SAĞLIK - 12 Ağustos 2025 Salı 09:01

İzmir’de 540 gram olarak dünyaya gelen bebek, hayata tutundu

A
A
A
İzmir’de 540 gram olarak dünyaya gelen bebek, hayata tutundu

İzmir’de, 28 haftalıkken 540 gram olarak dünyaya gelen ve doğumun hemen ardından entübe edilen Yağmur ve Mehmet Doy çiftinin bebekleri, 114 gün süren tedavisinin ardından ailesine kavuştu.


İzmir’de yaşayan Yağmur (27) ve Mehmet Doy (43) çiftinin bebekleri, hamileliğin 28’inci haftasında, anne ile bebek arasındaki besin ve oksijen alışverişinin yetersizliği nedeniyle erken doğdu. Sadece 540 gram ağırlığında ve 30 santimetre boyunda dünyaya gelen Kartal bebek için doktorlar yaşam şansını yüzde 5 olarak değerlendirdi. Hemen entübe edilerek kuvöze alınan Kartal bebek, 114 gün süren yoğun bakım sürecinin ardından hayata tutundu. Minik Kartal, taburcu edildiği gün 2 kilo ağırlığa ve 43 santimetre boya ulaştı. Yağmur ve Mehmet Doy çifti, büyük bir sabır ve umutla geçirdikleri zorlu sürecin ardından bebeklerine kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.


Anne Yağmur Doy; hamileliğimin 20’inci haftasında gittiği doktorda bebeğinde bir anormallik olduğunu öğrendiğini ifade ederek, çocuğunun kilosunun çok düşük olduğunu ve kafa ile bacakların gelişim olarak biraz geride kaldığını söyledi.


Daha detaylı inceleme için perinatoloji doktoruna yönlendirildiğini vurgulayan anne Doy, "Hastaneye gittik ve orada bebeğimizde gelişim geriliği olduğunu, plasentadan kaynaklı olarak yeterince beslenemediğini, oksijen alamadığını ve temiz kan akışının sağlanamadığını öğrendik. Doktor, bebeğin yaşama ihtimalinin çok düşük olduğunu, sağlıklı bir bebek olmasının neredeyse imkansız olduğunu söyledi. Ardından tekrar önceki hastanemize gittik, ancak hastanede doğum yaptıramayacaklarını, bebeğin ölebileceğini ve bu riski almak istemediklerini belirttiler. Biz de bunun üzerine yeni bir doktor ve hastane arayışına girdik. Yaklaşık bir hafta başka bir hastanede yattım, ancak orada da sürekli bebeğin anne karnında ölebileceği ya da doğarsa sakat kalabileceği söylendi. En son Acıbadem Kent Hastanesi’ne geldik. Doktorlarımız hep birlikte hazırlıklarını yaptılar ve doğumumuz burada gerçekleşti" dedi.



114 gün beklediler


Baba Mehmet Doy; Erken doğan bebeği için eşiyle birlikte 114 gün boyunca hastaneye geldiklerini söyleyerek, "Aliağa’da oturuyoruz, yeri geldi, gidip gelmemiz 3-4 saat sürdü. Bu süreç anne ve baba için gerçekten çok zorlu geçiyor" diye ekledi.


Bu sürecin kolay geçmediğini, her zaman umutla beklenilmesi gerektiğinin altını çizen baba Doy, "Biz hep umutluyduk, elbette bazen olumsuz düşündüğümüz anlar oldu ama genel olarak pozitif kalmaya çalıştık. Çocuğumuza da pozitif enerji verdik. Doktorlarımız Abbas Bey, Anıl Bey, doğumu gerçekleştiren Kahraman Bey bize hep pozitif olmamızı tavsiye ettiler. Biz de onlar gibi pozitif olmaya başladık. Pozitif oldukça çocuğun da iyileştiğini gördük. Hatta biz negatif olduğumuzda çocuğun da kötüye gittiğini ilginç bir şekilde fark ettik. Bu zorlu süreç böylece ilerledi. Duyguyu anlatmak çok zor, anlatılmaz yaşanır dedikleri tam da bu duygu. Allah kimsenin başına böyle bir şey vermesin ama verenlerin de bizim gibi bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatmasını dileriz. Herkes bizim kadar şanslı olsun istiyoruz. İçeride hala yatan bebeklerimiz var, inşallah onlar da en kısa sürede sağlıklı bir şekilde çıkarlar" ifadelerini kullandı


.


540 gram dünyaya geldi, 114 gün sonra taburcu oldu


Kartal bebeğin doğmadan önce ailenin kendilerine başvurduğunu söyleyen Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Hastalıları Uzmanı Abbasgulu Baghirov, "Plasental yetmezliği vardı ve buna bağlı olarak bebekte stres ile gelişme geriliği vardı. Kartal bebek, 28 hafta 4 günlükken ve oldukça düşük bir kiloda, 540 gram olarak dünyaya geldi. Ardından 114 gün süren bir yatış dönemi oldu. Bu süre boyunca hem hastanemizin doktorları, hemşireleri hem de diğer sağlık personelleri, bu yaşam mücadelesinde Kartal bebeğe destek oldu ve onu sağlıklı bir şekilde taburcu etmenin mutluluğunu, aile kadar biz de yaşıyoruz. Şu an genel durumu gayet iyi; herhangi bir sağlık sorunu bulunmuyor. Beslenmesini tamamen ağızdan ve yeterli şekilde alıyor. Bugünkü kilosu 2 kilo; doğduğunda 540 gramdı. Boyu ise doğduğunda 30 santimetreydi, bugün ise 43 santimetre. . Prematüre bebek olduğu için takipleri normal bir bebeğe göre biraz daha farklılık gösterebilir. Bu süreçte kontrollerle gelişimini yakından izlemeye devam edeceğiz; örneğin, bugün taburcu ediyoruz ve 2 gün sonra kontrole gelecek, sonrasında da 15 günde bir ya da aylık kontrollerine devam edecek. Diğer bebeklere, yani akranlarına göre ilk başlarda biraz geride olabilir ama zamanla onları da yakalayacaktır inşallah" sözlerini kullandı.



Bu denli düşük doğum haftası ve düşük kiloyla dünyaya gelen bebeklerde sıklıkla görülebilen bazı komplikasyonlar yaşanmadan sağlıklı bir şekilde taburcu edilmesi, hem doktorlar açısından hem de aile açısından oldukça sevindirici bir durum olduğunu belirten Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Hastalıları Uzmanı Anıl Chousein ise "28 hafta artı 4 günde doğmuş ve oldukça düşük doğum haftasında dünyaya gelmiş bebeklerde başta nörolojik sistem olmak üzere, beyin, kalp ve göz gibi hayati organlar etkilenebilir ve bu organlarda çeşitli komplikasyonlar gelişebilir. Ancak burada uygun bakım süreci, uygun tedaviler ve elbette biraz da bebeğin durumu sayesinde herhangi bir engel ya da kalıcı bir sorun olmadan sağlıklı bir şekilde taburculuğu gerçekleşti" diye belirtti.



İzmir’de 540 gram olarak dünyaya gelen bebek, hayata tutundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."