SAĞLIK - 13 Şubat 2026 Cuma 10:10

Kanser tedavisinde iştahsızlık ve beslenme yetersizliğine dikkat

A
A
A
Kanser tedavisinde iştahsızlık ve beslenme yetersizliğine dikkat

Uzman diyetisyen Gamze Gültekin, kanser hastalarında oluşabilecek beslenme yetersizliğine karşı "besin zenginleştirme" yönteminin devreye sokulması gerektiğini söyledi. Besin zenginleştirmenin, yemeği büyütmek değil besleyiciliğini artırmak olduğunu belirten Gültekin, "Amaç az miktarla daha fazla enerji ve protein alımını sağlamaktır. Çorbalara süt, yoğurt, yumurta, baklagil unu eklenmesi gibi yöntemler besin değerini artırır." dedi.


Acıbadem Kent Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Gamze Gültekin, kanser tedavisi sürecinde hastalarda sıkça görülen iştahsızlık, yemeklerden tiksinme ve beslenme yetersizliğine dikkat çekti, doğru beslenmenin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.


Kanser hastalarının "çok yemek" yerine "doğru ve yeterli besinleri almak" üzerine odaklanması gerektiğini vurgulayan Gültekin, yeterli beslenmenin hastaların kendilerini daha güçlü ve enerjik hissetmelerine yardımcı olduğunu belirtti. Gültekin, "Beslenme, kilo ve kas kaybını önlerken, tedaviye bağlı komplikasyonlarla daha iyi başa çıkmayı ve daha hızlı iyileşmeyi sağlıyor." diye konuştu.



Yetersiz beslenmeye dikkat


Tedavi sürecinde sık karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin "malnütrisyon" yani yetersiz beslenme olduğunu ifade eden Gültekin, bunun sadece az yemekle sınırlı bir durum olmadığını belirtti. Malnütrisyonun vücutta yağ ve kas kaybına, fonksiyonel kayıplara yol açabilen ciddi bir sağlık sorunu olduğunu söyleyen Gültekin, "Bu durum enfeksiyon riskini artırıyor, bağışıklığı zayıflatıyor ve hastanede yatış süresini uzatabiliyor." dedi.


Kanser hastalarının beslenme durumlarının düzenli olarak değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Gültekin, ilk görüşmeden itibaren kas gücü, kilo değişimi, besin tüketimi, ağız ve diş sağlığı, hareket kabiliyeti gibi birçok faktörün dikkate alınması gerektiğini söyledi. Hastalarla yapılan günlük besin tüketim sohbetlerinin kendileri için çok önemli olduğunu belirten Gültekin, eksik kalan enerji ve protein ihtiyacının buna göre planlandığını ifade etti.



Tedavilerin olumsuz etkileri olabilir


Bazı hastalarda ağızdan beslenmenin zorlaşabildiğini dile getiren Gültekin, bu gibi durumlarda damardan, mide ya da bağırsak yoluyla beslenme seçeneklerinin değerlendirildiğini söyledi. Kemoterapi ve radyoterapinin beslenmeyi olumsuz etkileyen yan etkileri olabildiğini belirten Gültekin, bulantı, kusma, ağız yaraları, ishal ve kabızlık gibi sorunların besin alımını azalttığını kaydetti. Gültekin, bu şikayetlerin mutlaka doktor ve diyetisyenle paylaşılması gerektiğini söyledi.


Ağız yaraları olan hastalara yumuşak, ılık ve tahriş etmeyen besinler önerdiklerini belirten Gültekin, çok tuzlu, baharatlı ve asitli gıdalardan uzak durulması gerektiğini söyledi. Gültekin, ishal ve kabızlık durumlarında da beslenmenin mutlaka yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.



Besin zenginleştirmenin önemi


Öte yandan uzman diyetisyen Gültekin beslenme yetersizliğinin önlenmesinde "besin zenginleştirme" yönteminin önemine dikkat çekti. Gültekin, şöyle konuştu: "Zenginleştirmek, yemeği büyütmek değil, besleyiciliğini artırmaktır. Amaç az miktarla daha fazla enerji ve protein almaktır. Çorbalara süt, yoğurt, yumurta, baklagil unu eklenmesi gibi yöntemlerle besin değerleri artırılabilir. Hastamız az yesin ama yediği çok besleyici olsun. Her lokmada enerji, her kaşıkta protein olsun. Küçük eklemeler büyük farklar oluşturur."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Turknet, ‘Türkiye’nin En Hızlı İnterneti’ seçildi Turknet, küresel ölçüm platformu Speedtest’in 2025 yılı son altı aylık Ookla Speedtest Intelligence verilerine göre, ‘Türkiye’nin En Hızlı İnterneti’ seçildi. Bağımsız internet performans ölçüm platformu Speedtest, Ookla Speedtest Intelligence verilerine dayanan 2025 yılı son altı aylık değerlendirme sonuçlarını açıkladı. Türkiye genelinde gerçek kullanıcılar tarafından gerçekleştirilen milyonlarca testin analiz edildiği sonuçlara göre Turknet, ‘Türkiye’nin En Hızlı İnterneti’ ödülünün sahibi oldu. Şirket, geçtiğimiz hafta ise ortalama indirme oranıyla 100 mbps sınırını aşarak Türkiye’de Steam Sabit İnternet İndirme Hızında liderliğini duyurmuştu. Gerçek kullanıcı deneyimi bağımsız ölçümlerle değerlendiriliyor Yapılan açıklamaya göre, Speedtest Awards kapsamında verilen ödül, teorik hız kriterleri yerine Türkiye’deki tüm internet servis sağlayıcılarını kapsayan, doğrudan kullanıcıların kendi bağlantıları üzerinden yaptığı gerçek zamanlı ölçümlere dayanıyor. Değerlendirme sürecinde; indirme ve yükleme hızlarının yanı sıra gecikme gibi kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen kritik metrikler, Ookla’nın küresel metodolojisiyle doğrultusunda analiz ediliyor. Sadece hız değil, uçtan uca yüksek performans Açıklamaya göre, şirketin elde ettiği bu başarı, hızı yalnızca yüksek Mbps değerleri olarak değil; kesintisiz, stabil ve uçtan uca yüksek performanslı bir dijital deneyim olarak ele alan teknoloji vizyonunun bir göstergesi. Şirketin hız liderliğinin arkasında, dünya standartlarında bağlantı teknolojilerini Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırma hedefi bulunuyor. Özellikle Gigafiber altyapısıyla 1.000 Mbps’ye varan eşit indirme ve yükleme (simetrik) hızları erişilebilir kılmayı amaçlayan şirket, altyapı yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. Hızı sadece bir rakam değil; düşük gecikme süresi, yüksek bant genişliği ve stabil bağlantı ile uçtan uca bir deneyim olarak tanımlayan şirket, modern ağ mimarisi sayesinde kullanıcılarına dijital dünyada kesintisiz bir performans sunmaya odaklanıyor.
Denizli Denizli’de hatimle teravih ve sabah namazı kılınacak camiler belli oldu Denizli’nin Merkezefendi ve Pamukkale ilçelerinde önümüzdeki hafta başlayacak Ramazan ayı boyunca hatimle teravih ve hatimle sabah namazı kılınacak camiler belirlendi. Denizli’de Ramazan ayının manevi atmosferini daha da güçlendirecek programlar netleşti. İl Müftüsü Abdullah Pamuklu, Ramazan boyunca hatimle teravih ve hatimle sabah namazı kılınacak camileri kamuoyuyla paylaştı. Müftü Pamuklu, Ramazan ayının Kur’an ayı olduğuna dikkat çekerek, vatandaşların ibadetlerini daha bilinçli ve huşu içinde yerine getirebilmeleri için kapsamlı bir program hazırlandığını belirtti. Ramazan ayı boyunca hatimle teravih namazı kılınacak Atanur Camisi, Başkarcı Mahallesi Yukarı Camisi, Hacı Osman Nuri Kepenekoğlu Camisi, Bahçelievler Yeni Cami, Sevindik Gültepe Camisi, Gaye Camisi, Sümer Akçeşme Camisi, Göveçlik Fatih Camisi, TOKİ Hz. Aişe Camisi, Akpınar Camisi, Abdülhamithan Camisi, Atalar Camisi, Hatipoğlu Camisi, Karaoğlan Camisi, Yunus Emre Camisi, Kınıklı Camisi, Emniyet Camisi, Bilali Habeşi Camisi ve Goncalı Özlemiş Camilerinde her akşam yatsı namazının ardından teravih namazı hatimle eda edilecek. Hatimle sabah namazı kılınacak camiler Hatimle sabah namazı kılınacak camiler ise Gaye Camisi, Şükrü-Fatma Camisi, Zeybekci Camisi, Delikli Çınar Yeni Cami ve Çamlık Fatih Camisi olarak açıklandı. İl Müftüsü Pamuklu, ayrıca tüm camilerde ve Kur’an kurslarında mukabele programlarının düzenleneceğini vurguladı. Vatandaşların günün farklı saatlerinde Kur’an tilavetine katılabileceğini belirten Pamuklu, "Ramazan ayını Kur’an’la buluşturmak, manevi hayatımıza canlılık kazandıracaktır" dedi. Pamuklu, tüm vatandaşları hatimle teravih, sabah namazı ve mukabele programlarına davet ederek, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştirmesi temennisinde bulundu.
Konya KTO Başkanı Öztürk: "Enflasyonla mücadeleye hep birlikte destek vermeliyiz" Konya Ticaret Odası (KTO) Başkanı Selçuk Öztürk, dezenflasyon sürecinin kesintisiz devam ettiğinin altını çizerek, enflasyona karşı el birliğiyle mücadele etmek gerektiğini söyledi. Konya Ticaret Odası (KTO)’da Meslek Komiteleri İstişare Toplantıları tüm hızıyla devam ediyor. Bu kapsamda 32. Metallerin İşlenmesi ile Kalıp İmalatı Meslek Komitesi İstişare Toplantısı yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. KTO Meclis Toplantı Salonu’nda, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk’ün başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda 32. Metallerin İşlenmesi ile Kalıp İmalatı Meslek Komitesi’ne bağlı KTO üyelerinin sorunları ve talepleri dinlendi, sektörün durumuyla ilgili istişarelerde bulunuldu. Konya Ticaret Odası’nın iş aleminin sorunlarının çözümü ve şehir ekonimisinin daha iyi noktalara taşınması konusunda istişareyle hareket ettiğini belirten Başkan Öztürk, bu çerçevede tüm sektörlerin temsilcileriyle bir araya gelmeye gayret gösterdiklerini söyledi. Meslek Komiteleri İstişare Toplantılarının bu anlamda oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Başkan Öztürk, "Bugünkü toplantımızın en önemli bölümü sizlerin görüş, öneri ve değerlendirmeleridir. Sektörünüzün karşılaştığı sorunları, beklentilerinizi ve çözüm önerilerinizi dinlemek; bizim için yol haritası niteliğindedir. Biz inanıyoruz ki; birlikte konuşur, birlikte düşünür ve birlikte hareket edersek, hem sektörümüz hem de şehrimiz için çok daha güçlü bir gelecek inşa ederiz" dedi. "Enflasyonla mücadeleye hepimizin destek vermesi gerekiyor" Başkan Öztürk, güncel ekonomik duruma ilişkin de bilgiler verdi. "Bugün geldiğimiz noktada küresel ekonomide dalgalanmalar devam ediyor" ifadelerini kullanan Başkan Öztürk, "Enflasyonla mücadele sürerken, para politikasındaki sıkı duruşun bir süre daha devam edeceği bir sürecin içerisindeyiz. Yüksek faiz oranlarının finansmana erişim maliyetlerini artırması, iş alemimiz açısından büyük sorun olarak hala önümüzde dursa da, faizlerde yaşanan indirimin 2026 yılında da devam etmesi ve enflasyondaki düşüşün belirginleşmesiyle yılın ikinci yarısından itibaren daha sağlıklı bir ekonomik ortama kavuşacağımızı düşünüyoruz. Dezenflasyon süreci kesintisiz devam ediyor. Yüksek enflasyon başta sabit gelirli vatandaşlarımız olmak üzere herkesi olumsuz etkileyen bir durum. Bu anlamda enflasyonla mücadeleye hepimizin destek vermesi gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Toplantılar sektörlere yön veriyor KTO 32. Metallerin İşlenmesi ile Kalıp İmalatı Meslek Komitesi Başkanı Muhsin Başarı da, Konya Ticaret Odası’nın meslek komiteleri ile yaptığı toplantıların büyük önem taşıdığını vurguladı. Gerçekleştirilen toplantıların sektörlere yön verdiğini belirten Başarı, "Odamız, yaptığı iştişare toplantıları ile sorunları dinliyor, taleplere kulak veriyor ve çözüm arıyor. Dolayısı ile bu toplantılardan dolayı KTO Başkanımıza ve Yönetim Kuruluna teşekkür ederiz. Bizler de komite olarak sektörümüzün sorunlarını çözmek amacıyla faaliyetlerimizi sürdürüyor. Bundan sonraki süreçte de el birliğiyle çalışmalarımıza devam edeceğiz" diye konuştu. Konuşmaların ardından KTO Üyelerine söz verilerek, sorun, görüş ve önerilerle ilgili istişarelerde bulunuldu.
Düzce Doç. Dr. Çakmak "Çocuklarda belirti sinsi olabilir" DÜZCE(İHA) – Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, çocukluk çağı kanserlerinin dünyada her yıl yüz binlerce çocuğu etkilediğini söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü dolayısıyla açıklamada bulundu. Çocukluk çağı kanserlerinin dünyada her yıl yüz binlerce çocuğu etkilediğine dikkat çeken Doç. Dr. Çakmak, "2022 yılı verilerine göre dünyada 0-19 yaş aralığında 275 binden fazla yeni vaka bildirilmiştir. Tanı imkanlarının, görüntüleme yöntemlerinin kullanımının, patolojinin ve kanser kayıt sistemlerinin gelişmesiyle daha çok vaka yakalanabilmektedir. Türkiye’de yılda yaklaşık 2 bin 800-4 bin arası yeni çocukluk çağı kanseri olgusu olduğu tespit edilmiştir" dedi. Çocuklarda en yaygın görülen kanser türleri hakkında bilgi veren Çakmak, "Çocuklarda en sık kanserler genel olarak lösemi, beyin-omurilik tümörleri, lenfomadır. Türkiye’de ise en sık sırasıyla lösemi, lenfoma ve beyin-omurilik tümörleri görülür. Küçük yaşlarda nöroblastom ve Wilms tümörü, daha büyük çocuklarda ise kemik ve yumuşak doku sarkomları da sık görülebilmektedir" ifadelerine yer verdi. "Çocuklarda tedavi toleransı daha fazladır" Çocukluk çağı kanserleri ile yetişkin kanserleri farklılık gösterdiğine kaydeden Doç. Dr. Çakmak, "Yetişkinlerde sigara, alkol ve çevresel faktörler daha ön plandadır. Çocuklarda çevresel nedenlere eklenen genetik nedenler daha sık görülür. Çocuklarda tedavi toleransı daha fazladır. Çocuklarda tedavi yanında, büyüme, gelişme, okul hayatı ve ilerideki kısırlık riski büyük önem taşımaktadır. Çocuklarda uzun dönem yan etkilerin kapsamı ve önemi erişkinlere göre daha büyütür" şeklinde konuştu. Çocuklarda ciddiye alınması gereken belirtiler "Erken teşhis hayat kurtarır ama çocuklarda belirti sinsi olabilir" şeklinde açıklamasına devam eden Çakmak, "Anne-babanın özellikle şunları ciddiye alması gerekir; uzayan ateş, açıklanamayan solukluk-halsizlik, kolay morarma-peteşi, sık burun–diş eti kanaması, gece uyandıran kemik ağrısı-topallama, geçmeyen-büyüyen lenf bezi şişlikleri, belirgin kilo kaybı-gece terlemesi, karında şişlik-kitle, sabahları belirgin baş ağrısına eşlik eden kusma, göz bebeğinde fotoğrafta görülen beyaz yansıma (kedi gözü gibi), eklemlerde şişlik. Bu belirtilerin varlığında kötü huylu kanserleri araştırmak gerekmektedir" ifadelerine yer verdi. "Aileyi suçlamak doğru değildir" Toplumda çocukluk çağı kanserlerine dair doğru bilinen yanlışlara değinen Hatice Mine Çakmak "Toplumda çok yanlış bilinenler var. Kanser bulaşıcı değildir. Çoğu çocuk kanserini anne babanın yaptıklarıyla ilişkilendirmek, aileyi suçlamak doğru değildir. Biyopsinin kanserin her zaman tümörün yayılmasına neden olduğu da yanlış bir inanıştır. Çocukluk çağı kanserlerinin başarı şansı örneğin lösemilerde bazı türlerde yüzde 95 üzerine çıkabilmektedir. Çocukluk çağı tümörlerini ölümle eşleştirmek yanlıştır" dedi. Modern tıpta çocuk onkolojisi alanında son yıllarda yaşanan en umut verici gelişmeler hakkında bilgi veren Çakmak, "Son yılların umut verici gelişmeleri, hedefe yönelik tedavi denilen akıllı ilaçlar, hücre tedavileri ve kök hücre nakli stratejileridir. Tisagenlecleucel (CAR-T) tedavisi, nüks-dirençli B-hücreli Akut lenfoblastik lösemi için pediatrik- genç erişkinde FDA onayı almış bir örnektir. Ayrıca bazı çocuklarda tümörü hedefleyen bulunursa akıllı ilaçlar (ALK, BRAF-MEK, NTRK gibi hedeflere yönelik tedaviler) yüksek başarı sağlayabilmektedir" şeklinde konuştu. Günümüzde çocukluk çağı kanserlerinde genel iyileşme oranının ülkeye ve hastalığın tipine göre değiştiğini belirten Çakmak, "5 yıllık sağ kalım yüzde 70-80 civarı bildiriliyor; ama bu oran kanser türüne ve risk grubuna göre değişkenlik göstermektedir" dedi. "Biz buradayız, yalnız değilsiniz" Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Kemoterapi Ünitesi’nde günübirlik kemoterapi hizmeti, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Servisi’nde bir haftaya varan yatarak tedavi imkanı olduğunu dile getiren Çocuk Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, "Kemoterapi verdiğimiz kanserli çocuklar ve acil hematoloji hastaları gece gündüz cep telefonumuzdan bize ulaşabilmektedir, Biz buradayız, yalnız değilsiniz" şeklinde açıklamasını tamamladı.
Mersin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yükseköğretimde köklü dönüşüm gerçekleştirdik" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yükseköğretimde köklü bir dönüşüm gerçekleştirildiğini belirterek, 129’u devlet, 79’u vakıf olmak üzere toplam 208 üniversitede 7 milyona yakın öğrenciye eğitim imkanı sunulduğunu söyledi. Yılmaz, "Eğitime yapılan bu yatırımlar, Türkiye Yüzyılı’na, kalkınmaya yaptığımız en kıymetli yatırımlardır" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Mersin Üniversitesi’nde düzenlenen toplu açılış ve temel atma törenine katıldı. Burada konuşan Yılmaz, hayata geçirilen projelerin üniversitenin akademik kapasitesini ve araştırma altyapısını daha ileri seviyeye taşıyacağını söyledi. Akdeniz’in ’ilim ve irfan yuvası’ olarak nitelendirdiği Mersin Üniversitesi’nde bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirten Yılmaz, açılışı yapılan ve temeli atılan projelerin bilimsel üretimden sağlık hizmetlerine, enerji verimliliğinden nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine kadar geniş bir alanda katkı sağlayacağını ifade etti. "Yükseköğretimde köklü dönüşüm gerçekleştirdik" Son 23 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yükseköğretimde köklü bir dönüşüm gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, bugün 129’u devlet, 79’u vakıf olmak üzere toplam 208 üniversitede 7 milyona yaklaşan öğrenciye eğitim imkanı sunulduğunu söyledi. Diğer taraftan, öğrencilerin eğitim hayatlarını her türlü kaygıdan uzak, rahat bir ortamda sürdürebilmeleri için burs ve kredi sistemini genişlettiklerini kaydeden Yılmaz, "Tüm bu adımları ’fırsat eşitliği’ sağlama zihniyeti ile ve ’insan odaklı’, kapsayıcı bir kalkınma anlayışı ile attık. Barınma, beslenme ve sosyal destek imkanlarını genişleterek öğrencilerimizin eğitim hayatını güvence altına aldık; gençlerimizin akademik başarısını sağlam bir sosyal destek sistemiyle birlikte güçlendirdik. Bugün 1 milyonu aşkın yurt kapasitemiz var. Dünyada böyle bir ülkeyi çok az bulursunuz. Sadece Mersin’de 18 bin yurt kapasitemiz var, yakında 20 bine çıkacak. Üniversitelerimiz, ücretsiz bir şekilde tüm topluma sunuluyor. Bu geniş yükseköğretim sistemini nitelik ekseninde daha ileri taşımak amacıyla üniversitelerimizin ihtisaslaşmasını esas aldık. Eğitim ve araştırmanın yanı sıra üniversitelerimizin kalkınma fonksiyonunu güçlendirdik. Yükseköğretimde kurduğumuz bu yapıyı istihdam politikalarıyla birlikte yürütüyoruz" ifadelerini kullandı. "Eğitime yapılan bu yatırımlar, Türkiye Yüzyılı’na, kalkınmaya yaptığımız en kıymetli yatırımlardır" Bu çabaların gerisinde bir zihniyet olduğunu vurgulayan Yılmaz, "O zihniyet de insan odaklı kalkınma zihniyeti. İnsan odaklı ve kapsayıcı bir kalkınma anlayışı. Herkesi işin içine katan, insanı merkeze alan, nitelikli insanla hedeflere ulaşılabileceğine inanan bir anlayış. Bir ülkenin kalkınmışlığını ne gösterir diye soracak olursanız? Kendisi için ortak hedefler koyabilen, bu hedefler etrafında da birleşebilen, ortak hareket edebilen toplumlar, iyi organize olmayı becerebilen toplumlar, kalkınmış, gelişmiş toplumlardır derim. Bunu yapamayan toplumlar ise yetirince gelişmemiş toplumlardır. Dolayısıyla eğitime yapılan bu yatırımlar Türkiye Yüzyılı’na, kalkınmaya yaptığımız en kıymetli yatırımlardır" şeklinde konuştu. "Bana göre cumhuriyetin özü, fırsat eşitliğidir" Yapılan bu yatırımların eğitimde fırsat eşitliği konusunda da çok önemli olduğunu vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti: "Ülkemizin hangi ilinde, ilçesinde, beldesinde doğmuş olursa olsun, hangi sosyolojik arka plandan geliyor olursa olsun, ailesinin konumu ne olursun, hükümet olarak bizim görevimiz bu çocuğumuza fırsat eşitliği sunmaktır. Cumhuriyet tartışmaları yapılıyor bazen, ideolojik tartışmalar yapılıyor, bana göre cumhuriyetin özü, fırsat eşitliğidir. Ben buna yürekten inanıyorum. Doğan her çocuğunuzun, her türlü makama, mevkiye, konuma ulaşabileceği bir ortam, bir fırsat eşitliği düzeni oluşturmak, cumhuriyetin özüdür. Dolayısıyla cumhuriyetimizin kıymetini, bu ortak değerimizin kıymetini hepimizin çok iyi bilmesi gerekir diye ifade ediyorum." "Üniversite, açık bir sistem olmalı" Yılmaz, üniversitenin açık bir sistem olması gerektiğini de belirterek, "Üniversite, şehirle arasına fiziki duvarlar örer ya da örmez, ona bir şey demiyorum ama zihinsel duvarlar örmemelidir. Üniversite, açık bir sistem olmalıdır. Valilik ile yerel yönetimlerle, iş dünyası ile çiftçi ile üreticiyle mutlaka güçlü bağlar kurmalıdır. Zihni de açık olmalı, kapıları da açık olmalı" diye konuştu. "Eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki geçişi kolaylaştırıyoruz" Yükseköğretimde niceliğin yanı sıra niteliği de artırmaya odaklandıklarını belirten Yılmaz, üniversitelerin ihtisaslaşmasına önem verdiklerini ve eğitim ile araştırmanın yanında kalkınma fonksiyonunu güçlendirdiklerini dile getirdi. Eğitimle iş gücü piyasası arasındaki geçişi kolaylaştırmak amacıyla İŞKUR Gençlik Platformu’nun hayata geçirildiğini ifade eden Yılmaz, 2002 yılında özel sektörde 4 bin 100 olan genç işe yerleştirme sayısının 2025’te 500 bin 656’ya yükseldiğini söyledi. ’Gençliğin Üretim Çağı-GÜÇ Programı’ ile hizmetleri tek çatı altında topladıklarını belirten Yılmaz, önümüzdeki üç yılda 3 milyondan fazla gencin bu imkanlardan yararlanmasının hedeflendiğini kaydetti. Yılmaz, "Eğitimde kazanılan bilgi ve becerileri istihdamla buluşturan bu yaklaşım, gençlerimizin geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemesini sağlamaktadır" diye konuştu. "Mersin Üniversitesi bölgesel kalkınmanın önemli taşıyıcılarından" Mersin Üniversitesi’nin denizcilikten sağlığa, enerjiden sosyal bilimlere uzanan geniş akademik kapasitesiyle bölgenin en güçlü yükseköğretim kurumlarından biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, üniversitenin uluslararası sıralamalarda yer alarak akademik niteliğini küresel ölçekte teyit ettiğini söyledi. Times Higher Education 2026 Dünya Üniversiteleri Sıralamasında 1501+ bandında yer alan üniversitenin, 2025 Etki Sıralamalarında da ’Kaliteli Eğitim’, ’Eşitsizliklerin Azaltılması’, ’Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği’ ve ’Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam’ başlıklarında üst sıralarda bulunduğunu ifade etti. Yeni fakülteler ve sağlık yatırımları Üniversite bünyesindeki ileri teknoloji araştırma merkezleri ve güçlü laboratuvar altyapısının, Mersin’in sanayi, lojistik, enerji ve tarım potansiyeline doğrudan katkı sunduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti: "Bilgi üretimi ile kalkınma ve rekabet edebilirliğin güçlendirilmesi arasındaki bu bağ, üniversitemizi bölgesel kalkınmanın önemli taşıyıcılarından biri haline getirmektedir. Akdeniz’e odaklanan araştırma merkezleri ve uygulama birimleri de bu yaklaşımı pekiştirmekte, üniversitenin şehirle kurduğu güçlü ilişkiyi güçlendirmektedir. Şimdi bu güçlü zemini yeni fakültelerle, yeni sağlık ve enerji yatırımlarıyla bir adım öteye taşıyoruz. Bugün açılışını yaptığımız denizcilik fakültesi, sektör-üniversite iş birliğinin nitelikli bir örneği olarak Türkiye’nin denizcilik eğitimine yeni bir standart kazandıracaktır. Modern laboratuvarları, simülasyon merkezleri ve ileri teknoloji altyapısıyla gençlerimizi ’mavi vatan’ vizyonuna uygun şekilde yetiştirecek güçlü bir eğitim zemini oluşturuyoruz. Diş hekimliği hastanesi ise hem bölge halkına ileri düzey sağlık hizmeti sunacak hem de öğrencilerimizin uygulamalı eğitim imkanlarını genişletecektir. Diğer taraftan, devreye aldığımız güneş enerjisi santralleri ile üniversitemizi enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından örnek bir kampüs yapısına kavuşturuyoruz. Temelini attığımız İlahiyat Fakültesi ve Eczacılık Fakültesi projeleri ise akademik çeşitliliği ve araştırma kapasitesini büyüten stratejik yatırımlardır. Özellikle eczacılık alanında oluşturulacak Ar-Ge altyapısı, yerli ilaç ve sağlık teknolojileri hedefimize katkı sağlayacaktır." Yılmaz, tüm bu yatırımların Mersin Üniversitesi’nin kurumsal gücünü artıracağını, şehrin ekonomik ve sosyal yapısıyla bağını güçlendireceğini ve Türkiye Yüzyılı vizyonuna nitelikli insan kaynağı yetiştireceğini belirterek, hayırlı olsun dileklerinde bulundu. Vali Toros: "Yatırımlar Mersin’in büyüme ivmesini artıracak" Mersin Valisi Atilla Toros da konuşmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülke genelinde sürdürülen yatırım ve hizmet hamlesinin Mersin’e de önemli katkılar sağladığını ifade etti. Mersin’in limanı, serbest bölgesi, lojistik altyapısı, sanayi üretimi, tarım potansiyeli ve turizm değerleriyle stratejik bir merkez olduğunu belirten Toros, üniversitede hayata geçirilen yatırımların kentin sosyoekonomik gelişimine önemli katkı sunacağını söyledi. Eğitim alanında yapılan her yatırımın gençlerin geleceğine yapılan stratejik bir adım olduğunu vurgulayan Toros, açılışı yapılan ve temeli atılan projelerin Mersin’in büyüme ivmesini hızlandıracağını ve yaşam kalitesini artıracağını ifade etti. Toros, yatırımların hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek projelerin Mersin’e ve ülkeye hayırlı olmasını diledi. Törende, Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar da bir konuşma yaparak, açılışı yapılan ve temeli atılan birimler hakkında bilgi verdi. Konuşmaların ardından, eczacılık fakültesi ve ilahiyat fakültesinin temeli atılırken, denizcilik fakültesi, diş hastanesi ve güneş enerjisi santrallerinin toplu açılışı gerçekleştirildi.