GÜNDEM - 19 Şubat 2026 Perşembe 11:12

İzmir’de emeklilere 30 milyon lirayı aşan destek

A
A
A
İzmir’de emeklilere 30 milyon lirayı aşan destek

İzmir Büyükşehir Belediyesi, ramazan öncesi ihtiyaç sahibi emeklileri unutmadı. Alışveriş ve kira desteği kapsamında 2026 yılının ilk ödeme dönemi için 30 milyon 157 bin 500 TL’lik destek sağlandı. Başkan Cemil Tugay, "Ramazan’ın bereketini şehrimizde birlikte paylaşmaya, dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz" dedi.


İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda hayata geçirdiği Emekli Dayanışma Kartı uygulaması emeklileri ramazan ayı yaklaşırken rahatlattı. İhtiyaç sahibi emeklilere kira, market ve su faturası desteğini içeren proje kapsamında yılın ilk ödeme süreci tamamlandı. Alışveriş desteği çerçevesinde, 9 bin 792 emekliye kişi başı 2 bin 500 TL olmak üzere toplamda 24 milyon 480 bin lira, kira desteği kapsamında ise 2 bin 271 emekliye yine kişi başı 2 bin 500 TL olmak üzere toplamda 5 milyon 677 bin 500 TL ödeme yapıldı. 2026 yılının ilk ödeme döneminde emekli alışveriş ve kira destekleri kapsamında ödenen genel toplam tutar 30 milyon 157 bin 500 lira oldu.



Başkan Tugay: "Dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz"


İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Ramazan’a girerken emeklilerimizi yalnız bırakmıyor, bütçelerine destek oluyoruz. Emekli Dayanışma Kartımızla yılın ilk ödemesini gerçekleştirdik. Emeklilerimizin kartlarına 30 milyon lirayı aşan kira, market ve fatura desteğini yatırdık. Ramazan’ın bereketini şehrimizde birlikte paylaşmaya, dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz" dedi.



Bu yıl 2 bin 500 liraya çıkarılmıştı


2026 yılında ihtiyaç sahibi emeklilere sağlanan kira, market ve su faturası destekleri artırılmış, kira ve market yardımları aylık 1000’er liradan 2 bin 500 TL’ye yükseltilmişti. Su faturalarında ise 0-4 metreküp su tüketimine ilişkin bedelin tamamının ücretsiz olması, kalan tutarın ise yüzde 50’sinin karşılanması uygulaması bu yıl da devam edecek.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Büyükçekmece’de depremde yıkılma riski bulunan 4 binada kentsel dönüşüm Büyükçekmece Belediyesi desteğiyle ilçede depremde yıkılma riski bulunan 4 blok 25 bağımsız bölümden oluşan binaların yıkım çalışmaları başladı. İstanbul Büyükçekmece’de, yaşanabilecek büyük depremde yıkılma riski bulunan hasarlı binaların kentsel dönüşüm çalışmalarına bugün de devam edildi. Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi’nin katılımıyla, Fatih Mahallesi’ndeki 1993, 1995 ve 1997 yıllarında yapılan ve depremde yıkılma riski bulunan 4 bloktan oluşan binaların yıkımına başlandı. Çalışmaları yerinde izleyen Başkan vekili Çebi, görevlilerden bilgiler aldı. Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, kentsel dönüşüm çalışması hakkında bilgiler vererek, "80 ve 90’lı yıllarda inşa edilmiş bloklar. İstanbul Büyükşehir Belediyemizin yapmış olduğu tarama testlerinde yüksek riskli bina sınıfı olarak tespit edilmiş ve sonrasında vatandaşlarımız ile belediye bir araya gelerek kentsel dönüşüm sürecini başlattık. Yıkımdan sonra burada içinde kapalı otoparkı bol yeşil alanı olan 3 blok ve 53 bağımsız bölüm planlanmaktadır. Yarısı bizden kampanyası için çalışmalar devam ediyor faydalanacaktır. Ben hayırlı olmasını diliyorum. Tüm sıkıntılı konutlarda oturan vatandaşlarımıza da kentsel dönüşüm çalışmalarını bir önce başlatmalarını diliyorum" dedi.
İstanbul Oğlunu, gelinini ve iki torununu kaybeden baba Yılmaz Böcek: "Göz göre göre ölüme gittiler" İstanbul’da konakladıkları oteldeki ilaçlama nedeniyle hayatını kaybeden 4 kişilik Böcek ailesinin ölümüne ilişkin 6 sanık hakim karşısına çıkıyor. Duruşma öncesi açıklamalarda bulunan acılı baba Yılmaz Böcek, "Göz göre göre ölüme gittiler" dedi. Acılı anne, "Benim dört tane yavrum gitti. Kapım kapandı, ocağım söndü. Ağır cezaya çarptırılmalarını istiyorum" diye konuştu. Almanya’dan 9 Kasım 2025’te turistik amaçla İstanbul’a gelerek 13 Kasım 2025’de ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek’in ölümlerine ilişkin 5’i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıkacak. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşma öncesi ailenin avukatı Yaşar Balcı, baba Yılmaz Böcek ve Cemile Yılmaz Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’nda açıklamalarda bulundu. "Göz göre göre ölüme gittiler" Oğlunu, gelinin ve iki torunun kaybeden baba Yılmaz Böcek, "Bizim burada bir aile olarak acımız çok büyük. Sorumsuzluk zincirlerinden dolayı aile fertlerimizi kaybettik. Benim oğlum, son dakikasına kadar çocuklarını ve kendi hayatını kurtarmak için çaba sarf etti. Bunların takside görüntülerini gördük. O şekilde hastaneye giden bir hastanın bunların şuuru yerindedir, hiçbir etkisi yoktur diye taburcu ediyorlarsa, artık bu kelimenin bittiği bir yerdir. Yani insanın ne yapması gerekiyor? Hastanede tedavi görebilmesi için bayılmaları mı gerekiyor. Sonuç, hepimiz gördük. Göz göre göre ölüme gittiler" dedi. "Benim dört tane yavrum gitti" Adalet istediğini belirten anne Cemile Yılmaz, "Herkes gereken cezayı alsın. Benim dört tane yavrum gitti. Kapım kapandı, ocağım söndü. İlaçladılar, neden aldılar otele benim çocuklarımı. Haber verirlerdi. Girmezdi, dışarıda yatsa üşürdü, hasta olurdu ama ölmezdi. Gereken cezayı çeksin. Ağır cezaya çarptırılmalarını istiyorum. Benim dört tane yavrum gitti, oğlumun hayalleri vardı. Onlar da çeksin cezasını. Dört tane ama geri gelmeyecek. Çeksinler cezalarını, çekmelerini istiyorum" diye konuştu. "Sanıklar adalet karşısında hesap verecekler" Ailenin avukatı Yaşar Balcı, sanıkların adalet karşında hesap vereceklerini söyleyerek, "Hepimizin beklemiş olduğu Böcek ailesinin bugün ilk duruşması görülecek. Sanıklar adalet karşısında hesap verecekler. Sanıkların savunması alınacak. Olay yeriyle ilgili olayı gören tanıkların ifadeleri alınacak. Sanıklar tabii ki ilk etapta tutukluluk süreciyle ilgili birtakım itirazlarda bulunacaklar. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede taksirle adam öldürme, bilinçli taksir ve taksirle adam öldürmeden iddianame düzenlendi. Bununla ilgili bir yargılama başlayacak. Tabii biz bu konuyla ilgili detaylı araştırmalar yaptık. Özellikle bu ilaçlama firmasının 2022 yılından beri süregelen birtakım olaylarını da inceledik. Bunlarla ilgili bir Kur’an kursunda zehirlenme vakası var. Tedavi sürecinde doktorun birtakım tespitleri var. Hatta bununla ilgili başhekimliğe bir dilekçe gönderiyor. Bu ilaçlama firmasının alüminyum fosfit kullandığını, oldukça zehirli bir gaz niteliğinde olduğunu ve insanların ölümüne sebep olduğunu, hatta bu olaydan önce yine aynı hastaneye birtakım başvurular yapıldığını ve burada iki çocuktan bir tanesinin de bu şekilde öldüğünü belirtiyor. Bununla ilgili gerekli şeylerin yapılmasını talep etmiş. Başhekimliğe bir dilekçe yazmış. Bu olay sonrasında yine hepimizin bildiği bir Karan bebek olayı var. O da aynı şekilde. Orada da bir çocuk ölüyor. Buna ilişkin de soruşturma süreci devam ediyor. Yine bu olaydan sonra bir ailenin evinde bir ilaçlama var. Orada oturanlardan bir tanesi doktor, eşi de sanırım kimyager. Onlar bu durumu fark ediyorlar. Bununla ilgili havalandırma yapılmasını istiyorlar, polisi aramışlar, şirkete ulaşmışlar. Hani bu şekilde isyanları var, çok sayıda şikayetleri olmuş. Fakat söz konusu firma faaliyete devam ettiği için en son hepimizin bilmiş olduğu böyle bir acı vaka meydana geliyor. Bir aile tamamen bu şekilde katledildi" dedi. "Her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumu söz konusu" Her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumunun söz konusu olduğunu ifade eden Balcı, "Servet benim hem çocukluk arkadaşım ve hemşehrimdi. Servet’le ilgili de hem bir hukukçu olarak hem de onun hemşehrisi, aynı zamanda arkadaşı olarak benim de üstümdeki yük oldukça ağır. Biz yüce Türk adaletine güveniyoruz. Özellikle bu firmanın ısrarlı bir şekilde bu hareketlere devam ediyor olmasını biz olası kast olarak değerlendiriyoruz. Bu manada kendimizi ifade edeceğiz. Yani taksirle adam öldürmede 22 buçuk yıla kadar sanıklar için bir ceza öngörüldü. Fakat olası kast olarak değerlendirildiğinde her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumu söz konusu. Burada maktul sayısı kadar ceza veriliyor. Çünkü ısrarlı bir şekilde bu eylemlerine devam ediyor" diye konuştu. "Hak ettikleri cezaları almaları için gerekli her şeyi yapacağız, sonuna kadar bu mücadelemiz sürecek" Balcı, cezaların azaldığında vicdanların sesinin kısıldığını belirterek, "Aynı zamanda söz konusu otelde de ciddi manada eksiklikler var. Firmanın herhangi bir sertifikası yok, firma dışında uygulayıcı şahsın da herhangi bir sertifikası yok. Otelle ilgili de sadece bir oda ilaçlanmış tahtakurusu şikayetine ilişkin. Odada şaft boşluklarında hava geçişleri var, bunlara ilişkin kapamalar yapılmamış. Zaten firmanın sertifikası olmadığı için kullanmış olduğu malzeme de tamamen biyosidel olmayan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın iznine tabi insanların yaşam alanında kullanılması tamamen yasak olan bir ürün. Bununla ilgili bu ürünü de kaçak yollarla bir şekilde ele geçirmişler. Etkili netice doğuruyor diye bunu uyguluyorlar. Bununla ilgili de biz gerekli başvurularda bulunduk. Burada hem otel sahibi, aynı zamanda uygulayan şahıs ve ilaçlama firmasının sahibi yargılanıyor. Aynı zamanda otelde çalışan resepsiyon görevlileri de sanık olarak yargılanmaktalar. Cezalar azaldığında vicdanların sesi kısılıyor. Biz burada öncelikle bu ailenin vicdanının sesini yükseltmek için buradayız ve tüm Türk toplumu için; yani hepimizi derinden etkileyen bir olay, hak ettikleri cezaları almaları için gerekli her şeyi yapacağız, sonuna kadar bu mücadelemiz sürecek. Öncelikli olarak mahkeme tarafından sadece bu dosyaya bir gün verildi. Bizim dosyamızın yargılaması yapılacak. Bu dosyada sanıklar tabii öncelikli olarak suçtan kurtulmaya yönelik birtakım beyanlarını tekrar edecekler. Özellikle dosyadaki yapılan tetkiklerde alüminyum fosfit zaten tespit edildi. Bunu onlar kesinlikle kabul etmiyorlar, tamamen biyosidel ürün kullandıklarını iddia ediyorlar. Fakat hem firmanın hem de uygulayıcının zaten sertifikası yok, usule uygun olarak alınmış bir sertifikası yok. Tamamen yasak bir ürünü kullanıyorlar, bu da tam olarak tespit edildi" ifadelerini kullandı.
Kocaeli Körfez ragbide zirveyi bırakmadı Körfez Gençlerbirliği, 7’li Ragbi Büyük Erkekler ve Kadınlar Türkiye Şampiyonası 2. Etap müsabakalarını çifte dereceyle tamamladı. Körfez temsilcisi, erkeklerde etap birinciliği elde ederken kadınlarda ise üçüncü sırada yer aldı. Türkiye Ragbi Federasyonu tarafından 17-18 Nisan 2026 tarihlerinde Ankara Esenboğa Spor Tesisleri’nde düzenlenen 2026 Büyük Erkekler 7’li Ragbi Türkiye Şampiyonası 2. Etabı’nda Körfez Gençlerbirliği Spor Kulübü Erkek Takımı, gösterdiği başarılı performansla etap birincisi oldu. Kadın takımı ise 16-17 Nisan tarihlerinde aynı tesiste gerçekleştirilen organizasyonda üçüncü sırayı aldı. Körfez ekibi finalde kupaya uzandı Körfez Gençlerbirliği Erkek Takımı, ilk gün oynadığı maçlarda Kadıköy Ragbi SK’yı 46-0, Samsun Büyükşehir SK’yı 22-12 ve İstanbul Ragbi SK’yı 36-5 mağlup ederek grubunu ve ilk 12 sıralamasını lider tamamladı, ardından çeyrek finale yükseldi. İkinci gün karşılaşmalarında çeyrek finalde ODTÜ SK’yı 38-7, yarı finalde ise Ankara Ragbi SK’yı 27-12 yenerek finale çıkan Körfez temsilcisi, final müsabakasında Pursaklar Belediye SK Ragbi Takımı’nı 14-10 mağlup ederek 2. etabı Türkiye birincisi olarak tamamladı. Kadın takımı da madalyayla döndü Kadınlar kategorisinde ise Körfez Gençlerbirliği Ragbi Kadınlar A Takımı, 13 takımın mücadele ettiği lig usulü organizasyonda Türkiye üçüncüsü olmayı başardı. Takım, ilk gün oynanan maçlarda Kepez Belediye SK’yı 32-0, Fatsa Falcon SK’yı ise 59-0 mağlup etti. İkinci gün karşılaşmalarında Yurdum SK’ya 12-10 mağlup olan Körfez ekibi, İstanbul Ragbi SK karşısında 27-10’luk galibiyet alarak etabı üçüncü sırada tamamladı.
Eskişehir Değişen iklim şartları vatandaşı endişelendiriyor Ülke genelinde olduğuğu gibi Eskişehir’de değişen ve istikrarsız olan hava şartları, hastalanma tehlikesi ile karşıya kalan vatandaşları endileşelendiriyor. Son dönemde etkili olan istikrarsız hava durumu, vatandaşların günlük yaşamını ve sağlığını olumsuz etkiliyor. Sıcaklıkların ani düşüş ve yükseliş göstermesi, mevsim geçişlerinin belirginliğini yitirdiğine dair tartışmaları beraberinde getirdi. "Bir gün bir günü tutmuyor" Hava şartlarının belirsizliğinden yakınan Zehra Zerrin Tunç, dışarı çıkmadan önce mutlaka hava durumunu kontrol ettiğini söyleyerek, "Eskişehir’de hava şartları çok dengesiz. Bir gün bir günü tutmuyor. Bu durum hem bizi hasta ediyor hem de dengemizi bozuyor" dedi. "Dört mevsimi yaşayamaz olduk" Doğma büyüme Eskişehirli olduğunu ifade eden Savaş Tunç, eski kışlar ile günümüzdeki hava şartları arasındaki farka dikkat çekti. Geçmişte mevsimlerin daha belirgin yaşandığını dile getiren Tunç, "Eskiden dört mevsim yaşardık, şimdi direkt yaza ya da direkt kışa giriyoruz. İlkbahar ve sonbaharı göremiyoruz. Mesela meyve ağaçları çiçek açtı, ardından yağmur ve dolu yağınca hepsi bitti. Eskiden bir kar yağardı, 3-4 ay yerden kalkmazdı. Kapı kollarının elimize donduğu ayazlar olurdu. Şimdi ise havanın nasıl olacağı hiç belli olmuyor" diye konuştu. "Mevsimler çarpık hale geldi" Hava değişimlerinin sağlık üzerindeki etkilerine değinen Ali Sarı ise mevsimlerin düzeninin bozulduğunu vurguladı. Sarı, "Mevsimler çarpık oldu artık. Güneş gördüğümüzde dışarı çıkıp hava almaya çalışıyoruz ama bu ani değişimler nedeniyle enfeksiyon kapıyoruz. Daha çok sağlığımızı korumaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.