Yerel Haberler
İzmir
21 Nisan 2026 Salı - 16:40 İzmir Adliyesi’nde şehit yakınları unutulmadı İzmir Adliyesi’nde, 14-22 Nisan Şehitler Haftası kapsamında düzenlenen programda adliyenin çeşitli birimlerinde görev yapan şehit yakınları ağırlandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başsavcılık toplantı salonunda organize edilen programa; İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İzmir Adli Yargı İlk Derece Komisyon Başkanı Onur Sert, Komisyon Üyesi İdris Arda Aygün ve Cumhuriyet Başsavcıvekili Mesuthan Özdemir katıldı. Programda konuşan Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Şehitler Haftası vesilesiyle ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumak adına büyük fedakârlık gösteren tüm şehitleri saygıyla andıklarını ifade etti. Başta Türk polisi ve Mehmetçik olmak üzere terörle mücadelede kararlılıkla görev yapan tüm kahramanların, vatana sundukları eşsiz katkıların her zaman minnetle hatırlanacağını vurgulayan Yeldan, adliyede görev yaparken şehit olan Mübaşir Musa Can ve Polis Memuru Fethi Sekin başta olmak üzere tüm şehitlere Allah’tan rahmet dileyerek aziz hatıraları önünde saygı ve şükranla eğildiklerini belirtti. Komisyon Başkanı Onur Sert ise konuşmasında, tüm aziz şehitlere Allah’tan rahmet dilediklerini ve onların kıymetli hatıraları önünde saygı ve minnetle eğildiklerini kaydetti. Düzenlenen anlamlı program, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
21 Nisan 2026 Salı - 16:06 Uluslararası Alaçatı Ot Festivali’nde "Küp" fotoğraf sergisi kapılarını açtı İzmir’in Çeşme ilçesinde düzenlenen 15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali çerçevesinde, kenti farklı perspektiflerden ele alan "Küp" adlı fotoğraf sergisi sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Çeşme Belediyesi Alaçatı Ek Hizmet Binası Sergi Salonu’nda izleyiciyle buluşan serginin merkezinde yer alan ve üzerinde fotoğrafların bulunduğu büyük küp formu, ziyaretçilerin ilgisini çekerken ana temayı da görsel olarak yansıtıyor. İlk kişisel sergisini açmanın heyecanını yaşadığını dile getiren Fahri Bakırcı, yaklaşık iki yıldır yaşadığı Çeşme’de çektiği fotoğrafları sanatseverlerle buluşturmanın kendisi için anlamlı olduğunu ifade etti. Serginin çıkış noktasını "Kent, Üretim ve Perspektif" kavramları üzerinden şekillendirdiğini belirten Bakırcı, Çeşme’nin yalnızca bir coğrafya değil; aynı zamanda bir yaşam biçimi ve üretim alanı olarak ele alındığını vurguladı. Sergi mekanının ortasında konumlandırılan küp formunun bu üç kavramın kesişimini simgelediğini aktaran sanatçı, izleyicilerin fotoğrafları farklı açılardan deneyimlemesinin amaçlandığını söyledi. Kenti tek bir açıdan değil, farklı perspektiflerden ele almayı hedeflediğinin altını çizen Bakırcı, "Bazen bir kenti görmek için durmak yetmez; etrafında dolaşmak gerekir" dedi. Kentin hafızasına farklı bir pencere Kentin gündelik yaşamından festivallere, sokak ilişkilerinden emeğin izlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan sergide; geçmiş yıllara ait festival görüntüleri, kortej fotoğrafları, çocuk portreleri, bölgede yaşayan insanların günlük yaşamından kesitler ve doğal afetlere dair kareler bulunuyor. Her yaştan ziyaretçiye hitap etmeyi hedefleyen serginin, kentin hafızasına farklı bir pencereden bakma imkanı sunduğu kaydedildi. Çocukluk yıllarında fotoğrafla tanışan ve siyaset, sokak, doğa, basın ve portre fotoğrafçılığı alanlarında üretim yapan Bakırcı’nın, eğitim hayatıyla birlikte görsel anlatım dilini geliştirmeyi sürdürdüğü belirtildi.
İzmir’de ekiplerin yağış seferberliği sürüyor
13 Şubat 2026 Cuma - 17:18 İzmir’de ekiplerin yağış seferberliği sürüyor İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri sağanak yağış nedeniyle kent genelinde meydana gelen olumsuzlukların giderilmesine yönelik çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. Ekipler Karaburun, Dikili, Urla, Foça ve Bergama’da yoğun mesai yapıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri İzmir’de dün gece başlayan ve sabaha kadar aralıklarla etkisini sürdüren kuvvetli yağış nedeniyle oluşan su baskınları, heyelan ve taşkınlara müdahalesini sürdürüyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre son 12 saat içinde en fazla yağış Aliağa’da metrekareye 45,8 kilogram, Karaburun’da 42,3 kilogram ölçüldü. İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı birimler gelen ihbarlara anında müdahale etti. Yol açma çalışmaları sürüyor Yağıştan en fazla etkilenen ilçelerden biri Karaburun oldu. Karareis’te Cumhuriyet Tatil Sitesi’nde yol yapım ekipleri yol açma çalışmalarını sürdürürken, Sosyal Hizmetler ve Muhtarlık İşleri ekipleri sosyal inceleme başlattı. İtfaiye ekipleri hasar tespit çalışmaları yürütüyor. Karaburun İskele Mahallesi’nde meydana gelen toprak kayması nedeniyle bölgeye 1 ekskavatör ve 1 kamyon sevk edildi, ekipler tedbir amaçlı çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca Karaburun Yayla - Balıklıova yolu geçici olarak trafiğe kapatıldı. Dikili, Urla ve Bayındır’da heyelan müdahaleleri Dikili Çandarlı Yolu’nda meydana gelen heyelana yol yapım ekipleri müdahale etti. Dikili Cumhuriyet Mahallesi’nde 3 hydrosub ile su tahliye çalışmaları sürüyor. Bayındır Karapınar Mahallesi ve Urla Balıklıova yolunda oluşan heyelanlara ekipler anında müdahale etti. Bergama’da hayvan kurtarma operasyonu Bergama Kaşıkçı Mahallesi’nde dere taşması sonucu mahsur kalan hayvanlar için Veteriner İşleri ve İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri yönlendirildi. Koyun, tavuk ve köpekleri kurtarma çalışmaları devam ediyor. Dağıstan Mahallesi’nde seralarda oluşan hasara yönelik inceleme başlatıldı. Ayrıca İZSU ve Büyükşehir Belediyesi ekipleri Torbalı Ayrancılar Mahallesi Hayıtözü Deresi’ndeki taşkına ve su baskınlarına da müdahale ediyor. Büyükşehir Belediyesi, kent merkezindeki taşkın ve su birikintisine yönelik çalışmalarına da devam ediyor. AKOM’dan anlık koordinasyon İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki AKOM saat 09.00 itibarıyla toplanarak gelişmeleri değerlendirdi. Zabıta, İtfaiye, Park ve Bahçeler, Yol Yapım, Veteriner İşleri, Tarımsal Hizmetler, Muhtarlık İşleri, Sosyal Hizmetler ve İZSU ekipleri sahada devriye, müdahale ve hasar tespit çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yetkililer, vatandaşların olumsuzluk durumunda 112, 153 ve 185 hatlarını kullanmaları gerektiğini hatırlattı.
Şifa doğayla buluşuyor: Medical Point’te yeşil dönüşüm dönemi başladı
13 Şubat 2026 Cuma - 14:54 Şifa doğayla buluşuyor: Medical Point’te yeşil dönüşüm dönemi başladı Sağlık hizmetlerinde kaliteyi çevresel sürdürülebilirlikle harmanlayan İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, dünya standartlarında çevre dostu bir yapıya bürünmek adına LEED (Yeşil Hastane) Sertifikasyonu hazırlık sürecini resmen hayata geçirdi. Kurum, Kalite İyileştirme ve Geliştirme Müdürlüğü öncülüğünde; enerji verimliliğinden su tasarrufuna, atık yönetiminden teknik altyapı çözümlerine kadar her alanda kapsamlı bir dönüşüm başlatarak modern sağlık hizmetlerini gezegene karşı etik bir sorumluluk anlayışıyla yeniden tanımlıyor. Nitröz oksit gazı sonlandırıldı Bu vizyoner dönüşümün en dikkat çekici adımlarından biri, tıbbi süreçlerde köklü bir değişikliğe gidilmesi oldu. Hastane yönetimi, küresel ısınma potansiyeli oldukça yüksek olan ve atmosferde onlarca yıl kalarak iklim krizini derinleştiren nitröz oksit gazının kullanımını tamamen sonlandırdığını açıkladı. Tıpta uzun yıllardır tercih edilen bu gazın kullanımından vazgeçilmesi, "önce zarar verme" ilkesinin yalnızca hastalar üzerinde değil, tüm ekosistem üzerinde uygulanması gerektiğini vurgulayan güçlü bir liderlik duruşu olarak değerlendiriliyor. Bu karar, teknik bir tercih olmanın ötesinde, gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefinin somut bir göstergesi niteliği taşıyor. 480 bin ağacın dikilmesine eşdeğer Mühendislik temelli çözümlerin ve sürekli iyileştirme (Kaizen) anlayışının merkeze alındığı bu süreçte, hastane enerjisini güneşten alan altyapısıyla da fark yaratıyor. Yıllık 20 milyon kWh temiz enerji üretimi gerçekleştiren tesis, doğaya sağladığı bu katkıyla yaklaşık 480 bin ağacın dikilmesine eşdeğer bir karbon azaltımı sağlıyor. Böylece tıbbi süreçlerin her aşamasına entegre edilen yeşil enerji, sağlıkta iyileşme gücünü doğanın gücüyle birleştiriyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, sadece hastaları tedavi etmeyi değil, aynı zamanda nefes aldığımız dünyayı korumayı temel sorumluluk olarak görüyor. LEED sertifikasyon süreciyle birlikte perçinlenen bu kararlılık, kurumun hem çalışan hem de hasta güvenliğini önceleyen sürdürülebilir bir gelecek inşa etme konusundaki öncü rolünü pekiştiriyor. Yenilikçi ve sorumlu sağlık hizmeti anlayışıyla hareket eden hastane, bu hamlesiyle sektöründe çevreci dönüşümün en önemli temsilcilerinden biri olmayı hedefliyor.
Aliağa’da sağanakla birlikte dere taştı, bir mahalle sular altında kaldı
13 Şubat 2026 Cuma - 14:52 Aliağa’da sağanakla birlikte dere taştı, bir mahalle sular altında kaldı İzmir’de dün gece başlayan kuvvetli sağanak yağış Aliağa ilçesinde su baskınlarına yol açtı. Derenin taşması üzerine Siteler Mahallesi göle dönerken, birçok araç suya gömüldü. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün İzmir için yaptığı "sarı kodlu" kuvvetli yağış uyarısının ardından dün gece başlayan yağmur, gece boyunca İzmir ve çevresini etkisi altına aldı. Kuvvetli sağanak yağış sebebiyle İzmir merkez ve ilçelerinde özellikle dere taşkınları sebebiyle su baskınları yaşandı. Yağmurdan en çok etkilenen ilçelerden biri olan Aliağa’da, Derğirmendere’nin taşması sonucu Siteler Mahallesi ve çevresi su altına kaldı. Cadde ve sokaklar, kamyon garajı, site otoparkları suyla doldu. Bazı araçlar suya gömülürken, bazı binalarda bodrum katların ve çevredeki iş yerlerinin su baskınından zarar gördüğü bildirildi. Petro Kimya İlkokulu bahçesi de yağmur suları ile doldu. Ekiplerin müdahalesi ile suların tahliye edildiği cadde ve sokaklarda ise geriye çamur yığını kaldı. Bu arada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ölçüm istasyonlarına göre son 12 saatte en fazla yağış Karaburun’da metrekareye 62,9 kilogram olarak kaydedilirken, Buca’da 45,4, Konak’ta 40,9, Aliağa’da 43,6 ve Foça’da 46 kilogram yağış ölçüldü. Yağış sabah saatlerinde etkisini kaybetse de bazı bölgelerde su baskınları ve taşkınlar meydana geldi. Ekiplerin yoğun mesaisi sürüyor İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) Şube Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, 412 iş makinesi, 200 pompa ve bin 365 personel sahada görev yapıyor. İZSU Genel Müdürlüğü ekipleri özellikle yol ve konutlardaki su baskınlarına müdahale ederken, itfaiye ekipleri su tahliye çalışmalarını sürdürüyor.
Sağanak sonrası yol çöktü, mahalleyi endişe kapladı
13 Şubat 2026 Cuma - 12:54 Sağanak sonrası yol çöktü, mahalleyi endişe kapladı İzmir’in Konak ilçesinde sağanak yağışların ardından yumuşayan toprak, dar bir sokakta yolun çökmesine neden oldu. Mahalle sakinleri, daha önce yetkilileri uyardıklarını ancak bir önlem alınmadığını iddia ederek, her geçen gün genişleyen çökme nedeniyle büyük tedirginlik yaşıyor. İzmir’de günlerdir etkili olan şiddetli sağanak yağışlar, bazı noktalarda hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Konak ilçesine bağlı Ferahlı Mahallesi 3505 Sokak’ta, yağışlar nedeniyle toprağın yumuşaması sonucu yolun bir kısmında çökme meydana geldi. Özellikle yayaların ve motosiklet sürücülerinin geçiş güzergahı olan dar sokaktaki bu hasar, çevredeki binalar için de risk oluşturmaya başladı. Mahalle sakinlerinden alınan bilgiye göre, yoldaki çökme bir anda değil, gün içerisinde yavaş yavaş gerçekleşti. Toprağın kaymasıyla birlikte yolun bir bölümü boşluğa doğru sürüklenirken, vatandaşlar kendi imkanlarıyla çevre güvenliğini sağlamaya çalıştı. Vatandaştan tepki: "Göz göre göre çöktü" Çökmenin meydana geldiği yoldaki bir evde oturan Emel Eyi, daha önce defalarca durumu bildirmelerine rağmen önlemin alınmadığını söyleyerek, "Bu yolu zamanında çok fazla kayganlaştığı için biz yaptırmıştık. Muhtar ilgilenmediği için bizzat belediyeye giderek durumu ilettik. Daha sonrasında yağışlar nedeniyle yollarda çatlaklar oluşmaya başladı. Durumu tekrar muhtara bildirdik ve görsellerini paylaştık. Çatlakların başlangıçta ufak olduğunu ancak yağışlar sebebiyle büyüyebileceğini, asfaltın durumunun iyi olmadığını belirttik. Burası yayaların ve çocukların okula giderken yoğun olarak kullandığı bir yol olduğu için ciddi bir tehlike arz ediyordu. Başvurumuz üzerine gelip sadece ince bir şerit çektiler ancak sonrasında hiçbir şekilde ilgilenmediler. Yolun açığı daha da büyüdü. Kendilerine tekrar ulaşarak tehlikenin arttığını iletmemize rağmen başvurularımız dikkate alınmadı. Şu an geldiğimiz son nokta, tamamen bu ilgisizliğin bir sonucudur. Bu olay ansızın, bir gecede meydana gelen bir durum değil, göz göre göre büyüyen çatlakların sonucudur. Buradaki uçurum 15 senedir var ve bu süreçte gerekli kontrollerin yapılması, yolun altının doldurulması gerekiyordu. Şimdi ise sorunun aşağıdaki istinat duvarından kaynaklanabileceği söyleniyor. Bu tamamen bir ihmaldir. Biz sadece kendi güvenliğimiz için değil, bu yolu her gün kullanan çocuklar ve yayalar için de endişeliyiz. Yetkililerden artık bir çözüm bekliyoruz" dedi. 16 yıldır diken üstündeler Vatandaşlardan Ömer Eyi ise, "Yaklaşık 16 senedir burada ikamet ediyoruz. Yolun kenarındaki saçlar o dönemde konulmuştu ve zaten oldukça ilkel bir koruma yöntemiydi. Zamanla bu saçların altından sürekli toprak kayması oluyor ve yolda çatlaklar oluşuyordu. Bu çatlakları başlangıçta kendi imkanlarımızla doldurduk, ardından belediyeye haber verdik ve yolu asfaltladılar. Fakat yolun altı boş olduğu için yağmur ve heyelan nedeniyle kayma devam etti. Şu an evlerimizde bir sıkıntı yok ve herhangi bir sarsıntı hissetmiyoruz ancak yol tamamen dağılmış durumda. Bu yol yayalar ve çocuklar için büyük bir hayati tehlike oluşturuyor. Bu sabah çocuklar yoldaki çökme nedeniyle oradan geçemedi ve işe gidecek olanlar farklı yolları kullanmak zorunda kaldı. Yaklaşık 10 gün önce tehlike daha azken belediyeyi aradık, ilgileneceklerini söyleyip sadece şerit çekip gittiler. Bugün tekrar aradığımızda yine ilgileneceklerini belirttiler ama henüz gelen giden olmadı. Kaldırımın olduğu yerden biri düşse hayati tehlikesi var, durum ortada. Ayrıca evin balkon kısmı da eğilmiş durumda ve tehlike arz ediyor. Bu yolun bir an önce sağlamlaştırılması ve gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Yetkililerin sesimizi duymasını ve acilen müdahale etmesini bekliyoruz" açıklamasında bulundu.
Yağmur rekor kırıyor ama yeraltı beslenmiyor
13 Şubat 2026 Cuma - 10:57 Yağmur rekor kırıyor ama yeraltı beslenmiyor Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’de yağış miktarlarının rekor seviyelere ulaştığını, buna rağmen yeraltına yeterince etki edemediğine dikkat çekerek, "Yağmur yağıyor ama su toprağa girmiyor. Betonlaşma nedeniyle yağmur suları hızla denize akıyor. Biz ise binlerce yıllık yeraltı sularını çekmeye devam ediyoruz" dedi. TÜBA Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’de yaşanan su krizinin kuraklıktan değil, yanlış kentleşme, denetimsizlik ve bilimden kopuk yönetim anlayışından kaynaklandığını söyledi. Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu’na yaptığı ziyarette konuşan Yaşar, körfez kirliliği, yeraltı suyu talanı ve yeraltı otopark projelerinin aynı yönetim sorununun parçaları olduğunu vurguladı. İzmir’de yağış miktarlarının rekor seviyelere ulaştığını hatırlatan Yaşar, buna rağmen yeraltı sularının beslenmediğine dikkat çekerek, "Yağmur yağıyor ama su toprağa girmiyor. Betonlaşma nedeniyle yağmur suları hızla denize akıyor" dedi. Körfez kirli, hesap veren yok İzmir Körfezi’ndeki kirlilik ve koku sorununun yıllardır çözülemediğini belirten Yaşar, sorunun teknik değil yönetimle ilgili olduğunu söyledi. Arıtma tesislerinin yeterince çalıştırılmadığını, sanayi tesisleri ve derelerin etkin biçimde denetlenmediğini dile getiren Yaşar, "Dron görüntüsü var, numune var ama sistematik yaptırım yok. Körfez böyle temizlenmez" ifadelerini kullandı. Kirlilikle mücadelede ceza yetkisi tartışmalarına da değinen Yaşar, bunun bir algı yönetimi olduğunu savundu. "Denetimi yap, ölçümü yap, veriyi açıkla. Ceza mekanizması zaten mevzuatta var. Sorun yetki değil, irade" dedi. Otopark ısrarına tepki: "Yeraltını bitirip altına beton atıyorlar" Yeraltı otoparkı ve tüp geçit projelerinin gündeme getirilmesini eleştiren Yaşar, İzmir’in mevcut altyapısının dahi tamamlanamadığını hatırlatarak, "Yollar yıllardır bitmiyor, altyapı çökmüş durumda. Yeraltı suları hızla tükenirken yeraltına yeni beton projeleri konuşuluyor. Bu şehircilik değil, risk üretmektir" diye konuştu. Tahtalı Barajı su seviyesi arttı ama tehlike geçmedi İzmir’in ana içme suyu kaynaklarından Tahtalı Barajı’ndaki doluluk oranlarının artmasının geçici bir rahatlama sağladığını ifade eden Yaşar, asıl sorunun yeraltı akiferlerinin hızla tükenmesi olduğunu vurguladı. "Barajlar dolabilir ama yeraltı suları geri gelmez. Tuzlanma ve çökme riski kapıda" uyarısında bulundu. "Sorun su değil, yönetim" Prof. Dr. Yaşar, İzmir’de yaşanan tablonun temelinde bilimin karar mekanizmalarından dışlanmasının yattığını belirterek, "Doğa bilimciler dinlenmiyor, veriler şeffaf değil. Bizde su sorunu yok, yönetim sorunu var" dedi. Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu Başkanı Yunus Karakaya ise yaptığı kısa açıklamada, "İzmir’in geleceği için su meselesi siyaset üstüdür. Bilim insanlarının uyarıları dikkate alınmazsa bedelini kent öder" ifadelerini kullandı.
Konaklı kadınlar için farkındalık noktaları oluşturuldu
13 Şubat 2026 Cuma - 10:14 Konaklı kadınlar için farkındalık noktaları oluşturuldu Medicana International İzmir Hastanesi ve Konak Belediyesi işbirliğiyle Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı’na özel bir çalışmaya imza atıldı. Konak’ta 3 farklı noktada kadınlara ulaşan projeyle HPV aşısının önemine ve düzenli PAP smear testi yaptırmanın faydalarına dikkat çekildi. Rahim ağzı kanserine yönelik farkındalık oluşturmak ve bu hastalığa karşı mücadelenin yollarını anlatmak adına Medicana International İzmir Hastanesi ve Konak Belediyesi iş birliğinde kapsamlı bir farkındalık çalışması gerçekleştirildi. ‘Bugün Önlenebiliyorsa Bilim Sayesinde’ başlığıyla rahim ağzı kanserine dikkat çekmek amacıyla Konak Belediyesi’nin Güzelyalı Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Beştepeler Sosyal Tesisleri Semt Merkezi ve Toros Sosyal Tesisi’nde farkındalık alanları oluşturuldu. Sergide; rahim ağzı kanserinin erken teşhis edilerek önlem alınmasını sağlayan PAP smear testini geliştiren Mary Elizabeth H. Papanicolaou ve George Papanicolaou; araştırmalarıyla HPV-kanser ilişkisini ortaya çıkaran Nobel Ödüllü Harald zur Hausen; HPV aşısının geliştirilmesine katkı sunan Ian Frazer, Jian Zhou ve Alexander Meisels isimli bilim insanlarının temsili görselleriyle hastalığa karşı mesaj verildi. Rahim ağzı kanserine karşı oluşturulan farkındalık sergisine sosyal tesislerdeki kreşlere ve kurslara gelen kadınlar büyük ilgi gösterdi. Rahim ağzı kanseri nedir ve nasıl korunulur? Rahim ağzı kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olup büyük oranda Human Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonu ile ilişkilidir. Çoğu zaman erken evrede belirti vermeden ilerleyebilen hastalık, düzenli tarama programları ve koruyucu önlemler sayesinde önlenebilir ya da erken dönemde tespit edilerek başarılı şekilde tedavi edilebilir. Erken yaşta cinsel aktivite, birden fazla partner, sigara kullanımı ve bağışıklık sisteminin zayıf olması risk faktörleri arasında yer alırken, HPV aşısı hastalığa karşı en etkili korunma yöntemlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. PAP smear testi ise rahim ağzı kanserinin erken tanısında kullanılan basit ve ağrısız bir tarama yöntemidir. Rahim ağzından alınan hücre örneklerinin laboratuvar ortamında incelenmesi esasına dayanır. Bu test sayesinde kanser öncüsü hücresel değişiklikler henüz kansere dönüşmeden tespit edilebilir ve gerekli tedavi süreci erken dönemde başlatılabilir. Uzmanlar, belirli yaş aralığındaki kadınların düzenli aralıklarla PAP smear testi yaptırmasının hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır.
Kanser tedavisinde iştahsızlık ve beslenme yetersizliğine dikkat
13 Şubat 2026 Cuma - 10:10 Kanser tedavisinde iştahsızlık ve beslenme yetersizliğine dikkat Uzman diyetisyen Gamze Gültekin, kanser hastalarında oluşabilecek beslenme yetersizliğine karşı "besin zenginleştirme" yönteminin devreye sokulması gerektiğini söyledi. Besin zenginleştirmenin, yemeği büyütmek değil besleyiciliğini artırmak olduğunu belirten Gültekin, "Amaç az miktarla daha fazla enerji ve protein alımını sağlamaktır. Çorbalara süt, yoğurt, yumurta, baklagil unu eklenmesi gibi yöntemler besin değerini artırır." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Gamze Gültekin, kanser tedavisi sürecinde hastalarda sıkça görülen iştahsızlık, yemeklerden tiksinme ve beslenme yetersizliğine dikkat çekti, doğru beslenmenin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Kanser hastalarının "çok yemek" yerine "doğru ve yeterli besinleri almak" üzerine odaklanması gerektiğini vurgulayan Gültekin, yeterli beslenmenin hastaların kendilerini daha güçlü ve enerjik hissetmelerine yardımcı olduğunu belirtti. Gültekin, "Beslenme, kilo ve kas kaybını önlerken, tedaviye bağlı komplikasyonlarla daha iyi başa çıkmayı ve daha hızlı iyileşmeyi sağlıyor." diye konuştu. Yetersiz beslenmeye dikkat Tedavi sürecinde sık karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin "malnütrisyon" yani yetersiz beslenme olduğunu ifade eden Gültekin, bunun sadece az yemekle sınırlı bir durum olmadığını belirtti. Malnütrisyonun vücutta yağ ve kas kaybına, fonksiyonel kayıplara yol açabilen ciddi bir sağlık sorunu olduğunu söyleyen Gültekin, "Bu durum enfeksiyon riskini artırıyor, bağışıklığı zayıflatıyor ve hastanede yatış süresini uzatabiliyor." dedi. Kanser hastalarının beslenme durumlarının düzenli olarak değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Gültekin, ilk görüşmeden itibaren kas gücü, kilo değişimi, besin tüketimi, ağız ve diş sağlığı, hareket kabiliyeti gibi birçok faktörün dikkate alınması gerektiğini söyledi. Hastalarla yapılan günlük besin tüketim sohbetlerinin kendileri için çok önemli olduğunu belirten Gültekin, eksik kalan enerji ve protein ihtiyacının buna göre planlandığını ifade etti. Tedavilerin olumsuz etkileri olabilir Bazı hastalarda ağızdan beslenmenin zorlaşabildiğini dile getiren Gültekin, bu gibi durumlarda damardan, mide ya da bağırsak yoluyla beslenme seçeneklerinin değerlendirildiğini söyledi. Kemoterapi ve radyoterapinin beslenmeyi olumsuz etkileyen yan etkileri olabildiğini belirten Gültekin, bulantı, kusma, ağız yaraları, ishal ve kabızlık gibi sorunların besin alımını azalttığını kaydetti. Gültekin, bu şikayetlerin mutlaka doktor ve diyetisyenle paylaşılması gerektiğini söyledi. Ağız yaraları olan hastalara yumuşak, ılık ve tahriş etmeyen besinler önerdiklerini belirten Gültekin, çok tuzlu, baharatlı ve asitli gıdalardan uzak durulması gerektiğini söyledi. Gültekin, ishal ve kabızlık durumlarında da beslenmenin mutlaka yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Besin zenginleştirmenin önemi Öte yandan uzman diyetisyen Gültekin beslenme yetersizliğinin önlenmesinde "besin zenginleştirme" yönteminin önemine dikkat çekti. Gültekin, şöyle konuştu: "Zenginleştirmek, yemeği büyütmek değil, besleyiciliğini artırmaktır. Amaç az miktarla daha fazla enerji ve protein almaktır. Çorbalara süt, yoğurt, yumurta, baklagil unu eklenmesi gibi yöntemlerle besin değerleri artırılabilir. Hastamız az yesin ama yediği çok besleyici olsun. Her lokmada enerji, her kaşıkta protein olsun. Küçük eklemeler büyük farklar oluşturur."