Yerel Haberler
İzmir
EFES 2026 Savunma Sanayi Sergisi halk günü etkinliğiyle ziyaretçilerini ağırladı 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:53:36 EFES 2026 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında kurulan Savunma Sanayi Sergisi, düzenlenen halk günü etkinliğiyle kapılarını vatandaşlara açtı. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen savunma sanayi teknolojilerinin yer aldığı sergiyi, her yaştan vatandaşın yanı sıra çevre okullardan gelen öğrenciler ve tatbikatta görevli yabancı askerler ziyaret etti. Milli Savunma Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen EFES 2026 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında açılan Savunma Sanayi Sergisi, halk günü etkinliğiyle ziyaretçilerine kapılarını açtı. Seferihisar ilçesinde yer alan Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’ndeki etkinlikte, vatandaşlar ve öğrenciler yerli üretim savunma teknolojilerini yakından inceleme fırsatı buldu. Dost ve müttefik ülke unsurlarının da katılımıyla yapılan tatbikatın son hazırlık çalışmalarını izlemek için alana gelen ziyaretçiler, etkinlik alanında kurulan teknoloji stantlarına büyük ilgi gösterdi. Savunma Sanayi Sergisi’ni gezen vatandaşlar, öğrenciler ve görevli yabancı askerler yerli üretim silahları detaylıca inceledi. Ziyaretçiler alanda sergilenen insansız hava araçları, roket sistemleri, robot köpekler, tanklar, hava savunma sistemleri ve kamikaze dronları yakından gördü. Modern askeri teçhizatlar hakkında stant görevlilerinden teknik bilgi alan katılımcılar, yerli savunma sanayisinin ulaştığı seviyeyi yerinde gözlemledi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:48 EFES 2026 Savunma Sanayi Sergisi halk günü etkinliğiyle ziyaretçilerini ağırladı EFES 2026 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında kurulan Savunma Sanayi Sergisi, düzenlenen halk günü etkinliğiyle kapılarını vatandaşlara açtı. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen savunma sanayi teknolojilerinin yer aldığı sergiyi, her yaştan vatandaşın yanı sıra çevre okullardan gelen öğrenciler ve tatbikatta görevli yabancı askerler ziyaret etti. Milli Savunma Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen EFES 2026 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında açılan Savunma Sanayi Sergisi, halk günü etkinliğiyle ziyaretçilerine kapılarını açtı. Seferihisar ilçesinde yer alan Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’ndeki etkinlikte, vatandaşlar ve öğrenciler yerli üretim savunma teknolojilerini yakından inceleme fırsatı buldu. Dost ve müttefik ülke unsurlarının da katılımıyla yapılan tatbikatın son hazırlık çalışmalarını izlemek için alana gelen ziyaretçiler, etkinlik alanında kurulan teknoloji stantlarına büyük ilgi gösterdi. Savunma Sanayi Sergisi’ni gezen vatandaşlar, öğrenciler ve görevli yabancı askerler yerli üretim silahları detaylıca inceledi. Ziyaretçiler alanda sergilenen insansız hava araçları, roket sistemleri, robot köpekler, tanklar, hava savunma sistemleri ve kamikaze dronları yakından gördü. Modern askeri teçhizatlar hakkında stant görevlilerinden teknik bilgi alan katılımcılar, yerli savunma sanayisinin ulaştığı seviyeyi yerinde gözlemledi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:47 İzmir’de "Orman Benim" etkinliği: "Yangınların yüzde 95’i insan kaynaklı" Türkiye genelinde orman yangınlarına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla eş zamanlı olarak hayata geçirilen "Orman Benim" kampanyası kapsamında İzmir’de düzenlenen etkinlikte, protokol üyeleri ve öğrenciler ormanlık alanda çöp topladı. Tarım ve Orman Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, İzmir Valiliği ve Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle orman yangınlarına karşı toplumsal bilinci artırmak amacıyla gerçekleştirilen ’Orman Benim’ etkinliği, İzmir’de Gaziemir Sarnıç Orman Parkı’nda düzenlendi. Etkinlik kapsamında Bölge Müdürü Yılmaz, Kaymakam Kurnaz ve öğrenciler, yangın riskine karşı ormanlık alandaki çöpleri ve yanıcı maddeleri hep birlikte temizledi. "Bekleyen tehlikelerin başında mega orman yangınları var" Etkinlikte konuşan İzmir Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin dünyanın en büyük sorunlarının başında geldiğini vurguladı. Ormanların yenilenebilir doğal kaynaklar ve insanlığın ortak değeri olduğunu belirten Yılmaz, "Bu değerlere sahip çıkmak sadece ormancıların değil her bireyin birinci önceliği olmalıdır. Ormanların atmosferdeki karbon emisyonunu tutmada, temiz hava ve temiz su oluşumundaki etkileri tartışılmaz. ’İnsan için sağlık, sağlık için orman’ diyoruz. Önümüzdeki süreçte tüm insanlık yeteri kadar tedbir almaz ise bizleri bekleyen tehlikelerin başında mega orman yangınlarını sayabiliriz. Yangınların yüzde 95’i insan kaynaklı. İnsanımızı eğitmek, bilinçlendirmek ve dikkatini çekmek için bu etkinliklerimiz tüm Türkiye’de yapılmaktadır" ifadelerini kullandı. "Küçük ihmaller büyük felaketlere sebep olabiliyor" Ormanların sadece ağaçlardan oluşan alanlar olmadığını, hayatın kaynağı ve gelecekten emanet alınan kutsal bir değer olduğunu vurgulayan Gaziemir Kaymakamı Kudret Kurnaz ise, "Bir ağacın büyümesi yıllar alırken, dikkatsizlik sonucu çıkan bir yangın maalesef binlerce canlıyı ve doğal yaşamı birkaç saat içinde yok edebilmektedir. Çevreyi korumak büyük projelerle olduğu kadar küçük ihmalleri önlemekle de mümkündür. Ormana atılan bir cam şişe, söndürülmeden bırakılan bir izmarit ya da gelişigüzel bırakılmış atıklar büyük felaketlere sebep olabilmektedir. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz etkinlik ile orman içi ve çevresindeki yanıcı maddelerin temizlenmesi, çevre duyarlılığının ve çocuklarımızda orman sevgisinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Öğrencilerimizin göstereceği duyarlılık yarının daha yeşil Türkiye’sinin en güçlü teminatıdır" diye konuştu. Öğrencilerden sert tepki: "Vatanlarına ihanet ediyorlar" Etkinliğe katılarak doğa için çöp toplayan öğrencilerden 5. sınıf öğrencisi Irmak Beşken, "Ormanlarımız kirlenmesin, çöpler yangınlara sebep olmasın diye temizlik yapıyoruz. Yangın çıktığında üzülüyoruz çünkü canlı ağaçlarımız kayboluyor, ormanlarımız boşalıyor. Onları çok seviyoruz, ağaçlar ve bitkiler geleceğin kahramanlarıdır" dedi. Doğayı korumak için arkadaşlarıyla birlikte etkinlikte yer aldığını belirten 7. sınıf öğrencisi Damla İşçi ise orman yangınlarına sebep olanlara tepki göstererek, "Doğa bize oksijen sağlıyor. Çevreyi kirleten insanlar hem bizi hem kendilerini düşünmüyorlar. Orman yangınlarını çıkaranlar vatanlarına ihanet ediyorlar ve bizim geleceğimizi tehlike altına atıyorlar" şeklinde konuştu. Vatandaşların ormanların korunmasına dikkat çekmek için bir araya geldiği etkinliğe, İzmir Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, Gaziemir Kaymakamı Kudret Kurnaz, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Çeşme’de susuz yaz tehlikesi
12 Haziran 2025 Perşembe - 11:52 Çeşme’de susuz yaz tehlikesi Yaşanan kuraklık sebebiyle Ege’nin gözde turizm merkezlerinden Çeşme’nin içme suyu ihtiyacını karşılayan Kutlu Aktaş Barajı’nda su seviyesi yüzde 10’a kadar düştü. Su tasarrufuna dikkat çeken Prof. Dr. Doğan Yaşar, "Suyun bittiği gün her şey biter. Su olmazsa turist de olmaz. Gerektiğinde suyu keseceksiniz ya da günde 3 saat su vereceksiniz. Mümkünse 2 gün suyu keseceksiniz’’ dedi. İklim değişikliği, küresel ısınma ve yağış rejimlerinde yaşanan olumsuzluklar doğal kaynakları eritmeye devam ediyor. Hayati önemdeki su kaynakları her geçen yıl daha da azalıyor. Geçen yılın Haziran ayına göre bu sene İzmir barajlarındaki su doluluk oranları ciddi oranda geriledi. İzmir’in ana su kaynağı Tahtalı Barajı’nda geçen yıl bu aylarda su seviyesi yüzde 41 iken, son ölçümlere göre yüzde 13’e düştü. Kurban bayramında nüfus yoğunluğu 1 milyona dayanan turizm kenti Çeşme’de durum daha ciddi boyutlara ulaştı. Gözde turizm kenti Çeşme’nin içme suyu ihtiyacını karşılayan Kutlu Aktaş Barajı’nda su seviyesi yüzde 35’lerden yüzde 10’a kadar geriledi. Yaklaşık 30 günlük suyu kalan Çeşme’de, susuz yaz tehlikesine karşı belediye tarafından alınan bazı tasarruf tedbirleri uygulanmaya devam ediyor. ’’Suyun bittiği gün her şey biter’’ Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, kurak döneme gelindiğinde suyun çok dikkatli kullanılması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Asıl tehlikenin kuraklık değil, yanlış su yönetimi olduğunu vurgulayan Yaşar, ‘’Yağışlı dönemlerde, baraj doluyken, su varken istediğinizi yapın. Ama kurak döneme gelindiğinde her şey bir kenara konulmalı. Bahçe sulama, hobi bahçeleri, her şey ama her şey bir kenara bırakılmalı. Örneğin, İzmir’de kış aylarında kişi başına günde 130 litre su verilir ama yazın bu miktar 200 litrelere çıkar. Çünkü herkes bahçe suluyor, araba yıkıyor, balkon yıkıyor. Özellikle bahçe sulamaları burada çok önemli. Bir anda su tüketimi 130 litreden 200 litreye çıkıyor. Böyle bir kurak dönemde bahçe sulamayalım, araba yıkamayalım, halı yıkamayalım. Bu yıl yapmayalım bunları. Ya da çok su isteyen çimleri ekmeyelim, sulamayalım. Suyun bittiği gün her şey biter. Gerektiğinde suyu keseceksiniz ya da günde 3 saat su vereceksiniz. Mümkünse 2 gün suyu keseceksiniz’’ dedi. Yeni 10 su kuyusu açılıyor Urla, Seferihisar ve Karaburun’da yeni 10 su kuyusu açılması için çalışma yürütüldüğünü hatırlatan Doğan Yaşar, "Tüm bu çalışmalar, yarımadaya su sağlanabilmesi içindir. Çeşme’de kış nüfusu 40 bindir. Yazın ise bu sayı 300 bin yerleşik nüfusa dönüşüyor. Ama günübirliklerle beraber bu 1 milyonlara kadar çıkıyor. Tabi bütün bu insanlara su lazım. Burası da turizmle ilgili olduğu için su gerekiyor. Ama günden güne maalesef artık su yetmiyor. Yeni şeyler yapılması gerekli. Yeni çözüm aramaları lazım ki şöyle çözümler; bu tür yerlerde kurak dönemlerde bireysel yüzme havuzlarına izin verilmeyecek. Çeşme Belediyesi de bu konuyla ilgili birçok yasak getirdi; böyle de olması gerekiyor’’ dedi. ’’Su yoksa turist de yok’’ Çeşme Belediyesi’nin su riskinin farkında olduğunun altını çizen Doğan Yaşar, ‘’Burası bir turizm kenti, su yoksa turist de yoktur. Turist yoksa bütün esnaf mağdur olur, işler durur. Yani tasarruf uygulamasının öncelikle Çeşme’de başlaması sürpriz değil bu bilinçli bir tercih. Gerçekten de su sorunu, bu tür turizm yerleri için çok önemlidir. Turisti susuz bırakamazsınız. Bir gün bile su vermezseniz, kimse Çeşme’de kalmaz. Hatta bir daha da gelmeyebilir. Bu nedenle, Çeşme Belediyesi’nin yaptığı gerçekten güzel bir şey. Bu uygulamayı bütün belediyelerin yapması gerekir. Özellikle de su sıkıntısı çeken tüm belediyelerin bunu artık hayata geçirmesi lazım’’ sözlerine yer verdi.
Yeni doğan bebeğinin ölümüne neden olan anne tutuklandı
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:06 Yeni doğan bebeğinin ölümüne neden olan anne tutuklandı İzmir’de kendi imkanlarıyla doğum yaptıktan sonra bebeğini çatı katına bırakarak ölümüne neden olan anne, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olayla bağlantılı olarak gözaltına alınan 4 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bornova ilçesinde 6 Haziran günü meydana gelen olayda, F.İ. (20) adlı genç kadın, iddiaya göre nikahsız birliktelikten hamile kaldı. Hamileliğini ailesinden gizleyen kadın, doğumu evinin banyosunda kendi imkanlarıyla gerçekleştirdi. F.İ., doğumun ardından bebeğini beze sararak apartmanın çatı katına bıraktı. Bir süre sonra çatıdan gelen sesleri duyan çevre sakinleri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, çatı katında bebek buldu. Sağlık ekipleri tarafından Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan bebek, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Anne tutuklandı Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği, Suç Analiz Büro Amirliği ve Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalarda, anne F.İ. ile birlikte Ş.İ. (51), İ.E.Ş. (40), A.İ. (22) ve S.İ. (16) yakalanarak gözaltına alındı. Polis merkezindeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden anne F.İ. tutuklanırken, diğer dört şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İzmir’de yapay zeka ile yeni bir dönem
11 Haziran 2025 Çarşamba - 17:44 İzmir’de yapay zeka ile yeni bir dönem İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından İzmir’de Eğitimde Yapay Zeka Çalıştayı gerçekleştirildi. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, eğitimde yapay zeka uygulamalarını yaygınlaştırmak ve bu alanda kapsamlı bir vizyon oluşturmak amacıyla önemli bir çalıştaya ev sahipliği yaptı. İZQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen ’İzmir’de Eğitimde Yapay Zeka Çalıştayı’, 21. yüzyılın gerektirdiği becerileri merkeze alan ve teknolojiyi hem araç hem de üretim unsuru olarak kullanan bireyler yetiştirmeyi hedefliyor. Çalıştaya, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi, İzmir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı İlker Erarslan, İzmir İl Milli Eğitim Şube Müdürü Ali Can Güllü’nün yanı sıra Dr. Mustafa Coşkun, İzmir Katip Çelebi Üniversitesinden Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, Doç. Dr. Mehmet Büküm, Dr. Öğr. Üyesi Esra Dündar Aravacık, Dr. Öğr. Üyesi Ela Burcu Uçel, Dr. Öğr. Üyesi Emrah Noyan ve Dr. Öğr. Üyesi Kemal Yayla ile İzmir genelinde farklı branşlarda görev yapan 30 ortaokul ve lise öğretmeni katıldı. Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren İl Milli Eğitim Şube Müdürü Ali Can Güllü, yapay zeka teknolojilerinin eğitimde daha kritik bir rol üstlendiğine vurgu yaptı. Güllü, "Birkaç yıl içinde, yapay zekanın eğitim süreçlerinde ve öğrenme deneyimlerinde fark oluşturacak düzeyde gelişeceğini öngörüyoruz. Bu anlamda, şu ana kadar 200 öğretmenimize yapay zekanın pedagojik uygulamaları ve dijital araçları kullanımı konusunda eğitim verdik; üniversitelerle iş birlikleriyle de yapay zeka tabanlı yenilikçi projeler geliştirmeye devam ediyoruz" dedi. Dr. Mustafa Coşkun, konuşmasında yapay zekanın eğitimde devrim oluşturacağına inandığını belirtti. Ayrıca, öğrencilerin her zaman öğretmene ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak öğretmenin teknolojiyi destekleyici bir araç olarak kullanması gerektiğinin altını çizdi. Coşkun, verimli bir çalıştay olması temennisiyle konuşmasını tamamladı. Çalıştay kapsamında ’Yapay Zeka Kulübü’, ’Yapay Zeka Öğretmen Eğitimi’, ’Yapay Zeka Etiği’, ’Yapay Zeka ile Dijital Modelleme ve Oyunlaştırma’, "Yapay Zeka ile Ses, Görsel ve Video Oluşturma’ ile ’Yapay Zeka Doğal Dil Modelleri ve Komut Mühendisliği’ başlıklarında atölyeler düzenlendi. Bu oturumlarda, okullarda yapay zeka kulüplerinin kurulması, öğretmenlerin yapay zeka alanında güçlendirilmesi, öğrencilere yönelik yenilikçi uygulamaların geliştirilmesi ve üniversitelerle örgün eğitim arasındaki iş birliklerinin artırılması konuları üzerinde duruldu.
Dostluk Bulvarı ’Çile Bulvarı’na dönüştü
11 Haziran 2025 Çarşamba - 15:36 Dostluk Bulvarı ’Çile Bulvarı’na dönüştü İzmir’in Karabağlar ilçesinde, Büyükşehir Belediyesi tarafından trafik sorununa çözüm amacıyla başlatılan yaklaşık 1 kilometrelik yol projesi, çalışmaların yarım kalması nedeniyle vatandaşları mağdur etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Karabağlar ilçesinde hayata geçirilmesi planlanan Dostluk Bulvarı ile Coşkun Kale Sokak arasında uzanacak yaklaşık 1 kilometrelik bağlantı yolu projesi yarım kaldı. 2024 yılı Aralık ayında başlanan çalışmaların, 2025 Mayıs ayında tamamlanacağı açıklanmıştı. Ancak aradan geçen süreye rağmen yol hala toprak zemin olarak duruyor. Projenin gecikmesi, bölgedeki vatandaşlar için adeta çileye dönüştü. Yaklaşık 100 milyon liralık yatırımla Karabağlar’daki trafik akışını rahatlatması hedeflenen proje kapsamında açılması planlanan 950 metrelik yeni bağlantı yolu, şu anda atıl durumda. Yolun geçiş güzergahında yer alan ve yaklaşık 30 bin kişinin yaşadığı 5 mahalle, alternatif ulaşım imkanlarının yetersizliği nedeniyle büyük sıkıntı yaşıyor. Mahalle sakinleri, özellikle yağışlı havalarda çamur deryasına dönen yolun bir an önce tamamlanarak hizmete açılmasını istiyor. Gecikme nedeniyle ulaşımda ciddi sorunlar da yaşandığını belirten vatandaşlar, projeye yeniden hız verilmesi ve gerekli altyapı çalışmalarının tamamlanmasını talep ediyor. Proje hedeflenen tarihte bitirilemedi Projenin yüzde 80’inin mahallenin sınırlarında olduğunu belirten Karabağlar ilçesi Sarıyer Mahallesi Muhtarı Figen Ereci, "Doğup büyüdüğüm mahallede yıllardır açılması beklenen yol projesi, 15 yıl sonra 4 Aralık 2024’te nihayet başlatıldı. Projenin Dostluk Bulvarı ile Eski İzmir’i bağlayacak 950 metrelik bir yol çalışması olduğu söylendi ve ilk iki ayda hızlı ilerledi. Ancak sonrasında ödenek yetersizliği gerekçesiyle tamamen durdu. Bize 24 Mayıs 2025’te teslim edileceği söylenmişti ama yaklaşık 2,5 aydır hiçbir çalışma yapılmıyor. Proje kapsamında mahallemde 6 sokak çıkmaza döndü, bu sokaklara artık ambulans ya da itfaiye giremiyor. Otobüs ve dolmuş seferleri aksadı, özellikle yaşlılar, öğrenciler ve işe giden vatandaşlar büyük mağduriyet yaşıyor. Mahalle sakinlerinin pazara ulaşımı zorlaştı, birçok kişi yolda düşüp yaralandı. Ne zaman tamamlanacağıyla ilgili net bir bilgi alamıyoruz. Defalarca İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Karabağlar Belediyesi ile görüştüm, ancak sadece "ödenek sıkıntısı var" denildi. Vatandaşlara artık açıklama yapamaz hale geldik" ifadelerini kullandı. Dükkanlar toz içinde İşlerinin sekteye uğradığını söyleyen döner dükkanı olan esnaf Murat Demir de "Bu sokakta benimle birlikte 8-10 esnaf daha var ve hepimizin işleri son aylarda yüzde 60 ile yüzde 70 oranında düştü. Yol çalışmaları yüzünden hem araç hem yaya trafiği aksadı; müşterilerimiz arabalarını park edemiyor, bazıları "Abi buraya giremiyoruz" diyerek geri dönüyor. Defalarca belediyeye, çalışanlara ve şeflerine ulaşmaya çalıştık ama sürekli "halledeceğiz" denilip geçiştirildik, hiçbir somut adım atılmadı. Yol yapımı için sadece bir kepçe ve birkaç işçi var; bu kadroyla 950 metrelik bir yol ne kadar sürede tamamlanabilir ki? Bu yetersiz ekip yüzünden işler ilerlemiyor, sokak aylarca kapalı kaldı. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı, biz de bu şehrin insanıyız, halkıyız. Lütfen gelin, derdimizi dinleyin. Bu haliyle ne esnaf ayakta kalabilir ne de vatandaş güvende olabilir. Acil ve etkili bir çözüm bekliyoruz" diye ekledi. "Halkçı olduğunu söyleyen bir parti halkının sorunlarına sahip çıkmalı" Projeden dolayı mağdur olduğunu ifade eden bir başka esnaf Yüksel Aşkar ise "Bu sokakta devam eden tadilat nedeniyle ciddi mağduriyet yaşıyoruz. Muhtarımız ve esnaf arkadaşlar durumu anlattı, ama burada yapılan iş doğru planlanmamış. Bu işin ödeneğini hazırlayan kişi işin başına girmemeliydi. Herkes yaptığı işin ayarını yapmalı. Burada yaşanan mağduriyet insani bir problem, partiler ya da belediyeler fark etmeksizin herkesin dikkate alması gereken bir durum. Karabağlar Belediyesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi ortak proje yapıyorlar ama sonuçta yaşlılar yürüyemiyor, biz esnaf olarak toz ve toprak içinde kalıyoruz, işlerimiz durdu, ödemelerimizi bile yapamaz olduk. Bu, insana verilen değersizliği gösteriyor. Halkçı olduğunu söyleyen bir parti halkının sorunlarına sahip çıkmalı, 1 kilometrelik yolu bile düzgün yapamıyorsa başka hangi projeyi gerçekleştirebilir? Umarım sesimizi duyururuz ve bir çözüm bulunur" sözlerini kullandı. 27 yıldır Sarıyer Mahallesi’nde yaşadığını söyleyen Gönül Özdaş da "Evimin önünde çıkmaz sokak vardı, evler vardı, şimdi hepsi yıkıldı. Çöpün içinde yaşıyoruz, burası çok pis. Yol yapıyorlar ama düzgün değil, kumlar her yere saçılıyor, tozdan geçilmiyor. Pazara gitmek bile zor. Evim burası, çocuklarım buraya geliyor ama tozun içinde. Belediyeden ses yok, Bozyaka’ya hiç bakılmıyor, çöpler birikmiş. Biz burada pislik içinde oturuyoruz. Artık bu yol bitsin istiyorum, ne olacaksa olsun, insan gibi yaşamak istiyoruz. Bu mahalle unutulmuş gibi, bakım yok, biz bıktık" cümlelerini söyledi.
Karşıyaka Belediyesi katı atık tesisinde yangın
11 Haziran 2025 Çarşamba - 12:21 Karşıyaka Belediyesi katı atık tesisinde yangın Karşıyaka Belediyesi Katı Atık Bertaraf Merkezinde dün çıkan yangın bugün kontrol altına alındı. Geçtiğimiz yıl İzmir’in en büyük yangınlarından biri olan bölgede bulunan tesiste, belediyenin tedbirsizliği sebebiyle çıkan yangın bölgeyi bir kez daha tehlikeye düşürdü. Dün öğle saatlerinde Latife Hanım Mahallesi Örnekköy Sanayi Sitesi’ndeki Karşıyaka Belediyesine ait katı atık bertaraf tesisinde yangın çıktı. Katı atıklar içerisinde bulunan deodorant şişesindeki gazın alev alması sonucu çıkan alevler geniş alana yayıldı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye, alevlere müdahale ederken, dumanlar kentin her yerinden görüldü. Yangın sonucu bölgede bulunan esnaflar ise dumanlar ve kokudan mağdur oldu. "Mutlu değiliz" Sanayi Sitesi’nde esnaflık yapan Bülent Tosun, sürekli çıkan yangından dolayı panik yaşadıklarını, dumanlar ve kokudan dolayı da mağdur olduklarını dile getirdi. Tosun, "Geçtiğimiz sene çıkan yangında arabamız ve eşyalarımız yandı bu sene yine aynı bölgede yangın çıktı burası Karşıyaka Belediyesi’nin katı atık tesisi. Yangını rağmen bu çöpleri kaldırmadı Karşıyaka Belediyesi dün yine yandı dünden beri yangın devam ediyor. Sanki sahipsiz bir yer. Huzursuzuz mağduruz buradan çıkan yangından dolayı dumanlar iş yerimize kadar geliyor. Mutlu değiliz" diye konuştu. Tehlikeye attı Katı atık tesisinde yangınların sıkça çıktığı öğrenilirken, yangının çıktığı bölgenin geçtiğimiz yıl İzmir’in en büyük yangınlarından birisinin çıktığı bölgede olması dikkat çekti. Kontrol altında Öte yandan dün çıkan yangın, bugün sabah saatlerinde kontrol altına alınırken, tesisten dumanların çıkmaya devam ettiği görüldü. Yangın sonrası kullanılamaz hale gelen tesise itfaiye raporuyla yıkım kararı verildiği öğrenildi. Yanan tesiste soğutma çalışmaları ise sürüyor.
Enerji sürdürülebilirliğine yeşil katkı
11 Haziran 2025 Çarşamba - 09:20 Enerji sürdürülebilirliğine yeşil katkı Genç mühendis Gülşah Çolak’ın 2015’te ülke genelinde yaşanan genel elektrik kesintisinden ilham alarak hazırladığı tez çalışmasında geliştirdiği sistem ile depolanan hidrojen, sanayiden, konutlara kadar birçok alanda yeşil sürdürülebilir enerji sağlıyor. Yaşar Üniversitesi Elektrik- Elektronik Mühendisliği yüksek lisans öğrencisi Gülşah Çolak’ın geliştirdiği yeşil hidrojen mikro şebeke sistemi, hem çevre dostu sıfır karbon ayak izi ile elektrik üretiyor, hem de bölgesel çaptaki elektrik kesintilerine çözüm sunuyor. 2030 iklim hedefleri de dikkate alındığında önümüzdeki 10 yılda yeşil ve sürdürülebilir bir enerji olan hidrojenin dünyada en çok kullanılan enerji kaynağı olacağını belirten Gülşah Çolak, yeşil hidrojen enerji teknolojisinin, bir mikro şebeke yardımıyla ada modunda çalışması ile şehirlerin ve konutların da kendi elektriğini üretebileceğini belirtti. Çolak, "Bu sistem ile depolanan 200 kilogram hidrojen ile bir evin 222 günlük elektrik tüketimini karşılıyor. Ayrıca elektrikli araçta 1 kg hidrojen yaklaşık 100 kilometre mesafeye denk geliyor. Diğer bir ifade ile 200 kilogramla 20 bin kilometre yol kat edilebilmektedir" dedi. Enerji üretildiği yerde tüketilecek Danışmanlığını Yaşar Üniversitesi Elektrik - Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hacer Öztura’nın yaptığı tez çalışması ile ilgili bilgi veren Çolak şunları söyledi: "Ada modu olarak adlandırdığımız elektriğin üretildiği yerde tüketildiği ve uzun süre depolama imkanı sağlayan bir sistem kurduk. Mikro şebekeler, yerel olarak enerji üretebilen, dağıtabilen ve yönetebilen güç sistemleridir. Mikro şebekelerin önemli bir özelliği, ada modunda çalışması ile ana güç şebekesinden bağımsız olarak çalışabilmeleridir. Bu, mikro şebekelerin elektrik kesintisi veya diğer bozulmalar durumunda kritik yüklere güç sağlamalarına imkan tanır. Güneş enerjisi, piller veya diğer kaynaklar mevcut olmadığında bile sürekli elektrik sağlamak için mikro şebeke bir hidrojen depolama yolu ile operasyona devam eder. Bana ilham veren 2015 ülkemizde yaşanan genel elektrik kesintisiydi. Benzer bir durum geçtiğimiz günlerde Avrupa ülkelerinde de yaşandı. 2015 yılında frekans düşünce Türkiye’nin doğusunda da batısında da elektrik iletimi durdu. Bu durum özellikle sanayide büyük kayıplara yol açtı. Konuyu araştırırken bazı şirketlerin üretim hattında aksaklık yaşamadığını fark ettik. Bunun sebebi ada modunda çalışan mikro şebeke sistemi kullanmalarıydı. Yani ana şebekede bir kesinti olduğunda sıkıntısız bir biçimde üretime devam ettiler. Biz de bu çalışmamızda bu yapıya hidrojeni entegre ettik." Sistem nasıl çalışıyor? Sistemin işleyişi ile ilgili bilgi veren Çolak, "Yenilenebilir enerji kaynağı olarak güneş enerjisi sistemlerini seçtik. Güneş panellerini endüstriyel bir pil sistemine entegre ettik. Güneş paneli ile pili birleştirdik ve çıkışına hidrojen tüpleri bağladık. Bu sistem ana şebekeden elektrik almayı kestiğinde yani büyük bir elektrik kesintisi durumunda sistem bu pil sayesinde üretimine hem de depolamaya devam edebiliyor" dedi. Bu model ilk Dünyada hidrojeni entegre etme ve depolamaya yönelik çalışmalar olduğunu ancak tez çalışmasındaki gibi ada modu ile çalışabilen bir mimarinin ilk kez tasarlandığını anlatan Çolak, "Çalışmayı tez danışmanım Dr. Öğr. Üyesi Hacer Öztura ile hazırladık. Çalışmamızın analizini yaptığımızda uygulanabilir olduğunu gördük. Hastanelerde yoğun bakım üniteleri, AVM’ler, üniversite kampüsü gibi yoğun enerji tüketen yerlerde kullanabiliriz. Şehir ölçeğinde bakarsak Avrupa’daki bize göre yüzölçümü küçük ülkelerde de bu tür çalışmalar yapılıyor. Uzun vadede konutlarda da bu sistemi entegre edebiliriz. Konutlar açısında da son derece güvenli bir sistem olur. Bu konuda gerekli yasal düzenlemelere yapılarak uygulamaya geçirilebilir" diye konuştu.