Yerel Haberler
İzmir
Üreticiden yatırımcıya sektörün buluşma noktası Olivtech oldu 08 Mayıs 2026 Cuma - 11:07:39 Gurme İzmir Olivtech Fuarı, üreticiden yatırımcıya sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Üç gün boyunca 6 bin 500’ü aşkın ziyaretçiyi ağırlayan fuarda; zeytin ve zeytinyağı, süt ürünleri ve tarım teknolojileri alanındaki yenilikler sergilenirken, uluslararası iş bağlantıları ve yeni yatırım fırsatları da gündemin odağı oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, üç gün boyunca sektörün tüm paydaşlarını İzmir’de buluşturdu. Yerli ve yabancı toplam 6 bin 504 ziyaretçinin ağırlandığı fuarda, üretimden paketlemeye ve tüketime uzanan geniş bir çerçevede Türkiye’nin farklı şehirlerinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya’dan 100’ün üzerinde katılımcı yer aldı. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar ve deneyim alanlarıyla zenginleşen Olivtech’te; tarımda dönüşümden markalaşmaya, gıdada kaliteden gastronomiye kadar pek çok konu ele alındı. Üniversiteler, kamu kurumları, kooperatifler ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla hazırlanan etkinlik programı kapsamında; zeytin ve zeytinyağı üretim teknolojileri, süt ve peynir üretiminde değer zinciri, bağcılık ve şarapçılık trendleri, sürdürülebilir tarım uygulamaları ile tüketim alışkanlıkları üzerine oturumlar gerçekleştirildi. Fuarda, İzmir Bağ Yolu’nun da lansmanı gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri, fuarın hem ticari hacim hem de uluslararası bağlantılar açısından verimli geçtiğini ifade etti. Ziyaretçi ilgisi GEA Türkiye’den İlker Altıoğlu, fuarın çok verimli geçtiğini belirterek, "Küresel belirsizlikler nedeniyle daha düşük yoğunluk bekliyorduk, ancak beklediğimizden çok daha fazla yatırımcı ve müşteri vardı. Özellikle teknolojiye yatırım yapmak isteyen, ne istediğini bilen profesyonellerle bir araya geldik. Fuarda sergilediğimiz ekipmanlar özellikle kaliteli ve yüksek polifenollü zeytinyağı üretimine yatırım yapmak isteyen üreticilerden ilgi gördü. Bir önceki fuara göre daha yoğun bir ziyaretçi ilgisiyle karşılaşmak bizi çok mutlu etti. Önümüzdeki dönemlerde de Olivtech’te yer almaya devam edeceğiz" dedi. Yeni cihazlar tanıtıldı Haus Makine Türkiye Genel Müdürü Yetkin Ateş, yaklaşık 80 yıllık geçmişe sahip firmanın bugün 80’e yakın ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini söyleyerek, "Bu yıl Olivtech’te yeni makinelerimizin yanı sıra otomatik tartım cihazımız ve proses analiz sistemlerimizin lansmanını gerçekleştirdik. Özellikle yüksek polifenollü kaliteli zeytinyağı üretimine yönelik geliştirdiğimiz makinemiz yoğun ilgi gördü. Fuar boyunca yeni yatırımcılarla ve müşteri adaylarıyla sürekli temas halindeydik. Katılımın ve geri dönüşlerin yüksek olması bizi çok memnun etti" diye konuştu. "Verimli geçti" Polat Makine Yurtiçi Satış Müdürü Emirhan Polat, 50 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren firmanın bugün 40’a yakın ülkeye ihracat yaptığını belirterek "Olivtech, sektör için çok önemli bir fuar. Hem mevcut müşterilerimizi hem de yeni yatırımcıları burada ağırlıyoruz. Fuar bizim için çok verimli geçti" ifadelerini kullandı. "Fuardan memnun ayrılıyoruz" Tutkun Makine Türkiye Satış Müdürü Hüseyin Gür, 1984 yılında kurulan firmanın sofralık zeytin işleme makineleri ürettiğini belirterek Azerbaycan’dan İtalya’ya Yunanistan’dan, ABD’ye kadar birçok ülkeye satış yaptıklarını söyledi. İzmirli bir firma olarak fuarda yer almaktan mutluluk duyduklarını dile getiren Gür, "Uluslararası belirsizliklere karşın beklentimizin üzerinde bir taleple karşılaştık. Fuardan yeni iş bağlantıları kurarak, memnun ayrılıyoruz Fuarın zeytin ihtisas konusunda daha da büyümesini ve güçlenmesini istiyoruz" şeklinde konuştu. "Sektörün lokomotif fuarlarından" Arma Endüstri Sahibi Tufan İlhan ise butik üreticilere yönelik ekipman çözümleri sunduklarını belirterek, "Zeytinyağı, şarap, meyve suyu, sirke ve sıvı gıda üretimi yapan işletmelere yönelik ürün tedariki yapıyoruz. Olivtech, sektörün lokomotif fuarlarından biri. Yıllardır katılıyoruz. Ticari açıdan yeni projeler geliştirdiğimiz, müşterilerimizle yeniden buluştuğumuz verimli bir fuar oldu" dedi. "Müşteri portföyümüz gelişti" Halıcı Süt Ürünleri sahibi Osman Halıcı, 1981 yılında kurulan firmalarının bugün günlük yaklaşık 120 ton süt işlediğini belirterek, fuarın yeni iş bağlantıları açısından önemli katkı sağladığını belirtti. Halıcı, "Üç gün boyunca hem mevcut müşterilerimiz hem de yeni müşterilerimizle buluştuk. İyi bağlantılar kurduk, müşteri portföyümüzü geliştirdik" diye konuştu. "Bu fuarı çok seviyoruz" Özgün Zeytincilik Satış Sorumlusu Cüneyt Alay da firmanın bu yıl 35’inci yılını kutladığını belirterek, "Olivtech’te, İzmir’de müşterilerimizle bir araya gelmek bizim için çok değerliydi. Büyük ilgi gördük. İzmir’i ve Olivtech’i çok seviyoruz" ifadelerini kullandı.
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:27 Elektronik atıklar ekonomiye kazandırılacak Her yıl milyonlarca akıllı telefon, bilgisayar ve ev aleti kullanım ömrünü tamamlayarak devasa bir "elektronik atık" dağına dönüşüyor. Modern dünyanın en hızlı büyüyen atık problemine karşı geliştirilen Circularity projesi, teknolojiyi çöpe değil, döngüye dahil etmek için bilimsel bir yol haritası sunuyor. TÜBİTAK tarafından desteklenen ve Belmont Forum kapsamında fonlanan Circularity projesinin kapanış etkinliği Yaşar Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Türkiye’den Yaşar Üniversitesi’nin yanı sıra Almanya, Japonya, Tayland ve Tayvan’dan beş üniversitenin paydaşlığında yürütülen çalışma; telefon ve elektrikli araba bataryaları gibi atıkları birer yük olmaktan çıkarıp hammaddeye dönüştürmeyi hedefliyor. Türkiye Koordinatörü Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu liderliğindeki proje ekibinde; Prof. Dr. Erhan Ada, Dr. Öğretim Üyesi Yeşim Deniz Özkan Özen, Dr. Öğretim Üyesi Mürüvvet Deniz Sezer ile araştırmacılar Çisem Lafcı ve Yalçın Berberoğlu yer aldı. Kişi başı 18.3 kg e-atık Proje kapsamında elde edilen veriler, Türkiye’nin 80 milyonu aşan nüfusuyla Batı Asya’nın en fazla elektronik atık üreten ülkelerinden biri olduğunu kanıtlıyor. Türkiye’de kişi başı e-atık arzı 18,3 kilograma ulaşırken, yıllık toplam atık miktarı ise 1 milyon tonun üzerine çıkmış durumda. Araştırmalar, geleneksel "al-kullan-at" modelinin sürdürülemez olduğunu gösterirken, artan atık miktarı karşısında geri dönüşüm tesislerinin kapasitesinin yetersiz kaldığına dikkat çekiyor. Akıllı telefon ömürleri 2 yıla kadar düştü Dünyada en hızlı büyüyen e-atık kaynağının akıllı telefonlar olduğunu ortaya koyan proje, tüketim hızındaki korkutucu artışı da gözler önüne serdi. Gelişmiş ülkelerde bir cihazın kullanım süresinin 2 yılın altına, gelişmekte olan ülkelerde ise 3 yıla kadar düştüğü kaydedildi. Bu durum, teknolojik döngünün her geçen gün daha hızlı bir atık dağına dönüştüğünü gösteriyor. Geleceğin tehdidi: Elektrikli araç bataryaları Proje sadece bugünün cihazlarını değil, geleceğin teknolojisi olan elektrikli araçları da kapsıyor. Paydaş kurumlardan biri olan Almanya Bayreuth Üniversitesi’nden paylaşılan verilere göre, 2024 itibarıyla Almanya yollarındaki bataryalı elektrikli araç (BEV) stoğu 1 milyon 651 binin üzerine çıktı. Bu araçların bataryalarının gelecekte devasa bir atık havuzu oluşturmaması için döngüsel ekonomi modellerinin bugünden kurulması gerektiği vurgulanıyor. "Döngüsel ekonomi en güçlü kasımız" Proje Koordinatörü ve Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu, üniversitenin bu alandaki öncü rolünü şu sözlerle özetledi: "Üniversitemiz için döngüsel ekonomi, TÜBİTAK raporları ve küresel analizlerle tescillenmiş en güçlü kaslarımızdan biridir. Projemiz, 2023 yılında Belmont Forum tarafından fonlanan ve dünyada bu alanda seçilen sadece 7 projeden biri olma özelliğini taşıyor. ’Üret, tüket ve at’ mantığına dayanan lineer sistemlerin tıkandığı bu dönemde; lojistik penceresinden bakarak bu yapıyı döngüsel bir modele çevirmek için gayret gösteriyoruz. Amacımız gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmaktır." "Akademik rehberlik bizim için yol gösterici" Etkinliğe katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi Daire Başkanı Sabriye Ayhan, üniversitelerin bu süreçteki önemini vurgulayarak şunları söyledi: "Bakanlık olarak politikalarımızı üniversitelerimizin bilimsel rehberliğiyle yürütüyoruz. Döngüsel ekonomi artık çevresel bir tercihin ötesinde, küresel bir ekonomik zorunluluktur. ’Al-kullan-at’ modelinin yerini; kaynağın verimli kullanıldığı, atığın tekrar üretime dahil edildiği ve sektörel rekabetçiliğin arttığı yeni bir sistem almaktadır."
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:10 İzmir’de ’Bisicab’ler yola çıkıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir ulaşımı genç istihdamıyla buluşturarak Bisicab araçlarıyla kent içi ulaşımda yeni bir dönem başlatıyor. Bisicab sürücüsü olmak için eğitim alan üniversite öğrencileri test sürüşlerine başladı. Bisicab’ler, önümüzdeki günlerde Alsancak Limanı ile Konak arasında hizmete girecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kent içi ulaşımda çevreci dönüşümü destekleyen ve gençlere nitelikli iş imkânı sunan "Bisicab" projesinde geri sayım başladı. Bisicab araçlarını kullanacak üniversite öğrencileri, kapsamlı eğitim sürecinin ardından görevli personel eşliğinde test sürüşlerine başladı. Alsancak’tan Konak’a yeni ulaşım rotası Pilot uygulama kapsamında 20 Bisicab aracı, Alsancak Limanı ile Konak arasında 11.00-19.00 saatleri arasında önümüzdeki günlerde hizmet verecek. Alsancak Limanı, Vasıf Çınar Bulvarı, Lozan, Montrö, Basmane, Agora ve Konak duraklarını kapsayan hat, iki yetişkin ve bir çocuğun konforlu yolculuğuna imkan tanıyacak. Kısa mesafeli ulaşım için tasarlanan sistem, özellikle yoğun ve turistik bölgelerde motorlu araçlara alternatif oluşturarak trafik yükünü ve çevresel etkileri azaltmayı hedefliyor. Elektrik destekli pedallı yapısıyla dikkat çeken Bisicab’ler, sıfıra yakın emisyon değerleriyle sürdürülebilir ulaşım vizyonunun önemli bir parçası olacak. Öğrenciler kapsamlı eğitimden geçti Projede görev alacak sürücüler, kapsamlı bir eğitim sürecinden geçirildi. Başvuru yapan üniversite öğrencileri; teorik derslerin ardından sürüş güvenliği, ilk yardım, trafik kuralları, araç teknik bilgisi, acil durum yönetimi ve yurttaşla iletişim gibi başlıklarda eğitim aldı.
Din görevlileri sadece memur değil, gönüllerin mimarı
02 Ekim 2025 Perşembe - 16:46 Din görevlileri sadece memur değil, gönüllerin mimarı Mil-Diyanet Sen İzmir İl Başkanı Bekir Doğan, camilerin asırlardır medeniyetimizin harcı, birlik ve beraberliğimizin sembolü, teslimiyetin topluca yaşandığı, kalplerin aynı secdede buluştuğu mekânlar; din görevlilerinin ise milletimizin manevi damarlarını diri tutan, toplumun kalp atışlarını Kur’an ve sünnetin ahengiyle buluşturan değerli şahsiyetler olduğunu söyledi. Camiler ve Din Görevlileri Haftası sebebiyle açıklama yapan Mil-Diyanet Sen İzmir İl Başkanı Bekir Doğan, "Camilerimiz, din görevlilerimiz ve cemaatimiz bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Camiler sadece birer ibadet yeri değil, aynı zamanda birer eğitim merkezi, birlik ve beraberlik alanıdır. Namazın hayatımızdaki yeri; vücuttaki baş misalidir. Ayrıca, din görevlilerimiz sadece dini öğretiler aktaran kişiler değil, aynı zamanda gönüllerimizin mimarlarıdır. Din görevlilerimiz, milletimizin manevi damarlarını diri tutan, toplumun kalp atışlarını Kur’an ve sünnetin ahengiyle buluşturan değerli şahsiyetlerdir. Onlar sadece minberde konuşan değil, sokakta yaraya merhem olan, evinde dua eden, gençlere umut, yaşlılara huzur olan birer gönül eridir. Biz biliyoruz ki bu ülkenin ruh kökleri, din görevlilerimizin gayretiyle ayakta kalmaktadır" dedi. "Camiler, duvarlardan çok daha fazlasıdır" Camilerin sadece dört duvar arasında namaz kılınan yerler olarak görmenin büyük bir eksiklik olacağını ifade eden Doğan, şöyle devam etti: "Camiler asırlardır medeniyetimizin harcı, birlik ve beraberliğimizin sembolü, ilmin ve irfanın harmanlandığı, teslimiyetin topluca yaşandığı, kalplerin aynı secdede buluştuğu mekânlardır. Bugün de camilerimiz, insanımızı Rabbine yaklaştıran, gönüllerimizi aynı kıbleye yönelten kutlu merkezler olmaya devam etmektedir. Namaz sadece bireysel bir ibadet değil, hayatın tümünü kuşatan bir duruştur. O, kulun Rabbine teslimiyetidir. Bu yılın teması bize hatırlatıyor ki, Peygamber Efendimiz’in hayatında namaz bir yük değil, huzurun kaynağı, hayatı şekillendiren ilahi bir pusuladır." "Gazze, bizim suskunluğumuzun imtihanıdır" Gazze’deki soykırıma değinen Doğan, "Bugün Gazze, sadece bir şehir değil tüm ümmetin vicdan aynasıdır. Orada bombaların altında ezilen çocukların çığlığı, bizim namazlarımızın, dualarımızın ve birlik ruhumuzun eksikliğini haykırmaktadır. Din görevlileri ve camiler bu bilinci diri tutmakla sorumludur. Gazze için susmak, secdelerimizi yetim bırakmaktır. Bizler biliyoruz ki cami, minber ve mihrap; sadece namaz için değil, mazlumların sesi olmak için de vardır. Ne yazık ki, dünya mazlumlarının sesi olmak için yola çıkan Sumud Filosu’na yapılan saldırı, sadece Gazze halkının değil, tüm insanlığın vicdanını derinden sarsmıştır. Uluslararası sularda gerçekleştirilen bu zalimane saldırı, sadece bir insani yardım operasyonunu engellemeye yönelik değil, aynı zamanda bir direnişin boğulmaya çalışılmasıdır. Camilerimiz ve din görevlilerimiz, her zaman olduğu gibi, bu tür zalimliklere karşı sesini yükseltecek ve mazlumların haklı davalarını savunmaya devam edecektir. Camiler ve minberler, daima barış ve adaletin savunucusu olacaktır" diye konuştu.
İzmir’de annesinin toprağa gömdüğü bebeği arama çalışmaları sürüyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 14:34 İzmir’de annesinin toprağa gömdüğü bebeği arama çalışmaları sürüyor İzmir’in Tire ilçesinde bir kadının evlilik dışı dünyaya gelen bebeğini çuvala koyarak köprünün altına gömdüğü olayla ilgili bölgede kadavra köpekleriyle bebeği arama çalışmaları sürüyor. Bebeğini gömen kadın, anne ve babası ile 2 ağabeyi olmak üzere toplam 5 kişi gözaltına alındı. Olay, Tire ilçesine bağlı kırsal Sarılar Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre Hatice D. (34), evlilik dışı dünyaya getirdiği bebeğini çuvala koyarak köprü altına gömdü. Hatice D.’nin annesinin jandarmaya giderek olayı ihbar etmesi üzerine cumhuriyet savcılığının talimatıyla Hatice D. ile birlikte babası N.D., annesi F.D., ağabeyleri İ.D. ve R.D. olmak üzere toplam 5 aile üyesi gözaltına alındı. Bölgede yapılan ilk aramalarda, gömüldüğü öne sürülen yerde bebeğe ait kordon bağına rastlandı ancak henüz bebeğin cesedine ulaşılamadı. Jandarma ve emniyet ekipleri, özel eğitimli köpeklerle köprü çevresinde arama çalışmalarını sürdürüyor. 5 yıl önce de bebeğini ölüme terk etmiş Hatice D.’nin 2019 yılında da Tire Cuma Pazarı’nda şalvarının içinde doğum yaptığı, ardından bebeği tezgahın altına bıraktığı ortaya çıktı. Ağlama seslerini duyan vatandaşların ihbarıyla hastaneye kaldırılan bebeğin yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı öğrenildi.
Tire’de bir annenin toprağa gömdüğü bebeği arama çalışmaları sürüyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 14:28 Tire’de bir annenin toprağa gömdüğü bebeği arama çalışmaları sürüyor İzmir’in Tire ilçesinde Hatice D. (34) isimli bir kadının evlilik dışı yeni doğan bebeğini çuvala koyarak köprünün altına gömdüğü olayla ilgili, bölgede kadavra köpekleri ile bebeği arama çalışmaları sürüyor. Bebeğini gömen kadın, anne ve babası ile iki ağabeyi olmak üzere toplam 5 kişi gözaltına alındı. Olay Tire ilçesine bağlı kırsal Sarılar Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre Hatice D. (34) isimli bir kadın, evlilik dışı dünyaya getirdiği bebeğini çuvala koyarak köprü altına gömdü. Hatice D.’nin annesinin jandarmaya giderek olayı ihbar etmesi üzerine cumhuriyet savcılığının talimatıyla Hatice D. ile birlikte babası N. D. annesi F. D. abileri İ.D veR.D. olmak üzere toplam 5 aile üyesi gözaltına alındı. Kordon bağı bulundu Bölgede yapılan ilk aramalarda, gömüldüğü öne sürülen yerde bebeğe ait kordon bağına rastlandı. Ancak henüz bebeğin bedenine ulaşılamadı. Jandarma ve emniyet ekipleri, özel eğitimli köpeklerle köprü çevresinde arama çalışmalarını sürdürüyor. 5 yıl önce de bebeğini ölüme terk etmişti Hatice D.’nin 2019 yılında da Tire Cuma Pazarı’nda şalvarının içinde doğum yaptığı, ardından bebeği tezgahın altına bıraktığı ortaya çıktı. Ağlama seslerini duyan vatandaşların ihbarıyla hastaneye kaldırılan bebek, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. (ÖA-
Başkan Özkan: "Sosyal medyada provokasyonlara kanmayın"
02 Ekim 2025 Perşembe - 13:09 Başkan Özkan: "Sosyal medyada provokasyonlara kanmayın" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, sosyal medyada paylaşılan taksiciler ile korsan taşımacılık yapan sürücüler arasındaki tartışma görüntülerinin bir algı operasyonu olduğunu söyledi. Tüm Türkiye’deki taksici esnafına seslenen Özkan, provokasyonlara gelinmemesi çağrısında bulunarak, sorunun çözüm adresinin yasal yollar olduğunu vurguladı. Son günlerde taksi şoförleri ile korsan taşımacılık yapan sürücüler arasında yaşanan tartışmalar, sosyal medyada sıkça paylaşılmaya başladı. Türkiye genelinde farklı şehirlerde kaydedilen görüntüler, kamuoyunda tepkilere neden oldu. Bu durumunun bir sosyal kavgaya dönüştürülmeye çalışılan, profesyonelce yürütülen bir algı operasyonu olduğunu savunan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "Korsan faaliyetle birlikte sosyal medyada bir çatışma ortamı oluşturulmaya çalışılıyor. Son günlerde sosyal medyada servis edilen bazı eski görüntüler, yeniymiş gibi gösterilerek vatandaşın taksicilere karşı tahrik edilmesi amaçlanıyor. Ne yapılırsa yapılsın biz bu tahriklere kapılmayacağız. Tüm İzmir ve Türkiye’deki meslektaşlarıma buradan sesleniyorum: lütfen bu oyuna gelmeyin. Bizim yolumuz hukuk yoludur ve biz sağduyudan taviz vermeyeceğiz" dedi. Özkan: "Kamuoyunda yanlış bir algı oluşturulmaktadır" Sosyal medya üzerinden provokatif bir ortam oluşturulmaya çalışıldığını belirten Özkan, şöyle devam etti: "Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve hukuka olan saygımız sonsuzdur. Bu nedenle esnafımızdan ricamız, karşılaştıkları her türlü olumsuzlukta şiddetle değil, devletin kolluk kuvvetlerinden ve 112 Acil Çağrı Merkezi’nden destek istemeleri yönündedir. Şiddet ve kavga bizim yolumuz değildir. Korsan taşımacılık yapan kişilerin mağdur olduğu iddia edilmektedir. Oysa burada asıl mağdur olan, vergisini ödeyen, sigortasını yatıran, tüm yasal yükümlülüklerini yerine getiren kayıtlı taksici esnafıdır. Bazı eski görüntüler, yeniymiş gibi gösteriliyor. Taksici ve korsan sürücü arasında yaşanan bir tartışma dün sosyal medyada paylaşıldı ancak bu olay, İzmir’de aslında iki ay önce yaşandı. Bu şekilde, taksiciler kavgacı ve kaba kuvvet uygulayan kişiler gibi lanse edilerek kamuoyunda yanlış bir algı oluşturulmaktadır" Vatandaşlardan da bu konuda duyarlılık beklediklerini belirten Özkan, "Biz İzmir Şoförler Odası olarak üzerimize düşen sorumluluğun bilincindeyiz. Türkiye genelinde yaklaşık 150 bin , İzmir’de ise 3 bine yakın taksici esnafı var. Her meslekte olduğu gibi bizim sektörümüzde de münferit olumsuzluklar yaşanabilir. Ancak bu tür olaylar tüm esnafa mal edilmemelidir. Odamıza bağlı bir şikayet ve haber merkezimiz mevcut. Vatandaşlarımız yaşadıkları olumsuzlukları bizimle paylaşabilirler. Unutulmamalıdır ki burada mağdur olan, ekmeğini kazanmaya çalışan taksicilerdir. Bizim işimiz kavga değil, ekmek mücadelesidir. Gücümüzü sağduyudan alıyoruz. Türk adaletine, hakimlerine, savcılarına ve devletimize güveniyoruz. Mahkemelerin, bilirkişi raporları doğrultusunda adil bir karar vereceğine, haksız rekabetin önleneceğine inanıyoruz" diye konuştu.
Altınordulu oyuncuların hedefi galibiyet
02 Ekim 2025 Perşembe - 11:04 Altınordulu oyuncuların hedefi galibiyet Altınordulu futbolculardan Ege Arslan ve Uğur Çetinkaya, 5 Ekim Pazar günü iç sahada oynanacak Beyoğlu Yeni Çarşı maçından galibiyetle ayrılmak istediklerini söyledi. TFF2. Lig Beyaz Grup ekiplerinden Altınordu, 6 hafta itibarıyla henüz 3 puanla tanışmayı başaramadı. Bu süreçte 3 beraberlik ve 3 mağlubiyete imza atan kırmızı-lacivertliler, 5 Ekim Pazar günü iç sahada oynanacak Beyoğlu Yeni Çarşı maçıyla birlikte ilk galibiyetini almayı hedefliyor. İzmir ekibinde Ege Arslan ve Uğur Çetinkaya da hem geçtiğimiz hafta oynanan Ankaragücü maçı hakkında hem de gelecek hafta oynanacak karşılaşmayla alakalı açıklamalarda bulundu. "Bu hafta 3 puan alıp bay haftasına mutlu şekilde girmek istiyoruz" Geçtiğimiz hafta gol atan Ege ARSLAN, "Ankaragücü maçının zorlu geçeceğini biliyorduk. Deplasmanda oynadığımız maça da çok iyi başladık. Golü bulduk, ben de gol attığım için çok mutluyum. Son dakikalarda bir gol yedik. Tabi bu canımızı biraz üzdü. Çalışmalarımız iyi sürüyor. Üstüne koyarak devam ediyoruz. Bu hafta 3 puan alıp bay haftasına mutlu şekilde girmek istiyoruz. Hedefimiz 3 puan" diye konuştu. "Üç puanla ayrılmak istiyoruz" A Takım kaptanı Uğur Çetinkaya da Ankaragücü maçında iyi oynamalarına rağmen galibiyeti kaçıran tarafın kendileri olduğunu belirterek, "Önde götürdüğümüz maçı 2-0’a getirebilecekken maalesef gol yiyerek berabere bitirdik. Artık Ankaragücü maçını unutup önümüzde oynayacağımız Beyoğlu Yeni Çarşı maçına odaklanacağız. O maçtan üç puanla ayrılmak istiyoruz. Takım içinde güzel bir hava var. Herkes istekli, arzulu, coşkusu yüksek, idman olsun, maç olsun tempomuz gayet iyi. Çalışmalarımıza iyi bir şekilde devam edip Beyoğlu Yeni Çarşı maçıyla bir galibiyet serisi yakalayıp hedeflediğimiz üst sıralara yerleşmek istiyoruz" diye konuştu.
Normal doğumdan sezaryene geçişin sebebi anne ve bebeğin güvenliği
02 Ekim 2025 Perşembe - 09:59 Normal doğumdan sezaryene geçişin sebebi anne ve bebeğin güvenliği Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bal, bazı durumlarda anne ya da bebeğin sağlığını korumak amacıyla normal doğumdan sezaryene geçiş yapılabileceğini ifade ederek, "Bu ani alınan bir karar gibi görünse de aslında tıbbi gereklilikler doğrultusunda, anne ve bebeğin güvenliği için yapılan bir uygulamadır" dedi. Can Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bal, doğum sürecinde anne adaylarının en çok merak ettiği konulardan biri olan ’normal doğumdan sezaryen doğuma geçiş’ hakkında önemli bilgiler paylaştı. Dr. Bal, normal doğumun anne ve bebek için doğal ve öncelikli tercih olduğunu vurgularken, bazı durumlarda anne ya da bebeğin sağlığını korumak amacıyla sezaryene geçiş yapılabileceğini ifade etti. Dr. Bal, sezaryene geçiş gerektiren başlıca durumları şöyle sıraladı: "- Bebeğin kalp atışlarında bozulma: Doğum sırasında bebeğin kalp atışlarının düşmesi, acil sezaryen gerektirebilir. - İlerlemeyen doğum eylemi: Doğum sancıları başlamış olsa bile, rahim ağzında yeterli açılma olmaması ya da bebeğin doğum kanalında ilerleyememesi durumunda sezaryen tercih edilir. - Kordon sorunları: Göbek kordonunun bebeğin boynuna dolanması veya kordon sarkması gibi durumlar bebeğin oksijen almasını engelleyebilir. - Bebeğin ters ya da yan durması: Normal doğum için uygun olmayan pozisyonlarda sezaryen kaçınılmaz hale gelebilir. - Anne sağlığını tehdit eden durumlar: Yüksek tansiyon, preeklampsi veya aşırı kanama riski gibi durumlarda sezaryen ile güvenli doğum sağlanır". Amaç anne ve bebeğin sağlığı Op. Dr. Mehmet Bal, doğum sürecinde anne adaylarının kaygılarını anlamanın çok önemli olduğunu belirterek, "Bizim en büyük önceliğimiz, hem annenin hem de bebeğin sağlığıdır. Normal doğum süreci devam ederken risk oluşursa, sezaryen hayat kurtarıcı bir yöntemdir. Anne adaylarının bu sürece bilinçli şekilde hazırlanması, güven duygusunu artırır ve doğumu kolaylaştırır. Normal doğumdan sezaryene geçiş, ani alınan bir karar gibi görünse de aslında tıbbi gereklilikler doğrultusunda, anne ve bebeğin güvenliği için yapılan bir uygulamadır" dedi. Dr. Bal, anne adaylarının doğum sürecinde doktorlarıyla açık iletişim kurmasının, sağlıklı ve güvenli bir doğumun en önemli adımı olduğunu vurguladı.