Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
İzmir
Cumhurbaşkanı Erdoğan İzmir’de Savunma Sanayi Sergisi’ni ziyaret etti
21 Mayıs 2026 Perşembe - 17:48:15
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’de düzenlenen EFES-2026 Tatbikatı kapsamında açılan Savunma Sanayi Sergisi’ni ziyaret etti.Sergi ziyaretinin ardından tatbikat alanındaki program, uçuş gösterileriyle devam etti. Faaliyetlerin bitiminde HÜRKUŞ ve Türk Yıldızları gökyüzünde gösteri uçuşu yaptı. Tatbikata katılan unsurların gerçekleştirdiği resmi geçit töreninin ardından EFES-2026 programı sona erdi.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 16:54
Diş hekimine haksız kazançtan tutuklama
İzmir’in Torbalı ilçesinde, görev yaptığı kamu hastanesinde hastalardan özel tedavi vaadiyle para alarak haksız kazanç sağladığı öne sürülen diş hekimi tutuklandı. İddiaya göre Torbalı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde görev yapan diş hekimi F.İ., (45) hastalardan farklı miktarlarda para talep ederek devlet hastanesi dışında özel diş tedavisi yapma sözü verdi. Tedavileri gerçekleştirmeyerek çok sayıda vatandaşı mağdur ettiği öne sürülen şüpheli hakkında, hastaların hastane yönetimi ve savcılığa başvurması üzerine hukuki süreç başlatıldı. Şikayetlerin ardından gözaltına alınan şüpheli hekim, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. İdari soruşturma başlatıldı Yaşanan gelişmelerin ardından Torbalı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi yönetiminin gelen şikayetleri değerlendirerek şüpheli hakkında idari soruşturma başlattığı öğrenildi. Hastane idaresinin kamu zararının oluşmaması adına gerekli adımları attığı ifade edilirken, F.İ. hakkında başka şikayet dosyalarının da bulunduğu bildirildi. Tutuklanan şüphelinin memuriyetten çıkarılmasına yönelik hazırlanan dosyanın ise Sağlık Bakanlığı’na gönderildiği belirtildi. Öte yandan diş hekimi F.İ.’nin eşi olan ve aynı hastanede görev yapan M.İ.’nin ise 1 ay önce tutuklandığı öğrenildi.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 15:46
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan EFES-2026’da önemli mesaj: "Dostlara güven, hesap yapanlara gözdağı veriyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’de icra edilen EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki saldırılarına sert tepki göstererek, "Çoluk çocuk katleden soykırım şebekelerinin karşısında insanlığın müşterek değerini savunmaya devam edeceğiz" dedi. Erdoğan ayrıca, tatbikatın dünyaya ’dostlara güven, hesap yapanlara gözdağı’ mesajı verdiğini vurguladı.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 14:02
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nı izledi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nı izledi
27 Mayıs 2025 Salı - 12:41
Çamur Atölyesi’nden sanat çiftliğine uzanan yolculuk
Çamur Atölyesi’nin kurucusu Esra Yazıcı, hobi olarak başladığı seramik yolculuğunu zamanla bir tutkuya dönüştürdü. Bu yolculuk, öğrencisi Begüm Mutlu ile güçlerini birleştirmesiyle daha da anlam kazandı. İkili, Aşağışakran’da yer alan eski bir zeytinyağı fabrikasını dönüştürerek, Aliağa’nın ilk yüksek derece seramik atölyesini ve sanat çiftliğini hayata geçirdiler. Sanatla doğayı buluşturan ‘Atölye Şakran’da üretimin, ilhamın ve yaratıcılığın kapıları aralanıyor. Atölyede, Esra Yazıcı ve Begüm Mutlu tarafından yüksek dereceli seramik ürünlerin yapımı ve boyaması gerçekleştirilirken, Emine Çalışkan çini eğitimi veriyor. Hem çocuklara hem yetişkinlere yönelik olarak düzenlenen workshoplarla katılımcılara keyifli ve yaratıcı bir deneyim sunuluyor. Aylık dört dersten oluşan düzenli eğitimlerin yanı sıra, 2-3 saatlik kısa süreli atölyeler de mevcut. Atölyelere minimum dört kişiyle katılım sağlanabilirken, on kişi ve üzeri gruplar için indirim uygulanıyor. 3-14 yaş arası çocuklar ister kendi gruplarında ister anneleriyle birlikte katılım gösterebilirken, 14 yaş ve üzerindekiler yetişkin gruplarına dahil ediliyor. Atölyede üretilen porselen ve stoneware ürünler; fırına ve bulaşık makinesine uygun, gıda ile temas edebilen özellikleriyle öne çıkıyor. Kupa ve tabak boyama atölyelerinde ise ilk pişirimi yapılmış ürünler, katılımcıların kişisel dokunuşlarıyla tamamlanıyor. Tüm ürünler, gerekli fırınlama ve son işlemlerden geçirildikten sonra sahiplerine teslim ediliyor. Aşağışakran’daki eski fabrikayı sanat atölyesine dönüştürdüler Aliağa’da seramik ve porselen alanında bir boşluğu dolduran Esra Yazıcı ve Begüm Mutlu, yüksek derece seramik üretimiyle bölgeye sanatsal ve kültürel bir soluk getirdiler. Atölye çalışmaları sürerken bu süreci bir markaya dönüştürdüler ve Lemniscate Porcelain doğdu. Çamur Atölyem’in kurucusu Esra Yazıcı, bu serüvenin başlangıcını şöyle anlatıyor: "Pandemi döneminde İstanbul’dan Şakran’a taşındım. Seramiğe hobi olarak başladım; evimin altındaki küçük atölyede kendi kendime üretmeye başladım. Zamanla atölyeme gelmek isteyenler oldu. Bu da bana Aliağa’da böyle bir alanda ciddi bir eksiklik olduğunu gösterdi. Özellikle yüksek derece porselen ve stoneware üretimi yapan bir yer yoktu. Küçük bir atölyeye taşındım ve orada üretim yaparken çevreden yoğun ilgi görmeye başladım. İnsanlar eğitim ve workshop imkanı arıyordu. Bu ilgiyi karşılıksız bırakmadım ve atölyemde dersler vermeye başladım. İnsanlara fayda sağladığımı duymak beni çok motive etti. Derslerimden birine Begüm öğrenci olarak katıldı. Eğitimlerini tamamladıktan sonra birlikte çalışmak istedi. Yaklaşık iki yıldır birlikteyiz ve bu süreçte işimizi birlikte büyüttük. Sonunda Aşağışakran’daki eski bir zeytinyağı fabrikasını restore ederek taşındık. Bu mekân, hem köy dokusuna uyumlu hem de yaratıcı üretimlerimize ilham veren özel bir yer oldu. Aşağışakran’ı çok seviyoruz ve burada kökleşmek istiyoruz" Bugün Atölye Şakran, sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda sanatı, eğitimi ve topluluk ruhunu bir araya getiren bir sanat çiftliği. Esra ve Begüm’ün önderliğinde, Lemniscate Porcelain markasıyla hem sanatsal üretim yapılıyor hem de yaratıcı atölye çalışmalarıyla toplulukla güçlü bir bağ kuruluyor. "Hedefimiz, atölye ve Şakran’ı sanat çiftliğine dönüştürmek" Esra Yazıcı, markalarının Aliağa’dan çıktığı için çok mutlu olduğunu belirtirken Atölye Şakran adına gelecek hedeflerini anlattı: "Markamızın Aliağa’dan çıkmış olmasından dolayı çok mutluyum. Markamız burada doğduğu için gerçekten Aliağa’ya ait hissediyoruz. Markamızın önce Aliağa’dan başlayarak giderek büyümesini istiyoruz. Gerçekten ‘Lemniscate Porcelain’ olarak çok kaliteli ürünler çıkarttığımızı düşünüyoruz. Atölye Şakran olarak da Aliağa’ya büyük katkıda bulunduğumuza inanıyorum çünkü çamura dokunmamış insanlar geliyor, sonunda gerçekten dinlendiklerini söylüyorlar ve buraya ‘Renkli Terapi Merkezi’ diyorlar. İnsanlara ruhsal olarak dokunduğumuza inanıyorum. Atölye olarak hedefimiz burayı bir sanat çiftliğine dönüştürmek bu yüzden adını ‘Atölye Şakran’ koyduk. Ressam bir arkadaşımız gelirse de kapımız açık. Çini hocamız da aynı şekilde geldi hemen aramıza katıldı" Atölye Şakran olarak gönüllülük projeleri yapmaktan da mutluluk duyduklarını belirten Yazıcı: "Bu yolculukta bizim için çok özel bir deneyim, Şakran Cezaevi’nde kalan çocuklar ve gençlerle gerçekleştirdiğimiz yaratıcı atölye çalışmaları oldu. Onlar bize ulaştı, biz de bu çağrıya kayıtsız kalamadık. Bu deneyim bize bir kez daha gösterdi ki sanatın ve birlikte üretmenin dönüştürücü gücü her yerde, her koşulda var olabiliyor. Biz de Atölye Şakran olarak bu gücü daha çok kişiye ulaştırmak, daha fazla yüreğe dokunmak istiyoruz" dedi. Atölye Şakran’ın çalışmalarıyla ilgili detaylı bilgi ve başvuru için 0532 253 87 38 numaralı telefondan veya Çamur Atölyem ve Lemniscate Porcelain Instagram hesaplarından DM yoluyla iletişime geçilebiliyor.
27 Mayıs 2025 Salı - 12:33
Korsan taşımacılığa büyük cezalar yolda
İzmir’den başlayan ve uzun süredir sürdürülen korsan taşımacılıkla mücadele Ankara’da karşılık buldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan yeni kanun teklifi yasalaşırsa, ruhsatsız taşımacılık yapan kişilere 100 bin TL para cezası uygulanacak ve ehliyetlerinin ise 30 gün süreyle el konulacak. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "Korsan taşımacılıkla alakalı belli bir noktaya gelmek bizleri mutlu ediyor" dedi. TBMM sunulan 36 maddelik "Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", korsan taşımacılığın önüne geçmek için büyük önem taşıyor. Teklifin kanunlaşması halinde; ilgili belediyeden çalışma izni veya ruhsat almadan yolcu taşıyanlara 100 bin TL idari para cezası verilecek. Aynı zamanda bu kişiler hakkında da 30 gün süreyle sürücü belgesi geri alma cezası uygulanması bekleniyor. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Kanun hakkında kendilerine destek veren herkese teşekkür eden Başkan Özkan, "Biz İzmir’de bundan yaklaşık 5 ay önce korsan ile ilgili bir ses verdik ve bu sesimiz çok şükür ilgili yerlere duyuruldu. Tüm Türkiye’nin sorunu olan korsan taşımacılıkla ilgili İzmir’den başlattığımız mücadelede belli bir noktaya geldiğimizi görmek esnafımız adına bize mutluluk verdi" diye konuştu. "30 gün ehliyeti almak yeterli değil" 36 maddelik "Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin Meclis’e sunulduğunu belirten Başkan Özkan, "Konunun 28 Mayıs’ta Meclis’te görüşüleceği bilgisi tarafımıza ulaştı. Bu kanun tasarısının içeriğinde, ’korsan taşımacılık’ tabir edilen yasadışı taşımacılıkla ilgili olarak ilgili belediyesinden çalışma izni, çalışma ruhsatı almayan kişilere 100 bin lira para cezası gibi ciddi bir para yaptırım uygulanacak. Yine bu şekilde çalışıp yakalanan sürücülere de 30 gün süreli ehliyetlerine el konulacak. Bu son derece olumlu bir gelişme biz esnafımız için, korsanla mücadele için. Ancak şurada hemen belirtmem gerekiyor; zaman içerisinde bu caydırıcılık, uygulanan cezalar aradan belirli bir süre geçtikten sonra ilk etkisini kaybediyor. Biz ehliyete 30 gün süreyle el konulmasının yeterli olmayacağını düşünüyoruz. Federasyon nezdinde de yapmış olduğumuz çalışmalarda talebimiz 6 ay ehliyetlerin el konulmasıydı. Bu sürenin tekrar değerlendirilip, 30 günün 6 ay olarak revize edilmesini esnaf camiası olarak yetkililerden talep ediyoruz" dedi. "İzmir’den ses olduk" Cezaların sadece sürücüye değil, aracını bu sürücüye teslim eden araç sahibinin de sorumluluk alması gerektiğini ifade eden Başkan Özkan, "Yine burada korsan ile ilgili denetimlerde sürücünün dışında yolcunun da, ’Evet ben bu araca ticari amaçla bindim’ demesi durumunda cezai uygulama söz konusu olabiliyor. Dolayısıyla bu da denetimi etkisizleştiriyor. Burada yeni bir uygulama, yeni bir sistem geliştirerek yolcunun illaki ’ben ticari araç olarak bunu kullandım’ ifadesinin yerine farklı delillerle bu denetimlerin yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bizler kararlılıkla esnafın ekmeğini haksız yere paylaşmak isteyenlerle İzmir’den bir ses olduk, bir mücadele başlangıcı yaptık. İzmir biliyorsunuz Türkiye’de hep ilklerin şehri, ilklerin kenti. Biz de bu duygu ve düşüncelerle İzmir’den bu hareketi başlattık. Bunun yankıları arkadan bir suya taş atıp da bir dalga misali işte Antalya, İstanbul, Ankara gibi illerde bu konuda bizim arkamızdan bu konuyla ilgili sesini yükselttiler" diyerek sözlerini noktaladı.
27 Mayıs 2025 Salı - 12:02
Bilinçli güneşlenme ile tehlikeli ışınlar dost kalabilir
Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte güneş ışığına maruziyet artarken, güneşin sağlık üzerindeki etkileri de yeniden gündeme geldi. Kimileri bronzlaşmak için güneşin altında uzun vakit geçirirken, kimileri ise zararlı ışınlardan korunmanın yollarını aramaya başladı. Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, güneş ışınlarının hem dost hem de düşman olabileceğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Güneş ışığının, vücutta D vitamini sentezlenmesi açısından hayati önem taşıdığını vurgulayan Medicana International İzmir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Cüneyt Soyal, "Haftada 2-3 gün, özellikle saat 10.00 ile 12.00 arasında, 4-15 dakikalık bir güneş maruziyeti günlük D vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterlidir. Ancak bu sürenin kişinin deri rengine göre değişebileceğini unutmamak gerekir. Deri rengi koyulaştıkça, güneşte kalma süresi uzayabilir" dedi. Bağışıklık sistemiyle güneş ışığı arasındaki ilişkiye dikkat çeken Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, "Yeterli düzeyde D vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken, uzun süreli ultraviyole (UV) maruziyeti cilt bağışıklığını baskılayarak zararlı etkilere neden olabilir. Öte yandan cilt yaşlanmasının en önemli nedenlerinden biri korunmasız güneş maruziyetidir. Yeryüzünde insan hayatının devamlılığı için güneş ışığı zaruri iken, aynı güneş ışığı cilt yapımızı, deri hücrelerimizi deforme edip bozuyor, cilt yaşlanması, lekeler ve deri kanserlerinin gelişimine sebep oluyor" ifadelerini kullandı. Cilt lekeleri ve DNA hasarı Güneş ışığının farklı dalga boylarında ışınlar içerdiğini ve bunların cilt üzerindeki etkilerinin farklı olduğunu belirten Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, şöyle konuştu: "Güneş ışığı dediğimiz ışık aslında farklı ışın cinslerini bir arada içeren bir buket gibidir. Ultraviyole (morötesi) ışıklar, bu buketteki önemli ışık gruplarından sadece biri ve dalga boylarına göre Ultraviyole-A (UVA), Ultraviyole-B (UVB) ve Ultraviyole-C (UVC) olarak üç grupta incelenirler. UVC ve UVB’nin büyük bir kısmı yeryüzüne ulaşamıyor. D vitamini sentezinden, güneş yanıkları, cilt yaşlanmasına, lekeler, bağışıklık sistemi zayıflaması ve deri kanserlerine kadar birçok etkiden de UV ışıkları sorumlu. Bronzlaşma dediğimiz olgu, aslında derinin UV ışığına karşı kendisini ve DNA’larını korumak için geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. UV ışıkları deride yer alan renk hücreleri başta olmak üzere tüm hücrelerini etkileyerek yapılarının bozulmasına neden olur. Bu bozulma sonucu lekeler ve deri kanserleri gelişebilmektedir. Hücre yapısının ne kadar bozulduğuna ve kişinin güneşle olan ilişkisine göre lekeler kalıcı karakter de kazanabilirler. Güneş ışığının en korktuğumuz yan etkisi deri hücrelerinde DNA hasarına yol açabilmesidir. DNA hasarı gelişen alanlarda deri kanseri gelişme riski yüksektir." Her mevsimde, her hava koşulunda güneş kremi Güneşten korunmada en etkili yöntemlerden birinin güneş koruyucu ürünler olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, "Bu konuda güneşten koruyucu ürünler en önemli yardımcı. Güneşten koruyucu ürünleri, mevsim ve hava koşulları gözetmeksizin her gün kullanmak gereklidir. Unutmayalım ki UV ışıkları hava nasıl olursa olsun, her mevsim, içerisi - dışarısı, gölge - açık alan her ortamda cilde etki edebilir. Ayrıca UV’nin tek kaynağı güneş de değil. Günlük hayatta, çalışılan kapalı ortamlarda bile UV üretebilen ışıklandırma sistemleri mevcut" açıklamasında bulundu. Solaryum, güneşten daha masum değil Bronz bir ten hayaliyle tercih edilen solaryumun da en az güneş ışığı kadar zararlı olduğunu belirten Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, "Solaryumun verdiği yapay ışık da ciltte DNA hasarına yol açabilir. Ayrıca ’Bronzlaştım, artık güneş zararlı gelmez’ gibi yanlış bir algı yaratması da riski artırıyor" şeklinde konuştu. Cilt tipine göre güneşin etkilerinin değişebileceğine de dikkat çeken Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, "Açık tenli bireyler, koyu tenlilere göre güneşin zarar verici etkilerine daha kısa sürede maruz kalabilir. Bu nedenle güneşte kalma süresi belirlenirken deri rengi önemli bir kriter olmalıdır" dedi. Ultraviyole İndeksi’ni takip edebilirsiniz Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, sözlerini şöyle tamamladı: "Güneş ışıklarının yeryüzüne en dik ulaştığı, dolayısıyla en çok UV’ye maruz kalınabilen saatler öğlen saatleridir. Bulunduğumuz konum ve özellikle yaz mevsimi göz önüne alındığında 10.00-16.00 saatleri arasıdır. Daha etkin bir koruma için Ultraviyole İndeksi (UVİ) takip edilmeli. UVİ, güneşin o günkü konumunuzda ve hava koşullarında size ne kadar zarar verebileceğini belirten sayısal bir değerdir. Bu değer, meteroloji tarafından saatlik ve günlük olarak hesaplanıp yayınlanıyor. Güneşe maruz kalınacak zaman seçilirken cep telefonlarının hava durumu kısmından çok kolay ulaşılabilecek bu değeri takip etmek pratik bir uygulama olabilir. Dışarıya çıkarken korunma tedbirlerini almayı ve güneşte kalma sürelerimizi olabildiğince kısa tutmayı unutmayalım."
27 Mayıs 2025 Salı - 11:55
Böbrek hastaları gereksiz ilaç ve takviyeden uzak durmalı
Kronik böbrek hastaları için tavsiyelerde bulunan Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mansur Kayataş, "Kan basıncı ve kan şekerinin kontrol altında tutulması ve hedef değerlerin tutturulması önemlidir. Yeterli, sağlıklı ve dengeli su tüketilmelidir. Gereksiz ilaç ve içeriği tam tahmin edilemeyen bilinçsiz takviye kullanımından sakınılmalıdır. Fazla tuzlu ve proteinli et ve işlenmiş et tüketimi sınırlanmalıdır. Bunun dışında sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı yağ tüketilmeli; kurşun, cıva gibi ağır metaller ile pestisit ve boya maddeleri içerebilecek gıdalardan uzak durulmalıdır" dedi. Medical Park İzmir Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mansur Kayataş, kronik böbrek hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Böbreklerin kandaki atık maddeleri ve fazla sıvıyı süzerek idrarla dışarı atan, sıvı-elektrolit, asit-baz dengesini sağlayan, kan basıncını düzenleyen, D vitaminini aktif eden ve kemik iliğinde kırmızı kan hücrelerini uyaran bir hormon olan eritropoetinin üretildiği organlar olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mansur Kayataş, "Kronik Böbrek Hastalığı (KBH), böbreklerin işlevlerini kademeli olarak kaybettiği, genellikle aylar veya yıllar içinde ilerleme özelliği olan kalıcı (müzmin) bir sağlık sorunudur" şeklinde konuştu. "Riski artıran etkenler" Kronik böbrek hastalığında en sık nedenin diyabet (şeker hastalığı), ikinci sıradaki nedeninin ise hipertansiyon olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kayataş, "Ayrıca glomerülonefritler, polikistik böbrek hastalığı gibi kalıtsal hastalıklar, uzun süreli idrar yolu tıkanıklıkları, sık tekrarlayıcı idrar yolu enfeksiyonları, böbrek ve idrar yollarının taş hastalığı, nefrotoksik ilaçlar (bazı ağrı kesiciler, bazı kanser ilaçları, bazı ağır metaller, uzun süreli lityum vb.), bağ dokusu hastalıkları ve kalp damar sistemi hastalıkları sık karşılaştığımız nedenlerdir. Öncelikle yeterince tedavi edilmemiş diyabet ve hipertansiyonu olan hastalar risk altındadır. Bu kişilerin dışında uzun süreli ağrı kesici kullanan, bağ dokusu (romatizmal) hastalığı olanlar, kalp damar sistemi hastalığı olanlar, kanser tedavisi gören hastalar ile ileri yaş ve ileri obezitesi olan hastalar risk grubuna dâhil edilmelidirler" ifadelerini kullandı. "Hastalığın gelişip gelişmemesi genetik faktörlerle ilişkili" Genetik faktörlerin hastalığa etkisinden bahseden Prof. Dr. Kayataş, "Genetik faktörler her böbrek hastalığında ön planda olmamasına rağmen bazı böbrek hastalıklarında hem hastalığın ortaya çıkışında hem de ilerleyişinde önemli rol oynayabilir. Özellikle bazı bireylerde çevresel risk faktörleri (örneğin hipertansiyon, diyabet) olsa bile hastalığın gelişip gelişmemesi veya ne kadar hızlı ilerleyeceği, genetik yatkınlıkla yakından ilişkilidir. Genetik testler, rutin bakılması gereken testler değildir; ancak özellikle erken yaşta ortaya çıkan, ailesel öyküsü olan ya da nedeni açıklanamayan glomerülopatilerde tanıya katkı sağlayabilir. Ayrıca, nakil sonrası hastalık nüksü (tekrarlaması) riski olan bireylerin belirlenmesinde de önemlidir" dedi. "Yorgunluk ve halsizlik görülebilir" Hastalığın başlangıcında kişinin herhangi bir yakınması olmayabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Kayataş, hastalık ilerlediğinde ise yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, idrarda azalma ya da köpüklenme, bacaklarda, ayaklarda şişlik, kaşıntı, nefes darlığı, anemi (kansızlık) ve yüksek tansiyon gibi belirtilerden biri veya birkaçı olduğunda hastanın hekime başvurabileceğini dile getirdi. Tanının nasıl yapıldığından bahseden Prof. Dr. Kayataş, "Herhangi bir nedenle rutin yapılan biyokimya tetkiklerinde (üre, kreatini, böbreğin süzme fonksiyonunu gösteren GFR-glomerüler filtrasyon hızı), idrar (idrarda protein kaçağı, hücre ve silendir) ve böbrek ultrasonografisindeki anormallikler ile tanı konulmaktadır. Bazı hastalara böbrek biyopsisi gerekmektedir. Erken tanı ile hastalığı ortaya çıkaran nedenler erkenden tespit edilerek, bu nedenlerin etkin tedavisi ile hastalığın ilerleyişinin yavaşlatılması, durdurulması hatta geriletilmesi mümkün olabilmektedir" diye konuştu. "Diyet hastalığın ilerlemesini yüzde 20 oranında yavaşlatabilir" Diyet ve yaşam tarzı değişiklilerinin hastalıktaki etkisine değinen Prof. Dr. Kayataş, şu bilgileri paylaştı: "Diyet, sıvı dengesinin sağlanması, ilaç tedavileri ve yaşam tarzı değişiklikleri gibi yöntemler ile hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, semptomları hafifletmek ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür. Örneğin, diyet hastalığın ilerlemesini yüzde 20-30 oranında yavaşlatabilir. Multidisipliner yaklaşım ( nefrolog, diyetisyen, aile hekimi, bazen kardiyolog) bu hastalarda diyalize geçiş süresini yıllarca erteleyebilmektedir. Genel olarak tuz (bazı istisnai durumlar hariç, genelde günlük 2-3 gram sodyum içerikli ) ve proteinden kısıtlı bir diyet uygulanırken; bazı evrelerde fosfor ve potasyum kısıtlaması da diyette gerekli olabilir. Sigaranın kesilmesi ve alkolün azaltılması, düzenli egzersiz, kişi obez ise sağlıklı bir kiloya ulaşma, stres yönetimi gibi yaşam tarzı değişiklikleri de kronik böbrek hastalarının yönetiminde önemlidir." "Böbrek sağlığına iyi gelen öneriler" Böbrek hastalığından korunmak için nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Prof. Dr. Kayataş, "Kan basıncı ve kan şekerinin kontrol altında tutulması, hedef değerlerin tutturulması önemlidir. Yeterli, sağlıklı ve dengeli su tüketilmesi, gereksiz ilaç ve içeriği tam olarak tahmin edilemeyen bilinçsizce takviye kullanımından sakınılması gerekir. Fazla tuzlu ve proteinli et ve işlenmiş et tüketiminin sınırlanması, sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı yağ tüketilmesi, kurşun, cıva gibi ağır metaller ile pestisit ve boya maddeleri içerebilecek gıdalardan uzak durulmasına özen gösterilmelidir. Obeziteden korunma ve böbrek yükünden kaçınmak için ideal kiloyu korumaya yönelik uygulamalar böbrek sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken durumlardır" şeklinde konuştu. "Çok yönlü bir yaşam tarzı ve tedavi uyumu gereklidir" Kronik böbrek hastalığında tedavi sonrası dikkat edilmesi gerekenlerden bahseden Prof. Dr. Kayataş, "Çok yönlü bir yaşam tarzı ve tedavi uyumu gereklidir. Tıbbi takip ve tedaviye uyumun iyi düzeyde olması gerekir. Nefroloji uzmanı takibi düzenli aralıklarla sürdürülmelidir. İlaçlarını düzenli ve doğru bir şekilde kullanması gerekir. Kan basıncı, diyabeti olanlarda kan şekeri ve böbrek fonksiyon testleri düzenli olarak baktırmalıdır" dedi.
27 Mayıs 2025 Salı - 11:12
Akıllı ilaçla dördüncü evre iki kanseri yendi
İzmir’de yaşayan Banu Öğüt, gördüğü tedaviyle 4’üncü evre yumurtalık ve rahim ağzı kanserini yendi. Kendisi gibi hasta olan birçok kişi bulunduğuna değinen Öğüt, "Kesinlikle tedaviye sırtlarını dönmesinler, çünkü bu süreç biraz zorlu bir süreçtir, insan psikolojik olarak çok düşüyor. Çaresi olan herkes tedaviye devam etsin" dedi. İzmir’de yaşayan ve bir çocuk annesi olan Banu Öğüt (32), 2022 yılında vücudundaki çeşitli şikayetler nedeniyle rahim ağzı ve yumurtalık kanseri tanısı aldı. Teşhisin ardından etkili bir tedaviye ulaşamayan Öğüt, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Elvina Almuradova ve ekibi tarafından tedavi altına alındı. Öğüt, hastalığın dördüncü evrede teşhis edilmesi nedeniyle umutsuzluğa kapılsa da ailesinin desteği, uygulanan kemoterapi ve akıllı ilaç tedavisi sayesinde 2,5 yıl süren zorlu bir sürecin ardından kanseri yenmeyi başardı. Teşhisin ardından tedavi sırasında zor süreçler geçirdiğini ifade eden Öğüt, "2022 yılında tanı aldım, bunun üzerine bir ameliyat geçirdim. Ardından çeşitli tedaviler gördüm ama hastalık tam olarak bitmedi. Daha sonra gördük ki bu tedavi de fayda etmedi. Sonrasında Elvina Hocam’ın teşhisiyle akıllı ilaç tedavisine başladık. Onun tedavisiyle birlikte fayda gördüm, hastalığım gerilemeye başladı. Yaklaşık 2-2,5 yıldır bu tedaviyi görüyorum. Şu an hastalığım tamamen bitmiş durumda. Önümüzdeki süreçte ilacım kesilecek, artık devam etmeyeceğiz. Bu işlemin ardından doktorumla görüştüğümüzde, tedavimin başarılı olduğunu söylediğinde çok mutlu oldum. Benim gibi hasta olan birçok insan varsa kesinlikle tedaviye sırtlarını dönmesinler, çünkü bu süreç biraz zorlu bir süreçtir, insan psikolojik olarak çok düşüyor. Çaresi olan herkes tedaviye devam etsin" ifadelerini kullandı. Dr. Almuradova: "Hastalığı 4’üncü evredeydi" Hastası Banu Öğüt’ün kendisine başvurduğunda umudunu kaybetmiş bir durumda olduğunu vurgulayan Can Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Elvina Almuradova, "Banu Hanım’a hem yumurtalık hem de rahim kanseri tanısı konulmuştu. Hastamız ilk tanı anında birkaç ameliyat geçirdi, ardından ilaçlı tedaviye başlandı. İlk tedavi süreci tamamlandıktan sonra hastalık tekrar ortaya çıktı ve başka organlara da sıçradı, farklı ilaçlarla tedavi sürdürüldü. Benim gördüğümde artık dördüncü evreye gelmiş, umudunu yitirmiş bir durumdaydı. Güzel olan taraf ise, böyle bir dönemde yapılan özel kalıtsal incelemelerle tespit edilen bir değişim sayesinde hedefe yönelik ilaçlara ve bağışıklık sistemini harekete geçiren tedavilere uygun olduğunun görülmesiydi. Her kanser türünde olmasa da bazılarında hala bir dönüm noktası mümkün olabiliyor; bizim hastamızda da bu şekilde oldu. Yapılan incelemelerde bağışıklık sistemini güçlendiren ve tümöre özgü etkili ilaçlara çok iyi yanıt verebileceği anlaşıldı ve bu tedaviye başladık. Tedaviye 2,5 yıl önce başladık ve ilk 6 ayın sonunda yapılan görüntülemelerde hastalığın tamamen gerilediği görüldü. Bu kadar iyi yanıt alınmasına rağmen tedaviye bir süre daha devam ettik. Artık tedaviyi sonlandırıp hastamızı düzenli aralıklarla izlemeye almayı planlıyoruz" sözlerini kullandı.
27 Mayıs 2025 Salı - 10:46
Temizlik yaparken tarihe dokundu
İzmir’de yaşayan bir genç, temizlik yapmak için gittiği eski bir evde 1966 yılına ait mektuplar ve fotoğraflar buldu. Belgelerin hem tarihî hem de manevi açıdan büyük değer taşıdığını düşünen genç, mektupların sahiplerine ya da yakınlarına ulaşmak istiyor.
27 Mayıs 2025 Salı - 10:29
EGİAD üyelerine, küresel belirsizlik ortamında yol alma semineri
Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), ekonomik göstergelerin bulanıklaştığı ve öngörülerin anlamını yitirdiği bir dönemde, iş dünyasına yol gösterici olmak amacıyla "Küresel Belirsizlik Ortamında Yol Almak" başlıklı bir etkinlik düzenledi. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Kalkınma Programı Direktörü Ekrem Cunedioğlu’nun konuşmacı olarak yer aldığı seminere EGİAD üyeleri yoğun ilgi gösterdi. EGİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Arda Yılmaz’ın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, küresel belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve dönüşen güç dengeleri ışığında Türkiye’nin mevcut konumu değerlendirildi. Cunedioğlu, iş dünyası için stratejik öngörüler ve adaptasyon önerilerini paylaşırken, katılımcılar, küresel gelişmeleri sağlıklı bir şekilde analiz edebilmek ve belirsizlikler karşısında yön tayin edebilmek adına önemli bilgiler edinme fırsatı buldu. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Arda Yılmaz, EGİAD olarak yalnızca bugünün değil, yarının belirsizliklerine de hazırlıklı liderler yetiştirme vizyonuyla hareket ettiklerini belirterek, "İçinde bulunduğumuz dönem, sadece ekonomik değil; siyasi, sosyal ve teknolojik açılardan da çok boyutlu bir dönüşüm sürecine işaret ediyor. Jeopolitik gerilimler, ekonomik dalgalanmalar, iklim krizi ve teknolojik gelişmeler; iş dünyası açısından karmaşık ama aynı zamanda fırsatlarla dolu bir tablo ortaya koyuyor. EGİAD olarak bizler, bu ortamı doğru analiz eden, stratejik düşünen ve esnek hareket kabiliyeti geliştiren genç iş insanlarıyla bu dönüşümün aktif öznesi olmayı hedefliyoruz" dedi. Küresel belirsizliklerin bir zayıflık değil, doğru yönetildiğinde stratejik avantajlara dönüşebileceğini vurgulayan EGİAD Başkan Vekili Arda Yılmaz, EGİAD’ın bu çalkantılı süreçte üyelerine güçlü bir bilgi ve iş birliği ağı sunmaya devam edeceğini ifade etti. Seminerin konuğu TEPAV Kalkınma Programı Direktörü Ekrem Cunedioğlu ise yaptığı sunumda, Türkiye’nin değişen küresel düzen içerisindeki konumuna dikkat çekerek, ekonomik dirençlilik, bölgeselleşen üretim modelleri, dijital dönüşüm ve yeşil ekonomi başlıklarında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Cunedioğlu, genç iş insanlarına hitaben "Belirsizlik ortamları, stratejik düşünme becerisini geliştiren, rekabet avantajı yaratma potansiyeli taşıyan eşik dönemlerdir." vurgusunu yaptı. Dünya’nın yeniden kurulduğuna dikkat çeken Cunedioğlu, hızlı küreselleşmenin çıktılarını; verimlilik sorunu, artan mutsuzluk ve popülizm, küresel ısınma, yaşlanan nüfus olarak sıralarken, sorunların tetiklediği trendleri ise teknoloji yarışı, ticaret savaşları, temiz gelecek ideali, toplumsal değişim olarak vurguladı. Cunedioğlu, 2015 sonrasında Türkiye Ar-Ge harcama yoğunluğu açısından kendi gelir grubundan ayrışsa da ülkedeki Ar-Ge yoğunluğumuzun hala düşük olduğunu belirtti ancak Türkiye’nin inovasyon girdisini etkin kullanan ülkelerden olduğunu kaydetti. Teknoloji Savaşlarında, Çin’in en çok Ar-Ge harcaması yapan şirketler liginde ABD’yi yakalamak üzere olduğunu fakat Avrupa’nın yerinde saydığını vurguladı. Etkinlik sonunda EGİAD üyeleri, seminerin yalnızca bilgi aktarımı değil; aynı zamanda stratejik farkındalık kazanımı açısından da oldukça verimli geçtiğini belirtti.
27 Mayıs 2025 Salı - 10:16
İzmir’den yükselen tiyatro ruhu Türkiye’yi bir kez daha kucakladı
Türk tiyatrosunun öncü isimlerinden Bedia Muvahhit'in anısını yaşatmak amacıyla düzenlenen Bedia Muvahhit Tiyatro Ödülleri, 13. yılında da sanat dünyasını İzmir'de buluşturdu. İzmir'i Türkiye'nin kültürel sahnesinde yeniden konumlandıran bu anlamlı gece, sadece ödül dağıtan bir organizasyon değil sanata adanmış bir buluşma olarak hafızalara kazındı.
27 Mayıs 2025 Salı - 09:33
Erasmus öğrencileri İzmir’de buluştu
Yaşar Üniversitesi’nin ev sahipliğinde dördüncü kez düzenlenen Erasmus destekli "Kültürlerarası Pazarlama İletişimi" dersi kapsamında, 11 ülkeden gelen öğrenciler İzmir’de buluştu. Eğitim sürecinde farklı kültürleri tanıyan öğrenciler, İzmir’i de keşfetme fırsatı yakaladı. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin ev sahipliğinde bu yıl dördüncüsü düzenlenen ve Erasmus+ Hareketlilik Programı kapsamında fonlanan Kültürlerarası Pazarlama İletişimi dersi, Avrupa’nın önde gelen üniversitelerinden öğrenci ve öğretim elemanlarını İzmir’de buluşturdu. Programa, Hollanda’dan Breda University of Applied Sciences, Almanya’dan Hochschule Koblenz, Portekiz’den Porto Polytechnic Institute - ISCAP ve Gürcistan’dan University of Georgia’nın yanı sıra, Arnavutluk, Pakistan, Ukrayna ve Macaristan gibi ülkelerden toplam 11 farklı ülkeden katılım sağlandı. Yaklaşık 40 kişilik ekip, Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Huriye Toker, Prof. Dr. Özlem Alikılıç ile Breda Üniversitesi’nden Öğr. Gör. Çağrı Sümengen’in yürüttüğü ders kapsamında bir araya geldi. Uluslararası iş birlikleri güçleniyor Erasmus öğrenci hareketliliği projesini dört yıldır başarıyla yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Huriye Toker, "İletişim Fakültemiz, Avrupa üniversiteleriyle öğretim elemanı değişimi ve çift diploma programları konusunda iş birliklerini artırıyor. Bu proje sayesinde öğrenciler daha mezun olmadan gerçek bir iş deneyimi kazanıyor. Bu yıl proje kapsamında öğrenciler, YANMAR şirketinin iletişim sorunlarına çözüm arayarak, sürdürülebilir tarım ve çiftçi farkındalığı konularında hazırladıkları öneri ve projeleri şirket temsilcilerinden oluşan jüriye sundular," dedi. İzmir’i yakından tanıdılar Eğitim programının yanı sıra kültürel etkinliklere de katılan öğrenciler, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ile bir araya gelerek belediyenin çalışmalarına ilişkin bilgi aldı. Konak kültür gezisi, Efes Antik Kenti ve müze ziyareti, Karşıyaka şehir turu ile Çeşme ve Seferihisar gezileri sayesinde İzmir’in tarihi ve kültürel dokusunu tanıma fırsatı buldular.
27 Mayıs 2025 Salı - 09:27
Yapay zeka destekli MR ile meme kanseri taramaları hızla ve kolay
Meme Radyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Füsun Taşkın, meme kanserinin erken tanısında tıp teknolojisinin çok önemli bir rol oynadığını belirterek, tanının yanı sıra evrelemesinde meme MR’ın önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Taşkın, meme MR tetkikinin toplam 2 dakika süren, verilen kontrast maddenin ilk geçişini gösteren "Ultrafast" kısmının kolay karar verilemeyen, hem iyi, hem de kötü huylu hastalıklarda saptanabilen bulguların doğru tanısına katkı sağladığını söyledi. Dr. Taşkın "Toplam 6 saniyede yüksek çözünürlükle tüm memenin taranmasını sağlayan yöntem meme MR görüntülemenin önemli bir parçası olma yolunda, küçük ve tipik olmayan lezyonlarda erken tanıyı arttırıp gereksiz biyopsileri azaltma potansiyeline sahip." dedi. Mamografi ve ultrasona yardımcı Acıbadem Kent Hastanesi Meme Radyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Füsun Taşkın, yapay zeka ile desteklenen yeni kuşak 3 Tesla MR (Manyetik Rezonans) cihazı ile daha önce yapılamayan ve çok kısa sürede çok detaylı meme taraması sağlayan ultrafast meme MR’ı ile ilgili bilgi verdi. Meme kanserinin teşhisinde mamografi ve ultrasonografinin yerinin vazgeçilmez olduğunu, MR’ın yüksek riskli kadınların taramasında, kanser tanısı alan kadınlarda evrelemede, problem çözücü amaçla, kemoterapi yanıtını değerlendirme, implant görüntüleme gibi endikasyonlarda kullanıldığını belirten Prof. Dr. Taşkın yeni teknolojinin uzmanlar açısından iş akışını ve karar sürecini de kolaylaştırdığını söyledi. Dr. Taşkın, yeni nesil 3 Tesla MR cihazının yapay zekayla desteklendiğini vurgulayıp, özellikleri sayesinde kolay karar verilemeyen, hem iyi, hem de kötü huylu hastalıklarda saptanabilen bulguların doğru tanısına olanak sağladığını belirtti. 6 saniye gibi kısa sürede yüksek çözünürlükle tüm memenin taranmasını sağlayan yöntemin küçük ve tipik olmayan lezyonlarda erken tanıyı arttırıp gereksiz biyopsileri azaltma potansiyeli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Taşkın, "Menopoz öncesi hastalarda meme MR görüntülemenin en önemli dezavantajı olan meme glandüler doku boyanması incelemenin duyarlılığını azaltıyor. Ultrafast MR bu sınırlılığı da ortadan kaldıran bir yöntem" diye konuştu. Vakum destekli meme biyopsisi Meme kanseri tanısında görüntüleme eşliğinde biyopsilerin önemine de dikkat çeken Dr. Taşkın, vakum destekli biyopsinin ultrason, mamografi ve MR kılavuzluğunda yapılabildiğini, diğer iğne biyopsilerine göre daha fazla örneği kısa sürede aldığını, patolojik değerlendirmeyi kolaylaştırdığını vurguladı. Prof. Dr. Taşkın sözlerini şöyle tamamladı: "Özellikle mamografide saptanan mikrokalsifikasyonların tanısında ve sadece MRG’de saptanan bulguların tanısında vakum biyopsisi güncel ve vazgeçilmez biyopsi yöntemidir. Eskiden mamografide saptanan mikrokalsifikasyonlar işaretlenirdi ve operasyonla çıkartılırdı. Kanser saptanırsa ikinci tamamlayıcı operasyon gerekirdi. Vakum biyopsi ile operasyonsuz doğru tanı ve tek seansta tedavi planlanması mümkün oluyor"
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 19:46
Düğün salonunda çöken taş kemerin altında kalmıştı, doktorun eşi de hayatını kaybetti
İzmir’in Menemen ilçesinde bir düğün salonunda düzenlenen etkinlik çıkışında, kapıdaki taş kemerin üzerlerine devrilmesi sonucu ağır yaralanan doktorun eşi de hayatını kaybetti. Feci olayla ilgili ölü sayısı 2’ye yükselirken, gözaltına alınan 3 kişiden 1’i tutuklandı.
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 19:27
Düğün salonunda çöken taş kemerin altında kalmıştı, doktorun eşi de hayatını kaybetti
İzmir’in Menemen ilçesinde bir düğün salonunda düzenlenen etkinlik çıkışında, kapıdaki taş kemerin üzerlerine devrilmesi sonucu ağır yaralanan doktorun eşi de hayatını kaybetti. Feci olayla ilgili ölü sayısı 2’ye yükselirken, soruşturma kapsamında gözaltına alınan 3 kişiden 1’i tutuklandı. Olay 25 Mayıs günü Menemen ilçesi Yahşelli Mahallesi’ndeki bir düğün salonunda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İzmir Şehir Hastanesi Çocuk Acil Polikliniği Hekimi Doktor Mehmet Fatih Baltacı (35) ve eşi Güler Baltacı (35), çocuklarının eğitim gördüğü Ulukent Derinsu Anaokulu’nun kahvaltı etkinliği için düğün salonuna geldi. Etkinlik sonrası düğün salonundan çıkacakları esnada Baltacı çiftinin üzerine düğün salonunun çıkışında bulunan dekoratif taş kemer devrildi. Baltacı çifti beton yığınlarının arasında kalırken, vatandaşların ihbarı üzerine adrese jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Jandarma ekipleri güvenlik önlemleri alırken, ağır yaralanan Baltacı çifti ambulansla hastaneye kaldırıldı. Mehmet Fatih Baltacı yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybederken, eşi Güler Baltacı, İzmir Şehir Hastanesi’ne sevk edilmişti. Eşinin ardından Güler Baltacı da yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşam savaşını kaybetti. Güler Baltacı’nın cansız bedeni de yapılan incelemenin ardından İzmir Adi Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında düğün salonu işletmecisi anne baba ve oğlu olmak üzere 3 şüpheli gözaltına alındı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden salonu işleten oğul İ.C. tutuklanırken anne N.C. ve baba G.C. adli kontrol kararıyla serbest kaldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder