Yerel Haberler
İzmir
Uzmanından zayıflama iğnesi uyarısı: ’Sihirli değnek değil’ 16 Nisan 2026 Perşembe - 11:38:01 Diyetisyen Hande Selin Ok, son yıllarda popülerleşen zayıflama iğnelerinin obezite tedavisinde etkili olabildiğini ancak bilinçsiz kullanımın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Ok, "Bu ilaçlar tek başına mucize yaratmaz, doğru beslenme ve yaşam tarzı değişikliğiyle desteklenmelidir. Sağlıklı kilo kaybı; planlı beslenme, yeterli protein, dengeli tabak ve sürdürülebilir yaşam tarzıyla mümkündür. İlacı değil, alışkanlığı kalıcı kılın." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Selin Ok, son yıllarda kullanımının giderek arttığı zayıflama iğneleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Obezite tedavisinde kullanılan bu ilaçların doğru şekilde kullanılmasının önemli olduğunu belirten Ok, bilinçsiz kullanımın sağlık açısından riskler oluşturabileceğini söyledi. Zayıflama iğnelerinin "Liraglutide, Semaglutide ve Tirzepatid" etken maddelerini içeren farklı grupları bulunduğunu belirten Ok, bu ilaçların cilt altına enjeksiyon şeklinde uygulandığını ifade etti. Bu ilaçların GLP-1 reseptör agonistlerini taklit ederek mide boşalmasını yavaşlattığını, tokluk hissini artırdığını ve iştahı baskılayarak kilo kaybını desteklediğini dile getiren Ok, söz konusu ilaçların ilk olarak diyabet tedavisi için geliştirildiğini ancak obezite tedavisinde de kullanılabildiğini söyledi. Zayıflama iğnelerinin tek başına mucizevi bir çözüm olmadığını vurgulayan Ok, "Etkili ve sağlıklı sonuçlar için doğru beslenme alışkanlıklarıyla desteklenmeleri gerekir. Aksi halde kas kaybı, halsizlik, mide problemleri ve hızlı geri kilo alımı gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu ilaçlar bir sihirli değnek değildir." diye konuştu. Amaç sadece kilo kaybı değil, yağ kaybı olmalı GLP-1 tedavisi sırasında beslenmenin tedavinin en önemli parçalarından biri olduğunu belirten Ok, iştahın azalması nedeniyle kişilerin çok az yemeyi doğru bir yöntem olarak görmemesi gerektiğini ifade etti. Ok, tedavi sürecinde hedefin sadece kilo vermek değil, yağ kaybını sağlamak olması gerektiğini vurgulayarak protein ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekti. İştahın azalmasıyla birlikte daha küçük porsiyonlarla doygunluk hissi oluşabildiğini belirten Ok, bu durumda tüketilen besinlerin besin değerinin yüksek olması gerektiğini söyledi. Ok, "Her öğünde yeterli protein kaynakları, lif içeren sebze ve tam tahıllar ile sağlıklı yağlar bulunmalıdır." dedi. Yağlı ve ağır yemekler mide şikayetlerini artırabilir GLP-1 tedavisi sırasında mide boşalmasının yavaşladığını belirten Ok, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerin mide bulantısı ve rahatsızlık hissini artırabileceğini söyledi. Bu nedenle daha hafif pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Ok, aşırı şekerli ve işlenmiş gıdaların da kan şekeri dalgalanmalarına yol açabileceğini ifade etti. Küçük porsiyonlarla ve yavaş yemek yemenin önemli olduğunu dile getiren Ok, hızlı tüketilen büyük porsiyonların mide bulantısına neden olabileceğini söyledi. Ayrıca basit karbonhidrat tüketiminin azaltılması ve lifli gıdaların kademeli olarak artırılması gerektiğini belirtti. Su tüketimi ve düzenli öğün önemli İştahın azalmasıyla birlikte su tüketiminin de ihmal edilebildiğini söyleyen Ok, suyun gün içine yayarak tüketilmesinin kabızlık riskini azaltacağını ve metabolizmayı destekleyeceğini belirtti. Öğün atlamanın da yanlış bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Ok, gün içinde dengeli iki veya üç ana öğünün genellikle daha iyi tolere edildiğini ifade etti. Haftada en az iki veya üç gün direnç egzersizi yapılmasının ve yeterli uykunun da kilo kontrolü açısından önemli olduğunu söyleyen Ok, sağlıklı kilo kaybı için yaşam tarzı değişikliğinin şart olduğunu belirtti. Hızlı kilo kaybına aldanmayın Hızlı kilo kaybının her zaman sağlıklı olmadığına dikkat çeken Ok, kontrolsüz ve yetersiz beslenmenin saç dökülmesi, halsizlik, kas kaybı ve metabolizma yavaşlamasına yol açabileceğini söyledi. Diyet planlanırken yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite ve mevcut hastalıkların dikkate alınması gerektiğini belirten Ok, makro ve mikro besin ögelerinin dengeli şekilde planlanmasının önemine işaret etti. Doktor ve diyetisyen kontrolünün önemini vurgulayan Ok, şöyle konuştu: "Zayıflama iğneleri doktorun uygun gördüğü fazla kilolu veya obez bireylerde kullanılmalıdır. Tedavinin hekim tarafından planlanması ve süreçte diyetisyenin tıbbi beslenme tedavisini yürütmesi sağlıklı sonuç için büyük önem taşır. GLP-1 tedavisi bir başlangıçtır, ilacın bırakılmasının ardından eski beslenme alışkanlıklarına dönülmesi halinde kilo geri kazanımı kaçınılmaz olabilir. Sağlıklı kilo kaybı planlı beslenme, yeterli protein alımı, dengeli tabak ve sürdürülebilir yaşam tarzı ile mümkündür. Kalıcı olan ilaç değil, kazanılan sağlıklı alışkanlıklardır.
16 Nisan 2026 Perşembe - 10:52 Kültürpark’ta büyük buluşma: İZKİTAP başlıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı, 17 Nisan’da Kültürpark’ta kapılarını açıyor. Yayınevleri, sahaflar, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları ve kültür kurumlarının katılımıyla hayata geçirilen İZKİTAP; İzmir’i 17-26 Nisan 2026 tarihleri arasında 10 gün boyunca edebiyat ve yayıncılık dünyasının önemli buluşma noktalarından biri haline getirecek. Binlerce kitabın okurlarla buluşacağı organizasyon, yazarları, şairleri, akademisyenleri, gazetecileri ve sanatçıları aynı çatı altında bir araya getiren kapsamlı bir kültür platformu niteliği taşıyor. Bu yıl fuarda, yaklaşık 200 katılımcı yer alırken 400’e yakın yazar, şair, gazeteci, akademisyen ve sanatçı okurlarla buluşacak. Program kapsamında söyleşi ve imzalarla birlikte 500’e yakın etkinlik hayata geçirilecek. Ünlü yazarlar geliyor Fuar programı; edebiyattan tarihe, güncel tartışmalardan toplumsal meselelere uzanan geniş bir içerik sunacak. Söyleşi ve panellerde alanında öne çıkan isimler okurlarla buluşurken, fuar süresince düzenlenecek etkinlikler ziyaretçilere çok yönlü bir kültür deneyimi yaşatacak. Fuar boyunca Ahmet Ümit, Ayşe Kulin, Beyhan Budak, Coşkun Aral, Enver Aysever, İnci Aral, Mehmet Eroğlu, Mine Söğüt, Murat Menteş, Mustafa Balbay, Naim Babüroğlu, Nasuh Mahruki, Saygı Öztürk, Selçuk Şirin, Serhan Asker, Sinan Meydan, Suat Çağlayan, Şükrü Erbaş, Yekta Kopan’ın da aralarında bulunduğu birbirinden değerli isimler, imza günleri ve etkinliklerle okurlarıyla bir araya gelecek. Ayrıca, farklı alanlardan gazeteci, akademisyen ve düşün insanları da fuarın zengin içeriğine katkı sunacak. Onur konuğu yazar Oya Baydar İZKİTAP’ın onur konuğu, çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden Oya Baydar olacak. Roman ve denemelerinde bireyin toplumsal değişimlerle kurduğu ilişkiyi, kent yaşamını, belleği ve siyasal dönüşümleri ele alan Baydar; güçlü anlatımı ve düşünsel derinliğiyle edebiyat dünyasında özgün bir yere sahip. Uzun yıllara yayılan yazarlık serüveni boyunca çok sayıda esere imza atan yazar, fuar kapsamında 18 Nisan günü, imza ve söyleşisi ile Ahşap Sahne’de okurlarıyla buluşacak. Prof. Dr. İlber Ortaylı anılacak Kısa süre önce yaşamını yitiren Prof. Dr. İlber Ortaylı için adını taşıyan İlber Ortaylı Kütüphanesi önünde 18 Nisan Cumartesi saat 14.00’te kardeşi Nuriye Ortaylı ve kızı Tuna Ortaylı Kazıcı’nın katılımıyla anma etkinliği düzenlenecek. Sergiler Fuar boyunca İzmirliler, Pakistan Pavyonu’nda 19 Nisan’a kadar Ece Türkel ve Fatih Şimşek’in seramik eserler sergisini, yine Pakistan Pavyonu’nda 23 Nisan’da açılacak Uluslararası Işık Seramik Yarışması Seramik Sergisi’ni ve Mehmet Tüzüm Kızılcan Sanat Galerisi’nde Cem Sağbil’in Dünyada Hala Çiçek Açıyor Sergisi’ni, 10.00 - 20.00 saatleri arasında ziyaret edebilecek. Çocuklar buraya İZKİTAP, her yaştan ziyaretçiye hitap eden çok yönlü bir kültür ortamı sunacak. Aileleriyle birlikte fuarı ziyaret eden çocuklar, ilk kitaplarını seçmenin heyecanını yaşarken; bu ortak deneyim alanı kuşaklar arası bir kültür buluşmasına dönüşecek ve okuma alışkanlığının gelişmesine, edebiyatın gündelik yaşamın bir parçası haline gelmesine katkı sağlayacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri, fuara ev sahipliği yapan Kültürpark’ta gerçekleştirilecek. Söyleşiler, atölyeler, sahne etkinlikleri, yaratıcı drama çalışmaları, masal anlatımları ve interaktif etkinliklerle alan, bayram haftasında edebiyat ve sanatla iç içe bir buluşma noktasına dönüşecek. İZKİTAP - 7. İzmir Kitap Fuarı, 10 gün boyunca 10.00 - 20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Kitapseverler, fuarla ilgili daha fazla bilgiye, imza ve etkinlik programına kitapizmir.com adresinden ulaşabilecek.
16 Nisan 2026 Perşembe - 10:51 TBMM komisyonu İzmir’de cezaevleri denetimine başladı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu heyeti, ceza infaz kurumlarındaki uygulamaları denetlemek amacıyla İzmir’e geldi. Komisyon, cezaevleriyle ilgili yapılan şikayet ve müracaatları iki gün boyunca yerinde inceleyecek. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde faaliyet gösteren Hükümlü ve Tutuklu Hakları Alt Komisyonu, Buca Ceza İnfaz Kurumu önünde basın açıklaması yaptı. Alt Komisyon Başkanı ve AK Parti Adıyaman Milletvekili Mustafa Alkayış ile komisyon üyesi milletvekilleri ziyarette hazır bulundu. Sözlerine Siverek ve Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen saldırılarda hayatını kaybeden öğrenci ile öğretmenlere rahmet dileyerek başlayan Mustafa Alkayış, milletçe büyük bir acı yaşadıklarını dile getirdi. Hedef insan onurunu korumak Komisyonun temel hedefinin Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ile ulusal mevzuat arasındaki uyumu sağlamak olduğunu ifade eden Alkayış, insan hak ve hürriyetlerini genişletmek istediklerini belirtti. Her türlü işlemde insan onurunun korunmasını önemsediklerini anlatan Alkayış, "Mevzuattan kaynaklanan eksiklikler varsa yasa teklifinde bulunmak, uygulamadan kaynaklanan eksiklikleri tespit edip öneriler sunmak önceliğimizdir. Hak ihlali iddialarını inceliyor, gerekli gördüğümüz yerde inceleme yaparak yetkilileri çağırıyoruz" dedi. İnfaz sisteminin işleyişi takip ediliyor Her yasama döneminde alt komisyon kurulmasının bir gelenek haline geldiğini kaydeden Alkayış, cezaevlerindeki infaz rejiminin insan haklarına uygun yürütülüp yürütülmediğini denetlediklerini dile getirdi. Hükümlülerin topluma kazandırılması noktasında komisyonun geniş incelemeler yaptığını aktaran Alkayış, 28. yasama döneminde Sincan, Diyarbakır, Mardin, Midyat, Erzurum, Erzincan, Bolu, Düzce, Kırşehir ve Niğde’deki açık ile kapalı cezaevlerini ziyaret ettiklerini söyledi. Ziyaretlerin ardından Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yetkilileriyle bir araya geldiklerini anlatan Alkayış, "Gördüğümüz eksiklikleri ve tespitlerimizi onlarla paylaşıyoruz. Taleplerimizi ilettikten sonra bunları raporlayarak hem Türkiye kamuoyuyla hem de Adalet Bakanlığımızla paylaşıp hakların ilerlemesine katkı sunmaya gayret gösteriyoruz" ifadelerini kullandı. "İzmir’den 468 müracaat aldık" İnsan hakları konusunun sürekli kendini yenileyen dinamik bir alan olduğunu vurgulayan Alkayış, dışarıdaki vatandaşlar için basit görünen bir durumun cezaevindeki kişiler için çok kıymetli olabileceğine dikkat çekti. Hükümlü ve tutukluların doğrudan devletin güvencesi altında olduğunu hatırlatan Alkayış, "Sağlık, beslenme, nakiller, kapalı ve açık görüşmelerin tam yapılıp yapılmadığı ile personelin muamelesi yakından takip ettiğimiz konulardır. Komisyonumuza İzmir’den değişik konularda 468 müracaat ulaştı. Bu konuları yerinde inceleyip tespitlerimizi yaparak Genel Müdürlüğümüzle istişare edeceğiz" diye konuştu. İki günlük çalışma yapılacak İzmir’de iki gün boyunca çeşitli çalışmalar yürüteceklerini belirten Alkayış, sürecin altyapısının oluşturulmasına katkı sağlayan yetkililere teşekkür etti. Alkayış, İzmir Valiliği, İzmir ve Menemen Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yetkililerine desteklerinden ötürü şükranlarını sundu. Komisyon heyetinin kentteki incelemelerinin devam edeceği öğrenildi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 10:35 Göztepe’de hedef 5’te 5 Göztepe, Süper Lig’in bitimine 5 hafta kala kalan tüm maçlarını kazanarak Avrupa kupalarına katılma şansını son ana kadar zorlamayı hedefliyor. Trendyol Süper Lig’e Avrupa hedefiyle başlayan Göztepe’yi son haftalarda yaşanan puan kayıpları olumsuz etkiledi. İzmir temsilcisi, son 9 maçında yalnızca 1 galibiyet alırken, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet yaşadı. Bu tablo sonucunda Avrupa potasından çıkan Göztepe, 5. sıradaki Başakşehir ile aynı puanda olmasına rağmen averaj farkıyla 6. sıraya geriledi. Öte yandan Türkiye Kupası’nı ilk 4 sırada yer alan takımlardan birinin kazanması halinde ligi 5. sırada bitiren ekip de Avrupa kupalarına katılma hakkı elde edecek. Göztepe de bu ihtimali avantaja çevirmek ve en azından sezonu 5. sırada tamamlamak istiyor. Tek hedef Avrupa İzmir ekibi kalan haftalar için tüm odağını oynayacağı maçlara çevirmiş durumda. Göztepe, ilk olarak hafta sonu deplasmanda Kocaelispor ile karşılaşacak. Ardından sahasında Antalyaspor’u konuk edecek olan sarı-kırmızılılar, bu maçın sonrasında Trabzonspor deplasmanına gidecek. Daha sonra iç sahada Gaziantep FK ile karşılaşacak Göztepe, sezonun son haftasında ise dış sahada Samsunspor maçıyla ligi tamamlayacak. Göztepe, kalan 5 maçtan da galibiyet ayrılıp ve aynı süreçte Başakşehir’in de puan kaybetmesi halinde ligi 5. sırada tamamlayarak Avrupa kupalarına katılmayı hedefliyor.
Başsavcı Yeldan’dan Yeşilay’a ziyaret: "Bağımlılıkla mücadele ortak sorumluluk"
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:34 Başsavcı Yeldan’dan Yeşilay’a ziyaret: "Bağımlılıkla mücadele ortak sorumluluk" İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ve beraberindeki heyet, Yeşilay Haftası kapsamında Yeşilay İzmir Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ni ziyaret etti. Ziyarette bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve rehabilite edici çalışmaların önemine dikkat çekildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı heyeti, 1-7 Mart Yeşilay Haftası kapsamında Yeşilay İzmir Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ni ziyaret etti. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Cumhuriyet Başsavcıvekili Aydoğan Sansak ile Cumhuriyet Savcısı Metin Tokel’in yer aldığı heyet, merkezde İzmir Yeşilay Başkanı Ömer Yahşi ve Yeşilay yetkilileri tarafından karşılandı. Ziyarette konuşan Başsavcı Yeldan, bağımsız ve sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekerek, bağımlılıklardan uzak, bilinçli ve güçlü bireylerden oluşan bir toplum inşa etmenin ortak sorumluluk olduğunu ifade etti. Bağımlılıkla mücadelede yalnızca adli süreçlerin değil, koruyucu ve rehabilite edici çalışmaların da büyük önem taşıdığını vurgulayan Yeldan, bağımlılıktan kurtulmak isteyen vatandaşların yeniden topluma kazandırılmasının sosyal dayanışma ve kurumlar arası iş birliğinin en somut göstergesi olduğunu belirtti. Ziyaret sonunda Başsavcı Yeldan tarafından Yahşi’ye günün anısına çiçek takdim edildi. Program, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Kapıyı ’polisiz’ diyerek açtırdılar, silahla vurup 550 bin lira parayı çaldılar
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:12 Kapıyı ’polisiz’ diyerek açtırdılar, silahla vurup 550 bin lira parayı çaldılar İzmir’in Bornova ilçesinde kendilerini polis olarak tanıtarak bir eve giren ve içerideki 2 kişiyi yaralayıp 550 bin lira gasp eden 3 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınan zanlılardan birinin 61 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı belirlendi. Olay, 3 Mart günü saat 03.30 sıralarında Doğanlar Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kendilerini polis olarak tanıtarak bir eve giren şüpheliler, ev sahibi E.T. ve arkadaşı U.A.’yı tabancayla bacaklarından yaraladı. Şüpheliler, adresteki 550 bin TL parayı da zorla alarak olay yerinden kaçtı. Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, olayın ardından başlattıkları çalışma sonucu şüphelilerin A.İ., O.T. ve N.T. olduğunu belirledi. Şahısların Yıldırım Beyazıt Mahallesi’ndeki bir adreste saklandığını tespit eden ekipler, düzenlenen operasyonla 3 şüpheliyi de yakaladı. Uzi ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi Adreste yapılan aramalarda olayda kullanıldığı belirlenen 1 adet ruhsatsız tabanca, bu tabancaya ait şarjör ve 6 adet fişek ile uzi olarak tabir edilen ruhsatsız otomatik tabanca ve bu silaha ait şarjör ile 6 adet fişek ele geçirildi. Cezaevi firarisi çıktı Şüphelilerden O.T.’nin yapılan GBT sorgusunda, yağma suçundan toplamda 61 yıl 9 ay 26 gün kesinleşmiş hapis cezası ile arandığı ortaya çıktı. Gözaltına alınan şahıslar ve ele geçirilen suç unsurları Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
İzmir’de yeraltı suları anlık izlenecek
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:01 İzmir’de yeraltı suları anlık izlenecek İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, iklim krizinin derinleştirdiği kuraklık riskine karşı yer altı su kaynaklarını dijital teknolojilerle izlemeye hazırlanıyor. Proje Avrupa Birliği desteği kapsamında 1 milyon Euro bütçeyle yürütülecek. İzmir’in özellikle kıyı ilçelerinde bulunan akiferlerde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riski anlık olarak takip edilecek ve erken uyarı sistemi kurulacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, suyun geleceğini güvence altına almak ve iklim krizinin oluşturduğu kuraklık riskine karşı kentin su kaynaklarını korumak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde, Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltı Suyu Sürdürülebilirliği" projesi kapsamında, İzmir’de yer altı su kaynaklarının dijital sistemlerle izlenmesi hedefleniyor. Özellikle kıyı bölgelerinde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riskine karşı erken uyarı mekanizması kurulması planlanıyor. Projenin başlangıç toplantısı, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapıldı. Panele, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı’ndan Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Yıldır: "Türkiye su stresi yaşayan ülkelere yaklaşıyor" Panelde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Levent Yıldır, iklim değişikliği, artan nüfus ve kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırdığını belirterek, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının Türkiye’de son yıllarda hızla azaldığını vurguladı. Türkiye’nin kullanılabilir yıllık su potansiyelinin yaklaşık 112 milyar metreküp olduğunu ifade eden Yıldır, "2000’li yılların başında Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.600 metreküp seviyesindeydi. Bugün ise bu miktar 2024 itibarıyla yaklaşık 1.300 metreküp seviyesine kadar düşmüş durumda. Mevcut eğilim devam ederse 2050 yılında kişi başına düşen su miktarının 1.200 metreküp civarına gerilemesi bekleniyor. Bu tablo, Türkiye’nin giderek su stresi yaşayan ülkeler kategorisine yaklaştığını gösteriyor" şeklinde konuştu. "Modern dünyada riskler giderek artıyor" Su kaynakları üzerindeki baskının artmasının başlıca nedenleri arasında kentleşme, tarımsal üretim ve artan tüketim yer aldığının altını önemle çizen Dr. Yıldır, "Modern dünyada karşı karşıya olduğumuz riskler giderek artıyor ve karmaşıklaşıyor. Bugün risk su olabilir, yarın hava kirliliği, orman yangınları veya başka çevresel krizler olabilir. Bu nedenle içinde bulunduğumuz dönemde en önemli görevimiz, ortaya çıkan bu riskleri bilimsel yaklaşımla öngörmek ve önleyici politikalar geliştirmektir. Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlara yalnızca teknik ya da mühendislik perspektifiyle bakmak yeterli değildir. Bunların hepsi bir arada ele alınması gereken karmaşık bir tabloyu oluşturuyor. Ancak bu zorlukların üstesinden gelmenin yolu iyi bir yönetim anlayışından ve güçlü bir koordinasyondan geçmektedir. Bugün burada paylaşılan bilgiler, yürütülen projeler ve yapılacak çalışmalar bu açıdan büyük önem taşıyor. Bugüne kadar oluşturduğumuz kültürel alışkanlıklarımızı, değerlerimizi ve üretim-tüketim biçimlerimizi yeniden düşünmek zorundayız. Gerekirse bunların yerine daha sürdürülebilir modeller geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü doğayı yok ettiğimizde yerine koyabileceğimiz yeni bir doğa yok. Bu nedenle her zamankinden daha dikkatli, daha özenli ve daha sorumlu davranmak zorundayız" dedi. Baran: "Krizi akılla ve bilimle yönetmek mümkün" İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, insanlığın doğrudan kullanabileceği suyun sınırlı olduğuna dikkat çekerek, "Küresel iklim krizi giderek belirginleşiyor. Bu kriz nitelikli akılla, bilimle ve farkındalığı yüksek bir toplumla yönetilebilir. Depremi engelleyemeyiz ama bilimsel yöntemlerle dayanıklı şehirler inşa edebiliriz. Seli tamamen ortadan kaldıramayız ama doğru altyapı ve planlamayla etkilerini azaltabiliriz. Küresel iklim krizi ve su sorunu da aynı şekilde ele alınmalıdır" dedi. Akdeniz havzasının küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olduğuna işaret eden Baran, sürdürülebilir su yönetimi ve şehir planlamasının önemini vurguladı. "Bu proje önemli bir ekolojik girişimdir" Yusuf Baran, dünyadaki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 30’unun yeraltı sularından oluştuğunu hatırlatarak, bu kaynakların korunmasının önemine dikkat çekti. "Bugün konuştuğumuz proje, çağımızın üç temel dönüşümünü bir araya getiriyor: dijital dönüşüm, toplumsal dönüşüm ve yeşil dönüşüm. Dijitalleşme, su kaynaklarının izlenmesi ve yönetilmesini sağlarken; yeşil dönüşüm, su kaynaklarının korunmasını kapsıyor. Toplumsal dönüşüm ise bu konuda farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Elde edilecek sonuçlar ve bilgiler, toplumun su kaynakları konusundaki bilinç düzeyini artıracaktır. Dolayısıyla bu proje, üç temel dönüşümü bir araya getiren önemli bir ekolojik girişimdir" dedi. "Su yönetimi artık ulusal bir politika meselesidir" İklim değişikliğinin yalnızca kuraklık anlamına gelmediğini vurgulayan Baran, şunları söyledi: "Bazen 6 ayda yağması gereken yağmur 6 saatte düşüyor. İzmir’de de uzun süre yağmayan dönemlerin ardından ani ve yoğun yağışlar, toprağın suyu emememesiyle sonuçlanıyor. Bu suyun tarımda ve yaşamda kullanılabilmesi gerekir. Toplumda su tasarrufu genellikle bireysel kullanım üzerinden konuşulur, oysa toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 69’u tarımda, yüzde 19’u sanayide ve sadece yüzde 10’u evlerde gerçekleşiyor. Bu nedenle su yönetimi artık yalnızca bireysel değil, ulusal bir politika olarak ele alınması gereken hayati bir konudur. Tarım ve su yönetiminde yapılan hatalar tatlı su kaynaklarının tuzlanmasına, toprakların verimsizleşmesine ve ekolojik denge kaybına yol açıyor. Bilimin en önemli özelliği yalnızca sorunları çözmek değil, onları önceden görüp engellemektir. Deprem, sel ya da iklim krizinde asıl olan felaket gerçekleşmeden önce önlem almaktır. Bugün konuştuğumuz proje de bu anlayışın bir parçasıdır. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün uluslararası su araştırmaları birimiyle yürütülen bu proje, dünya genelinde yapılan yüzlerce başvuru arasından seçilen önemli bir çalışmadır." Keskin: "Küresel sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı" İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, iklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda da hissedildiğini belirtti. Artan sıcaklıkların, azalan yağışların ve deniz seviyesindeki yükselmenin, özellikle su kaynakları ve çevre üzerinde ciddi riskler oluşturduğuna değinen Keskin, "Akdeniz havzasındaki İzmir gibi kıyı kentleri bu riskleri daha yoğun şekilde yaşıyor. İklim değişikliği artık geleceğe dair bir öngörü değil; bugün yaşamımızı doğrudan etkileyen bir gerçek. Sanayi devrimi öncesi döneme kıyasla küresel ortalama sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı ve bu artışın devam etmesi durumunda ciddi çevresel ve ekonomik riskler doğabilir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 Türkiye İklim Değerlendirme Raporu’na göre, Türkiye’de ortalama sıcaklık 15,1 santigrat derece olarak ölçüldü; bu, 1991-2020 ortalamasının 1,1 derece üzerinde ve son 25 yılın en sıcak beşinci yılı oldu. Temmuz 2025 ise ortalama 26,5 santigrat derece ile son 25 yılın en sıcak temmuz ayı olarak kayıtlara geçti. "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışıyla kayıtlara geçti" Keskin, 2025’te Türkiye genelinde ortalama yağışın 449,6 mm olarak gerçekleştiğini, bunun 1991-2020 ortalamasına göre yüzde 27,6 azalma anlamına geldiğini belirterek, "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışı seviyelerinden biri olarak kaydedildi. Bu durum tarım, su kaynakları, enerji ve insan sağlığı üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor" dedi İklim değişikliğiyle mücadelede azaltım, uyum ve sürdürülebilir kalkınmanın önemine işaret eden Keskin, 2025 Temmuz’da yürürlüğe giren İklim Kanunu ile Türkiye’nin iklim politikaları ve enerji dönüşümünde daha görünür hale geldiğini belirtti. Keskin, "Yerelde yürütülen her proje, büyük dönüşüm sürecinin bir parçasıdır. Özellikle su yönetimi, kentlerin iklim değişikliğine uyum sağlamasında kritik rol oynuyor..= İzmir’in dirençli bir kent olma hedefini güçlendirecek ve diğer şehirler için yol gösterici olacaktır" dedi. İYTE Proje Koordinatörü Prof. Dr. Alper Baba ise projeyi panelde detaylandırdı. İZSU’dan kuraklığa karşı önlem ve yeni su kaynakları İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, son yıllarda yaşanan kuraklık ve düşük yağışlara karşı idari ve teknik önlemler aldı. Kademeli su tarifeleri, park ve bahçe aboneliklerinin iptali ile kayıp-kaçakla mücadele gibi uygulamaların yanı sıra yeni su kaynakları sisteme dahil edildi. Bu kapsamda Güzelhisar Barajı’nda 20 yıldır kullanılmayan isale hattı onarılarak kente su sağlandı. Gördes Barajı’nın ölü hacminden yüzer pompalarla su alındı, Halkapınar, Menemen, Sarıkız ve Göksu kuyuları yenilendi. Ayrıca Halkapınar’da 7 bin metreküplük depo ve terfi merkezi inşa edildi. Tuzlanma riski büyüyor İzmir’e içme suyu sağlayan yaklaşık 1600 kuyudan 318’i kıyı ilçelerde bulunuyor. Kıyı bölgelerindeki akiferlerde deniz suyunun yeraltı suyu rezervlerine karışması nedeniyle tuzlanma riski giderek artıyor. Yeni proje kapsamında, İzmir’in kıyı bölgelerindeki yeraltı suyu kaynakları dijital sensörler ve izleme sistemleriyle takip edilecek; tuzlanma riskleri erken aşamada tespit edilerek önlem alınabilecek. AB’den projeye 1 milyon euro destek İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğiyle hazırlanan "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği" projesi, Avrupa Birliği ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından desteklenen Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı (AB-TR CCGP) kapsamında destek almaya hak kazandı. Toplam bütçesi 1 milyon Euro olan proje ile yeraltı suyu kaynaklarının korunması, dijital izleme altyapısının geliştirilmesi, tuzdan arındırma pilot uygulamaları ve iklim değişikliğine uyum politikalarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında Bergama’dan Selçuk’a uzanan kıyı şeridindeki akiferlerin tamamı çevrim içi olarak izlenecek.
Başkan Acar: "Aliağa’mızın en iyisini isteme hakkı vardır çünkü üreten bir şehirdir"
04 Mart 2026 Çarşamba - 14:35 Başkan Acar: "Aliağa’mızın en iyisini isteme hakkı vardır çünkü üreten bir şehirdir" Aliağa Belediyesi mart ayı meclis toplantısında konuşan Belediye Başkanı Serkan Acar, ilçenin tam teşekküllü bir hastaneye ihtiyacı olduğunu ifade ederek, "Çaltılıdere’deki hastanenin bir an önce faaliyete geçmesi için elimizden gelen mücadeyi vereceğiz. Sağlık hizmetleri hepimizin konusu, belediye olarak bizim de asli konumuz ve asli mücadelemizdir" dedi. Meclis toplantısı Belediye Başkanı Serkan Acar başkanlığında gerçekleştirildi. Başkan Acar, tüm vatandaşların sağlık, huzur, birlik ve beraberlik içerisinde bir Ramazan geçirmesi temennisinde bulundu. Toplantıda, Değirmendere Spor Tesisi’nin adının ‘Yavuz Güral Değirmendere Spor Tesisi’ olması, Çıtak Mahallesi’nde Aliağa Belediyesi tarafından projelendirilen ve yapımına başlanacak olan spor tesisinin adının ‘Çıtak Memduh Aydın Spor Tesisi’ olması ve Avcı Ramadan Çocuk Oyun ve Rekreasyon Alanında bulunan basketbol sahalarına da "Julide Oytun Sonat Spor Parkı" isminin verilmesi kararlaştırıldı. Gündemdeki maddelerin oylanmasının ardından meclise hitap eden Başkan Acar, sağlık hizmetleri ilgili açıklamada bulundu. Başkan Serkan Acar, "Aliağa’mızın en iyisini isteme hakkı vardır çünkü üreten bir şehirdir. Sağlık anlamında da en iyisine layıktır. Aliağa’mızda tam teşekküllü bir hastanenin yapılması gerekmektedir. Hepimiz aynı mücadelenin içindeyiz. Mevcut hastanemize de haksızlık etmemek lazım. Hem yönetim hem de sağlık çalışanları özveriyle çalışıyorlar. Eksiklikleri de tamamlama çalışması içindeler. En kısa sürede tamamlayacaklardır. Çaltılıdere’deki hastanenin bir an önce faaliyete geçmesi için elimizden geldiğince mücadelemizi vereceğiz. Sağlık hizmetleri hepimizin konusu, belediye olarak bizim de asli konumuz ve asli mücadelemizdir" ifadelerini kullandı.
Çeşme ve Karaburun’da ’Adli Güvenlik’ masaya yatırıldı
04 Mart 2026 Çarşamba - 12:50 Çeşme ve Karaburun’da ’Adli Güvenlik’ masaya yatırıldı Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Çeşme ve Karaburun ilçelerinde 2025 yılı içerisinde meydana gelen adli olaylar, yürütülen soruşturmalar ve alınan tedbirlere ilişkin değerlendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıda ayrıca 2026 yılında uygulanacak tedbirler ve soruşturmalarda dikkat edilecek hususlar ele alındı. Çeşme Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Şen başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya; Çeşme Cumhuriyet Savcıları Kazım Öztürk ve M. Uğur Dilber, Karaburun Cumhuriyet Savcısı Yasin Semiz ile birlikte Çeşme İlçe Emniyet Müdürü İsmail Kenar, Çeşme İlçe Jandarma Komutanı İsrafil Paksoy, Çeşme Sahil Güvenlik Karakol Komutanı Akın Satkan, Karaburun İlçe Emniyet Müdürü Uğur Yılmaz ve Karaburun İlçe Jandarma Komutanı Abdülkadir Ceran ile ilgili karakol ve büro amirleri katıldı. 2025 yılı soruşturmaları masaya yatırıldı Toplantıda, 2025 yılı boyunca yürütülen soruşturmalar ayrıntılı şekilde değerlendirildi. İlçelerde işlenen suç türleri, alınan önleyici ve adli tedbirler ile elde edilen sonuçlar kapsamlı biçimde ele alındı. Önümüzdeki yıl yürütülecek soruşturmalarda dikkat edilmesi gereken hususlar da müzakere edildi. Başsavcı Mustafa Şen, özellikle uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti, kadına yönelik şiddet, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, kolluk görevlisine mukavemet, göçmen kaçakçılığı, hırsızlık ve silahlı olaylar konusunda azami hassasiyet ve kararlılıkla hareket edildiğini ifade etti. Şen, bu suçlara ilişkin gözaltı ve tutuklama gibi koruma tedbirlerinin somut olayın özelliklerine göre gecikmeksizin uygulandığını, yürütülen tahkikatların ise titizlikle ve bizzat takip edildiğini vurguladı. Suç oranlarında düşüş vurgusu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sevk ve talimatları doğrultusunda adli kolluk birimlerince yürütülen etkin soruşturmalar neticesinde, birçok suç türünde önceki dönemlere kıyasla kayda değer azalma sağlandığı belirtildi. Toplantının devamında ise 2026 yılına yönelik alınacak yeni tedbirler ve yürütülecek soruşturmalara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu.
Folkart Orion’da ‘ön satış’ başladı
04 Mart 2026 Çarşamba - 11:48 Folkart Orion’da ‘ön satış’ başladı Türkiye’nin öncü gayrimenkul geliştiricilerinden Folkart’ın büyük bir yatırımla hayata geçirdiği Orion projesinde ön satış başladı. İlk günde yoğun bir ilgi gören Folkart Orion, Alsancak yönünde Altınyol-Ankara Asfaltı’nın kesiştiği noktada, İzmir’de hayatın yeni merkezi olarak konumlanıyor. Folkart Orion; konut, 5 yıldızlı otel, otelden hizmet alma ayrıcalığına sahip rezidanslar, ofisler, mağazalar, gastronomi odaklı restoranlar, donanımlı özel bir hastaneden oluşan etkili ve güçlü karma yapısı ile İzmir’in en büyük projesi olacak. İzmir’de hayata geçirdiği nitelikli projelerle, kentin estetik silüetine yön veren, mimari çizgisine katkı sağlayan Folkart, yeni projesi Orion’un ön satış sürecini başlattı. Folkart Orion, Türkiye’nin en iddialı karma projesi olma özelliği de taşıyor. Proje konumuyla ’İzmir’de hayatın yeni merkezi’ olarak öne çıkıyor. Bu süreçte ‘Pre-Lansman’ın ciddi avantajlarından faydalanmak isteyenlerin, projeye ilk ön satış gününde gösterdikleri yoğun ilgi nedeniyle, Orion’un deneyim ofisi haftanın yedi günü saat 22.00’ye kadar ziyarete açık kalacak. Alsancak ile Bayraklı hattında, İzmir’de hayatın yeni merkezi olarak öne çıkan bölgede konumlanan Orion; ölçeği, yatırım büyüklüğü ve karma yapısıyla, kentin gelişim aksında dikkat çeken yeni bir referans noktası olarak yükseliyor. Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, kentin silüetine ve yaşam kültürüne yön veren projeler geliştirmeye devam ettiklerini belirterek, "Orion, yalnızca ölçeğiyle değil; taşıdığı vizyon ve üstlendiği fonksiyon çeşitliliğiyle Folkart imzasını en güçlü şekilde yansıtan projelerimizden biri. İzmir’in yeni merkezinde yükselen Orion’un, hem yaşam hem de yatırım açısından kentin en güçlü adreslerinden biri olacağına inanıyoruz. Ön satış süreciyle birlikte bu yeni dönemin parçası olmak isteyen herkesi Orion’u yakından tanımaya davet ediyoruz" dedi. Folkart Orion, 45 bin metrekare arazi üzerinde hayata geçiriliyor. Sekiz dönümü, çok donanımlı özel bir hastane için ayrılan projede, hastane 53 bin metrekarelik bir zemin üzerinde şekilleniyor. Projenin toplam inşaat alanı ise 360 bin metrekareye ulaşıyor. Bu büyüklük, Folkart Orion’u İzmir’in en büyük karma yaşam projesi haline getirirken, Türkiye’nin de en iddialı projelerinden biri konumuna taşıyor. Adını, gökyüzünde yön bulma özelliğiyle bilinen Orion takım yıldızından alan proje, bulunduğu bölgede de benzer bir merkez etki oluşturmayı hedefliyor. Yedi fonksiyon, tek bir yaşam kurgusu Folkart Orion; konut, rezidans, 5 yıldızlı otel, ofis, mağazalar, restoranlar ve hastane olmak üzere yedi farklı fonksiyonu bir araya getiriyor. Bu yapı, projeyi yalnızca bir konut yatırımı olmaktan çıkarıyor; yaşam, çalışma, konaklama, sosyal yaşam ve sağlık fonksiyonlarını aynı merkezde buluşturan bütüncül bir şehir parçasına dönüştürüyor. Projede, farklı yaşam beklentilerine hitap eden zengin bir konut çeşitliliği sunuluyor. 1+1 Residence’lardan başlayarak özel bahçeli Garden Residence’lara, geniş 4+1 dairelerden özel havuzlu 5+1 ve 6+1 Penthouse’lara kadar uzanan bu çeşitlilik; hem yatırımcılara hem de uzun süreli yaşam planlayanlara hitap ediyor. 5 yıldızlı otel ve concierge hizmetli rezidanslar Proje bünyesinde yer alacak 5 yıldızlı otel, Marriott International çatısı altındaki Le Méridien markasıyla hayata geçiriliyor. Uluslararası standartlarda hizmet verecek otel, bölgenin konaklama kapasitesine yeni bir kalite seviyesi eklemeyi amaçlıyor. Otel bloğunda konumlanan özel rezidanslar ise farklı bir yaşam deneyimi sunuyor. Bu bloktaki konut sahipleri, eğer isterlerse concierge hizmetlerinden yararlanabilecek. Böylece günlük yaşam ile otel konforu aynı çatı altında buluşturulacak. Bütünlüklü, seçkin ve kontrollü bir konsept Proje bütüncül bir yaşam senaryosu çerçevesinde planlanıyor. Gastronomi ve sosyal yaşamın merkezde yer aldığı bu ana hat, projeye ayrı bir dinamizm kazandıracak şekilde tasarlanıyor. Sağlık fonksiyonu: Projenin tamamlayıcı unsuru Donanımlı, gelişmiş, tıbbi bütün alanlarda hizmet verecek özel hastane alanı, projeyi klasik karma yapı anlayışının ötesine taşıyor. Sağlık fonksiyonunun proje içinde konumlanması, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yaşam kurgusunun önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. İki etaplı gelişim takvimi Proje iki etap halinde geliştiriliyor. Ön satışa sunulan ilk etabın Eylül 2028’de tamamlanması planlanıyor. Konutların yanı sıra otel, özel rezidanslar ve ofis alanlarının yer alacağı ikinci etabın tesliminin Haziran 2029’da gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Folkart Orion, ölçeği, yatırım büyüklüğü ve fonksiyon çeşitliliğiyle İzmir’in yeni merkezinde yükselen en büyük projelerden biri olarak dikkat çekiyor. Türkiye genelinde de iddialı projeler arasında gösterilen Orion, ön satış süreciyle birlikte kentin gelişim aksında yeni bir dönemi işaret ediyor. Mimari proje: Global tasarım anlayışıyla şekillenen bir kurgu Mimari projesi dünyaca ünlü Tago Mimarlık tarafından geliştirilen Folkart Orion, global tasarım anlayışı, zamansız çizgileri ve dünya trendlerinden ilham alan yaklaşımıyla kurgulanıyor. Projede mimari dil, yalnızca estetik bir tercih olarak değil; uzun vadeli değer üreten, dönemsel akımlardan bağımsız bir tasarım anlayışı çerçevesinde ele alınıyor. Yapı kütlelerinin yerleşimi, açık alanlarla birlikte bütüncül bir kompozisyon oluşturacak şekilde planlanırken, toplam 26.000 metrekarelik yeşil alan, bu mimari yaklaşımın temel unsurlarından biri olarak projeye entegre ediliyor. Şehrin merkezinde konumlanan Orion’da, 20.000 bin metre kareyi aşan bu yeşil alan, yaşam kalitesini artıran özel peyzajı ile yalnızca görsel bir unsur değil; yaşamın gündelik akışına eşlik eden, nefes alan, sakinleştirici bir çevre anlayışıyla tasarlanıyor. Global ölçekte yükselen karma yaşam projelerindeki çağdaş planlama anlayışını İzmir’e taşıyan Orion, mimari diliyle de bulunduğu bölgenin yeni referans noktalarından biri olmayı hedefliyor. Uluslararası standartlarda yapısal güvenlik Folkart Orion, yalnızca fonksiyon çeşitliliğiyle değil, güçlü mühendislik altyapısıyla da öne çıkıyor. Proje; Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018) ve uluslararası yüksek yapı standartları doğrultusunda, performans bazlı mühendislik yaklaşımıyla tasarlanıyor ve doğrulanıyor. 250 metreye varan derin sondaj çalışmaları, 50 metreye ulaşan baret kazık uygulamaları ve kapsamlı zemin iyileştirme süreçleriyle yapısal güvenliği en üst seviyeye taşıyor. Taşıyıcı sistemi Amerikalı THORNTON TOMASETTI gibi uluslararası bağımsız uzman kuruluşlarca denetleniyor; yapının rüzgâr davranışı ise yurt dışında gerçekleştirilen rüzgar tüneli testleriyle analiz edilerek mühendislik hesaplarına entegre ediliyor. Folkart Orion’da teknik altyapı, uzun vadeli değer ve güvenlik anlayışının temel unsuru olarak konumlanıyor. İzmir’in yeni merkezi: MİA Orion’un da yer aldığı MİA (Merkezi İş Alanı) bölgesi, İzmir’in gelecekteki kent yapılanmasında belirleyici bir rol üstleniyor. Yaklaşık 470 hektarlık planlı gelişim alanı olarak kurgulanan MİA, yalnızca yeni yapılaşma alanı değil; çok fonksiyonlu, 7/24 yaşayan bir şehir merkezinin temelini oluşturuyor. Tamamlandığında A sınıfı konut ve ofis stokunun arttığı, finans, teknoloji, sağlık ve hizmet sektörlerinin yoğunlaştığı bir merkez olarak konumlanması öngörülen MİA, İzmir’in "tatil ve liman kenti" algısına ek olarak "iş ve yatırım kenti" kimliğini güçlendirecek bir dönüşüme işaret ediyor. Bu çerçevede Folkart Orion, yalnızca bir proje olarak değil; İzmir’in yeni merkezinde şekillenen kentsel dönüşümün güçlü bir bileşeni olarak öne çıkıyor.