Yerel Haberler
İzmir
Yakıtı biten araca yardıma koşmuştu: Otoyol jandarması ölümden döndü 27 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:33:57 İzmir’in Çeşme ilçesinde, otoyolda yakıtı biten bir araca yardım etmek için duran otoyol jandarması personeli, yoldan geçen bir tır ile otomobil arasında kalarak ölümden döndü. Başından yaralanan jandarmanın hastaneye kaldırıldığı dehşet anları ise araç kamerasına saniye saniye yansıdı. Kaza, İzmir-Çeşme Otoyolu Alaçatı Port Köprüsü üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İzmir İl Jandarma Komutanlığına bağlı otoyol jandarması ekiplerinden bir personel, güzergah üzerinde yakıtı bittiği için yolda kalan bir otomobil sürücüsüne yardım etmek üzere aracından indi. Görevli personel araca müdahale ettiği esnada, yoldan geçen bir tır hızla yaklaşarak jandarma personelini tır ile otomobil arasına sıkıştırdı. Tedavisinin ardından taburcu edildi Çarpmanın etkisiyle başından yaralanan jandarma personeli, çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavi altına alınan jandarma personelinin sağlık durumunun iyi olduğu ve tedavisinin ardından hastaneden taburcu edildiği öğrenildi. Kaza anı araç kamerasında Jandarma personelinin ölümden döndüğü kaza, yolda kalan otomobilin araç kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde; jandarma personelinin otomobilin yanında bulunduğu sırada, yandan çok yakın mesafede geçen tırın personeli sıkıştırdığı anlar yer aldı. Meydana gelen kazanın ardından tır sürücüsü gözaltına alınırken, olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:17 İzmir’de vatandaşların ’çöp’ isyanı: "Bari bayramda temizleyin" İzmir’in Buca ilçesinde vatandaşlar, bayram sabahına çöp yığınları ve kötü kokuyla uyandı. Gediz ve Seyhan mahallelerinde sokak aralarında ve park kenarlarında biriken çöpler, vatandaşların tepkisine neden oldu. Buca’ya bağlı Gediz ve Seyhan mahallelerinde konteynerlerden taşarak kaldırımlara ve sokak aralarına yayılan çöp yığınları görenlere pes dedirtti. Özellikle Aydın Hatboyu Caddesi üzerindeki kaldırımlarda biriken atıklar ile Gediz Mahallesi’ndeki bir çocuk parkının hemen bitişiğindeki çöp dağları mahalleliye zor anlar yaşattı. Bayram günü çöp atmak için bölgeye giden vatandaşlar, yayılan ağır koku nedeniyle alanda durmakta güçlük çekti. Bayram sabahında sineklere ve pis kokuya maruz kalan çevre halkı, temizlik çalışmalarının yetersizliğinden şikayet ederek, Buca Belediyesine tepki gösterdi. "Bayrama çöp kokusuyla girdik" Gediz Mahallesi sakinlerinden Ali Haydar Erpaşa, bölgede temizlik sorununun sürekli yaşandığına dikkat çekerek, "Bayrama çöple, çöp kokusuyla girdik. Her gün böyle burası. Kokudan dolayı arkadaki parkta oyun oynayan çocuklar da rahatsız oluyorlar. Hem koku hem de sağlık açısından çok rahatsızız. Çöpün yanı sıra hayvan ölüsü gibi kokuyor. ’Bugün bayram, bari bugün temizleseler’ diyoruz ama maalesef temizlenmiyor" diye konuştu. "Kokuya tahammül edemedim, kalkıp gittim" Yayılan kötü koku nedeniyle dinlenmek için oturduğu çocuk parkından kısa süre sonra ayrılmak zorunda kaldığını belirten Ayaz Kılıç ise, "Doğma büyüme bu mahalledeyim. Burada her zaman çöp sorunu olduğunu biliyorum. İnsanlar gelip çöplerini atıyor, belediye de temizlemiyor. Şu anda bölgede çok kötü bir koku var. Arkamızda park var; çocuklar da, çevre sakinleri de rahatsız oluyor. Belediyenin buraya gelip bu çöpleri alması gerekiyor ama her gün bu sorun yaşanıyor. Burası her gün çöp kokuyor. Az önce parkta oturuyordum ama kokuya tahammül edemedim, kalkıp gittim" ifadelerini kullandı.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:43 Çeşme ve Alaçatı’da bayram bereketi: 9 günlük tatil turizmcilere umut oldu Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olarak önceden açıklanması, Çeşme ve Alaçatı turizminde rezervasyon hareketliliğini artırdı. Turizm temsilcileri, bayram döneminde doluluk oranlarının yüzde 75’in üzerine çıktığını belirtirken, sezonun geri kalanına ilişkin de umutlu mesajlar verdi. Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olarak önceden duyurulması, Çeşme turizmine olumlu yansıdı. Çeşme Turistik Otelciler Birliği (ÇEŞTOB) Başkanı Orhan Belge ile Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Kerem Ünsal, bayram öncesi rezervasyonların hız kazandığını ve bölgede yoğun bir hareketlilik yaşandığını ifade etti. ÇEŞTOB Başkanı Orhan Belge, uzun bayram tatilinin erken açıklanmasının sektör açısından önemli bir avantaj sağladığını belirterek, rezervasyonların yaklaşık 15 gün öncesinden hızlanmaya başladığını söyledi. Bayram tatili sürecinde konaklama tesislerinde ortalama doluluk oranlarının yüzde 75 seviyelerini geçtiğini vurgulayan Belge, özellikle bayramın ilk günlerinde açık olan otellerin büyük ölçüde dolduğunu ifade etti. Çeşme’de bugünden itibaren yoğunluğun hissedilmeye başlandığını kaydeden Belge, "Büyük bir kalabalık bekliyoruz. Hareketlilik zaten başladı" dedi. Sezonun geri kalanına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Belge, okulların 26 Haziran’da kapanacak olmasının turizm hareketliliğini kısmen etkilediğini dile getirdi. Beklenen rakamlara henüz tam anlamıyla ulaşılamadığını ifade eden Belge, rezervasyonların günlük değişkenlik gösterdiğini belirterek sezon için umutlarını koruduklarını söyledi. Haziran ayıyla birlikte yaz sezonunun fiilen başladığını ifade eden Belge, özellikle hafta sonlarında Çeşme’nin yoğunluk yaşamaya devam edeceğini belirtti. Yeni sezon için iyi dileklerini de paylaşan Belge, "Kazasız, belasız, herkes için hayırlı ve Çeşme’nin turizm sezonlarının daha da güçlendiği bir dönem olmasını diliyoruz" ifadelerini kullandı. Kerem Ünsal: "Yüksek doluluk görüyoruz" Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Kerem Ünsal da 9 günlük bayram tatilinin önceden duyurulmasının rezervasyonlara doğrudan olumlu yansıdığını söyledi. Geçmiş yıllarda uzun tatillerde rezervasyonların belirli günlerde yoğunlaştığını ancak bu yıl bayram tatilinin daha dengeli dağıldığını belirten Ünsal, "Bu kez 9 günün neredeyse tamamında yüksek doluluk görüyoruz" dedi. Rezervasyonların tek parça uzun konaklamalardan değil, 3’er günlük periyotlar halinde dengeli şekilde dağıldığını ifade eden Ünsal, bayram döneminin Alaçatı turizmi açısından oldukça verimli geçeceğini düşündüklerini söyledi. Alaçatı’da otellerin hafta sonundan itibaren dolmaya başladığını belirten Ünsal, çarşı, restoran ve diğer işletmelerde de yoğunluğun hissedildiğini kaydetti. Bayram sonrasında da turizm hareketliliğinin devam edeceğini ifade eden Ünsal, erken rezervasyon verilerinin sezon açısından umut verdiğini belirterek, "Sıra dışı olumsuz bir durum yaşanmazsa iyi bir sezon geçireceğimize inanıyoruz" diye konuştu.
Yeni Siber Güvenlik Kanunu, işletmelere ciddi yükümlülükler getiriyor
22 Nisan 2025 Salı - 12:13 Yeni Siber Güvenlik Kanunu, işletmelere ciddi yükümlülükler getiriyor Fazlanet Bilgi Teknolojileri A.Ş. CTO’su Barış Bayram, yürürlüğe giren 7545 Sayılı Siber Güvenlik Kanunu’nun işletmeler için getirdiği yeni yükümlülüklere dikkat çekti. Bayram, firmaların siber güvenlik stratejilerini gözden geçirerek uyum süreçlerini hızla başlatmaları gerektiğini vurguladı. Yürürlüğe yeni giren 7545 Sayılı Siber Güvenlik Kanunu ile işletmeler için yeni bir dönem başlıyor. 12 Mart 2025 tarihinde TBMM’de kabul edilen Siber Güvenlik Kanunu, kamu ve özel sektör dâhil olmak üzere Türkiye’deki tüm kurumları kapsayan kapsamlı bir düzenleme getiriyor. Kanun; hizmet ve ürünlerin tüm yaşam döngüsünde siber güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını ve yerli-milli çözümlerin öncelikli olarak tercih edilmesini esas alıyor. Fazlanet CTO’su Barış Bayram, yeni düzenlemeyi değerlendirerek, çıkan yasanın sadece büyük kurumları değil, her ölçekteki işletmeyi yakından ilgilendirdiğini söyledi. Bayram, "Artık siber güvenlik sadece teknik bir konu değil, hukuki ve yönetsel bir sorumluluk haline geldi" dedi. Bayram, çıkan yasa sonrasında işletmelerin dikkat etmesi gereken başlıca yükümlülükleri şöyle sıraladı: Siber güvenlik politikalarının oluşturulması: Her işletme, faaliyet alanına özel siber güvenlik politikaları oluşturmalı ve tüm personelin bu politikaları benimsemesini sağlamalı. Sertifikalı ürün ve hizmet kullanımı: Kamu kurumları ve kritik altyapılarda, yalnızca Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından yetkilendirilmiş ürün ve hizmetler kullanılmak zorunda. Bu da işletmelerin çözüm ortaklarını dikkatle seçmesini gerektiriyor. Siber olayların bildirimi: Bir siber saldırıya maruz kalan kurumlar, olayı derhal resmi makamlara bildirmekle yükümlü. Bu süreçte hızlı ve doğru hareket etmek çok önemlidir. Denetimlere hazırlık: Başkanlık, işletmeler üzerinde denetim yetkisine sahip. İş süreçlerinin kayıt altına alınması, raporlanabilir hale getirilmesi büyük önem taşıyor. Fazlanet’ten uyum sürecinde kapsamlı destek Barış Bayram, işletmelerin bu süreçte Fazlanet Bilgi Teknolojileri A.Ş.’nin deneyiminden faydalanabileceğini de belirterek, Fazlanet olarak firmalara; siber güvenlik politikalarının hazırlanması, uyumlu ürün seçimi, olay müdahale planlarının oluşturulması ve denetime hazırlık konularında uçtan uca danışmanlık sunduklarını söyledi. Uyum süreci için atılması gereken 5 kritik adım Barış Bayram, şirketlerin bu dönemi sorunsuz atlatabilmeleri için şu adımları önerdi: Mevcut durum analizi: Siber güvenlik açıkları ve riskler tespit edilmeli. Politika ve prosedürlerin belirlenmesi: Uygulanabilir güvenlik politikaları ve iç prosedürler tanımlanmalı. Personel eğitimi: Tüm çalışanlar siber güvenlik konusunda eğitilmeli, bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı. Yerli ve belgelendirilmiş çözümler kullanımı: Yetkilendirilmiş ve sertifikalı güvenlik yazılımları tercih edilmeli. Sürekli izleme ve güncelleme:Güvenlik sistemleri düzenli olarak test edilmeli, gelişen tehditlere göre güncellenmeli. Öte yandan Barış Bayram Fazlanet Bilgi Teknolojileri A.Ş., olarak işletmelerin bu süreçlerde karşılaşabilecekleri zorlukları aşmalarına yardımcı olmak için kapsamlı çözümler sunduklarını da tekrar vurgulayp, detaylı bilgi ve destek için www.fazlanet.com adresini ziyaret edebileceklerini sözlerine ekledi.
Altay, 3 yıl içinde Süper Lig’den 3. Lig’e düştü
22 Nisan 2025 Salı - 12:00 Altay, 3 yıl içinde Süper Lig’den 3. Lig’e düştü Son olarak 2021-2022 sezonunda Süper Lig’de mücadele eden Altay, 3 yıl içerisinde büyük bir düşüş yaşayarak 3. Lig’e kadar düştü. İzmir’in en köklü kulüplerinden birisi olan Altay, son yıllardaki düşüşünün üzüntüsünü yaşıyor. 2021-22 sezonunda Süper Lig’de mücadele eden İzmir ekibi, son 3 yılda 3. kez küme düşerek profesyonel liglerin en alt kategorisi olan 3. Lig’e kadar geriledi. Hafta sonu TFF 2. Lig Beyaz Grup’taki 32. hafta mücadelesinde Kepez Spor’la karşı karşıya gelen siyah-beyazlılar, rakibiyle 1-1 berabere kaldı ve bitime 2 hafta kala son olarak 2017 yılında yer aldığı 3. Lig’e 8 yıl aradan sonra dönüş yapmış oldu. Sportif başarısızlık çöküşü getirdi Türkiye’nin en üst seviyesi olan Süper Lig’de 2021-2022 sezonunda mücadele eden Altay, ligi 18. sırada tamamlayıp 1. Lig’e düştü. Bir yıl kümede kalmayı başardığı 1. Lig’den de geçen sezon düşen siyah-beyazlılar, bu sezon da 2. Lig’e veda etmek zorunda kaldı. Geçmiş sezonlarda yapılan borçlardan dolayı sürekli puan silme cezaları alan İzmir ekibi, mali ve sportif açından adeta çöküşe geçti. Toplam borcunun 800 milyon TL’nin geçtiği belirtilen Altay’da eski futbolcularına olan borçları nedeniyle 2021-2022 sezonunun devre arasından bu yana yaklaşık 3 yıldır transfer gerçekleştiremedi. Yaşanan bu krizden şirketleşerek çıkmayı hedefleyen Altay, yatırımcı bulamayınca hedeflediği sonuca ulaşamadı.
Ege Üniversitesi Spor Kulübü, sualtı ragbisi ile göz kamaştırıyor
22 Nisan 2025 Salı - 10:46 Ege Üniversitesi Spor Kulübü, sualtı ragbisi ile göz kamaştırıyor İzmir’in Bornova ilçesindeki Aşık Veysel Rekreasyon Alanı Havuzu’nda düzenlenen Denizhan Iğdır Anma Kupası İzmir Elite Sualtı Ragbi Şampiyonası büyük bir heyecana sahne oldu. Ege Üniversitesi Spor Kulübü Sualtı Ragbisi takımı turnuvada gösterdiği performansla adından söz ettirdi. Ege Üniversitesi Sualtı Ragbisi Erkek A Takımı, turnuvayı yenilgisiz bir şekilde tamamlayarak şampiyon oldu. Turnuva boyunca sergiledikleri oyunla rakiplerini geride bırakan ekip, İzmir’de büyük bir zafer kazandı. Turnuvada bir diğer başarı ise Ege Üniversitesi Spor Kulübü Sualtı Ragbi Erkek B Takımı’ndan geldi. Sualtı Ragbisi B Takımı, gösterdiği mücadele ile ikincilik kürsüsüne çıkarak başarılarına bir yenisini daha ekledi. Ege Üniversitesi’nin Sualtı Ragbisi Kadın Takımı da turnuvayı boş geçmedi. Kadın sporcular, zorlu mücadelelerin ardından ikinci olarak önemli bir başarıya imza attı. Ege Üniversitesi Spor Kulübü, hem erkek hem de kadın takımlarıyla büyük bir başarıya ulaşarak İzmir’deki sualtı ragbi şampiyonasında adından söz ettirdi. "Ege Üniversitesi, sporda da çıtasını yükseltmeye devam edecek" Sualtı Ragbisi oyuncularını tebrik ederek sözlerine başlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Sualtı ragbisi gibi zorlu bir branşta, hem erkek hem de kadın takımlarımızın gösterdiği üstün başarıyla Ege Üniversitesi’nin spordaki kalitesini bir kez daha kanıtlamıştır. Öğrencilerimizin azim, disiplin ve takım ruhu ile kazandıkları bu zafer, sadece üniversitemizin değil Türk sporunun da gurur kaynağıdır. Ege Üniversitesi, eğitimde olduğu gibi sporda da çıtasını yükseltmeye devam edecek. Sporcularımızı, antrenörlerini ve tüm emeği geçenleri gönülden tebrik ediyor, bu zaferin bir başlangıç olmasını temenni ediyorum. Üniversitemizin spor alanındaki altyapı imkanlarıyla geleceğin sporcularını yetiştirmeyi sürdüreceğiz. Öğrencilerimize sadece akademik başarı sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda sporculuk kariyerlerini destekleyecek her türlü olanağı sunacağız" diye konuştu.
Göztepe’nin Türkiye Kupası’ndaki skorerleri Romulo ve Matsuki
22 Nisan 2025 Salı - 10:25 Göztepe’nin Türkiye Kupası’ndaki skorerleri Romulo ve Matsuki Göztepe’nin hücum oyuncularından Romulo ve Kuryu Matsuki, şu ana kadar kupada 4’er gol ve 1’er asistlik performans göstererek 10 gole doğrudan katkı vermiş oldu. Türkiye Kupası’nın bu sezonki flaş ekiplerinden birisi olan Göztepe, adından söz ettirmeye devam ediyor. 49 yıl sonra yarı finale yükselen İzmir ekibi, 24 Nisan Perşembe günü deplasmanda Trabzonspor’la karşı karşıya gelecek. Sarı-kırmızılılar, bu zorlu müsabakayı kazanıp adını finale yazdırmak istiyor. Şu ana kadar kupada 5 maça çıkan Göztepe, bu maçlarda 14 kez fileleri havalandırmayı başardı. Bu gollerin 10’una ise Romulo ve Matsuki doğrudan katkı vermeyi başardı. İki hücum oyuncusu da 4’er gol ve 1’er asistlik performansa imza attı. Romulo 2, Matsuki 3 maçta skor üretti Göztepe’nin Türkiye Kupası’ndaki en skorer iki oyuncusu olan Romulo ve Matsuki, takımını bu kulvarda taşımaya devam ediyor. Brezilyalı forvet Romulo, kupadaki Beşiktaş maçında 3 gol atarken, Bucaspor 1928 müsabakasında ise 1 gol 1 asistlik katkı verdi. Bir diğer oyuncu Matsuki de Bucaspor 1928 karşılaşmasında 1 gol 1 asist, Gaziantep FK maçında 1 gol ve Kasımpaşa mücadelesinde ise 2 gol üretmeyi başardı. Böylece bu iki oyuncu, sarı-kırmızılı ekibin kupadaki öne çıkan isimleri oldu. Göztepe’nin hedefi kupadan Avrupa’ya gitmek Trendyol Süper Lig’de düşüşe geçerek 10. sıraya kadar gerileyen Göztepe, Avrupa potasından da uzaklaştı. İzmir ekibi, Avrupa’ya gidebilmek için en garanti yolu Türkiye Kupası’nı kazanmak olarak görüyor. Sarı-kırmızılılar, Trabzonspor’u deplasmanda mağlup edip 55 yıllık bir aranın ardından finale yükselmek istiyor. Stanimir Stoilov ve öğrencileri, finalde de Konyaspor-Galatasaray eşleşmesinden gelecek takımı geçip gelecek sezon UEFA Avrupa Ligi’ne katılmayı hedefliyor.
Kasapoğlu’ndan zirai don açıklaması: "Çiftçilerimizin yanındayız"
22 Nisan 2025 Salı - 10:25 Kasapoğlu’ndan zirai don açıklaması: "Çiftçilerimizin yanındayız" AK Parti İzmir Milletvekili ve önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, Bayındır, Selçuk, Tire, Torbalı, Beydağ, Bornova, Menderes ziraat odası başkanları ve zirai don afetinden etkilenen çiftçi ve üreticilerle bir araya geldi. Kasapoğlu’nun inceleme ziyaretine, AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya ve AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı da katıldı. Zirai dondan etkilenen çiftçi ve üreticilerin tüm imkanlarla yanlarında olduklarının altını çizen Kasapoğlu, "Ülke çapında etkili olan zirai don hadisesinin, İzmir’imizin bereketli topraklarından Bayındır’da da çiftçimizin alın terini ve bir yıllık emeğini olumsuz etkilediğini üzülerek görüyoruz. Bayındırlı üreticilerimizin ne yaşadığını görmek, anlamak ve zor günde yanlarında olmak için buradayız. Zirai afetlerin tarımsal üretim üzerindeki etkisini hepimiz biliyoruz. Bu afet de Tarım ve Orman Bakanımızın ifade ettiği gibi tarihin en büyük zirai donlarından birisi. Ön raporlama doğrultusunda Bayındır’da kiraz ve cevizin dondan etkilendiğini biliyoruz. Ancak biz, bu afetin karşısında üreticilerimizi elbette ki kaderine terk edemezdik. Çiftçilerimize devletimizin desteğini hissettirmek için buradayız, zor günde de emekçilerimizin yanındayız" dedi. "Çiftçimizin masrafları karşılanacak" Tarım ve Orman Bakanlığının bu gibi afetleri kapsayan sigorta paketlerinde güçlü prim destekleri olduğunu belirten Kasapoğlu, "Üreticilerimizi afetlerin öncesinde desteklediğimiz gibi sonrasında da destekliyoruz. Nitekim Bakanlığımız afeti takiben hızlıca zarar tespit çalışmalarını başlattı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda Bakanlığımız, sigortası olmasa dahi Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilerimizin zarar gören mahsulleri için üretim sürecindeki masraflarının hasar oranında ivedilikle karşılanacağının müjdesini verdi. Cumhurbaşkanımızın ilk andan itibaren süreci yakından takip ettiğini ve üreticilerimizi yalnız bırakmamak adına gereken tüm adımların atılması talimatını verdiğini de vurgulamak isterim Biz sadece afetten sonra gelen değil, afetten önce de üreticisinin yanında duran bir iktidarız. AK Parti olarak tarımı, sadece ekonomik bir faaliyet değil, müreffeh Türkiye’nin kilidi olarak görüyoruz. Çünkü bu topraklarda üretim varsa, bu ülkede bereket vardır, huzur vardır, gelecek ve refah vardır diyoruz. Ancak bu son afet hepimize bir kere daha göstermiştir ki ülkemiz iklim değişikliğinin etkilerini derinden hisseden bir coğrafyada. Bu da önümüzdeki dönemde azami ölçüde tedbirli olmamızı gerektiriyor. Üreticilerimize dedik ki ’devletimiz, hükümetimiz, bakanlığımız bugünler için var. Asla endişeniz olmasın’ Çiftçimizin bugüne dek nasıl yanlarında olduysak bundan sonra da olmaya devam edeceğiz. Hem kredilerin ertelenmesine yönelik çalışmalarla hem de hasar masraflarının karşılanması noktasında süreci takip edeceğiz. Bununla birlikte orta ve uzun vadede TARSİM’e katılımı artırmamız çok önemli. Bunu da vurgulamadan geçmek istemem. Çeyrek asır boyunca çiftçisiyle, öğrencisiyle emekçisiyle, sanayicisiyle her kesimden insanımızın yanında olduk. Sosyal devlet olma görevimiz ve irademiz doğrultusunda aynı şekilde lazım gelen tüm adımları atmaya devam edeceğiz. Nasıl ki hasat zamanlarında beraber olduysak bu zor zamanda da beraberiz. Sizin derdiniz bizim derdimiz. Çok daha güzel vesilelerle bir arada olmayı dilerim" dedi. "İzmir üretmeye, biz de desteklemeye devam edeceğiz" Bu zorluğun da üstesinden birlikte gelerek ve devlet millet dayanışmasının en güzel örneğini sergileyeceklerini ifade eden Kasapoğlu, "İnşallah bu güçlü dayanışmanın bereketini yalnızca Bayındır’da değil, Kemalpaşa’da, Tire’de, Kınık’ta, Menemen’de Urla’da yani nerede zarar gören bir üreticimiz varsa, el emeği, göz nuru tüm mahsullerinde göreceğiz. Hiçbir çiftçimiz, hiçbir üreticimiz yalnız değildir. Bu afetin yaralarını birlikte saracağız, tarımsal üretimde sürdürülebilirlik çalışmalarımıza her zaman olduğu gibi devam edip tarlalarımızı yine yeşerteceğiz. Bugün buradan bir kez daha sesleniyorum: İzmir üretmeye devam edecek, biz de desteklemeye devam edeceğiz" ifadeleriyle noktaladı.
Medical Point Hastanesi’nde 23 Nisan coşkusu
22 Nisan 2025 Salı - 10:17 Medical Point Hastanesi’nde 23 Nisan coşkusu İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi’nde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, renkli etkinliklerle kutlandı. Hastane bahçesinde gerçekleşen şenlikte çocuklar, eğlence dolu bir gün yaşadı. Etkinlik kapsamında sevilen çizgi film karakterleri Maşa ile Koca Ayı maskotları miniklerle buluştu. Maskotlarla birlikte dans eden çocuklar, müzik eşliğinde keyifli anlar yaşadı. Alana kurulan şişme dart ve basketbol potasında oyunlar oynayan çocuklar hem eğlendi hem de enerjilerini doyasıya harcadı. Günün en çok ilgi gören köşelerinden biri ise yüz boyama alanı oldu. Rengarenk boyalarla süslenen yüzler, çocukların bayram sevincine sevimli bir dokunuş kattı. Şarkılar söylendi, danslar edildi. Etkinlik boyunca misafirlere elma şekeri, patlamış mısır, limonata, berliner, tatlı ve tuzlu ikramlar sunuldu. ‘Sorumluluk olarak görüyoruz’ Medical Point Yönetim Kurulu Başkan Vekili Veysi Kubba, etkinlikle ilgili şu açıklamalarda bulundu: "Bugün burada, çocuklarımızın gözlerindeki parıltıyı, kahkahalarındaki samimiyeti görmek bizlere tarifsiz bir mutluluk yaşattı. Onların neşesine ortak olmak, yalnızca bir anı paylaşmak değil; aynı zamanda geleceğe umutla bakmak demektir. Çünkü biz biliyoruz ki mutlu çocuklar, güçlü yarınların temelidir. Medical Point Hastanesi olarak yalnızca sağlık alanında değil, sosyal yaşamın her alanında çocuklarımızın ve ailelerimizin yanında olmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu tür etkinliklerle hem onların yüzünü güldürmeyi hem de toplumda dayanışma ve birlik duygusunu pekiştirmeyi amaçlıyoruz. Katılım gösteren tüm çocuklarımıza ve ailelerine içtenlikle teşekkür ediyorum. Ayrıca bu güzel organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımı da gönülden kutluyorum. Her çocuğun mutlu, sağlıklı ve umut dolu bir geleceğe sahip olması için çalışmaya devam edeceğiz."
İzmir’de DEAŞ operasyonu: 13 gözaltı
22 Nisan 2025 Salı - 10:13 İzmir’de DEAŞ operasyonu: 13 gözaltı DEAŞ silahlı terör örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, geçmiş dönemde DEAŞ terör örgütü adına çatışma bölgelerinde faaliyet yürüttüğü tespit edilen 12 Suriye uyruklu, örgüt propagandası ve örgüte fon topladığı belirlenen 3 Türk vatandaşı olmak üzere, toplam 15 şüpheliden 13’ü yakalanarak gözaltına alındı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından DEAŞ Silahlı terör örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında; çatışma bölgeleri ile irtibatlı şahısların eylem ve faaliyetlerinin tespiti ve deşifresine yönelik sürdürülen çalışmalar sonucu İzmir’de şüpheli şahıslara yönelik operasyon düzenlendi. Geçmiş dönemde DEAŞ terör örgütü adına çatışma bölgelerinde faaliyet yürüttüğü tespit edilen (12) Suriye uyruklu, sosyal medya hesapları üzerinden DEAŞ terör örgütü propagandası yaptığı tespit edilen 1 Türk vatandaşı, DEAŞ terör örgütüne fon topladığı/sağladığı tespit edilen 2 Türk vatandaşı, olmak üzere toplam 15 şüphelinin yakalanmasına yönelik, bu sabah saat 05.30’da yapılan eş zamanlı operasyonda 13 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. İkamet aramalarında 1 milyon 361 bin 110 TL, bir miktar altın ve çok sayıda dijital materyale el konuldu. Firari durumda olan 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.
Prof. Dr. Itır Erhart: "Gezegeni korumak bizim elimizde"
22 Nisan 2025 Salı - 09:57 Prof. Dr. Itır Erhart: "Gezegeni korumak bizim elimizde" Yaşar Üniversitesi’nde "Gezegenden Ben Sorumluyum" başlıklı söyleşiye konuk olan İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Itır Erhart, "Birlikte çalışabilmek çok önemli. Kimi zaman rakip olarak gördüğümüz kurumlarla bile rekabetten ‘rekaberlik’ kavramına geçebildiğimiz bir dünya mümkün olsa aslında bütün sorunlarımızdan özgürleşmiş olacağız" dedi. Yaşar Üniversitesi Güncel Bilim ve Sanat Söyleşileri kapsamında düzenlenen söyleşiye, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı, 5. Selçuk Yaşar Ödülü Seçici Kurul Üyesi Prof. Dr. Itır Erhart konuk oldu. Prof. Dr. Erhart sosyal sorumluluk projeleri ve sosyal girişimcilik konularında bilgiler ve örnekler verdi. Antroposen yani İnsan Çağı’nda olduğumuzu anlatan Prof. Dr. Erhart, "İlk kez insanın gezegen üzerinde bu kadar etkisi olan bir dönemdeyiz. Daha önce de gezegen zorluklar yaşadı. Buzul çağı oldu, gök taşları çarptı, türler yok oldu. Ama bunların hiçbiri insan eliyle olmamıştı. Biyoçeşitlilik azalıyor, bunu uzun süredir konuşuyoruz. Toprağın içindeki mikroorganizmalar, yapay gübreler nedeniyle yok oluyor. Küresel iklim değişikliği artık geri dönülmez bir noktada. Ama bir yandan da Birleşmiş Milletler’in yayınladığı Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları var, belki de zamanımızın ütopyası bunlar. Eğer bu 17 amacı tamamlarsak, hayalimizdeki dünyada olacağız. Birlikte çalışabilmek çok önemli. Kimi zaman rakip olarak gördüğümüz kurumlarla bile rekabetten ‘Rekaberlik’ kavramına geçebildiğimiz bir dünya mümkün olsa aslında bütün sorunlarımızdan özgürleşmiş olacağız" dedi. Buna hakkımız var mı? Sürdürülebilirlik konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan başarılı kampanya filmlerinden örnekler veren Prof. Dr. Erhart, şunları söyledi: "Daha önce belki hiç farkında olmadığımız kavramları konuşuyoruz. ‘Buna hakkımız var mı?’ sorusu, alternatif alanlar açıyor. Plastiklerden vazgeçmeyi üniversitemizde denedik. Tek kullanımlık plastik bardakları kaldırdık. Hikayeyi doğru şekilde anlatmaya çalıştık. Suyu arıtıp onlara matara hediye ettik. Çok basit ve etkili bir çözüm. Şimdi dizi setlerinden tek kullanımlık ürünleri tamamen kaldırmak için bir çalışma yapıyoruz. Sorumlu tüketime gitmek, ihtiyacı sorgulamak önemli. Özellikle tekstil atığı da gezegenin çok büyük sorunlarından biri. Gıda tüketimini azaltmak için çok güzel projeler var. ‘Fazla’ isimli girişim, fazla gıda atığını yeniden kullanmak üzerine çalışmalar yapıyor. Kurumların yemekhanelerinde tabakta ne kaldıysa bir kamera aracılığıyla o tabakları görüntülüyor ve bir rapor çıkarıyor. Bu sorunları biz fark ettikçe beraberinde AR-GE fırsatlarını, girişimcilik fırsatları geliyor. Atıkları ayrıştırma konusunda da öncelikle çocukları buna alıştırmak önemli. Burada kritik olan, en azından gıda atığını, dönüştürülebilen atıkların içine atmamak. Gıda atığından hayvanlar için mama üreten birtakım fabrikalar var. Bazı restoranlar kurdukları fabrikalarda atıklar hayvan maması ve gübreye dönüşüyor. Sonra müşterilerine bunları ücretsiz dağıtıyor. Çok güzel bir sosyal etki örneği." "110 sivil toplum kuruluşu için koşarak bağış topluyoruz" Kendi sosyal girişim projesi olan Adım Adım’dan bahseden Prof. Dr. Erhart, "Her biri farklı proje geliştiren yaklaşık 110 sivil toplum kuruluşu için koşarak bağış topluyoruz. İzmir’den de katılım yüksek. İhtiyaç Haritası’nın da sonradan ortağı oldum. İhtiyaç sahipleri ihtiyaçlarını sisteme giriyor. Yardım yapmak isteyen kişi onu sistemden buluyor ve bulunduğu ildeki bir tedarikçiden yardımı gönderiyor. Bu yerel kalkınmaya da destek, karbon ayak izini de mümkün olduğunca aza indirmeye çalışıyor. Üniversitelerde kapalı devre ihtiyaç haritaları yaptık. Öğrenciler ihtiyaçlarını bildiriyor, akademisyenler, çalışanlar onlara yardım ediyor" şeklinde konuştu. "Sizi en çok rahatsız eden sorundan başlayın" Herkesin sosyal sorumluluk projelerine bir yerden başlayabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Erhart, "Gezegen için bir sürü sorun var. Sizi en çok rahatsız eden sorundan başlayın. Sonra hangi yöntemin sizin için uygun olduğunu düşünün. Gönüllülük mü, bağış mı, sosyal girişim mi? Sonra da kim ne yapmış diye bakarak güç birliğiyle başlayın. Ben böyle güzel projeler yapan sosyal girişimcileri gördükçe geleceğe daha pozitif, daha olumlu bakıyorum" diye konuştu.
Göz kapağı sarkması kazalara davetiye çıkarıyor
22 Nisan 2025 Salı - 09:48 Göz kapağı sarkması kazalara davetiye çıkarıyor Göz kapağı sarkması, yalnızca estetik bir problem değil, ev kazalarından trafik kazalarına kadar pek çok riski de beraberinde getiren bir sağlık sorunu. Göz kapağı düşüklüğü nedeniyle görüş alanı daralan bireyler, farkında olmadan günlük yaşamda tehlikelerle karşı karşıya kalıyor. Göz kapağı sarkması lokal anestezi ile yapılan kısa bir işlemle giderilebilirken, hastalar birkaç gün içinde günlük yaşamına geri dönebiliyor. Göz kapağı düşüklüğü bazen yaşla birlikte ortaya çıkarken, bazen de doğuştan mevcut olabiliyor ancak çoğu zaman bu durumun yaşlılık, yorgunluk veya genetik özelliklerden kaynaklandığı sanılıyor. Oysa göz kapağı düşüklüğü, görüş alanını önemli ölçüde daraltarak refleksleri zayıflatıp ciddi kaza risklerini beraberinde getirebiliyor. Yaşlanma belirtilerinin en erken görüldüğü bölge olmasından dolayı göz kapağı düşüklüğünün kişiyi olduğundan daha yorgun, yaşlı ve mutsuz gösterdiğine dikkati çeken Can Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kader Yıldız Doğan, aynı zamanda bu durumun görüş kalitesinde bozulma ve baş ağrılarına sebebiyet verebildiğini de kaydetti. Ameliyatla çözümü mümkün Göz kapağı düşüklüğünün, basit bir cerrahi girişimle giderilebildiğine değinen Dr. Doğan, "Göz kapağı düşmesi özellikle görüşü kısıtlayacak seviyeye kadar gelmiş olabilir. Böyle bir durumda göz kapağı sarkmasını ortadan kaldırma ihtiyacı doğar. Lokal anestezi altında, 45 dakika süren bir operasyonla fazla cildin ve gerekirse fıtıklaşmış yağ dokularının alınarak bu sorun gidebilir. Böylece hastalar daha görüş kalitesini artırarak geniş bir görme alanına kavuştukları gibi daha genç ve dinamik bir görünüm elde etmiş olurlar." diye konuştu. Yaşam kalitesini artırıyor Dr. Kader Yıldız Doğan, eğer kişinin görüş alanında daralma, göz kapağında ağırlık hissi varsa bir göz hastalıkları uzmanına başvurması gerektiğini dile getirerek şöyle dedi: "Göz kapağı düşüklüğü sadece estetik açıdan değil sağlık açısından da sorun teşkil eden, gözün temel işlevi olan görme duyusunu sınırlandıran bir sağlık sorunudur. Basit bir işlem kişinin yaşam kalitesinde ciddi bir fark yaratır."
Üniversite ve belediye çocuklar için el ele verdi
22 Nisan 2025 Salı - 09:44 Üniversite ve belediye çocuklar için el ele verdi İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) ile Güzelbahçe Belediyesi, anaokulu çağındaki çocukların eğitim süreçlerini ve gelişimlerini hızlandıracak örnek bir iş birliğine imza attı. Protokol kapsamında İEÜ tarafından; Güzelbahçe Belediyesi’ne bağlı Onur Günay Eğitim Kampüsü’nde hizmet verecek anaokulunda eğitim gören çocuklara, öğretmenlere, ebeveynlere yönelik etkinliklere ve eğitim çalışmalarına destek sağlanacak. Çocukların sosyal, duygusal, bilişsel ve psikolojik gelişimlerine olumlu etki yapmak amacıyla İEÜ’deki uzmanlarca özel projeler gerçekleştirilecek. Eğitim kampüsü içerisindeki etüt merkezine de İEÜ tarafından destek verilecek. Güzelbahçe’de ikamet eden çocukların, okul öncesi dönemde en iyi şartlarda eğitim alması hedefiyle hayata geçirilen protokol; İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve İEÜ Mütevelli Heyet Başkanı Mahmut Özgener, Rektör Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu ve Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay tarafından imzalandı. "Eğitime yatırım, geleceğe yatırımdır" İmza töreninde konuşan Özgener, eğitime yapılan yatırımın, geleceğe yönelik atılan çok değerli bir adım olduğuna dikkat çekti. Bu düşünceyle hareket ederek Güzelbahçe Belediyesi ile önemli bir iş birliğine imza attıklarını belirten Özgener, emeği geçen herkese teşekkür etti. İEÜ’nün Güzelbahçe’deki yeni kampüs projesinin yapımına da tüm hızıyla devam ettiklerini hatırlatan Özgener, "2026 yılının Temmuz ayında, iki fakültemizi yeni kampüsümüze taşıyarak inşaatımızın 62 bin metrekarelik ilk fazını tamamlamayı hedefliyoruz. Bu süreçte bizlere çok destek olan Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay’a teşekkür ediyorum. Güzelbahçe Belediyesi ile önümüzdeki dönemde de yeni iş birliklerine imza atacağımıza inanıyorum. Güzelbahçe, eğitime ve iş dünyasına liderlik edebilecek çok değerli bir ilçemiz. Bunu hep birlikte başarabiliriz" ifadelerini kullandı. "Uyum içinde çalışıyoruz" Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay ise, iş birliğinin gerçekleşmesi için herkesin iyi niyetle ve uyum içinde çalıştığını ifade ederek, "Güzelbahçe’deki çocuklarımız için çok değerli, güzel bir adım attık. İEÜ ile sağladığımız bu iş birliğinin, çocuklarımız ve eğitimcilerimiz için kısa sürede çok olumlu sonuçlar vereceğine inanıyorum. Bizlere her konuda destek olan İEÜ Mütevelli Heyet Başkanı ve İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener’e de teşekkürlerimi sunuyorum. İEÜ, yıllardır kurulan bir hayali gerçeğe dönüştürerek Güzelbahçe’ye gelmeye hazırlanıyor. Bizler de çok heyecanlıyız. İEÜ ile sağladığımız güçlü iletişimin artarak süreceğini düşünüyor, bundan memnuniyet duyuyorum" diye konuştu. "Üniversiteler, itici güç olmalı" İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu ise, protokolün içeriğine ilişkin detaylar paylaşarak, "Çocuk Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Merkezimiz ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Programımız aracılığıyla öğretmen yeterliliklerinin uygulama eğitim faaliyetleriyle artırılması, ailelerin sağlıklı bireyler yetiştirme desteklenmesi konusunda çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız. Ayrıca, Çocuk Gelişimi Programı öğrencilerimiz, Güzelbahçe Belediyesi’nin anaokullarında uygulama ve staj yapma fırsatı da bulacak. Çocuklarımıza dokunan, onları mutlu eden, onların eğitim yolunu aydınlatan her proje, bizim önceliğimizdir. Üniversiteler, bu konuda topluma örnek olmalı ve itici güç görevini üstlenmelidir. Güzelbahçe Belediyesi ile yaptığımız iş birliği de üniversite olarak bu vizyonumuzun ve bakış açımızın güzel bir sonucu oldu" dedi.
Çocuğunuz ateşlenince hemen ateş düşürücü vermeyin
22 Nisan 2025 Salı - 09:25 Çocuğunuz ateşlenince hemen ateş düşürücü vermeyin Çocukların ateşlenmesinin, ateşlerinin yükselmesinin pek çok anne ve babada "havale geçireceği" korkusuna yol açtığını belirten pediatrist Gamze Avcı, ebeveynlerin bu "ateş fobisi" yüzünden hemen ateş düşürücülere başvurduğunu belirterek, "Kaygının önüne geçilmesi için ateşin bir hastalık değil, fizyolojik bir cevap olduğu, korkulanın aksine ateşli havale ve beyin hasarı yapmadığı ve ateş düşürücüler ile engellenemediği bilinmeli." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gamze Avcı, Latince kökenli olan ateşin ‘ısıtmak’ anlamına geldiğini ifade ederek, ateşin genellikle hastalıklara ikincil oluşan önemli bir fizyolojik yanıt olduğunu vurguladı. Uzm. Dr. Avcı, ateşin hastalığın kendisi olarak değil, birçok hastalığın belirtisi olarak görüldüğünü kaydetti. Pediatrik muayene başvurularının yaklaşık üçte bir kadarını ateş vakalarının oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Avcı, "ateş yönetimi" konusunda önemli bilgiler verdi. Vücut ısısı doğru ölçülmeli Vücut ısısı ölçümünün hastanın yaşına, ölçümün yapıldığı saate ve dış etkenlere bağlı olarak değişebildiğini belirten Avcı, vücut ısısının doğru ölçülmesinin, hastalıkların tanı ve tedavi sürecinde önemli olduğunu söyledi. Koltuk altı ölçüm ile normal vücut ısısının 35-37.3 C, kulaktan ölçüm ile normal ölçüm ısısının 35.8-38 C arasında olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Avcı. Ateşin yararlı ve zararlı etkileri konusunda şunları söyledi: "Vücut ısısının artması ile birlikte enfeksiyonlardan koruyucu etki ortaya çıkmaktadır. Bu durum birkaç mekanizma ile birlikte olmaktadır. İlk olarak insanı enfekte eden patojenler sıklıkla 37 C ve altında çoğalmaktadır. İkinci olarak ısının yükselmesi ile antibiyotiklerin antimikrobial etkinliğinin arttığı gözlenmiştir. Üçüncü olarak vücut ısısının yükselmesi mikrobial yıkımla ilişkili artmış doğal bağışıklığın göstergesidir. Ateş fobisi, sıklıkla gördüğümüz ateş ile ilgili abartılı korkudur. Bu korku aileleri gereksiz ve fazla ateş düşürücü kullanımına itmektedir. Ailelerin ateş ile ilgili önemli bir kaygısının, çocuklarının ateş ile birlikte havale geçirme riskinin olduğunu belirtmişlerdir. Ateşli havalenin ateş düşürücülerle engellenemediği araştırmalarda gösterilmiştir. Kaygının önüne geçilmesi için ateşin bir hastalık değil, fizyolojik bir cevap olduğunu, hastalığı kötüleştirmedİği, 40 C ve altında olmasının vücudun savunma sistemi için gerekli ve yararlı olduğunu, çoğu zamanlı virüsler nedenli gelişip kendini sınırladığını vurgulamak gerekmektedir. Ayrıca korkulanın aksine ateşli havale ve beyin hasarı yapmadığını ve ateş düşürücüler ile engellenemediğini belirtip ateş esnasında artan sıvı ihtiyacı nedeni ile sıvı alımının iyi olması gerektiğini hatırlamalıyız. Ateş düşürücüler ile ateşin düşmesi viral ya da bakteriyal enfeksiyon ayrımına yardımcı olmamaktadır." Ateş yönetimi nasıl olmalı Öte yandan pediatrist Avcı, anne babaların çocukları ateşlendiğinde hemen ateş düşürücülere sarıldığına da dikkat çekti. Ateş düşürücülerin kullanımını hastanın klinik durumuna göre önerdiklerini belirten Avcı, normal görünümlü ateşli bir çocukta ateşin rutin tedavisinin önerilmediğini söyledi. Avcı, "Fakat hastanın huzursuzluğunun olması halinde ateşinin düşürülmesinin ağrıyı azaltması ve bununla ilişkili olarak beslenmenin ve sıvı alımının artması gibi yararlı etkileri de mevcuttur. Bu açıdan hastanın ateşin tedavi edilip edilmemesi gerekliliği hastanın kliniğine göre karar verilmelidir. Ateşli çocuğun bulunduğu odanın ısısı 21 -22 derece arasında tutulmalıdır. Gereklilik halinde kullanılacak ateş düşürücü ilaçlar hekim önerisi ile kullanılabilir." diye konuştu. Doktora ne zaman başvurmak gerekir? Pek çok anne babanın çocuğu ateşlendiğinde elinin ayağının dolandığını, doktora gidip gitmeme konusunda ikilemde kaldığını belirten Uzm. Dr. Avcı, hangi durumlarda mutlaka doktora gidilmesi gerektiğini şöyle anlattı: "Ateşle beraber cildinde döküntü varsa, ateşi düşmesine rağmen huzursuzluğu sürüyorsa, zor ve sık nefes alıyorsa, öksürük, hırıltı, kulak ağrısı, karın ağrısı, boğaz ağrısı, devamlı kusma, sık ishal, idrar yaparken yanma, idrar renginde değişme beslenme güçlüğü varsa doktora başvurulmalı. 3 ay altında tüm ateşli çocuklar doktora götürülmeli. Çocuğunuz 2 yaşından küçükse 24 saatten fazla, 2 yaş üzerinde ise 3 günden uzun süre ateşi devam ediyorsa, ağzında kuruluk, gözyaşının olmaması, göz küresinde ve bıngıldakta çöküklük idrar miktarında azalma gibi sıvı kaybı bulguları varsa mutlaka doktor görmeli."