Yerel Haberler
İzmir
Aliağa’da Deprem Simülasyon Tırı vatandaşlarla buluştu 08 Mayıs 2026 Cuma - 20:17:42 İzmir İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ile Aliağa Belediyesi iş birliğinde gerçekleştirilen AFAD Deprem Simülasyon Tırı etkinliği, 7-8 Mayıs tarihlerinde Aliağalı vatandaşlarla buluştu. Aliağa’da düzenlenen etkinliklerde öğrencilere ve vatandaşlara deprem öncesinde alınması gereken önlemler, deprem anında doğru davranış biçimleri ve deprem sonrasında yapılması gerekenler hakkında uzman ekipler tarafından kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Deprem simülasyon tırına katılan vatandaşlar, gerçeğe yakın bir ortamda deprem anını deneyimledi. Katılımcılar, yaş gruplarına göre belirlenen seviyelerde hazırlanan simülasyonlarla Türkiye’de yaşanan 6 farklı deprem senaryosu ile çocuklara özel hazırlanan simülasyon programına katıldı. Simülasyon sırasında "çök-kapan-tutun" pozisyonunun doğru uygulanışı uygulamalı olarak anlatıldı. Etkinlik kapsamında ayrıca evlerde alınabilecek güvenlik önlemleri, afet ve acil durum çantasının önemi hakkında bilgilendirme yapıldı. Vatandaşlara deprem bilincini artırmaya yönelik broşürler dağıtıldı. Aliağa Belediyesi organizasyon sürecine destek verirken, Aliağa Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü tarafından ilçedeki okullara ve vatandaşlara yönelik duyurular gerçekleştirildi. Etkinliğe katılan Aliağa Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Öztürk, afet farkındalığının toplumun her kesimine ulaşmasının büyük önem taşıdığını belirterek etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen ekiplere teşekkür etti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 17:06 İzmir çiçek açtı, her yer rengarenk oldu İzmir Büyükşehir Belediyesinin üçüncü kez düzenlediği İzmir Balkon-Bahçe Bitkileri Festivali başladı. Festivalle birlikte Kültürpark adeta çiçek açtı. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından üçüncü kez düzenlenen İzmir Balkon ve Bahçe Bitkileri Festivali başladı. İzmir tarımını güçlendirmek ve balkon bahçeciliğini yaygınlaştırmak amacıyla Kültürpark’ta yapılan program kapsamında rengarenk bir ortam oluşturuldu. Üç gün boyunca doğanın renklerini İzmirlilerle buluşturacak festivalin ilk gününde çocuklar için boyama etkinlik alanları oluşturuldu. İzmir Büyükşehir Belediyesinin ilgili daire başkanlıklarının stantlarıyla yer aldığı festivalde 15 bin ücretsiz fide dağıtılacak. "İzmir süs bitkileri sektöründe Türkiye’nin lider kentidir" İzmir Büyükşehir Belediyesi İkinci Başkan Vekili Elvin Sönmez açılıştaki konuşmasında, "Öncelikle üretimin, emeğin, doğayla kurulan ilişkinin yeniden yeşerdiği ve kent kültürü için yeniden görünür olduğu bir festivaldeyiz. Süs bitkileri üretiminin içinde yıllardır yer almış birisiyim. Üreticinin emek ve maliyetini biliyorum. Bir bitkinin satışa gelene kadar geçirdiği sürecin ne kadar büyük bir sabır istediğini biliyorum. İklim riskini, artan girdi maliyetlerini, su ve lojistik sorunlarını, bakım süreçlerini, bu sektörün görünmeyen emeğini yaşamış biriyim. Bu sektör kent sağlığına katkı sunan, iklim krizine karşı direnç oluşturan, kamusal yaşam kalitesini yükselten ve aynı zamanda çok ciddi bir ekonomik değer oluşturan stratejik bir üretim alanı. İzmir tam da bu noktada çok güçlü bir potansiyele sahip. İklimi, üretim kültürü, yetişmiş insan gücü ile İzmir, süs bitkileri sektöründe Türkiye’nin lider kentidir. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde üreticiyi desteklemeye, iklim dostu ve yeşil bir kent vizyonunu büyütmeye inançla devam ediyoruz" dedi. "Büyükşehir’in destekleri bizlerin ayakta kalmasını sağlamıştır" Kooperatifler ve üreticiler adına konuşan Bayındır Çiçek Üreticileri Kooperatifi Başkanı Kadir İrdem ise "İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde düzenlenen bu değerli organizasyon üreticinin emeğini görünür kılan, doğayla iç içe yaşamı teşvik eden ve yerel kalkınmaya katkı sağlayan çok kıymetli bir buluşmadır. Her birimiz bahçelerinde, seralarında sadece bitki değil umut büyütmekteyiz. Büyükşehir Belediyemize ve Başkan Cemil Tugay’a şükranlarımı sunuyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, tarıma, üreticiye ve kooperatifleşmeye verdiği destek bizlerin ayakta kalmasını, büyümesini ve bugün burada olmamızı sağlamıştır" ifadelerini kullandı. İzmir mis gibi koktu İzmir Büyükşehir Belediyesinin önderliğinde gerçekleşen festivale kooperatiflerle birlikte toplam 54 üretici katıldı. Festivalde 45 yerli üretici ve 9 kooperatif stant açtı. Emeklerin görünür kılınmasını amaçlayan Büyükşehir Belediyesi İzmirlilerin çiçek ve bahçe bitkilerine kolay erişimini sağlamak için bir adım daha atmış oldu. Dolu dolu program İzmir’i çiçek gibi açtıracak organizasyon 10 Mayıs’a kadar devam edecek. Çiçek ve bitki satış stantları, peyzaj ve balkon düzenleme önerileri, atölyeler, söyleşiler, konserler ve çocuk etkinlikleriyle capcanlı bir şekilde sürecek festivale İzmirlilerin yoğun ilgi göstermesi bekleniyor. Açılış törenine, İzmir Büyükşehir Belediyesi İkinci Başkan Vekili Elvin Sönmez, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik, bürokratlar, meclis üyeleri, sektör temsilcileri, üreticiler ve kooperatif üyeleri ile vatandaşlar katıldı.
AK Partili Saygılı, Kemalpaşa’da yeni üyelere rozet taktı; CHP’den de katılım var
28 Eylül 2025 Pazar - 15:20 AK Partili Saygılı, Kemalpaşa’da yeni üyelere rozet taktı; CHP’den de katılım var AK Parti Kemalpaşa İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen rozet takma programında, yeni üyeler AK Parti ailesine katıldı. İl Başkanı Bilal Saygılı, CHP’den partilerine katılımların da olduğunu belirterek, "AK Parti’nin olduğu yerde umut, hizmet ve eser vardır" dedi. AK Parti Kemalpaşa İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği yeni üye rozet takma programı, yoğun katılım ile gerçekleştirildi. Programa, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar, İl Başkan Yardımcıları, AK Parti Kemalpaşa İlçe Başkanı Metin Yaşar, ilçe yönetim kurulu üyeleri, mahalle başkanları ve yeni üyeler katıldı. Yaklaşık bin kişinin katıldığı salonda, İl Başkanı Saygılı ve Milletvekili Kırkpınar, yeni üyelere rozetlerini taktı. Programda konuşan AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, "Biz büyük bir aileyiz. Her gün yeni katılımlarla güçlenerek yolumuza devam ediyoruz. Kemalpaşa’da özel bir model uyguladık. Yeni üye çalışmalarını farklı bir anlayışla sahaya taşıdık ve ciddi bir karşılık aldık. Sadece gönül kapıları açılmakla kalmadı, CHP’den de partimize katılımlar oldu. Bu da AK Parti’nin milletin tek adresi olduğunu bir kez daha gösteriyor" dedi. Saygılı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün aramıza katılan her bir kardeşimizle gücümüze güç kattık. Sizlerle birlikte davamız daha da bereketlenecek, yolumuz daha da güçlenecek. Kemalpaşa’da olduğu gibi İzmir’in dört bir yanında yürüttüğümüz çalışmalarla hemşehrilerimizin gönlüne dokunuyor, taleplerini Türkiye Yüzyılı vizyonu ile buluşturuyoruz. AK Parti’nin olduğu yerde umut vardır, hizmet vardır, eser vardır. İzmir’de de Türkiye’de de yarının güçlü Türkiye’si için yolumuz açık, davamız kutludur. Rabbim birliğimizi daim etsin, yolumuzu açık eylesin."
İzmir’de kadın çekici operatörü tabuları yıktı
28 Eylül 2025 Pazar - 12:23 İzmir’de kadın çekici operatörü tabuları yıktı İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çekici operatörlüğü yapan Munise Demirer, 17 metreyi bulan 42 tonluk tır da dahil bütün çekici araçları kullanabiliyor. İki yıl boyunca sanayide çıraklık yaptıktan sonra çok sevdiği şoförlüğü tercih eden Demirer, kadınların her işin üstünden kalkabileceğini göstererek çocuklarına da örnek oluyor İzmir Büyükşehir Belediyesi Makine İkmal, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı İşletme Şube Müdürlüğü bünyesinde görev yapan 53 yaşındaki Munise Demirer, şoförlük mesleğine gönül verdi. Biri 21 diğeri 18 yaşında iki oğlu olan elektronik teknisyeni Munise Demirer, ağır vasıta çekici araçları kullanıyor. Bu mesleğe tutkuyla bağlı olan Demirer, arızalanan araçları tek başına çekiciye yükleyip Gaziemir’de bulunan tamir atölyesine getiriyor. Müdürlük bünyesinde en büyüğü 17 metre ve 42 tonluk tır da dahil bütün çekici araçları kullanan Demirer, bu işi çok sevdiği için şoförlüğü tercih ettiğini belirtiyor. "Bir daha dünyaya gelsem aynı işi yaparım" 2010 yılından bu yana aktif olarak ağır vasıta kullandığını anlatan ve 2019’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmaya başlayan Munise Demirer, "En büyük araçtan tutun da en küçük araca kadar hepsini kullanıyor ve çok keyif alıyorum. Bir daha dünyaya gelsem, sanırım yine bu işi yapardım" dedi. Sanayide çıraklık yaptı Öğrenmenin sınırı olmadığına inandığını vurgulayan Demirer, "Araç konusu ucu açık bir mutfak. Araçları çok sevdiğim ve çok şey öğrenmek istediğim için iki yıl boyunca boş zamanlarımda sanayide bir ustanın yanında çıraklık yaptım. Bu bir tutku. Araba kullanmak çok güzel ama bir aracı bir yerden başka bir yere almak başka bir deneyim. Hepsinin bana kattığı artı bir bilgi var. Ben biraz da bilgi edinmeyi seviyorum. Altın bilezik gibi. Yaptığım her iş beni heyecanlandırıyor. Bana sürekli bir şeyler kattığını düşünüyorum" dedi. "İşimi çok seviyorum" Yolda kalan herhangi bir aracı atölyeye getirmek üzere herkes gibi yalnız çalıştığını belirten Munise Demirer, şunları söyledi: "Ben de tek başıma göreve gidiyorum. Gece veya gündüz fark etmiyor. Zorlukları oluyor ama üstesinden gelmeyi bir şekilde öğreniyorsunuz. Başarmak zorundasınız. Çok zorlandığım yerde yardım istiyorum. Bir erkeğin fiziksel gücüne sahip değilim ama yaptığım işte zorlansam da işimi seviyorum." "Çocuklarıma iyi örnek olduğumu düşünüyorum" İşini yaptığı esnada çok güzel tepkiler aldığını belirten Demirer, şunları anlattı: "Çoğu zaman ‘Abla helal olsun. Bravo. Bu işi yapan kadınlar da var mı’ diye güzel tepkiler alıyorum. Bazen ‘Elinin hamuru ile bu işlere bulaşma’ şeklinde klasik tepkiler geliyor. Onlara da ‘Ellerimi yıkadım, mutfaktan çıkıp buraya geldim. Buraya da yetiştim’ diyorum. Çocuklarım benimle gurur duyuyor. Bazı şeyler biraz da çocuklarımızla ilgili. Bir şeyleri başardığımızı, imkansız gibi görünen şeyleri yaptığımızı ispatlamak, yılmadan bir şey yapabilmek Bunları göstermek benim için kıymetli. Çocuklarıma güzel bir anne ve iyi bir örnek olduğumu düşünüyorum. Burada çalışan ve vefat eden bir şoför abimizin dolabını bana verdiler. O günden sonra bana ‘Murat abi’ diyorlar. Hepsi çok iyi insanlar. Bana çok yardımcı oldular." Meslektaşları da çok mutlu Munise Demirer’in meslektaşlarından Özgür Keskin, "Kadınların da bu işi yapabileceğini ESHOT’tan biliyoruz. Kadınların varlığı, bulundukları ortamın kalitesini de yükseltiyor. İyi ki varlar ve bu tür işlerde daha çok olsunlar" dedi. Kalbim Çalım da Demirer’i gördüğünde çok şaşırdığını ifade ederek, "Sonra alıştık. Burada olması çok güzel. O bize çok şey kazandırdı. Biz de ona birçok şey öğrettik" ifadelerini kullandı. Meslek hayatında 10 yılı geride bırakan Hüseyin Çaktuğ da "İlk defa buraya bir kadın şoför geldi. Geldiği de iyi oldu. Ondan saygıyı ve iyiliği öğrendik. Mesleki olarak bazı bilgileri bizden daha fazla. Onları aktardı. Biz çok memnunuz" dedi.
İzmir’de kadın çekici operatörü tabuları yıktı
28 Eylül 2025 Pazar - 12:15 İzmir’de kadın çekici operatörü tabuları yıktı İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çekici operatörlüğü yapan Munise Demirer, 17 metreyi bulan 42 tonluk tır da dahil bütün çekici araçları kullanabiliyor. İki yıl boyunca sanayide çıraklık yaptıktan sonra çok sevdiği şoförlüğü tercih eden Demirer, kadınların her işin üstünden kalkabileceğini göstererek çocuklarına da örnek oluyor İzmir Büyükşehir Belediyesi Makine İkmal, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı İşletme Şube Müdürlüğü bünyesinde görev yapan 53 yaşındaki Munise Demirer, şoförlük mesleğine gönül verdi. Biri 21 diğeri 18 yaşında iki oğlu olan elektronik teknisyeni Munise Demirer, ağır vasıta çekici araçları kullanıyor. Bu mesleğe tutkuyla bağlı olan Demirer, arızalanan araçları tek başına çekiciye yükleyip Gaziemir’de bulunan tamir atölyesine getiriyor. Müdürlük bünyesinde en büyüğü 17 metre ve 42 tonluk tır da dahil bütün çekici araçları kullanan Demirer, bu işi çok sevdiği için şoförlüğü tercih ettiğini belirtiyor. "Bir daha dünyaya gelsem aynı işi yaparım" 2010 yılından bu yana aktif olarak ağır vasıta kullandığını anlatan ve 2019’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmaya başlayan Munise Demirer, "En büyük araçtan tutun da en küçük araca kadar hepsini kullanıyor ve çok keyif alıyorum. Bir daha dünyaya gelsem, sanırım yine bu işi yapardım" dedi. Sanayide çıraklık yaptı Öğrenmenin sınırı olmadığına inandığını vurgulayan Demirer, "Araç konusu ucu açık bir mutfak. Araçları çok sevdiğim ve çok şey öğrenmek istediğim için iki yıl boyunca boş zamanlarımda sanayide bir ustanın yanında çıraklık yaptım. Bu bir tutku. Araba kullanmak çok güzel ama bir aracı bir yerden başka bir yere almak başka bir deneyim. Hepsinin bana kattığı artı bir bilgi var. Ben biraz da bilgi edinmeyi seviyorum. Altın bilezik gibi. Yaptığım her iş beni heyecanlandırıyor. Bana sürekli bir şeyler kattığını düşünüyorum" dedi. "İşimi çok seviyorum" Yolda kalan herhangi bir aracı atölyeye getirmek üzere herkes gibi yalnız çalıştığını belirten Munise Demirer, şunları söyledi: "Ben de tek başıma göreve gidiyorum. Gece veya gündüz fark etmiyor. Zorlukları oluyor ama üstesinden gelmeyi bir şekilde öğreniyorsunuz. Başarmak zorundasınız. Çok zorlandığım yerde yardım istiyorum. Bir erkeğin fiziksel gücüne sahip değilim ama yaptığım işte zorlansam da işimi seviyorum." "Çocuklarıma iyi örnek olduğumu düşünüyorum" İşini yaptığı esnada çok güzel tepkiler aldığını belirten Demirer, şunları anlattı: "Çoğu zaman ‘Abla helal olsun. Bravo. Bu işi yapan kadınlar da var mı’ diye güzel tepkiler alıyorum. Bazen ‘Elinin hamuru ile bu işlere bulaşma’ şeklinde klasik tepkiler geliyor. Onlara da ‘Ellerimi yıkadım, mutfaktan çıkıp buraya geldim. Buraya da yetiştim’ diyorum. Çocuklarım benimle gurur duyuyor. Bazı şeyler biraz da çocuklarımızla ilgili. Bir şeyleri başardığımızı, imkansız gibi görünen şeyleri yaptığımızı ispatlamak, yılmadan bir şey yapabilmek Bunları göstermek benim için kıymetli. Çocuklarıma güzel bir anne ve iyi bir örnek olduğumu düşünüyorum. Burada çalışan ve vefat eden bir şoför abimizin dolabını bana verdiler. O günden sonra bana ‘Murat abi’ diyorlar. Hepsi çok iyi insanlar. Bana çok yardımcı oldular." Meslektaşları da çok mutlu Munise Demirer’in meslektaşlarından Özgür Keskin, "Kadınların da bu işi yapabileceğini ESHOT’tan biliyoruz. Kadınların varlığı, bulundukları ortamın kalitesini de yükseltiyor. İyi ki varlar ve bu tür işlerde daha çok olsunlar" dedi. Kalbim Çalım da Demirer’i gördüğünde çok şaşırdığını ifade ederek, "Sonra alıştık. Burada olması çok güzel. O bize çok şey kazandırdı. Biz de ona birçok şey öğrettik" ifadelerini kullandı. Meslek hayatında 10 yılı geride bırakan Hüseyin Çaktuğ da "İlk defa buraya bir kadın şoför geldi. Geldiği de iyi oldu. Ondan saygıyı ve iyiliği öğrendik. Mesleki olarak bazı bilgileri bizden daha fazla. Onları aktardı. Biz çok memnunuz" dedi.
Akıllı EKG ile 5 dakikada kalp krizi riski değerlendirmesi
28 Eylül 2025 Pazar - 11:53 Akıllı EKG ile 5 dakikada kalp krizi riski değerlendirmesi İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Cihan Altın, yapay zeka destekli EKG hakkında bilgi vererek, "Artık 4-5 dakika içerisinde kişinin kalp krizi riski önceden tahmin edilebiliyor" dedi. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Cihan Altın, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kalp sağlığında erken tanının önemine dikkat çekerek, Türkiye’de sayılı merkezlerde uygulanabilen ‘Yapay Zeka Destekli EKG (Cardisio)’ yöntemi hakkında bilgi verdi. Öngörülebiliyor Prof. Dr. Altın, günümüzde kalp krizi riskinin yalnızca klasik risk skorlama sistemleriyle değil, yeni nesil yöntemlerle de öngörülebileceğini belirterek şunları söyledi: "Akıllı EKG olarak da bilinen yapay zeka destekli EKG (Cardisio), yaklaşık 4-5 dakika süren, ilaç, radyasyon ya da efor gerektirmeyen, herhangi bir risk taşımayan bir hasta için oldukça basit bir uygulamadır. Bu yöntem sayesinde kalbin damarlarındaki sorunlar, yapısal bozukluklar ve ritim problemleri önceden değerlendirilebilmektedir." Ayrıntılı analiz Cardisio’nun kalbin elektriksel aktivitelerinin üç boyutlu analizini yapan vektör kardiyografi temelli bir uygulama olduğuna dikkat çeken Altın, şu bilgileri paylaştı: "Bu ölçüm ile sadece dört-beş dakika içinde tam bir vektörkardiyogram oluşturmak mümkündür. Sistem, bulut tabanlı platformda 3,2 milyondan fazla veri noktasını işleyerek çok ayrıntılı bir analiz sunar. Sonuçlar, risk puanını da içeren bir PDF raporu şeklinde anında erişilebilmektedir. Ayrıca 360 farklı dereceden yapılan çekimlerle kalp fonksiyonları en ince ayrıntısına kadar değerlendirilir." Prof. Dr. Altın, kalp sağlığını korumak ve riskleri erken dönemde tespit etmek için düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Lütfen kalbinizi ihmal etmeyin. Erken tanı hayat kurtarır" dedi.
Arkadaş ikramı hastanelik edebilir
28 Eylül 2025 Pazar - 10:51 Arkadaş ikramı hastanelik edebilir Besin alerjisi olan çocukların okulda dikkat etmesi gereken noktalar hakkında önemli bilgiler veren Medicana Sağlık Grubu Çocuk Alerjisi Bölümü’nden Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, özellikle çocukların beslenme çantalarındaki gıdaları birbirleriyle paylaşmasının risk oluşturduğunu söyledi. Sözmen, "Besin alerjisi olan çocukların bir bölümü kazayla besin alımı nedeniyle alerji şikayeti yaşıyor ve bu nedenle hekime başvurabiliyorlar" dedi. Besin alerjisi olan çocuklar, özellikle okul döneminde bazı risklere daha açık hale gelebiliyor. Arkadaşlarından aldıkları atıştırmalıklardan kantin ürünlerine kadar birçok yerde alerjik gıdaya maruz kalması mümkün olabiliyor. İşte bu noktada ebeveynlere ve okul iradesi ile öğretmenlere çok iş düşüyor. Besin alerjisi olan çocuk için okul dönemi alınması gereken tedbirleri anlatan Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, çocukların bir kısmının kazayla besin alımı nedeniyle alerji şikayeti yaşadığını belirtti. Prof. Dr. Sözmen, "En sık görülen besin alerjileri; fındık, fıstık, kaju, ceviz, Antep fıstığı, badem, süt, yumurta, balık gibi besinler oluyor. Çocuğun beslenme çantasına bu tarz gıdaların girmediğinden emin olunsa da, çocukların okulda birbirlerine ikramda bulunduğu gıdalar kontrol edilemeyeceğinden günün sonunda alerjinin tetiklenmesiyle karşı karşıya kalınabilir. Bu nedenle çocuklara beslenme çantasına koyduğu yiyecekleri arkadaşlarına ikram etmemesi söylenmeli. Çünkü onun için zararlı olmayan bir şey diğer arkadaşları için sıkıntı oluşturabilir" diye konuştu. Ayrıca okul menülerine de dikkat çeken Sözmen, "Okulların menülerinde de mutlaka okulun başlangıcında doktorun bilgilendirme yazısıyla çocuğun menüsünde alerjisi olan besine yer verilmemeli ve diğer arkadaşları da bu konuda uyarılmalı. Ayrıca bazı ciddi alerjilerde çocuk, inhalasyon yoluyla da bulaşa maruz kalabilir. Bu nedenle de alerjiye neden olan gıdanın tüm sınıf tarafından tüketilmemesinde fayda olacaktır" açıklamasını yaptı. Mutfak gereçleri ayrı tutulmalı Çocuğun alerjisine göre beslenme programı oluşturulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, "Paketli ve işlenmiş ürünler çocukların beslenme çantasında tercih edilmemeli. Az işlenmiş taze ürünler konulmalı. Eğer paketli ürün konulacaksa bir etiket okuması yapılmalı, alerjiye neden olan ürünün içeriğinde olmamasına dikkat edilmeli" dedi. Çapraz bulaş riskini de ele alan Sözmen, şu ifadeleri kullandı: "Örneğin yumurta alerjisi olan bir çocuğa ürün hazırlarken yumurta üzerinde işlem yapılmış ve sudan geçirilmiş bir mutfak aletinden bulaş gerçekleşebiliyor. Buğday tüketmemesi gereken bir çocuğa tost hazırlanırken makinede daha önceden ekmek kalıntısı kaldıysa alerjiye sebep olabiliyor. O nedenle mutfak gereçlerinin ayrı tutulması ya da temizliklerinden emin olunması gerekiyor." Öğretmenler besin alerjisini bilmeli Alerjisi olan çocukların sağlıklarının korunması adına okul yönetimine ve öğretmenlere çok iş düştüğünü aktaran Prof. Dr. Sözmen, öğretmenlerle okul yönetiminin besin alerjisi belirtilerini tanımasının önemli olduğunu söyledi. Sözmen, "Çocuğun kazara besin alerjisi olan gıdayı tükettiği durumlarda, eğitimcilerin hangi alerjik belirtilerin görülebileceğini bilmeleri hayati önem taşıyor. Kızarıklık, boğazda takılma hissi, kusma gibi belirtiler alerjiye neden olan besinin alımından sonra hızlı ilerleyen belirtiler. Bu belirtileri ve de sonrası çocuğun sağlıklı kalması adına sürecin yönetimini okuldaki idarenin ve öğretmenlerin bilmesi gerekir" diye konuştu. Alerjisi olan hastalara hazır ve kolay kullanımlı iğneler verildiğini aktaran Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, bu ilaçlarda dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlattı: "İlaç, iğne içerisinde hazır halde bulunuyor, yalnızca kullanımının bilinmesi yeterli oluyor. Son kullanma tarihine ve nasıl saklanması gerektiğine de dikkat edilmesi önemli. Bu ilaçlardan korkulmamalı. Çünkü bu ilaçların çocukluk döneminde yan etkisi çok çok az oluyor. Bir çarpıntı etkisi de çocuklarda görülmüyor. O alerjik belirtilerden hızlı bir şekilde kurtulmanın en etkili çözümü bu. Bu ilaçla ilk müdahale yapıldıktan sonra ise çocuk sağlık kuruluşuna gönderilmeli."
İspanya’daki dağ köyü için tasarım yaptılar
28 Eylül 2025 Pazar - 10:16 İspanya’daki dağ köyü için tasarım yaptılar Yaşar Üniversitesi’nin öncülüğünde İspanya’nın Alpujarra bölgesinde düzenlenen yaz okulunda öğrenciler, terk edilmiş La Cebadilla köyünün şapelini dijital göçebeler için çok amaçlı bir mekâna dönüştürecek projeler geliştirdi. Program, su, peyzaj ve kültürel mirasın çağdaş yaşamla nasıl buluşabileceğini öznel tasarımlarla ortaya koydu. Yaşar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü, Yunanistan’daki West Attica Üniversitesi ve İspanya’daki ESADA (Endülüs Tasarım ve Sanat Okulu) iş birliğiyle düzenlenen uluslararası yaz okulu serisi, üçüncü yılında İspanya’nın Granada kentine bağlı Alpujarra bölgesinde gerçekleştirildi. Erasmus+ BIP (Yüksek Öğretim Hareketliliği Karma Yoğun Programlar) çerçevesinde yürütülen 2025 Yaz Okulu, "Göçebenin Sığınağı" (The Nomad’s Sanctuary) başlığıyla öğrencileri terk edilmiş bir dağ köyünde miras, mekân ve çağdaş toplum üzerine düşünmeye davet etti. Eski şapele dijital göçebe teması 2023’te İzmir’de Yaşar Üniversitesi, 2024’te ise Midilli’de West Attica Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen yaz okulunun bu yılki konusu, bir dönem hidroelektrik santral işçileri için inşa edilen ve bugün terk edilmiş durumda olan La Cebadilla köyü oldu. Öğrenciler, köyün şapelini dijital göçebeler için çok amaçlı bir mekâna dönüştürmeyi hedefleyen yeniden kullanım projeleri geliştirdi. Su, peyzaj ve kültür ilişkisini merkeze alan bu tasarımlar, şapeli bir buluşma, çalışma ve ortak yaşam alanı olarak yeniden tanımladı. Çevrim içi seminerlerde Alpujarra’nın geleneksel mimarisi, Granada’da su ve mimarlık ilişkisi ile bölgenin dönüşüm potansiyeli ele alındı. Ardından bölgeye giden öğrenciler, alan gezileri, atölyeler ve yoğun stüdyo çalışmalarıyla projelerini geliştirdi. Ayrıca Elhamra Sarayı gibi Dünya Mirası alanlarında inceleme yapma fırsatı buldular. Final projeleri ise yerel yönetim ve halkın katılımıyla gerçekleştirilen bir sunumda paylaşıldı. Programa; Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Ebru Karabağ, Öğretim Görevlisi Sergio Taddonio ve Araştırma Görevlisi Özüm Karadağ, İspanya ESADA’dan José Antonio Gonzlez Casares, Carmen Gmez Vélez, Mara José Duran Vaquero, Yunanistan West Attica Üniversitesi’nden ise Angelos Psilopoulos ve Maria Moira eğitmen olarak katıldı. Öğrencilerden ise Deniz Çıray, Göktuğ Yiğitol, Ceren Çamlıca, Aycan Dede, Ayten Güner, Sevim Çankaya, İrem Türker, Türkay Korkusuz, Gökçe İrem Bozkurt ve Gamze Eneş programı başarıyla tamamladı. Proje Koordinatörleri Ebru Karabağ ve Sergio Taddonio programı şu sözlerle değerlendirdi: "Bu yılki atölyenin amacı, Alpujarra bölgesinin dağlık coğrafyasında su, peyzaj ve kültür arasındaki güçlü bağı vurgulamaktı. Öğrenciler, terk edilmiş La Cebadilla köyünün şapeli için yeniden kullanım senaryoları geliştirerek, mirasın tarihi sürekliliğini günümüzün yaşam biçimleriyle buluşturdu. Tasarım önerileri, dijital göçebeler için çok amaçlı ortak bir mekân kurgularken, bölgenin kültürel belleğini, doğal dokusunu ve topluluk yaşamını bir araya getiren yaklaşımlar sundu."
Hekimliğe ilk adım
28 Eylül 2025 Pazar - 10:14 Hekimliğe ilk adım İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Tıp Fakültesi’nde bu yıl eğitime başlayan 41 öğrenci, beyaz önlüklerini giyip ‘Tıbbiyeli Yemini’ ederek hekimlik yolunda ilk adımı attı. Büyük coşku ve heyecana sahne olan törende geleceğin hekimlerine seslenen İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, "Bugün giydiğiniz beyaz önlük; bilimin ışığında ve vicdanın rehberliğinde, insan onuruna saygıyla yapacağınız yolculuğun simgesi olacak" diye konuştu. İEÜ Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen 2025-2026 Akademik Yılı Beyaz Önlük Töreni, üniversitenin Youtube hesabından da canlı yayınlandı. Törende, çocuklarını beyaz önlükle ilk kez gören aileler, mutluluk ve gururu bir arada yaşarken, zaman zaman da duygulandı. Türkiye’nin farklı noktalarında verdikleri konserlerle büyük beğeni toplayan İEÜ öğretim üyesi ve göz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Sait Eğrilmez, aile hekimliği uzmanı Dr. Nuri Şalk ve doğuştan görme engelli Cem Cansız, bu özel gecede ‘Türkülerdeki Hekimlik’ adlı özel programlarını sunarak konuklara eşsiz bir müzik ziyafeti yaşattı. 300’üncü programını İzmir Ekonomi’de sergileyen ekip, salonu dolduran katılımcılardan büyük alkış aldı. Törende, 2024-2025 Akademik Yılı’nda tıp fakültesinden birincilikle mezun olan Dr. Sabiha Su Polatlı ve fakülteye bu sene en yüksek sıralama ile yerleşen Hakan Ömer Özçelik de birer konuşma gerçekleştirdi. ‘Kadim Değerler’ vurgusu İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, hekimliğin kadim değerler taşıyan bir meslek olduğuna dikkat çekerek, "Bu tören, genç tıbbiyelilere sorumluluk ve onurla taşıyacakları bir emaneti devretmekle ilgilidir. Emanet, hekimlik mesleğinin kadim değerleridir. Önce hastanın yararını gözetmek, insana saygı ve şefkatle yaklaşmak, doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamak, sorumluluk taşımak ve hesap verebilir olmak, yaşam boyu öğrenmeye ve mükemmelliğe adanmak, adalet ve eşitliği savunmak, hastanın mahremiyetine özen göstermek, meslektaşlarla dayanışma içinde olmak ve topluma hizmet etmeyi görev saymak. Emanet, bilimin ışığıdır ve sadece insanların değil tüm yaşamın savunulmasıdır. Emanetiniz ağır ama sahip çıkacağınızı biliyorum. Sizlere güveniyorum. Çünkü bu mesleği size öğretecek hocalarınızın onlara emanet edilen bu değerleri koruduğunu, yaşattığını ve şimdi sizlere aktaracağını biliyorum" ifadelerini kullandı. "Her teşhiste bir yaşam yolculuğu göreceksiniz" İEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlgi Şemin ise, hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda insanın acısına kulak vermek, gözlerindeki umudu görmek ve o yükü paylaşmak olduğunu ifade ederek, "Hastalarınıza yaklaşırken sadece biyolojik problemi değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir bütünü göreceksiniz. Çünkü insan; yaşadığı çevresi, alışkanlıkları, sorumlulukları, destek sistemleri ile bir bütündür. Sizler de bu anlayışla, her hastada bir insan hikâyesi, her teşhiste bir yaşam yolculuğu göreceksiniz. Hastanızla kurduğunuz iletişim, onlara gösterdiğiniz ilgi ve verdiğiniz güven, reçeteye yazdığınız ilaçlardan çok daha güçlü olacak. Burada yalnızca dersler almayacak, bir yaşam biçimi de edineceksiniz. Sistemli çalışmayı, zamanı iyi kullanmayı, disiplinli olmayı, stresle baş etmeyi, kendi sağlığınızı geliştirmeyi öğreneceksiniz. Bu alışkanlıklar, mesleğinizin omurgasını oluşturacak" dedi. "Beyaz önlük, üzerinizden hiç çıkmayacak" İEÜ Medical Point Hastanesi Tıbbi Koordinatörü Dr. Burak Öztop da eğitim süresi boyunca öğrencilere her türlü desteği vereceklerini belirterek, "Bugün giydiğiniz beyaz önlükleriniz, aslında hayatınız boyunca üzerinizden hiç çıkmayacak. Çok kutsal bir mesleği yerine getireceksiniz. Bizler de sizin en iyi şekilde yetişmeniz için çaba gösterecek, ihtiyacınız olan her an yanınızda olacağız. Sizleri ve ailelerinizi gönülden kutluyor; başarılı bir eğitim hayatı geçirmenizi diliyorum" diye konuştu.
Kuduz, erken müdahale ile yüzde 100 önlenebilir
28 Eylül 2025 Pazar - 10:14 Kuduz, erken müdahale ile yüzde 100 önlenebilir Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hacer Ceylan Çimendağ, kuduzun erken müdahale ile tamamen önlenebileceğini belirterek hayvan teması sonrası ilk 15 dakikanın kritik olduğunu vurguladı. SBÜ Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hacer Ceylan Çimendağ, kuduz hastalığına karşı toplumun farkındalığını artırmak amacıyla önemli uyarılarda bulundu. Kuduzun hem insanları hem de hayvanları etkileyen, merkezi sinir sistemini hedef alan ve tedavi edilmediğinde ölümcül seyreden viral bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Çimendağ, "Bu tehlikeli hastalık doğru ve zamanında alınan önlemlerle tamamen engellenebilir" dedi. Bulaşma yolları ve sinsi belirtiler Kuduz virüsünün genellikle enfekte bir hayvanın tükürüğü yoluyla bulaştığını belirten Dr. Çimendağ, en yaygın bulaşma yolunun ısırılma olduğunu ifade etti. Tırmalama veya açık yara, çizik, göz, ağız ya da burun gibi mukozalara tükürük temasıyla da hastalığın bulaşabileceğini söyledi. Belirtilerin genellikle virüs vücuda girdikten 1 ila 3 ay sonra ortaya çıktığını, ancak bu sürenin birkaç gün ile birkaç yıl arasında değişebileceğini aktaran Çimendağ, "Erken dönemde hastalık grip benzeri halsizlik, ateş, baş ağrısı, iştahsızlık gibi belirsiz belirtilerle kendini gösterir. En dikkat çekici ve erken uyarıcı belirti ise ısırılan bölgede ağrı, kaşıntı, karıncalanma veya uyuşmadır" dedi. Hastalığın ilerleyen evresinde sinir sisteminin etkilendiğini, anksiyete, halüsinasyon, ani öfke ve saldırganlık gibi nörolojik belirtilerin ortaya çıktığını belirten Dr. Çimendağ, "Yutma güçlüğü, su korkusu (hidrofobi), ışık hassasiyeti (fotofobi) ve kas spazmları da görülen diğer semptomlardır. Kuduz belirtileri başladıktan sonra tedavisi mümkün değildir ve hastalık hızla ilerleyerek koma ve ölümle sonuçlanır" ifadelerini kullandı. İlk 15 dakika hayat kurtarır Kuduz şüphesi olan hayvanla temas halinde atılması gereken ilk adımları açıklayan Dr. Çimendağ, şu uyarılarda bulundu: "Yarayı en az 15 dakika boyunca bol su ve sabunla yıkayın. Mümkünse sabunlu suya ek olarak alkol veya povidon-iyot gibi bir antiseptik solüsyon kullanın. Yarayı kapatmayın, hava ile temas etmesini sağlayın ve en yakın sağlık kuruluşuna vakit kaybetmeden başvurun. Bu basit adımlar virüsün vücuda yayılmasını önlemek veya geciktirmek açısından kritik öneme sahiptir." Aşı ve immünglobulin uygulamasının belirtiler başlamadan yapılması gerektiğini vurgulayan Çimendağ, "Bu uygulamalar doğru zamanda yapıldığında yüzde 100 koruyucudur ve tek etkili yöntemdir" dedi. Türkiye’de kuduz vakaları Türkiye’de kuduz vakalarının en çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde görüldüğünü kaydeden Çimendağ, "Kuduz pozitif örneklerin yüzde 97,87’si evcil hayvanlara ait. Köpekler yüzde 35,3, sığırlar yüzde 52,6 ve kediler yüzde 5,03 oranında vakalara kaynaklık ediyor. Yabani hayvanlar ise sadece yüzde 2,13’lük bir paya sahip. Evcil hayvanların düzenli aşılanması, kuduzun insanlara bulaşmasını önlemede en önemli adımdır" şeklinde konuştu. Halka çağrı: Önlem alın Hastalığın önlenebilir olduğunu vurgulayan Dr. Çimendağ, "Evcil hayvanlarınızı düzenli olarak aşılatın, yabani hayvanlarla temastan kaçının, kuduz şüphesi olan hayvanları yetkililere bildirin. Kuduz hakkında bilgi sahibi olun ve çevrenizi de bilinçlendirin. Unutmayın, kuduzdan korunmak tedaviden daha önemlidir. Hayvan teması sonrası hızlı ve doğru tıbbi müdahale hayati önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
Kemalpaşa’da Ahilik Haftası programı düzenlendi
27 Eylül 2025 Cumartesi - 15:24 Kemalpaşa’da Ahilik Haftası programı düzenlendi İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde Ahilik Haftası kapsamında kutlama programı düzenlendi. Kemalpaşa ilçesinde 38. Ahilik Haftası gerçekleştirildi. Küçük Sanayi Sitesi’nde esnaflarca düzenlenen programda Kur’an okunarak dua edildi, lokma dökülerek misafirlerle ikram edildi. Etkinliğe AK Parti Konya Milletvekili Ünal Karaman, Kemalpaşa Kaymakamı Musa Sarı, Cumhuriyet Başsavcısı Bahadır Bilen, AK Parti İlçe Başkanı Dr. Metin Yaşar, Kemalpaşa Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Temel Küçük, Küçük Sanayi Sitesi Derneği Başkanı Osman Yıldız ile sanayi esnafı katıldı. Programda konuşan Kaymakam Musa Sarı, Ahilik teşkilatının tarihi, önemi ve izlediği yola değinerek sanayinin ihtiyacı olan yetişmiş elaman sıkıntısının önüne geçmek için meslek liselerine ve çıraklık okulu olarak bilinen mesleki eğitim merkezlerine (MESEM) kayıt sayısının artırılması için Milli Eğitim Bakanlığı’nın teşvikleri doğrultusunda, İzmir Valiliği öncülüğünde yürüttükleri çalışmalar kapsamında yeni bölümler açıldığını, fabrika ve sanayi sitelerinde de sınıflar açılarak çalışma ortamları içerisinde mesleki eğitimlerin sürdürüldüğünü söyledi. Kaymakam Sarı, alın teri ile ekmeğini kazanan sanayi esnafı ve emekçilerine hayırlı kazançlar dilediklerini ifade etti. AK Parti Konya Milletvekili Ünal Karaman da yaptığı konuşmada tüm esnafın her zaman yanında olduklarını, alın teri ile ekmeğini kazanan herkese saygı duyduklarını, önemsediklerini ve kendilerine iletilen tüm sorunları ilgili makamlara ileterek çözümü için gereken çalışmaları yürüttüklerini ifade etti.