Yerel Haberler
İzmir
Aşık Veysel türküleri Aliağa’da yankılandı 10 Nisan 2026 Cuma - 20:05:25 Aliağa Belediyesi Sanatevi (ASEV) Türk Halk Müziği Korosu, 20. yüzyıl aşıklık geleneğinin büyük ozanı Aşık Veysel’in türküleri, şiirleri ve yaşam öyküsünün sahneye taşındığı anlatımlı bir konserle sanatseverlerle buluştu. Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Öğretim Görevlisi ve ASEV Türk Halk Müziği Eğitmeni Dr. Ali Hikmet Gökçen yönetimindeki dev koro, profesyonel enstrüman ekibinin eşliğinde sahne aldığı performansıyla büyük beğeni topladı. Konserde, Aşık Veysel’in hayatından kesitler sunulurken, ozanın kendi sesinden şiirlerinin yer aldığı video gösterimleri de izleyiciyle paylaşıldı. Gecenin açılışı ise "Havalanma Telli Turnam" ve "Anlatmam Derdimi Dertsiz İnsana" türküleriyle yapıldı. Sanat Yönetmeni Ali Hikmet Gökçen, açılış konuşmasında geceye verdikleri destekten dolayı Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’a, Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Serap Cerrahoğlu’na ve belediye personeline teşekkürlerini iletirken Aliağa’ya daha büyük ve donanımlı bir kültür merkezi kazandırılması yönündeki beklentisini de dile getirdi. Konser sırasında sahneye davet edilen Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Sanat Yönetmeni Ali Hikmet Gökçen’e teşekkür çiçeği takdim etti. Ardından yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: "Türk Halk Müziği Koromuz, büyük halk ozanımız, aşıklık geleneğinin en önemli temsilcilerinden Aşık Veysel’in eserlerini seslendirdi. Bu güzel akşamı bizlere yaşatan koromuza, onlara eşlik eden saz sanatçılarımıza, gecenin mimarı Ali Hikmet Gökçen’e ve koromuzu yalnız bırakmayan değerli misafirlerimize çok teşekkür ediyorum. Geçtiğimiz günlerde çocuklarımla yaptığımız bir söyleşide de ifade etmiştim; en büyük hayalim Aliağa’ya gerçek, bize yakışan, büyük bir kültür merkezi kazandırmak." Gecenin ilerleyen bölümünde Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Öztürk ve Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Serap Cerrahoğlu da sahneye çıkarak koronun son türküsüne eşlik etti. Yaklaşık iki saat süren ve Aşık Veysel’e ait 11 eserin seslendirildiği konser, izleyicilerin de hep bir ağızdan eşlik ettiği "Uzun İnce Bir Yoldayım" ile unutulmaz bir finalle sona erdi.
10 Nisan 2026 Cuma - 17:56 Bayındır’da polis haftası etkinlikleri gerçekleştirildi Bayındır’da İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından, Türk Polis Teşkilatının 181. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen Polis Haftası etkinlikleri gerçekleştirildi. Bayındır İlçe Emniyet Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen programlar, ilçe protokolü ve vatandaşların katılımıyla gerçekleşti. Program kapsamında ilk olarak Atatürk Anıtı’na çelenk sunma töreni düzenlendi. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından sona erdi. Etkinlikler çerçevesinde Fatih Camii’nde mevlit programı gerçekleştirildi. Programda şehit polisler için mevlit okutulurken, dualar edildi. Programa katılan vatandaşlar da edilen dualara eşlik ederek Türk Polis Teşkilatının yıl dönümünü manevi bir atmosferde andı. Programın devamında ise Polis Merkezi Amirliği önünde vatandaşlara lokma ikramında bulunuldu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte birlik ve beraberlik mesajları verildi. Bayındır İlçe Emniyet Müdürü Özgür Dinç’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen programlarda, Türk Polis Teşkilatının toplum huzuru ve güvenliği için üstlendiği önemli görevlere dikkat çekildi. Yetkililer, Polis Haftası dolayısıyla düzenlenen etkinliklerin vatandaşlarla emniyet teşkilatı arasındaki bağların güçlenmesine katkı sağladığını ifade etti. Bayındır’da gerçekleştirilen programlar, vatandaşların memnuniyeti ve yoğun katılımıyla tamamlandı.
Aliaport Deniz Yolcu İskelesi’nde ilk sefer yapıldı
20 Mart 2026 Cuma - 10:22 Aliaport Deniz Yolcu İskelesi’nde ilk sefer yapıldı Aliaport Aliağa Deniz Yolcu İskelesi’nin Ramazan Bayramı’na özel olarak düzenlediği seferler, 19 Mart Perşembe günü gerçekleştirilen ilk yolculukla başladı. Sefer öncesinde iskelede ilçe protokolünün katılımıyla yolculara uğurlama töreni düzenlendi. Aliaport Aliağa Deniz Yolcu İskelesi, ilk sefer gününde 261 yolcu ağırladı. Aliağa’dan ve çevre illerden gelen yolcuların yanı sıra Belçika, İngiltere, Fransa, Bulgaristan, İspanya ve Almanya’dan gelen misafirler de ilk seferde yerini aldı. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar ilk sefer dolayısıyla yaptığı konuşmada yolculara hayırlı yolculuklar dileyerek Ramazan Bayramı’nı kutladı. Başkan Serkan Acar, "Bugün Aliağa’mız için tarihi bir gün. İskelemizden ilk yolcularımızı uğurladık. Aliaport Aliağa Deniz Yolcu İskelesi’ni, Aliağa’mız için yeni bir vizyon ve yeni bir açılım olarak görüyoruz. Aliağa’mız bir liman ve sanayi şehri ama aynı zamanda doğasıyla, tarihiyle önemli bir turizm şehri olmaya da aday bir şehirdir. Bugün bunun için ilk adımımızı attık. Bundan sonra da her alanda olduğu gibi ilerlemeye devam edeceğiz. Önümüzdeki günlerde farklı yerlere de Aliaport’tan deniz yoluyla ulaşımın gerçekleşmesini diliyorum. Hepinizin Ramazan Bayramını kutluyorum. Bugün Aliağa’mızda çifte bayram yaşıyoruz" dedi. Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney: "Aliaport ilçemizin tanıtılmasında ve kalkınmasında önemli bir yer edinecektir" Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney de Aliaport’ta ilk seferin Aliağa için uzun zamandır beklenen önemli bir gelişme olduğunu belirterek, "Yıllardır beklenen an gerçekleşti. Bugün Aliağa ilçemizden Midilli’ye ilk seferimizi düzenliyoruz. İnanıyorum ki seferlerimiz artarak devam edecek; ilçemizin tanıtılmasında ve kalkınmasında önemli bir yer edinecektir. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bayramda Aliaport ile seyahat edecek tüm vatandaşlarımıza iyi yolculuklar diliyorum. Bayramın ardından da düzenli seferlerimizle devam edeceğiz. İlçemize hayırlı uğurlu olsun" dedi. Jalem Tur Yöneticisi Ali Jale: " Aliaport’u diğer limanlardan ayıran çok önemli ayrıcalıkları var" Jalem Tur Yöneticisi Ali Jale de ilk seferle birlikte uzun süredir yürütülen çalışmaların somut bir sonuç verdiğini belirterek emeği geçen herkese teşekkür etti. Jale, "Kasım ayında gerçekleştirdiğimiz protokol ziyaretinin ardından bugün ilk seferimizi yapıyoruz. Bundan yıllar önce Belediye Başkanı Serkan Acar’ın vizyonuyla yola çıktık. Aliaport çok önemli bir lokasyonda yer alıyor ve bu limanı diğer limanlardan ayıran büyük avantajları var. Bunlardan bazıları; raylı sistemle kolay ulaşım imkanı, otopark alanı ve yolculara ekstra yansıyan harç bedelinin olmamasıdır. Aliaport’un diğer oturmuş hatlarla kısa sürede eşit seviyeye geleceğine inanıyoruz. Önce turizmle başlıyoruz, zamanla ticaret de hızlanacak. Aliağa zaten büyük bir isim, biz bugün onu Avrupa’ya açıyoruz. Aliağa’nın heyecanı ve dinamizmi çok güçlü, seferlerimize gelen talepten de son derece memnunuz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Aliaport Aliağa Deniz Yolcu İskelesi’nde bayram özel seferler 22 Mart’a kadar her gün gerçekleştirilecek. Düzenli seferler ise 10 Nisan’da başlayarak 1 Kasım’a kadar devam edecek. Törene; Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliaport Liman Yöneticisi Faruk Altun, İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, Aliaport Müdürü Fatih Kılıç, Aliağa İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Can, İzmir Denizlerden Sorumlu İl Emniyet Müdürü Yardımcısı Alper Tuğbay, Aliağa Deniz Polis Şube Müdürü Kadir Şenocak, İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Birol Akgöz, Gümrük Muhafaza Kısım Amiri Levent Koray Tunç, Jalem Tur Yöneticisi Ali Jale, Turyol Yönetim Kurulu Üyesi Kadir İnandı ve basın mensupları katıldı.
Asırlık sesle şifa geleneği modern enstrümanlarla yaşatılıyor
20 Mart 2026 Cuma - 10:19 Asırlık sesle şifa geleneği modern enstrümanlarla yaşatılıyor Tibet ve Orta Asya gibi köklü kültürlerden günümüze ulaşan asırlık sesle şifa geleneği, modern enstrümanlar aracılığıyla yeniden yaşatılıyor. Belirli frekanslardaki ses dalgalarını kullanan bu meditasyon yöntemi, insan zihnini ve bedenini sakinleştirerek iyileştirici bir etki sunuyor. Ses terapisi, alternatif bir rahatlama yöntemi olarak büyükşehirlerin karmaşık yapısından uzaklaşmak isteyen bireyler için bir kaçış noktası oluşturuyor. Farklı ritim ve tınıların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan titreşimler, sinir sistemini yatıştırarak günlük yaşamın getirdiği stres düzeyini önemli ölçüde azaltıyor. Ses çanakları, handpan, kristal kaseler, gongsiller ve şaman davulları gibi çeşitli ekipmanların kullanıldığı bu uygulamalar, dinleyicilere derin bir içsel huzur ile odaklanma imkanı tanıyor. Handpan atölyeleri düzenleyerek insanları sesin iyileştirici gücüyle buluşturan işletmeci Yavuz Başkurt, ses meditasyonuna ilginin her geçen gün arttığını belirtti. Sesin insan doğası üzerindeki dönüştürücü etkisini atölyelerinde katılımcılara aktaran Başkurt, "Ses meditasyonu ekipmanları arasında ses çanakları, handpan, kristal kaseler, gongsiller ve şaman davulları bulunuyor. Bu enstrümanları genellikle yoga sonrasındaki dinlenme pozisyonunda çalıyoruz. Her birinin farklı ve insan doğasına iyi gelen, sakinleştirici bir frekansı bulunuyor" dedi. Osmanlı’dan günümüze şifa kültürü Handpan enstrümanının 2000’li yılların başlarında İsviçre’de icat edildiğini ve farklı makamlara göre akort edilebildiğini aktaran Başkurt, kendi kullandıkları modelin 9 notadan oluşan Kürdi makamında olduğunu ifade etti. Hicaz makamının da oldukça etkileyici olduğunu dile getiren Başkurt, "Osmanlı döneminde, özellikle Edirne tarafında su ve ses kullanılarak uygulanan şifa yöntemleri vardı. Günümüzde de bu köklü kültürü, farklı enstrümanların yaydığı şifalı frekanslarla modern bir şekilde yaşatmaya devam ediyoruz" şeklinde konuştu. Enerji merkezlerini dengeliyor İnsan bedeninde yedi farklı enerji merkezi bulunduğunu ve Nepal’den getirilen ses çanaklarının bu merkezleri dengelemeye yardımcı olduğunu belirten Başkurt, çakraların işlevlerini anlattı. Başkurt, "Alt üçgen olarak adlandırdığımız kök, sakral ve solar pleksus çakraları; korku, güven ve özgüven gibi bedensel duygularımızla ilişkilidir. Ortada yer alan kalp çakrası sevgiyle bağ kurarken; üst çakralardan boğaz kendini ifade etmeyi, üçüncü göz sezgiselliği, taç çakrası ise Yaradan ile olan bağlantıyı temsil ediyor" açıklamasında bulundu. Uyku ile uyanıklık arasında yolculuk Şaman davulları ve doğa seslerinin çok eski dönemlerden bu yana meditasyonlarda kullanıldığını hatırlatan Başkurt, sesin zihin üzerindeki meditatif etkilerini vurguladı. Başkurt, "Çanakları çaldığımızda frekanslar arasında geçişler yaşanıyor. Bu süreçte danışanların beyin dalgaları alfa, beta ve teta seviyeleri arasında gidip geliyor. Bu durum insanlara uyku ile uyanıklık arasında huzurlu bir ses yolculuğu yaşatıyor" ifadelerini kullandı. Pratik ve iyileştirici Bu enstrümanlarla her gün pratik yaptığını ve zaman zaman mağaza önünde çalarak çevreden olumlu dönüşler aldığını sözlerine ekleyen Başkurt, "Handpan gerçekten çok şifalı ve meditatif bir sese sahip. Dışarıda çalarken duyanların çok hoşuna gidiyor. Deneyimlemek isteyen herkese kapımız açık. Üstelik çalması oldukça basit ve pratik bir enstrüman" diyerek sözlerini tamamladı.
Berberler bayram tıraşı için 24 saat mesai yapıyor
19 Mart 2026 Perşembe - 22:55 Berberler bayram tıraşı için 24 saat mesai yapıyor İzmir’de Ramazan Bayramı öncesi yoğun mesai harcayan berberler, müşterilerini bayrama hazırlamak için 24 saat kesintisiz hizmet vermeye başladı. Buca ilçesinde sabaha kadar çalışan kuaförlerde çırakların topladığı binlerce liralık bayram bahşişi ise yüzleri güldürdü. Ramazan Bayramı arifesinde kent genelindeki berberlerde büyük yoğunluk oluştu. Buca ilçesi İşçievleri semtinde faaliyet gösteren bir erkek kuaförü, müşterilerini bayrama hazırlamak amacıyla sabaha kadar mesai yapacak. Sabahın erken saatlerinden bu yana onlarca vatandaşı tıraş eden berberler iş yoğunluğuyla mücadele ediyor. Erkek kuaförü Ahmet Ateşoğlu, "Sabah 9’da açtık iş yerini ve 24 saatlik bir çalışma planımız var. Gelen müşterilerimiz genellikle daimi müşteriler ve yorgunluk hissetmiyoruz. Sabaha kadar çalışacağız ve bayram arifesinde müşterilerimizi bakımlı bir şekilde bayrama hazırlıyoruz" dedi. Sıfır hata ile hizmet İşletme çalışanı Umut Sayar, "Sabahtan bu yana 25-30 tıraş oldu, bir o kadar daha randevumuz var. Sıfır hata ile hizmet vermeye çalışıyoruz yorgun olsak da. Kolay bir iş değil" dedi. Çırakların bahşiş sevinci İş yoğunluğundan ve bahşişlerden memnun olan çıraklar durumu sevinçle karşıladı. Bayram arifesinde 5 bin lira ile 6 bin lira arasında bahşiş aldıklarını belirten çıraklar, "Keşke her gün bayram olsa" dedi.
Aliağa’da ’6. Geleneksel At-Çek Balık Avı Festivali’ coşkusu başlıyor
19 Mart 2026 Perşembe - 14:10 Aliağa’da ’6. Geleneksel At-Çek Balık Avı Festivali’ coşkusu başlıyor Aliağa Belediyesi’nin bu yıl 6’ncısını düzenleyeceği geleneksel At-Çek Balık Avı Festivali 28-29 Mart 2026 tarihlerinde Albest Ağapark’ta gerçekleştirilecek. Amatör Balıkçılık tutkunlarını bir araya getirecek olan At-Çek Balık Avı Festivali’nde, amatör olta balıkçılığını tanıtmak, sürdürülebilir avcılık anlayışını yaygınlaştırmak, "yakala-bırak" alışkanlığını geliştirmek, amatör balıkçılığın bir dalı olan spin avcılığını sevdirmek ve amatörlük ruhunu geliştirmek amaçlanıyor. Yarışma spin (at- çek) avcılık kategorisinde yapılırken, yarışma kuralları 6/2 numaralı amatör amaçlı su ürünleri avcılığının düzenlenmesi hakkında tebliğ esas alınarak düzenleniyor. Kontenjanı 200 kişi+30 yedek ile sınırlı olan festival için başvurular 25 Mart 2026 Çarşamba günü başlıyor. Katılımcılar 09.00-20.00 saatleri arasında Aliağa Gençlik Merkezi’ne müracaat edebilecekleri gibi 0232 616 7071 numaralı hattı arayarak kayıt hakkında bilgi alabiliyor. 2 gün sürecek festivalde 1,2 ve 3. olan katılımcılara sürpriz ödül veriliyor. At-Çek Balık Avı Festivali’nin programı: 1. gün (28 Mart Cumartesi) 14.00 - Alanda Toplanma 16.00 - Asıl Kayıt ve Yer Belirleme 17.30 - Açılış Konuşması 18.00 - Yarışma Başlangıcı 20.00 - Akşam Yemeği 2. gün programı (29 Mart Pazar) 02.00 - Gece çorbası ikramı 09.00 - Kahvaltı ve yarışmanın bitimi 10.30 - Ödül töreni ve kapanış
Kadifekale Hava Şehitliği’nde bayram öncesi ziyareti
19 Mart 2026 Perşembe - 14:06 Kadifekale Hava Şehitliği’nde bayram öncesi ziyareti Ramazan Bayramı öncesinde şehit aileleri İzmir’deki Kadifekale Hava Şehitliği’ni ziyaret etti. Vatandaşlar kabirler başında dua edip Kur’an-ı Kerim okudu. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte şehitliğe gelen aileler, mezarların çevresinde temizlik yaptı. Şehit yakınları, yanlarında getirdikleri bidonlardaki sularla mezar taşlarını yıkadı ve kabirlerin toprağını suladı. Kabirlerin üzerine taze karanfiller bırakıldı. Bazı vatandaşlar mezar taşlarındaki fotoğrafları silerek gözyaşı döktü. Ziyaretler sırasında Yasin-i Şerif okundu ve tüm şehitler için dualar edildi. Şehit aileleri, ziyarete gelen diğer vatandaşlar ve çocuklar için mezarların başucuna bayram şekeri ile lokum bıraktı. "Buz gibi taşlara sarılıyoruz" Şehit Halit Zilani Çelik’in annesi Mesude Çelik, bayram arifesinde oğlunun kabrini ziyaret ederek yaşadığı evlat acısını anlattı. Evladının mezar taşına sarılarak hasret giderdiğini belirten anne Çelik, "Bayram arifesi geldi ve oğlumuzun yanına geldik. Onun sıcacık göğsüne değil, buz gibi taşlara sarılıyoruz. Kendimizi bu şekilde ifade edip, böyle aldatmaya çalışıyoruz. Çocukları, eşi ve torunları hala onun yolunu gözlüyor ama o yok. Kendimizi her türlü avutmaya çalışıyoruz, Allah bize sabrımızı veriyor. Bayram sabahları odaya girip ’Kalk oğlum, namaza gideceksiniz’ demek istiyoruz ancak evladımız yok. Bize artık bayram gelmiyor, bayramlar bize zehirden beter oluyor. İçimiz parçalanıyor. Şükürler olsun ki Allah ona evlatlar nasip etti. Biz de geride bıraktığı o yavrularla avunup teselli buluyoruz" ifadelerini kullandı. "Şehitlerimiz bizim varoluşumuzun sebebidir" Şehit Ahmet Altun’un ağabeyi Oğuz Altun ise bayram öncesi kardeşinin kabrini ziyaret ettiğini söyledi. Bayram öncesi evlerde olan telaşın kendilerinde de başladığını belirten Altun, "Bugün günü buraya gelerek bayram temizliğimizi yapıyoruz; çiçeklerimizi ekiyor ve kabrin etrafını temizliyoruz. Şehitlerimiz bizim varoluşumuzun sebebidir. Bugün buralara huzur içinde gelip gidebilmemizi onlara borçluyuz. Bayram süreci bizim için çok zor oluyor, adeta geçmek bilmiyor. Başlaması zor ve eziyetli olsa da Allah sabrını veriyor. Sağ olsunlar, vatandaşlarımız biz şehit ailelerini hiçbir zaman yalnız bırakmıyor. Hem kabristanda hem de evimizde ziyaretimize gelip bizimle konuşanlar oluyor. İnsanlarımızın bizi yalnız bırakmaması sabrımızı artırıyor ve bu süreci daha rahat atlatmamızı sağlıyor" dedi.
"Görünmeyen Engellilik" karikatür yarışması başlıyor
19 Mart 2026 Perşembe - 11:26 "Görünmeyen Engellilik" karikatür yarışması başlıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, "Senin çizgin, onların sesi olsun" sloganıyla ödüllü karikatür yarışmasını başlattı. 10 Nisan’a kadar başvuruların kabul edileceği yarışmada, görünmeyen engelliliklere dikkat çeken eserler yarışacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, "Senin çizgin, onların sesi olsun" sloganıyla "Görünmeyen Engellilik" karikatür yarışması düzenledi. Epilepsi, MS, kronik ağrı ve ruhsal sağlık sorunları gibi görünmeyen engelliliklere karşı önyargıları görünür kılmayı amaçlayan yarışmanın son başvuru tarihi 10 Nisan olarak belirlendi. Uluslararası katılımlı yarışmaya 18 yaş üstü herkes katılabilecek ve en fazla beş eserle başvuru yapılabilecek. Para ödülü verilecek Başvurular, newcartoonizmir@gmail.com adresine gönderilecek. Yapay zekâ ile üretilen eserler kabul edilmeyecek. Yarışma 24 Nisan’da sonuçlanacak. Birinciye 60 bin TL, ikinciye 45 bin TL, üçüncüye 30 bin TL ödül verilecek; ayrıca üç mansiyon ödülü 20 bin TL olacak. Jüri üyeleri Yarışmanın asil jüri üyeleri, karikatüristler Eray Özbek, Cemalettin Güzeloğlu, Ömer Çam ve Kutay Bilgihan Atabay ile KEDİ Otizm Derneği Başkanı Serap Dikmen ve sosyolog Buse Yücel Kaba’dan oluşuyor. Yedek jüri üyesi el sanatları öğretmeni Zeynep Dalmış olacak. Yarışmanın raportörlüğünü ise İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nden Tolga Uçar üstlenecek.
Karşıyaka Dedebaşı’na yeni yaşam alanı
19 Mart 2026 Perşembe - 11:13 Karşıyaka Dedebaşı’na yeni yaşam alanı İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka Dedebaşı Mahallesi’ndeki atıl alanı kaskatlı havuz, gölgelikli oturma alanları ve peyzaj düzenlemesiyle modern bir parka dönüştürdü. Mahalle sakinleri yeni yaşam alanından memnun kalırken, Şemikler Mahallesi’nde 2 bin 500 metrekarelik yeni mahalle parkı için de çalışmalar başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent genelindeki atıl alanları İzmirliler için yeni sosyal alanlara dönüştürmeye devam ediyor. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, Karşıyaka Dedebaşı Mahallesi Ordu Bulvarı’ndaki boş alanı düzenleyerek ilçeye değer kattı. Çalışmalar kapsamında alana estetik bir havuz, oturma alanları ve peyzaj düzenlemesi eklendi. Sırada Şemikler Mahallesi var. Yeni bir yaşam alanı Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Kıyı Bölgeler Şefi Orhan Moroğlu, "Karşıyaka Dedebaşı Mahallesi’nde vatandaşların keyifle vakit geçirebileceği yeni bir yaşam alanı oluşturduk. Yaklaşık 278 metrekarelik alanda yapılan düzenleme kapsamında yeşil alanlar, kaskatlı havuz, banklar ve ahşap gölgelikler ile mahalleye modern bir dinlenme ve sosyalleşme alanı kazandırdık. Burası daha önce atıl bir durumdaydı ve alanla ilgili problemler vardı. Belediyemizin katkılarıyla bu hale getirdik ve vatandaşlarımız da keyifle kullanıyor" dedi. Atıl alan park oldu Oluşturulan alanın mahalleye değer kattığını belirten Dedebaşı Mahalle Muhtarı Canan Tekdemir, "Mahallemize yapılan her güzellik bizi mutlu ediyor. Burası çok köhne bir yerdi, bir tarla gibiydi ve Ordu Bulvarı’na hiç yakışmıyordu. İzmir Büyükşehir Belediyemiz ve Başkanımız Cemil Tugay, mahallemize böyle bir güzellik kazandırdılar. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Gerçekten buraya yakışan bir görüntü oldu. Mahalle sakinleri parkı çok kullanıyor ve nefes alacak yer arıyorlardı; çok güzel oldu" dedi. "Sabah gazetemi, kahvemi alıp oturuyorum; benden güzeli yok" Mahalle sakinlerinden Meral Yılmaz, "Çok memnun oldum. Daha önce burası çok çirkindi, şimdi ise şahane olmuş. Kahvemi alıp geliyorum, oturuyorum ve arkadaşlarımla sohbet ediyorum. Havuz ve park harika, çok teşekkür ediyoruz. Önceden insanlar boş alan görünce çöp atıyorlardı, şimdi çok mutluyum. Sabah gazetemi, kahvemi alıp burada oturuyorum; benden güzeli yok" diye konuştu. "Oturup dinlenmek, eşi dostu görmek çok güzel" Birgül Çetintaş, "Burası çok güzel oldu. Cemil Başkanımız İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne aday olduğunda da çok sevinmiştik. Burayı kazandırdıkları için teşekkür ederim. Büyüklerimiz, gençler ve çocuklar dinlenmek için burayı kullanıyor. Alışverişten gelenlerin oturup dinlenmesi, eşini dostunu görmesi çok güzel oldu. Parklarımız vardı ama hep ara sokaktaydı; cadde üzerinde böyle bir alanın olması çok iyi oldu" ifadelerini kullandı. "Su sesi bile çok rahatlatıyor" Yapılan düzenlemeden büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Nazmiye Çetintaş, "Çok beğendim. Ben fazla yürüyemiyorum, bu yüzden benim için çok daha iyi oldu. Su sesi bile çok rahatlatıyor" dedi. Gönül Danacı ise, "Çok güzel oldu, alanın albenisi arttı. İnsanlar oturma ve dinlenme alanlarına kavuştu. Personeller günlerce çalıştı, her şey için teşekkür ederiz" şeklinde konuştu. Şemikler Mahalle Parkı’nda çalışmalar başladı Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, Dedebaşı’ndaki dönüşümün ardından Şemikler Mahallesi’ne de mahalle parkı kazandırmaya hazırlanıyor. Şemikler İZBAN İstasyonu yakınında, Lamia Karer Ortaokulu önünde bulunan 2 bin 500 metrekarelik alanın dönüşümü için çalışmalar başladı. Yeşil alanın yanı sıra parka oturma alanları, oyun grupları ve 34 araçlık otopark eklenecek. Renkli bitkilerle yapılacak peyzaj çalışmasıyla Şemikler Mahalle Parkı bölgeye değer katacak.
İzmir Şoförler Odası’ndan yeni taksi ihalesi açıklaması: "Sorun sayı değil, trafik"
19 Mart 2026 Perşembe - 11:09 İzmir Şoförler Odası’ndan yeni taksi ihalesi açıklaması: "Sorun sayı değil, trafik" İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 215 yeni taksi plakası için ihaleye çıkma kararına, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasından açıklama geldi. Başkan Erkan Özkan, üniversite raporlarına dayanarak yaptığı açıklamada, asıl sorunun taksi eksikliği değil trafik yoğunluğu olduğunu belirterek, "12 dakikalık yola bir saatte gidilen bir şehirde araç sayısını artırmak çözüm değil" dedi. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin metropolde 100 ve metropol dışında 115 olmak üzere yeni taksi ihalesine çıkma kararına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özkan, "İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin taksiye ihtiyaç var diyerek ihaleye çıkmasıyla ilgili bir sorunla karşı karşıyayız. Biz bunu belediye meclisine gelmeden önce de dillendirdik. Şu an İzmir’de yeni taksiye ihtiyaç yoktur. Kentte taksi problemi yaşanmıyor. Asıl problem belirli pik saatlerde trafiğin yoğun olmasıdır. Bu sebeple taksiye ulaşımda ve müşterinin gideceği yere varmasında sorun yaşanıyor. Bu pik saatlerin dışında vatandaşlarımızın bir sıkıntısı bulunmuyor" dedi. Bilimsel raporlar trafik yoğunluğunu işaret ediyor Belediye yetkililerine bilimsel verilerle seslendiklerini vurgulayan Özkan, "Büyükşehir Belediyesi yetkililerine ezbere konuşmadık. Dersimizi çalıştık ve bilimsel bir çalışma yaptırdık. İzmir Şoförler Odası olarak 2025 yılı Mart ayında, 2025 ve 2030 yılları arasında İzmir’de taksi sayısına ihtiyaç var mı diye baktık. Belirli kriterler ortaya konarak bilimsel bir çalışma yaptırdık. Bu çalışmanın sahibi Dokuz Eylül Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden ulaşım ve trafik planlaması uzmanı Şehir Plancısı Yrd. Doç. Dr. Yıldırım Oral’dır. Hazırlanan rapor trafik yoğunluğu, korsan taşımacılık ve hizmet kalitesi konularında çözüme ihtiyaç duyulan alanlar bulunduğunu söylüyor. Trafik sıkışıklığının yoğun olduğu saatlerde taksilerin yolcuya ulaşma ve varış noktasına gitme süreleri uzuyor. Bunu ben söylemiyorum, bilimsel çalışma söylüyor" ifadelerini kullandı. Çözüm araç sayısını artırmak değil Raporun çözüm önerilerine ve gelecek öngörülerine değinen Özkan, "Eğer araç sayısını artıracaksanız büyükşehir genelinde belirli saatler içerisinde özel taksi şeritleri oluşturulmalıdır. Yolcu istediği zamanda ulaşamıyorsa bu sorun taksi sayısını artırarak çözülemez. Otobüsler ve taksiler için ayrı bir şerit açın. Raporda 2030 yılında toplam 3 bin 150 taksi taşıt sayısı gerekmektedir deniliyor. Bu rapor henüz bir yıllık olmasına rağmen, İzmir’in taksi ihtiyacının yarısına yakınının karşılanmaya çalışılmasında aceleci bir durum söz konusu. İzmir’de trafik yoğunluğu ve otopark sorunları çözüldükten sonra ihtiyaç varsa bunu yapacağız. Bugün arkadaşlarım adeta köşe kapmaca oynuyor. Duraklarda araç dolu ama yolcu yok. Trafiğin yasakladığı yerlerde mecburen bekleme yapıyorlar ve ceza riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Alınan bu karar mevcut trafik yoğunluğuna daha çok zarar verecektir. On iki dakikada gidilecek yere bir saatte gidilen bir şehirde araç sayısını artırmak mantıklı değildir" şeklinde konuştu. Araçlarımızın yüzde 65’i boş bekliyor İhale sürecine ve odanın takip sistemindeki verilere dikkat çeken Özkan, "Belediye Meclisinin oy çokluğuyla aldığı karara saygımız var. Bu bir satın alma değil, 29 yıllığına bir kiralama ihalesidir. İzmir için hayırlı olmasını temenni ediyorum ancak kararlar bu kadar hızlı alınmamalıydı. Şu an 7/24 hizmet veren haber merkezimizdeyiz. Harita üzerinde sarı taksiler boş, yeşil taksiler dolu araçları gösteriyor. Bugün bayram arifesi ve İzmir’in en yoğun olduğu günlerden biridir. Araçlarımızın yüzde 65’i boş müşteri bekliyor. Doluluk oranımız ise yüzde 32 seviyesindedir. Pik saatlerin dışında taksi ihtiyacı olmadığının gerçek kanıtı budur. Talebin ihtiyaçtan kaynaklanmadığını bilimle ortaya koyuyoruz. İhaleye girecek arkadaşlarımızın da iş durumunu bu şekilde görerek ve hesaplayarak katılmalarında fayda vardır" açıklamasını yaptı. Duraklarda iş bekliyoruz Alsancak’ta görev yapan taksi şoförü Özer Akdemir ise mevcut duruma dikkat çekerek, "Zaten işlerimiz çok az ve sürekli düşüyor. Arife günündeyiz ama şu anda gördüğünüz gibi duraklarda bekliyoruz. İşimiz yok. İzmir’in merkezi Alsancak’ın göbeğinde olmamıza rağmen şu anda iş bulunmuyor. Yeni girecek taksiler için şu anda bir gerek yok gibi görünüyor. Araba alacaklar da bu durumu görerek gelsinler ve ona göre karar versinler" dedi.
Uzmanından uyarı: "Down sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır"
19 Mart 2026 Perşembe - 11:06 Uzmanından uyarı: "Down sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır" Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Ceren Yılmaz, Down sendromunun bir hastalık değil, genetik bir farklılık olduğunu belirtti. Yılmaz, erken eğitim ve doğru destekle bu bireylerin topluma tam anlamıyla kazandırılabileceğini ifade etti. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Uzman Dr. Ceren Yılmaz, Down sendromu hakkında toplumda yaygın olan yanlış bilgilere dikkat çekti. Down sendromunun temelinde kromozom sayısındaki farklılık olduğunu belirten Yılmaz, normalde insan hücrelerinde 46 kromozom bulunurken, bu bireylerde 21. kromozomdan fazladan bir kopya yer aldığını ifade etti. Bu durumun tıpta Trizomi 21 olarak adlandırıldığını aktaran Yılmaz, vakaların yaklaşık yüzde 95’inin anne karnında hücre bölünmesi sırasında kromozomların doğru şekilde ayrılmamasından kaynaklandığını kaydetti. Ailelerin kendilerini suçlamaması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, hamilelikte yapılan bir davranışın bu duruma neden olduğu düşüncesinin yanlış olduğunu söyledi. Eğitimle yeni beceriler kazanabilirler Down sendromlu bireylerin hiçbir şey öğrenemeyeceği yönündeki inanışın bilimsel olarak doğru olmadığını belirten Yılmaz, uygun eğitim ve destekle bu kişilerin yeni beceriler kazanabildiğini ifade etti. Bu çocukların okula gidebildiğini, spor ve sanatla ilgilenebildiğini söyleyen Yılmaz, toplumun üretken bireyleri olabileceklerini dile getirdi. Down sendromunun gebelik sırasında ve doğumdan sonra çeşitli testlerle belirlenebildiğini aktaran Yılmaz, hamilelik döneminde yapılan kombine test, üçlü-dörtlü tarama testleri ve NIPT gibi yöntemlerin bebeğin risk durumunu gösterebildiğini belirtti. Risk yüksek çıktığında kesin tanı için amniyosentez veya koryon villus örneklemesi gibi ileri testlerin uygulandığını, doğum sonrası şüphe durumunda ise karyotip analizi ile kesin tanı konulabildiğini kaydetti. Fiziksel ve zihinsel gelişim yavaş ilerleyebiliyor Down sendromlu çocukların gelişiminin bazı alanlarda akranlarına göre daha yavaş olabileceğini belirten Yılmaz, özellikle fiziksel gelişim, öğrenme ve dil gelişiminde farklılıklar görülebileceğini ifade etti. Kas gevşekliği nedeniyle oturma, emekleme ve yürüme gibi motor becerilerin daha geç kazanılabildiğini aktaran Yılmaz, konuşma gelişiminin de genellikle daha yavaş ilerlediğini söyledi. Erken müdahalenin gelişimdeki en kritik unsur olduğuna dikkat çeken Yılmaz, fizik tedavi, konuşma terapisi, ergoterapi ve özel eğitim gibi desteklerin yaşamın ilk aylarında başlamasının çocukların gelişimini olumlu etkilediğini ve daha bağımsız bir yaşam sürmelerini sağladığını vurguladı. Düzenli sağlık kontrolleri hayati önem taşıyor Down sendromlu bireylerde doğuştan kalp hastalıkları başta olmak üzere bazı sağlık sorunlarının daha sık görüldüğüne işaret eden Yılmaz, çocukların yaklaşık yüzde 40 ile 60’ının kalp hastalığıyla doğduğunu belirtti. Tiroid hastalıkları, işitme kaybı, görme sorunları, uyku apnesi ve bazı kan hastalıklarının da sık görülebildiğini söyleyen Yılmaz, kalp değerlendirmesi, tiroid testleri, işitme ve göz muayenelerinin belirli aralıklarla yapılması gerektiğini ifade etti. Çocukların gelişiminde ailenin rolünün büyük olduğunu da hatırlatan Yılmaz, sevgi dolu ve sabırlı bir ortamın çocuğun özgüvenini artırdığını dile getirdi. Evde basit yönergeler, görsel materyaller ve oyunlar yoluyla dil gelişiminin desteklenebileceğini kaydeden Yılmaz, çocukların günlük görevleri kendilerinin yapmasının teşvik edilmesi gerektiğini aktardı. Toplumsal farkındalık artırılmalı Down sendromlu bireylerin yaşam kalitesini artırmanın sağlık hizmetlerinin yanı sıra toplumsal farkındalıktan geçtiğini vurgulayan Yılmaz, kaynaştırma eğitiminin önemine dikkat çekti. Çocukların akranlarıyla birlikte eğitim almasının sosyal gelişimleri ve topluma uyumları açısından değerli olduğunu söyleyen Yılmaz, uygun eğitim sağlandığında bu bireylerin çalışma hayatına katılabileceğini ifade etti. Toplumdaki önyargıların en büyük engel olduğunu belirten Yılmaz, "Toplum olarak onları bir hastalık etiketiyle değil, öğrenebilen ve üretebilen bireyler olarak görmeliyiz. Hiçbir çocuk için ’bunu yapamaz’ dememeliyiz. Doğru eğitim, destek ve fırsatlar sağlandığında Down sendromlu bireyler de topluma değer katan bireyler olabilir" dedi.