EKONOMİ - 28 Ekim 2025 Salı 10:07

Kastamonu’da turizme ivme kazandıracak 3 proje için imzalar atıldı

A
A
A
Kastamonu’da turizme ivme kazandıracak 3 proje için imzalar atıldı

Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın destekleriyle Turizm Master Planı çerçevesinde hayata geçirilecek olan ve Kastamonu turizmine ivme kazandırması hedeflenen üç projenin sözleşmeyi imzalandı.


Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan ile Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan katılımlarıyla lansmanı yapılan TR82 Bölgesi Turizm Master Planı doğrultusunda projelerin uygulama sürecine geçildi.


Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) Teknik Destek Projeleri Sözleşme imza töreni kapsamında Pompeiopolis Antik Kenti, Mevcut Tanıtım Merkezi’nin Modern Tanıtım Merkezine Dönüştürülmesi Projesi, Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı Ziyaretçi Merkezi ve Müze Konsepti Tasarım Danışmanlığı Projesi ile Kasaba Köyü Mahmut Bey Camisi Jeoradar Hizmetleri Danışmanlığı Projesi’nin imzaları Kastamonu Valiliğinde imzalandı.



"Pompeiopolis tamamlandığında Türkiye’nin ikinci Efes’i olacak"


İmza töreninde konuşan Vali Meftun Dallı, "2025 yılı Temmuz ayında Kültür ve Turizm Bakan Yardımcımız Nadir Alpaslan ile Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcımız Sayın Oruç Baba İnan katılımlarıyla lansmanı yapılan TR82 Bölgesi Turizm Master Planı doğrultusunda projelerimizin uygulama sürecine geçmiş bulunuyoruz. Turizm Master Plan’da yer verilen 48 öncelikli projenin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları adım adım takip edeceğiz. Bu çerçevede, KUZKA 2025 Yılı Destinasyon Geliştirme Teknik Destek Programı kapsamında 3. ve 4. dönemde başarılı bulunarak sözleşmeleri imzalanan üç proje, master planda ortaya konan önceliklerin artık sahada somut adımlara dönüşmeye başladığının bir göstergesi. KUZKA Kastamonu’da yürütülen bu çalışmalarda yalnızca fiziki yatırımlarla sınırlı kalmıyor; projelerin fikir aşamasından tasarımına, uygulamasına ve sürdürülebilirliğine kadar her adımda aktif rol alıyor. Bu projeler, bölgenin kültürel mirasının korunması ve turizm altyapısının güçlendirilmesi hedeflerini bir araya getiren bütüncül yaklaşımımızın sahadaki en görünür örnekleri olarak değerlendirilebilir. Amacımız, hem yerel değerlerimizi korumak hem de bölge turizmini geleceğe güçlü bir vizyonla taşımaktır. Bu proje tamamlandığında Türkiye’nin ikinci Efes’i olacak" dedi.


Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a Pompeiopolis Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarına verdiği desteklerden ötürü teşekkür eden Vali Dallı, "Kendilerine bu konuyu arz ettiğimizde konunu farkında olduğunu ve yakinen takip ettiğini, özellikle kazı süresinin az olduğunu ve ek kaynak ihtiyacından bahsettiğimizde ‘tamam’ diyerek ne ise yapacağını söyledi ve gerçekten de yaptı. Daha önce 2-3 ay gibi sürelerde yapılan kazı çalışmaları şu anda yılın büyük bir bölümünde devam ediyor. Bu sayede kazı çalışmaları daha da hızlandı" diye konuştu.



"Eski pancar deposunu tanıtım merkezine dönüştürmeyi hedefliyoruz"


Turizm Master Planı’nı Temmuz ayında ilan ettiklerini söyleyen KUZKA Genel Sekreteri Dr. Serkan Genç ise, "Bölgemizin ve illerimizin, turizmde geleceklerine ilişkin bir planlama çalışmasıdır. Sadece plan çalışması değil, master planı kapsamında hayata geçirmeyi önceliklendirdiğimiz 48 proje yer alıyor. Bu projelerin hayata geçirilmesi noktasında çalışmalara başladık. Öncelikle bugün 3 projemizi tasarlamaya yönelik sözleşme imzalayacağız. Bu projelerimizin Turism Master Planı öncelikleri arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.


KUZKA’nın destekleriyle hayata geçirilecek projeler hakkında bilgiler veren Genç, "Pompeiopolis Antik Kenti, Milattan Önce 66 yılına uzanan köklü geçmişiyle bölgemizin en önemli kültürel miras alanlarından biri. Biz de bu eşsiz mirası günümüz ziyaretçilerine çağdaş bir anlayışla sunmak amacıyla kapsamlı bir projeyi hayata geçiriyoruz. Proje kapsamında, antik kent sınırları içinde yer alan ve sergileme alanı olarak kullanılan eski pancar deposunu modern bir Ziyaretçi ve Tanıtım Merkezine dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu dönüşümle birlikte yapı hem mimari hem de işlevsel açıdan yenilenecek; sergi, konferans, kafe ve satış alanlarını içeren çok yönlü bir merkez haline gelecek. Ayrıca antik kentin tarihini ve kazı buluntularını dijital panolar ve interaktif uygulamalar aracılığıyla ziyaretçilere aktaracak yenilikçi içerikler geliştiriyoruz. Ziyaretçi deneyimi sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği kriterleri doğrultusunda yeniden değerlendirilecek. Proje tamamlandığında, Pompeiopolis’in kültürel dokusuna saygılı, ziyaretçiye unutulmaz bir deneyim sunan örnek bir tanıtım merkezinin altyapısını hazırlamış olmayı ümit ediyoruz. Bu çalışma sayesinde hem Taşköprü’nün, hem de ilimizin kültür turizmi odağındaki potansiyelini güçlendirmeyi hedefliyoruz" diye konuştu.



"Güney Karadeniz Jeoparkı için kritik bir adım daha atıyoruz"


Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı Ziyaretçi Merkezi ve Müze Konsepti Tasarım Danışmanlığı Projesi hakkında da bilgi veren Genç, "2025 yılı için en önemli hedeflerimizden biri, ilimizin Ulusal Jeopark Listesi’ne dâhil edilmesini sağlayacak başvuruyu başarıyla tamamlamaktır. Bu doğrultuda, kuruluşundan bu yana kurumsal yapısı, yönergesi, tanıtım materyalleri, sosyal medya altyapısı, gelir modeli, bisiklet rotaları ve ön jeolojik etüt raporu gibi pek çok bileşeni oluşturulan Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı için kritik bir adım daha atıyoruz. Bu yıl, jeopark başvuru sürecinde büyük önem taşıyan ‘Ana Ziyaretçi Merkezi ve Müzesi’ unsurunu hayata geçiriyoruz. İl merkezinde, Mimar Vedat Tek Kültür Merkezi içerisinde birliğimize tahsis edilen alanda kurulacak bu merkez, jeoparkın tanıtım, eğitim ve sergileme işlevlerini bir arada sunacak modern bir yapıya dönüşecek. Yeni merkezimiz, hem ulusal hem uluslararası jeopark standartlarına uygun şekilde tasarlanacak. Jeopark sınırları dışında, ancak turist hareketliliğinin en yoğun olduğu noktada yer alması sayesinde, tanıtım ve farkındalık açısından güçlü bir odak noktası oluşturacak. Burada ziyaretçilerimiz, bölgenin jeolojik, kültürel ve doğal mirasını çağdaş sunum teknikleriyle deneyimleme imkânı bulacak. Bu proje, sadece UNESCO Küresel Jeopark Ağı başvuru sürecinde önemli bir kriteri karşılamakla kalmayacak, aynı zamanda Kastamonu’nun marka değerini yükseltecek, doğa temelli turizmin gelişimine ve jeopark bilincini geniş kitlelere ulaştırılmasına katkı sağlayacaktır" şeklinde konuştu.



"Cami haziresinde jeoradar çalışmaları gerçekleştirilecek"


Kasaba Köyü Mahmut Bey Camisi Jeoradar Hizmetleri Danışmanlığı hakkında da bilgi veren Genç, "Mahmut Bey Camii, 2023 yılında Anadolu’nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Hipostil Camileri başlığı altında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dâhil edilerek hem bölgemiz hem de ülkemiz için büyük bir gurur kaynağı olmuştur. Candaroğulları Beyliği döneminden günümüze ulaşan bu eşsiz yapı, ahşap mimarisi ve doğal boyalarla yapılan bezemeleriyle Anadolu’nun en seçkin örneklerinden birini oluşturuyor. Şimdi yürüttüğümüz proje, sadece caminin korunmasıyla sınırlı değil; çevresindeki tarihi dokuyu da bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Amacımız, cami çevresinde geçmişte bir külliyenin parçası olabilecek yeni yapı kalıntılarını ve türbeleri ortaya çıkarmak. Bu kapsamda öncelikle cami haziresinde jeoradar çalışmaları gerçekleştirilecek, ardından elde edilen keşifler doğrultusunda kazılarla kültür varlıklarının gün yüzüne çıkarılması sağlanacak. Ayrıca, geçtiğimiz yıl kazısı tamamlanan Cami Hamamı ve Valiliğimiz tarafından restorasyonu planlanan Çifte Hamam ile bağlantılı tarihi unsurlar da bu çalışmalarla birlikte aydınlatılacak. Böylece Kasaba Köyü’nün Türk Beylikleri dönemine uzanan zengin yerleşim dokusu daha net biçimde ortaya konacak ve Mahmut Bey Camii’nin çevresindeki bütüncül tarihi kimlik yeniden canlandırılmış olacak" dedi.



"Pompiopolis Antik Kenti’nin filmini düşünüyoruz"


Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan da, "Ben 2009 yılında göreve geldikten itibaren 3 yıllık bir kazı başlangıcı vardı. Ondan sonraki süreçte de KUZKA ajansının destek vereceği alanı sunum merkezi olarak düzenledim. Günün şartları ve buranın gelişmesi tabii ki şu anki haliyle yeterli değil. Daha gelişmiş ve doğru istikamette bir planlamayı teknik desteğe ihtiyaç duyuyor. Ajansımız ile birlikte koordineli olarak inşallah gelişimini sağlayacağız. Dolayısıyla bu katkısının ne olacağı noktasında çok beklentimiz yüksek. Sadece Taşköprü ilçesi için değil, Kastamonu’nun turizmine çok büyük değer katacak. Şimdi farklı farklı başka projeler de düşünüyoruz. O kazı devam ederken animasyonlar, canlandırmalar hatta filmini düşünüyoruz. Bu konuyla ilgili değişik çalışmalar içerisindeyiz. İnşallah bunların karşılığında vatandaşlarımız, ülkemiz kazanacak" ifadelerini kullandı.



Kastamonu’da turizme ivme kazandıracak 3 proje için imzalar atıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sanık Stratejist Necati Özkan: "Veriyi kullanan birisi olsam, salak mıyım onu Dark Web’e yükleyeyim de başkaları da kullansın?" Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan stratejist Necati Özkan, "İddianame diyor ki, ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi veri tabanında bulunan ve sır niteliğinde olan bilgilerin Dark Web olarak bilinen ve internetin karanlık oda alemi olarak nitelenen platforma Ekrem İmamoğlu talimatıyla Necati Özkan tarafından yüklendiği.’ Bir kere ben dijitali bilmem, veriyi bilmem, ben 67 yaşındayım. Ayrıca ben veriyi kullanan birisi olsam, affedersiniz ama salak mıyım onu Dark Web’e yükleyeyim de başkaları da kullansın? Niye onu kendime saklamayayım?" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 2. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Necati Özkan savunma yaptı. İddianamede Necati Özkan hakkında yapılan değerlendirmede, teknoloji yatırımcısı tutuklu sanık Hüseyin Gün’ün dijital materyallerinde bulunan ve İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı, verilerin temininin dolaylı olarak Necati Özkan tarafından sağlandığı belirtilmişti. Özkan’ın Osint (açık kaynak istihbaratı) isimli internet aleminin yer altı olarak nitelendirilen dijital ortama başta İBB’nin internet adresi olmak üzere, belediyeye ait çok sayıda mail adresinin ve şifresinin Ekrem İmamoğlu’nun talimatı ile aktarıldığı ve belediyenin gizlilik ihtiva eden belge ve iç yazışmaları başta olmak üzere mail içeriklerindeki datalara erişildiği iddianamede kaydedilmişti. Ekrem İmamoğlu tarafından vatandaşların kişisel bilgilerinin mevcut nüfuzun kullanılmasıyla ele geçirilip yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktarıldığı, siyasi amaçlı menfaat edinme gayesinde bulunduğu ve bunun sanıklar Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile birlikte gerçekleştirildiği iddianamede aktarılmıştı. "Hüseyin Gün kim benim bu adamla ne ilişkim olabilir?" Özkan savunmasında, "Bu davada 6 buçuk aydır tutukluyum. 14 aydır da İBB ana davasından tutukluyum. Her iki davada da herhangi bir suç işlemediğimi, kanuna, ahlaka, adaba aykırı hiçbir iş yapmadığımı çok iyi biliyorum. Bu olayın başlangıcından başlamak istiyorum. Televizyon kanalını açtığımda Tele1 ve Merdan Yanardağ’a ilişkin bir soruşturmanın başlatıldığı haberini gördüm. Sonra davanın içerisinde benim adımın da geçtiğini gördüm. Hüseyin Gün diye bir isimden bahsediliyor, benim adımdan bahsediliyor ve Ekrem İmamoğlu’ndan bahsediliyor. Şaka gibi inanamadım. Hakikaten rüyada mıyım diye kendimi çimdik attım. Hafızamı zorladım Hüseyin Gün kim, benim bu adamla ne ilişkim olabilir? En ufak bir şey hatırlayamadım" dedi. "Veriyi kullanan birisi olsam, salak mıyım onu Dark Web’e yükleyeyim de başkaları da kullansın?" Necati Özkan, "Merdan Yanardağ ile hayatımda iki kez bir araya geldim. Biri dün, biri bugün burada. Ben Hüseyin Gün’den herhangi bir veri talep etmedim. Dün kendisine de sordum huzurunuzda. Herhangi bir veri talep etmedim, herhangi bir rapor talep etmedim, herhangi bir veri paylaşmadım. Zaten ifadelerinde de buna ilişkin hiçbir şey yok. İddianame diyor ki, İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veri tabanında bulunan ve özünde sır niteliğinde olan bilgilerin Dark Web olarak bilinen ve internetin karanlık oda alemi olarak nitelenen platforma Ekrem İmamoğlu talimatıyla Necati Özkan tarafından yüklendiği. Bir kere ben dijitali bilmem, veriyi bilmem, ben 67 yaşındayım. Ben dijitale doğmuş bir insan değilim, bilmem bu alanı. Ayrıca ben veriyi kullanan birisi olsam, dijitalde bir şeyler yapan birisi olsam çok affedersiniz ama salak mıyım onu Dark Web’e yükleyeyim de başkaları da kullansın? Niye onu kendime saklamayayım?" dedi. "Devletin uzmanları bakmadılar mı Wickr’e" Özkan, "İddianame diyor ki ‘Hüseyin Gün’ün kripto program olan ve farklı suç örgütlerince kullanılan Wickr isimli haberleşme programını kullandığı ve Necati Özkan ile tüm görüşmelerini bu program üzerinden gerçekleştirdiği.’ Ben alındığımda cep telefonuma el konuldu. Sorar sormaz cep telefonumun şifrelerini verdim. Cep telefonum 14 aydır devlette. Devletin uzmanları bakmadılar mı Wickr’e? Benim cep telefonumda Wickr buldular mı? Ben FaceTime kullanamıyor muyum ya da ben Telegram kullanamıyor muyum? Niye ben başka bir şey illa da bir şey indireyim de onu öğrenmeye çalışayım?" ifadelerini kullandı. Necati Özkan’a mahkeme başkanı tarafından "Wicker denilen programı kullanmadım dediniz. Oradaki o vuruşlar, o linkler size ait değil o zaman?" sorusu soruldu. Özkan, "Asla, değil, bana ait değil efendim. Hüseyin Bey tersine bir şey söyledi ama yanlış hatırladığını düşünüyorum. Ya da etkin pişmanlık ifadesinin gereğinin bu olduğunu düşündüğünü düşünüyorum" yanıtını verdi. Duruşma savunmaların ardından yarına ertelendi.
Diyarbakır 15 tonluk bomba infilak ettirilmiş, 16 kişi ölmüştü: Dürümlü patlamasının üzerinden 10 yıl geçti, acılar geçmedi Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Dürümlü mezrasında terör örgütü PKK mensuplarınca kamyona yüklenen 15 tonluk patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybettiği olayın üzerinden 10 yıl geçti. Terör örgütü PKK mensupları, 12 Mayıs 2016 tarihinde Bingöl’ün Genç ilçesine bağlı Döşekkaya köyü yakınlarında yol çalışması yapan bir firmaya ait kamyonu gasp ederek yaklaşık 15 tonluk bombayı araca yüklemiş, bomba yüklü araç içindeki PKK’lılarla birlikte Sur ilçesine bağlı Tanışık Mahallesi’ne gelmişti. Köylülerin şüphelenmesi üzerine araçtaki PKK’lılar ile köylüler arasında tartışma yaşanmış, olayın ardından teröristler bomba yüklü kamyonu Dürümlü mezrasına doğru yönlendirmişti. Köylüler tarafından takibe alındıklarını ve kaçamayacaklarını anlayan teröristler 15 ton patlayıcı yüklü kamyonu infilak ettirmiş, olayda hepsi akraba olan 16 kişi ölmüş, 26 kişi de yaralanmıştı. Patlamanın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen acılar ilk günkü tazeliğini koruyor. "Biz onları unutmayacağız" Patlamanın yıldönümünde mezarlık önünde açıklamalarda bulunan Çelebi Yaman, "Şehit ailesiyim. Burada bulunan şehitlerin tamamı benim kardeşim, kuzenlerim ve amcamdır. 12 Mayıs 2016’da terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıda hepsi şehit oldu. Bugün burada bulunmamızın sebebi onları unutmamak ve unutturmamaktır. Şehit ailelerinin sesi olan, her daim onların yanında bulunan ve onların sözüyle hareket eden Devlet Bahçeli’yi buradan saygıyla selamlıyor, teşekkürlerimi sunuyorum. Açmış olduğu bu yolda şehit aileleri olarak biz de destek vermeye devam edeceğiz, desteğimizi esirgemeyeceğiz. Söz konusu vatan ise biz her zaman vatanımızın ve devlet büyüklerimizin yanındayız. Bugün şehitlerimizin 10. yıl dönümü. Aradan sadece 10 yıl değil, 100 yıl da geçse biz onları unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. "Değil 10 yıl, 10 bin yıl da geççe bu acı içimizden çıkmayacak" Olayda yakınlarını kaybeden Mehmet Yaman da, "Bu olayda ağabeyimi, babamı, amcamı ve dayılarımı kaybettim. Bugün olayın 10. yılı. Allah hepsine rahmet eylesin inşallah. Değil 10 yıl, 10 bin yıl geçse de bu acı içimizden çıkmayacak. Allah-u Teala bütün şehitlerimize rahmet eylesin inşallah. Bu çözüm süreciyle birlikte inşallah artık bu olaylar yaşanmaz. Umarım bir daha böyle acılar yaşanmaz. Bizim başımıza geldi, kimsenin başına gelmesin. Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın inşallah. Biz 16 şehit verdik. Allah-u Teala hepsine rahmet eylesin. Bu acı ne yapsak içimizden çıkmaz. Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a ve Devlet Bahçeli’ye selamlarımızı gönderiyoruz. Bütün ailemizin selamı var. Allah hepinizden, devletimizden razı olsun" diye konuştu. "Yeni doğan çocuklar onların isimleri ile yaşıyor" Yakınlarını kaybeden Şahin Güler ise, "12 Mayıs 2016’da Tanışık köyünde terör örgütü PKK’nın saldırısı sonucunda 16 yakınımı kaybettim. Tamamı dayımlar ve dayım çocuklarıydı. Birlikte büyüdüğümüz insanlardı. Bugün üzerinden 10 yıl geçti ama acıları hala içimizde taze. Unutmadık, unutturmayacağız. Birçoğunun ismini çocuklarımıza verdik. Yeni doğan çocukların çoğunda bugün onların isimleri yaşıyor" şeklinde konuştu.
İstanbul Merdan Yanardağ: "Spor olsun diye casusluk yapmışız" Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan tutuklu sanık gazeteci Merdan Yanardağ, "Spor olsun diye casusluk yapmışız. Ben yayıncılık yaparken bir ara canım sıkılmış hobi olsun diye casusluk yapmışız. 40 yıllık gazeteciyim işimiz gücümüz başımızdan aşkın biraz da casusluk yapayım hobi olsun diye. Tele1 TV’ye izleyici sponsoru olmak için hesap numaralarını vermişiz, ilan etmişiz. Bu davaya konu olan, Hüseyin Gün’ün manevi annesi Seher Alaçam bu çağrıya cevap veren on binlerce destekçimizden biridir" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 2. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Merdan Yanardağ savunma yaptı. "Spor olsun diye, hobi olsun diye casusluk yapmışız" Yanardağ savunmasında, "Dün iki savunma izledik. Birisi, kısa bir süre sonra bu ülkede Cumhurbaşkanı olacak Ekrem İmamoğlu’ydu. Diğeri bu davaya temel teşkil eden Hüseyin Gün. Ekrem İmamoğlu’nun savunmasından da görüldüğü gibi bu dava siyasal niteliğe sahiptir. Umuyorum ki bu davaların sonunda Silivri’den Türkiye’ye bir Cumhurbaşkanı çıkacak. Spor olsun diye casusluk yapmışız. Ben yayıncılık yaparken bir ara canım sıkılmış hobi olsun diye casusluk yapmışız. 40 yıllık gazeteciyim işimiz gücümüz başımızdan aşkın biraz da casusluk yapayım, hobi olsun diye" dedi. "Bilgi ve belge var mı, yok" Yanardağ savunmasının devamında, "Yabancı bir ülkeye gerek yokmuş, yabancı bir istihbarat örgütüne de gerek yok savcılara göre çünkü bulamadılar. Eğer yabancı bir örgüt yoksa, yabancı bir devlet lehine yapılmamışsa, Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesi okuyalım. Ne diyor? Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin eden kimseye 15 yıldan 20 yıla kadar ceza verilir. Madde bu. Devletin niteliği gereği gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri ele geçireceksiniz. Böyle bilgi ve belge var mı, yok. Nasıl ele geçirildiği belli mi, o da yok. Savcının tezinde yabancı devlete gerek yok, peki yabancı bir örgüt var mı, o da yok" ifadelerini kullandı. "İzleyici sponsoru olmak için hesap numaralarını vermişiz, Hüseyin Gün’ün manevi annesi destekçimizden biridir" Merdan Yanardağ savunmasının devamında "Operasyonun iki temel amacı var . Birincisi Tele1’e el koymak, beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmak. Tele1 TV’ye izleyici sponsoru olmak için hesap numaralarını vermişiz, ilan etmişiz. Bunların hepsi açık kaynaklar, bizim sitelerimizde bunlar. Canlı yayında yaptığım çağrılar var. Bu davaya konu olan, benim tanıdığım Seher Alaçam (Hüseyin Gün’ün manevi annesi) bu çağrıya cevap veren on binlerce destekçimizden biridir. Ben Hüseyin Bey’i çok tanımam. Seher Alaçam’ın yanında ve onun oğlu olarak tanıdım kendisini. Biz her programda, seyircilere sorularını, görüşlerini ve eleştirilerini yazmaları için çağrı yaparız. İzleyiciden soru alınır, talimat alınmaz. Hiç kimseden talimat alınmaz" dedi. "Tele1 üzerinden manipüle etmişiz ve Ekrem Bey seçimi o nedenle kazanmış, deli saçması" Yanardağ savunmasının devamında "İddianame şunu iddia ediyor, Tele1 üzerinden manipüle etmişiz ve Ekrem Bey seçimi o nedenle kazanmış. Deli saçması. Ben Tele1 üzerinden Hüseyin Gün’ün talepleri doğrultusunda Ekrem İmamoğlu lehine bir algı operasyonu yapmışım. Hüseyin Bey’i dinledik. Hüseyin Bey’in ifadesinde böyle bir şey yok. ‘Merdan Yanardağ basın ayağında yer almıştır’ demiyor. Niyet mi okuyorsunuz yahu siz? Bu nasıl bir savcılık makamı? Biz izleyicilere çağrı yaptık ve bir destek istedik Tele1 olarak. Hüseyin Gün’ü yanlış hatırladık kanaatindeyim. Annesi Seher Alaçam bize ufak tefek desteklerde bulundu. Ben bir kere kimseden doğrudan para almam. Biz bunu izleyici sponsorluğu diye bir kuruma dönüştürdük. Biz demokratik ve şeffaf bir finansman modeline sahibiz" ifadelerini kullandı. Duruşma avukat savunmaları ile sürüyor Merdan Yanardağ, "Başka kanıt bulamamışlar Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığımız programı örgütün yönlendirmesiyle gerçekleştirilmiş bir televizyon etkinliği olarak planlamışlar. Vallahi ben savcılığın Kemal Kılıçdaroğlu aşkını anlayabilmiş değilim. Aralarından su sızmıyor, bütün güçleriyle Kemal Bey’i korumaya çalışıyorlar. Şimdi Kemal Bey’le uzun yıllara dayanan bir ilişkimiz hatta bir dostluğumuz olduğunu söyleyebiliriz. Kemal Bey’i sıkıştırmışız sorularımızla yahu gazetecinin görevi sıkıştırmaktır. Ekrem İmamoğlu lehine algı oluşturmuşuz. Niye? Ne demişiz? Peki, savcılık burada hangi suçu bulmuş ve hangi soru bana talimatla gelmiş ve onu sormuşum bu yok" dedi.