Yerel Haberler
İzmir
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:22 Emiralem Çilek Festivali’ne görkemli açılış Menemen’de düzenlenen ve bu yıl yurt dışından da katılımcıları ağırlayan 16. Uluslararası Emiralem Çilek Festivali, açılış töreni ve kortejiyle görkemli anlara sahne oldu. Bu yıl stant sayısının bine çıkarıldığı dev festivalin açılışında konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Emiralem’in emeğini, Menemen’in üretim gücünü, bu toprakların bereketini ve insanımızın güzel yüreğini bu yıl tüm dünyaya gösteriyoruz." dedi. Bu yıl süresi üç güne çıkarılan 16. Uluslararası Emiralem Çilek Festivali, kapılarını muhteşem bir başlangıçla açtı. Eşsiz tadı ve kokusu dillere destan olan Emiralem çileği için gerçekleştirilen festival, bu yıl Türkiye’nin haricinde İtalya, Kuzey Makedonya, Kosova, Bosna Hersek ve Yunanistan’ın katılımıyla gerçekleştiriliyor. Festival alanının genişletildiği etkinlikte, kortej bu yıl Emiralem girişinden itibaren başlarken, bando, halk dansları ve festival maskotuyla birlikte yürüyüş çok renkli anlara sahne oldu. Festivale Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcıları Hayrettin Uçak ve Deniz Doğan, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Bakırçay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rasim Akpınar, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları MKYK Üyesi Pervin Yılmaz Güler ve Menemen protokolü katıldı. Üretici ve esnaftan büyük ilgi Geçtiğimiz yıl yaklaşık bir buçuk milyon ziyaretçi ağırlayan festivale, bu yıl üretici ve esnaf da çok yoğun katılım gösterdi. Toplamda bin stant alanının oluşturulduğu festivalde tüm tezgahlar doldu. Çilekten baklaya, enginardan kekiğe kadar birçok yerel ürünle birlikte çilekli tatlı ve pastalardan çilek figürlü hediyeliklere kadar sayısız ürünün satışa sunulduğu festivale, vatandaşlar da ilk günden yoğun ilgi gösterdi. "Emiralem’in emeği, Menemen’in bereketi daim olsun" Kortej sonrasında, festivalin açılış konuşmasını gerçekleştiren Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, festivalin uluslararası seviyeye çıktığını vurgularken, üreticinin emeği için ziyaretçilerden alkış istedi. Başkan Pehlivan, "Alın terinin berekete dönüştüğü bir festival yaşıyoruz. Emiralem’in emeğini, Menemen’in üretim gücünü, bu toprakların bereketini ve insanımızın güzel yüreğini bütün dünyaya gösteriyoruz. Geçtiğimiz yıl bu kürsüden, festivali uluslararası seviyeye çıkarmaya söz vermiştik. Allah’a hamdolsun bugün festivalimiz artık uluslararası düzeydedir. Bugün burada kurulan her stant, yapılan her üretim, aslında Menemen’in dünyaya anlatılan hikayesidir. Bugün burada en büyük alkışı da, bu başarının esas mimarı olan üreticimiz hak ediyor. Sabahın ilk ışığında tarlasına giden, güneşin altında emek veren, toprağa alın terini işleyen üreticilerimiz bu alkışı hak ediyor. Bu festivalin gerçek kahramanları onlardır. İyi ki varsın üreten Emiralem, iyi ki varsınız Menemen’in güzel insanları." dedi. Başkan Pehlivan’dan bir müjde daha Festivalde, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda Ulukent Kent Gözü Alanı’nın açılacağını söyleyen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, verdiği müjdeyle gençlerin yoğun desteğini aldı. Başkan Pehlivan, "Gençler; Kent Gözü Alanı açılışımız, severek dinlediğiniz kıymetli sanatçımız Semicenk’in katılımıyla ve konseriyle gerçekleşecek." dedi. Şahin’den üretim vurgusu Festival açılışında konuşan MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin ise, Menemenli ve Emiralemli üreticilerin alın terinin çok kıymetli olduğunu vurguladı. Şahin, "Emiralem Çilek Festivali ve bunun gibi organizasyonlar çok önemlidir. Çünkü bu organizasyonlar sayesinde hem üretici kazanıyor, hem de Menemen’in adı daha da çok duyuluyor. Dünya bugün küresel bir belirsizlikten geçmektedir. Böyle bir dönemde, üretimin önemi daha da anlaşılmaktadır. Çünkü toprağını boş bırakan milletler, geleceğini başkalarının insafına bırakmak zorunda kalırlar. Toprağa emek veren insan baş tacımızdır. Menemen’in bereketli topraklarında yetişen her bir ürün de, çalışkanlığın, azmin ve üretim gücünün en büyük göstergesidir. Ürettikçe ülkemiz çok daha güçlü yarınlara erişecektir." dedi. Derya Bedavacı sahnede devleşti 16. Uluslararası Emiralem Çilek Festivali, birbirinden güzel stantlarıyla, renkli görüntüleriyle ve yoğun katılımıyla olduğu kadar, sahnedeki muhteşem programla da ziyaretçilerden tam not aldı. Hakan Doğanay, Sevtuğ Kasapbaşoğlu ve Oğuz Görceğiz ile başlayan sahne performanslarında gecenin finalini Derya Bedavacı yaptı. Sevilen sanatçı, söylediği birbirinden güzel parçalarla, konser alanını dolduran binlerce kişiye unutulmaz bir gece yaşattı.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:56 Başkan Tugay: "İzmir’in hakkını savunmaya devam edeceğiz" İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 Mali Yılı Kesin Hesabı, mecliste yapılan görüşmelerin ardından oy çokluğuyla kabul edildi. Oturumda konuşan Başkan Cemil Tugay, kredi onayları konusunda sorun yaşadıklarını belirtti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mayıs ayı olağan meclis toplantısının üçüncü oturumu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın idaresinde Kültürpark 4 No’lu Hol’deki Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleşti. Birleşimde gündeme gelen İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 Mali Yılı Kesin Hesabı ile Taşınır Mal Yönetimi Hesabı oy çokluğuyla kabul edildi. Aslan payı raylı sistemlere 2025 yılı boyunca özellikle raylı sistem yatırımları öne çıkarken, Buca Metrosu için 5,5 milyar TL harcama gerçekleştirildi. Buca OnatTüneli ve bağlantı yolları projesi kapsamında ise 857 milyon TL yatırım yapıldı. Asfalt kaplama ve yol bakım çalışmaları da yıl boyunca devam etti. Toplam sermaye giderinin 16,3 milyar TL olarak gerçekleştiği belirtilirken, en yüksek yatırım harcamalarının Raylı Sistemler Dairesi ile Fen İşleri Dairesi tarafından yapıldığı ifade edildi. Kesin hesap görüşmelerinde sosyal belediyecilik uygulamalarının da güçlü bir şekilde sürdürüldüğü kaydedildi. İhtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik ayni ve nakdi desteklerin devam ettiği, öğrenci desteklerinin sürdürüldüğü ve amatör spor kulüplerine katkı sağlandığı belirtildi. Yalnızca ESHOT’a yıl içerisinde 12,8 milyar TL destek verildiği ifade edilirken, ulaşım hizmetlerinin sosyal belediyecilik anlayışıyla sürdürüldüğüne dikkat çekildi. Ayrıca belediyenin mali yapısına ilişkin değerlendirmelerde, aktif büyüklüğünün 1 trilyon TL seviyesini aştığı, öz kaynaklarının ise 951,7 milyar TL’ye ulaştığı belirtildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s tarafından 10 yıl sonra yeniden AAA seviyesinde, en yüksek kredi notuyla değerlendirilmesinin de mali yapı açısından önemli bir gösterge olduğu ifade edildi. "Buca Metrosu’nu kendi kaynaklarımızla yapacağız" Oturumda konuşan Başkan Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bütçe, gelir ve giderlerinin Türkiye’deki ekonomik krizden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti. Tugay, "Doğalgaz fiyatını artıran belediye değil ancak belediye doğalgaz kullanmak zorunda. Bu nedenle giderlerde artış yaşanmış olabilir mi? Merkez Bankası ve hükümetin yıl başındaki enflasyon tahminiyle yıl sonunda ortaya çıkan enflasyon oranı arasında büyük fark oluştu. Bunların İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gelir ve giderlerini etkileyip etkilemediğini değerlendirmenizi istiyorum. Biz bütçe yapıyoruz ancak enflasyonu hiçbir belediye belirlemiyor. Ayrıca öngöremediğimiz bir durum daha yaşandı. 2025 yılının ilk dört ayında Hazine ve İller Bankası payımızın yüzde 40’ı kesildi" dedi. Büyükşehir Belediyesi’nin kentin geleceği açısından önemli yatırımlarından biri olan Buca Metrosu’yla ile ilgili de AK Parti grubuna seslenen Başkan Tugay, "Buca Metrosu’nu kendi kaynaklarımızla yapacağız. Bu proje bizim için çok önemli. Kredilerle ilgili önce baskıyı kaldırın, finansmanın önünü açın, en azından bir kredi onaylayın; ardından eleştirin. Belediyenin zor duruma düşmesi için her yolu deniyorsunuz. Samimiyet söylemleriniz gerçeği yansıtmıyor. Hiçbir bakanlıkta ya da müdürlükte sorunlarımızın çözümüne katkı sunmadınız. Sıkıntıya düşmemizi istiyorsunuz ve siyasetinizi bunun üzerine kuruyorsunuz" şeklinde konuştu. Kredi onayları eleştirisi Kredi onayları konusunda sorun yaşadıklarını ifade eden Başkan Tugay, "Biz yatırım bütçesi diyoruz, siz memurlara para ödüyoruz diyorsunuz. Memura ödenen para yatırım olabilir mi? İzmir’e yatırım yapmaya hazırız diyorsunuz ama Körfez’i temizlemede, raylı sistemde, arıtma projelerinde, İZBAN sorunlarını çözmede ve ikinci çevre yolunda yoksunuz. El atıp yaptığınız tek şey Meslek Fabrikası ve Gasilhane gibi bazı hizmetleri almak oldu. Sosyal adaletten bahsediyorsunuz ama İzmir’in 4,5 milyonluk nüfusunun sorunlarını görmezden geliyorsunuz. Kredi verdik diyorsunuz ama Mürselpaşa ve Ege Mahallesi köprülerine kredi verilmedi. Bir kuruş kredi kullanamadık. Teşekkür etmeyi çok isterdim ama iki yılı aşkın süredir krediler bekliyor. Bir yıl boyunca gereksiz yere onay verilmedi. İzmir’e bir metre metro yapmadınız, verdiğiniz sözleri tutmadınız. İzmir’e engel olamazsınız, buna hakkınız yok. Enflasyon ve ekonomik şartlar ortadayken, memur maaşı ödemek yatırım değildir. Keşke İzmir’i sevseniz, sorunlarını çözmek için irade koysanız. Bu krediler hükümetin cebinden çıkmıyor, sadece bir imza gerekiyor. Bakanlığa gidiyoruz, yardımcı olacağım deniyor ama süreç ilerlemiyor. İzmir’deki bazı siyasi baskılar nedeniyle onayların çıkmadığı söyleniyor. Biz İzmir’in hakkını savunmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Çırak için yaz tatilini bekleyen sanayi esnafı umduğunu bulamadı
11 Temmuz 2025 Cuma - 10:26 Çırak için yaz tatilini bekleyen sanayi esnafı umduğunu bulamadı Oto tamir sektöründe çırak ihtiyacının giderek artması mesleğin geleceğini de riske ediyor. "Çırak gelir" diye yaz tatilini bekleyen ancak umduğunu bulamayan sanayi esnafı, birçok alana göre daha yüksek kazanç imkanı sunduklarını belirterek, gençlerin bu alana yönlendirilmesi için yetkililerden destek bekliyor. Türkiye genelinde birçok sektörde yaşanan ara eleman sıkıntısı, oto bakım ve onarım alanında da gittikçe derinleşiyor. Haftalık ortalama 4 bin TL kazanan çırakların, meslekte ilerledikçe aylık 80 bin ila 100 bin TL arasında gelir elde edebiliyor. Ancak yüksek kazanç potansiyeline rağmen gençlerin bu mesleğe ilgisi yok denecek kadar az. İzmir’in Bornova ilçesinde bulunan 1. Sanayi Sitesi esnafı, sektörde nitelikli iş gücüne duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığını ifade ederken, çırak bulmakta ise büyük bir sorun yaşandığını belirtiyor. Bugün sanayide neredeyse her dükkanda çırak arayışı olduğunu ifade eden İzmir Oto Tamircileri Odası Başkan Vekili Mustafa Sezer, "Ancak ne yazık ki çırak bulamıyoruz. Özellikle meslek okullarında eğitim alan öğrenciler 11. ve 12. sınıfa geldiklerinde, büyük firmalar bu yetişmiş kalifiye öğrencileri kendi bünyelerine alıyorlar. Dolayısıyla sanayi sitelerinde çırak ve kalfa açığımız giderek artıyor ve ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Yaz dönemlerinde ebeveynlerin çocuklarına iş bulmak için ilk başvurdukları yer çıraklık oluyor. Fakat gelen çocuklar genellikle bu işi yapmak istemiyorlar. Oysa otomotiv sektöründe çırak ve kalfa açığı çok büyük. Bugün iyi bir usta 80 bin ile 100 bin TL arasında maaş alabiliyor. Sanayi sitelerinde çırak ve kalfa yetişmemesi, sektörün geleceğini tehdit ediyor. Şu an ustaların yaş ortalaması 60-70. Bu kişiler artık mesleği sürdüremez hale gelecek. Bugün her sanayi sitesinde, her iş yerinde çırak ve kalfaya ihtiyaç var. Şu an 5 bin çırak olsa, hepsini sanayi sitelerine yerleştirecek potansiyele sahibiz" dedi. Uzun eğitim süresi Oto tamircilik sektöründe 9 yaşından bu yana çalıştığını söyleyen oto tamir ustası Selim Dalay, mesleğinin günümüzdeki en büyük sorunu çırak yetişmemesi olduğunu belirtti. Meslekte 45 senelik tecrübesi olduğunu vurgulayan Dalay, "Bunun birkaç temel sebebi var. Birincisi, devlet çocukları 16 yaşından önce sanayiye göndermiyor; okula devam etmelerini istiyor. İkincisi ise aileler. Anne babalar bu mesleği hem pis bir iş olarak görüyorlar hem de çocuklarının bu sektörde yetişemeyeceğini düşünüyorlar. Halbuki geliri yüksek bir meslek. Bugün küçücük bir çırak bile haftalık 3-4 bin lira kazanabiliyor. Usta olduğunda ise haftalık 10 ila 20 bin lira arasında kazananlar var. Ama maalesef alttan gelen bir nesil yok, gençler gelmiyor. Şu anda içinde bulunduğumuz sanayi bölgesinde yüzde 90 oranında çırak açığı var. Yaz tatillerinde bazı aileler çocuklarını birkaç günlüğüne gönderiyor ama sonrası gelmiyor. Eskiden çırak okulları vardı, artık yok. Meslek liselerden gelen öğrenci yok. Herkes çocuğu okusun, mühendis olsun, masa başı iş yapsın istiyor ama bu da gerçekçi değil" diye ekledi. Aileler çocuklarını yönlendirmiyor Ağabeyi Selim Dalay ile küçük yaşlarda oto tamircilik sektörüne başladığını vurgulayan usta Hakan Dalay, günümüz şartlarında altyapıdan yetişen çırakların, kalfaların ve ustaların azalması nedeniyle sanayideki işgücünde büyük bir düşüş yaşandığını ifade etti. En büyük sebebin ebeveynlerin çocuklarını sanayiye göndermek istememesi olduğunu belirten Dalay, "Çocuklar sanayiye yönlendirilmediği için alttan eleman yetişmiyor. Çünkü anneleri, işin yağlı, paslı ve zorlu sanayi ortamlarına sıcak bakmıyor. Ayrıca bazı ustaların çıraklara davranışları da bu isteksizliği artırıyor. Örneğin, çıraklara sürekli "şuradan bir şey al" gibi işleri vermeleri, çocukların sanayiye yönlendirilmesini engelliyor. İkinci sebep ise çıraklık okullarından yetişen öğrencilerin büyük firmalara yönlendirilmesi. Böyle olunca sanayiye neredeyse hiç çırak gelmiyor ve sonuçta alttan yetişen eleman kalmıyor. Öte yandan otomobil sektöründe yıllardır devam eden bir gelenek var. Dedelerimizden, atalarımızdan kalan bu meslek, günümüzde elektrikli araçların ortaya çıkmasıyla sorgulanıyor. Bana sıkça "Elektrikli araçlar çıkınca otomobilcilik işi biter mi?" diye soruyorlar. Ancak elektrikli araçlarda da fren balatası, fren diskleri, amortisörler ve aktarma organları gibi mekanik parçalar olduğu sürece mesleğimiz asla bitmez. Unutmamak gerekir ki, 100 yıl önce bu araçlar yoktu; biz bu araçların mekanik ve sistemlerini öğrendik. İleride elektrikli araçların da tamir sistemlerini öğrenip tamir edebileceğiz" diye belirtti. Kolay yoldan para isteği Sanayi sektörüne 1961 yılının yaz tatilinde başladığını söyleyen torna ustası Bülent Kapkaç, en büyük kaybın sanatkar olarak yetişen bir neslin olmaması olduğunu vurguladı. 10 yıl öncesine kadar çırak bulabildiğini söyleyen Kapkaç, "Şu anda esnafın en büyük sorunu çırak bulamamak. Okuyan çocukların hepsi, "Ellerimiz kirleniyor," ya da "Üstümüz kirleniyor," diyerek bu işlere gelmiyorlar, yapmıyorlar. Yani yarın, öbür gün biz bu işleri bıraktığımızda, bu iş tamamen bitecek demektir. Çıraklar yetiştirdik, iyi sanatkârlar oldular ve bana dediler ki: "Usta, biz dükkan açacağız." Hepsi kendilerine dükkan açtılar. Onlardan sonra biz, o yetiştirdiğimiz çıraklardan sonra artık çırak bulamamaya başladık. Şimdi tek başıma kaldım, yalnızım, işi başkasına devretmek zorundayım. Ben dedim ki burada ölünceye kadar çalışacağım. Buradan çıraklara seslenmek istiyorum. Çıraklar, eliniz kirlenir, ayaklarınız kirlenir, zamanla bu işte yükselirsiniz ve para kazanmaya başlarsınız. Önce işi öğrenin, nasıl yapılacağını bilin. Sonra kendinize dükkan açarsınız, belki fabrika kurarsınız. Ama hiçbir iş yapmadan para kazanmayı düşünmek yanlış." sözlerini kullandı. İzmir Bornova 1. Sanayi Sitesi’nde çırak olarak çalışan 17 yaşındaki Arda Algan ise akranlarına seslenerek onları oto sanayide çalışmaya davet etti.
İzmirli genç sanatçılar İtalya’da sahnede
11 Temmuz 2025 Cuma - 10:08 İzmirli genç sanatçılar İtalya’da sahnede İzmirli genç müzisyenler İtalya’da sahne aldı, Türkiye, Yunanistan ve İtalya arasında sanat yoluyla kurulan dostluk köprüsüne katkı sundu. Yaşar Üniversitesi Müzik Bölümü öğrencisi Yağız Ünal ile YÜSEM Müzik Akademisi mezunu İrfan Karakılıç, İtalya’da düzenlenen "Müzik Günleri Uluslararası Atölye Festivali"nde sahneye çıkarak, hem müziksel yeteneklerini uluslararası alanda sergiledi hem de Türkiye, Yunanistan ve İtalya arasında sanat yoluyla kurulan dostluk köprüsüne katkı sundu. Yaşar Üniversitesi Müzik Bölümü öğrencisi Yağız Ünal ile Yaşar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (YÜSEM) Müzik Akademisi mezunu İrfan Karakılıç, İtalya’nın Toskana bölgesindeki Pistoia kentinde bu yıl düzenlenen Müzik Günleri Uluslararası Atölye Festivali’ne katıldı. Kültürlerarası sanatsal buluşma Festivalin bu yılki teması, Yunanistan merkezli "Müzik Günlükleri" organizasyonunun bir parçası olarak "Dokunuş, Ton ve Teknik" başlığıyla düzenlenen II. Piyano Ustalık Sınıfı oldu. Türkiye, Yunanistan ve İtalya’dan çok sayıda öğrenci ve eğitmenin katıldığı festival, kültürlerarası müzikal iş birliğini ve sanatsal paylaşımı teşvik etti. Festivalin kurucusu ve sanat direktörü olan piyanist Yunan sanatçı Erato Alakiozidou, Yaşar Üniversitesi ile uzun yıllardır yürüttükleri başarılı iş birliklerini hatırlatarak, "Bu festival, sadece teknik eğitim değil, aynı zamanda genç sanatçıların birbirlerinin kültürünü tanımasına vesile oluyor. Yaşar Üniversitesi ile önümüzdeki yıllarda da iş birliğimizin güçlenerek devam etmesini arzu ediyoruz" dedi. Öğrencilerin gelişimine katkı Yaşar Üniversitesi Müzik Bölümü Dr.Öğretim Payam Gül Susanni de festivalin çok yönlü bir deneyim sunduğunu belirterek, "Festival boyunca öğrenciler bireysel ve grup çalışmalarıyla hem teknik hem de sanatsal açıdan gelişme imkanı buldu. Final konserinde eserlerini sahnede seslendirme şansı yakaladılar. Gelecek yıl daha fazla öğrencimizi bu değerli uluslararası etkinlikte görmek istiyoruz" diye konuştu. Müzik aracılığıyla Türkiye, Yunanistan ve İtalya arasında kurulan dostluk bağlarını güçlendiren festival, genç sanatçılara uluslararası sahnede kendilerini ifade etme fırsatı sundu.
İzmir’in kalbinde dijital bir dünya: Çocuklar geleceği deneyimliyor
10 Temmuz 2025 Perşembe - 15:37 İzmir’in kalbinde dijital bir dünya: Çocuklar geleceği deneyimliyor İzmir’de çocukların yeni teknolojileri deneyimlemesi, inovasyonu oyunlarla öğrenmesi amacıyla İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi bünyesinde kurulan Dijital Deneyim Merkezi, imkanları kısıtlı çocuklar için uyguladığı "askıda eğitim" modeliyle dikkat çekiyor. İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri, Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği ve Ege Genç İş İnsanları Derneği’nin katkılarıyla kurulan İzQ İnovasyon Merkezi binasında Kasım ayında hizmete açılan Dijital Deneyim Merkezi, 7-14 yaş grubu çocuklara heyecan veren bir teknoloji deneyimi sunuyor. Sadece gruplar halinde katılım sağlanabilen merkeze gelen çocuklar, İnovasyon, Metropol, Doğa, Bilim ve Ticaret başlıklı istasyonları ziyaret ediyor. İnovasyon Çarkı’nı çevirerek tura başlayan çocuklar, hayalleri ve dünyada değiştirmek istedikleri hakkında sohbet ediyor, takım ruhu ve dayanışmanın önemini algıladıkları "denge kulesi" oyununu oynuyor. Merkezi ortadaki kancada birleşen iplerin ucundan tutan çocuklar, koordineli şekilde hareket ederek kancayla farklı noktalardaki materyalleri topluyor ve bir kule inşa etmeye çalışıyor. Dijital Deneyim Merkezi’ndeki "Atatürk ve İzmir" köşesinde ise Mustafa Kemal Atatürk’ün çok bilinmeyen fotoğrafları, hayatından kesitler ve İzmir ziyaretlerine ilişkin bilgiler aktarılıyor. Bu bölümde çocuklar, Atatürk’ün hayatına ilişkin sorulara verdikleri yanıtlarla yap-boz tahtasını tamamlıyor. Çocuklar, Metropol istasyonunda ise İzmir’in liman kenti kimliğiyle tanışıyor. Etkileşimli ekranda farklı tipte gemileri tanıyan çocuklar, gemileri limana yanaştırma ve konteyner yükleme oyunlarını oynuyor. Bu istasyonda geleceğin mobilite teknolojileri, VR gözlüklerle artırılmış ve sanal gerçeklik uygulamalarıyla anlatılıyor. Doğa ve Ticaret istasyonlarında farklı sektörlere yönelik teknolojik yenilikleri oyunlarla tanıyan çocuklar, geri dönüşüm, akıllı tarım, büyük veri ve ticaretin küresel diline ilişkin bilgilerle kendi tasarımlarını yapıyor. Merkezde yoğun ilgi gören Bilim İstasyonu ise çocukları, Robotik-Yapay Zeka ve Giyilebilir Teknolojiler modülleriyle karşılıyor. Bu bölümde Mars gezegeninin keşfi ve incelenmesi sürecinde kullanılan teknolojileri öğrenen çocuklar, tasarladıkları uzay araçlarıyla görevlere katılıyor, birbirleriyle yarışıyor. Merkezde yaklaşık 3 saat süren günlük turun yanı sıra Yapay Zeka, Robotik Kodlama, Üç Boyutlu Tasarım ve Astronomi alanlarında 8 haftalık eğitim paketleri de sunuluyor. Sadece gruplar halinde ziyaret edilebilen merkezde katılım talepleri www.izqddm.com.tr adresi üzerinden alınıyor. Ücretli olarak sağlanan eğitimlerin yanı sıra İl Milli Eğitim Müdürlüğü, sivil toplum kuruluşları ve bağışçılar iş birliğiyle teknolojiye ulaşma imkanı kısıtlı olan çocuklar için "askıda eğitim" modeli uygulanıyor. Eğitime gönül veren kişi ve kurumların bağışlarıyla kentin dezavantajlı bölgelerindeki okullarda eğitim gören çocuklar, merkezden ücretsiz yararlanabiliyor. "Türkiye’ye örnek olmasını istiyoruz" İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, çocuklar için özel tasarlanan Dijital Deneyim Merkezi’nde teknoloji deneyimini fırsat eşitliği içinde tüm çocuklara sunma hedefiyle yola çıktıklarını ifade etti. Çocukların hayal kurmalarını, gelecekteki mesleklerini tercih edebilmesini arzuladıklarını bildiren Yelkenbiçer, bir sosyal sorumluluk projesi olan merkezin özgün bir modele dayandığını aktardı. Yelkenbiçer, şu bilgileri verdi: "Türkiye’ye örnek olmasını istediğimiz, ileride belki farklı şehirlerde de örnek teşkil edebilecek bir model bu. Sivil toplum, kamu ve özel sektör iş birliğiyle kurulan bir modelden bahsediyoruz. Buradaki her bir istasyon sponsorlarımızın desteğiyle oluşturuldu. Deneyim Merkezi projesine inanan sponsorlarımızla büyümeyi de hedefliyoruz. Bağışçılarımızla, sponsorlarımızla askıda eğitim modelini de uyguluyoruz. Bizlere güvenen, inanan bağışçılarımız, dezavantajlı bölgelerde yaşayan öğrencilere erişilmesi için bağış yapıyorlar." Özel okullar ve dezavantajlı bölgelerdeki okullar arasında kardeşlik bağı kurarak öğrencilerin birlikte okul dışı eğitim alabilecekleri bir ortamı oluşturmayı hedeflediklerini bildiren Yelkenbiçer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Okul dışı eğitim modeli aslında müfredat dışı fakat müfredatla alakalı. Çocukların farkındalığını artırmak, deneyimleyerek öğrenmelerini sağlamak, yine kapsayıcı bir eğitim modeli olmasını da planlıyoruz. 21. yüzyılın niteliklerini öğrencilerimize Dijital Deneyim Merkezi vesilesiyle kazandırmayı hedefliyoruz. Bugün ilk gün tasarladığımızdan farklı noktadayız. Öğrencilerimizden, velilerimizden, eğitmenlerimizden aldığımız geri bildirimlerle buranın yıllar boyu yaşayan, gençlerimizin öğrenebildiği, dezavantajlı bireylerimizin belki de hayatlarını değiştirdikleri bir ortam olmasını sağlamak en büyük hedefimiz." "Buradan gitmek istemiyorlar" Merkezin Koordinatörü Halis Hakyemezoğlu da eğitimlere katılan pek çok çocuğun ilgi alanlarını ve meslek tercihlerini belirlediğini gözlemlediklerine dikkat çekti. Robotlarla etkileşime giren, VR gözlükle oyunlar oynayan çocukların farklı mesleklerdeki teknolojik gelişmelere tanıklık ettiğini belirten Hakyemezoğlu, "Burada özellikle VR’a çok fazla ilgi gösteriyor çocuklar. Kendi robotlarını hazırlayıp onu kullanmaları ve bazı görevleri yapıyor olmaları da onları çok heyecanlandırıyor. Çünkü kendileri başarmış oluyor, bunu birebir yaşıyor. Çok farklı sosyoekonomik kesimden gelen çocuklar var. Burada ilk defa tableti gören, robotlarla etkileşime geçen, VR’ı deneyimleyen çocuklar oluyor. Açıkçası buradan gitmek istemiyorlar" dedi. Hakyemezoğlu, İzQ Dijital Deneyim Merkezi’nin yaz tatiliyle birlikte daha fazla sayıda çocuğa ulaştığını, yıl sonuna kadar binin üzerinde öğrenciye dijital deneyim sunmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Çocuklar mesleklerini seçiyor Merkezde eğitime katılan 9 yaşındaki Mısra Rengin Yoldaş, çok heyecanlı ve mutlu olduğunu, kendisini en çok yapıların inşa edilmesiyle ilgili teknolojilerin etkilediğini söyledi. 13 yaşındaki Mehmet Emin Gülşahin ise limanlarla ilgili bilgilerin dikkatini çektiğini, merkezi gezmeden önce hukukla ilgili bir meslek yapmak istediğini, merkezi gezdikten sonra ise yazılım ve bilgisayar mühendisliğiyle ilgilenmeye karar verdiğini kaydetti. Eğitimde robot kullandığı için çok mutlu olduğunu anlatan 12 yaşındaki Ela Konuk ise daha önce veteriner olmayı hayal ettiğini, artık robotlarla ilgilenen bir meslek yapmak istediğini aktardı. Merkezde Mars görevlerine katılmanın kendisine başka bir bakış açısı kazandırdığını dile getiren 11 yaşındaki Sinan Yaylak, gelecekte astronom ya da astronot olmayı hayal ettiğini belirtti.
Her akademik başarı bir fidana dönüşüyor
10 Temmuz 2025 Perşembe - 15:11 Her akademik başarı bir fidana dönüşüyor Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez’in yürütücülüğünde hazırlanan "Ar-Ge Başarılıları Ormanı" adlı sosyal sorumluluk projesi ile başarılı çalışmalara imza atan akademisyenler adına yangından zarar gören alanlara fidan dikilecek. Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez’in yürütücülüğünü üstlendiği ve Sosyal Sorumluluk Koordinatörlüğü tarafından da onaylanan proje, akademik başarıları sadece bilimsel performansla değil, aynı zamanda doğaya yapılan kalıcı katkılarla desteklemeyi amaçlıyor. Bunun yanı sıra, üniversite topluluğunda çevre bilincini artırarak kolektif bir sosyal sorumluluk hareketi oluşturmak da projenin temel hedefleri arasında yer alıyor. "Bilimsel başarıdan doğaya kalıcı izler" Bu projenin yalnızca bir sosyal sorumluluk örneği değil, aynı zamanda bilimsel üretkenliği toplumsal faydaya dönüştüren güçlü ve sürdürülebilir bir model olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, "Şu an içinde bulunduğumuz süreçte bile İzmir başta olmak üzere Hatay ve ülkemizin birçok bölgesinde binlerce hektar ormanlık alan ne yazık ki yangınlar nedeniyle tahrip olmuş durumdadır. Bu acı tablo bizlere sadece birey olarak değil, akademik kurumlar olarak da sorumluluk alma zorunluluğunu hatırlatıyor. ‘Ar-Ge Başarılıları Ormanı’ projesiyle akademik başarılarımızı yalnızca bilimsel çıktılarla değil, doğaya bıraktığımız kalıcı ve hayati izlerle taçlandırmak istiyoruz. Projemiz, bilimin doğayla, toplumla bütünleştiği sürdürülebilir bir yaklaşımı temsil ediyor" dedi. Prof. Dr. Dönmez, "Tüm akademik ve idari kadromuzla lisans ve yüksek lisans öğrencilerimizle birlikte oluşturduğumuz bu kolektif yapı sayesinde hem bilimsel motivasyonu artırıyor hem de çevresel farkındalık temelinde güçlü bir sosyal hareket başlatıyoruz. Proje kapsamında fakültemizde kaliteli yayınlar, dış kaynaklı projeler yapan, faydalı modeller ve patent tescili alan akademisyenlerimiz adına yangından zarar görmüş alanlara fidanlar dikilecek. Böylece akademik çıktılar çevresel yeşil harekete dönüşecek. Bu sayede hem bilimsel üretimi somut toplumsal faydaya dönüştürüyor hem de doğayla bütünleşen sürdürülebilir bir model ortaya koyuyoruz. Fidanlarımızı ekolojik dengeye katkı sağlayacak en uygun dönemde toprakla buluşturarak, sadece bugün için değil, gelecek nesiller için de yeşeren bir değer oluşturmayı planlıyoruz" diye konuştu.
Öğrenciler memnun, İzmir Ekonomi zirvede
10 Temmuz 2025 Perşembe - 14:50 Öğrenciler memnun, İzmir Ekonomi zirvede İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), Türkiye’deki 200 üniversitede eğitim gören 51 bin 597 öğrencinin katılımıyla Üniversite Araştırmaları Laboratuvarı (ÜNİAR) tarafından gerçekleştirilen memnuniyet araştırmasında büyük başarıya ulaştı. Türkiye’deki vakıf üniversitelerine yönelik genel memnuniyet sıralamasında ilk 10’a giren İEÜ, Ege’de ise tüm vakıf üniversitelerini geride bırakarak zirvedeki yerini korudu. Genel olarak ‘A’ düzeyinde başarıyla derecelendirilen İzmir Ekonomi, devlet üniversitelerinin dahil edildiği sıralamada ise 16’ncı oldu. 2025 yılı Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması’nda (TÜMA), öğrencilerin tatminkarlık düzeyine göre üniversitelerin sıralaması amaçlandı. Genel değerlendirmenin yanı sıra farklı kategoriler halinde yapılan araştırmada İEÜ, öğrencilerin beklentilerini üst düzeyde karşılayan üniversitelerden biri olarak gösterildi. İzmir Ekonomi Üniversitesi, ‘Kurumun yönetim ve işleyişinden memnuniyet’ ile ‘Öğrenme imkan ve kaynaklarının zenginliği’ kategorilerinde en üst derece olan ‘A artı’ ile değerlendirildi. İzmir Ekonomi, ‘Kişisel gelişim ve kariyer desteği zenginliği’ alanında ise ‘A’ derecesine layık görüldü. "Daha büyük başarıların başlangıcındayız" İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, elde edilen bu başarıda üniversitenin vizyonu, eğitim kalitesi ve öğrenci odaklı yaklaşımının belirleyici olduğunu söyledi. 2023 yılından bu yana Türkiye’deki vakıf üniversiteleri arasında ilk 10’da yer aldıklarına ve başarıyı istikrarlı bir hale getirdiklerine dikkat çeken Prof. Dr. Abacıoğlu, "Bu başarı; alanında uzman ve özveriyle çalışan akademik kadromuzun, güçlü idari yapımızın ve bize güvenen öğrencilerimizin ortak emeğidir. İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak, sadece akademik başarıyı değil; sosyal, kültürel ve bireysel gelişimi de ön planda tutuyoruz. Öğrencilerimizin fikirlerini özgürce ifade edebildiği, geleceğe umutla bakabildiği bir ortam oluşturmak için çalışıyoruz. Bunda da başarılı olduğumuzu, gençlerde karşılık bulduğumuzu görmek, bizi çok mutlu etti. Her başarı, daha büyük başarılar için de güçlü bir başlangıçtır. Üniversitemizi ulusal ve uluslararası alanda daha ileri taşımak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Bilgiyi, toplum yararına kullanıyoruz" İngiltere merkezli değerlendirme kuruluşu Times Higher Education (THE) tarafından, sürdürülebilir kalkınma hedefleri dikkate alınarak hazırlanan 2025 Etki Sıralaması’nda da büyük sıçrama yaparak Ege’deki vakıf üniversiteleri arasında yine birinci olduklarını hatırlatan Prof. Dr. Abacıoğlu, "Bağımsız kuruluşların yaptığı değerlendirmelerde elde ettiğimiz sonuçlar, üniversite olarak doğru yolda olduğumuzun, attığımız adımların karşılık bulduğunun bir göstergesi. İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak sadece bilgi üretmekle yetinmeyen; bu bilgiyi toplum yararına kullanmayı ilke edinen bir üniversiteyiz. Öğrencilerimizin, araştırmacılarımızın ve tüm çalışanlarımızın bu vizyona inanarak gösterdiği çaba, ulusal ve uluslararası ölçekte takdir görüyor" dedi.
İzmir’de Özel Karataş Hastanesinde yoğun bakım skandalı: Minik Vedat 1 yıldır komada
10 Temmuz 2025 Perşembe - 11:00 İzmir’de Özel Karataş Hastanesinde yoğun bakım skandalı: Minik Vedat 1 yıldır komada İzmir’de Özel Karataş Hastanesinde dünyaya gözlerini açan Vedat Eymen bebek, sağlıklı şekilde doğmasına rağmen akciğerlerinde sıvı olduğu gerekçesiyle yenidoğan yoğun bakıma alındı. Yoğun bakımın 6. gününde mama aspirasyonu sonucu kalbi ve solunumu duran bebek entübe edildi ve o günden bu yana komada. Aile, sağlıklı doğan çocuklarının ihmal sonucu engelli kaldığını iddia ederek sorumluların yargılanmasını istiyor. İzmir’de 5 Temmuz 2024 tarihinde Özel Karataş Hastanesi’nde sezaryenle dünyaya gelen Vedat Eymen Dağlı isimli bebek, doğumunun hemen ardından akciğerlerinde sıvı olduğu gerekçesiyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine alındı. Sağlıklı ve hareketli bir şekilde doğan bebeğin burada tedavi süreci başladı. Anne Esra Dağlı ve baba Mustafa Dağlı’ya doktorlar, sürecin 7 gün süreceğini iletti. Ancak tedavinin 6. gününde hastane tarafından aileye, çocuğun mama aspirasyonu yaşadığı, ardından kalp ve solunumunun durduğu ve entübe edildiği bildirildi. Ailenin iddiasına göre, yoğun bakıma sağlıklı giren çocuk, oksijensiz kaldığı süre nedeniyle ağır beyin hasarı aldı ve bir yıldır komada. Dış dünyaya tepki vermeyen çocuk artık ağır engelli durumda ve her geçen gün ailesiyle birlikte hayatta kalma mücadelesi veriyor. "Peşini Bırakmayacağız" 1 yıldır koma halinde yaşayan çocuğunun hastane ihmali yüzünden engelli kaldığını söyleyen anne Esra Dağlı, "5 Temmuz 2024 yılında Özel Karataş Hastanesinde sağlıklı bir şekilde sezaryenle doğum yaptım. Eymen’in doktor muayenesinde ciğerinde su olduğunu ama ağlayarak kendi kendine ciğerindeki suyu atacağını söyleyerek bebeğimi yoğun bakıma aldılar. Her şey iyi gidiyordu ama 6. gün sabaha karşı bize bir telefon geldi. Bebeğin kustuğunu, kusmuğunu yuttuğunu solunumun ve kalbinin durduğunu, entüübe edildiğini söylüyorlar. Bebeğe 1 dakika içerisinde müdahale edildiğini söylüyorlar. Hastaneye gittiğimizde çocuğumuzun o halini gördük ve yıkıldık. Çocuğumu tam teşekküllü bir hastaneye götürmemizi söylediler ve buraya geldik. Burada da çocuğumuzun durumunun hiç iyi olmadığını söylediler. Şimdi Eymen tam 1 yaşında ve o günden beri koma halinde. Hiç bir şeye tepki vermeden böyle duruyor. Hareketleri yok, solunum cihazına bağlı olarak nefes alıp verebiliyor, beslenmesini de boru yardımıyla sağlıyoruz. Hastane ve yetkililer hakında davacı ve şikayetçi olduk. İlk başta bize bebeğe 1 dakika içinde müdahale ettiklerini söylediler ancak gerçek, biz kamera kayıtlarını izleyince ortaya çıktı. Bebeğime müdahale edilmemiş. Biz tüm yetkililerden yardım bekliyoruz. Davamızda haklıyız ve peşini bırakmayacağız" dedi.
Çeşme’de 14 plaj ve 2 marinada Mavi Bayrak dalgalanacak
10 Temmuz 2025 Perşembe - 10:42 Çeşme’de 14 plaj ve 2 marinada Mavi Bayrak dalgalanacak Uluslararası Mavi Bayrak Jürisi, 2025 yılı Mavi Bayrak ödüllerini açıkladı. İzmir genelinde 64 plaj ve 5 marina, uluslararası kriterleri karşılayarak Mavi Bayrak almaya hak kazandı. Çeşme ise bu yıl 3’ü belediyeye ait halk plajı olmak üzere toplam 14 plaj ve 2 marina, çevreye duyarlılık ve yüksek standartlarıyla Mavi Bayrak aldı. 2025 yılı Mavi Bayrak ödüllerini Türkiye genelinde bu yıl 577 plaj, 29 marina, 18 turizm teknesi ve 8 bireysel yat almaya hak kazandı. İzmir genelinde 64 plaj ve 5 marina, uluslararası kriterleri karşılayarak Mavi Bayrak almaya hak kazandı. Çeşme ise bu başarıya önemli bir katkı sundu. İlçede bu yıl 3’ü belediyeye ait halk plajı olmak üzere toplam 14 plaj ve 2 marina, çevreye duyarlılık ve yüksek standartlarıyla Mavi Bayrak aldı. Çeşme Belediyesi tarafından işletilen ve ücretsiz olarak hizmet veren Ilıca Plajı, Tekke Plajı ve Dalyan Kocakarı Plajı, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Mavi Bayrak ile taçlandırıldı. Ayrıca ilçedeki 11 turistik otel plajı da uluslararası çevre standartlarını karşılayarak Mavi Bayrak ödülünü almaya hak kazandı. Denizcilik alanında da önemli bir başarıya imza atılan Çeşme’de, IC Çeşme Marina ve Marin Alaçatı, bu yıl da Mavi Bayrak’ı dalgalandıracak. Mavi Bayrak nedir, neyi temsil eder? Mavi Bayrak Programı, Avrupa Birliği’nin 1987 yılını "Çevre Yılı" ilan etmesiyle başlatılmış bir çevre ödüllendirme sistemidir. Türkiye’de ise 1993 yılından bu yana, Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) koordinasyonunda yürütülüyor. Program, dünyada 50’den fazla ülkede, Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (FEE) tarafından uygulanmaktadır. Mavi Bayrak almak isteyen plajlar 33, marinalar 38, turizm tekneleri 51, bireysel yatlar ise 4 kriter ve 16 davranış kuralı ile değerlendiriliyor. Bu kriterler arasında: yüzme suyu kalitesinin sürekli analiz edilmesi, atıksu arıtma altyapısının uygunluğu, doğal alanların korunması, cankurtaran ve ilk yardım imkanları, engelli erişimi, atık ayrıştırma sistemleri, evcil hayvanlara yönelik düzenlemeler, çevre eğitimi ve bilgilendirme faaliyetleri gibi hem çevresel hem de toplumsal sorumluluklar yer alıyor. Marinalar ve turizm tekneleri için ayrıca kurumsal sosyal sorumluluk ve halkın katılımı gibi önemli kriterler de değerlendiriliyor. Çevre dostu turizmde Çeşme öncü olmaya devam ediyor Doğal güzellikleri, temiz sahilleri ve çevreci politikalarıyla dikkat çeken Çeşme, Mavi Bayraklı plaj ve marinalarıyla çevre dostu turizmde örnek kentler arasında yer alıyor. Çeşme Belediyesi’nin halk plajlarında sürdürdüğü sürdürülebilirlik çalışmaları ve özel sektörün çevreye duyarlı işletmecilik anlayışı, bu başarıda önemli rol oynuyor.
Depozito yönetim sistemi İzmir’de hayata geçiyor
10 Temmuz 2025 Perşembe - 10:41 Depozito yönetim sistemi İzmir’de hayata geçiyor İzmir’de, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı öncülüğünde Türkiye Çevre Ajansı tarafından "Depozito Yönetim Sistemi Koordinasyon Toplantısı" düzenlendi. Toplantıya İzmir Vali Yardımcısı Sadık Tunç, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ile mülki idare amirleri, ilçe belediye başkanları, oda ve borsaların temsilcileri katılım sağladı. Vali Yardımcısı Tunç, yaptığı konuşmada, "Şehrimizin Ulusal Depozito Yönetim Sistemi kapsamında pilot şehirlerden birisi olmasından dolayı mutlu olduğumuzu ve bu konuda da en önde geleceğimizi ifade ederek projenin şehrimize hayırlar getirmesini temenni ederim" dedi. Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Ferhat Pirinççi konuşmasında sistemin önemli getirileri olacağını vurgulayarak, "Depozito Yönetim Sistemi son yıllarda Türkiye’de yapılan en çevreci hamle diyebiliriz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum’un büyük destekleri ile ülkemize bu sistemi kazandırmak için gayret ediyoruz. Bu sistemin çevreye katkısı ve tasarruf bir yana ham madde olarak stratejik malzeme kazandırması dolayısıyla sanayiye de oldukça önemli katkısı olacak. Sistem tam olarak hayata geçtiğinde maddi olarak yaklaşık 520 milyon Euro bir getirisi hesaplanıyor. Çevreye yönelik kazanımı ise paha biçilemez. Cam, pet ve alüminyum şişelerin artık birer çöp veya doğaya atılan atık değil de doğrudan hammadde olarak kullanılması bu alanlarda Türkiye’nin yaptığı ithalatın da durması anlamına gelecek" ifadelerini kullandı. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Özgener ise konuşmasında döngüsel ekonomiye dikkat çekerek, "Atık yönetimi değerlendirme büyük önem kazandı. Tüm dünyada atıklar artık stratejik ham madde olarak değerlendirilmeye başlanıyor. İzmir Ticaret Odası olarak biz de atık yönetimi konusunda birçok proje ve çalışma gerçekleştiriyoruz. El birliğiyle hem ülkemiz hem de İzmir için en doğru şekilde bu sistemi hayata geçirmek ve geliştirmek için gayret ediyor olacağız" şeklinde konuştu. Program, konuşmaların ardından Depozito Yönetim Sistemi’ne ilişkin sunum yapılması ve soru cevap kısmıyla sona erdi. Toplantı sonrasında katılımcılar Depozito İade Makinesini uygulamalı olarak tanıma ve kullanma fırsatı buldu.
Tahir Şahin’e son görev
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 17:59 Tahir Şahin’e son görev Kalp krizi sonucu hayatını kaybeden önceki dönem Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin için 20 yıl boyunca başkanlık yaptığı Menemen Belediyesi’nde tören düzenlendi. 1999-2019 yılları arasında 20 yıl boyunca Menemen Belediye Başkanlığı görevini yürüten ve kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Tahir Şahin için Menemen Belediyesi önünde tören düzenlendi. Belediye binasına Tahir Şahin’in posterinin asıldığı törene Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte, Şahin ailesi, siyasi partilerin temsilcileri, kamu kurum ve kuruluşlarının başkan ve temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, muhtarlar, Menemen halkı ve belediye çalışanları katıldı. "Makamın ali olsun" Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Bugün burada, bu topraklara ömrünü adayan bir insanı, bir aile büyüğümüzü, Sayın Tahir Şahin’i ebediyete uğurlamak üzere toplandık. Tahir Başkan sadece bir belediye başkanı değildi. O, Menemen’in her karış toprağına emek vermiş, her sokağında iz bırakmış, bu kenti kendi ailesi gibi görmüş bir insandı. Onun için belediye başkanlığı bir görev değil, bir gönül meselesiydi. Hizmet, onun karakteriydi. Menemen’e hizmet etmek onun hayatıydı, aşkıydı, davasıydı. 1999’dan 2019’a kadar tam 20 yıl boyunca bu makamda görev yaptı. Tahir Başkan; çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, halkla iç içe oluşuyla ve her şeyden önce bu kenti kendi yuvası gibi sahiplenişiyle hafızalara kazındı. Ama yaptığı tüm başarılı görev ve icraatlardan daha fazla kalplerde bıraktığı izlerle anılacak, hatırlanacaktır. Tahir Başkan, tüm Menemen ailesinin bir parçasıydı. Belediye çalışanlarımızdan, esnafımıza, sokaktaki çocuğumuzdan yaşlılarımıza kadar birçok kişinin hayatına dokundu. Ardında hizmetleri, hatıraları, tebessümleri ve dualarıyla dolu bir ömür bıraktı. Ben şahsım adına, Menemen halkı adına, tüm belediye çalışanlarımız adına kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Kıymetli ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve tüm Menemenlilere sabır diliyorum. Mekanın cennet, makamın ali olsun Tahir Ağabey Menemen seni unutmayacak" dedi. "Acıma ortak olduğunuz için size minnettarlığımı anlatamam" Tahir Şahin’in eşi Nurdan Şahin da, "Çok büyük bir acı yaşıyoruz. Bu acıma ortak olduğunuz için size ne kadar minnettar olduğumu anlatamam. Öncelikle çok değerli bir insanı, sonra bir babayı, sonra bir dedeyi, sonra da hayat arkadaşımı kaybettim. Benim için dün çok kötü bir şaka yaptı. Dünden beri ne uyuduk, ne oturduk. İnanamıyor, algılayamıyoruz ama onun için ayakta durmaya çalışıyoruz. Ben en son 2019’da 31 Mart sabahı iki kızım ve eşimle oy kullanmak için bu belediyeden veda ederek çıkmıştım. 6 yıl sonra ilk defa bu belediyeye böyle dönmeyi hiç istemezdim. Hayatımda en büyük onurum, 20 yılda gezdiğim her sokakta beni hem onurlandırdı, gururlandırdı, onu ne kadar göklere çıkardılar. 6 yıldır sade vatandaş olarak daha çok teveccüh gördük, daha çok teşekkür aldık. Herkes bize ağabey, baba, kardeş diye sarıldı. İzninizle Sayın Başkanım, size eşimin size seslendiği gibi hitap etmek istiyorum. O şimdi burada olsaydı, ’Aydın kardeşim dünden beri yaptıklarına, Durmaz kardeşim dünden beri çabalarına ve benim sevgili Menemen ailem, personelim; sizi çok seviyorum, iyi ki varsınız’ derdi. Bazen belediye ailesinin bizim önümüze geçtiğini söylerdim. Bırak derdi, biz onlarla varız... O yüzden burada olan herkese çok teşekkür ediyorum. Bu onurla yaşamak benim için şeref. Güçsüz müyüm? Evet bugün çok güçsüzüm. Çok acım var. İki kızıma harika bir babaydı, torunuma mükemmel bir dedeydi, bana bir koca, can yoldaşıydı. Mekanın cennet olsun canım, nurlar içinde uyu. Ben seni sonsuza kadar hep güzelliklerle anacağım. Hakkım helal olsun. Hakkınızı da helal ediyorsanız hepinize çok teşekkür ediyorum" dedi. Menemen Müftüsü Mehmet Seven’in duasının ardından Şahin’in naaşı, belediyeden karanfillerle uğurlandı.