ASAYİŞ - 07 Şubat 2026 Cumartesi 19:14

Karaman’da iki otomobil çarpıştı: 1 yaralı

A
A
A
Karaman’da iki otomobil çarpıştı: 1 yaralı

Karaman’da iki otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 1 kişi yaralandı.


Kaza, saat 17.20 sıralarında Üniversite Mahallesi Şehit Muhammed Yalçın Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, M.Ç. idaresindeki 42 ACE 085 plakalı otomobil ile S.K. yönetimindeki 70 ABB 794 plakalı Audi marka otomobil çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle sürücü S.K. yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı sürücü, olay yerinde yapılan ilk müdahalesinin ardından ambulansla Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınırken, sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Kazaya karışan araçların polisin incelemesinin ardından yoldan kaldırılması ile trafik akışı normale döndü.


Kazayla ilgili tahkikat başlatıldı.



Karaman’da iki otomobil çarpıştı: 1 yaralı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Balıkesir’de atık kumaşlara son projesi hayata geçirildi Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi, fakülte sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında çevre bilincini ve sürdürülebilirliği odağına alan anlamlı bir proje hayata geçirdi. Fakülte öğrencileri tarafından yürütülen "Bubfa ile Kumaş İsrafına Son" projesi, Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi bünyesinde gerçekleştirildi. "Atıktan tasarıma, israftan ilhama" mottosuyla hayata geçirilen proje, atık kumaşların geri dönüşümüne dikkat çekmeyi, kumaş israfını azaltmayı ve öğrencilerde çevresel farkındalık oluşturmayı hedefledi. Proje kapsamında atık kumaşlar değerlendirilerek el emeği ve terzi desteğiyle çeşitli aksesuarlar üretildi. Öğrencilerin aktif katılımıyla yürütülen çalışmada, atık malzemelerin yeniden tasarlanarak kullanılabilir ve estetik ürünlere dönüştürülmesi sağlandı. Bu süreçte sürdürülebilir üretim anlayışı ön plana çıkarılırken, geri dönüşümün ekonomik ve çevresel katkılarına da vurgu yapıldı. Proje, Uluslararası Ticaret bölümü 3. sınıf öğrencileri Büşra Taş, İrem Demir, Azra Ece Şahin, Melike Duran, Zhuldyz Saduyeva, İdil Bayrak ve Mina Çınar tarafından yürütüldü. Etkinlik sonunda Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Oğuzhan İlban, sürdürülebilirlik temelli projelerin önemine dikkat çekerek, "Bu proje ile öğrencilerimizin çevre bilinci ve sosyal sorumluluk farkındalığını artırmayı amaçladık. Atık kumaşların yeniden tasarlanarak değerli ürünlere dönüştürülmesi hem çevreye hem de uygulamalı eğitime önemli katkılar sunmaktadır. Emeği geçen tüm öğrencilerimizi ve danışman akademisyenlerimizi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. Gerçekleştirilen etkinliğe, Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Oğuzhan İlban, Fakülte Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Fatih Çolakoğlu ve Dr. Öğr. Üyesi Özkan Demir, Uygulamalı Bilimler Fakültesi Öğretim Elemanı Arş. Gör. Setenay Melek Yurttabir, BUBYO Otel Müdürü Nurettin Büyükbaş ve Fakülte Sekreteri Ahmet Özcan katılım sağladı.
Konya ’Organik’ diye satılan ürünlere dikkat Sağlıklı beslenmeye verilen önemin artmasıyla doğal ve katkısız gıdalara olan talep de her geçen gün artıyor. ‘Organik’ adı altında piyasaya sürülen ürünlerin katkısız olup olmadığının iyi araştırılması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, normal ürüne göre çok daha pahalı satılan ürünler konusunda tüketicileri uyarırken, sertifika kontrolünü vurguladı. Doğal ve katkısız gıdalara yönelik talebin artmasıyla birlikte katkılı besinlerden uzak durmak isteyen vatandaşlar, organik tarım ürünlerine tercih ediyor. Katkı maddesi içermeyen ürünlere yönelik talep artışıyla da ‘organik’ adı altında piyasaya organik olmayan ürünler de sürülüyor. Toplumumda doğal gıda ve organik gıda ile ilgili yanlış anlaşılma olduğuna dikkat çeken Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Tontul, "Doğal gıda ve organik gıda konsepti birbiriyle tamamen karışıyor. Bütün gıdalar doğaldır. Yani meyve sebze ya da hayvansal bazda olması hiç önemli değil. Doğada yetişir, doğada yetiştirilir. Dolayısıyla bunlar doğal gıdalardır. Organik gıda ise şimdi özellikle meyve sebzeler özelinde konuşacak olursak tohumdan başlayarak hasada kadar bir süreç var. Bu süreç boyunca her aşamada yani tohum aşamasında da, üretim aşamasında da, hasat aşamasında da çeşitli üretim ajanları, kimyasalların kullanılmaması gerekebiliyor" dedi. "Herhangi bir gıdaya doğrudan organik diyemeyiz" Organik gıdalar hakkında bilgi veren Doç. Dr. İsmail Tontul, "Organik dediğimiz zaman tohumun da organik olduğu, bütün sürecinde de yapay kimyasal katkıların ya da pestisit gibi ajanların yani böceklere ya da hastalıklara karşı çeşitli kimyasalların kullanılmadığı gıdaları kastediyoruz. Tabii ki bu gıdalara yani herhangi bir gıdaya doğrudan organik diyemeyiz. Bunları kullanmasak da sürecin tamamen denetleniyor olması lazım. Markete gittiğimizde aslında organik sertifikasyon pahalı bir süreç yani konvansiyonel üretime göre bir çiftçinin üretim yapmasına göre ekstra önlemler gerektiriyor. Doğal ajanlar, doğal koruyucu maddeler ya da doğal pestisitler kullanılması gerektiriyor ve bu durum ürünün maliyetini arttırıyor. Dolayısıyla bir üretici organik sertifikasyon sertifikasyonuna sahipse bunu ambalajında özellikle belirtiyor. Dolayısıyla ambalajın üzerinde organik yazmasına ya da çeşitli sertifikasyon kuruluşlarının logosunun bulunmasına dikkat etmemiz gerekiyor. Tabii pazara gidiyoruz. Birçok üretici el yazısıyla organik yazıyor ama dediğim gibi aslında bu hiçbir şey ifade etmiyor. Maalesef birçok üretici organik kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeden tüketicilerin bunlara daha fazla para ödemeye istekli olduğunu bilerek, ürünlerinin üzerine organik yazıyor. Çok iyi tanıdığınız kişilerden almıyorsanız, yani tanıdığınızdır, akrabanızdır, arkadaşınızdır almıyorsanız aslında bu ifadelerin çok bir geçerliliği yok. Bunu bilerek almanız gerekiyor. Eğer siz o kişiye güveniyorsanız, ürünlerindeki riskleri göze alarak kullanabilirsiniz. Ama şunu düşünmeniz gerekiyor; işte markette normal bir yumurta 5 lirayken organik yumurta 10 liraya satılıyor. Dolayısıyla konvansiyonel bir yumurtayı 10 liraya satarsa satıcı 5 lira ekstra kar etmiş olacak. Yani dolayısıyla bu büyüklükteki bir gelirin de bu olaylara neden olduğunu görüyoruz. İşte çeşitli ürünlerde organik algısı oluşturmak için örneğin yumurta örneğinde, işte pisliğe bulaştırma ya da boyama gibi hilelerin olduğunu görüyoruz. Bunun için hem sertifikasyonlar takip edilebilir, bakanlığın ifşa ettiği daha önce hile yapmış firmalardan satın alma yapılmayabilir. Bunun dışında bir tüketici doğrudan ambalajsız ya da etiketsiz bir ürüne bakarak bunun organik mi değil mi olduğunu anlayamıyor. Maalesef bunu anlamak bizim gibi eğitimli insanlar için bile mümkün değil. Sadece laboratuvarlarda yapılan analizlerle anlaşılabilir" şeklinde konuştu. "İnsan vücudunda birikerek çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir" Sahte ürünlerin insan vücuduna zarar verdiğine değinen Doç. Dr. Tontul, "Organik gıda faydalı mı, faydasız mı, buna bir bakmak gerekiyor. Buradaki asıl mevzu konvansiyonel üretimde yani geleneksel üretimde kullanılan kimyasal gübrelerin ve pestisitlerin bıraktığı kalıntılar. Bu kalıntılar insan vücudunda birikerek çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir. Kansere, hormon bozukluklarına, üreme sorunlarına neden olabilir. Dolayısıyla eğer bütçeniz elveriyorsa organik beslenmeniz sizi bu durumlara karşı koruyabilir. Tüketicinin bilinçlenmesiyle birlikte üreticiler ya da satıcılar da farklı konseptler geliştirmeye başladı. İşte örneğin son zamanlarda karşımıza ’Pestisit yoktur’ ibareli meyve sebze ürünleri çıktı. Bunlar organik olduğu anlamına gelmiyor bu ürünlerin. Ancak bu ürünlerin üretiminde pestisit kalıntılarının olmadığı ya da pestisitlerin izin verilen miktarlarda kullanıldığı anlamına geliyor ki; bu tüketici için iyi bir şey ve daha kolay ulaşılabilir ekonomik olarak. Dolayısıyla organik tüketim mümkünse organik tüketimi tavsiye ediyoruz. Değilse de en azından güvenilir üreticilerden pestisit olmadığı ifade edilen ürünlerin kullanılmasını önerebiliriz" ifadelerini kullandı. "Afişe edilen markaları ya da bu markalarla ilişkili yeni markalara mümkün olduğunca dikkat edilmesini tavsiye ediyoruz" Tontul, "Tarım ve Orman Bakanlığı özellikle insan sağlığına zararlı bileşenler içerebilecek gıdaları ya da hile yapılmış gıdaları belli aralıklarla afişe ediyor. Dolayısıyla bu afişe edilen markaları ya da bu markalarla ilişkili yeni markalara mümkün olduğunca dikkat edilmesini tavsiye ediyoruz. İnternette artık birçok bilgiye çok rahatlıkla ulaşabiliriz. Yani bir üreticinin birkaç markası sıkıntılıysa diğer markalarında da sıkıntı olabileceğini düşünerek bu markalardan uzak durmayı tavsiye edebiliriz" diye konuştu.
Bursa Akciğer sağlığı için önemli 10 gıda Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör, insan vücudunun yiyecekleri yakıt olarak kullandığını ifade ederek akciğer sağlığı için taze sebze ve meyve yemenin önemli olduğunu söyledi. İnsan vücudunun yiyecekleri yakıt olarak kullandığını ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör, "Gıdaların vücutta yakıta dönüştürülmesi sürecine metabolizma denir. Oksijenle beraber işlenen gıdaların doğru metabolize olması için sağlıklı solunum sistemine ihtiyacı vardır. Sağlıklı ve çeşitli seçilen besinler ile oluşturulan dengeli bir beslenme planı sağlıklı nefes almayı ve akciğer sağlığını korumayı destekler. Karbonhidratlar metabolize olurken daha çok, yağlar ise daha az karbondioksit üretirler. Bu sebeple solunum sıkıntısı yaşayan kişilerin daha düşük karbonhidratlı ve daha yüksek yağlı diyet uygulamaları daha rahat nefes almalarını sağlar. Akciğer sağlığını korumak için, taze meyve sebze tüketimi, antioksidanlardan zengin vitamin-mineral alımı, yeterince sıvı tüketimi ile ideal kilonun korunması önemlidir" diye konuştu. Medicana Bursa Hastanesi Diyetisyen Hande Güngör, akciğer sağlığı için 10 besin grubunu şöyle sıraladı; "Lif bakımından zengin olan arpa, yulaf ve mercimek gibi gıdalar, B vitamini, magnezyum, selenyum ihtiva eder. Bu gıdalar akciğer sağlığını destekler. Taze sebzeler, yüksek lif ve flavanoid içeriği sayesinde akciğer fonksiyonunu iyileştiren pancar, biber, kabak, domates, kırmızı lahana, pazı gibi besinlerin aynı zamanda KOAH ve akciğer kanseri riskini azalttığı tespit edilmiştir. Taze meyveler, özellikle elma, yaban mersini gibi yüksek antosiyanin ile akciğerlerin oksidatif hasardan korunmasına katkı sağlar. Fonksiyonel gıdalar, yüksek antioksidan, antiinflamatuar içerikleri ile zerdeçal, yeşil çay, kahve ve kakao gibi gıdalar damar sağlığına katkıda bulunarak akciğer fonksiyonları üzerinde olumlu etki gösterir. Omega-3 kaynağı besinler, hamsi, sardalya, deniz somonu gibi besinlerin kaynakları olan omega-3 ün yeterli alımı, hava yolu damar geçirgenliğini arttırarak akciğer sağlığını korur. Kuruyemişler, özellikle selenyumun en zengin kaynaklarından olan brezilya cevizi, yüksek antioksidan içeriğiyle solunum ve vücut direnci fonksiyonlarını iyileştirici etki gösterdiği bilinmektedir. Yoğurt, kalsiyum, fosfor ve selenyum açısından zengin olması sebebiyle KOAH riskini azalttığı tespit edilmiştir. Zeytinyağı, yüksek polifenol içeriği ile akciğer fonksiyonlarının bozulmasıyla seyreden solunum hastalıklarına karşı koruyucu olduğu ifade edilmiştir. Antioksidan yönünden zengin vitaminler ve mineraller, yüksek antioksidan etki gösteren C ve E vitaminin yeterli alımı akciğer fonksiyonunu destekler. Su, akciğer fonksiyonlarının sürdürülmesi için önemli bileşenlerden olan mukus yapısının korunması için yeterli miktarda su gerekir. Kilo başına 30-33 miligram su tüketimi kişinin günlük sıvı ihtiyacını karşılamasını sağlar. İdeal kiloyu koruyarak dengeli ve yeterli bir beslenme planı uygulayan kişilerin hastalık riski azalır, enfeksiyonlara karşı direnci artar, vücut direnci sistemi güçlenir."