Yerel Haberler
İzmir
Jandarma’nın en iyi nişancıları Foça’da belli oluyor 14 Mayıs 2026 Perşembe - 16:20:14 İzmir’in Foça ilçesinde bulunan Foça Jandarma Komando Eğitim Komutanlığı koordinesinde Foça Jandarma Atış Okul Komutanlığı’nda düzenlenen "Bölgesel Piyade Tüfeği ve Tabanca Atış Yarışması"nın yarı final etabı tamamlandı. Jandarma komando ve iç güvenlik birlikleri personelinin katılımıyla düzenlenen "Bölgesel Piyade Tüfeği ve Tabanca Atış Yarışması"nın yarı final etabı Foça Jandarma Atış Okul Komutanlığı da gerçekleştirildi. Jandarma personellerinin tabanca ve piyade tüfeği eğitimi ve atışı konusunda farkındalık oluşturulması, eğitim seviyesinin geliştirilmesi, moral ve motivasyon ile kendine güvenlerinin arttırılması amacıyla düzenlenen yarışma iki ayrı kategoride icra edilmesine başlandı. 8 ayrı bölgesel atış merkezinde gerçekleştirilen bölgesel etapları başarıyla tamamlayan 80 personel yarı final heyecanı yaşamaya hak kazandı. Foça Jandarma Komando Eğitim Komutanlığı koordinesinde Foça Jandarma Atış Okul Komutanlığı bünyesinde gerçekleştirilen yarı final etabında 40 tabanca 40 piyade tüfeği olmak üzere 80 personelden etapları başarıyla tamamlayan 20 finalist yarın gerçekleştirilecek final etabına katılacak. Yarı final etabına katılan Foça Jandarma Komando Eğitim Komutanı Tümgeneral Uğur Ertekin, hem yarışmacı personelin heyecanına ortak oldu hem de yaptığı konuşmayla yarışmanın önemini vurgulayarak yarışmacı personellere başarılar diledi. Öte yandan yarışmanın adil ve kurallara uygun bir şekilde yürütülmesi için 3’ü hakem olmak üzere toplamda 66 personel görev yapıyor. Kıyasıya mücadelenin yaşandığı yarı finallerin ardından yarın gerçekleştirilecek final heyecanı sonrası dereceye giren personellere ödül verilecek. Yapılan faaliyetler hakkında bilgi veren Jandarma Komando Atış Okul Komutanlığı Öğretim Başkanı Jandarma Yarbay Özgür Cengiz, "Bu yarışmanın uzun vadede eğitim standartlarını yükseltmesi, atış disiplinini geliştirmesi ve daha nitelikli personel yetiştirilmesine katkı sağlaması hedeflenmektedir. Jandarma teşkilatı içerisinde düzenlenen bu yarışma sadece bir spor etkinliği değil, aynı zamanda operasyonel kabiliyetin test edildiği bir profesyonel gelişim alanıdır. Bu yarışma eğitimde ter dökmeyen, savaşta kan döker ilkesinin sahaya yansımış halidir. Personelimizin her türlü arazi şartlarında ve stres altında isabetli atış yeteneğini pekiştirmesi doğrudan operasyon sahasındaki başarıyı da artıracaktır. Yarışma personelinin silahına olan hakimiyetini en üst seviyeye çıkartacak, zorlu çatışma alanlarında hızlı karar verme ve hatasız uygulama becerisini de geliştirecektir. Ayrıca yarışmanın doğası gereği en iyi olma arzusu ile tatlı bir rekabet ortamında sergilenen yüksek performans, birlikler arasındaki dayanışmayı artırırken her an göreve hazır olma bilincini de hazır tutacaktır" dedi.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 15:25 İzmir’de sanat buluşması başladı: 120 galeri, bin 600 sanatçı aynı çatı altında İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Denizbank 3. İAAF İzmir Sanat Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Türkiye’den ve yurt dışından sanatçıları bir araya getiren fuarda resimden heykele, seramikten cam sanatına uzanan binlerce eser 17 Mayıs’a kadar ziyaretçilerle buluşacak. İzmir, mayıs ayında bir kez daha sanatın buluşma noktası oldu. Fuar İzmir’de kapılarını açan Denizbank 3. İAAF İzmir Sanat Fuarı, Türkiye’den ve yurt dışından yüzlerce sanatçıyı, galeriyi ve sanatseveri bir araya getirdi. Fuarın açılışında konuşan İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, İzmir’in tarih boyunca sanatın, kültürün ve üretimin önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, "Sanatı yaşamın doğal bir parçası olarak gören bu kentin, kültür-sanat alanındaki üretimini ve uluslararası görünürlüğünü artıran her organizasyonu çok kıymetli buluyoruz" diyerek, İzmir Sanat Fuarı’nın da bu güçlü kültürel birikime önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Fuara sanat ve destek vurgusu Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan, fuarda Türkiye’nin önemli sanatçılarını ağırladıklarını belirterek, beş gün boyunca sanat dolu bir etkinlik gerçekleştireceklerini söyledi. Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Denizhan Özer ise sanat fuarlarının sanatçılar, galeriler ve kültür kurumları için büyük önem taşıdığını vurgulayarak, yurt içi ve yurt dışından sanatçıların aynı platformda buluşmasının değerli olduğunu ifade etti. Denizbank İnsan Kaynakları Grubu Genel Müdür Yardımcısı Tuba Köseoğlu Okçu da, İstanbul’un ardından fuarın İzmir ayağına da destek vermekten gurur duyduklarını belirtti. Büyükşehir ve İZFAŞ’a ödül İzmir Sanat Fuarı’nın açılışının ardından düzenlenen törende, İzmir Büyükşehir Belediyesi "Sanata Destek Veren Yerel Yönetim Kurumu Ödülü"ne layık görüldü. Türk fuarcılığına sağladığı katkılar nedeniyle İZFAŞ ise Özel Ödül aldı. Ödülleri İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan’dan teslim aldı. "T.C. Yüzyılın Sanatçısı" ödülü Süleyman Saim Tekcan’a, "50. Sanat Yılı" ödülü Hikmet Çetinkaya’ya verildi. "Yılın Sanatçısı" ödüllerine ise Meriç Hızal, Mehmet Aksoy, Neşe Erdok, Mustafa Ata ve Orhan Zafer layık görüldü. "Yılın Genç Resim Sanatçısı" ödülünü Hazal Ayan, "Yılın Genç Heykel Sanatçısı" ödülünü Meryem Dirlik aldı. "Yılın Küratörü" ödülü ise Meral Madra’ya verildi. "Türk Sanatına Yön Veren Kişi ve Kurum" ödülüne Yahşi Baraz ile Galeri Baraz layık görülürken, Denizbank, Borusan, Ünsped Gümrük Müşavirliği ve Arkas Sanat "Sanata Destek Veren Kurum Onur Ödülü" aldı. "Yılın Koleksiyoneri" ödülü Yusuf Bulut Öztürk’e, "Sanata Destek Veren STK" ödülü Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’ne verildi. Ayrıca Gaziemir Belediyesi ve Seferihisar Belediyesi "Sanata Destek Veren Yerel Yönetim Kurumu" ödülüne layık görüldü. İzmir Ticaret Odası ile Ege Bölgesi Sanayi Odası ise sanata katkıları nedeniyle Özel Ödül aldı. Genç sanatçılar için özel alan Fuarda genç sanatçılar için de özel bölümler oluşturuldu. "Geleceğin Sanatçıları Programı" kapsamında seçilen 100 genç sanatçı, eserlerini sanatseverlerle buluşturma fırsatı yakaladı. 15 bin metrekarelik alanda düzenlenen fuarda, Türkiye’den ve yurt dışından 120’yi aşkın galeri, sanat inisiyatifi ve yaklaşık bin 600 sanatçı yer alıyor. Çağdaş sanat eserlerinden klasik tablolara, seramikten cam ve heykel çalışmalarına kadar geniş bir seçki ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Bu yılın dikkat çeken bölümlerinden biri de "Malzemenin Dönüşümü" temalı seramik, porselen, cam ve işleme teknolojileri özel bölümü oldu. Fuar boyunca canlı performanslar, söyleşiler, workshoplar ve müzayedeler de gerçekleştirilecek. 17 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek fuar, 14-16 Mayıs tarihleri arasında 11.00-19.00, 17 Mayıs’ta ise 11.00-18.00 saatleri arasında açık olacak. Fuarın açılış törenine Gaziemir Kaymakamı Kudret Kurnaz, İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültür ve Sanat İşleri Tic. AŞ (İZFAŞ) Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan, İzmir Kültür AŞ Genel Müdürü Şebnem Şendil, sponsor firmaların yöneticileri, sanatçılar, galerilerin temsilcileri ve sanatseverler katıldı.
İzmir’in çöpünün Tire’ye dökülmesi krize neden oldu
05 Ağustos 2025 Salı - 15:11 İzmir’in çöpünün Tire’ye dökülmesi krize neden oldu İzmir’de Harmandalı çöplüğünün kapanmasının ardından İzmir Büyükşehir Belediyesinin, çöpleri Tire’nin Karateke Mahallesi’ndeki mera alanına döktüğü iddiaları ilçede büyük tepkiye neden oldu. Mahalle sakinlerinin itiraz ve protestolarına rağmen, bölgede vahşi depolama devam ediyor. İlçedeki çevre felaketine tepki gösteren AK Parti Tire İlçe Başkanı A. Kadir Uğurlu, "İzmir Büyükşehir Belediyesi, Harmandalıda çözemediği sorunu Tire’nin köylerinde çözmeye çalışıyor. Kanuna aykırı bir şekilde, adeta göz göre göre bir çevre katliamına imza atılıyor" dedi. Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün defalarca ceza kesmesine rağmen bu durumun devam etmesini "akıl tutulması" olarak nitelendiren Uğurlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "İzmir Büyükşehir Belediyesi, Harmandalı’daki çöp sorununu yıllardır çözüme kavuşturamadı. Şimdi ise bu beceriksizliğin faturasını Tire’mize kesmeye çalışıyor. Göz göre göre ilçemizin verimli tarım arazileri ve mera alanları, yasa dışı vahşi depolamayla çöplüğe çevriliyor. Bu uygulama, hemşehrilerimizin sağlığını tehdit etmekte, doğamıza ve geleceğimize zarar vermektedir. Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün kestiği cezalara rağmen, İzmir Büyükşehir Belediyesinin bu sorumsuzluğu sürdürmesi akıl almaz bir vurdumduymazlıktır. Üstelik, çevre temizliği ve atık yönetimi gibi en temel belediyecilik görevlerini yıllardır yerine getirmeyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Organik atıkların ayrıştırılması, geri dönüşüm sistemlerinin kurulması, katı atık işleme tesislerinin hayata geçirilmesi için bugüne kadar hiçbir somut adım atılmamıştır. Sorun büyüdükçe, çözüm üretmek yerine kaçak yollarla vahşi depolamaya yönelen bu zihniyet, artık sadece Tire’nin değil; Küçük Menderes Havzası’nın, Bakırçay’ın, Ödemiş’in, ki Çiğli’nin, Harmandalı’nın ortak sorunu haline gelmiştir. Çözüm çok basittir, Bakırçay da bizim, Ödemiş de bizim, Küçük Menderes de bizim, Harmandalı da bizim… Biz her nerede olursa olsun vahşi depolamaya karşıyız! Bu sorun, çöp entegre tesisleri kurularak, ayrıştırma ve geri dönüşüm sistemleriyle yıllar önce çözülmeliydi. Ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi sorunu çözmek yerine görmezden gelmeyi, doğayı ve insan sağlığını hiçe saymayı tercih etti." Çöp sorununun İzmir’in değil, İzmir Büyükşehir Belediyesinin yıllardır süregelen kötü yönetiminin sonucu olduğunu değerlendiren Uğurlu, "Cumhurbaşkanımızın da vurguladığı gibi, ’çöp, çukur, çamur’ zihniyeti maalesef hâlâ İzmir’de hüküm sürmektedir. AK Parti Tire İlçe Teşkilatı olarak bu çevre katliamına sessiz kalmayacağız. Tire’mize yapılan bu haksızlığa karşı dur diyecek, bu yanlıştan dönülmesi için her platformda mücadele edeceğiz. Doğamıza, toprağımıza, geleceğimize sahip çıkacağız" diye konuştu.
İzmir’in içme suyu, musluk yerine sokaklara akıyor
05 Ağustos 2025 Salı - 14:51 İzmir’in içme suyu, musluk yerine sokaklara akıyor Yarın geceden itibaren kuralık nedeniyle zorunlu su kesintilerinin yaşanacağı İzmir’de, su borularındaki kaçaklar nedeniyle bazı sokaklar adeta göle döndü. Vatandaşlar bu duruma tepki göstererek, "Hem su yok diyorlar hem de günlerdir boşa akan suları tamir etmiyorlar" ifadelerini kullandı. Kuraklığın etkisini artırdığı İzmir’de su krizi büyüyerek devam ediyor. İlk olarak Çeşme ilçesinde başlayan su kesintileri, tüm kenti etkisi altına almaya devam ediyor. İZSU Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Su Kurulu da geçtiğimiz günlerde açıklama yaparak azalan su kaynakları ve süregelen kuraklık nedeniyle 6 Ağustos 2025 tarihinden (yarın) itibaren her gece saat 23.00 ile sabah 05.00 arasında İzmir genelinde kısmi su kesintileri uygulanacağını duyurdu. Alınan kararla birlikte vatandaşlar tedirginlik yaşarken, kentin bazı bölgelerinde yaşanan su israfı tepkilere yol açtı. Özellikle su borularında meydana gelen arızalar nedeniyle birçok sokak ve mahallede suyun boşa aktığı, bazı yerlerin adeta göle döndüğü görüldü. Duruma tepki gösteren vatandaşlar, "Susuzluk var deniyor ama günlerdir patlayan borular tamir edilmiyor" diyerek yetkilileri göreve çağırdı. "3 gündür su boşa akıyor" Üç gündür mahalledeki boru patlağı yüzünden suların boşa aktığını ifade eden emekli vatandaş Ali Yıldız, "Belediyeyi arıyoruz telefonlara hiç kimse cevap vermiyor. Açan da yüzüme telefonu kapatıyor. Adamlar hiç oralı bile olmuyor. Şu suya bak. Maaşlarını mı alamıyorlar da acaba bu işe gelmiyorlar? Susuzluk yok deniliyor ama durum böyle. Böyle boşa akan su olursa susuzluk olur. Bir bardak suya hasret olanlar var. Ama şu suyu akışını hiç gören yok. Yazık günah. Bu doğalgaz çalışmaları başladı. Su kesintisi ve su arızası devamlı oluyor. Günlerdir bu yol kapalı. Boşa giden suyun kıymetini bilen yok. Şu su 3 gündür akıyor. Bir mahalleye yetecek su akıyor şurada. İki tane araba çukura battı burada. Dün neredeyse yüklü araba devriliyordu. Hiçbir Allah’ın kulu gelip de onarmaya çalışmıyor" diye konuştu. "İlgilenen kimse yok" Yetkililerin ilgilenmediğini dile getiren tekstil işçisi Cafer Önder, "Üç günden beri böyle su boşa akıyor. Kim bilir ne kadar fatura gelecek insanlara. Çöp sorunumuz var. Bu mahalleyi yok sayıyorlar. Nasıl olacak bu bilmiyorum. Şu doğalgaz çalışmalarını yaptılar ve daha sonra borular patladı. Ne gelen var ne giden var. İhbar ediyoruz, söylüyoruz, arıyoruz ama hiç kimse hiçbir şekilde ilgilenmiyor. Suyu kesiyorlar. Ama gel gelelim buna hiçbir şekilde çözüm bulunmuyor. Yani akan suya engel olan yok. Bir yetkilinin bu sorunu çözmesi lazım. Biz yetkilileri arıyoruz ama hiçbir şekilde bize dönüş olmuyor. Hatta dün ben aradığımda ‘akan su faturalara yansımayacak’ dendi. Üstten bir konuşma şekli vardı. Bu beni çok rahatsız etti. Ama buna bir gerçekten bir çözüm bulunması lazım. Dün üç tane araba girdi buraya. Çekiciyi çağırıp mecburen adamlar ekstra para verip arabalarını çıkardılar. Yazık günah. Su hayattır diye boşuna demiyorlar. Ama durum ortada görüyorsunuz" dedi. Susuzluk olmasına rağmen boşa akan sulardan dolayı belediyeye tepki gösteren İdris Bakır, sözlerini şöyle sürdürdü: "4 gündür, 5 gündür arıyoruz kimse cevap vermiyor. Ulaştığımız kişiler yapacağız diyor geriye dönen olmuyor. Bir de susuzluk çekiyoruz. Böyle belediyecilik olmaz olsun. Halkın suyunu boşa akıtıyorsunuz. Ondan sonra faturalara yansıtıyorsunuz."
Ege Üniversitesi mezunu milli yüzücü Bengisu Avcı tarihi bir başarıya daha imza attı
05 Ağustos 2025 Salı - 11:17 Ege Üniversitesi mezunu milli yüzücü Bengisu Avcı tarihi bir başarıya daha imza attı Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi mezunu milli yüzücü Bengisu Avcı, dünyada 7 açık su kanalından oluşan Oceans Seven (Okyanus Yedilisi) parkurunun son etabı Tsugaru Kanalı’nı başarıyla geçti. Ege Üniversitesi mezunu milli yüzücü Bengisu Avcı, tarihi bir başarıya imza attı. Ultra maraton yüzücüsü, Ocean’s 7’yi bitiren ilk Türk olma hedefiyle Japonya’nın Tsugaru Kanalı’nda yüzmeye başladı. İklim değişikliğine dikkat çekmek amacıyla suya giren milli yüzücü, parkuru 14 saatlik zorlu bir mücadelenin ardından tamamladı. Japonya’da yer alan Tsugaru Kanalı’nı yüzerek geçen Avcı, bu parkuru da tamamlayarak Okyanus Yedilisi gurur tablosuna adını yazdıran ilk Türk oldu. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Japonya’daki Tsugaru Boğazı’nı geçerek ‘Oceans Seven’ı tamamlayan ilk Türk sporcu olan üniversitemiz mezunu Bengisu Avcı’yı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum" dedi. Bengisu Avcı’nın ‘Okyanus Yedilisi’ serüveni Manş Denizi’ni 2018’de 11 saat 29 dakikalık rekor dereceyle tamamlayan Bengisu Avcı, 2022’de Catalina Kanalı’nı 11 saat 59 dakikada geçti. Cebelitarık Boğazı’nı 2023’te 3 saat 24 dakikada yüzen milli sporcu, 2024’te Cook Boğazı’nı 10 saat 14 dakikada, aynı yıl Molokai Kanalı’nı da 12 saat 10 dakikada yüzmeyi başardı. Avcı, 19 Temmuz 2025’te ise Kuzey Kanalı’nı 10 saat 48 saniyede geçti. Milli sporcu, Okyanus Yedilisi parkurunun son ayağı olan Japonya’daki Tsugaru Boğazı’nı 14 saatlik zorlu bir mücadelenin ardından tamamladı.
Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü, güçlü araştırma altyapısı ve projeleriyle ön plana çıkıyor
05 Ağustos 2025 Salı - 11:15 Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü, güçlü araştırma altyapısı ve projeleriyle ön plana çıkıyor Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü eğitimde teori ve pratiği buluşturan yaklaşımıyla güçlü araştırma altyapısı ve projeleri ile ön plana çıkarak gıda sektörüne yön veren nitelikli mühendisler yetiştiriyor. Ege Üniversitesi (EÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü, Türkiye’de alanında ilk kurulan bölüm olmanın sorumluluğuyla eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. Yüzde 100 İngilizce eğitim veren bölüm, çağın gereklerine uygun laboratuvar altyapısı ve uluslararası düzeyde projeleriyle dikkat çekiyor. Türkiye’de Gıda Mühendisliği eğitimi veren ilk bölüm olmanın gururunu taşıdıklarını ifade eden Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurcan Koca, "2025 yılının bizim için ayrı bir önemi var. Çünkü gıda mühendisliği eğitimine başlamamızın 50. yılı. Sahip olduğumuz 50 yıllık akademik miras, kurumsal kültür ve sürekli gelişim anlayışı ile geçmişten aldığı güçle geleceğe yön veriyor ve etik değerlere bağlı, bilimsel yetkinliği yüksek ve çözüm odaklı gıda mühendisleri yetiştiriyoruz. Mühendislik Eğitim Programları Akreditasyon Kurumu (MÜDEK) tarafından verilen ‘EUR-ACE’ etiketi ile eğitim kalitemiz Avrupa standartlarında tescillenmiştir. Eğitim programımızda, teorik altyapı uygulama ile destekleniyor, laboratuvarlarımız, pilot tesislerimiz ve araştırma projelerimiz ile öğrencilerimize geniş bir pratik deneyim alanı sunuluyor. Nitelikli gıda mühendisleri yetiştirmek amacıyla yürüttüğümüz sosyal sorumluluk projeleri ile bilimsel projelerde kaliteyi ön planda tutuyoruz. Öğrencilerimizi; gıdaların işlenmesi ve korunmasında farklı teknolojileri uygulayan, gıda güvenirliliğinin sağlanmasında etkin rol alan, bilimsel gelişmeleri takip eden ve bunlara katkı sunan, etik değerlere sahip bireyler olarak mezun ediyoruz" dedi. "Yüzde 100 İngilizce eğitim veriyoruz" Gıda Mühendisliği Bölümü’nde yüzde 100 İngilizce eğitim verildiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Gıda Teknolojisi ve Gıda Bilimleri Anabilim Dallarımızda güçlü eğitim kadromuz ile öğrencilerimize zengin bir akademik ortam sunuyoruz. Çift anadal ve yandal imkânları sayesinde farklı mühendislik disiplinlerinden faydalanabiliyorlar. Ayrıca Erasmus+ Programı kapsamında her yıl çok sayıda öğrencimiz Avrupa üniversitelerinde eğitim alıyor. Bölümümüz, dünya üniversite sıralamalarında ilk 500 arasında, Türkiye’de ise ilk beş içinde yer alıyor. TÜBİTAK başta olmak üzere, ulusal ve uluslararası birçok kuruluş tarafından desteklenen çok sayıda bilimsel proje yürütüyoruz" diye konuştu. Gelişmiş laboratuvar altyapısı Bölüm bünyesinde çok sayıda laboratuvar ve pilot tesis bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Koca, " Mikrobiyoloji, Gıda Kimyası, Enstrümantal Analiz, Mikotoksin, Beslenme, Süt Teknolojisi, Meyve-Sebze Teknolojisi, Yağ Teknolojisi, Et Teknolojisi, Hububat Teknolojisi, Biyoteknoloji, Temel İşlemler, Ambalaj, Isısal Özellikler ve Elektriksel İşlemler laboratuvarlarının yanı sıra bilgisayar uygulamalarına yönelik iki laboratuvarımız mevcuttur. Ayrıca, İzmir Kalkınma Ajansı desteğiyle kurulan Moleküler Biyoloji Laboratuvarımızda genetik analizler gerçekleştirilmektedir. Araştırma ve uygulamaya yönelik; Meyve Sebze İşleme, Süt İşleme, Et İşleme, Ekmekçilik, Temel İşlemler, Biyoteknoloji, Hububat gibi pilot tesislerimizde öğrencilerimiz teorik bilgilerini uygulamaya aktarma imkanı bulmaktadır" ifadelerini kullandı. "Öğrencilerimizi sektörle buluşturuyoruz" Öğrencilerin sektöre hazırlıklı mezun olmaları için uygulamalı eğitimlerin önemine değinen Prof. Dr. Koca, "Gıda sanayisi ile yürüttüğümüz iş birlikleri kapsamında öğrencilerimize yönelik seminerler, ‘Kariyer ve Sanayi Günleri’ ile ‘Mezunlar Günü’ gibi etkinlikler düzenliyoruz. Öğrencilerimiz, sektörün önde gelen firmalarının insan kaynakları uzmanları ve gıda mühendisleri ile aldıkları farklı dersler kapsamında bir araya gelme imkânı buluyor. Böylece öğrencilerimiz hem sektör temsilcileriyle buluşuyor hem de iş dünyasına dair farkındalık kazanıyor" sözlerini kullandı. Bölüm olarak yürütülen çalışmalara da değinen Prof. Dr. Koca konuşmasını şu şekilde noktaladı: "Alanında uzman öğretim elemanlarımız, gerek ulusal ve uluslararası akademik çalışmaları gerekse sanayi işbirlikleriyle gıda mühendisliği disiplinine önemli katkılar veriyor. Gıda proses optimizasyonu, sistem tasarımı, gıda üretim teknolojileri, ısıl ve ısıl olmayan gıda işleme teknikleri, gıda üretiminde yenilikçi yaklaşımlar, sürdürülebilir gıda işleme, gıda kalite ve güvenirliği, yeni ürün geliştirme, fonksiyonel gıdalar, çeşitli gıda atıklarının değerlendirilmesi, gıda ve sağlık ilişkisi, gıda sindirim simülasyonu, optimum beslenme yaklaşımı, ürün kusurları ve çözüm yolları, taklit ve tağşiş, kemometrik ve biyoinformatik çalışmalar, biyoteknolojik ve genetik çalışmalar, gıda ambalajlama sistemleri, raf ömrü gibi daha birçok konuda ulusal ve uluslararası projeler yürütüyoruz. Ayrıca, sanayiye yönelik danışmanlık ve eğitim hizmetleri de sunuyoruz."
Egeli bilim ekibi tarafından yenilikçi ve inovatif bir buluş daha
05 Ağustos 2025 Salı - 11:07 Egeli bilim ekibi tarafından yenilikçi ve inovatif bir buluş daha Ege Üniversitesi(EÜ) bilim ekibi tarafından geliştirilen "Termal Anne Sütü Transfer Çantası" buluşu, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından "Faydalı Model Tescili" aldı. Egeli bilim ekibi tarafında, yeni doğan yoğun bakım ünitelerinde bebekleri yatarak tedavi gören annelerin sağılmış sütlerinin uygun ısı aralıkları ve şartlarında kliniklere ulaştırılması amacıyla termal anne sütü transfer çantası geliştirildi. Yenilikçi ürün, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurdan Akçay Didişen, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Orkan Ergün, Endüstri Mühendisi Ergun Bakırcı ve Zehra Sözkesen tarafından yürütülen proje kapsamında hazırlandı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, yenilikçi ve inovatif buluşu Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model olarak tescillenen Doç. Dr. Nurdan Akçay Didişen’i makamında ağırlayarak tebrik etti. "Termal Anne Sütü Transfer Çantası" Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Nurdan Akçay Didişen, "Her yıl yaklaşık 15 milyon bebek gebeliğin 37. haftası dolmadan yani prematüre olarak dünyaya gelmektedir. Bu bebeklerin büyük çoğunluğunun beslenme ve solunum ihtiyaçlarını yardımsız sürdürene kadar yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (YYBÜ) özel bakım ihtiyacı bulunmaktadır. Beslenme, yenidoğan bebeğin normal büyüme ve gelişmeye ulaşabilmesi, yaşamını sürdürebilmesi ve sağlığının korunması için çok önemlidir. Bu bebeklerde beslenmeye, doğumdan sonra en kısa zamanda, tercihen annenin kolostrumu ile başlanmalıdır. Taze anne sütü, besin öğeleri ve bağışıklık antikorları bakımından zengindir fakat özellikle YYBÜ’ de izlenen bebekler için doğrudan emzirmenin her zaman mümkün olmadığı durumlarda anne sütü genellikle sonradan kullanılmak üzere annelerden istenmektedir. Bu kapsamda bu önemli konu kapsamlı bir şekilde araştırılmak için ‘Termal Anne Sütü Transfer Çantası’ isimli proje üzerinde çalışılmaya başlanmıştır" diye konuştu. "Dünyada bu şekilde bir ürün mevcut değildir" Doç. Dr. Nurdan Akçay Didişen "Bu buluş sağlık alanında, yeni doğan yoğun bakım ünitelerinde bebekleri yatarak tedavi gören annelerin sağılmış sütlerinin uygun ısı aralıkları ve şartlarında kliniklere ulaştırılması amacıyla termal anne sütü transfer çantası ile ilgilidir. Sağılmış olan anne sütlerinin kliniğe teslim edilmesine kadar geçen süre, içerisindeki ısı-sıcaklık düzeneği aracılığı ile teslim alan sağlık ekibi üyesi tarafından bilgisayar sisteminde program dahilinde her bir hasta için ayrı ayrı kaydedilecek ve değerlendirilecektir. Sağlık teknolojisi kapsamında ülkemizde ve dünyada şu anda bu şekilde bir ürün mevcut değildir ve uygulamaya aktarılması sonrasında katkısı ve önemi farklı parametreler üzerinden bakıldığında çok büyüktür. Bu kapsamda akademik girişim olarak ilk adımlar Ege Üniversitesinde düzenlenen Düşünle Gel İnovatif Proje Pazarına katılım sağlamakla gerçekleşmiş olup bu etkinlikte mevcut buluş ‘Proje Birinciliği’ almıştır. Mevcut girişimin yapıldığı aynı tarihlerde yine 2019 yılında Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılan başvuru sonrasında ise Mart 2025 tarihinde ise buluş Faydalı Model belgesi tescil almaya hak kazanmıştır" dedi.
İzmir Ekonomi Üniversitesi mezunları başarılarıyla dünyayı fethettiler
05 Ağustos 2025 Salı - 10:25 İzmir Ekonomi Üniversitesi mezunları başarılarıyla dünyayı fethettiler İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) aldıkları lisansüstü eğitim sayesinde dünyaya açılan İrem Cabbaroğlu, Melike Demirbağ Kaplan, İsmail Karabaş ve Uğur Turan, başarılarıyla kıtaları aşarak Türkiye’nin gururları oldu. İzmir’den Almanya’ya, New York’a ve dünyanın birçok farklı noktasına ulaşan, ilham veren hayat öykülerine imza atan İEÜ mezunları, örnek gösterilen profesyoneller haline geldi. Mimar İrem Cabbaroğlu, Amerika’nın en büyük ofislerinde yaklaşık 10 yıldır mesleğini başarıyla sürdürürken, işletme alanında üst düzey bilgiye sahip olan Prof. Dr. Melike Demirbağ Kaplan ise Alman Uluslararası Ünversitesi’nde rektör yardımcısı oldu. Enerji dönüşümü, iklim politikaları ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine odaklanan Uğur Turan, ‘CICA’ adlı uluslararası örgütte çevre uzmanı görevine getirildi. Lojistik yönetimi alanında uzmanlaşan Doç. Dr. İsmail Karabaş da şimdiye kadar 20’nin üzerinde akademik makale yayımlayarak ABD, Meksika, Hollanda ve Çin gibi birçok ülkede dersler verdi. Türkiye’yi en iyi şekilde temsil eden 4 isim, hedeflenen kariyere ulaşmak için lisansüstü eğitimin ve doğru üniversite seçiminin önemine dikkat çeken mesajlar verdi. "Küresel ölçekte geliştim" İEÜ Mimarlık Tezli Yüksek Lisans Programı’nı başarıyla tamamlayan İrem Cabbaroğlu, "Farklı akademik geçmişlere sahip hocalardan aldığım dersler, mimarlığı yalnızca bir tasarım pratiği olarak değil; aynı zamanda toplumsal, kültürel ve ekonomik dinamiklerle sürekli etkileşim içinde olan çok katmanlı bir disiplin olarak görmemi sağladı. Bu güçlü akademik temel, yurt dışında ikinci bir yüksek lisans yapmamı sağladı ve mimarlık anlayışımı küresel ölçekte daha da zenginleştirdi. Son 10 yıldır, New York’ta önde gelen mimarlık ofislerinde çalışıyor, eğitim sürecimde kazandığım çok yönlü bakış açısını tasarladığım mekanlara yansıtıyorum. Mimarlığın sadece fiziksel değil aynı zamanda düşünsel bir üretim alanı olduğuna inanan bir profesyonel olarak kariyerime devam ediyorum" dedi. "Global bakış açısı" İEÜ İşletme Yüksek Lisans ve Doktora Programı’nda aldığı eğitiminin, akademiye geçiş sürecinde kritik bir rol oynadığını dile getiren Prof. Dr. Melike Demirbağ Kaplan, "Daha önce Kanada York Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak edindiğim yurt dışı deneyimini bir adım öteye taşımak amacıyla 2018 yılında Almanya’ya taşındım ve Berlin’de İşletme profesörü olarak çalışmaya başladım. Şu anda da German International University’de öğretim üyesi ve rektör yardımcılığı görevlerini yürütmekteyim. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde aldığım eğitim, yalnızca akademik değil, yönetsel anlamda da beni geleceğe hazırlayan, global bakış açısı ve vizyon kazanmamı sağlayan çok değerli bir deneyim oldu" diye konuştu. "En önemli yapı taşlarından biri" İEÜ Lojistik Yönetimi Tezli Yüksek Lisans Programı’nda eğitim aldığı süreçte edindiği bilgi birikimi, vizyon ve kazandığı donanım sayesinde akademik hayata güçlü bir adım attığını ifade eden Doç. Dr. İsmail Karabaş, "2013 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Washington State Üniversitesi’nde pazarlama alanında doktora eğitimime başladım ve 2018 yılında tamamladım. Aynı yıl, Kentucky eyaletindeki Murray State Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladım. 2024 yılında doçent unvanını aldım. Bugüne kadar 20’nin üzerinde akademik makale yayımladım. Her yıl ABD’nin yanı sıra Meksika, Hollanda, Çin ve hatta Türkiye’de de farklı programlarda ders veriyorum. Kariyerimde geldiğim bu noktanın en önemli yapı taşlarından biri de İzmir Ekonomi Üniversitesi’dir. Yüksek lisans sırasında aldığım kaliteli eğitim ve edindiğim güçlü vizyon, bugünlere gelmemde çok etkili oldu" ifadelerini kullandı. "Yeşil dönüşüm için diplomatik çalışmalar" Mezun olduğu İEÜ Sürdürülebilir Enerji Yüksek Lisans Programı’nın, kendisine uluslararası bir bakış açısı, enerji ve çevre politikaları hakkında ise derin bir anlayış kazandırdığını ifade eden Uğur Turan ise, "Bu sürecin devamında doktoramı tamamladım ve akademik uzmanlığımı güçlendirdim. Çalışmalarımda Avrupa, Türkiye ve Slav coğrafyasının enerji dönüşümü, iklim politikaları ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine odaklandım. Şu anda, Kazakistan’da bulunan ve 28 üye ülkesi olan The Conference on Interaction and Confidence Building Measures in Asia (CICA) uluslararası örgütünün sekreteryasında çevre uzmanı olarak çalışıyorum. Burada sürdürülebilir kalkınma, çevresel iş birliği, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm alanlarında çok taraflı diplomatik ve teknik çalışmalar yürütüyorum. Akademik bilgimi, Asya coğrafyasında pratiğe aktarıyorum" dedi.
İzmirli sporcu bir Türk kadınının başarı hikayesi
05 Ağustos 2025 Salı - 10:23 İzmirli sporcu bir Türk kadınının başarı hikayesi İzmirli sporcu Bengisu Avcı, 7 yılda dünyanın en zorlu 7 okyanus kanalını başarıyla geçerek hipotermi, denizanası temasları, dev dalgalar, soğuk su ve güçlü akıntılara karşı mücadeleyi kazandı ve Ocean’s 7’yi bitiren ilk Türk ünvanını aldı. Milli ultramaraton yüzücüsü Bengisu Avcı, Japonya-Tsugaru etabını yaklaşık 15 saatte tamamlayıp Ocean’s 7 etaplarını bitiren ilk Türk olma gururunu yaşarken, Bengisu’nun bu zorlu yolculuğu ise tam 7 yıl sürdü. 3 Ağustos 2018 tarihinde Manş Denizi’ni 11 saat 29 dakikada geçen Bengisu Avcı, böylelikle ilk Ocean’s 7 parkurunu tamamlarken ‘Manş Denizi’ni en hızlı yüzen Türk kadını’ oldu. Rekortmen yüzücü, Manş’ın ardından hedefini; Los Angeles ile Catalina arasındaki Catalina Boğazı olarak belirledi. Ancak 2020 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 nedeniyle geçişler iptal oldu. Catalina için ancak 5 Eylül 2022’ye yer bulabilen Bengisu Avcı, zorlu etabı 11 saat 59 dakikada tamamladı ve burayı geçen ilk Türk kadını ünvanını aldı. Hazırlık bile yapamadan okyanus geçti İzmirli sporcu, 2018 yılında başvurduğu Cebelitarık Kanalı için hiç bir olumlu geri dönüş alamıyordu. 2023 yılında İtalya’da olduğu sırada RedTop Swim ekininin antrenörü, grup geçişi için hızlı bir yüzücüye ihtiyacı olduğunu söyleyince Bengisu Avcı, hiç hazırlık bile yapmadan dört kişilik grup solo geçiş ekibine katıldı. Zorlu etabı 24 Nisan 2023 tarihinde 3 saat 24 dakika gibi rekor bir dereceyle geride bırakan milli yüzücü böylelikle bu kanalı en hızlı geçen Türk olurken, Ocean’s 7’de üç etaba ulaştı. Son iki saati eşiyle beraber yüzdü Bengisu Avcı için artık geri sayım da başladı ancak etapların da zorluk derecesi yükseldi. Yeni Zelenda Adaları arasındaki Cook Boğazı için 13 Şubat 2024’te okyanusun kıyısına geldi Bengisu. En ağır okyanus şartları ve soğuk suyla saatler boyunca yüzdü. Son iki saat kala hipotermi tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Bu esnada İtalyan yüzücü eşi Egor Tropeano da suya girip son saatleri Bengisu ile birlikte yüzdü. Parkuru 10 saat 40 dakikada bitiren Bengisu Avcı, böylelikle bu kanalı geçen ilk Türk olmayı da başardı. Molokai’de dev denizanası teması Bengisu Avcı için artık geriye Molokai, Kuzey Denizi ve Tsugaru kalmıştı. Hawaii’deki Molokai Kanalı’na Mayıs 2024 tarihinde başladı. 45 kilometrelik parkurun son bölümünde üç kez arka arkaya Manowar ve Box cinsi dev denizanası teması yaşayan İzmirli sporcu, tekneye çıkıp etabı bırakmak zorunda kaldı. Bengisu Avcı’nın yaşadıkları NYAD adı verilen filmde yaşananlara benzetildi ve ‘Bizin Nyad’ olarak yazıldı. Kuzey Kanalı’nda hipotermi Eylül 2024’te Bengisu Avcı’yı bu kez buz gibi suları, güçlü akıntı ve sert rüzgarlarıyla ünlü Kuzey Kanalı bekliyordu. 10 saat boyunca dünyanı en zorlu okyanus parkurunda kulaç atan Bengisu, su sıcaklığının 12 dereler civarına düşmesi, fırtınanın çıkması ve gökten adete buz yağması nedeniyle bitime iki saat kala hipotermi geçirerek tekneye döndü. Ama yaşanan bu iki olumsuz deneyim milli sporcuyu daha da çok motive etti. Molokai’den aynı dönemde yer bekleyen Bengisu Avcı, kasırgalar arasında bir pencere buldu ve tek başına Hawaii’ye giderek okyanusa atladı. Müthiş bir performans sergileyen sporcu, 19 Ekim 2024 tarihinde 12 saat 10 dakika ile hem bu kanalı geçen ilk Türk hem de en hızlı Avrupalı kadın olurken, dünya rekorunu ise sadece 3 dakika ile kaçırdı. 40 gün kamp yaptı, 12 kg aldı Şimdi artık Bengisu Avcı’nın önü açılmış ancak hesaplaşması gereken Kuzey Kanalı kalmıştı. Burası için ülkemizin en güçlü akıntılarının olduğu Çanakkale’de aylarca antrenman yaptı, 12 kilo aldı, vücudunun soğuğa dayanımını artırmak amacıyla İngiltere-Dover’de yaklaşık 40 günlük soğuk su kampına gitti. 19 Temmuz 2025 tarihinde ise beklenen gün gelip çattı. Kuzey İrlanda’dan suya giren Bengisu Avcı, kilometreleri bire birer aşıp 10 saat 40 saniyede İskoçya’ya ulaşırken ‘En hızlı Türk’ ünvanını da kazandı. Tsugaru’da 57.5 km boyunca amansız mücadele Ocean’s 7 için 2018 yılından bu yana büyük bir mücadele veren Bengisu Avcı, Tsugaru için Japonya’ya gitti. Tokyo’ya indiği gün Rusya’da yaşanan büyük deprem nedeniyle tüm ülkede tsunami alarmı verildi ve yüzme yasağı getirildi. Üç gün bu tehlikenin geçmesini bekleyen İzmirli sporcu, Manş Denizi’ne girdiği 3 Ağustos 2018’den tam 7 yıl sonra 3 Ağustos 2025 tarihinde Kodomari’den suya girdi. Tsugaru’da iklim değişikliği nedeniyle akıntı hızları zaman zaman ve yer yer 12 kilometrelere kadar çıkarken buna bir de üst üste yaşanan depremlerin okyanustaki olumsuz etkileri de eklendi. Daha önce sadece 19 kilometre olarak yüzülen parkur ise 30-35 kilometrelere çıktı. Tüm ağır şartlara rağmen yılmadan kulaç atan Bengisu Avcı, yaklaşık 10 saat sonunda kanalın orta noktasına ulaştı. Bir anda 14 kilometre sürüklendi Geçiş öncesi planlarda 12 saatlik bir performansla karşıya varacağını hesaplayan Bengisu, ağır okyanusta dalgalar, akıntı ve rüzgarla mücadele etmek zorunda kalmış ve yavaşlamıştı. Devam eden İzmirli sporcu, metreleri birer birer aşarak kıyıya doğru yanaştı ancak bitime 3 kilometre kala öyle güçlü bir akıntıya kapıldı ki bir anda 14 kilometre açığa sürüklendi. Bu esnada geride kalan iki erkek yüzücü, hızları yetmediği için kaptanlar tarafında teknelerine alındı. Ama Bengisu kalan bölümü yüzebileceğini söyleyerek devam etti ve Bengisu Avcı, kalan 90 dakikada inanılmaz bir tempoyla kulaç atarak Hokkaido’da Türk bayrağını açtı. Ama bu performans yaklaşık 15 saat sürmüş, bu sürede ise 57.5 kilometre mesafe aşılmıştı. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen cesaretle yoluna devam eden Bengisu Avcı, 7 yıllık mücadele sonunda Ocean’s 7’yi bitiren ilk Türk olarak tarihteki yerini aldı ve dünyada bunu başarabilen 38 sporcudan biri oldu. Bengisu’nun bu maratonu toplamda 74 saat 36 dakika sürerken Ocean’ s 7 gurur tablosunda bu durum ayrıca belirtildi.