EĞİTİM - 07 Ekim 2025 Salı 10:05

KAYÜ; 9. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi’ne ev sahipliği yapacak

A
A
A
KAYÜ; 9. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi’ne ev sahipliği yapacak

Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Uygulamalı Bilimler Fakültesi; 9. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi’ne ev sahipliği yapacak. 9-11 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek kongrede, ulusal ve uluslararası katılımcılar tarafından toplam 165 bildiri sunulacak.


Kongre kapsamında; uluslararası düzeyde davetli konuşmacıların katılımıyla iki ayrı panel düzenlenecek. Ayrıca gastronomi turizmi özelinde sektör paydaşlarının yer alacağı bir sektör paneli de gerçekleştirilecek. Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa; 2016 yılından bu yana düzenlenerek önemli bir bilimsel etkinlik haline gelen Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi’nin, hem Kayseri Üniversitesi’ne hem de gastronomi şehri Kayseri’ye önemli katkılar sağlayacağını belirtti. Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, kongrenin geçmişi ve önemine ilişkin şu bilgileri paylaştı;


"İlk olarak Balıkesir Üniversitesi ev sahipliğinde başlayan kongre, yıllar içerisinde Çanakkale Onsekiz Mart, Kocaeli, Nevşehir Hacı Bektaş Veli, Sakarya ve Afyon Kocatepe Üniversiteleri Turizm Fakülteleri tarafından düzenlenerek geniş bir akademik etkileşim ağı oluşturmuştur. Küresel pandemi nedeniyle 2020 yılında gerçekleştirilemeyen kongre, 2023 yılında Kastamonu Üniversitesi ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi iş birliğiyle Kastamonu’da düzenlenmiş; 2024 yılında ise Aydın Adnan Menderes Üniversitesi ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakülteleri ev sahipliğinde Kuşadası’nda gerçekleştirilerek bilim dünyasındaki sürekliliğini sürdürmüştür. Her yıl farklı üniversitelerin ev sahipliğinde düzenlenen bu kongre; disiplinler arası iş birliğini teşvik etmekte, alanında uzman akademisyenler ile sektör temsilcilerini bir araya getirerek gastronomi turizmi alanındaki güncel çalışmaları paylaşma ve iş birliği imkanlarını değerlendirme imkânı sunacak. Gastronomi turizminin yükselen değeri Kayseri’nin gastronomi zenginlikleri ve kültürel mirasıyla birleştiğinde, bu kongrenin şehrimizin ulusal ve uluslararası tanıtımına önemli katkılar sunacağına inanıyorum."



"Tüm paydaşlara teşekkür ediyoruz"


"Verimli ve başarılı bir kongre süreci dileyen Prof. Dr. Karamustafa; "Bu önemli etkinliğin gerçekleşmesinde destekleri olan başta Valimiz Gökmen Çiçek ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Memduh Büyükkılıç olmak üzere; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, UNESCO Türkiye Millî Komisyonuna, Kocasinan, Melikgazi ve Talas Belediye başkanlarımıza, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansına, Kayseri Ticaret Odasına, Kayseri Otelciler Derneğine, konaklama işletmelerimiz ile tüm turizm sektörümüze, tüm sivil toplum kuruluşlarına, meslek örgütlerine ve sponsorlarımıza teşekkür ediyoruz. Ayrıca, başta Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümümüz ile Aşçılık ve İkram Hizmetleri Programlarımız olmak üzere, emeği geçen tüm mesai arkadaşlarıma da yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Kayseri Üniversitesi olarak; bilimsel bilgi üretimini destekleyen, turizm ve gastronomi alanlarında ulusal ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmeyi hedefleyen bu önemli kongrenin, hem akademik dünyaya hem de sektöre değerli katkılar sunacağına inanıyoruz. Tüm katılımcılarımıza verimli, paylaşımcı ve başarılı bir kongre süreci diliyoruz" ifadelerini kullandı.


Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa; "Gastronomiye ilgi duyan tüm akademisyenleri, araştırmacıları, sektör temsilcilerini ve basınımızın değerli mensuplarını, Kayseri Üniversitemizin ev sahipliğinde 9 Ekim 2025 Perşembe günü saat 09.30’da 15 Temmuz Merkez Yerleşkemizde gerçekleştirilecek kongrenin açılış programına davet ediyoruz" diyerek sözlerini noktaladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor" Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi. Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüse ilişkin açıklamalarda bulundu. TGRT Haber’de canlı yayına katılan Erbaş, virüsün varyantlarından ve bulaşma yollarından bahsetti. Erbaş, "Hantavirüs bütün dünyada normalde görülen bir virüstü. Normalde hantavirüs kemirgenlerden bulaşıyor. Fare, hamster, sincap bu farelerin tükürüğünde var. Amerika’da bu salgın nasıl oluyordu eskiden. Amerika’da bir kadın kileri süpürür, kilere bizim fare dışkısını yapmıştır. Dışkı kurumuştur, süpürürken de onu solur. Amerika’da şöyle derlerdi; kilerde fare varsa yeri ıslat kalkmasın diye. Kilerleri elektrik süpürgesiyle süpürme. Neden? Çekiyorsun virüs elektrik süpürgesinden çıkıyor. Bu kadın süpürdükten tam 25-30 gün sonra ateşle başlar, bulantı kusma ve sırt ağrısı. Asla farenjit burun akıntısı yapmaz. Direk öksürük yapar. Öksürük ikinci günde seni entübe eder. Öksürürken nefes darlığı olur ve akciğer su toplar. Kendi suyunda boğulursun. Akciğer ödemi diyoruz. Hastaların yüzde 50’si entübe olup ölürdü. İlacı yok. Sadece converesan plazma dediğimiz eskiden hantadan kurtulmuş birinin plazmasını hastaya verdik mi hastanın kurtulma ihtimali yüzde 70’lere çıkar" dedi. Hantavirüsün bulaşma yollarına değinen Erbaş, "Hantavirüs normalde kimden bulaşıyor? Fareden. İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla. Buradaki adı, hanta değil artık, hantanın en az 50 alt tipi var. And virüs, Andes virüs. Bu yeni bir virüs. Normalde hiçbir hantta insandan insana bulaşmıyor. Ama bu And-v bulaşıyor, Andes varyantı. Onun için bunu çok duyacaksınız. Bu sene değil, seneye de duyacaksınız, öbür sene de duyacaksınız. Bu bir gün, patlayacak. Çünkü bu, 2018 yılında patladı, bir seyahat gemisinde oldu. İki tane kapma olabilir, Arjantin’den orada aralarından gezinirken farelerin ve sincapların dışkılarını mı soludular, olabilir? İki, bazen de fare geminin içine girer. O zaman gemide fare olursa, onların dışkısı-idrarından bazen de ısırıklarından da bulaşabilir. Ama bunlar gemide fare yok diyorlar. Diyorlar ki, bunlar Arjantin’den kuş gözlemi yaparken kaptı. Peki nasıl bulaşıyor, çok yakın temasta bulaşıyor. Öksürük, aksırıkla ve cinsel ilişkiyle bulaşıyor, vücut salgınından bulaşıyor" diye konuştu. "Amerika’da Meriland’da askeri birliklerde aşısı denendi" Bunun yeni bir salgın olduğunu ve aşısı üzerinde daha önce çalışmalar yapıldığını söyleyen Erbaş, "Şu an vaka sıfır diyorlar. Vaka sıfırın bir özelliği, süper bulaştırıcı, hiper bulaştırıcı denen bir şey var. Normal bir salgın sırasında, bir bulaştırma olayı 8-10 kişiye yayarken, süper bulaştırıcılar 100 kişiye yayıyor. Sıkıntı şu, eğer bu insanlar süper bulaştırıcı ise o zaman yandı. Bir de virüsün inkübasyon dediğimiz, bir belirti vermeden durduğu dönem, 1 ila 6 hafta bazen 8 hafta bir süreç ve 60 güne kadar çıkabiliyor. Yeni bir virüsle karşı karşıyayız, ne halt yediğini bilmiyoruz. Ama Amerikan askerleri bunları Kuzey Amerika’da biliyordu o bölgede. Amerika’da bunun aşısı denendi, Meriland’da, askeri birliklerde. Bunun aşısının bir özelliği var, hiç iğneyi sokmadan, karşıdan tabancayla yapıyorlar, püskürtmeli. Asker kolunu açar, püskürtmeyle 0,5 milimetre basıyor, şak diye aşı içeri giriyor. Bu aşıların yayınları yapılmıştı. Bu, aslında geleceği biliniyordu. Dünyada hanta, solonum virüsü, lassa ateşi, o da farelerden bulaşır, ebola ve birkaç tane marburg gibi virüsler, bunlar Biyogüvenlik Seviyesi 4 (BSL 4) laboratuvarlarda çalışılıyordu. Hatta Çin’de bir laboratuvar 4 virüsü birbirine kenetleyip, yeni bir hibrit virüs yaptım diye yayını yaptı. Böyle bir sıkıntı oldu" ifadelerini kullandı. "Belli gen grubunu öldürüyor" Virüsün belli gen grubunu öldürdüğünü belirten Erbaş, "Hanta virüsünü insandan insana bulaştıran bir varyantıyla beraberiz. Hoş bir şey değil, bir şeyler geliyor demektir. Çok ölümcül bir virüs olduğu biliyoruz. Bir ilaç var, deneniyor ama etkisi çok sınırlı. Bir de bir özelliği daha var. Yaşlıları çok öldürüyor, 70 yaş ve üstü. İki, ek hastalığı olanları çok öldürüyor. Diyabet, koah, akciğer hastalığı olanları çok öldürüyor. Bir de HLA-B8 varsa, belli gen grubunu öldürüyor. Kim bunlar? Tip-1 diyabetliler, çölyaklılar, romatolotojik hastalığı olanlar, haşimatolar, gravesleri bunları çok öldürüyor" şeklinde konuştu.