Bir diğer taraftan Külünk Teknoloji tarafından geliştirilen insansız deniz araçları ve tekneler için sallanmayı engelleyici sistem geliştirdi. Türkiye’de ilk defa genç bir mühendis tarafından geliştirilen sistem çalıştırıldığı anda dalgaların tekneleri ve insansız deniz araçlarını savrulmasını sallanmasını engelliyor. Genç mühendislerin geliştirdiği ürünler hakkında bilgi veren Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol, "Türkiye olarak aslında teknolojik olarak geldiğimiz noktayı gösterme fırsatı bulduğumuz çok kritik bir fuar oldu. Türkiye teknolojik eşiği aştı ve Ar-Ge altyapısını neredeyse birçok anlamda tamamladı. Kamikaze dronlardan yüksek teknoloji ürünlere kadar, anti-jam sistemlerinden siber güvenlik, yapay zekâ, jiroskop sistemlerimizden batarya sistemlerimize kadar çok geniş bir yelpazede ürünlerimizi burada tanıtma fırsatı bulduk. Biz de Teknopark İstanbul olarak buraya 20 firmayla standımızda geldik ama Savunma Sanayii Başkanlığımızın standında 20 firmamız ve toplamda da yine dışarıda kendi Ar-Ge stantlarını alan Ar-Ge firmalarımızla toplamda 100’e yakın firmayla buraya geldik. Oldukça güçlü bir çıkarma yaptık. Bizim de kendi alanımızda, odak alanlarımızda çok güçlü firmalarımızın ilk defa lansman ürünlerini burada sergileme fırsatı bulduk. Özellikle şimdi yanı başında gördüğümüz bir deniz teknolojilerinde dalgaların denizdeki hareketli ortamı sağladığı yerde dalga dengeleyici jiroskop; Türkiye’de ilk defa bir genç mühendis arkadaşımız bunu başardı. Dünyada bir iki örneği olmasına rağmen Türkiye’de bunu başaran ilk mühendis arkadaşımız. Prototip ürünleri şu anda tamamlandı ve 20 metreye kadar bunu deniz teknelerine, insansız deniz araçlarına ve farklı deniz araçlarında bunu kullanabiliyor. Dolayısıyla oldukça iddialı ve ses getirecek bir projeyle de burada tanıtma fırsatı bulduk. "Emniyet güçlerimizin konfor alanını artıracak ve ekstra güvenlik önlemleri sağlayacak bir zırh" Akışkan zırh hakkında bilgi veren Akyol, "Türkiye’de bir ilk olan, dünyada çok nadir bir iki örneği var ama Türkiye’de hiç bugüne kadar örneği olmayan bir ürünü gerçekleştirdi: Bir çelik zırh... emniyet güçlerimizin kullandığı çelik zırh yerine, akışkan zırh, balistik koruma sağlayan bir zırh geliştirildi. Tamamen şeffaf, bir sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içine kaplanarak dolayısıyla emniyet güçlerinin esnek hareket edebilmesini sağlıyor ve aslında mevcut konvansiyonel çelik zırhlardan çok daha hafif. Çelik zırhlar 3-5 kiloya kadar yüksek olabiliyor ve 3-5 saat, 10 saat üzerinizde kaldığında da bu çok büyük bir ağırlık ve yük oluşturmaya başlıyor. Dolayısıyla çok daha esnek, bir su şişesi kadar hafifliğinde bir aslında çelik yeleğe sahip olmuş oluyorsunuz. Tabii daha önemli olan tarafı biliyorsunuz; mevcut konvansiyonel yeleklerde bir paket çelikler, koruma zırhlar var. Dolayısıyla boşlukları var, aralar var, koltuk altı var; çeşitli farklı noktalara bunu koruyamıyor, oradan bir kurşun aldığı zaman yine hayati tehlike kazanıyor. Emniyet güçlerimizin konfor alanını artıracak ve ekstra güvenlik önlemleri sağlayacak bir zırh. Bütün testleri yapıldı. Şuan seri üretim aşamasına geçmek üzere. Sadece çelik yelekte kullanılmayacak. Bir helikopterin altına bunu kapladığınız zaman helikopter pilotunun alttan yediği kurşun en risk bölge. Bir helikopterin altına zırh olarak yapabileceksiniz. Şeffaf olduğu için bir çok yerde bu zırh olarak kullanılabilecek" dedi.