Yerel Haberler
İzmir
21 Nisan 2026 Salı - 16:40 İzmir Adliyesi’nde şehit yakınları unutulmadı İzmir Adliyesi’nde, 14-22 Nisan Şehitler Haftası kapsamında düzenlenen programda adliyenin çeşitli birimlerinde görev yapan şehit yakınları ağırlandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başsavcılık toplantı salonunda organize edilen programa; İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İzmir Adli Yargı İlk Derece Komisyon Başkanı Onur Sert, Komisyon Üyesi İdris Arda Aygün ve Cumhuriyet Başsavcıvekili Mesuthan Özdemir katıldı. Programda konuşan Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Şehitler Haftası vesilesiyle ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumak adına büyük fedakârlık gösteren tüm şehitleri saygıyla andıklarını ifade etti. Başta Türk polisi ve Mehmetçik olmak üzere terörle mücadelede kararlılıkla görev yapan tüm kahramanların, vatana sundukları eşsiz katkıların her zaman minnetle hatırlanacağını vurgulayan Yeldan, adliyede görev yaparken şehit olan Mübaşir Musa Can ve Polis Memuru Fethi Sekin başta olmak üzere tüm şehitlere Allah’tan rahmet dileyerek aziz hatıraları önünde saygı ve şükranla eğildiklerini belirtti. Komisyon Başkanı Onur Sert ise konuşmasında, tüm aziz şehitlere Allah’tan rahmet dilediklerini ve onların kıymetli hatıraları önünde saygı ve minnetle eğildiklerini kaydetti. Düzenlenen anlamlı program, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
21 Nisan 2026 Salı - 16:06 Uluslararası Alaçatı Ot Festivali’nde "Küp" fotoğraf sergisi kapılarını açtı İzmir’in Çeşme ilçesinde düzenlenen 15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali çerçevesinde, kenti farklı perspektiflerden ele alan "Küp" adlı fotoğraf sergisi sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Çeşme Belediyesi Alaçatı Ek Hizmet Binası Sergi Salonu’nda izleyiciyle buluşan serginin merkezinde yer alan ve üzerinde fotoğrafların bulunduğu büyük küp formu, ziyaretçilerin ilgisini çekerken ana temayı da görsel olarak yansıtıyor. İlk kişisel sergisini açmanın heyecanını yaşadığını dile getiren Fahri Bakırcı, yaklaşık iki yıldır yaşadığı Çeşme’de çektiği fotoğrafları sanatseverlerle buluşturmanın kendisi için anlamlı olduğunu ifade etti. Serginin çıkış noktasını "Kent, Üretim ve Perspektif" kavramları üzerinden şekillendirdiğini belirten Bakırcı, Çeşme’nin yalnızca bir coğrafya değil; aynı zamanda bir yaşam biçimi ve üretim alanı olarak ele alındığını vurguladı. Sergi mekanının ortasında konumlandırılan küp formunun bu üç kavramın kesişimini simgelediğini aktaran sanatçı, izleyicilerin fotoğrafları farklı açılardan deneyimlemesinin amaçlandığını söyledi. Kenti tek bir açıdan değil, farklı perspektiflerden ele almayı hedeflediğinin altını çizen Bakırcı, "Bazen bir kenti görmek için durmak yetmez; etrafında dolaşmak gerekir" dedi. Kentin hafızasına farklı bir pencere Kentin gündelik yaşamından festivallere, sokak ilişkilerinden emeğin izlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan sergide; geçmiş yıllara ait festival görüntüleri, kortej fotoğrafları, çocuk portreleri, bölgede yaşayan insanların günlük yaşamından kesitler ve doğal afetlere dair kareler bulunuyor. Her yaştan ziyaretçiye hitap etmeyi hedefleyen serginin, kentin hafızasına farklı bir pencereden bakma imkanı sunduğu kaydedildi. Çocukluk yıllarında fotoğrafla tanışan ve siyaset, sokak, doğa, basın ve portre fotoğrafçılığı alanlarında üretim yapan Bakırcı’nın, eğitim hayatıyla birlikte görsel anlatım dilini geliştirmeyi sürdürdüğü belirtildi.
İzmir’de küçük ölçekli balıkçıyla dayanışma eli
15 Şubat 2026 Pazar - 12:51 İzmir’de küçük ölçekli balıkçıyla dayanışma eli İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, küçük ölçekli balıkçıların çalışma koşullarının iyileştirilmesi için tekne bakım malzemesi desteğini Seferihisar Sığacık’tan başlattı. Üreticinin yükünü hafifletmeyi ve kıyı balıkçılığını güçlendirmeyi hedeflediklerini söyleyen Başkan Tugay, "Görevler gelip geçici ama dayanışma kalıcıdır. Şehrimizin üreten insanlarıyla bir bütün olmalıyız. Sizlerin emeği, bu kentin bereketidir" ifadelerini kullandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, küçük ölçekli balıkçılara yönelik tekne bakım malzemesi desteğini Sığacık’tan başlattı. Üretimin kesintisiz sürmesi ve kıyı balıkçılığının güçlenmesi amacıyla hayata geçirilen destek programı, ilk olarak Seferihisar Sığacık Su Ürünleri Kooperatifi üyeleriyle hayata geçirildi. Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in de katıldığı buluşmada Başkan Tugay, bölge ekonomisine ciddi katkı sağlayan balıkçı esnafının düzenlediği mezata katıldı. Tugay, burada Sığacık Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ahmet Efeer ve üyelerin sorunlarını da dinledi. Başkan Tugay, "Seferihisar’da olduğum ve sizleri gördüğüm için çok mutluyum. Görevler gelip geçici ama dayanışma kalıcıdır. Şehrimizin üreten insanlarıyla bir bütün olmalıyız. Sizlerin emeği, bu kentin bereketidir" dedi. "Millet için buradayız" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay; şehrin üreten, çalışan her insanının çok kıymetli olduğunu belirterek, İzmir’in ancak çalışarak, üreterek daha iyi noktalara geleceğini düşündüğünü aktardı. Bu yolda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üzerine düşeni yaptığını anlatan Başkan Tugay, "Bizler milletimiz için buradayız. Sizlerle aramızdaki ilişki samimi, katıksız" dedi. Kimin hangi görevde olursa olsun ülkeye, kente değer katması gerektiğini söyleyen Başkan Tugay, "Siz ’daha fazla çalışmak, üretmek istiyoruz. Şehrimize daha fazla katkıda bulunmak istiyoruz’ dediğiniz ve bundan dolayı talepte bulunduğunuz sürece, biz de gücümüz yettiği kadar her zaman yanınızda olmaya devam edeceğiz. Emeklerinize sağlık. Yaptığınız iş bereketli olsun" ifadelerini kullandı. Üreticilerle buluştu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, daha sonra Akarca Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Behiç Çınar ile üyeleri ziyaret etti. Burada da esnafın daha iyi koşullarda çalışması için ellerinden gelen desteği verdiklerine değinen Başkan Tugay, kıyı balıkçılığını teşvik etmeye çalıştıklarını belirtti. Tugay, burada Teos Yat ve Yelken Spor Kulübü yöneticileri ve sporcularıyla da kısa bir süre sohbet etti. Bir sonraki durak ise Ulamış Tarımsal Kalkınma Kooperatifi oldu. Kooperatif Başkanı Eyyup Kalaycı ile üyelerinin ağırladığı Tugay, üretim hakkında bilgi aldı. Destek programı da açıklandı İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen destek programı da açıklandı. Bu kapsamda su ürünleri ruhsat tezkeresine sahip, kooperatif ortağı ve 12 metre altı tekneye sahip küçük ölçekli balıkçılara tekne bakım malzemesi desteği sağlanacak. Destek çerçevesinde antifouling boya ve epoksi macun dağıtılacak. Antifouling boya ile teknelerin karinasında yosun ve deniz organizmalarının tutunması önlenerek yakıt tüketiminin azaltılması ve çevresel etkinin düşürülmesi amaçlanıyor. Epoksi macun desteğiyle de teknelerin ekonomik ömrünün uzatılması hedefleniyor. Böylece balıkçının maliyeti azalırken üretimin sürdürülebilirliği güçlendiriliyor. İzmir genelinde 752 küçük ölçekli balıkçı destek için talepte bulunuldu. Program kapsamında toplam 959 adet 2,5 litrelik boya ve bin 86 kilogram macun dağıtılacak.
Menemen’de istinat duvarı çöken bölgede çalışmalar ikinci gününde
15 Şubat 2026 Pazar - 12:38 Menemen’de istinat duvarı çöken bölgede çalışmalar ikinci gününde İzmir’in Menemen ilçesinde istinat duvarının çökmesi sonucu 4 binanın hasar gördüğü ve 151 kişinin tahliye edildiği olayda çalışmalar ikinci gününde devam ediyor. Belediye ekipleri riskin büyümemesi için toprak alanda tahliye işlemi başlattı. Olay, 29 Ekim Mahallesi’nde dün gece saatlerinde meydana geldi. Bir sitenin istinat duvarının çökmesi sonucu 7 otomobil ve 4 bina hasar gördü. Can kaybı veya yaralanmanın yaşanmadığı olay sonrası riskli bulunan binalardaki vatandaşlar evlerinden çıkarıldı. Çalışmaların ikinci gününde Menemen Belediyesi ekipleri bölgede yoğun bir mesai harcıyor. Ekipler, üst kısımda bulunan toprak alanın göçen yola ve binalara ek yük bindirmemesi için toprak tahliyesi yapıyor. Tedbir amaçlı evlerinden tahliye edilen 151 site sakinin ise belediyelere ait misafirhanelere yerleştirildiği öğrenildi. Mahalle sakinlerinden Mehmet Oktay Doğruöz, arazinin doğal yapısında herhangi bir risk bulunmadığını ve su akışının olağan seyrinde ilerlediğini belirtti. Ek kat kazanmak amacıyla inşaat sahasının kot seviyesinin düşürülmesinin dik bir yamaç oluşumuna neden olduğunu dile getiren Doğruöz, "Bu yamaçta inşa edilen istinat duvarlarının yeterli mukavemete sahip olmaması ve toprağın yağış nedeniyle suya doyması sonucunda söz konusu hadise meydana gelmiştir" ifadelerini kullandı. Doğruöz, arazinin doğal yapısında yaşanması imkansız olan bu durumun, açıkça zemin kotunun düşürülmesi sebebiyle gerçekleştiğini vurguladı. Mahalle sakini Osman Büyükşahin, gece saat 03.30 sularında istinat duvarının büyük bir gürültüyle çöktüğünü belirtti. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ekipleri, AFAD ve belediye yetkililerinin süratle intikal ettiğini aktaran Büyükşahin, ekiplerin gerekli güvenlik önlemlerini aldığını ve müdahale kapsamında doğal gaz ekipleri tarafından ana hattın kapatılarak gaz akışının kesildiğini ifade etti. Günün aydınlanmasıyla birlikte AFAD ekiplerinin kurtarma operasyonlarına başladığını dile getiren Büyükşahin, bölgedeki araçların bir kısmının tahliye edildiğini, çıkarılmayı bekleyen diğer araçlar ile bir motosikletin bulunduğunu söyledi.
Domates üretimine bilimsel destek
15 Şubat 2026 Pazar - 12:28 Domates üretimine bilimsel destek Türkiye, domates üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alırken, geliştirilen "akıllı sera" modeliyle hem sürdürülebilir hem de ekonomik olarak uygulanabilir tarımsal üretim hedefleniyor. Türkiye, domates üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. TÜİK ve FAO verilerine göre Türkiye’deki yıllık domates üretimi son yıllarda 13-14 milyon ton bandında seyrediyor. Bu üretimin yaklaşık yüzde 25-30’u sera üretiminden, diğer bölümü ise tarla yetiştiriciliğinden sağlanıyor. Bu nedenle Türkiye, yıllık 600 milyon doların üzerinde gerçekleşen domates ihracatı ile Avrupa ve Orta Doğu pazarlarının önemli tedarikçileri arasında üst sıralarda yer alıyor. Kontrollü iklim sağlayan akıllı sera sistemlerinin yaygınlaşması ise ‘üretim sürekliliği ve standart kalite hedefleri açısından ihracat zincirine stratejik katkı sunabileceği için son derece önemli. Bu noktada; domates üretimi için yeni geliştirilen güneş enerjili akıllı sera sistemi, iç ortam sıcaklığını ideal seviyeye çekerek sürdürülebilir tarımın geleceği adına umut verdi. Söz konusu araştırmaya Türkiye ve Katar’dan katılan bilim insanlarının geliştirdiği simülasyon modeli, bitki büyümesini de hesaba katarak güneş enerjisi destekli sera iklimlendirmesinin yüksek performansını ortaya koydu. Uluslararası araştırma Yaşar Üniversitesi’nden Dr. Nezir Yağız Çam’ın yer aldığı uluslararası bir ekip, enerjisini güneşten alan ve kendi iklimini ayarlayabilen "akıllı sera" modelinde domates büyümesini başarıyla simüle etti. Buna yönelik bilimsel makale, ’International Journal of Thermofluids’ dergisinde de yayımlanarak tarım dünyasının dikkatine sunuldu. Söz konusu araştırmaya Türkiye’yi temsilen Yaşar Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi, Katar adına ise Hamad Bin Khalifa Üniversitesi’nden bilim insanları katkı sağladı. Bu çalışmada fotovoltaik (PV) paneller ve hava kaynaklı ısı pompası destekli ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) sistemiyle donatılmış bir serada domates yetiştiriciliği sayısal olarak modellenerek analiz edildi. Araştırma ekibi, bitki büyümesini ve buharlaşma-terleme süreçlerini de hesaba katabilen yeni bir simülasyon modeli geliştirdi. Güneş enerjisi ve ısı pompası destekli iklimlendirme sistemiyle donatılmış serada domates büyümesi simüle edilerek enerji verimliliği ve sıcaklık kontrolü analiz edildi. Yeni nesil sera sistemi Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Nezir Yağız Çam araştırmada güneş enerjisi destekli ısı pompası kullanımının seradaki domates yetiştiriciliğine etkisini araştırdıklarını belirtti. Dr. Çam, "Bu çalışma, sıcak iklim bölgelerinde yenilenebilir enerji kaynaklı iklimlendirme sistemleri ile bütünleşik seralarda yıl boyunca üretimin devam edebileceğini ve bu tarz bütünleşik enerji sistemleri ile hem sürdürülebilir hem de ekonomik olarak uygulanabilir tarımsal üretim yapılacağını teorik olarak göstermiştir" dedi. Üç farklı ülke Geliştirilen model; Ocak-Nisan, Mayıs-Ağustos ve Eylül-Aralık olmak üzere üç büyüme dönemini kapsayan bir yıllık süreçte test edildi. Sistem; İzmir, Kazablanka, Tunus ve Valensiya şehirlerinin çevresel ve ekonomik koşullarına göre ayrı ayrı simüle edildi. Sonuçlara ve yıllık elektrik tüketimlerine bağlı ekonomik analizde ise geri ödeme süreleri Valensiya’da 2,9 yıl, Kazablanka’da 5,7 yıl, Tunus’ta 9,31 yıl ve İzmir’de 13,55 yıl olarak hesaplandı. HVAC sistemi bulunan ve bulunmayan seraların karşılaştırıldığı çalışmada, güneş enerjisi destekli ısı pompası kullanımının iç ortam sıcaklığını önemli ölçüde düşürdüğü belirlendi. Örneğin İzmir’de ortalama sera iç sıcaklığı 32,8 santigrad dereceden 23,5 santigrad gerilerken, benzer iyileşmeler diğer şehirlerde de gözlendi.
Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü’nde umut veren veriler
15 Şubat 2026 Pazar - 12:15 Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü’nde umut veren veriler Çocuk Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nur Olgun, çocukluk çağı kanserlerinde elde edilen başarıların umut verdiğini söyledi. Prof. Dr. Olgun, "2002-2024 yılları arasında kayıt sistemine toplam 52 bin 907 hasta kaydedildi. Bu hastalarda 5 yıllık sağkalım oranının yüzde 70’in üzerinde olması, ülkemizde çocuk onkolojisi alanında ulaşılan seviyeyi açıkça göstermektedir. Çocuklarımız için umut var, bilim var, gelecek var" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Onkoloji Bölümü Sorumlusu ve Türk Pediatrik Onkoloji Grubu (TPOG) Nöroblastom Protokolleri Koordinatörü Prof. Dr. Nur Olgun, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Olgun, bu günün amacını "çocukluk çağında görülen kanserlere dikkat çekmek, erken tanının önemini vurgulamak ve bu zorlu süreçte çocuklar ile ailelerine destek olmak" olarak özetledi. Çocukluk çağı kanserlerinin erişkin kanserlerinden farklı özellikler taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Olgun, "Çocuklarda görülen kanserler biyolojik yapıları, seyirleri ve tedaviye verdikleri yanıt açısından erişkin kanserlerinden ayrılır. En sık lösemiler, beyin tümörleri, lenfomalar, nöroblastom, Wilms tümörü ve kemik tümörleri ile karşılaşıyoruz. Sevindirici olan ise, günümüzde çocukluk çağı kanserlerinin önemli bir bölümünün tamamen tedavi edilebilir hale gelmiş olmasıdır" diye konuştu. 2002 yılından bu yana kayıt tutuluyor Türkiye’de çocukluk çağı kanserlerine yönelik sistematik kayıtların 2002 yılında başladığını hatırlatan Prof. Dr. Olgun, bu alandaki büyük hasta serilerinin ülkemiz için çok değerli olduğunu vurgulayarak, "2002-2024 yılları arasında çocukluk çağı kanserleri kayıt sistemine toplam 52 bin 907 hasta kaydedilmiştir. Bu hastalarda 5 yıllık sağkalım oranının yüzde 70’in üzerinde olması, ülkemizde çocuk onkolojisi alanında ulaşılan seviyeyi ve uygulanan tedavilerin başarısını açıkça göstermektedir" dedi. Bu verilerin, erken tanı, standartlaştırılmış ulusal protokoller ve multidisipliner yaklaşımın önemini ortaya koyduğunu belirten Olgun, kayıt sistemlerinin güçlendirilmesinin gelecekteki iyileştirmeler için kritik olduğunu ifade etti. Belirtiler konusunda dikkatli olunmalı Erken tanının hayat kurtarıcı rolüne vurgu yapan Olgun, ailelerin bazı belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Uzamış ateş, nedeni açıklanamayan kilo kaybı, solukluk, morarma, kemik ağrıları, vücutta şişlikler, halsizlik ve iştahsızlık gibi bulgular önemlidir. Bu belirtiler her zaman kanser anlamına gelmez ancak uzun sürüyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır. Erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en kritik faktördür." Son yıllarda çocuk onkolojisinde önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Prof. Dr. Olgun, kemoterapi, cerrahi ve radyoterapinin yanı sıra kök hücre nakli, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapilerin giderek daha fazla kullanıldığını söyledi. Ayrıca genetik ve moleküler düzeyde yapılan çalışmaların kişiye özel tedavi yaklaşımlarının önünü açtığını belirtti. Bu ilerlemelerin en çarpıcı örneklerinden birinin ileri evre nöroblastom hastalarında görüldüğünü vurgulayan Olgun, şu bilgiyi paylaştı: "1992 yılında yüksek risk nöroblastom hastalarında sağkalım oranı yalnızca yüzde 6 iken, bu oran TPOG NB 2003, 2009 ve 2020 protokolleri ile yaklaşık yüzde 65’e yükselmiştir. Bu önemli artış; risk gruplamasında moleküler ve sitogenetik faktörlerin dikkate alınması, hedef tedaviler ve immünoterapi uygulamaları gibi yeni tedavi stratejileri sayesinde mümkün olmuştur." Olgun, bu gelişmelerin büyük ölçüde Dünya Sağlık Örgütü ve diğer uluslararası kuruluşların desteklediği küresel iş birlikleriyle daha da hız kazandığını sözlerine ekledi. Kanserle mücadelenin yalnızca tıbbi bir süreç olmadığını ifade eden Olgun, "Çocukların eğitimden ve sosyal hayattan kopmaması, oyun oynayabilmesi ve yaşıtlarıyla iletişim kurabilmesi çok önemlidir. Aynı şekilde ailelerin de psikolojik ve sosyal destek alabilmesi, tedavi sürecini olumlu yönde etkiler. Bu mücadele bir ekip işidir" dedi. Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü’nün topluma önemli bir sorumluluk hatırlattığını belirten Prof. Dr. Nur Olgun, sözlerini şöyle tamamladı: "Her çocuk sağlıklı bir geleceği hak eder. Farkındalık arttıkça erken tanı oranları yükselir ve daha fazla çocuk hayata tutunur. Bugün atılan her adım, yarın daha fazla çocuğun gülümsemesi demektir. Çocuklarımız için umut var, bilim var ve gelecek var."
Medicana Çeşme Tıp Merkezi’nde Sevgililer Günü’ne özel anlamlı buluşma
14 Şubat 2026 Cumartesi - 14:18 Medicana Çeşme Tıp Merkezi’nde Sevgililer Günü’ne özel anlamlı buluşma Medicana Çeşme Tıp Merkezi, 14 Şubat Sevgililer Günü kapsamında anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Pelin Pınar’ın muayenesinde milli sporcu Çağla Kubat ve profesyonel sporcu Jimmy Diaz ağırlandı. Sporcu çift, kalp sağlığı, yaşam disiplini ve sevginin hayattaki yeri üzerine samimi bir röportaj gerçekleştirdi. Sporcu kimliklerinin ötesinde yaşam alışkanlıklarını ve sağlıklı yaşam yaklaşımlarını paylaşan çift, sevgi ve sağlığın ortak merkezinin "kalp" olduğuna dikkat çekti. Uzun yıllardır hem hayatı hem sporu birlikte paylaşan Kubat ve Diaz, kalp sağlığının yalnızca ileri yaşlarda değil; çocukluk döneminden itibaren kazanılması gereken bir yaşam alışkanlığı olduğunu vurguladı. "Sevgi hayatın her gününde var" Çağla Kubat, 14 Şubat’a büyük anlamlar yüklemediklerini ancak birlikte kurdukları hayatı ve ortak tutkularını hatırlatan özel bir gün olduğunu belirtti. Sporun yalnızca yarış kazanmak değil, gençlere ilham veren bir yaşam biçimi olduğunu ifade eden Kubat; düzenli antrenman, dengeli beslenme, yeterli dinlenme ve stres yönetiminin kalp sağlığının temel taşları olduğunu söyledi. "Mutluluk, kalbinize iyi baktığınızın göstergesidir" Jimmy Diaz ise yaşamda pişmanlık duymamak için her deneyime yüzde yüz verilmesi gerektiğini belirterek, kalbin sesini dinlemenin önemine dikkat çekti. Sağlıklı bir kalp için hareket, doğru beslenme, kaliteli dinlenme ve güçlü sosyal bağların önemini vurgulayan Diaz, mutluluğun kalp sağlığının en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. Kalp sağlığı için temel mesaj Etkinlikte düzenli egzersiz, dengeli beslenme, yeterli uyku ve stres yönetiminin sürdürülebilir yaşam kalitesinin temel unsurları olduğu vurgulandı. Sporcu çift, sevgiyle kurulan bir hayatın bilinçli alışkanlıklarla desteklenen sağlıklı bir kalple bütünleştiğini ifade ederek genç sporculara da ilham vermeye devam ettiklerini belirtti. Medicana Çeşme Tıp Merkezi Uzm. Dr. Pelin Pınar ise kardiyolojik kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlattı, "Sevdiklerin ve kendin için kalbine iyi bak. Çünkü her şey kalpten" dedi.