Yerel Haberler
İzmir
İzmir Büyükşehir’den ’Meslek Fabrikası’ açıklaması 25 Şubat 2026 Çarşamba - 22:07:06 İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyetinde bulunan Eski DGM binası (Meslek Fabrikası), Egemenlik Evi ve gasilhane binasının Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesine tepki gösterdi. Belediyeden yapılan açıklamada, söz konusu işlemlerin ’hukuksuz bir el koyma girişimi’ olduğu savunularak yargı sürecinin devam ettiği belirtildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyetindeki üç stratejik taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesiyle ilgili yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, taşınmazların 2025 yılının Ekim ayında belediyeye bilgi verilmeden tapu müdürlükleri üzerinden Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetine geçirildiği iddia edildi. "Vakıf yoluyla meydana gelmediği belgelerle ortada" Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün söz konusu tescil işlemlerini Vakıflar Yasası’nın 30. maddesine dayandırdığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Bu taşınmazların vakıf yoluyla meydana gelmediği, tarihi belgelerle açık bir biçimde ortadadır. Tamamıyla ilgisiz birtakım vakıf belirtmeleri gerekçe gösterilerek İzmir halkının malına el konulamaz. Bahsi geçen vakıf şerhleri, yıllar önce bedelleri ödenerek sicilden silinmişken, el koyma işleminden hemen önce yeniden ortaya çıkarılmıştır." Meslek Fabrikası ve Egemenlik Evi’nin tarihi vurgulandı Açıklamada, taşınmazların tarihi önemine dikkat çekilerek, Meslek Fabrikası’nın 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararname ile belediye mülkiyetine geçtiği hatırlatıldı. Yapının bugüne kadar 145 bin kursiyere hizmet verdiği ve ciddi bütçelerle restore edildiği ifade edildi. İzmir’in ilk belediye binası olan Egemenlik Evi’nin ise 1891 yılında halktan toplanan paralarla inşa edildiği, bir vakıf tarafından yapılmadığının delilleriyle mahkemeye sunulduğu kaydedildi. Yargı süreci devam ediyor Taşınmazların tahliye edilmek istendiğini belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi, hukuki sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Meslek Fabrikası ile ilgili İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tapu iptal ve tescil davası açılmış, mülkiyetin üçüncü kişilere devrini engelleyen ihtiyati tedbir kararı alınmıştır. Tahliye işlemlerine karşı açılan davada İzmir 5. İdare Mahkemesi 24.02.2026 tarihinde yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir. Belediyemizce bu karara karşı aynı gün üst mahkemeye itiraz yapılmış olup süreç devam etmektedir." Belediye yönetimi, kamu kurumlarının önceliğinin kamu hizmeti olması gerektiğini vurgulayarak, yargılama süreci tamamlanana kadar tahliye çabalarından vazgeçilmesi çağrısında bulundu.
Bıçaklı dehşet olayında babanın tahliyesine Başsavcılıktan itiraz
16 Aralık 2025 Salı - 16:18 Bıçaklı dehşet olayında babanın tahliyesine Başsavcılıktan itiraz İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, boşanma aşamasındaki eşini görüntülü arayarak 3 yaşındaki çocuğunun boğazına bıçak dayama eylemi nedeniyle ’Kasten Öldürmeye Teşebbüs’ suçlamasıyla yargılanan sanık Şiyar Alpaslan hakkında verilen ev hapsi şeklindeki tahliye kararına itiraz etti. Kasım 2024’te boşanma aşamasındaki eşini görüntülü arayarak 3 yaşındaki oğlunun boğazına bıçak dayayıp ölümle tehdit eden Şiyar Alpaslan, sosyal medyadaki tepkiler üzerine İzmir’de yakalanıp tutuklanmış, hakkında başlangıçta ’Kasten yaralama’ ve ’Silahla tehdit’ suçlarından dava açılmıştı. Yargılama sürecinde sanık hakkında Ocak 2025’te verilen ilk tahliye kararı Başsavcılık itirazıyla bozulmuş, ardından dosya, eylemin niteliği gereği ’Kasten Öldürmeye Teşebbüs’ suçlamasıyla İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşınmış ve yargılanmasına bu suçtan devam edilmiştir. Şiyar Alpaslan’ın, 18 Kasım 2024 tarihinde eşine yönelik tehdit eylemiyle tutuklanmasının ardından devam eden yargılamasında bugün kritik bir gelişme yaşanmıştı. İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Şiyar Alpaslan’ın ev hapsi şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine hükmetmişti. Başsavcılık Tahliyeyi ’Usul ve Yasaya Aykırı’ Buldu İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nin aynı gün verdiği tahliye kararına karşı harekete geçti. Başsavcılık, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirmesiyle itirazda bulundu. Başsavcılığın itiraz gerekçeleri arasında şunlar yer aldı: Dosya kapsamındaki mevcut delillerin durumu, sanığa isnat edilen ’Kasten Öldürmeye Teşebbüs’ suçunun niteliği ve ağırlığı, söz konusu suç için öngörülen yasal ceza sınırları, sanık hakkında tutukluluk tedbirinin devamını gerektiren nedenlerin hala mevcut olması. Başka suçtan hükümlü olduğu için cezaevinde kaldı Başsavcılığın itirazı sonrası sanık Şiyar Alpaslan, tahliye kararı verilmesine rağmen cezaevinden salıverilmedi. Alpaslan’ın, yargılandığı bu suç dosyasından bağımsız olarak başka suçlardan hükümlü bulunması nedeniyle tutukluluk halinin devam ettiği öğrenildi.
Çocuklarının boğazına bıçak dayayan o babaya tahliye
16 Aralık 2025 Salı - 15:54 Çocuklarının boğazına bıçak dayayan o babaya tahliye İzmir’de boşanma aşamasındaki eşini görüntülü arayarak 3 yaşındaki çocuğunun boğazına ekmek bıçağı dayayan ve Türkiye’yi sarsan görüntüleriyle tutuklanan Şiyar Alpaslan, yargılandığı İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Mahkeme, sanığın ev hapsi tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi. Olay, Kasım 2024’te Burdur’da yaşayan resmi nikahlı eşi Fatma Alpaslan’ın cep telefonuna gelen görüntülü aramayla yaşanmıştı. Şiyar Alpaslan (32), telefonda tehditler savururken, 3 yaşındaki oğlu B.A.’nın boğazına ekmek bıçağı dayadı. O anları telefondan izleyen anne dehşeti yaşarken, görüntüler sosyal medyada infial uyandırdı. Çok sayıda paylaşımla olayı emniyet birimlerine duyurmaya çalışan kullanıcılar, cani babayla ilgili öfke mesajları paylaştı. Görüntülerin hızla yayılması sonrası Şiyar Alpaslan’ın İzmir’de ikamet ettiği ortaya çıktı. Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliği ekipleri, cani babayı kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. Baba, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. İncelemelerin ardından çocuklar annelerine teslim edildi. Olayla ilgili hazırlanan iddianamede, Şiyar Alpaslan’ın eşine, "Çocuklardan hangisinin ölmesini istersin?" diye sorduğu, çocuğu yaraladığı ve bıçağı boğazına dayayarak "İçin yanıyor mu, boğazını keseyim mi, canlı canlı izlemek ister misin?" şeklinde tehditler savurduğu belirtilmişti. Görüntülerin yayılmasının ardından cani baba, İzmir’de kısa sürede yakalanarak tutuklanmıştı. Savcı, sanık hakkında ’Kasten yaralama’ ve ’Silahla tehdit’ suçlarından 6,5 yıla kadar hapis cezası istemişti. Öldürmeye teşebbüsten yargılandı Ocak ayında görülen davanın ilk duruşmasında sanık Şiyar Alpaslan hakkında tahliye kararı verilmiş ancak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine sanığın tutukluluğu devam etmişti. Mayıs ayında ise görevsizlik kararı verilerek dosya, eylemin ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçu kapsamında değerlendirilmesi için ağır ceza mahkemesine gönderildi. İzmir Bölge Adliyesi’nin kararıyla sanığın ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlamasıyla İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına kesinlik kazandı. Son duruşmada çelişkili ifadeler Bugün İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Şiyar Alpaslan ve avukatlar katıldı. Mağdur Fatma C. ise SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı. Duruşmada çiftin geçtiğimiz hafta resmen boşandığı öğrenildi. Savunmasında eşinin kendisini aldattığını öne süren sanık Alpaslan, "Pişmanım, bir anlık öfkeyle sinirle ne yaptığımı bilmiyorum, bıçağı kesinlikle boğazına dayamadım" dedi. Mahkeme başkanının önceki ifadeleriyle çeliştiğini hatırlatması üzerine ise, "Bir anlık öfkeyle kendimi ve çocuklarımı öldürmek istedim" diyerek tahliye talebinde bulundu. "Benim de boğazıma bıçak dayamıştı" Mağdur Fatma C. ise sürekli şiddete maruz kaldığını belirterek, "Ayrılmak istedim ama rıza gösterilmedi. Benim de boğazıma bıçak dayamıştı. Görüntülü aramayı açtığımda telefonu oğlumun önüne koyup, ’Çocuğun boğazını keseceğim, canlı canlı izle’ dedi" diyerek şikayetini yineledi. Şikayetçi avukatı, sanığın cezaevinden dahi Fatma C.’yi öldürmesi için annesini aradığını ve bu konuda yeni bir dava açıldığını mahkemeye bildirdi. Ev hapsi şartıyla tahliye kararı Savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Şiyar Alpaslan’ın ev hapsi şeklindeki adli kontrol talebiyle tahliyesine karar verdi. Dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için duruşma 31 Mart’a ertelendi. Sanık, ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan yargılanmaya ev hapsi tedbiri altında devam edecek.
İzmir’de konut satışları yüzde 0,5 azaldı
16 Aralık 2025 Salı - 14:06 İzmir’de konut satışları yüzde 0,5 azaldı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, İzmir’de 2025 yılı Kasım ayında konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,5 azalarak 8 bin 540 oldu. 2024 yılı Kasım ayında bu rakam 8 bin 583 olarak kaydedilmişti. Türkiye genelinde konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,8 azalarak 141 bin 100 olarak gerçekleşti. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 24 bin 234 ile İstanbul, 12 bin 706 ile Ankara ve 8 bin 540 ile İzmir oldu. En az konut satışı ise 78 ile Ardahan, 131 ile Bayburt ve 152 ile Artvin’de gerçekleşti. İzmir’de 2 bin 486 konut ilk defa satıldı İzmir’de ilk defa satılan konut sayısı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,4 artarak 2 bin 486 oldu. İlk satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 29,1 olarak kaydedildi. İkinci el konut satışları 6 bin 54 oldu İzmir’de ikinci el konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,1 azalarak 6 bin 54 olarak gerçekleşti. İkinci el satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 70,9 oldu. İpotekli satışlar bin 469 olarak gerçekleşti Kasım ayında İzmir’de ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 azalarak bin 469 oldu. Satışı yapılan konutların yüzde 17,2’si ipotekli satış olarak kayıtlara geçti. Yabancılara 37 konut satıldı İzmir’de Kasım ayında yabancılara yapılan konut satışı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,6 artarak 37 oldu. Türkiye genelinde yabancılara yapılan konut satışları ise yüzde 9,7 azalarak bin 943 olarak gerçekleşti. Kasım ayında yabancılara yapılan konut satışlarının toplam satışlar içindeki payı yüzde 1,4 oldu. Yabancılara en fazla konut satışı 728 ile İstanbul, 662 ile Antalya ve 157 ile Mersin’de gerçekleşti. Konut satışlarında Menemen ilk sırada İzmir’de 2025 yılı Kasım ayında en fazla konut satışı Menemen ilçesinde gerçekleşti. Menemen’de bin 124 konut satılırken, Buca’da 980, Torbalı’da 722, Karşıyaka’da 625, Konak’ta 567, Çiğli’de 562, Karabağlar’da 531, Bornova’da 397, Gaziemir’de 366 ve Bayraklı’da 298 konut satışı yapıldı.
İzmir polisinden şok operasyonlar: Binlerce uyuşturucu hap ele geçirildi, aranan 329 şahıs yakalandı
16 Aralık 2025 Salı - 12:17 İzmir polisinden şok operasyonlar: Binlerce uyuşturucu hap ele geçirildi, aranan 329 şahıs yakalandı İzmir’in en kalabalık ikinci ilçesi olan Karabağlar’da polis ekipleri tarafından son iki haftada gerçekleştirilen operasyonlarda, yüklü miktarda uyuşturucu madde ve ruhsatsız silah ele geçirilirken, çeşitli suçlardan aranan 329 şüpheli yakalandı. Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 1-14 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen kapsamlı denetim ve operasyonlarda, uyuşturucu madde ve ruhsatsız silahlara büyük darbe vurulurken, çeşitli suçlardan aranan 329 şahıs yakalandı. Polis ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarda, narkotik suçlarla mücadele kapsamında toplam 304,25 gram narkotik madde ile 18 bin 563 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna yönelik gerçekleştirilen 15 ayrı operasyonda 15 şüpheli yakalanarak adli mercilere sevk edilirken, 2 şüpheli tutuklandı. Uyuşturucu madde kullanma suçundan ise 135 şahıs hakkında adli işlem yapıldı. Ruhsatsız silah ve kesici aletlere yönelik yapılan çalışmalarda ise 6 adet tabanca, 2 adet ruhsatsız av tüfeği, 5 adet 6136 Sayılı Kanun kapsamında bıçak ve 1 adet kurusıkı tabanca ele geçirildi. 6136 SKM kapsamında 17 ayrı olayda 20 şüpheli hakkında adli işlem yapılırken, 2 şüpheli tutuklandı. Öte yandan, yürütülen denetim ve uygulamalarda; uyuşturucu madde ticareti suçundan 22 yıl, hırsızlık suçlarından 17 yıl, kasten yaralama suçundan 13 yıl ve dolandırıcılık suçlarından 11 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan şahısların da aralarında yer aldığı toplam 329 aranan kişi yakalanarak adli mercilere teslim edildi.
Menemen Belediyesi, ’yeni doğan bebekler’ için binlerce fidan dikti
16 Aralık 2025 Salı - 12:15 Menemen Belediyesi, ’yeni doğan bebekler’ için binlerce fidan dikti Menemen Belediyesi, yeni doğan bebekler için hazırladığı ’İyi ki doğdun bebek’ setlerini armağan ettiği bebeklerin aileleriyle birlikte Yahşelli’de fidan dikme etkinliği düzenledi. Menemen Belediyesi, hem yeşil vatana destek olmak hem de ilçedeki her bir bebeğin bir dikili ağacı olması adına fidan dikme etkinliği gerçekleştirdi. Yahşelli’de düzenlenen fidan dikimine Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın ev sahipliğinde AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, AFAD İzmir İl Müdürü Nazif Ekinci, İzmir Orman İşletmeleri Müdürü Mustafa Ertekin, muhtarlar, gaziler ve ’İyi ki doğdun bebek’ setlerinin armağan edildiği bebekli aileler katıldı. 5 bin fidan, toprakla buluşturuldu ’İyi ki Doğdun Bebek Hatıra Ormanı’ adı verilen alanda kurulan dev çadırlarda minikler için boyama ve yüz boyama etkinlikleri gerçekleştirilirken pamuk şeker, patlamış mısır ve balon dağıtımı da yapıldı. 5 bin fidanın toprakla buluşturulduğu etkinlikte, anne ve babalarıyla birlikte fidan diken minikler hem ağaç dikmeyi ve ağacın önemini öğrenmiş oldu, hem de ilk dikili ağaçlarına sahip olmuş oldu. "Bu orman büyümeye devam edecek" Miniklerin büyük alkış alan şiirleriyle başlayan törende Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Bugün burada sadece yalnızca fidan dikmiyoruz. Bugün Menemen’in geleceğine, çocuklarımızın yarınlarına ve hepimizin ortak hayaline küçük ama sonsuz bir başlangıç yapıyoruz. Çünkü biliyorum ki bu fidanlar nasıl büyüyüp serpilip birer ulu ağaç olacaksa, evlatlarımız da ailesine, vatanına, milletine, şehrine faydalı birer birey olacaklardır. Bu kapsamda "İyi ki Doğdun Bebek" projesi, bizim için sadece bir sosyal hizmet çalışması değildir. Bu proje; her bebeğin dünyamıza getirdiği ışığı, umudu ve masumiyeti toprağa emanet ettiğimiz bir vefa hareketidir. Menemen’de doğan her çocuk için dikilen her fidan; büyüyen bir aileyi, güçlenen bir şehri ve çoğalan bir umudu temsil eder. Sizlere söz veriyorum; bu orman büyümeye devam edecek. Her yıl yeni fidanlarla güçlenecek. Menemen’de doğan her bebeğin adı bu ormanda yaşayacak. Bu orman, Menemen’in dört bir yanında sevginin, kardeşliğin ve birlik ruhunun simgesi olacak" dedi.
Aliağalı yüzücüler zirveye kulaç attı
16 Aralık 2025 Salı - 11:35 Aliağalı yüzücüler zirveye kulaç attı Aliağa Belediyesi AGM Spor Kulübü yüzme takımı, 13-14 Aralık 2025 tarihlerinde İzmir’de düzenlenen 9-10 Yaş Ulusal Gelişim Ligi Müsabakalarında elde ettiği derecelerle Aliağa’ya büyük bir gurur yaşattı. Üç şehirden 23 kulüp ve 398 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda, Aliağa Belediyesi AGM Spor Kulübü 19 sporcuyla mücadele etti. Aliağalı minik yüzücüler, bireysel ve takım yarışlarında sergiledikleri başarılı performanslarla dikkat çekti. Bayrak yarışlarında önemli dereceler 4x50 metre Serbest Bayrak yarışında Naz Marangoz, Eflin Çelik, Sıla Küçükvardar ve Deniz Altay’dan oluşan kız takımı İzmir üçüncüsü oldu. 4x50 metre Karışık Bayrak yarışında ise Öykü Öz, Eflin Çelik, Sıla Küçükvardar ve Deniz Altay’dan oluşan ekip İzmir dördüncülüğünü elde etti. Bireysel yarışlarda kürsü başarısı Serbest stil yarışlarında; 100 metre yarışında Eflin Çelik İzmir 4’üncüsü, Deniz Altay İzmir 7’ncisi oldu. 50 metre serbest yarışında Eflin Çelik İzmir 2’nciliği elde etti. Kelebek stilde; 50 metrede Eflin Çelik İzmir 2’ncisi, Sıla Küçükvardar İzmir 10’uncusu, 100 metrede Eflin Çelik İzmir 5’incisi, Sıla Küçükvardar İzmir 9’uncusu oldu. Kurbağalama stilinde;100 metrede Eflin Çelik İzmir 5’incisi, Sıla Küçükvardar İzmir 6’ncısı, 50 metrede Sıla Küçükvardar İzmir 3’üncüsü, Eflin Çelik İzmir 4’üncüsü olarak yarışları tamamladı. Sırtüstü stilde 10 yaş kategorisinde mücadele eden Alperen Öztürk, katıldığı tüm yarışları ilk 10 içerisinde tamamlarken; 100 ve 200 metre sırtüstü branşlarında İzmir 5’inciliği elde etti. Ayrıca Eflin Çelik, 50 ve 100 metre sırtüstü yarışlarında İzmir 2’ncisi oldu. Karışık stil 200 metre yarışında ise Eflin Çelik İzmir 4’üncülüğünü kazandı. Keleş: "Uzun vadeli sporcu gelişim felsefesine bağlıyız" Müsabakaların ardından değerlendirmelerde bulunan Aliağa Belediyesi Yüzme Antrenörü Faruk Keleş, şu ifadeleri kullandı: "AGM Spor Kulübü olarak, 9-10 Yaş Ulusal Gelişim Projesi Ligi müsabakalarında kulübümüzü başarıyla temsil eden genç yüzücülerimizi tebrik ediyorum. Bu lig, sporcularımızın gelişim yolculuğunda attıkları en önemli adımlardan biridir. Asıl hedefimiz, sporcularımızın yıl boyunca antrenmanlarda edindikleri teknik becerileri, yoğun yarış temposu altında uygulayabilmeleriydi. AGM Spor Kulübü olarak benimsediğimiz uzun vadeli sporcu gelişim felsefesine sıkı sıkıya bağlıyız. Bu süreçte her zaman sporun ve sporcunun yanında olan Aliağa Belediye Başkanımız Sayın Serkan Acar’a teşekkür ediyorum."
Genç motokurye bağırsak kanserinden ameliyat olmadan kurtuldu
16 Aralık 2025 Salı - 10:27 Genç motokurye bağırsak kanserinden ameliyat olmadan kurtuldu Motokurye olarak çalışan İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim Coğrafya Bölümü 3. sınıf öğrencisi 28 yaşındaki Mertcan Kuru, Acıbadem Kent Hastanesi’nde bağırsağındaki kanserojen poliplerden endoskopik yöntemle kurtuldu. Pankreas ve on iki parmak bağırsağı ve midesinin bir kısmının alınmasını gerektiren büyük bir ameliyattan kurtulduğunu belirten Kuru, "kısa sürede normal yaşantıma döndüm." dedi. Karın ağrısı ve pankreas iltihabı şikâyetiyle yapılan endoskopik incelemede Kuru’nun on iki parmak bağırsağında geniş tabanlı polipler saptandı. Durum onkoloji konseyinde değerlendirilerek poliplerin çıkarılmasına karar verildi. Acıbadem Kent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Serdar Sakin, poliplerin cerrahi yerine endoskopik yöntemle alınabileceğini belirtti. Ardından gastroentroloji uzmanları; Prof. Dr. Sakin ve Prof. Dr. Ferdane Pirinççi Sapmaz tarafından gerçekleştirilen ve 4,5 saat süren müdahalede polipler tamamen çıkarıldı. Böylece genç hasta, pankreasın ve on iki parmak bağırsağının ve midesinin bir kısmının alınmasını gerektiren büyük bir ameliyattan kurtuldu. Kuru, işlemden bir gün sonra ağızdan beslenmeye başladı ve kısa sürede normal yaşantısına döndü. "Üçüncü boşluk endoskopisi" ameliyatsız tedaviyi mümkün kılıyor İşlem hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sakin, endoskopik cihazlardaki gelişmeler sayesinde erken evre mide ve bağırsak lezyonlarının ameliyatsız tedavi edilebildiğini belirtti. Sakin, "Üçüncü boşluk endoskopisi olarak kabul edilen bu yöntemle kanserleşme potansiyeli taşıyan birçok tümörü cerrahiye gerek kalmadan çıkarabiliyoruz. Hastamızda da aynı yöntemi uyguladık. Patolojide kanser öncülü hücreler gözlenmiş olup, çıkardığımız için takibini kontrol sürdürüyoruz" dedi. 45 yaşından itibaren kolonoskopi uyarısı Erken tanının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Sakin, mide-bağırsak şikâyetlerinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Kanser tarama programlarında yer alan 45 yaşından itibaren kolonoskopi taramasının şikâyet olmasa bile herkes tarafından yaptırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Sakin, "Kalın bağırsak kanseri dünyada en sık görülen ve en çok ölüme neden olan kanserlerden biri. Dünyadada en sık gözlenen 3. ve en sık ölüme neden olan 2. kanser tipidir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre; Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyona yakın kişi bağırsak kanseri tanısı alırken, 903 bin kişi her yıl bağırsak kanseri nedeniyle ölmektedir. Ülkemizde her yıl 20 binden fazla yeni kolon kanseri tanısı konmaktadır. Ancak diğer pek çok kanserden farklı olarak kalın bağırsak kanseri gelişmeden önce önlenebilir." diye konuştu. Endoskopi ve kolonoskopi işlemlerinin artık anestezi altında gerçekleştirildiğini de ekledi. "Yeniden doğmuş gibiyim" Tedavinin ardından sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Mertcan Kuru, şiddetli ağrıların ardından ameliyatsız bir tedavi yöntemi bulmanın kendisini çok rahatlattığını ifade etti. Kuru, "Çektiğim onca ağrıdan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Kısa sürede işime ve normal hayatıma döndüm. Doktorlarıma çok teşekkür ediyorum" dedi.
Modern hayatın sessiz salgını: Dijital yorgunluk
16 Aralık 2025 Salı - 10:27 Modern hayatın sessiz salgını: Dijital yorgunluk Sürekli yorgunluğun bir teşhis değil, sonuç olduğuna dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Modern dünyanın temposu, insan biyolojisinin kaldıramadığı kadar hızlı ilerliyor. Bu nedenle yorgunluk, bugün artık bir toplum meselesi haline geldi" dedi. Yaşar, sosyal medyayı sıkça kullananlarda görülen ‘dijital tükenmişlik’ durumunu vurgulayarak, "Sosyal medya bağımlılığı arttıkça anksiyete, depresyon, yorgunluk, tükenmişlik hissi ve dikkat eksikliği de artıyor" ifadelerini kullandı. Modern çağ insanından sıklıkla duyulan ‘çok yorgunum’ serzenişine ilişkin Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar değerlendirmelerde bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sürekli yorgunluk bir teşhis değil, bir sonuçtur. Arkasında depresyondan kaygıya, uyku bozukluklarından iş yaşamının baskılarına kadar uzanan geniş bir neden yelpazesi vardır. Bunda modern yaşamın koşturmacası, dijital yük ve pandemi sonrası dönemin etkisi var. Ancak bu durum, çoğunlukla var olan depresyon, anksiyete, tükenmişlik, uyku bozuklukları gibi tanıların yeni yaşam koşulları altında daha yoğun yaşanması şeklinde ortaya çıkıyor. Yorgunluk aslında yeni bir tanımlama değil ama çağın yeni dili haline geldi" dedi. Ayrıca tükenmişlik sendromuna da (burn-out) değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Dünya Sağlık Örgütü bunu bir hastalık değil, iş yaşamına özgü bir stres yanıtı olarak sınıflar. Enerji tükenmesi, işle duygusal uzaklaşma, mesleki verimlilikte azalma... Görülüyor ki modern dünyanın temposu, insan biyolojisinin kaldıramadığı kadar hızlı ilerliyor. Bu nedenle ‘yorgunluk’ bugün artık bir toplum meselesi haline geldi" diye konuştu. En çok dijital dünya yoruyor Gelişen teknolojiyle beraber bireylerin sürekli olarak uyaranlara maruz kaldığını dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bildirimler, mesajlar, aramalar, sosyal medyada kusursuz görünen hayatlar, ‘geride kalıyorum’ hissi, her an ulaşılabilir olma beklentisi gibi durumlar ruh sağlığında dijital tükenmişlik veya sosyal medya yorgunluğu olarak adlandırılan yeni bir tabloya neden oluyor. Yoğun iş temposu, şehir yaşamı ve dijital uyarana maruz kalmak, insan beynini yüksek alarm durumunda tutabilir. Bu da kronik strese neden olarak vücudun sempatik sinir sistemini sürekli aktive eder. Kortizol ve adrenalin seviyelerinin yükselmesiyle bedeni sürekli savaş ya da kaç halinde tutar. Bu durum biyolojik olarak ‘allostatik yük’ yani vücudun kronik stres karşısında uyum sağlamaya çalışırken yıpranma bedeli kavramıyla açıklanabilir. Kronik stres; otonom sinir sistemi ve inflamatuvar yanıtları aktive ederek hem fiziksel hastalıklara hem zihinsel yorgunluğa zemin hazırlamaktadır" açıklamasını yaptı. Sosyal medyayı yoğun kullanan kişilerde kaygı ve depresyonun yanı sıra yorgunluk belirtilerinin de gözlemlendiğinin yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Diğer bir açıdan bakacak olursak literatürde ‘sosyal medya yorgunluğu’, ‘teknostres’, ‘Fear of Missing Out (FoMO)’ bir şeyleri kaçırma, geri kalma korkusu’ gibi kavramlar artık ciddi şekilde çalışılıyor. FoMO ve sosyal medya bağımlılığı arttıkça anksiyete, depresyon belirtileri, yorgunluk ve tükenmişlik hissi, dikkat eksikliği artıyor" değerlendirmesinde bulundu. Yavaşlamak, hatta bazen durmak gerekiyor Sürekli yorgunluğun, bedenin ve zihnin alarm sistemi olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu noktada çözümün, yaşam ritmini yeniden ayarlamakta ve gerekirse bir ruh sağlığı uzmanından destek almakta olduğunu vurguladı. Özellikle biraz yavaşlamanın, gerekirse durmanın ve dinlenmek gerektiğinin altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: "Pandemi döneminden sonra artan ekran süresi, özellikle gençlerde ve çalışanlarda uyku bozukluğu, daha az hareket ettiğimiz daha çok oturduğumuz bir yaşam, anksiyete ve özgüven sorunları ile ilişkilendiriliyor. Bu nedenle artık dijital hijyen / dijital detoks önerilerini daha aktif şekilde gündeme gelmeye başladı. Dijital detoks, zaman yönetimi ve sınır koymak, yorgunluk ya da tükenmişlik hissine iyi gelebilir. Bu davranışlar, zihinsel yorgunluğu azaltmada bilimsel olarak kanıtlanmış ve son derece etkilidir. Sınır koyma becerisi tükenmişlikten korunmanın en önemli aracıdır. Başkalarının taleplerine veya iş yüküne ‘hayır’ diyebilme becerisi, kişisel zamanı ve enerjiyi korur. Sınır koymak, sadece başkalarına karşı değil, kişinin kendi mükemmeliyetçi iç sesine de sınır koymayı kapsamalıdır. Dijital detoksta ise özellikle yatmadan bir saat önce tüm ekranların kapatılması, beynin uyku hormonu olan melatonin salgılamasına yardımcı olabilir. Belirlenen saatlerde bildirimleri kapatmak, sürekli tetikte olma hâlini azaltabilir. Zaman yönetimini ise sadece görevlerin listelenmesi olarak değerlendirmeyin. Gün içinde enerjinin yüksek olduğu saatleri belirleyip en zorlu bilişsel görevleri bu saatlere yaparak, bilişsel tükenmeyi önleyebilirsiniz." Anı yaşamaya odaklanın Yorgunluk ve tükenmişlik halinden korunmanın yollarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, şöyle konuştu: "Herkesin uygulayabileceği stratejilerden biri farkındalık (mindfulness) ve nefes egzersizleridir. Anı yaşamaya odaklanmak, zihnin sürekli geçmiş kaygıları veya gelecek endişeleri arasında dolaşmasını azaltabilir. Düzenli diyafram nefesi, otonom sinir sistemini dengeleyerek dinlenme ve sindirimden sorumlu parasempatik sistemi aktive eder. Enerjiyi tüketen değil, anlam ve amaç katan aktivitelere zaman ayırmak. Aile, arkadaş, meslektaşlarla biraraya gelme, yalnızlığı ve tükenmişlik riskini azaltan en güçlü faktörlerden biridir. Kendine karşı nazik olmak ve hatalı olduğunda veya zorlandığında kendini yargılamak yerine destek olmak mükemmeliyetçilikle mücadelede en etkili araçtır."
Türk-Japon projesine ‘en iyi makale’ ödülü
16 Aralık 2025 Salı - 10:17 Türk-Japon projesine ‘en iyi makale’ ödülü İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) bir araya gelen Türk ve Japon öğrencilerin Alsancak’taki İzmir Resim Heykel Müzesi binasını ‘doğa dostu’ kütüphane olarak yeniden tasarladığı proje, uluslararası ödül getirdi. Proje Koordinatörü, İEÜ İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Hasırcı’nın öncülüğünde hazırlanan ve projedeki çalışmaların anlatıldığı ‘Doğayla Yeniden Bağlantı Kurmak: İzmir-Türkiye’de Biyofilik İç Mekan Tasarım Stratejileri’ isimli makale, Antalya’da düzenlenen Çağdaş Eğitim Sorunları Küresel Konferansı’nda en iyi makale ödülüne layık görüldü. İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Japonya’nın Chiba Üniversitesi öğrencilerinden oluşan toplam 32 kişilik ekip, yaklaşık iki ay önce yaptığı çalışmada, İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nın içinde bulunan ve Resim Heykel Müzesi olarak kullanılan binayı yeniden işlevselleştiren tasarımlar gerçekleştirdi. Palmiye ağacı ve begonvil çiçeği 5 grup halinde çalışan Türk ve Japon gençler; sürdürülebilirlik temasına vurgu yapan, palmiye ağacı ve begonvil çiçeği figürlerinin yer aldığı, bol ışıklı ve estetik tasarımlarıyla dikkat çekti. Yenilikçi ve çevreci özellikleriyle ön plana çıkan projeler, Çağdaş Eğitim Sorunları Küresel Konferansı’nda (Global Conference on Contemporary Issues in Education) sergilenerek katılımcıların beğenisine sunuldu. Prof. Dr. Deniz Hasırcı’nın öncülüğünde, Dr. Öğretim Üyesi İdil Bakır Küçükkaya ile Araştırma Görevlileri Yasemin Albayrak Kutlay ve Elif Gündoğdu ile birlikte hazırlanan ve proje çıktılarının detaylıca anlatıldığı makale, konferansta ‘en iyi makale’ seçilerek büyük başarı elde etti. "Yaklaşımlarımız örtüştü" Projeye ilişkin detayları anlatan Prof. Dr. Deniz Hasırcı, "Bu yıl, Chiba Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kaname Yanagisawa ve beraberindeki Japon öğrencilerin katılımıyla Resim Heykel Müzesi’nde, biyofilik (iklime ve doğaya duyarlı tasarım) şekilde tasarlanan bir kütüphane projesini çalıştık. Binaların dışı çok değişmese de iç mekanlar sürekli değişim halinde. Bu nedenle de öğrencilerimizin doğru ve doğa dostu kararlar vermelerini, çevreci malzemeler kullanmalarını istiyoruz. Bu kapsamda öğrencilerimize her yıl biyofilik projeler veriyoruz. Japonya’nın doğa dostu tasarım yaklaşımı da bizimle örtüşüyor" diye konuştu. "Makalede stratejiyi anlattık" Prof. Dr. Hasırcı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Konferansta; yaptığımız projenin çıktılarını, doğa dostu tasarım eğitiminde nelere dikkat etmemiz gerektiğini ve ileride piyasaya girdiklerinde öğrencileri tasarım süreçlerinde doğru kararlar vermeye yönlendiren eğitim stratejilerimizi anlattığımız makalemizi sunduk. Bir içmimari süreçte verilen kararların, ekolojik ve sosyo-kültürel çevreye ne kadar çok etkisi olabileceği ve bu yaklaşımın hayattaki günlük diğer kararlarımıza da yansıması gerektiği mesajını paylaştık. Sonucunda da alanlarının en iyi isimlerinden oluşan jüri heyeti tarafından ödüle layık görüldük. Bu ödülü üniversitemize getirdiğimiz için çok mutluyum. Birinciliği kazandığımız projedeki doğa dostu iç mimari tasarım yaklaşımları, üniversitemizin çevreci ve sürdürülebilirlik misyonlarıyla da aynı hedefleri paylaşıyor. Bu da ödülü bizim açımızdan daha da kıymetli hale getiriyor."