Yerel Haberler
İzmir
21 Nisan 2026 Salı - 16:40 İzmir Adliyesi’nde şehit yakınları unutulmadı İzmir Adliyesi’nde, 14-22 Nisan Şehitler Haftası kapsamında düzenlenen programda adliyenin çeşitli birimlerinde görev yapan şehit yakınları ağırlandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başsavcılık toplantı salonunda organize edilen programa; İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İzmir Adli Yargı İlk Derece Komisyon Başkanı Onur Sert, Komisyon Üyesi İdris Arda Aygün ve Cumhuriyet Başsavcıvekili Mesuthan Özdemir katıldı. Programda konuşan Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Şehitler Haftası vesilesiyle ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumak adına büyük fedakârlık gösteren tüm şehitleri saygıyla andıklarını ifade etti. Başta Türk polisi ve Mehmetçik olmak üzere terörle mücadelede kararlılıkla görev yapan tüm kahramanların, vatana sundukları eşsiz katkıların her zaman minnetle hatırlanacağını vurgulayan Yeldan, adliyede görev yaparken şehit olan Mübaşir Musa Can ve Polis Memuru Fethi Sekin başta olmak üzere tüm şehitlere Allah’tan rahmet dileyerek aziz hatıraları önünde saygı ve şükranla eğildiklerini belirtti. Komisyon Başkanı Onur Sert ise konuşmasında, tüm aziz şehitlere Allah’tan rahmet dilediklerini ve onların kıymetli hatıraları önünde saygı ve minnetle eğildiklerini kaydetti. Düzenlenen anlamlı program, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
21 Nisan 2026 Salı - 16:06 Uluslararası Alaçatı Ot Festivali’nde "Küp" fotoğraf sergisi kapılarını açtı İzmir’in Çeşme ilçesinde düzenlenen 15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali çerçevesinde, kenti farklı perspektiflerden ele alan "Küp" adlı fotoğraf sergisi sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Çeşme Belediyesi Alaçatı Ek Hizmet Binası Sergi Salonu’nda izleyiciyle buluşan serginin merkezinde yer alan ve üzerinde fotoğrafların bulunduğu büyük küp formu, ziyaretçilerin ilgisini çekerken ana temayı da görsel olarak yansıtıyor. İlk kişisel sergisini açmanın heyecanını yaşadığını dile getiren Fahri Bakırcı, yaklaşık iki yıldır yaşadığı Çeşme’de çektiği fotoğrafları sanatseverlerle buluşturmanın kendisi için anlamlı olduğunu ifade etti. Serginin çıkış noktasını "Kent, Üretim ve Perspektif" kavramları üzerinden şekillendirdiğini belirten Bakırcı, Çeşme’nin yalnızca bir coğrafya değil; aynı zamanda bir yaşam biçimi ve üretim alanı olarak ele alındığını vurguladı. Sergi mekanının ortasında konumlandırılan küp formunun bu üç kavramın kesişimini simgelediğini aktaran sanatçı, izleyicilerin fotoğrafları farklı açılardan deneyimlemesinin amaçlandığını söyledi. Kenti tek bir açıdan değil, farklı perspektiflerden ele almayı hedeflediğinin altını çizen Bakırcı, "Bazen bir kenti görmek için durmak yetmez; etrafında dolaşmak gerekir" dedi. Kentin hafızasına farklı bir pencere Kentin gündelik yaşamından festivallere, sokak ilişkilerinden emeğin izlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan sergide; geçmiş yıllara ait festival görüntüleri, kortej fotoğrafları, çocuk portreleri, bölgede yaşayan insanların günlük yaşamından kesitler ve doğal afetlere dair kareler bulunuyor. Her yaştan ziyaretçiye hitap etmeyi hedefleyen serginin, kentin hafızasına farklı bir pencereden bakma imkanı sunduğu kaydedildi. Çocukluk yıllarında fotoğrafla tanışan ve siyaset, sokak, doğa, basın ve portre fotoğrafçılığı alanlarında üretim yapan Bakırcı’nın, eğitim hayatıyla birlikte görsel anlatım dilini geliştirmeyi sürdürdüğü belirtildi.
İzmir’de ’Venedik’ manzaraları: Alsancak su birikintilerine teslim
17 Şubat 2026 Salı - 18:49 İzmir’de ’Venedik’ manzaraları: Alsancak su birikintilerine teslim İzmir’in Konak ilçesinde sağanak yağış sonrası altyapı çalışmalarının sürdüğü Kordon ve İkinci Kordon’da yollar suyla doldu. Bölge esnafı, aylardır bitmeyen çalışmalar ve oluşan manzara nedeniyle duruma tepki gösterdi. İzmir’de aralıklarla etkisini sürdüren sağanak yağış, Konak ilçesi Alsancak semtinde hayatı olumsuz etkiledi. Altyapı çalışmalarının devam ettiği Kordon ve İkinci Kordon bölgesinde yollar göle döndü. Araçlar trafikte ilerlemekte güçlük çekerken, yayalar su birikintileri nedeniyle zor anlar yaşadı. Kordon, Alsancak Vapur İskelesi ve Gündoğdu Meydanı mevkilerinde biriken suların yaydığı lağım kokusu ise vatandaşların tepkisini çekti. Yollar Venedik’e döndü Bölge esnaflarından Bilal Yıldırım, çalışmaların uzun süredir tamamlanamadığını belirterek, "9-10 aydan beri yollarımız bu şekilde. Bir türlü bitiremediler, hâlâ da bitecek gibi değil. Yaz boyunca kısıtlı ekipmanla burayı bitirmeye çalıştılar. Çok fazla yağmur yağmamasına rağmen Alsancak şu an sular altında. En ufak yağmurda her taraf göle dönüyor. Yol çalışması nedeniyle kaldırımlar da kalmadı, insanlar geçemiyor. Her an su baskını tehlikesiyle karşı karşıyayız. Venedik, İzmir’in yanında çaresiz kalır" dedi. "Esnaf ciddi mağduriyet yaşıyor" Bir diğer esnaf Cenk Deren ise çalışmaların meydana getirdiği hijyen sorununa ve ekonomik kayıplara dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu çalışma yaklaşık bir senedir devam ediyor. Bu durum esnafın ciddi anlamda mağdur olması anlamına geliyor. Buradaki işletmelerin bir çoğu gıda sektöründe hizmet veriyor. Belediye bu hijyenik ortamı sağlamadıktan sonra esnaftan nasıl hijyen beklenebilir? Esnaf bu mağduriyetin altından nasıl kalkacak? İnsanları bu kadar çaresiz bırakmanın bir anlamı yok." Bölgedeki su birikintilerinin tahliyesi için İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri çalışmalarını sürdürüyor.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay: "Birden fazla yangın uçağı kiralamaya hazırız"
17 Şubat 2026 Salı - 18:27 İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay: "Birden fazla yangın uçağı kiralamaya hazırız" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Kıyı Ege Belediyeler Birliği Kent Söyleşileri Programı’nda afetlere dirençli kent hedefiyle yapılan çalışmalara değindi. İzmir’de arazi tipi yangın söndürme araçlarını yakında teslim alacaklarını, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak birden fazla yangın uçağı kiralamaya da hazır olduklarını belirten Başkan Tugay, "Başka şeylerden feragat eder, kaynak ayırırız ama bunun için izin verilmesi lazım" dedi. Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde Kıyı Ege Belediyeler Birliği Kent Söyleşileri Programı düzenlendi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, ilçe belediye başkanlarının da katıldığı programda farklı il ve ilçe belediyeleri ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının arama kurtarma ekiplerine ait stantlar kuruldu. Başkan Tugay, stantları tek tek ziyaret ederek, arama kurtarma ekipmanları ve bu konuda yapılan çalışmalara ilişkin fikir alışverişinde bulundu. Program, ilçe belediye başkanları, akademisyenler, AKUT kurucusu Nasuh Mahruki ve gazeteci İsmail Küçükkaya’nın sunumlarıyla devam etti. Türkiye’de örnek model Programın açılış konuşmasını yapan Başkan Tugay, "İlk defa İzmir’de arazi tipi yangın söndürme araçlarını yakında teslim alıyoruz. Kendimiz kırsal alanda, yamaçlarda, ormanlık alanlardaki yangınlara müdahale edebilir hale geleceğiz. Genelde aşırı sıcak, kuru ve rüzgarlı havada elektrik hatlarından çıkan ve yayılan yangınların söndürülmesi ancak havadan müdahale ile mümkün. Yangının yayılmaması için de ormanlık alanlarda yangına dirençli ağaç plantasyonuna ihtiyaç var. Bunlar maalesef yetkimiz dışında. Eğer izin verilme ihtimali varsa İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak birden fazla yangın uçağı kiralamaya, yangınlarda bunları kullandırmaya hazırız. Nasıl Orman Bakanlığı kiralıyorsa biz de kiralayabiliriz. İzmir için bunu yaparız. Başka şeylerden feragat eder, kaynak ayırırız ama bunun için izin verilmesi lazım" diye konuştu. Köylere yangın tankeri dağıttıklarını söyleyen Tugay, "Vatandaşlarımız yakınlarında çıkan yangına erken müdahale ediyorlar ve pek çok yangını söndürüyorlar" dedi. "Depremler oluyor" Başkan Tugay, 30 Ekim’de İzmir’de yıkımlara neden olan depremi ve 6 Şubat depremini hatırlatarak "Acı deneyimleri olan bir ülkeyiz. Hem İzmir hem de Türkiye’nin büyük kısmı hareketli yer tabakasını üzerinde. Bunu ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım’ diyen herkes bilmeli. Deprem gerçeği ile birlikte yaşayan bir ülke olarak her şeyi buna göre düzenlememiz lazım" ifadelerini kullandı. Deprem master planı ve mikrobölgeleme çalışmaları devam ediyor Başkan Tugay, en öncelikli görevin riskli alanları, binaları saptamak olduğunu belirterek, "Biz şehrimizi afetler açısından dirençli, risklerin azaltıldığı, mümkünse tamamen ortadan kaldırıldığı bir kent haline getirmek için yoğun çaba gösteriyoruz" dedi. Deprem master planı çalışmaları hakkında da bilgi veren Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü: "İzmir’in bir proje kapsamında hazırlanmış sınırlı bir deprem master planı vardı ama şu anda iki üniversitemizle, dış paydaşlarla yoğun şekilde yeni bir plan yapıyoruz. Depremle ilgili riskleri ortaya koyacağımız ve deprem anında, sonrasında yapılacak her şeyi anlatacağımız bir plan çalışması bu. Öte yandan İzmir’de hem yapı stoku çalışmalarına, hem zemini incelediğimiz mikrobölgeleme çalışmasına devam ediyoruz." "İzmir’in tamamında mikrobölgeleme çalışmasını yapmayı planlıyoruz" Bornova’da mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlandığını dile getiren Başkan Tugay, "Şu anda Karşıyaka’da da mikrobölgeleme çalışması büyük ölçüde tamamlandı. Arkasından Bayraklı ve Konak’ta yapılacak ve diğer ilçelerde tamamlanacak. İzmir’in tamamında bu çalışmayı yapmayı planlıyoruz. Risk saptamaya yönelik bina tarama çalışması da aynı şekilde kent geneline yayılacak. Bornova ve Bayraklı’da tamamlandı, Karşıyaka’daki tarama devam ediyor" diye konuştu. "Toplumun bu talebi yüksek sesle dile getirmesine ihtiyacımız var" Riskli binaların dönüştürülmesi gerektiğinden söz eden Tugay, "Bunu hangi kaynakla yapacağız? Tüm vatandaşlardan vergi toplayan devlet buna kaynak ayırabilir mi? Dünya Bankası gibi kaynak ayırmaya hazır bazı kurumların kredilerini kullanırken ayrımcılık yapmama şansı var mıdır? Kentsel dönüşüm konusunda inanın çok çalışıyoruz. Bir noktaya geldiğimizde kaynak ihtiyacı olduğu ortaya çıkıyor. Kaynağı kendi imkanlarımızla sağlamaya çalışıyoruz, çalışırız ama sınırlı olacağı kesin. Toplumun bu talebi yüksek sesle dile getirmesine ihtiyacımız var. Bu haksızlığa kesinlikle ‘evet’ dememesine ihtiyacımız var. Deprem master planını sene sonuna kadar tamamlayacağımızı tekrar söylüyorum" dedi. "Türkiye’nin problemi" Şehirlerin altyapısının ani ve yoğun yağışlara hazırlıklı olmadığını da dile getiren Başkan Tugay, "Bu Türkiye’nin problemi. Türkiye’nin tamamında bu ölçüde yağışlara hazırlıklı altyapı oluşmamış. Pek çok noktada dere taşkınlarından kaynaklı su baskınları var. Dereler kapatılmış, görmezden gelinmiş ya da dar geçişli, kapalı dereler haline getirilmiş. Bazılarının yolları değiştirilmiş. Aşırı yağışta bu taşkınlar bu nedenle oluyor. ‘İklim krizi var’ diyorsanız aşırı yağışların her zaman olacağını unutmayalım. Dere yatağını da, şehrin altyapısını da ona göre yapacağız. Bazı yerleri yıkmamız, bazı binaları ortadan kaldırmamız, her şeyi olması gereken şekle getirmemiz gerekiyor. Bunu yapmazsak önümüzdeki yıllarda yeni problemler yaşayacağımız çok açık" diye konuştu. "Merkezi yönetim ve yerel yönetim iş birliğinin önemi çok büyük" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da afetlerin günümüz dünyasının en büyük tehdidi olduğunu belirterek, "Afetler hayatın gerçeği. İklim değişikliğinin negatif etkilerini en çok hissettiğimiz yer Batı Anadolu kıyıları. Kuraklıkla, orman yangınlarıyla, zamansız ve yoğun yağışlarla oluşan su ve sel baskınlarıyla, depremlerle iç içe yaşıyoruz. Yerel yönetimlerin bu konuda kesinlikle aktif çalışması ve rol alması gerek. Merkezi yönetim ve yerel yönetim iş birliğinin önemi çok büyük. Siyasi ayrım gözetilmeden afete hazırlık durumlarında iş birliği ve koordinasyonun tesis edilmesi elzem. Depremde, selde, orman yangınlarında, kuraklıkta, gıda krizinde, su krizinde hiçbirimiz sorumluluktan kaçamayız. Bugünden hazırlanmak zorundayız. Depremlerden etkilenen en kırılgan grup engelliler, yaşlılar, kadınlar ve çocuklar. Oradaki eşitsizlikleri ortadan kaldırmalıyız. Buna toplamda ‘dirençli kent’ diyoruz. Dirençli kent derken de dirençli altyapı, dirençli kurum kapasitesi, afetlere dirençli belediyeyi söylüyoruz. Birlik olarak koordinasyonu sağlamak için çalışıyoruz" diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli ve Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki afetlere dirençli kentlere ilişkin sunum yaptı.
Gençler, dijital dolandırıcılığa karşı daha büyük riskte
17 Şubat 2026 Salı - 15:25 Gençler, dijital dolandırıcılığa karşı daha büyük riskte Çevrimiçi dolandırıcılık, artık yalnızca "internete yabancı" kullanıcıların sorunu olmaktan çıktı. Yeni nesil saldırılar, dijital dünyada büyüyen ve uygulamaları çok iyi kullanan gençleri de doğrudan hedef alıyor. Dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık şirketlerinden Deloitte’un yayımladığı veriler, genç kullanıcıların çevrimiçi dolandırıcılığa maruz kalma oranının ileri yaş gruplarına göre daha yüksek seyrettiğini gösteriyor. Araştırmada, sosyal medya hesaplarının ele geçirilmesi gibi risklerin de genç kullanıcı grubunda belirgin biçimde öne çıktığına işaret ediliyor. Bu tabloyu değerlendiren Fazlanet Bilgi Teknolojileri A.Ş. CEO’su Perviz Altay, genç kullanıcıların riskte olmasının temel nedenini "hızın güvenlik bilinciyle karıştırılması" olarak özetliyor. Altay’a göre dijital dünyada platformları iyi kullanmak, çoğu zaman güvenli kullanım alışkanlığıyla karıştırılıyor. Oysa bugün dolandırıcılıkta belirleyici olan, teknoloji değil; dikkat, sorgulama refleksi ve davranış biçimi. Sorun teknoloji değil, dikkat ve refleks Perviz Altay, dolandırıcılığın artık yalnızca teknik açıklar üzerinden yürümediğini vurguluyor. Altay’a göre siber suçlular, acele, merak, korku, umut ve aşırı özgüven gibi duyguları hedef alarak kullanıcıyı yönlendiriyor. Bu nedenle çevrimiçi dolandırıcılık, giderek teknikten çok "davranış ve refleks" konusuna dönüşüyor. Türkiye’de tablo benzer: Hesap ele geçirme ve sahte yatırım Altay’a göre Türkiye’de son dönemde en sık karşılaşılan senaryoların başında sosyal medya hesaplarının ele geçirilmesi ve yakın çevreye "acil para" mesajları gönderilmesi geliyor. Bunun yanı sıra sahte yatırım uygulamaları ve "yüksek kazanç" vaatleriyle kurulan tuzaklar da hızla yayılıyor. Genç kullanıcılar tarafında burs, staj ve oyun içi alışveriş temalı dolandırıcılıklar öne çıkarken, daha ileri yaş gruplarında yatırım ve banka görünümlü yönlendirmeler daha sık görülüyor. Uzmanlar, saldırıların giderek daha hedefli ve daha profesyonel hale geldiğine dikkat çekiyor. En yaygın tuzaklar: Yatırım, hesap ele geçirme, deepfake Son dönemde dijital dolandırıcılık vakalarında öne çıkan başlıklar arasında; sahte yatırım uygulamaları, çalınmış sosyal medya hesapları üzerinden gönderilen para isteme mesajları, burs ve staj vaadiyle kurulan tuzaklar, kripto üzerinden "garanti kazanç" iddiaları ve yapay zekâ destekli deepfake içerikler bulunuyor. Perviz Altay, özellikle sosyal medya üzerinden gelen mesajlarda "tanıdık hesap" algısının dolandırıcılıkta en sık kullanılan kapı haline geldiğini vurguluyor. Altay: Hız değil, alışkanlık korur Fazlanet CEO’su Perviz Altay, çevrimiçi dolandırıcılığa karşı en etkili yaklaşımın "tek bir önlem" olmadığını belirterek, güvenliğin ancak alışkanlığa dönüşmüş bir kültürle sağlanabileceğine dikkat çekiyor. Korunma için 7 kritik adım Altay’a göre güvenlik, günlük hayata yerleşmiş alışkanlıklarla mümkün. Bu kapsamda çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) kullanımı, her hesap için güçlü ve farklı parola tercih edilmesi, şüpheli link ve QR kodlara karşı refleks geliştirilmesi, hesap kurtarma bilgilerinin güncel tutulması ve para talep eden mesajların mutlaka farklı bir kanaldan doğrulanması kritik adımlar arasında yer alıyor. Uygulama indirme konusunda da dikkatli olunması gerektiğini ifade eden Altay, uygulamaların yalnızca resmi mağazalardan indirilmesini, ayrıca uygulama izinlerinin mutlaka kontrol edilmesini öneriyor. Son olarak mahremiyet ayarlarının daraltılmasının önemine işaret eden Altay, konum, okul-iş bilgisi, aile çevresi ve rutin paylaşımların dolandırıcılık senaryolarını güçlendiren en kritik unsurlar arasında yer aldığını belirtiyor.
İzmir’de trafiğe kayıtlı araç sayısı 2 milyon 106 bin 883 oldu
17 Şubat 2026 Salı - 15:12 İzmir’de trafiğe kayıtlı araç sayısı 2 milyon 106 bin 883 oldu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2026 Ocak ayı sonu itibarıyla İzmir’de trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,3 artarak 2 milyon 106 bin 883 oldu. İzmir’de trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 44,5 azalarak 8 bin 730 oldu. İzmir, Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan araç sayısında İstanbul ve Ankara’dan sonra 3.il oldu. İzmir’de Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 54,5’ini otomobil, yüzde 22,8’ini motosiklet, yüzde 17,0’ını kamyonet, yüzde 3,0’ını kamyon, yüzde 1,1’ini minibüs, yüzde 0,7’sini traktör, yüzde 0,5’ini otobüs ve yüzde 0,3’ünü ise özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. İzmir’de Ocak ayında 50 bin 994 adet taşıtın devri yapıldı Ocak ayında devri yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 27,3 azalarak 50 bin 994 oldu. Ocak ayında devri yapılan 50 bin 994 adet taşıtın yüzde 69,9’unu otomobil, yüzde 16,3’ünü kamyonet, yüzde 8,4’ünü motosiklet, yüzde 1,8’ini traktör, yüzde 1,6’sını kamyon, yüzde 1,1’ini minibüs, yüzde 0,7’sini otobüs ve yüzde 0,2’sini ise özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. İzmir’de Ocak ayında 4 bin 762 adet otomobilin trafiğe kaydı yapıldı TÜİK verilerine göre Ocak ayında İzmir’de trafiğe kaydı yapılan 4 bin 762 araç içerisinde Renault yüzde 13,7’lik payla ilk sırayı aldı. Bu aracı sırasıyla yüzde 8,7’lik pay ile Toyota, yüzde 7,3’lük pay ile Byd, yüzde 6,8’lik paylar ile Citroen ve Fiat, yüzde 6,7’lik pay ile Peugeot, yüzde 6,2’lik pay ile Volkswagen, yüzde 5,5’lik pay ile Ford, yüzde 4,8’lik pay ile Opel, yüzde 4,0’lık pay ile Togg ve yüzde 3,5’lik pay ile Chery marka araçlar takip etti.
Başsavcı Ali Yeldan’dan, Mihriban Yılmaz’ın ailesine taziye ziyareti
17 Şubat 2026 Salı - 13:55 Başsavcı Ali Yeldan’dan, Mihriban Yılmaz’ın ailesine taziye ziyareti İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, geçtiğimiz aralık ayında öldürülen Mihriban Yılmaz’ın (25) Bornova ilçesinde yaşayan ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Ziyarete, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü ile Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddet Suçları Soruşturma Bürosundan sorumlu Başsavcı Vekili Çağlar Ertaş, müdürlük bünyesinde görev yapan psikolog ve pedagoglar da eşlik etti. İzmir Adliyesi Mescidi imamı tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirilerek dua edildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, acılı aileyle yakından ilgilenerek başsağlığı dileklerini iletti; bu zor günlerinde yalnız olmadıklarını vurguladı. Devletin tüm imkânlarıyla ailenin yanında olduğunu ifade eden Yeldan, sürecin titizlikle yürütüldüğünü ve adaletin eksiksiz şekilde tecelli etmesi için gerekli tüm adımların kararlılıkla atıldığını belirtti. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için sürecin hassasiyetle takip edildiğini ifade eden Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, sorumluların adalet önünde hesap vermesi adına çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü kaydetti. Ziyarette, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü uzmanlarınca aileye psikososyal destek sürecine ilişkin bilgilendirme yapılırken, ailenin her aşamada yanında olunacağı mesajı da paylaşıldı. Olayın geçmişi Kan donduran olay, 29 Aralık 2025’te Bornova ilçesi Ümit Mahallesi’nde meydana geldi. Ailesiyle oturan Mihriban Yılmaz, iddiaya göre akşam saatlerinde evden çıkıp yakınlarında yaşayan akrabalarının yanına gitti. Bu tarihten sonra kendisinden haber alamayan ailesi, kayıp başvurusunda bulundu. Güvenlik kameralarını inceleyen ve teknik takip yapan ekipler, cinayet zanlısı F.İ. (26) ile birlikte yardım ve yataklık şüphesi bulunan 4 kişiyi gözaltına aldı. Zanlının yer göstermesiyle talihsiz kızın cansız bedeni Pınarbaşı mevkisindeki ormanlık alanda gömülü halde bulundu. F.İ., Yılmaz’ı boğarak öldürdüğünü ve cesedini ormana gömdüğünü itiraf etti. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden F.İ. tutuklandı, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.