GÜNDEM - 08 Şubat 2026 Pazar 09:48

Annesi ölen buzağıyı elleriyle besliyorlar

A
A
A

Elazığ’da Cömert ailesi, annesinin doğum esnasında öldüğü buzağıyı kendi çocuklarından ayırt etmeyerek kendi elleriyle özenle besliyor.

Elazığ’ın Sugözü Mahallesi’nde hayvancılıkla geçimini sağlayan İlhan Cömert’in büyükbaş hayvanı doğum yaparken öldü. Yeni doğan buzağıyı ilk başlarda soğuktan üşümesin diye evinde besleyen Cömert, bir süre sonra büyükbaş hayvanlarının bulunduğu ahıra aldı. Buzağıyı kendi çocuklarından ayırt etmeyen aile, sabah uyanır uyanmaz kendi hayvanlarından sağdıkları sütü buzağıya içirdikten sonra tımarını yapıyor. İlhan Cömert, buzağı kendini toparlayana kadar elleriyle besleyeceklerini belirtti. Cömert, "Bir ay önce buzağımızın annesi doğarken öldü. Biberonla besliyoruz. Hayvan elimizde ölmesin diye diğer hayvanlardan sağdığımız ve dışarıdan aldığımız sütle besliyoruz. Sabah kalktığımızda 3 çocuğum var, buzağıyı da bizim çocuklarımızın yerine koymuşuz. Sabah hemen koşup karnını doyuruyoruz. Sütünü verip tımarını yapıyoruz. Hayvancılığı seviyoruz ama zorlukları da çok fazla. Onu görmesek olmuyor. Buzağı bizim maskotumuz oldu" dedi.

Annesi ölen buzağıyı elleriyle besliyorlar

Ahmet Mücahid Kantarcıoğlu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya Simav’da yetişen ’coğrafi işaretli’ Eynal domatesi pazarlarda ilgi görüyor Kütahya’nın Simav ilçesinde, Eynal kaplıcaları çevresindeki seralarda üretilen coğrafi işaretli Eynal domatesi, rengi ve lezzetiyle pazarlarda yoğun talep görüyor. Koyu kırmızı ve parlak rengi ile ince kabuğuyla dikkat çeken ürün, Simav topraklarının altından çıkan sıcak suyun sağladığı doğal avantajla yetiştiriliyor. Türkiye’nin önemli jeotermal merkezlerinden biri olan Simav’da seralar, yer altı sıcak suyundan elde edilen enerjiyle ısıtılıyor. Bu yöntem, üretim maliyetlerinin dengelenmesine katkı sağlarken, yıl boyunca kesintisiz ve sürdürülebilir tarıma da imkân tanıyor. "Toprakta yetiştiriyorum, lezzeti buradan geliyor" Yaklaşık 25 yıldır seracılıkla uğraşan üretici Ali Key, topraksız tarım yerine bilinçli olarak toprakta üretim yaptığını belirterek, "Bu işi severek yapıyorum. Toprakta yetiştirdiğim için daha lezzetli oluyor. Bunu pazara gelen vatandaşlarımız söylüyor. Şükürler olsun, iyi kazanıyoruz" dedi. Ali Key’e ait 10 dönümlük sera, bölgede yapılan üretimin önemli örnekleri arasında yer alıyor. Simav 4 Eylül Eynal Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Ali Key ise kooperatif bünyesinde toplam 350 dönüm kapalı sera bulunduğunu ifade ederek, "Bu seralardan yaklaşık 600 kişi ekmek yiyor. Eynal domatesi piyasada yoğun ilgi görüyor. Ürünlerimizi Uşak, Bursa, Balıkesir, Eskişehir, İstanbul, İzmir ve Antalya’ya gönderiyoruz" diye konuştu. Lezzeti, görünümü ve jeotermal üretim modeliyle öne çıkan coğrafi işaretli Eynal domatesi, Simav tarımının markalaşan ürünlerinden biri olma yolunda ilerliyor.
Bursa Haftalarca süren ishal ve karın ağrısına dikkat Sindirim sistemini ağızdan anüse kadar etkileyebilen Crohn hastalığı, kronik ve iltihaplı yapısı nedeniyle hastaların hayat kalitesini ciddi ölçüde düşürebiliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Sami Evirgen, toplumda yeterince tanınmayan bu hastalıkta teşhis gecikmelerinin sık yaşandığını belirterek, uzun süren sindirim sistemi şikâyetlerinin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Crohn hastalığının en sık ince bağırsağın son kısmı ve kalın bağırsağı tuttuğunu ifade eden Hayat Hastanesi Gastroenteroloji UzmanıDr. Evirgen, hastalığın ataklar ve sakin dönemler halinde seyrettiğine dikkat çekti. Uzm. Dr. Evirgen, "Crohn hastalığı, belirtilerinin kişiden kişiye değişmesi nedeniyle çoğu zaman göz ardı edilebiliyor. Oysa erken tanı, hastalığın seyrini kontrol altına almak açısından büyük önem taşıyor" dedi. Belirtiler haftalarca sürebilir Hastalığın belirtilerinin, tutulum bölgesine ve hastalığın şiddetine göre farklılık gösterdiğini kaydeden Uzm. Dr. Evirgen; uzun süreli ishal, karın ağrısı ve kramplar, kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, dışkıda kan veya mukus, ateş ve kansızlığın en sık görülen şikâyetler arasında yer aldığını söyledi. Bu belirtilerin haftalarca devam etmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Evirgen, "Ertelemek, hem tanıyı hem de tedaviyi zorlaştırabiliyor" uyarısında bulundu. Crohn hastalığının tanısının tek bir testle konulamadığını dile getiren Uzm. Dr. Sami Evirgen, ayrıntılı tıbbi öykü, fizik muayene, kan ve dışkı testleri, kolonoskopi ve biyopsi gibi yöntemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. MR veya BT enterografi gibi görüntüleme yöntemlerinin de tanıda önemli rol oynadığını belirten Evirgen, doğru tanının diğer iltihaplı bağırsak hastalıklarından ayırıcı olması açısından kritik olduğuna dikkat çekti. Tedavi kişiye özel planlanıyor Crohn hastalığının kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastalığın büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirten Hayat Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Evirgen, tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını söyledi. İltihap giderici ve bağışıklık düzenleyici ilaçlar, biyolojik tedaviler, beslenme düzenlemeleri ve destekleyici uygulamaların tedavide yer aldığını aktaran Dr. Evirgen, gerekli durumlarda cerrahi seçeneğin de gündeme gelebileceğini ifade etti. Tedavide asıl hedefin yalnızca belirtileri azaltmak olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Evirgen, "Amaç; bağırsak hasarını önlemek ve hastanın uzun vadeli sağlığını korumaktır" derken, "Crohn hastalığı ile doğru tedavi ve düzenli takip sayesinde aktif ve sağlıklı bir yaşam sürmek mümkündür" sözleriyle toplumu bilinçli olmaya da davet etti.
Gaziantep HKÜ mezunu ve yüksek lisans öğrencisi Berkay Ellek’in Yapay Zeka ile Ürettiği "Sultan’ın Taşı" filmi Berlin’de Türkiye’yi temsil edecek Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı mezunu ve aynı bölümde yüksek lisans eğitimine devam eden Berkay Ellek’in, kurmaca yapay zeka filmi "Sultan’ın Taşı" (The Sultan’s Stone), 12-18 Şubat 2026 tarihleri arasında düzenlenecek 76. Berlin Film Festivali kapsamında gerçekleştirilen European Film Market’te (EFM) Türkiye’yi temsil edecek yapımlar arasında yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan "Turkish Cinema 2026" kataloğuna seçilen film, Türkiye’nin resmi sinema vitrini olarak uluslararası sinema profesyonellerine sunuldu. EFM kapsamında yer alan Türk Sineması Standı’nın organizasyonu ise Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından gerçekleştirilecek. "Üniversitemizin yenilikçi eğitim anlayışının somut bir göstergesidir" HKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan, elde edilen başarıdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Öğrencimiz Yönetmen Berkay Ellek’in uluslararası alanda ülkemizi ve üniversitemizi temsil edecek nitelikte bir projeye imza atması bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Daha önce Altın Baklava Film Festivali’nde elde ettiği başarılarla da dikkat çeken öğrencimizin şimdi Berlin’de düzenlenecek film festivalinde yer alması, üniversitemizin yenilikçi eğitim anlayışının somut bir göstergesidir. Yapay zekâ ve tasarımın sinema ile buluştuğu bu çalışma, gençlerimizin potansiyelini ortaya koymaktadır" dedi. "Tarihi, teknolojiyle yeniden yorumlamak istedim" Filme ilişkin değerlendirmede bulunan Yönetmen Berkay Ellek ise, "Osmanlı tarihinin evrensel değerlerinden biri olan merhamet temasını yapay zekâ teknolojisiyle yeniden yorumlamak istedim. Ayasofya’dan günümüze uzanan bu hikâye, geçmişle bugün arasında bir köprü kurmayı amaçlıyor. "Sultan’ın Taşı" filmimin Turkish Cinema 2026 kataloğuna seçilmesi benim için büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Bu süreçte bana destek olan hocalarıma ve üniversiteme teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Ayasofya’dan günümüze uzanan bir merhamet hikayesi Fatih Sultan Mehmet döneminden günümüze uzanan "Sultan’ın Taşı" filmi, Osmanlı tarihine modern teknolojinin bakış açısıyla yaklaşan özgün bir yapım olarak dikkat çekiyor. Ayasofya’dan düşen bir mozaik parçası üzerinden şekillenen hikâye, geçmişin izlerini günümüzle buluşturarak izleyiciye farklı bir anlatım sunuyor.