SAĞLIK - 23 Temmuz 2025 Çarşamba 10:01

Kadınlarda kısırlığı karşı bunlara dikkat

A
A
A
Kadınlarda kısırlığı karşı bunlara dikkat

Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, kadın kısırlığı ile ilgili bilgiler verdi.


Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde kısırlık sorunlarının yaklaşık yüzde 50’si kadınlara ilişkin faktörlerden kaynaklanıyor. Erkek kısırlığı çiftlerde yüzde 30’luk bir oranla ifade edilirken, yüzde 20 oranında da hem erkek hem de kadına bağlı faktörlerin bir kombinasyonu olabiliyor. Kısırlığın çözümü için öncelikle yaşanan sorunun kaynağının belirlenmesi gerekiyor. Kadınlarda tedavi sürecine adım atılırken yapılacak yaşam tarzı değişiklikleri gebelik şansını artırıyor.



Kısırlık için kişiye özel tedavi


Kısırlıkta tedavinin kişiye özel olduğunu söyleyen Mehmet Ak, "Korunma olmadan, düzenli olarak cinsel birlikteliğe rağmen gebelik elde edilememesi, infertilite yani kısırlık olarak tanımlanmaktadır. Kısırlık kadın açısından değerlendirildiğinde gebe kalamama durumudur. Kısırlık için hormonal sorunları düzeltmek, cerrahi müdahale ve tüp bebek (IVF) gibi doğurganlık tedavileri uygulanabilmektedir. Kısırlık, hem kadın hem de erkek için kişiye özel ve çözüme yönelik tedavi yapılması gereken bir sorundur. Bir kadının 40 yaşına gelmesinden sonra hamile kalma şansı önemli ölçüde azalmaktadır" dedi.



"Kadın kısırlığı giderek artıyor"


Ak, kısırlığın kadınlarda artış gösterdiğini söyleyerek, "ABD’de çocuk isteğiyle kliniklere başvuran 15-49 yaşları arasındaki kadınların oranı 1980’de yüzde 9 iken, 2010 yılı itibarı ile bu oran yüzde 12 seviyesine yükselmiştir. 2023 yılında ise yüzde 17,5 seviyelerine çıkmıştır. Bu yükselmenin nedeni ise artmış kadın yaşı ile evresel toksinlere daha fazla maruziyet ve artmış obezitenin yanı sıra seksüel yolla bulaşan hastalıklarda artış gibi bazı faktörlerdir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’na göre ülkemizde, üreme çağındaki kadınlarda kısırlık yüzde 15 olarak belirlenmiştir. Kadın kısırlığının son 30 yılda hızla arttığı, yaşa göre belirlenen oranların yükseldiği ve 30’lu yaşların sonlarındaki kadınların dünya çapında en yüksek kısırlık riskiyle karşı karşıya olduğu belirlenmiştir. Dünya genelinde 2021 yılında, kısırlık 110 milyon kadını etkilemiştir. Bu verilere rağmen kısırlığın nedenleri her iki partnerden de kaynaklanmaktadır. Kısırlık, kadın üreme sistemindeki bir sorun nedeniyle olduğu kadar erkek üreme sistemindeki bir sorun nedeniyle de ortaya çıkmaktadır" ifadelerini kullandı.



"Yanıt alamamak umutsuzluk nedeni"


Kısırlığın bazen uzun süre nedeninin bulunamadığını söyleyen Mehmet Ak, "Bazı durumlarda kısırlığın nedeni uzun süre bulunamamaktadır. Her iki partnerde de birkaç küçük faktörün bir araya gelmesi, açıklanamayan doğurganlık sorunlarına neden olabilmektedir. Kısırlığın nedeni hakkında belirli bir cevap alamamak çoğu zaman umutsuzluğa neden olsa da, bu sorun zamanla kendi kendine düzelebilmektedir. Açıklanamayan kısırlığın tahmini yüzdesindeki farklılık, uzmanların standart kısırlık testinin ne olması gerektiği konusunda fikir birliğine varamamasından kaynaklanmaktadır. Testler, bireyin durumuna ve doktorunun test protokollerine göre değişebilmektedir" dedi.


Kısırlık durumunda yapılması gerekenlerle ilgili bilgiler veren Ak, "Kısırlık araştırmaları aynı partnerle 12 ay boyunca vajinal seksüel ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen çiftler üzerinde yapılmaktadır. 12 ay olan bekleme süresi kadın yaşı 35 ve üzeri olduğu durumlarda 6 aya üzerinden hesaplama yapılır. Ancak bu süre beklenmeden temel kısırlık araştırmasının yapılması gereken durumlar ise şunlardır; Aşikar menstrüel düzensizlik söz konusu olması. Devam eden cinsel fonksiyon bozukluğu varlığı. Pelvik inflamatuar hastalık öyküsü. Evre 3-4 endometriosis yani çikolata kisti olması durumu. Kanser tedavisi için kemoterapi alınması ve bilinen bir erkek faktörü varlığı. Kadınlarda kısırlığa neden olabilecek birçok faktör bulunmaktadır. Genel sağlık şartlarının yanı sıra genetik (kalıtsal) özellikler ile yaşam tarzı ve yaş, kısırlığa yol açabilmektedir. Ancak kadın kısırlığı için aşağıdaki faktörlerin araştırılması gerekmektedir; Yaş faktörü önemlidir. Genellikle doğurganlık 30’lu yaşlarda azalmaya başlamaktadır. Yumurtlamayı engelleyen hormon sorunları araştırılmalıdır. Anormal adet döngüsü. Obezite kısırlığı etkileyen önemli bir nedendir. Vücut kitle endeksinin düşük olması. Endometriozis ve yapısal sorunlar (fallop tüpleri, rahim veya yumurtalıklarla ilgili sorunlar). Rahim miyomları, yumurtalık kistleri, tümörler, otoimmün bozukluklar (lupus, romatoid artrit, Haşimato hastalığı), pelvik inflamatuar hastalığa neden olan cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar. Polikistik over sendromu kısırlığa neden olabilen hormonal bir bozukluktur. Birincil yumurtalık yetmezliği, aşırı madde kullanımı (alkol veya uyuşturucu), sigara içmek, daha önce dış gebelik geçirmiş olmak, kullanılan ilaçlar; (non-steroid anti-inflamatuarlar, steroid) ve smear sonucu, meme değişiklikleri, memeden süt benzeri akıntı olup olmadığı, aknenin eşlik ettiği yüzde ve göğüste aşırı kıllanma" ifadelerini kullandı.



"Sağlıklı yaşam tarzı önemli"


Mehmet Ak, sağlıklı bir yaşamın önemli olduğunu söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri doğurganlık da dahil olmak üzere bireylerin fiziksel, zihinsel ve duygusal refahını etkileyen davranışlardan oluşmaktadır. Sigara tiryakiliği, sağlıksız beslenme, vücut kitle endeksinin dengesiz olması, aşırı alkol ve kafein tüketimi, yetersiz fiziksel aktivite ve egzersiz, cinsel yolla bulaşan hastalıklara maruz kalmak ve çevresel faktörler üreme sağlığını etkilemektedir. Yaşam tarzını değiştirmek bireyin tercihleri sonucu değişebilmektedir. Yaşam tarzı davranışlarının üreme sağlığını olumlu veya olumsuz yönde etkilediği yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Sağlıklı yaşam biçimleri sayesinde kısırlık tedavisinde başarı elde edildiği, gebelik ve canlı doğum oranlarının arttığı bilinmektedir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan 112 Personeline Tıbbi Tahliye Eğitimi Sağlık Bakanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı arasında imzalanan ‘Acil Durumlarda Türk Arama Kurtarma Bölgesi İçerisinde Tıbbi Tahliye Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin İşbirliği Protokolü’ kapsamında, Manavgat’ta görevli 112 Acil Sağlık personeline Tıbbi Tahliye Eğitimi verildi. Sağlık Bakanlığı İle Sahil Güvenlik Komutanlığı arasında imzalanan "Acil Durumlarda Türk Arama Kurtarma Bölgesi İçerisinde Tıbbi Tahliye Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin İşbirliği Protokolü" çerçevesinde Manavgat bölgesinde görev yapan 112 Acil Sağlık ve UMKE Personellerine Manavgat Sahil Güvenlik Komutanı SG. Gv. Asb. Üçvş Samet Nuri Yılmaz ve Sahil Güvenlik Side Kolluk Destek Tim Komutanı SG Gv.Asb.Kd.Çvş. Veli Savaşkan tarafından teorik ve uygulamalı Tıbbi Tahliye Eğitimi verildi. Uygulamalı eğitim verildi Bilgilendirmenin ardından eğitime katılan personel Manavgat Irmağı’nda konuşlandırılan Sahil Güvenlik Botlarıyla Manavgat Irmağı’ndan denize açılarak denizde ilk müdahale hakkında bilgilendirildi. 112 Acil Sağlık personeline botlarda bulunan ilk müdahale malzemelerinin tanıtılmasının ardından ırmakta ve denizde seyreden deniz araçlarında ani gelişebilecek hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda hayati tehlikesi olan ya da tıbbi müdahalede geç kalınması durumunda kalıcı sağlık problemi oluşacağı değerlendirilen hasta ve yaralılar ile sağlık ekibinin en yakın sağlık kuruluşuna nakledilmesine yönelik yapılacak çalışmalar uygulamalı olarak anlatıldı.
Kocaeli Genç kadın durakta tacizciyi saniye saniye kaydetti: "Ben hovardayım, hovarda" Kocaeli’nin Körfez ilçesinde otobüs durağında arkadaşını bekleyen Kübra Ak (28), bir şahsın mide bulandıran tavırlarına maruz kaldı. Genç kadının kayda aldığı görüntülerde, şüphelinin cinsel organıyla oynadığı anlar yer alırken, "Ben hovardayım, hovarda" diyerek güldüğü de duyuldu. Şüphelinin yaklaşık bir ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmesinin ardından yaşadığı korku dolu anları anlatan Ak, "Alelade organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var. Ben bunlardan tiksindim. Benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil" dedi. Olay, 4 Nisan’da Körfez ilçesindeki Hamit Kaplan Caddesi’nde yer alan otobüs durağında meydana geldi. Kız arkadaşıyla buluşmak üzere durağa gelen 28 yaşındaki Kübra Ak, olaydan yaklaşık bir hafta önce de kendisini rahatsız ettiği iddia edilen M.B.’ye (56) rastladı. Genç kadının durağa geldiğini gören şüpheli M.B., bakışlarıyla başladığı tacizin ardından herkesin içinde cinsel organıyla oynamaya başladı. M.B.’nin tavırlarından rahatsız olan genç kadın, cep telefonu kamerasıyla yaşananları anbean kaydetmeye başladı. Görüntülerde, şahsın cinsel organıyla oynadığı, zaman zaman dilini çıkarıp içinden söylendiği ve Ak’a bakıp kafasını salladığı, bu sırada yanlarında duran bir başka vatandaşın ise yaşananlara tepkisiz kaldığı görüldü. "Ben hovardayım, hovarda" Kübra Ak’ın yanına yaklaşan şüpheli, onu izlediğini ve durağa karşıdan geldiğini gördüğünü söyledi. Görüntülerde, bir süre daha genç kadının yanında duran M.B.’nin, gülerek "Ben hovardayım, hovarda" dediği duyuldu, ardından ise "Sevgili arıyorum" dediği öne sürüldü. "Seni terk eder giderim" Bu sözler üzerine Kübra Ak, "Nasıl yani? Siz hovardasınız ve sevgili mi arıyorsunuz? Söylemek istediğiniz bu mu?" diyerek tepki gösterdi. Şüphelinin, "Yanlış anlama, seninle işim olmaz. Benim şu an işim var" şeklindeki yanıtı üzerine genç kadın, "Neden bana hovarda olduğunuzu söylüyorsunuz? Ben şu an bunu yanlış anlıyorum. Beni oradan buraya takip ediyorsunuz" ifadelerini kullandı. Şüpheli M.B. ise "Seni terk eder giderim" karşılığını verdi. Yaşadığı korkuyla durumu mesaj attığı arkadaşının polis çağırmasının ardından, olayın getirdiği öfkeyle genç kadın şüpheliye birkaç kez vurdu. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekiplerince gözaltına alınan 2 çocuk babası M.B., emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklandı. İlk duruşmada tahliye kararı Yaklaşık bir ay tutuklu kalan sanık M.B., iki gün önce görülen ilk duruşmada hakim karşısına çıktı. Hakkındaki suçlamaları reddeden sanık, "Ben durakta bekliyordum. İki dakika durmadan ayrıldım. O kendi kendine konuşuyordu, canlı yayın mı yapıyordu ne yapıyordu anlamadım. Rahatsız olup ayrıldım. Hepsi iftira" şeklinde savunma yaptı. Sanık avukatı ise videoda ve sözlerde suç teşkil edici bir unsur olmadığını öne sürerek, "Görüntüler yanlış anlaşılmaya uygundur. Suç teşkil edip etmediği tartışmaya dayalıdır. Tutuksuz yargılanmasına karar verilmesini talep ederiz" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verdi. "Ağlama krizine girdim, karmaşıklık yaşadım" Yaşadığı travmayı İHA’ya anlatan 28 yaşındaki Kübra Ak, olayın aslında 1,5 ay öncesine dayandığını söyledi. Ak, "Yaklaşık 1,5 ay önce bir kere burada kendisiyle karşı karşıya kaldım. Karşıdan buraya yanıma geldi ve cinsel organıyla oynuyordu. O zaman sessiz kalıp gittim ve az ileride ağlama krizine girdim. İster istemez bir karmaşıklık yaşadım. Ne yapacağımı bilemiyordum" dedi. "Sevgili aradığını söylüyor, yüzüme bakarak cinsel organıyla oynuyor" Bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra (olay günü) M.B.’yi aynı bölgede bir kez daha gördüğünü ifade eden Ak, şöyle konuştu: "Arkadaşımı beklemek üzere karşıdan durağa geçtim. Benim ardımdan adam geldi, karşıya geçip bana kaş göz yaptı, dilini çıkarttı, ağzının içerisinde bir şeyler geveledi ve bu sırada da cinsel organıyla oynuyordu. Burada bir beyefendi vardı başımızda, onu kaldırıp, ’Karşı durağa gitmen gerekiyor, senin otobüsün orada’ diyip göndermeye çalıştı. Otobüs geldiğinde beyefendi kalkıp gitti. Sonra gelip buraya, ’Ahmak işte, göndermeye çalıştım gitmedi’ gibi şeyler söyledi. Ben oralı olmamaya çalışıyorum ve video kaydına devam ediyorum. Bana İzmit’e gideceğini söyledi. Ben de, ’Beni o duraktan buraya kadar takip ettiniz, gördünüz geldiğimi’ dedim. ’Evet, indin, geldiğini gördüm’ dedi. Bunlar zaten video kaydında da var. Benim geldiğimi gördüğünü söylüyor. İzmit otobüsü geldiğinde, ’Otobüs geldi, gitmeyecek misiniz?’ dedim. ’Yok, ben arkadaşımla buluşacaktım’ dedi. Otobüs gittikten sonra bana ’Ben hovardayım, sevgili arıyorum’ dedi. Ben tabii orada anlayamıyorum, konuşmasını da anlayamıyorun. ’Hovardayım işte’ deyip kahkaha atıyor. Ben o an şaşırdım. Sevgili aradığını söylüyor, yüzüme bakarak cinsel organıyla oynuyor." "Ben yaşımdan dolayı niyetini anlayabilirim ama küçük çocuklar anlayamayabilir" Kübra Ak, olayın yaşandığı durağın hemen yakınında bir okulun bulunduğuna dikkati çekerek, "Burası kalabalık bir ortam, çocukların okuldan çıktığı bir yer. Ben yaşımdan dolayı niyetini anlayabilirim ama küçük çocuklar anlayamayabilir. Hemen aşağısı dere, birine zarar gelse, boğuşma olsa... Ben bunların hepsini düşünerek arkadaşımdan destek istedim. Polis çağırdı. Polisi karşıda görünce ’İstemezsen sen bilirsin’ gibi benimle konuşarak arkasını döndü gitti. Ben o an sinirlerime hakim olamadım. Kendimi koruma içgüdüsüyle mi anlamadım birkaç kez vurdum. Ben vurunca polisler yakalamalarını söyledi. İnsanlar yakalayıp adamı getirdiler. Polise şikayetçi olduğumu söyledim. O gece karakolda kaldı" diye konuştu. "Organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var" Ak, sözlerine şöyle devam etti: "Mahkemeye gittim. Kendisi zaten avukat tutmuş. İfadesinde kendisine iftira attığımı söylüyor. Benim onu darp ettiğimi, kameraya alırken de canlı yayın yapıyormuşum, kendi kendime söylendiğimi, bu sebeple gittiğini söylüyor. Ben ona gidip saldırıyormuşum, kendi beyanı bu şekilde ama tabii hiçbir şekilde böyle bir şey yok. Ben o süreçte kendisini video kaydına alıyordum, kendimi koruma amaçlı. Burada gerçekten birine bir şey olabilirdi. Şuan dava devam ediyor. Kendisi serbest bırakıldı. Yaklaşık bir ay tutuklu kaldı. Açıkçası böyle insanların, özellikle çocuklara, kadınlara, insanlara zarar vermesini istemiyorum. Ben kendisinden şikayetçiyim. Süreç devam ediyor. Ayrıca ben velilerin de dikkat etmesini istiyorum. Hem okul köşesinde hem de kalabalık bir ortamda cinsel organıyla oynayan bir insan her şeyi yapabilir diye düşünüyorum. Kendilerinin ’görüntüler yanlış anlaşılmaya müsait’ gibi bir beyanı oldu ama ben görüntülerin yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu düşünmüyorum. Alelade organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var, videolarda da belli. Ben bunlardan tiksindim. Bir başkasının, özellikle de küçük çocukların asla bunu yaşamasını istemiyorum. Adaletin yerini bulmasını istiyorum." "Benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil" Hayatında ilk kez böyle bir olayla karşı karşıya kaldığını vurgulayan genç kadın, "Böyle olayları okumak ile yaşamak gerçekten çok farklı. Duyunca, ’Geçmiş olsun’ deyip bu kötülüğü yaşayan kişiyle empati kurmaya çalışıyorsunuz ancak yaşadığınızda ne tepki vereceğinizi, çevrenin baskısı, kimse yardım etmiyor...Ben bu olayı yaşarken durakta bir beyefendi vardı, o bile konuya dahil olmuyor. Belki gündemden dolayı dahil olamıyordur ama hoş bir durum değil. Bir kadının yüzüne bakarak iğrenç bir hareket sergileniyor, bu hoş bir durum değil. Yaşadığım duygu karışıklığı, sinir, öfke, vücuduma gelen titremeler...Kendimi ifade bile edemedim. Zaten bu yüzden şahsa vurdum ama bu duyguyu yaşadığım için bu gerçekleşti. Kötü bir şey, kimsenin başına gelsin istemem. Tamam, bana fiziksel olarak dokunmamış olabilir ama benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil. Hiç kimse bir başkasının yüzünü, bedenini tatmin aracı olarak kullanamaz" ifadesini kullandı. Süreç içerisinde şahısla uzlaşmayacağının altını çizen Ak, "Maddi olarak tazminat talebim yok, ceza almasını istiyorum. Ulu orta bunu yapan bir insan başka şeyler de yapabilir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.
İzmir Elektronik atıklar ekonomiye kazandırılacak Her yıl milyonlarca akıllı telefon, bilgisayar ve ev aleti kullanım ömrünü tamamlayarak devasa bir "elektronik atık" dağına dönüşüyor. Modern dünyanın en hızlı büyüyen atık problemine karşı geliştirilen Circularity projesi, teknolojiyi çöpe değil, döngüye dahil etmek için bilimsel bir yol haritası sunuyor. TÜBİTAK tarafından desteklenen ve Belmont Forum kapsamında fonlanan Circularity projesinin kapanış etkinliği Yaşar Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Türkiye’den Yaşar Üniversitesi’nin yanı sıra Almanya, Japonya, Tayland ve Tayvan’dan beş üniversitenin paydaşlığında yürütülen çalışma; telefon ve elektrikli araba bataryaları gibi atıkları birer yük olmaktan çıkarıp hammaddeye dönüştürmeyi hedefliyor. Türkiye Koordinatörü Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu liderliğindeki proje ekibinde; Prof. Dr. Erhan Ada, Dr. Öğretim Üyesi Yeşim Deniz Özkan Özen, Dr. Öğretim Üyesi Mürüvvet Deniz Sezer ile araştırmacılar Çisem Lafcı ve Yalçın Berberoğlu yer aldı. Kişi başı 18.3 kg e-atık Proje kapsamında elde edilen veriler, Türkiye’nin 80 milyonu aşan nüfusuyla Batı Asya’nın en fazla elektronik atık üreten ülkelerinden biri olduğunu kanıtlıyor. Türkiye’de kişi başı e-atık arzı 18,3 kilograma ulaşırken, yıllık toplam atık miktarı ise 1 milyon tonun üzerine çıkmış durumda. Araştırmalar, geleneksel "al-kullan-at" modelinin sürdürülemez olduğunu gösterirken, artan atık miktarı karşısında geri dönüşüm tesislerinin kapasitesinin yetersiz kaldığına dikkat çekiyor. Akıllı telefon ömürleri 2 yıla kadar düştü Dünyada en hızlı büyüyen e-atık kaynağının akıllı telefonlar olduğunu ortaya koyan proje, tüketim hızındaki korkutucu artışı da gözler önüne serdi. Gelişmiş ülkelerde bir cihazın kullanım süresinin 2 yılın altına, gelişmekte olan ülkelerde ise 3 yıla kadar düştüğü kaydedildi. Bu durum, teknolojik döngünün her geçen gün daha hızlı bir atık dağına dönüştüğünü gösteriyor. Geleceğin tehdidi: Elektrikli araç bataryaları Proje sadece bugünün cihazlarını değil, geleceğin teknolojisi olan elektrikli araçları da kapsıyor. Paydaş kurumlardan biri olan Almanya Bayreuth Üniversitesi’nden paylaşılan verilere göre, 2024 itibarıyla Almanya yollarındaki bataryalı elektrikli araç (BEV) stoğu 1 milyon 651 binin üzerine çıktı. Bu araçların bataryalarının gelecekte devasa bir atık havuzu oluşturmaması için döngüsel ekonomi modellerinin bugünden kurulması gerektiği vurgulanıyor. "Döngüsel ekonomi en güçlü kasımız" Proje Koordinatörü ve Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu, üniversitenin bu alandaki öncü rolünü şu sözlerle özetledi: "Üniversitemiz için döngüsel ekonomi, TÜBİTAK raporları ve küresel analizlerle tescillenmiş en güçlü kaslarımızdan biridir. Projemiz, 2023 yılında Belmont Forum tarafından fonlanan ve dünyada bu alanda seçilen sadece 7 projeden biri olma özelliğini taşıyor. ’Üret, tüket ve at’ mantığına dayanan lineer sistemlerin tıkandığı bu dönemde; lojistik penceresinden bakarak bu yapıyı döngüsel bir modele çevirmek için gayret gösteriyoruz. Amacımız gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmaktır." "Akademik rehberlik bizim için yol gösterici" Etkinliğe katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi Daire Başkanı Sabriye Ayhan, üniversitelerin bu süreçteki önemini vurgulayarak şunları söyledi: "Bakanlık olarak politikalarımızı üniversitelerimizin bilimsel rehberliğiyle yürütüyoruz. Döngüsel ekonomi artık çevresel bir tercihin ötesinde, küresel bir ekonomik zorunluluktur. ’Al-kullan-at’ modelinin yerini; kaynağın verimli kullanıldığı, atığın tekrar üretime dahil edildiği ve sektörel rekabetçiliğin arttığı yeni bir sistem almaktadır."
Bursa BUÜ’de "Ortak Dış Politika Vizyonu" konuşuldu Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Türk dünyasının geleceğine ışık tutan anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Uluslararası İlişkiler Topluluğu tarafından düzenlenen "Türk Devletleri Teşkilatı: Yeni Yüzyılda Ortak Dış Politika Vizyonu" başlıklı konferans, üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde gerçekleştirildi. Programın açılışında söz alan BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, küresel dengelerin hızla değiştiği bir çağda ortak tarih ve kültür etrafında şekillenen birlikteliklerin önemine dikkat çekti. Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) üye ülkeler arasında siyasi, ekonomik ve kültürel bağları güçlendiren hayati bir platform olduğunu belirten Prof. Dr. Çiftçi, ortak dış politika vizyonunun uluslararası alanda güçlü bir duruş sergilemek adına stratejik bir gereklilik haline geldiğini ifade etti. Bu tür etkinliklerin yarının karar vericileri olacak gençler için büyük bir fırsat olduğunu vurgulayan Çiftçi, organizasyonda emeği geçenlere teşekkürlerini sundu. Uluslararası İlişkiler Topluluğu Başkanı Yağız Mert Uğurlu, topluluğun 30 yıllık birikimiyle Türk dünyasının jeopolitik geleceğini analiz etmeyi öncelediklerini belirtti. TDT’nin bölgesel bir iş birliğinden küresel bir faktöre dönüştüğünü vurgulayan Uğurlu, İsmail Gaspıralı’nın "dilde, fikirde, işte birlik" ülküsünün bugün stratejik bir iradeyle somutlaştığını ifade etti. Konferansın ana konuşmacısı olan ve TDT nezdinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Daimi Temsilcisi olarak atanan Büyükelçi Ufuk Ekici, mezun olduğu okulun kürsüsünde bulunmaktan duyduğu gururu dile getirerek sözlerine başladı. Diplomatik kariyerinde Bursa Uludağ Üniversitesi’nde aldığı eğitimin kilit rol oynadığını belirten Ekici, yeni hayata geçirilen "Daimi Temsilcilik" mekanizmasının teşkilatın kurumsallaşmasında tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Büyükelçi; bir asır önce filizlenen Türk birliği idealinin, bugün "2040 Vizyon Belgesi" ile ayakları yere basan somut bir jeopolitik gerçeğe dönüştüğünü ifade etti. Konuşmasının devamında TDT’nin sadece kültürel bir bağ değil, aynı zamanda enerji koridorlarından savunma sanayi iş birliklerine kadar genişleyen çok boyutlu bir güvenlik ve ekonomi havzası oluşturduğunu belirten Ekici, Türkiye’nin bu süreçteki öncü rolüne ve İstanbul’da yerleşik Daimi Temsilciliğin üye devletlerarasındaki koordinasyonu ne denli hızlandıracağına dikkat çekti. Türk dünyasının yeni yüzyılda küresel siyasette pasif bir gözlemci değil, oyun kurucu bir aktör olarak konumlandığını hatırlatan Büyükelçi, özellikle Orta Koridor gibi stratejik projelerin Türk devletlerini küresel ticaretin merkezine yerleştirdiğini söyleyerek genç mülkiyelilere bu vizyonu geleceğe taşımaları noktasında ilham verici tavsiyelerde bulundu. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından çekilen fotoğraflar ile sona erdi.
İstanbul BEST Grup ile Base Studio’dan savunma sanayiinde iş birliği Tera Holding çatısı altında faaliyet gösteren BEST Grup ile İtalya merkezli askeri araç mühendisliği şirketi Base Studio, SAHA EXPO kapsamında savunma teknolojileri ve araç dizaynı alanında iş birliği anlaşması imzaladı. Türkiye’de zırhlama ve savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren BEST Grup ile askeri araç mühendisliği alanında çalışmalar yürüten İtalya merkezli Base Studio arasında stratejik iş birliği anlaşması SAHA EXPO’da imzalandı. Base Studio Standı’nda düzenlenen törende taraflar, savunma teknolojileri ve araç dizaynını kapsayan Mutabakat Zaptı’na imza attı. Anlaşma kapsamında yeni nesil araç tasarımları, mühendislik çözümleri ve uluslararası pazarlara yönelik ürün geliştirme süreçlerinde ortak çalışmalar yürütülmesi planlanıyor. İş birliğinin, son kullanıcının ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirilmesi ve savunma sanayiinde ihracat odaklı projelerin artırılması hedefiyle hayata geçirildiği belirtildi. Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, imza töreninde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Türkiye bugün savunma sanayiinde sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke değil, geliştirdiği teknolojilerle dünyada dikkat çeken güçlü bir üretim merkezi haline geldi. BEST Grup ile Base Studio arasında imzalanan bu stratejik iş birliği, Türk mühendisliğinin ulaştığı seviyenin önemli göstergelerinden biridir. Yerli üretim gücümüzü uluslararası mühendislik vizyonuyla birleştirerek yeni nesil teknolojiler geliştirmeye devam edeceğiz. Savunma sanayiinde atılan her güçlü adım, Türkiye’nin bağımsız üretim kapasitesine ve milli teknoloji vizyonuna katkı sağlamaktadır. İmzalanan anlaşma; savunma teknolojileri, askeri araç mühendisliği, yeni nesil zırhlı araç tasarımları ve araç dizaynı alanlarında ortak çalışmalar yürütülmesini kapsamaktadır. Bu iş birliğiyle birlikte son kullanıcının sahadaki ihtiyaçlarına daha hızlı cevap verebilen, güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel verimlilik açısından daha güçlü çözümler geliştirilmesi hedeflenmektedir. Aynı zamanda Türkiye’nin savunma sanayi ihracatına katkı sağlayacak yeni ürünlerin uluslararası pazarlara sunulması amaçlanmaktadır. Bu stratejik iş birliğinin ülkemiz, sektörümüz ve savunma sanayiimiz adına hayırlı olmasını diliyorum." Base Studio Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Remzi Oduncu ise açıklamasında, "Sizin gibi değerli bir markayla birlikte yol almaktan son derece mutluyuz. Geniş ürün yelpazemizle BEST Grup’a katkı sunacak olmaktan gurur duyuyoruz. Bu iş birliğinin uzun soluklu ve verimli sonuçlar doğuracağına inanıyoruz. İnşallah bir sonraki SAHA Expo’da geliştireceğimiz yeni ürünleri sergilemeyi hedefliyoruz" dedi.