Yerel Haberler
İzmir
Gençler bağımlılığa karşı pedal çevirdi 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:40:00 İzmir’in Selçuk ilçesinde Gençlik Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen bisiklet turunda yüzlerce öğrenci, bağımlılıkla mücadele ve sağlıklı yaşam için bir araya gelerek pedal çevirdi. Gençlerde sağlıklı yaşam bilinci oluşturmak ve bağımlılıkla mücadelede farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen ’Yeşilay Sağlıklı Yaşam Bisiklet Turu’, İzmir Selçuk sokaklarında renkli görüntülere sahne oldu. Şehit Polis Demet Sezen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bahçesinde start alan etkinliğe; Selçuk İlçe Milli Eğitim Müdürü Ali Serkan Atlan, Şube Müdürleri Ali Özlü ve Şeyhmus Özpolat, Yeşilay Selçuk İlçe Temsilcisi Vahit Sürer, Efes Bisikletliler Grubu üyeleri, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Şehir merkezinden Pamucak’a kortej Emniyet ve jandarma ekiplerinin yoğun güvenlik önlemleri altında başlayan turda bisikletli grup; Şehit Polis Murat Akançay, Abuhayat ve Argenta caddelerini takip ederek Efes Selçuk kavşağı üzerinden Pamucak Sahili’ne ulaştı. Güzergâh boyunca Selçuklu vatandaşlar, alkışlarla gençlerin bu anlamlı duruşuna destek verdi. Hem spor hem çevre temizliği Etkinliğin Pamucak ayağında uzman bisikletçiler tarafından öğrencilere güvenli sürüş teknikleri eğitimi verildi. Nefes egzersizleri ve kaynaşma oyunlarıyla keyifli anlar yaşayan gençler, sosyal sorumluluk bilinciyle sahil bandında çevre temizliği de yaparak doğanın korunmasına yönelik önemli bir mesaj verdi. Organizasyon, şehir merkezine yapılan toplu dönüş sürüşüyle başarıyla tamamlandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:24 Çeşme’de tarihi kilisede özel bireyler için farkındalık etkinliği düzenlendi Çeşme İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında tarihi Aya Haralambos Kilisesi’nde farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlikte özel gereksinimli bireylerin toplumsal yaşamda eşit haklarla yer almasının önemine dikkat çekilirken, öğrencilerin performansları beğeni topladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın işaret dili eşliğinde okunmasıyla başlayan programda günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü çalışanı Erdal Koç yaptı. Engelli bireylerin toplumsal yaşamın eşit ve aktif bir parçası olması gerektiğini vurgulayan Koç, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 16’sının, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 12,29 olduğunu belirtti. Engelli bireylerin temel haklarını rahatça kullanabilmelerinin bir insan hakkı olduğunu aktaran Koç, "Engeller bedenlerde değil, sevgisiz kalplerdedir. Birlikte aşamayacağımız engel yoktur" dedi. Özel öğrencilerden renkli gösteriler Etkinlik kapsamında öğretmenler ve öğrenciler canlı performansla resim çalışması gerçekleştirdi. Özel eğitim öğrencilerinin tekerlemeli söyleşileri, şiir dinletileri, ritim ve org gösterileri izleyicilerden alkış aldı. Görme engelli şair ve öğretmen Gözde Güzel de kendi yazdığı şiiri okudu. Gösterilerin ardından sahneye çıkan İlçe Milli Eğitim Müdürü Şahan Çöker, toplumun engelli bireyleri sayıların ötesinde bir insanlık meselesi olarak görmesi gerektiğini ifade etti. Konuşmasında Gazze’de yaşananlara ve Filistinli çocukların yaşadığı acılara dikkat çeken Çöker, "Biz bir tek can için mücadele ederken, dünyanın en modern olarak gösterilen ülkelerinde her gün çocuklar kolsuz, bacaksız ve gözsüz bırakılıyor. Unutmaya başladık" ifadelerini kullandı. Programın sonunda işaret diliyle katılımcılara sözsüz iletişim sloganı uygulatıldı. Etkinlik, özel eğitim öğrencilerinin atık materyallerden hazırladığı eserlerden oluşan serginin protokol üyeleri tarafından açılmasıyla sona erdi. Programa Çeşme Kaymakam Refii Fatih Şimşek, İlçe Milli Eğitim Müdürü Şahan Çöker, Çeşme Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürü Ebru Sipahican ile okul müdürleri, öğretmenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:14 Ödemiş’te mesleki eğitim için anlamlı kortej yürüyüşü İzmir’in Ödemiş ilçesinde mesleki eğitimin önemine dikkat çekmek için düzenlenen kortej yürüyüşü renkli görüntülere sahne oldu. Mesleki ve teknik eğitimin toplumdaki farkındalığını artırmak amacıyla düzenlenen etkinlikte; ilçe protokolü, meslek lisesi müdürleri, Ticaret ve Sanayi Odası başkanları, Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği temsilcileri ile çok sayıda meslek lisesi öğrencisi bir araya geldi. Coşkulu kortej yürüyüşü, vatandaşlardan da büyük ilgi gördü. Atatürk Anıtı önünden başlayan yürüyüş, Saraçoğlu Caddesi ve Çınar Kavşağı güzergâhını takip ederek Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde sona erdi. Programın finalinde mehter takımı gösterisi sunulurken katılımcılara yemek ikramı yapıldı. Etkinlik boyunca öğrenciler kendi alanlarını temsil eden kıyafet ve ekipmanlarla yürüyüşe renk kattı. Sağlık meslek lisesi öğrencileri stetoskoplarıyla dikkat çekerken, bilişim alanı öğrencileri hazırladıkları robotik projeleri sergiledi. Gastronomi öğrencileri ise aşçı kıyafetleriyle kortejde yer alarak mesleki eğitimin farklı alanlardaki üretim gücünü gözler önüne serdi. Yürüyüşte taşınan pankartlarda "Meslek Lisesi Memleket Meselesi", "Gelecek Senin Ellerinde, Mesleğin Cebinde", "Üreten Gençlik, Güçlü Türkiye" ve "Sanayi ve Okul Bir Arada, Tam Yol İleriye" mesajları öne çıktı. Düzenlenen etkinlikte mesleki ve teknik eğitimin yerel ekonomiye ve kalkınmaya sunduğu katkıya dikkat çekilirken, meslek liselerinin prestijinin artırılması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, üretim odaklı eğitimin Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
İzmirli kooperatif mağdurlarından Büyükşehir önünde mezar taşlı eylem
12 Ağustos 2025 Salı - 14:10 İzmirli kooperatif mağdurlarından Büyükşehir önünde mezar taşlı eylem İzmir’de kentsel dönüşüm projelerindeki yolsuzluk ve yarım kalan inşaat iddiaları sebebiyle mağdur olan kooperatif üyeleri, Büyükşehir Belediyesi önünde yaptıkları eylemde, meydana gelebilecek bir depremde yaşanacak can kayıplarından belediye başkanını sorumlu tuttuklarını açıkladı. Mağdurlar, mezar taşı şeklindeki afişleri de belediye binası önüne bıraktı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki İZBETON denetiminde kooperatifler eliyle başlattığı kentsel dönüşüm projelerinde mağdur olan kooperatif üyeleri, İzmir Büyükşehir Belediyesi Egemenlik Binası önünde basın açıklaması yaptı. Mağdurlar, açıklamadan sonra mezar taşı şeklinde tasarlanan dövizlerini bina önüne bıraktı. Açıklamasında depremde yaşanacak can kayıplarından da bizzat Cemil Tugay sorumlu olacağını söyleyen mağdurlar, kooperatif mağduriyetinden dolayı tutuklananları cezaevinde ziyaret eden ve dayanışma çağrılarında bulunan CHP’li siyasileri de hedef aldı. "Depremde tabutlukta oturmayalım diyerek kaçtık" Kooperatif üyeleri adına açıklama yapan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz, "Bilim insanlarının her gün uyardığı, kapımızdaki büyük İzmir depremi bir doğal afetten çok daha fazlası olacaktır. Bizler için, 5 bin mağdur aile adına, bu deprem; yolsuzluğun, siyasi beceriksizliğin ve vicdansızlığın sebep olacağı bir katliamın habercisidir. Bu bildiri, bir feryat değil, gelecekteki enkazın sorumlularını bugünden ilan eden bir suç duyurusudur" ifadelerini kullandı. Alpyavuz sözlerine şöyle devam etti: "Yıllarca yaşadığımız eski ve güvensiz evlerimizden ‘depremde tabutlukta oturmayalım’ diyerek kaçtık. Kime güvendik? İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin ‘örnek proje’ diyerek parlattığı, bize umut diye pazarladığı bu kooperatife güvendik. Bütün birikimlerimizi, evlatlarımızın geleceğini, deprem korkusuyla sattığımız evlerimizin parasını bu projeye yatırdık" dedi. CHP’li siyasilere sitem Kendi mağduriyetlerini umursamadıklarını, bunun yerine cezaevindeki sorumluları ziyaret eden CHP’li siyasileri ve Başkan Tugay’ı eleştiren Ali Alpyavuz, "Yolsuzlukla durdurulan inşaatlar, bir yıldır çürümeye terk edilen hayaller ve en acısı; bizler şimdi ya sokakta, ya da kaçtığımızdan daha güvensiz, her an başımıza yıkılacak kiralık evlerde deprem korkusuyla yaşıyoruz. Bizi depremden kurtaracağını vadedenler, elleriyle depremin kucağına ittiler. Yarın o büyük sarsıntı olduğunda, bu güvensiz binaların enkazı altında kalırsak canımızdan veya malımızdan olursak, sorumluları bellidir. Öncelikle umutlarımızı ve paralarımızı çalan, yargılama sonunda hak ettikleri cezaları alacak olan, tutuklu ya da dışarıda olan suçlular, bir yıldır 5 bin ailenin mağduriyetini çözmek yerine cezaevindeki ‘arkadaşlarına’ mektuplar yazıp, ziyaretler düzenleyen, adliye önlerinde ‘dayanışma’ gösterileri yapan, çözümü değil siyasi vefasını düşünen CHP’li siyasetçiler, on binlerce insanın feryadı arşa yükselirken tek kelime etmeyen, İzmir milletvekilleri ve son olarak, Belediye Başkanı Cemil Tugay... Başkan Tugay, üzerine düşen sorumluluğu açıkça reddetmekte, iradesini kullanmayarak kooperatif üyelerinin ve hak sahiplerinin can ve mal güvenliğini hiçe saymaktadır" açıklamasında bulundu. Lüks villa fiyatına daire Ali Alpyavuz, "Örnekköy’de ‘İnşaata devam ediyoruz’ söylemleri, kooperatifin muhatap alınmadan, hiçbir anlaşma zeminine dayanmadan ve neredeyse lüks villalar fiyatına bir kooperatif dairesinin dayatıldığı çözüm görünümlü reklamsal hareketler, derdimize derman olmamakta ve bizleri yarının belirsiz karanlığına çok daha umutsuz ve çaresiz götürmektedir" dedi. "Bizzat Başkan Tugay sorumlu olacak" Depremdeki can kayıplarından Başkan Tugay’ın sorumlu olacağını yineleyen Alpyavuz, "Dolayısıyla sadece bu süreçte yaşanan maddi kayıplar değil, depremde yaşanacak can kayıplarından da bizzat Cemil Tugay sorumlu olacaktır. İzmir halkının geleceği ve güvenliği söz konusu iken, belediye başkanının görevini yapmaması, sorunu çözmek için adım atmaması kabul edilemez bir ihmaldir ve siyasi bir vebaldir. Meydana gelebilecek bir depremde, bizim veya çocuklarımızın cansız bedenleri enkaz altından çıkarılırsa vicdanınız rahat edecek mi? O gün timsah gözyaşları döktüğünüzde, bugünkü sessizliğiniz ve ihanetiniz aklınıza gelecek mi? Sizin siyasi hesaplarınız, dostluk vefa borçlarınız, bir çocuğun hayatından daha mı kıymetli? Bu saatten sonra yaşanacak her türlü can ve mal kaybının vebali bugünden itibaren omuzlarınızdadır. Bu, tarihe düşülecek bir not, geleceğe bırakılacak bir ibret vesikasıdır. Bizler, o enkazın altında kalırsak sessizliğimizde boğulmayacağız. Çünkü bizim sessizliğimiz, sizin vicdanlarınızda bir ömür boyu çığlık olacak" sözlerine yer verdi.
EÜ, 28 yeni iş birliği ile bütçesini 2,5 kat artırdı
12 Ağustos 2025 Salı - 10:30 EÜ, 28 yeni iş birliği ile bütçesini 2,5 kat artırdı Ege Üniversitesi, ERASMUS Plus KA171 programı kapsamında 4 kıtada 15 ülkedeki 28 yükseköğretim kurumu ile yeni iş birliklerine imza attı. Üniversite, bütçesini 2,5 kat artırarak Türkiye’de en yüksek bütçe alan 6’ncı üniversite oldu. Ege Üniversitesi, uluslararasılaşma misyonu doğrultusunda önemli bir başarıya daha imza attı. Yükseköğretimde Hareketlilik Projeleri (ERASMUS Plus KA171) 2025 Başvuru Dönemi sonuçları açıklandı. Ege Üniversitesi program kapsamında 4 kıtadan, 8 bölgede yer alan 15 ülkede toplam 28 yükseköğretim kurumu ile yeni iş birliği anlaşmaları gerçekleştirdi. Ege Üniversitesi ayrıca geçen yıla oranla program kapsamındaki bütçesini yaklaşık 2,5 kat artırarak en yüksek bütçe alan altıncı Türk üniversitesi oldu. Elde edilen başarıdan duyduğu memnuniyeti dile getiren Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Uluslararasılaşma çalışmalarımızı; iş birliğine dayalı araştırma projeleri, çift diploma programları, yurt dışı üniversite ve araştırma merkezleri ile yapılan protokoller, bilimsel etkinlikler başlıkları altında gerçekleştiriyoruz. Erasmus Plus değişim programı ile ülkemize ve üniversitemize gelen öğrenci sayısını artırmaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu program kapsamında en çok öğrenci gönderen ve alan üniversiteler arasında zirvede yer alıyoruz. ERASMUS Plus KA171 Projeleri başvuru sonuçlarına göre 28 yeni iş birliğine imza attık. 2024 yılında 46 bin 500 Euro olan bütçemizi bu yıl 108 bin 168 Euro’ya çıkartarak en yüksek bütçeyi elde eden üniversiteler arasında altıncı sıraya yerleştik. Ayrıca, Türkiye genelinde başvuran kurumlar arasında yüzde 4’lük başarı dilimi içinde yer alarak önemli bir başarıya imza attık. Elde ettiğimiz bu başarımız, üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda yürütülen stratejik çalışmaların ve nitelikli proje hazırlık süreçlerinin bir sonucudur. Uluslararası öğrenci sayımızı hem yükseltmek hem de çeşitliğini artırmak adına çalışmaya devam ediyoruz. Üniversitemizin uluslararası arenada tanınırlığına ve bilinirliğine sundukları katılardan ve verdikleri desteklerden dolayı Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar Hocamıza, Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı Sayın İlker Astarcı’ya ve bu başarıda emeği geçen tüm mensuplarımıza teşekkür ediyorum" dedi. ERASMUS Plus KA171 Projesi ERASMUS Plus KA171 Projesi, yükseköğretim öğrenci ve personeline "ortak ülke" olarak adlandırılan bir ülkede öğrenme ya da mesleki deneyim edinme imkânı sunan bir proje çeşidi olarak biliniyor. Projenin amaçları arasında; ortak ülkelerle iş birliği aracılığı ile güçlü bir uluslararası boyut elde etmek, Avrupa’da yükseköğretime olan ilgiyi artırmak ve Avrupalı yükseköğretim kurumlarının dünya çapında yükseköğretim piyasasında rekabet edebilirliğini desteklemek, ortak ülkelerin gelişimini teşvik etmek amacı ile Avrupa dışındaki yükseköğretim kurumlarının uluslararasılaşmasına ve modernizasyonuna destek vermek gibi hedefler yer alıyor.
Hayallerini susturmadı, Oxford’da başardı
12 Ağustos 2025 Salı - 10:13 Hayallerini susturmadı, Oxford’da başardı Henüz 8 yaşındayken akıcı konuşma bozukluğu başlayan ve birçok girişimine rağmen tam anlamıyla çözüme ulaşamayan Dr. Birtan Demirel (35), yaşadığı zorluklar karşısında pes etmeyerek dünyaca ünlü Oxford Üniversitesi’nden doktora derecesi aldı. Hayata küsmeyen, hayallerinin peşinden gitmeyi bırakmayan Demirel, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) aldığı marka iletişimi eğitiminin ardından Oxford Üniversitesi’nde deneysel psikoloji alanında doktora yaparak tarihi bir başarıya ulaştı. Albert Einstein’ın ders verdiği, Oscar Wilde ve J.R.R. Tolkien gibi tanınmış isimlerin mezun olduğu Oxford’dan diploma almanın gururunu yaşayan Demirel, kendisiyle aynı zorlukları yaşayan kişilere umut olmak için çalışmalarını da ‘akıcı konuşma bozukluğu’ üzerine yoğunlaştırdı. Bu konuda master ve doktora tezleri yazan, projelerde aktif görev alan Demirel, "Bu soruna çözüm bulmak ve bilime katkı sağlamak en büyük hedefim" diye konuştu. Aslen İzmirli olan Birtan Demirel, çocuk yaştayken akıcı konuşma bozukluğu yaşamaya başladı. Ailesiyle birlikte sorunun çözümü için birçok doktor gezen Demirel, tüm girişimlere rağmen akıcı bir konuşmaya kavuşamadı. İlkokulda, bu durumun etkisiyle sınıfta parmak kaldırmak ve soru sormak bile büyük cesaret gerektirirken, Demirel tüm zorluklara rağmen hayallerinden vazgeçmedi. Rahatsızlık değil, iletişim biçimi Zaman içinde korkularından kurtulmaya başlayan; mevcut durumunu rahatsızlık değil, farklı bir iletişim biçimi olarak tanımlayan Demirel, eğitim hayatında başarıdan başarıya koştu. Lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Bölümü’nde tamamlayan Demirel, yüksek lisansını ise marka iletişimi alanında İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde yaptı. Ders verdi İEÜ’den mezun olduktan sonra psikoloji ve sinir bilim alanında İtalya ve Almanya’da akademik çalışmalarına devam eden Demirel, ‘konuşma’ üzerine çalışmalar yapmaya başladı. Almanya’da araştırma tasarımı, programlama ve beyin görüntüleme metotları üzerine deneyim kazanan Demirel, deneysel psikoloji alanında doktora yapmak için İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nden kabul aldı. Çalışkanlığıyla fark oluşturan Demirel, Oxford’daki eğitimini de üç yılda tamamlayarak diplomasına kavuştu. Demirel, Oxford Üniversitesi’nde nörofizyoloji ve davranışsal sinir bilimi dersleri veren bir akademisyen oldu. "Pes etmek yerine, kendi yolumu çizdim" Demirel, psikoloji ve sinir bilime olan yoğun ilgisini, insanlığa katkı sağlayacak bilimsel çalışmalara dönüştürmek için kariyerini bu doğrultuda şekillendirdi. Oxford Üniversitesi’nde doktora yapmak, Demirel için sadece bir hedef değil, alanının en iyileriyle birlikte çalışarak kendini geliştireceği bir araç oldu. Demirel, burada sadece akademik bilgi edinmekle kalmadı, farklı kültürlerden gelen bilim insanlarıyla tanışarak ufkunu genişletti ve tutkusu daha da güçlendirdi. Demirel, "Oxford bana sadece doktor unvanı vermedi, aynı zamanda merakımı canlı tuttu ve sürekli öğrenmeye teşvik eden bir bakış açısı kazandırdı" diye konuştu. Demirel, çocukluk yıllarında karşılaştığı zorlukları ise, "İnsanların bakışları ve sabırsızlıkları zaman zaman zorlayıcıydı ama bunu bir engel değil, gelişimim için bir fırsat olarak görmeye başladım" sözleriyle ifade etti. Konuşma bozukluğu yaşayan bireylerin hayat kalitesini artıracak bilimsel projeler geliştirmek istediğini ifade eden Dr. Demirel, Oxford’daki bir anısından yola çıkarak şu anda üzerinde çalıştığı projeyi de anlattı. "Kaygılıydım ama konuşma yapmayı kabul ettim" Demirel, "Doktoramın ilk yılında, bursumu sağlayan vakıf (Dominic Barker Trust), beni bir bağış gecesine davet etti. Araştırmalarımız için fon toplamak amacıyla yaklaşık 100 kişinin katılacağı bu gecede konuşma yapmamı rica ettiler. Hayatımda hiç bu kadar kalabalık bir topluluk önünde konuşmamıştım. Kendime inanamadım. Üstelik konuşma bozukluğum, iletişimin çok önemli olduğu anlarda belirginleşir. Fakat yine de daveti hiç düşünmeden kabul ettim. Ama kabul etmek, kaygıyı ortadan kaldırmıyordu. Günlerce, tek cümleyi bile bitirememe ihtimali zihnimde dönüp durdu. Bir gece, bu kaygının da etkisiyle düşünürken aklıma bir yöntem geldi. Size garip gelecektir ama ben, başkasıyla diyalog içinde olmadığımda, yani sesimle başkasına bir mesaj aktarmaya çalışmadığımda konuşma bozukluğum neredeyse hiç olmuyor. Bir diğer ilginç nokta ise başka biriyle aynı anda, aynı kelimeleri söylediğimde de konuşmam tamamen akıcı. İşte bundan yola çıkarak kendi sesimi önceden kaydedip, kulaklıktan dinleyerek, konuşmamı yapabilirim diye düşündüm" ifadelerini kullandı. "Kendi sesime odaklandım" Bu fikri uygulayarak sahneye çıktığını ifade eden Demirel, "Kulaklığımda kendi sesim, önümde ise beni merakla bekleyen 100 çift göz vardı. Kendi sesimi kelime kelime takip ederek ilk cümlemi söyledim. Takılmam olmadı, ikinci cümlem de akıcıydı. Sonuna kadar, neredeyse tek duraksama bile olmadan, kendi doğal tonumla konuşmamı bitirdim. Konuşmam bittiğinde, insanların ‘Bu kişi bize kendi konuşma bozukluğundan bahsetti ama konuşma bozukluğu yokmuş’ diye düşüneceğinden endişelendim. Ama kulaklığı çıkardığım an, akıcı konuşmaya veda edeceğimi de biliyordum. Bu yöntemi bir gözlük gibi düşünebilirsiniz; taktığınızda dünya netleşir, çıkardığınızda bulanıklaşır. Daha sonra, doktoramda bu yöntemi bilimsel olarak test ettik. Sonuçlar şu an hakem değerlendirmesinde. Oxford Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tim Denison ile birlikte bu yöntemi rafine hale getirebilir miyiz, biraz daha geliştirerek benim gibi sunum yaparken zorluk yaşayan insanlara umut olabilir miyiz diye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. "Beyinde neler olduğunu inceliyoruz" Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Prof. Dr. Tim Denison; epilepsi, ağrı, koma ve parkinson hastalığı gibi alanlarda çığır açan inovasyonlar geliştirmiş, ekibiyle birlikte geliştirdiği metotları dünya çapında 1 milyondan fazla kişiye ulaşmış bir bilim insanı. Onunla her hafta birebir görüşüp konuşma bozukluğu üzerine çalışmak, benim için büyük bir şans. Bu yöntem, doktoradaki çalışmalarımın yalnızca bir parçasıydı; asıl yolculuk ise daha yeni başlıyor. Hiçbir yardımcı yöntem kullanmadan akıcı konuşmayı günlük hayata taşımamızın yollarını araştırıyoruz. Bunun için MRI, fMRI ve MEG gibi beyin görüntüleme teknikleriyle, takılmadan milisaniyeler önce beyinde neler olduğunu inceliyoruz. Eğer bu biyolojik işaretleri bulabilirsek, manyetik ikaz gibi yöntemlerle doğru anda müdahale ederek konuşmayı başlamadan akıcı hâle getirmeyi hedefliyoruz. Bu, beyinde yeni öğrenmelere yol açarak zamanla tamamen doğal bir akıcılık sağlayabilir." "Kusursuz olan kimse yok" Konuşma bozukluğu gibi karmaşık bir konuyu, en ileri teknoloji ve dünyanın en iyi beyinleriyle bir araya gelerek çalışmaya gayret gösterdiğini belirten Demirel, kendisi gibi akıcı konuşma bozukluğu çeken kişilere de mesajlar verdi. Demirel, "Oxford’daki farklı bölümlerden saygın bilim insanlarına fikirlerimi sundum ve desteklerini aldım. Bunun yanı sıra Stanford, Boston Üniversitesi ve New York Üniversitesi ile de bağlantı kurdum. Geçen kasımda Boston ve New York’a giderek laboratuvarlarında konuşmalar yaptım. Bir gün mutlaka konuşma bozukluğu tarihe karışacak. O zamana kadar unutmamamız gereken şey ne söylediğimizin, nasıl söylediğimizden çok daha önemli olduğudur. Hayatımda olağanüstü zeki ve yetenekli pek çok insanla tanışma şansına sahip oldum ama kusursuz olan birine hiç rastlamadım. Bu yüzden yargılamadan, merakla ve ilgiyle dinleyen biri olmak, pek çok sorunu aşmaya yeter" dedi.
Göztepe’nin yeni transferleri göz doldurdu
12 Ağustos 2025 Salı - 09:50 Göztepe’nin yeni transferleri göz doldurdu Göztepe’nin yeni transferleri, Çaykur Rizespor deplasmanındaki etkili performanslarıyla galibiyetin kilit isimleri olurken, ilk haftadan da taraftarın beğenisini kazanmayı başardılar. Göztepe, yeni sezona 9 transferle başlayarak kadrosuna önemli takviyeler gerçekleştirdi. İzmir ekibi, ilk hafta mücadelesinde Çaykur Rizespor deplasmanından 3-0’lık farklı galibiyet elde ederek dikkatleri çekmeyi başardı. Geçtiğimiz sezon dış sahada problemler yaşayan sarı-kırmızılıların bu performansı taraftarları memnun etse de, süre alan yeni transferlerin durumu ise adeta göz doldurdu. Çaykur Rizespor maçında takıma yeni katılan oyunculardan Arda, Rhaldney, Amin Cherni, Olaitan ve Janderson ilk 11’de başladı. İkinci yarı itibarıyla da Ibrahim Sabra ve Godoi de oyuna dahil olan isimler oldu. Sahada gösterdikleri performansla önemli işlere imza atan bu oyuncular galibiyette de önemli paya sahip oldu. İlk golü Bokele atmasına rağmen asisti yapan oyuncu Janderson oldu. İkinci golü de geçen sezon takımda yer alan Emersonn’un kaydetmesine rağmen yine asist bir yeni transfer olan Rhaldney’den geldi. Üçüncü golde rakip savunmadan gelen topu Dennis tamamlasa da golün hazırlayıcısı Ibrahim Sabra oldu. Böylece sarı-kırmızılıların yeni transferleri ilk haftadan etkili işlere imza attı. Göztepe’de Furkan Malak gitti Trendyol Süper Lig ekiplerinden Göztepe, geçtiğimiz sezonu Southampton FC U21 takımında geçiren 20 yaşındaki futbolcusu İzzet Furkan Malak’ın İsveç temsilcisi IFK Haninge’e kiraladığını duyurdu. Konuyla ilgili kulüpten yapılan açıklamada, "Oyuncumuz İ. Furkan Malak, 5 Ocak 2026 tarihine kadar IFK Haninge takımına kiralanmıştır. Başarılar Furkan" ifadelerine yer verildi.
İzmir’de 540 gram olarak dünyaya gelen bebek, hayata tutundu
12 Ağustos 2025 Salı - 09:01 İzmir’de 540 gram olarak dünyaya gelen bebek, hayata tutundu İzmir’de, 28 haftalıkken 540 gram olarak dünyaya gelen ve doğumun hemen ardından entübe edilen Yağmur ve Mehmet Doy çiftinin bebekleri, 114 gün süren tedavisinin ardından ailesine kavuştu. İzmir’de yaşayan Yağmur (27) ve Mehmet Doy (43) çiftinin bebekleri, hamileliğin 28’inci haftasında, anne ile bebek arasındaki besin ve oksijen alışverişinin yetersizliği nedeniyle erken doğdu. Sadece 540 gram ağırlığında ve 30 santimetre boyunda dünyaya gelen Kartal bebek için doktorlar yaşam şansını yüzde 5 olarak değerlendirdi. Hemen entübe edilerek kuvöze alınan Kartal bebek, 114 gün süren yoğun bakım sürecinin ardından hayata tutundu. Minik Kartal, taburcu edildiği gün 2 kilo ağırlığa ve 43 santimetre boya ulaştı. Yağmur ve Mehmet Doy çifti, büyük bir sabır ve umutla geçirdikleri zorlu sürecin ardından bebeklerine kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor. Anne Yağmur Doy; hamileliğimin 20’inci haftasında gittiği doktorda bebeğinde bir anormallik olduğunu öğrendiğini ifade ederek, çocuğunun kilosunun çok düşük olduğunu ve kafa ile bacakların gelişim olarak biraz geride kaldığını söyledi. Daha detaylı inceleme için perinatoloji doktoruna yönlendirildiğini vurgulayan anne Doy, "Hastaneye gittik ve orada bebeğimizde gelişim geriliği olduğunu, plasentadan kaynaklı olarak yeterince beslenemediğini, oksijen alamadığını ve temiz kan akışının sağlanamadığını öğrendik. Doktor, bebeğin yaşama ihtimalinin çok düşük olduğunu, sağlıklı bir bebek olmasının neredeyse imkansız olduğunu söyledi. Ardından tekrar önceki hastanemize gittik, ancak hastanede doğum yaptıramayacaklarını, bebeğin ölebileceğini ve bu riski almak istemediklerini belirttiler. Biz de bunun üzerine yeni bir doktor ve hastane arayışına girdik. Yaklaşık bir hafta başka bir hastanede yattım, ancak orada da sürekli bebeğin anne karnında ölebileceği ya da doğarsa sakat kalabileceği söylendi. En son Acıbadem Kent Hastanesi’ne geldik. Doktorlarımız hep birlikte hazırlıklarını yaptılar ve doğumumuz burada gerçekleşti" dedi. 114 gün beklediler Baba Mehmet Doy; Erken doğan bebeği için eşiyle birlikte 114 gün boyunca hastaneye geldiklerini söyleyerek, "Aliağa’da oturuyoruz, yeri geldi, gidip gelmemiz 3-4 saat sürdü. Bu süreç anne ve baba için gerçekten çok zorlu geçiyor" diye ekledi. Bu sürecin kolay geçmediğini, her zaman umutla beklenilmesi gerektiğinin altını çizen baba Doy, "Biz hep umutluyduk, elbette bazen olumsuz düşündüğümüz anlar oldu ama genel olarak pozitif kalmaya çalıştık. Çocuğumuza da pozitif enerji verdik. Doktorlarımız Abbas Bey, Anıl Bey, doğumu gerçekleştiren Kahraman Bey bize hep pozitif olmamızı tavsiye ettiler. Biz de onlar gibi pozitif olmaya başladık. Pozitif oldukça çocuğun da iyileştiğini gördük. Hatta biz negatif olduğumuzda çocuğun da kötüye gittiğini ilginç bir şekilde fark ettik. Bu zorlu süreç böylece ilerledi. Duyguyu anlatmak çok zor, anlatılmaz yaşanır dedikleri tam da bu duygu. Allah kimsenin başına böyle bir şey vermesin ama verenlerin de bizim gibi bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatmasını dileriz. Herkes bizim kadar şanslı olsun istiyoruz. İçeride hala yatan bebeklerimiz var, inşallah onlar da en kısa sürede sağlıklı bir şekilde çıkarlar" ifadelerini kullandı . 540 gram dünyaya geldi, 114 gün sonra taburcu oldu Kartal bebeğin doğmadan önce ailenin kendilerine başvurduğunu söyleyen Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Hastalıları Uzmanı Abbasgulu Baghirov, "Plasental yetmezliği vardı ve buna bağlı olarak bebekte stres ile gelişme geriliği vardı. Kartal bebek, 28 hafta 4 günlükken ve oldukça düşük bir kiloda, 540 gram olarak dünyaya geldi. Ardından 114 gün süren bir yatış dönemi oldu. Bu süre boyunca hem hastanemizin doktorları, hemşireleri hem de diğer sağlık personelleri, bu yaşam mücadelesinde Kartal bebeğe destek oldu ve onu sağlıklı bir şekilde taburcu etmenin mutluluğunu, aile kadar biz de yaşıyoruz. Şu an genel durumu gayet iyi; herhangi bir sağlık sorunu bulunmuyor. Beslenmesini tamamen ağızdan ve yeterli şekilde alıyor. Bugünkü kilosu 2 kilo; doğduğunda 540 gramdı. Boyu ise doğduğunda 30 santimetreydi, bugün ise 43 santimetre. . Prematüre bebek olduğu için takipleri normal bir bebeğe göre biraz daha farklılık gösterebilir. Bu süreçte kontrollerle gelişimini yakından izlemeye devam edeceğiz; örneğin, bugün taburcu ediyoruz ve 2 gün sonra kontrole gelecek, sonrasında da 15 günde bir ya da aylık kontrollerine devam edecek. Diğer bebeklere, yani akranlarına göre ilk başlarda biraz geride olabilir ama zamanla onları da yakalayacaktır inşallah" sözlerini kullandı. Bu denli düşük doğum haftası ve düşük kiloyla dünyaya gelen bebeklerde sıklıkla görülebilen bazı komplikasyonlar yaşanmadan sağlıklı bir şekilde taburcu edilmesi, hem doktorlar açısından hem de aile açısından oldukça sevindirici bir durum olduğunu belirten Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Hastalıları Uzmanı Anıl Chousein ise "28 hafta artı 4 günde doğmuş ve oldukça düşük doğum haftasında dünyaya gelmiş bebeklerde başta nörolojik sistem olmak üzere, beyin, kalp ve göz gibi hayati organlar etkilenebilir ve bu organlarda çeşitli komplikasyonlar gelişebilir. Ancak burada uygun bakım süreci, uygun tedaviler ve elbette biraz da bebeğin durumu sayesinde herhangi bir engel ya da kalıcı bir sorun olmadan sağlıklı bir şekilde taburculuğu gerçekleşti" diye belirtti.