Yerel Haberler
İzmir
24 Şubat 2026 Salı - 21:04 İzmir’de örnek proje: Yükümlüler her gün 2 bin kişiye iftar hazırlıyor İzmir’de hayata geçirilen Türkiye’ye örnek proje ile denetimli serbestlik yükümlüleri hem meslek sahibi oluyor hem de her gün binlerce ihtiyaç sahibi için sıcak yemek hazırlıyor. Başsavcı Ali Yeldan projenin önemine dikkat çekerek, "Burada hem kamu hizmetinin doğru şekilde yerine getirilmesi hem de burada çalışan yükümlülerin meslek sahibi olması hedefleniyor" dedi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ve Türk Kızılayı İzmir İl Merkezi iş birliğinde yürütülen çalışma ile yükümlüler, kamu hizmeti yükümlülüklerini yerine getirirken aşçılık eğitimi alıyor. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ve Türk Kızılayı İzmir İl Başkanı Kerem Fahri Baykalmış’ın koordinesinde hayata geçirilen proje kapsamında, Buca Halk Eğitim Merkezi usta öğreticileri ve Kızılay uzmanları eşliğinde mutfağa giren yükümlüler, her gün 2 bin kişilik yemek üretimine katkı sağlıyor. Ramazan boyunca her gün iftar çadırı Meslek öğrenimi alan denetimli serbestlik yükümlüleri ile Kızılay yetkililerinin hazırladığı yemekler, Ramazan boyunca Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün bahçesinde kurulan iftar çadırında vatandaşlarla buluşturulurken, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan da çadırın konukları arasında yer aldı. Başsavcı Yeldan, vatandaşlarla selamlaştı; çocuklara oyuncak dağıttı. Özellikle çocuklar ve gençler ile yakından ilgilenen Yeldan, iftarını da bina içerisinde bulunan Gençlik Merkezinde, gençlerle birlikte açtı. Başsavcı Yeldan: "Örnek uygulama" Yürütülen projeye dair açıklamalarda bulunan İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, çalışmanın hem kamu kaynaklarının verimli kullanılması hem de sosyal hizmet noktasında örnek olduğunu vurguladı. Başsavcı Yeldan, "Bugün burada İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü bünyesinde kamu hizmetini yerine getiren yükümlüler, Türk Kızılayı ile birlikte bu mutfağı kullanarak her gün 2 bin vatandaşımıza yemek ikramı hazırlıyorlar. Bu yemekler sıcak olarak muhtelif ilçelere gönderiliyor ve ihtiyaç sahiplerine sunuluyor. Burada hem kamu hizmetinin doğru şekilde yerine getirilmesi hem burada çalışan yükümlülerin iş ve meslek sahibi olması, sertifika sahibi olması aynı zamanda hayırseverlerimizin de desteğiyle Kızılayımızın iş birliğiyle burada hazırlanan yemekler Ramazan boyunca ve yıl boyunca ihtiyaç sahiplerine sunulacak" dedi. "Yaygınlaşarak devam etmesini diliyoruz" Projenin İzmir’de bir ilk olduğunu belirten Yeldan, "Bu örnek proje aynı zamanda ilimizde bir ilk uygulama. Kızılayımızın birçok yerde faaliyetleri var ama Denetimli Serbestlik kapsamında ilimizde yaptığımız ilk ve örnek bir uygulama. Yaygınlaşarak devam etmesini diliyoruz. O noktada biz de çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Hem Türk Kızılayı’na hem Denetimli Serbestlik Müdürlüğümüzün çalışanlarına hem de kamu hizmetini yerine getiren arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Hem meslek ediniyorlar hem de sofralara umut oluyorlar Program çerçevesinde İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü bünyesindeki mutfakta pratik ve teorik eğitim alan yükümlüler, aşçı yardımcılığı alanında uzmanlaşıyor. Eğitimler sonucunda sertifika alacak olan yükümlülerin, ilgili sektörlerde istihdama yönlendirilmesi hedefleniyor. 2026 yılı Ramazan ayı boyunca her gün hazırlanan 3 çeşit sıcak yemek, kentin muhtelif noktalarındaki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Ayrıca Denetimli Serbestlik Müdürlüğü bahçesinde kurulan 140 kişilik iftar çadırı ve 80 kişilik salonda günlük yaklaşık 250 vatandaşa iftar hizmeti sunuluyor. Halihazırda yürütülen programda; Türk Kızılayı’ndan 1 aşçı, 1 aşçı yardımcısı ve 4 gönüllü, Buca Halk Eğitim Merkezi’nden 1 usta öğretici, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nden 6 personel ve 9 yükümlü aktif olarak görev alıyor.
Menemen Belediyesi Seyrek Anaokulu coşkulu törenle açıldı
29 Aralık 2025 Pazartesi - 09:50 Menemen Belediyesi Seyrek Anaokulu coşkulu törenle açıldı Menemen Belediyesi Seyrek Anaokulu düzenlenen törenle hizmete açıldı. 4 sınıf ve 100 öğrenci kapasiteli modern okulun minik öğrencilerin her türlü ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde tasarlandığını kaydeden Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Herkesin şunu çok net bilmesini isterim ki; eğitim dendiği zaman Menemen’de akan sular durur. Menemen Belediyesi’nin kapıları, çocuklarımız ve gençlerimiz için sonuna kadar açılır. Çünkü eğitim; Menemen’in gelişmesi, İzmir’in güçlenmesi demektir. Güzel vatanımızın yarınlara umutla bakması demektir. Eğitim demek, güçlü Türkiye demektir. Evlatlarımızı yalnızca akademik alanda değil, hayatın her alanında desteklemeyi sürdürüyoruz" dedi. Eğitime yaptığı örnek yatırımlarla dikkatleri üzerine çeken Menemen Belediyesi Seyrek’te yeni bir anaokulu açtı. Açılış törenine AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Bakırçay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rasim Akpınar, AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, MHP Menemen İlçe Başkanı Barbaros Çalışçı, kamu kurum ve kuruluşları ile STK’ların başkan ve yöneticileri, gaziler, vatandaşlar ve anaokulunda eğitim gören minikler katıldı. Ulukent Anaokulu öğrencilerinin önce İstiklal Marşı’nı işaret diliyle okuduğu, ardından alkışlar eşliğinde zeybek oynadığı gösterilerle başlayan törende, Başkan Aydın Pehlivan eğitime verdikleri önemi bir kez daha vurguladı. "Menemen’i her alanda ileri taşıma hedefimiz var" Eğitim de örnek ilçe olduklarını ifade eden Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Göreve geldikten sonra kestiğim ilk kurdele Ulukent Anaokulumuzun kurdelesiydi. O gün ne söylediysek, bugün de aynı yerdeyiz: Eğitim bizim en temel önceliğimiz ve kırmızı çizgimizdir. O günden bugüne ekip arkadaşlarımızla birlikte bu anlayıştan hiç vazgeçmedik. Herkesin şunu çok net bilmesini isterim ki; eğitim dendiği zaman Menemen’de akan sular durur. Menemen Belediyesi’nin tüm kapıları, çocuklarımız ve gençlerimiz için sonuna kadar açılır. Çünkü eğitim; Menemen’in gelişmesi demektir. İzmir’in güçlenmesi demektir. Güzel vatanımızın yarınlara umutla bakması demektir. Eğitim demek, güçlü Türkiye demektir. Evlatlarımızı yalnızca akademik alanda değil, hayatın her alanında desteklemeyi sürdürüyoruz. Tamamı ücretsiz olan spor ve kültür-sanat kurslarımızda branş sayımızı 33’e yükselttik. Altını özellikle çiziyorum; Menemen’de yüzmeden atletizme, piyanodan tiyatroya kadar tüm kurslarımız ücretsizdir. Bizim, Menemen’i her alanda ileri taşımak gibi çok net bir hedefimiz var. Menemen 35+ adını verdiğimiz bu kalkınma hamlesiyle amacımız yalnızca eksikleri gidermek değil; fark yaratan, kalıcı hizmetlere imza atmaktır." dedi. Bursalı: "Eğitime verilen bu hizmeti tebrik ediyorum" AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı ise eğitime yapılan her katkının çocuklara, gençlere yapılmış en yüce hizmet olduğunu belirterek, şöyle konuştu; "Bugün bu soğuk havada miniklerimizin halk oyunu gösterisi hepimizin içini ısıttı. Bugün burada geleceğe yapılan en büyük hizmetlerden birini görüyoruz. Hepinizin huzurunda Menemen Belediye Başkanımız Aydın Pehlivan’a hem bir kadın olarak, bütün sıfatların ötesinde bir insan olarak teşekkür ediyorum. Belediyecilik sadece yol yapmak, altyapı yapmak değil, tam tersi sosyal belediyecilik dediğimiz, hem sosyal hizmetlerde hem de eğitime yapılan yatırım ve hizmetlerle çok daha anlamlı ve doğru oluyor. Başta Aydın Başkan olmak üzere emeği geçen herkese bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Bu çatı altında evlatlarımıza eğitim verecek öğretmenlerimize de tek tek teşekkür ediyor, açılışımızın hayırlı olmasını diliyorum." "Eğitim için yapılan tesisler, toplumun geleceğine atılan birer adımdır" Açılışta konuşan Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz ise okul öncesi eğitimin önemine dikkat çekti. Yılmaz, "İçimizi ısıtan bir tesisin açılışı için buradayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın ulusal eğitim stratejisi kapsamında okul öncesi eğitimin yaygınlaşması adına tüm ülkede başlattığı seferberliği, yerel düzeyde de başkanımız açmış olduğu anaokullarıyla desteklemekte. Bu bizler için çok değerli ve anlamlı. Kendisine teşekkür ediyoruz. İster resmi, ister özel olsun her kuruluşun eğitim için yaptığı her tesis, toplumun geleceği için atılmış bir adımdır. Bir insanın bilişsel zekası 0-6 yaş arasında gelişiyor. Bunun eğitim açısından ne kadar değerli bir dönem olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu tesis inşallah, geleceğimize katkı sunan nesiller yetiştirir." dedi. Modern anaokulu Menemen Belediyesi tarafından hizmete açılan Seyrek Anaokulu, bin metrekarelik alanda, dört sınıflı ve 100 öğrenci kapasiteli olarak tasarlandı. Anaokulunda revir, hemşire ve rehber öğretmen de bulunuyor. Milli eğitim modelinin esas alındığı anaokulunda ekolojik tarım başta olmak üzere 11 branşta öğrenciler ders alacak. Anaokulunda oyun alanı, modern mutfak ve alanında uzman aşçılar da yer alacak.
Karşıyaka Basketbol, Erokspor’u elinden kaçırdı
29 Aralık 2025 Pazartesi - 09:35 Karşıyaka Basketbol, Erokspor’u elinden kaçırdı Karşıyaka Basketbol, birinci ve dördüncü periyotlarda üstünlük kurmasına rağmen Erokspor’a 97-94 mağlup oldu ve haftayı son sıra olan 16. basamakta tamamladı. Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Karşıyaka, tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşamayı sürdürüyor. Son olarak 2014-2015 sezonunda Basketbol Süper Ligi şampiyonluğuna ulaşan ve müzesinde birçok kupa bulunduran yeşil-kırmızılı ekip, bu sezon kümede kalma mücadelesi veriyor. İzmir temsilcisi, 13. hafta karşılaşmasında Erokspor ile karşı karşıya geldi. Birinci ve dördüncü periyotlarda üstünlük kurmasına rağmen Karşıyaka, sahadan 97-74’lük mağlubiyetle ayrıldı ve haftayı ligin son sırası olan 16. basamakta tamamladı. Bu sonuçla birlikte yeşil-kırmızılılar, ligdeki 11. yenilgisini aldı. Karşıyaka Basketbol Başantrenörü Candost Volkan ise karşılaşmanın ardından maçla ilgili değerlendirmelerde bulundu. İyi mücadele ettiklerini vurgulayan Volkan, "Maç içerisinde birkaç dakikalık bölümlerde yaptığımız basit top kayıpları ve verdiğimiz hücum ribaundları bizi yaraladı. Bununla birlikte iki haftadır geri düştüğümüz anlarda maçlarda geri dönmeyi başarmamız, takım karakterimiz açısından umut verici. Son 2 haftada hücumda ve savunmada 1 pozisyonun ne kadar değerli olduğunu görüyoruz. Her bir top için daha fazla konsantre olacağız. Cuma günü evimizde yine sonuna kadar mücadele edip, taraftarımızın desteğiyle bu kez kazanacağımıza yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Jeotermal, 2025’te yatırım uykusundan uyandı
29 Aralık 2025 Pazartesi - 09:22 Jeotermal, 2025’te yatırım uykusundan uyandı 2025 yılı, Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücüne 1758 Megavat (MW) seviyesinde pay sahibi olan jeotermal enerjide yatırım uykusundan uyanıldığı bir yıl oldu. Türkiye Elektrik iletim A.Ş (TEİAŞ) verilerine göre bu yıl içerisinde baz yük konumunda olan 67 MW kurulu güçte jeotermal enerji santrali devreye alınırken, yatırımcı şirketlerin envanterinde süreçleri devam eden 300 MW seviyesinde proje stoğu bulunuyor. Sektörün 2025 yılındaki gelişim çizgisini değerlendiren Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin jeotermalin tüm kullanım alanlarında dünya lideri olabilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. "31 Aralık 2030 kısıtı 2040’a uzatılmalı" Enerji üretimi, jeotermal seracılık, konut ısıtması, termal turizm, kurutma tesisleri, balıkçılık, madencilik gibi alanlarda yapılan yatırımların, Türkiye’ye çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından uzun vadeli fayda sağladığına işaret eden Kındap, "Türkiye olarak keşfi tamamlanmış jeotermal potansiyelimizin yüzde 11 gibi çok düşük bir yüzdesini kullandığımız halde bile dünyanın 4’üncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumundayız" dedi. Türkiye’yi 2030 yılında 3000 MW jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu güç hedefine ulaştıracak yatırımların, Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması kapsamına alınması için 31 Aralık 2030 tarihine kadar işletmeye alınması zorunluluğu olduğunu anımsatan Kındap, sektör olarak bu sürenin 2040’a kadar uzatılmasını talep ettiklerini söyledi. Kındap, "Jeotermal enerjiye yatırım yapmak isteyen yatırımcılarımız; lisans, izin, ruhsat, arazi alımı, ÇED, sondaj, kaynak verimliliğinin saptanması, santralin inşası ve devreye alınması aşamalarını en iyimser ihtimalle beş yılda tamamlayabiliyor. Bugün pek çok yatırımcı şirketin jeotermal enerjiye yatırım yapmak istediğini biliyoruz. Ancak 30 Aralık 2030 tarihe kadar yatırımlarını devreye alamama ihtimali yatırımcıyı düşündürüyor. Bugünkü mevzuata göre, bugün jeotermale yatırım yapma kararı veren pek çok yatırımcının YEKDEM kapsamına girmesi teknik olarak mümkün olmayacak." dedi. Türkiye’nin enerji bağımsızlığının yanı sıra; baz yük konumunda olan yerli, temiz ve sürdürülebilir enerji ihtiyacı için jeotermalin en önemli alternatif olduğunu kaydeden JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: "Dünyanın en yeni ve çevreci santralleri Türkiye’de" "Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve Avrupa Konseyi gibi kurumların enerji odaklı politika önerilerinde, jeotermale çok önemli rol veriliyor. Pek çok Avrupa ülkesi, özellikle konut ısıtmasında Rusya kaynaklı doğalgaza bağımlılığın azaltılması için jeotermali en önemli seçenek olarak yatırım odağına alıyor. Ülkemizim ‘2053 Net Sıfır’ iklim hedefi için jeotermalin ısıtma ve soğutmada doğalgaza ikame edilmesi şart. Sektörümüz potansiyel olarak buna hazır. Ancak bu büyük enerji dönüşümün kamunun stratejik planlarına eklenmesini istiyoruz. Uluslararası enerji kurumları, dünya genelinde 20 bin MW’a yaklaşan jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücünün 2050’ye kadar beş kat artarak 100 bin MW seviyesine ulaşacağını öngörüyor. Tüm bu veriler elimizde iken, bin 500’ün üzerinde doğal çıkış noktasına sahip bir jeotermal cennet olan Türkiye’nin, bu kaynağa sırtını dönmesi mümkün değildir. Dünyanın en yeni ve en gelişmiş teknolojilerine sahip jeotermal santrallerimiz; çevreye, insana ve doğaya saygılı üretimleri ile ülkemiz için değer yaratmayı sürdürecek. Sektörümüze yönelen pek çoğu bilgi eksiğine dayanan çevre odaklı eleştirileri dikkatle izliyoruz. Jeotermalin çevre ve doğa dostu bir enerji kaynağı olduğunu tüm yurttaşlarımızın bilmesi için çalışıyoruz." Gıda arz güvenliği için stratejik önemde Jeotermalin, enerji üretiminin yanı sıra tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği için stratejik bir öneme sahip olduğunu hatırlatan Kındap, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu yönde projelendirdiği Organize Tarım Bölgelerinin (OTB) jeotermal kaynaklarla ile entegre edilmesi yönündeki çalışmaları desteklediklerinin altını çizdi. Bugüne kadar 42 ilde projelendirilen 61 OTB’nin 15’inin jeotermal enerji ile entegre edildiği bilgisini veren Ali Kındap, Gönen’de kurulacak OTB’nin bu alanda dünyanın en büyük projesi olacağını vurguladı. Termal turizm potansiyelin çok altında Türkiye’nin termal turizm alanında potansiyelinin çok gerisinde olduğunu söyleyen JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, "2026 ve sonrasında hizmete girmeye hazırlanan 18 termal otel ile birlikte ülkemizin termal yatak sayısı 8 bin 738’e ulaşacak. Ancak bu seviyeyi asla yeterli görmemeliyiz. Jeotermal kaynaklı enerji üretiminde dünyanın 10’uncu ülkesi olan ve Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar az kaynaklara sahip Japonya’nın termal sağlık turizminden 20 Milyar Doların üzerinde gelir elde ettiği ortada iken bizim de en az 20 milyar dolar gelir hedefi belirlememiz gerekiyor." dedi.
Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Ünsal: "Turizmi planlı yönetmezsek nitelikli turisti çekemeyiz"
28 Aralık 2025 Pazar - 12:51 Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Ünsal: "Turizmi planlı yönetmezsek nitelikli turisti çekemeyiz" Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Kerem Ünsal, yılbaşı dönemine ilişkin rezervasyon durumunu ve Alaçatı’nın turizm geleceğine dair değerlendirmelerini paylaştı. Ünsal, yılbaşı için Alaçatı’da konaklama rezervasyonlarının şu an itibarıyla yaklaşık yüzde 40 seviyelerinde olduğunu belirterek, bölgenin son dakika rezervasyonlarına alışık bir yapısı bulunduğunu ancak bu yıl ekonomik şartlar nedeniyle sürecin temkinli izlenmesi gerektiğini söyledi. Geçmiş yıllarda yılbaşı haftasına girildiğinde talepte artış yaşandığını hatırlatan Ünsal, "Bu artışın hızını ve seviyesini önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz. Açık olan tesislerin önemli bir bölümünün makul doluluk oranlarına ulaşmasını bekliyoruz ancak kesin rakamlar için son haftayı görmek daha sağlıklı" dedi. Restoranlardaki doluluk oranlarının ise şu an ortalama yüzde 50 seviyelerinde seyrettiğini ifade eden Ünsal, yılbaşı programlarının netleşmesiyle birlikte bir miktar hareketlilik beklediklerini, buna rağmen işletmelerin süreci ihtiyatlı planlaması gerektiğini vurguladı. Ünsal, "Alaçatı’da yılbaşına yönelik ilgi var ancak sektör olarak beklentilerimizi kontrollü ve gerçekçi bir çerçevede tutmayı önemsiyoruz" diye konuştu. "Turizm Master Planı olmadan sağlıklı yönetim mümkün değil" Çeşme Belediyesi tarafından düzenlenen "Kentsel Tasarım Rehberi" bilgilendirme toplantısını da değerlendiren Kerem Ünsal, toplantıyı son derece önemli bulduklarını belirterek, Alaçatı’nın kimliğini korumaya yönelik her çalışmada belediyenin yanında olduklarını ifade etti. Ünsal, amaçlarının eleştirmek değil, çözümün bir parçası olmak olduğunu dile getirdi. Alaçatı’nın ana ve sürdürülebilir gelir kaynağının turizm olduğuna dikkat çeken Ünsal, "Alaçatı’nın bir mahalle gibi değil, bir turizm destinasyonu olarak ele alınması ve yönetilmesi gerekir. Bugün en temel eksikliğimiz, Alaçatı’ya özel bir Turizm Master Planı’nın olmamasıdır" dedi. Bu plan olmadan gürültü, sokak düzeni, altyapı kapasitesi ve tanıtımın sağlıklı şekilde yönetilemeyeceğini vurgulayan Ünsal, turizmle ilgili konuların farklı birimlere dağılmış olmasının kalıcı çözümleri zorlaştırdığını söyledi. Ünsal, "Turizmin sahada bir sahibi olmalıdır" ifadelerini kullandı. "Nitelikli turist için temel sorunlar çözülmeli" Gürültü kirliliği, sokak işgalleri ve altyapı sorunları çözülmeden nitelikli turistin Alaçatı’ya çekilemeyeceğini belirten Ünsal, bu sorunlar giderilmeden yapılan tanıtım çalışmalarının da eksik kalacağını ifade etti. Personel konaklamasının Alaçatı’daki en önemli sorunlardan biri olduğunu vurgulayan Ünsal, işletmelerin çalıştıracak personel bulmakta zorlandığını, bunun temel nedeninin barınma sorunu olduğunu söyledi. Bu konunun yalnızca işletmecilerin değil, destinasyonun sürdürülebilirliği açısından kamusal bir sorun olduğunun altını çizdi. Ünsal, kaymakamlık ve belediyeye çeşitli proje önerileri sunduklarını belirterek, "Uygun bir alan sağlandığı takdirde yatırımını sektör olarak yapabilir, işletmesini üstlenebiliriz. Kamudan beklentimiz alan ve planlama desteğidir" dedi. "Tanıtımda hedef odaklı yeni bir yaklaşım şart" Tanıtım çalışmalarında da plansızlık yaşandığını dile getiren Ünsal, klasik fuar anlayışıyla, hedefi ve ölçümü net olmayan çalışmalara kaynak ayrıldığını söyledi. Daha düşük bütçelerle dijital ve hedef odaklı tanıtım yapılabileceğini ifade eden Ünsal, Alaçatı’da bu sürece katkı sunmaya hazır, yabancı dil bilen gençler ve deneyimli sektör temsilcileri bulunduğunu kaydetti. Belediyenin Alaçatı’ya özel bir Turizm Master Planı oluşturması, bunu uygulayacak bir koordinasyon yapısı kurması ve personel konaklaması gibi temel sorunlara somut adımlar atması halinde, planlamadan uygulamaya kadar her aşamada destek vermeye hazır olduklarını belirten Ünsal, "Alaçatı’nın kimliğini korumanın yolu, turizmi doğru, planlı ve birlikte yönetmekten geçiyor" dedi.
Adet sancılarının çaresi mutfakta
28 Aralık 2025 Pazar - 12:19 Adet sancılarının çaresi mutfakta Şişkinlik, karın ağrısı, iştah artışı ve benzeri durumlar; adet dönemlerinde çoğu kadın için zorlayıcı ve can sıkıcı olabiliyor. Buna karşı adet sürecinde görülebilen bu etkilerin hafif geçmesinde beslenmenin etkili olabileceğini aktaran Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. M. Zeynep Kuşku, "Adet döneminde beslenme, hormonel dengesi ve sancılar üzerinde etkili olabilir. Ancak tek başına çözüm olarak düşünülmemelidir. Adet sancısının ana biyolojik sürücüsü çoğu kişide prostaglandin artışıyla oluşan rahim kasılmalarıdır. Beslenme; inflamasyon düzeyi, kan şekeri dalgalanmaları, su ile tuz dengesi ve bazı mikrobesin yeterlilikleri üzerinden şişkinlik, ödem, yorgunluk ve ağrı algısını etkileyebilir. Diyet örüntülerinin dismenore şiddetiyle ilişkili olabildiğini gösteren çalışmalar vardır" dedi. Adet dönemleri çoğu kadın için sıkıntılı geçebiliyor. Özellikle adet sancısı ve şişkinlik durumu çoğu kadının yaşam konforunu bozabilecek noktalarda seyredebiliyor. Bu dönemi konforlu geçirmek adına çeşitli ilaçlar kullanılabiliyor. Ancak adet sürecinde hafiflemenin daha sağlıklı ve dengeli bir yolu olduğuna dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. M. Zeynep Kuşku, beslenmenin hormon dengesi ve sancılar üzerinde etkili olabileceğini dile getirdi. Kuşku, "Adet döneminde beslenmeyi tek başına çözüm gibi düşünmemek gerekir. Adet sancısının ana biyolojik sürücüsü çoğu kişide prostaglandin artışıyla oluşan rahim kasılmalarıdır. Beslenme; inflamasyon düzeyi, kan şekeri dalgalanmaları, su-tuz dengesi ve bazı mikrobesin yeterlilikleri üzerinden şişkinlik, ödem, yorgunluk ve ağrı algısını etkileyebilir. Diyet örüntülerinin (yüksek şeker/atıştırmalık ağırlığı gibi) dismenore şiddetiyle ilişkili olabildiğini gösteren çalışmalar vardır" açıklamalarını yaptı. Adet döneminde özellikle aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdaların ödem ve şişkinliği artırabildiğini, bunun yanında; yüksek şeker ve rafine karbonhidratlı gıdaların kan şekeri dalgalanmasına neden olmakla birlikte iştah artışı, yorgunluk ve ağrı gibi sorunlara neden olabildiğini aktaran Kuşku, "Adet döneminde paketli işlenmiş gıdalardan, şeker ve karbonhidrat içeren gıdalar mümkün olduğunca tüketilmemeli. Ayrıca, yağdan çok zengin, ağır kızartmalar: sindirim yükü ve inflamatuar yanıt üzerinden yakınmaları artırabilir; düşük yağlı diyetle ağrıda azalma bildiren çalışmalar vardır. Alkol de PMS yakınmalarını artırabildiği için bu dönemde sınırlanması önerilir. Öte yandan gaz yapan gıdalarda belirlenerek tüketiminde dikkatli olunmalıdır" diye konuştu. Zencefil, bitkisel destekçilerden biri Adet sancılarıyla beslenme arasında bir ilişki olduğunun artık daha net bilindiğini aktaran Kuşku, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle bazı besin grupları ağrının şiddetini azaltmada destekleyici olabiliyor. Omega-3’ten zengin besinler, örneğin haftada 2 kez tüketilen yağlı balık, ceviz ya da chia tohumu, vücuttaki iltihap yolaklarını baskılayarak adet ağrısında hafif-orta düzeyde azalma sağlayabiliyor. Etkisi çok keskin değil ama düzenli tüketim genel sağlık açısından da oldukça faydalı. Magnezyum içeren besinler (ıspanak, avokado, kakao gibi) kas gevşetici etkileri sayesinde adet sancılarını hafifletebilir. Bu konuda çalışmalar umut verici olsa da herkese rutin magnezyum takviyesi önermek doğru değil. En güvenli yol, magnezyumu gıdalardan almak ve gerekirse kişiye özel değerlendirme yapmak. Kalsiyum, özellikle PMS belirtilerinde; şişkinlik, hassasiyet ve duygu durum değişikliklerinde fayda sağlayabiliyor. Potasyum ise doğrudan ağrı kesici bir etki göstermese de sıvı dengesini düzenleyerek ödem ve şişkinliği azaltmaya yardımcı olabilir. Özellikle zencefil adet sancısı konusunda en çok çalışılmış bitkisel desteklerden biri. Zencefilin klinik çalışmalarda ağrıyı azaltabildiği gösterilmiş durumda. Rezene ve papatya çayı da bazı kadınlarda rahatlama sağlayabiliyor. Ancak bitkisel ürünlerin de bilinçsiz ve sürekli kullanımının riskleri olabileceğini unutmamak gerekir. D vitamini eksikliği olan kadınlarda, bu eksikliğin giderilmesiyle adet ağrılarında azalma görülebiliyor. B6 vitamini daha çok PMS semptomları üzerinde etkili; B12’nin ise doğrudan ağrı azaltıcı güçlü bir kanıtı yok, ama eksiklik varsa mutlaka yerine konmalı. Yeterli su tüketimi de önemli. Hidrasyon, hem ağrı şiddetini hem de şişkinliği azaltmada destekleyici olabilir." Vücudunuz uyarı veriyor olabilir Adet sürecinde beslenmeye dikkat edildiği halde şiddetli sancı durumunun geçmemesi durumunda mutlaka altta yatan bir neden olup olmadığına bakılması gerektiğini vurgulayan Kuşku, "Özellikle ağrının ilk kez çok şiddetli başlaması ya da yıllar içinde giderek artması, ağrı kesicilere rağmen belirgin rahatlama olmaması önemli bir uyarı işaretidir. Bunun yanında aşırı veya pıhtılı kanama, ara kanama, ateş, kötü kokulu akıntı, cinsel ilişkide ağrı, idrar yaparken ya da dışkılama sırasında ağrı, bayılma hissi ya da günlük yaşamı ciddi şekilde aksatan sancılar mutlaka değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, uluslararası kılavuzlarda da açıkça vurgulanmaktadır. Adet ağrısı yalnızca adet günleriyle sınırlı değilse, adet dışı pelvik ağrı da eşlik ediyorsa; cinsel ilişkide derin ağrı, çocuk sahibi olamama öyküsü varsa veya kanamalar belirgin şekilde artmışsa endometriozis, miyom ya da adenomyozis gibi altta yatan hastalıklardan şüphelenmek gerekir. Muayene ve ultrason temel değerlendirme yöntemleridir; gerekirse ileri tetkikler planlanır" ifadelerini kullandı. Toplumda adet süreciyle ilgili bazı yanlış inanışlar olduğunu da belirten Kuşku, şöyle konuştu: "Soğuk içeceklerin herkeste mutlaka sancıyı artırdığı ya da şeker tüketilmezse ağrının dayanılmaz olacağı düşüncesi bilimsel bir genelleme değildir. Bitki çaylarının tamamen zararsız olduğu ve sınırsız içilebileceği algısı da doğru değildir. ‘Adet sancısı normaldir, katlanmak gerekir’ düşüncesi de yanlıştır. Şiddetli ve yaşam kalitesini bozan ağrı mutlaka ciddiye alınmalıdır."