Yerel Haberler
İzmir
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:08 AGM Spor Kulübü’nden taekwondoda Türkiye derecesi Aliağa Gençlik Merkezi Spor Kulübü sporcusu Merve Nisa Mızrak, Erzurum’da devam eden Okul Sporları Yıldızlar Türkiye Şampiyonası’nda 55 kilo Yıldız Bayanlar kategorisinde Türkiye ikincisi olarak önemli bir başarıya imza attı. 2026 yılı Milli Eğitim Bakanlığı Okul Sporları faaliyetleri kapsamında İzmir’de gerçekleştirilen seçme müsabakalarında şampiyon olan başarılı sporcu, ardından Uşak’ta düzenlenen Türkiye yarı final müsabakalarını da zirvede tamamlayarak Erzurum’daki finallere katılma hakkı elde etmişti. Erzurum’da gösterdiği üstün performansla Türkiye ikinciliğine ulaşan Merve Nisa Mızrak, hem Aliağa’nın hem de kulübünün gururu oldu. Sıradaki hedef; Avrupa Taekwondo Şampiyonası Aliağa Gençlik Merkezi Spor Kulübü taekwondo sporcuları ise şimdi gözlerini Haziran ayında Bosna Hersek’te düzenlenecek Kulüpler Avrupa Taekwondo Şampiyonası ile milli takım seçme müsabakalarına çevirdi. Sporcular, bu önemli organizasyonlar için hazırlıklarını yoğun tempoda sürdürüyor. Aliağalı Genç Sporcular Aralıksız Çalışıyor Aliağa Gençlik Merkezi Spor Kulübü ve Milli Takım Antrenörü Ziya Cönge, elde edilen başarıyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Başarısından dolayı sporcumuz Merve’yi gönülden kutluyorum. Mart ayında düzenlenen Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası’nda ortaya koyduğu başarılı performansın ardından milli takım seçmelerine davet edilmişti. Şimdi ise önümüzdeki milli takım seçme müsabakaları için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Sporcumuzun gelecekte çok daha büyük başarılara imza atacağına yürekten inanıyorum. Genç sporcularımızın ülkemizi en iyi şekilde temsil edebilmesi adına çalışmalarımızı büyük bir özveriyle sürdürüyoruz. Sporcularımıza her zaman destek veren Aliağa Belediye Başkanımız Serkan Acar’a teşekkür ediyorum."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:53 EFES 2026 Savunma Sanayi Sergisi halk günü etkinliğiyle ziyaretçilerini ağırladı EFES 2026 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında kurulan Savunma Sanayi Sergisi, düzenlenen halk günü etkinliğiyle kapılarını vatandaşlara açtı. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen savunma sanayi teknolojilerinin yer aldığı sergiyi, her yaştan vatandaşın yanı sıra çevre okullardan gelen öğrenciler ve tatbikatta görevli yabancı askerler ziyaret etti. Milli Savunma Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen EFES 2026 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında açılan Savunma Sanayi Sergisi, halk günü etkinliğiyle ziyaretçilerine kapılarını açtı. Seferihisar ilçesinde yer alan Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’ndeki etkinlikte, vatandaşlar ve öğrenciler yerli üretim savunma teknolojilerini yakından inceleme fırsatı buldu. Dost ve müttefik ülke unsurlarının da katılımıyla yapılan tatbikatın son hazırlık çalışmalarını izlemek için alana gelen ziyaretçiler, etkinlik alanında kurulan teknoloji stantlarına büyük ilgi gösterdi. Savunma Sanayi Sergisi’ni gezen vatandaşlar, öğrenciler ve görevli yabancı askerler yerli üretim silahları detaylıca inceledi. Ziyaretçiler alanda sergilenen insansız hava araçları, roket sistemleri, robot köpekler, tanklar, hava savunma sistemleri ve kamikaze dronları yakından gördü. Modern askeri teçhizatlar hakkında stant görevlilerinden teknik bilgi alan katılımcılar, yerli savunma sanayisinin ulaştığı seviyeyi yerinde gözlemledi.
Ölüm bile ayıramadı, İzmir’de hayatını kaybeden doktor ve eşine acı veda
27 Mayıs 2025 Salı - 14:58 Ölüm bile ayıramadı, İzmir’de hayatını kaybeden doktor ve eşine acı veda İzmir’in Menemen ilçesinde bir düğün salonunda düzenlenen etkinlik çıkışında, kapıdaki taş kemerin üzerlerine devrilmesi sonucu ağır yaralanan ve kaldırıldıkları hastanelerde hayatlarını kaybeden Mehmet Fatih Baltacı ve eşi Güler Baltacı çifti, İzmir’den gözyaşlarıyla uğurlandı. Mehmet Fatih Baltacı’nın acılı babası ise yaptığı açıklamada işletmenin çok büyük bir ihmali olduğunu belirtti. 25 Mayıs günü Menemen ilçesi Yahşelli Mahallesi’ndeki bir düğün salonunda meydana gelen olayda, İzmir Şehir Hastanesi Çocuk Acil Polikliniği Hekimi Doktor Mehmet Fatih Baltacı (35) ve eşi Güler Baltacı (35), çocuklarının eğitim gördüğü Ulukent Derinsu Anaokulu’nun kahvaltı etkinliği için düğün salonuna geldi. Etkinlik sonrası düğün salonundan çıkacakları esnada Baltacı çiftinin üzerine düğün salonunun çıkışında bulunan dekoratif taş kemer devrildi. Baltacı çifti beton yığınlarının arasında kalırken, vatandaşların ihbarı üzerine adrese jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Jandarma ekipleri güvenlik önlemleri alırken, ağır yaralanan Baltacı çifti ambulansla hastaneye kaldırıldı. Mehmet Fatih Baltacı yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybederken, eşi Güler Baltacı, İzmir Şehir Hastanesine sevk edilmişti. Eşinin ardından Güler Baltacı da yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşam savaşını kaybetti. Güler Baltacı’nın cansız bedeni de yapılan incelemenin ardından İzmir Adi Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında düğün salonu işletmecisi anne baba ve oğlu olmak üzere 3 şüpheli gözaltına alındı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden salonu işleten oğul İ.C. tutuklanırken anne N.C. ve baba G.C. adli kontrol kararıyla serbest kaldı. İzmir Şehir Hastanesi’nden acılı veda Yaşanan feci olayda hayatını kaybeden bir çocuk sahibi Baltacı çifti için, Dr. Mehmet Fatih Baltacı’nın görev yaptığı İzmir Şehir Hastanesinde tören gerçekleştirildi. Törene İzmir İl Sağlık Müdürü Burak Öztop, İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Orhan Gökalp, hayatını kaybeden Baltacı çiftinin mesai arkadaşları, ailesi ve yakınları katıldı. Ölüm bile ayıramadı, sevenleri gözyaşlarıyla veda etti Tabutları yan yana konan Mehmet Fatih Baltacı ve Güler Baltacı’nın aile üyeleri, tabutlara sarılarak gözyaşı döktüler. Okunan dualar ve alınan helallik sonucu cenazeler, defnedilmek üzere Ankara’nın Gölbaşı ilçesine götürüldü. "Çok büyük ihmal var" Oğlunun ve gelininin büyük bir ihmal sonucu hayatlarını kaybettiğini söyleyen Mehmet Fatih Baltacı’nın acılı babası Ali Rıza Baltacı, basın mensuplarından olayın hukuki sürecinin takip edilmesini rica etti. Baltacı, "Yavrumun ve kızımın mekanları cennet olsun. Biricik yavrularını bizlere emanet edip gittiler. Gözleriniz arkada kalmasın. Çok büyük bir ihmal var. Sağlam yapılmayan bir şey rüzgar olmuş veya olmamış, illa ki düşecekti. Siz basın mensuplarından da tüm bu hukuki sürecin takip edilmesini istirham ediyorum" diye konuştu.
Çamur Atölyesi’nden sanat çiftliğine uzanan yolculuk
27 Mayıs 2025 Salı - 12:41 Çamur Atölyesi’nden sanat çiftliğine uzanan yolculuk Çamur Atölyesi’nin kurucusu Esra Yazıcı, hobi olarak başladığı seramik yolculuğunu zamanla bir tutkuya dönüştürdü. Bu yolculuk, öğrencisi Begüm Mutlu ile güçlerini birleştirmesiyle daha da anlam kazandı. İkili, Aşağışakran’da yer alan eski bir zeytinyağı fabrikasını dönüştürerek, Aliağa’nın ilk yüksek derece seramik atölyesini ve sanat çiftliğini hayata geçirdiler. Sanatla doğayı buluşturan ‘Atölye Şakran’da üretimin, ilhamın ve yaratıcılığın kapıları aralanıyor. Atölyede, Esra Yazıcı ve Begüm Mutlu tarafından yüksek dereceli seramik ürünlerin yapımı ve boyaması gerçekleştirilirken, Emine Çalışkan çini eğitimi veriyor. Hem çocuklara hem yetişkinlere yönelik olarak düzenlenen workshoplarla katılımcılara keyifli ve yaratıcı bir deneyim sunuluyor. Aylık dört dersten oluşan düzenli eğitimlerin yanı sıra, 2-3 saatlik kısa süreli atölyeler de mevcut. Atölyelere minimum dört kişiyle katılım sağlanabilirken, on kişi ve üzeri gruplar için indirim uygulanıyor. 3-14 yaş arası çocuklar ister kendi gruplarında ister anneleriyle birlikte katılım gösterebilirken, 14 yaş ve üzerindekiler yetişkin gruplarına dahil ediliyor. Atölyede üretilen porselen ve stoneware ürünler; fırına ve bulaşık makinesine uygun, gıda ile temas edebilen özellikleriyle öne çıkıyor. Kupa ve tabak boyama atölyelerinde ise ilk pişirimi yapılmış ürünler, katılımcıların kişisel dokunuşlarıyla tamamlanıyor. Tüm ürünler, gerekli fırınlama ve son işlemlerden geçirildikten sonra sahiplerine teslim ediliyor. Aşağışakran’daki eski fabrikayı sanat atölyesine dönüştürdüler Aliağa’da seramik ve porselen alanında bir boşluğu dolduran Esra Yazıcı ve Begüm Mutlu, yüksek derece seramik üretimiyle bölgeye sanatsal ve kültürel bir soluk getirdiler. Atölye çalışmaları sürerken bu süreci bir markaya dönüştürdüler ve Lemniscate Porcelain doğdu. Çamur Atölyem’in kurucusu Esra Yazıcı, bu serüvenin başlangıcını şöyle anlatıyor: "Pandemi döneminde İstanbul’dan Şakran’a taşındım. Seramiğe hobi olarak başladım; evimin altındaki küçük atölyede kendi kendime üretmeye başladım. Zamanla atölyeme gelmek isteyenler oldu. Bu da bana Aliağa’da böyle bir alanda ciddi bir eksiklik olduğunu gösterdi. Özellikle yüksek derece porselen ve stoneware üretimi yapan bir yer yoktu. Küçük bir atölyeye taşındım ve orada üretim yaparken çevreden yoğun ilgi görmeye başladım. İnsanlar eğitim ve workshop imkanı arıyordu. Bu ilgiyi karşılıksız bırakmadım ve atölyemde dersler vermeye başladım. İnsanlara fayda sağladığımı duymak beni çok motive etti. Derslerimden birine Begüm öğrenci olarak katıldı. Eğitimlerini tamamladıktan sonra birlikte çalışmak istedi. Yaklaşık iki yıldır birlikteyiz ve bu süreçte işimizi birlikte büyüttük. Sonunda Aşağışakran’daki eski bir zeytinyağı fabrikasını restore ederek taşındık. Bu mekân, hem köy dokusuna uyumlu hem de yaratıcı üretimlerimize ilham veren özel bir yer oldu. Aşağışakran’ı çok seviyoruz ve burada kökleşmek istiyoruz" Bugün Atölye Şakran, sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda sanatı, eğitimi ve topluluk ruhunu bir araya getiren bir sanat çiftliği. Esra ve Begüm’ün önderliğinde, Lemniscate Porcelain markasıyla hem sanatsal üretim yapılıyor hem de yaratıcı atölye çalışmalarıyla toplulukla güçlü bir bağ kuruluyor. "Hedefimiz, atölye ve Şakran’ı sanat çiftliğine dönüştürmek" Esra Yazıcı, markalarının Aliağa’dan çıktığı için çok mutlu olduğunu belirtirken Atölye Şakran adına gelecek hedeflerini anlattı: "Markamızın Aliağa’dan çıkmış olmasından dolayı çok mutluyum. Markamız burada doğduğu için gerçekten Aliağa’ya ait hissediyoruz. Markamızın önce Aliağa’dan başlayarak giderek büyümesini istiyoruz. Gerçekten ‘Lemniscate Porcelain’ olarak çok kaliteli ürünler çıkarttığımızı düşünüyoruz. Atölye Şakran olarak da Aliağa’ya büyük katkıda bulunduğumuza inanıyorum çünkü çamura dokunmamış insanlar geliyor, sonunda gerçekten dinlendiklerini söylüyorlar ve buraya ‘Renkli Terapi Merkezi’ diyorlar. İnsanlara ruhsal olarak dokunduğumuza inanıyorum. Atölye olarak hedefimiz burayı bir sanat çiftliğine dönüştürmek bu yüzden adını ‘Atölye Şakran’ koyduk. Ressam bir arkadaşımız gelirse de kapımız açık. Çini hocamız da aynı şekilde geldi hemen aramıza katıldı" Atölye Şakran olarak gönüllülük projeleri yapmaktan da mutluluk duyduklarını belirten Yazıcı: "Bu yolculukta bizim için çok özel bir deneyim, Şakran Cezaevi’nde kalan çocuklar ve gençlerle gerçekleştirdiğimiz yaratıcı atölye çalışmaları oldu. Onlar bize ulaştı, biz de bu çağrıya kayıtsız kalamadık. Bu deneyim bize bir kez daha gösterdi ki sanatın ve birlikte üretmenin dönüştürücü gücü her yerde, her koşulda var olabiliyor. Biz de Atölye Şakran olarak bu gücü daha çok kişiye ulaştırmak, daha fazla yüreğe dokunmak istiyoruz" dedi. Atölye Şakran’ın çalışmalarıyla ilgili detaylı bilgi ve başvuru için 0532 253 87 38 numaralı telefondan veya Çamur Atölyem ve Lemniscate Porcelain Instagram hesaplarından DM yoluyla iletişime geçilebiliyor.
Korsan taşımacılığa büyük cezalar yolda
27 Mayıs 2025 Salı - 12:33 Korsan taşımacılığa büyük cezalar yolda İzmir’den başlayan ve uzun süredir sürdürülen korsan taşımacılıkla mücadele Ankara’da karşılık buldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan yeni kanun teklifi yasalaşırsa, ruhsatsız taşımacılık yapan kişilere 100 bin TL para cezası uygulanacak ve ehliyetlerinin ise 30 gün süreyle el konulacak. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "Korsan taşımacılıkla alakalı belli bir noktaya gelmek bizleri mutlu ediyor" dedi. TBMM sunulan 36 maddelik "Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", korsan taşımacılığın önüne geçmek için büyük önem taşıyor. Teklifin kanunlaşması halinde; ilgili belediyeden çalışma izni veya ruhsat almadan yolcu taşıyanlara 100 bin TL idari para cezası verilecek. Aynı zamanda bu kişiler hakkında da 30 gün süreyle sürücü belgesi geri alma cezası uygulanması bekleniyor. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Kanun hakkında kendilerine destek veren herkese teşekkür eden Başkan Özkan, "Biz İzmir’de bundan yaklaşık 5 ay önce korsan ile ilgili bir ses verdik ve bu sesimiz çok şükür ilgili yerlere duyuruldu. Tüm Türkiye’nin sorunu olan korsan taşımacılıkla ilgili İzmir’den başlattığımız mücadelede belli bir noktaya geldiğimizi görmek esnafımız adına bize mutluluk verdi" diye konuştu. "30 gün ehliyeti almak yeterli değil" 36 maddelik "Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin Meclis’e sunulduğunu belirten Başkan Özkan, "Konunun 28 Mayıs’ta Meclis’te görüşüleceği bilgisi tarafımıza ulaştı. Bu kanun tasarısının içeriğinde, ’korsan taşımacılık’ tabir edilen yasadışı taşımacılıkla ilgili olarak ilgili belediyesinden çalışma izni, çalışma ruhsatı almayan kişilere 100 bin lira para cezası gibi ciddi bir para yaptırım uygulanacak. Yine bu şekilde çalışıp yakalanan sürücülere de 30 gün süreli ehliyetlerine el konulacak. Bu son derece olumlu bir gelişme biz esnafımız için, korsanla mücadele için. Ancak şurada hemen belirtmem gerekiyor; zaman içerisinde bu caydırıcılık, uygulanan cezalar aradan belirli bir süre geçtikten sonra ilk etkisini kaybediyor. Biz ehliyete 30 gün süreyle el konulmasının yeterli olmayacağını düşünüyoruz. Federasyon nezdinde de yapmış olduğumuz çalışmalarda talebimiz 6 ay ehliyetlerin el konulmasıydı. Bu sürenin tekrar değerlendirilip, 30 günün 6 ay olarak revize edilmesini esnaf camiası olarak yetkililerden talep ediyoruz" dedi. "İzmir’den ses olduk" Cezaların sadece sürücüye değil, aracını bu sürücüye teslim eden araç sahibinin de sorumluluk alması gerektiğini ifade eden Başkan Özkan, "Yine burada korsan ile ilgili denetimlerde sürücünün dışında yolcunun da, ’Evet ben bu araca ticari amaçla bindim’ demesi durumunda cezai uygulama söz konusu olabiliyor. Dolayısıyla bu da denetimi etkisizleştiriyor. Burada yeni bir uygulama, yeni bir sistem geliştirerek yolcunun illaki ’ben ticari araç olarak bunu kullandım’ ifadesinin yerine farklı delillerle bu denetimlerin yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bizler kararlılıkla esnafın ekmeğini haksız yere paylaşmak isteyenlerle İzmir’den bir ses olduk, bir mücadele başlangıcı yaptık. İzmir biliyorsunuz Türkiye’de hep ilklerin şehri, ilklerin kenti. Biz de bu duygu ve düşüncelerle İzmir’den bu hareketi başlattık. Bunun yankıları arkadan bir suya taş atıp da bir dalga misali işte Antalya, İstanbul, Ankara gibi illerde bu konuda bizim arkamızdan bu konuyla ilgili sesini yükselttiler" diyerek sözlerini noktaladı.
Bilinçli güneşlenme ile tehlikeli ışınlar dost kalabilir
27 Mayıs 2025 Salı - 12:02 Bilinçli güneşlenme ile tehlikeli ışınlar dost kalabilir Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte güneş ışığına maruziyet artarken, güneşin sağlık üzerindeki etkileri de yeniden gündeme geldi. Kimileri bronzlaşmak için güneşin altında uzun vakit geçirirken, kimileri ise zararlı ışınlardan korunmanın yollarını aramaya başladı. Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, güneş ışınlarının hem dost hem de düşman olabileceğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Güneş ışığının, vücutta D vitamini sentezlenmesi açısından hayati önem taşıdığını vurgulayan Medicana International İzmir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Cüneyt Soyal, "Haftada 2-3 gün, özellikle saat 10.00 ile 12.00 arasında, 4-15 dakikalık bir güneş maruziyeti günlük D vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterlidir. Ancak bu sürenin kişinin deri rengine göre değişebileceğini unutmamak gerekir. Deri rengi koyulaştıkça, güneşte kalma süresi uzayabilir" dedi. Bağışıklık sistemiyle güneş ışığı arasındaki ilişkiye dikkat çeken Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, "Yeterli düzeyde D vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken, uzun süreli ultraviyole (UV) maruziyeti cilt bağışıklığını baskılayarak zararlı etkilere neden olabilir. Öte yandan cilt yaşlanmasının en önemli nedenlerinden biri korunmasız güneş maruziyetidir. Yeryüzünde insan hayatının devamlılığı için güneş ışığı zaruri iken, aynı güneş ışığı cilt yapımızı, deri hücrelerimizi deforme edip bozuyor, cilt yaşlanması, lekeler ve deri kanserlerinin gelişimine sebep oluyor" ifadelerini kullandı. Cilt lekeleri ve DNA hasarı Güneş ışığının farklı dalga boylarında ışınlar içerdiğini ve bunların cilt üzerindeki etkilerinin farklı olduğunu belirten Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, şöyle konuştu: "Güneş ışığı dediğimiz ışık aslında farklı ışın cinslerini bir arada içeren bir buket gibidir. Ultraviyole (morötesi) ışıklar, bu buketteki önemli ışık gruplarından sadece biri ve dalga boylarına göre Ultraviyole-A (UVA), Ultraviyole-B (UVB) ve Ultraviyole-C (UVC) olarak üç grupta incelenirler. UVC ve UVB’nin büyük bir kısmı yeryüzüne ulaşamıyor. D vitamini sentezinden, güneş yanıkları, cilt yaşlanmasına, lekeler, bağışıklık sistemi zayıflaması ve deri kanserlerine kadar birçok etkiden de UV ışıkları sorumlu. Bronzlaşma dediğimiz olgu, aslında derinin UV ışığına karşı kendisini ve DNA’larını korumak için geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. UV ışıkları deride yer alan renk hücreleri başta olmak üzere tüm hücrelerini etkileyerek yapılarının bozulmasına neden olur. Bu bozulma sonucu lekeler ve deri kanserleri gelişebilmektedir. Hücre yapısının ne kadar bozulduğuna ve kişinin güneşle olan ilişkisine göre lekeler kalıcı karakter de kazanabilirler. Güneş ışığının en korktuğumuz yan etkisi deri hücrelerinde DNA hasarına yol açabilmesidir. DNA hasarı gelişen alanlarda deri kanseri gelişme riski yüksektir." Her mevsimde, her hava koşulunda güneş kremi Güneşten korunmada en etkili yöntemlerden birinin güneş koruyucu ürünler olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, "Bu konuda güneşten koruyucu ürünler en önemli yardımcı. Güneşten koruyucu ürünleri, mevsim ve hava koşulları gözetmeksizin her gün kullanmak gereklidir. Unutmayalım ki UV ışıkları hava nasıl olursa olsun, her mevsim, içerisi - dışarısı, gölge - açık alan her ortamda cilde etki edebilir. Ayrıca UV’nin tek kaynağı güneş de değil. Günlük hayatta, çalışılan kapalı ortamlarda bile UV üretebilen ışıklandırma sistemleri mevcut" açıklamasında bulundu. Solaryum, güneşten daha masum değil Bronz bir ten hayaliyle tercih edilen solaryumun da en az güneş ışığı kadar zararlı olduğunu belirten Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, "Solaryumun verdiği yapay ışık da ciltte DNA hasarına yol açabilir. Ayrıca ’Bronzlaştım, artık güneş zararlı gelmez’ gibi yanlış bir algı yaratması da riski artırıyor" şeklinde konuştu. Cilt tipine göre güneşin etkilerinin değişebileceğine de dikkat çeken Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, "Açık tenli bireyler, koyu tenlilere göre güneşin zarar verici etkilerine daha kısa sürede maruz kalabilir. Bu nedenle güneşte kalma süresi belirlenirken deri rengi önemli bir kriter olmalıdır" dedi. Ultraviyole İndeksi’ni takip edebilirsiniz Uzm. Dr. Cüneyt Soyal, sözlerini şöyle tamamladı: "Güneş ışıklarının yeryüzüne en dik ulaştığı, dolayısıyla en çok UV’ye maruz kalınabilen saatler öğlen saatleridir. Bulunduğumuz konum ve özellikle yaz mevsimi göz önüne alındığında 10.00-16.00 saatleri arasıdır. Daha etkin bir koruma için Ultraviyole İndeksi (UVİ) takip edilmeli. UVİ, güneşin o günkü konumunuzda ve hava koşullarında size ne kadar zarar verebileceğini belirten sayısal bir değerdir. Bu değer, meteroloji tarafından saatlik ve günlük olarak hesaplanıp yayınlanıyor. Güneşe maruz kalınacak zaman seçilirken cep telefonlarının hava durumu kısmından çok kolay ulaşılabilecek bu değeri takip etmek pratik bir uygulama olabilir. Dışarıya çıkarken korunma tedbirlerini almayı ve güneşte kalma sürelerimizi olabildiğince kısa tutmayı unutmayalım."