Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
İzmir
Foça’da okul çevrelerine sıkı denetim: Kaymakam Aydın’dan "Güvenli Eğitim" talimatı
07 Mayıs 2026 Perşembe - 17:49:57
İzmir’in Foça ilçesinde, son dönemde ülke genelinde okul çevrelerinde meydana gelen üzücü olaylar sonrası harekete geçildi. Foça Kaymakamı İhsan Emre Aydın imzasıyla yayınlanan talimat doğrultusunda, öğrencilerin fiziksel ve ruhsal güvenliğini korumak amacıyla eğitim kurumları, emniyet ve jandarma birimleri eşgüdümlü bir çalışma başlattı. Kaymakam Aydın’ın talimatında, güvenliğin sadece yüksek duvarlar ve kameralarla sağlanamayacağı, sürecin pedagojik boyutuyla bir bütün olduğu vurgulandı. Bu kapsamda İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde, rehberlik servisleri, öğrencilerin ders başarılarındaki ani düşüşleri ve içe kapanma durumlarını mercek altına alacak, akran zorbalığına karşı tavizsiz bir tutum sergilenirken; öğrencilerin sosyal medya paylaşımları, resim ve kompozisyon çalışmaları şiddet eğilimi açısından uzmanlarca incelenecek ve müfredat dışı etkinliklerle ’Sosyal ve Duygusal Öğrenme’ faaliyetlerine öncelik verilerek okul ikliminde sevgi dili hakim kılınacak. Okullarda ’tek giriş’ ve 24 saat takip Fiziki güvenlik zafiyetlerini ortadan kaldırmak amacıyla okul yerleşkelerinde sıkı bir denetim modeli uygulanacak. Alınan kararlar uyarınca: Okul giriş ve çıkışları kontrollü olarak tek noktadan sağlanacak, ziyaretçi kayıtları dijital ve yazılı olarak eksiksiz tutulacak. ve tüm kör noktaları kapsayan kamera sistemleri 24 saat kesintisiz kayıt yapacak. Evdeki silahlara sıkı denetim Saha güvenliği boyutunda ise İlçe Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri mesai gözetmeksizin görev başında olacak. Özellikle dijital mecralarda gençler arasında yayılan ’silahlanma özentisi’ ve ’çeteleşme’ faaliyetlerine karşı önleyici siber devriyeler gerçekleştirilecek. Risk grubunda olduğu değerlendirilen öğrencilerin aileleriyle kolluk birimleri koordinesinde hassas görüşmeler yapılacak. Bu görüşmelerde, ev ortamında ateşli silaha erişim imkanının olup olmadığı ve silahların mevzuata uygun muhafaza edilip edilmediği titizlikle kontrol edilecek. Kurumlar arası "tek seslilik" ilkesiyle yürütülen bu geniş çaplı operasyonla, Foça’daki eğitim yuvalarının tamamen güvenli hale getirilmesi hedefleniyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:11
Ege Üniversitesi ve Tüpraş iş birliği ile Temel Rafinericilik Staj Programı
Enerji şirketi Tüpraş’ın Ege Üniversitesi iş birliği ile hayata geçirdiği Temel Rafinericilik Staj Programı başvuruları açıldı. Program, rafinericilik alanında kariyer yapmayı hedefleyen genç yeteneklerin teknik bilgi ve becerilerini sahada geliştirmelerine olanak sağlayan kapsamlı bir deneyim sunuyor. Tüpraş, rafinerilerinin bulunduğu illerde üniversite iş birlikleriyle enerji sektörüne nitelikli iş gücü yetiştirmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Ege Üniversitesi ile düzenlenen Temel Rafinericilik Staj Programı, öğrencilerin teorik bilgilerini saha deneyimiyle pekiştirmelerine imkân vererek mesleki gelişimlerini destekliyor. Üniversite bünyesindeki Aliağa Meslek Yüksekokulu ve Ege Meslek Yüksekokulu’nda öğrenim gören Rafineri ve Petrokimya, Elektrik, Makine ve Kimya Teknolojisi öğrencilerinin başvurularına açık olan program 20 Temmuz - 14 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Katılımcılar, Temel Rafinericilik Eğitimi’nin yanı sıra rafineri sahasında yürütülen işbaşı uygulamalara dahil olacak. Öğrenciler, üretim ve operasyon süreçlerini yerinde deneyimleyerek mesleki yetkinliklerini geliştirme imkanı yakalayacak. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılara, Tüpraş Akademi tarafından "Temel Rafinericilik Katılım Sertifikası" verilecek. Program sonunda Tüpraş İnsan Kaynakları ve rafineri yöneticileri, öğrencilere teknik kariyer yolculuğuna ilişkin deneyimlerini aktaracak. Protokolün imza töreni, Ege Üniversitesi Senato Salonunda gerçekleştirildi. Törene EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Murat Boyacı, Rektör Danışmanları Prof. Dr. Mehmet Ali Yurdusev, Prof. Dr. Fevzi Bedir, Aliağa Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Sevil Şener, Ege Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Emre Ercan, Tüpraş İzmir Rafineri Müdürü Volkan Demirtaş ve Tüpraş Kurumsal İletişim Direktörü Çiler Teber katıldı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı iş birliği protokolüne ilişkin şunları söyledi: "Program, Meslek Yüksekokullarımızın Rafineri ve Petro-Kimya, Elektrik, Makine ve Kimya Teknolojisi programlarında eğitim gören öğrencilerimizi kapsıyor. Öğrencilerimiz, teorik eğitimlerini doğrudan sahada, sektörün profesyonelleriyle birlikte deneyimleme fırsatı bulacak. YÖK’ün uygulamalı eğitimde başlattığı dönüşüm doğrultusunda, Meslek Yüksekokullarında eğitim gören öğrencilerimizi, sanayi ile buluşturmaya ve mesleklerine daha kolay adapte olabilmeleri için çalışmaya devam edeceğiz. İmzalanan protokolün her iki kurum ve öğrencilerimiz için hayırlı olmasını diliyorum." Tüpraş İzmir Rafineri Müdürü Volkan Demirtaş ise programın önemine şu sözlerle dikkat çekti: "Ege Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz Temel Rafinericilik Staj Programı ile öğrencilerimizin teorik bilgilerini doğrudan sahada, gerçek rafineri ortamında deneyimlemelerini sağlıyoruz. Böylece mezun olduklarında enerji sektörüne daha hazır, daha donanımlı bireyler olarak katılmalarını hedefliyoruz. Aynı zamanda bu iş birliği, enerji sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını bugünden yetiştirme yaklaşımımızın önemli bir parçası. Gençlerimizi yalnızca izleyen değil, sürecin içinde yer alan, sorumluluk alan ve değer üreten bireyler olarak yetiştirmeyi önemsiyoruz. Bu programın hem öğrencilerimizin gelişimine hem de sektörümüz ve ülkemizin insan kaynağının gelişimine güçlü bir katkı sağlayacağına inanıyoruz." Yerel ekonomiye ve yetenek gelişimine katkı sağlanmasını hedefleyen program, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlü ve sürdürülebilir örneklerinden biri olarak konumlanıyor. Şirket, aynı zamanda Ege Üniversitesi tarafından düzenlenen Danışma Kurulu toplantılarında da rol alarak akademi-sanayi etkileşimini çok yönlü olarak destekliyor. Başvuru süreci boyunca Ege Üniversitesi’nde düzenlenecek bilgilendirme toplantıları ile öğrencilere programın kapsamı ve başvuru süreçlerine ilişkin detaylı bilgi sunulacak. Tüpraş, bu programı rafinerilerinin bulunduğu Kırıkkale, Batman ve Kocaeli illerinde de gerçekleştiriyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:09
Çeşme’de 3. Kitap Takas Şenliği
İzmir’in Çeşme ilçesinde bu yıl üçüncüsü düzenlenen "Kitap Takas Şenliği", renkli görüntülere sahne oldu. Çocukların kitap kahramanlarını canlandırdığı kostümlü kortej yürüyüşü, meydanda gerçekleştirilen etkinlikler ve kitap takasıyla tamamlanan organizasyon, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Çeşme Kaymakamlığı himayesinde yürütülen "Hayatın Anlamı Kitap" projesi kapsamında düzenlenen şenlik, ilçe merkezinde gerçekleştirilen kortej yürüyüşüyle başladı. Yürüyüşe, Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, "Hayatın Anlamı Kitap" projesi koordinatörü Arzu Güleryüz Maraşlı, Çeşme Belediyesi Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, İlçe Milli Eğitim Müdürü Şahan Çöker ve siyasi parti temsilcileri de katıldı. İlçedeki 30 okuldan yaklaşık 200 öğrenci, okudukları kitapların kahramanlarını temsil eden kostümlerle yürüyüşe katıldı. Cumhuriyet Meydanı’na kadar süren yürüyüş boyunca protokol üyeleri vatandaşlara ve esnafa kitap hediye ederek kitap okuma alışkanlığına dikkat çekti. Protokol üyeleri ve öğrenciler, meydanda kurulan minderlerde bir araya gelerek birlikte kitap okudu. Meydanda kurulan renkli stantlar ve öğrencilerin kostümleri etkinliğe görsel bir şölen havası kattı. Etkinlikte konuşan Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, kitap sevgisinin çocukların geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Kitap Takas Şenliği’nin artık geleneksel hale geldiğini belirten Maraşlı, "En güzel hediye, en güzel yardımlaşma kitapla olan hediyeleşme ve yardımlaşmadır" diyerek öğrencilerin kitap sevgisini yaygınlaştırma konusunda örnek olduğunu ifade etti. "Hayatın Anlamı Kitap" projesi kapsamında öğrencilerin düzenli olarak kitap okuduğunu, yazar söyleşilerine katıldığını ve sanat etkinlikleri eşliğinde kitaplarla buluştuğunu kaydeden Maraşlı, özellikle dijital ekranların hayatın merkezinde olduğu günümüzde kitapların çocuklar için önemli bir yol arkadaşı olduğuna dikkat çekti. Konuşmasında öğrencilere seslenen Maraşlı, yalnızca ders kitaplarının değil, değerleri öğreten ve geleceğe ışık tutan eserlerin de okunması gerektiğini belirterek, "Türkiye Yüzyılı’nda geleceğe umutla bakan nesiller sizlersiniz. Sizlerin kitapla buluşmasını çok önemsiyoruz" ifadelerini kullandı. Konuşmanın ardından öğrenciler, canlandırdıkları kitap karakterleriyle çeşitli gösteriler sundu. Renkli kostümler ve sahne performansları izleyenlerden alkış alırken, etkinliğin sonunda gökyüzüne balonlar bırakıldı. Programın devamında Kaymakam Mehmet Maraşlı ve beraberindeki protokol üyeleri, Cumhuriyet Meydanı’nda okullar tarafından kurulan stantları ziyaret ederek öğrencilerle sohbet etti. Katılımcılar, yanlarında getirdikleri kitapları birbirleriyle değiş tokuş ederek etkinliği kitap takasıyla tamamladı. Çeşme’de geleneksel hale gelen Kitap Takas Şenliği, çocuklara kitap sevgisi kazandırmayı ve okuma kültürünü yaygınlaştırmayı amaçlayan etkinliklerden biri olarak bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 14:51
Evlilik öncesi ’Akdeniz anemisi’ tarama programları büyük önem taşıyor
Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Çocuk Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Oymak, halk arasında "Akdeniz anemisi" olarak bilinen talaseminin kalıtsal bir kan hastalığı olduğunu belirterek, erken tanı, taşıyıcılık taramaları ve düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Talaseminin, kandaki oksijeni dokulara taşıyan hemoglobin adlı proteinin yapımındaki bozukluk nedeniyle ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Yeşim Oymak, hastalığın özellikle çocukluk döneminde ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyledi. Hemoglobinin kırmızı kan hücrelerinin temel yapı taşı olduğunu ifade eden Oymak, bu yapının yeterince üretilememesi durumunda ağır kansızlık geliştiğini kaydetti. Evlilik öncesi tarama programları büyük önem taşıyor Hastalığın genetik geçişli olduğunu vurgulayan Oymak, taşıyıcı bireylerin çoğu zaman herhangi bir belirti göstermeden yaşamlarını sürdürebildiğini dile getirdi. Anne ve babanın her ikisinin de taşıyıcı olması halinde çocukta ağır talasemi tablosunun ortaya çıkabileceğini aktaran Oymak, bu nedenle evlilik öncesi tarama programlarının hastalıktan korunmada büyük önem taşıdığını ifade etti. Belirtiler ilk aylarda ortaya çıkıyor Talasemi hastası çocuklarda belirtilerin doğumdan hemen sonra görülmeyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Yeşim Oymak, "Bebekler anne karnındayken farklı bir hemoglobin yapısı kullanır. Doğumdan birkaç ay sonra erişkin tipi hemoglobine geçiş başladığında hastalık belirtileri ortaya çıkar" dedi. Ailelerin özellikle solukluk, halsizlik, iştahsızlık, sık enfeksiyon geçirme, karında şişlik ve büyüme geriliği gibi belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini belirten Oymak, erken tanının tedavi sürecinde büyük fark oluşturduğunu söyledi. Düzenli kan nakli hayati önem taşıyor Talaseminin ağır formunda hastaların yaşam boyu düzenli kan transfüzyonuna ihtiyaç duyduğunu ifade eden Oymak, bu çocukların genellikle 3-4 haftada bir kan almak zorunda kaldığını belirtti. Kan bağışının bu hastalar için hayati önemde olduğunu vurgulayan Oymak, "Düzenli kan bulunamadığında hastaların yaşamı ciddi risk altına giriyor. Bu nedenle gönüllü kan bağışı çok büyük önem taşıyor" diye konuştu. Sık yapılan kan nakillerinin vücutta demir birikimine yol açtığını da anlatan Oymak, özellikle kalp, karaciğer ve hormon bezlerinde biriken demirin organ hasarına neden olabildiğini söyledi. Bu nedenle hastaların demiri vücuttan uzaklaştıran özel ilaçlarla düzenli takip edildiğini kaydetti. Yeni tedaviler umut veriyor Günümüzde uygun donör bulunduğunda yapılan kemik iliği naklinin talasemide en etkili tedavi yöntemlerinden biri olduğunu belirten Oymak, son yıllarda geliştirilen yeni ilaçlar ve gen tedavisi çalışmalarının da umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade etti. Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan evlilik öncesi taşıyıcılık taramalarının önemli bir koruyucu sağlık hizmeti olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yeşim Oymak, toplumda farkındalığın artmasıyla yeni hasta doğumlarının önüne geçilebileceğini sözlerine ekledi.
12 Ekim 2025 Pazar - 16:35
Vodafone Sultanlar Ligi: Aras Spor: 1 - Fenerbahçe Medicana: 3
Vodafone Sultanlar Ligi 2025-2026 sezonu ilk hafta maçında Fenerbahçe Medicana, deplasmanda Aras Spor’u 3-1 yendi. Salon: Atatürk Hakemler: Arzu Uzatöz, Serhat Semiz Aras Spor: Aslıhan Kılıç, Kalandadze, Merve Atlıer, Anthouli, Olaya, Özge Nur Çetiner (Simay Kurt, Sude Taşbaş, Buse Melis Kara, İrem Çor, Smrek, Hazal Selin Uygur, Perez) Fenerbahçe Medicana: Orro, Fedorovtseva, Aslı Kalaç, Melisa Vargas, Hande Baladın, Korneluk (Gizem Örge, Milenkovic, Ghani, Arelya Karasoy, Setler: 15-25, 25-15, 18-25, 13-25 Süre: 104 dakika (26, 26, 27, 25)
12 Ekim 2025 Pazar - 15:58
Jandarma’ya yeni atış okulu: Orgeneral Çardakcı’dan Boran VII Finali’nde anlamlı açılış
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakcı, İzmir Foça’da düzenlenen 7’nci Uluslararası Keskin Nişancı Yarışması’nın son gününde, Jandarma Komando Atış Okulu Komutanlığı’nın açılışını gerçekleştirdi. "Atış Okulu, teşkilatımıza büyük bir yetenek kazandıracak" diyen Orgeneral Çardakcı, açılışın ardından yarışma alanını gezerek milli silahları inceledi ve tabancayla atış yaptı. Uluslararası arenada büyük ilgiyle takip edilen BORAN VII Keskin Nişancı Yarışması’nın müsabaka etapları sona ererken, organizasyon Jandarma Genel Komutanlığı için tarihi bir açılışa da sahne oldu. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakcı, yarışma finali için geldiği Foça’da, Foça Jandarma Komando Eğitim Komutanlığı bünyesinde kurulan Jandarma Komando Atış Okulu Komutanlığı’nın resmi açılışını yaptı. Açılış töreninde konuşan Orgeneral Çardakcı, okulun jandarma teşkilatı için önemini vurguladı. Orgeneral Çardakcı, "Planlanmasından inşaasına kadar emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Atış Okulu, Jandarma Genel Komutanlığı’na büyük bir yetenek kazandıracak bir okuldur. Bizim gibi teşkilatlarda atışın ne kadar çok önemli olduğu biliniyor. Bunun bilinci içerisindeyiz. Hayırlı ve uğurlu olsun" ifadelerini kullandı. Açılışın ardından Orgeneral Çardakcı, BORAN VII yarışma alanında incelemelerde bulundu. İlk olarak organizasyon içerisindeki yerli ve milli savunma sanayii firmalarının stantlarını gezen Çardakcı, en yeni silah sistemleri ve teknolojiler hakkında yetkililerden detaylı bilgi aldı. Daha sonra atış alanlarına geçen Orgeneral Çardakcı, keskin nişancı unsurlarının son gösteri atışlarını izledi ve organizasyon hakkında brifing aldı. Ziyaretinin sonunda kendisi de tabanca ile deneme atışları yaptı. Zorlu etapların tamamlanmasıyla BORAN VII Keskin Nişancı Yarışması’nda müsabakalar sona erdi. Yarışmada dereceye giren unsurlar, düzenlenecek olan ödül töreniyle belli olacak.
12 Ekim 2025 Pazar - 14:58
Jandarma’ya yeni atış okulu: Orgeneral Çardakcı’dan Boran VII Finali’nde anlamlı açılış
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakcı, İzmir Foça’da düzenlenen 7’nci Uluslararası Keskin Nişancı Yarışması’nın son gününde, Jandarma Komando Atış Okulu Komutanlığı’nın açılışını gerçekleştirdi. Atış Okulu, teşkilatımıza büyük bir yetenek kazandıracak diyen Orgeneral Çardakcı, açılışın ardından yarışma alanını gezerek milli silahları inceledi ve tabancayla atış yaptı. Uluslararası arenada büyük ilgiyle takip edilen BORAN VII Keskin Nişancı Yarışması’nın müsabaka etapları sona ererken, organizasyon Jandarma Genel Komutanlığı için tarihi bir açılışa da sahne oldu. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakcı, yarışma finali için geldiği Foça’da, Foça Jandarma Komando Eğitim Komutanlığı bünyesinde kurulan Jandarma Komando Atış Okulu Komutanlığı’nın resmi açılışını yaptı. Açılış töreninde konuşan Orgeneral Çardakcı, okulun Jandarma teşkilatı için önemini vurguladı. Orgeneral Çardakcı, "Planlanmasından inşaasına kadar emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Atış Okulu, Jandarma Genel Komutanlığı’na büyük bir yetenek kazandıracak bir okuldur. Bizim gibi teşkilatlarda atışın ne kadar çok önemli olduğu biliniyor. Bunun bilinci içerisindeyiz. Hayırlı ve uğurlu olsun," ifadelerini kullandı. Açılışın ardından Orgeneral Çardakcı, BORAN VII yarışma alanında incelemelerde bulundu. İlk olarak organizasyon içerisindeki yerli ve milli savunma sanayii firmalarının stantlarını gezen Çardakcı, en yeni silah sistemleri ve teknolojiler hakkında yetkililerden detaylı bilgi aldı. Daha sonra atış alanlarına geçen Orgeneral Çardakcı, keskin nişancı unsurlarının son gösteri atışlarını izledi ve organizasyon hakkında brifing aldı. Ziyaretinin sonunda kendisi de tabanca ile deneme atışları yaptı. Zorlu etapların tamamlanmasıyla BORAN VII Keskin Nişancı Yarışması’nda müsabakalar sona erdi. Yarışmada dereceye giren unsurlar, düzenlenecek olan ödül töreniyle belli olacak.
12 Ekim 2025 Pazar - 14:07
İzmir’deki kooperatif mağdurları çözüm bekliyor
İzmir’in Gaziemir ilçesinde İZBETON ve EGEŞEHİR öncülüğünde başlatılan kentsel dönüşüm projelerine katılan hak sahipleri, yaşadıkları mağduriyetin giderilmesi talebiyle bir araya geldi. Basın açıklaması gerçekleştiren İş İnsanları Gaziemir Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz, "Her birimiz, ev sahibi olma umuduyla belediyenin ve dönemin yöneticilerinin güven veren sözlerine inanarak bu projelere üye olduk. O gün bize, ’bu proje belediye güvencesindedir’ denildi ve biz de bu sözlere güvenerek yola çıktık. Ancak bugün, o güvenin enkazı altında hukuk mücadelesi veriyoruz" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası kamuoyunda kooperatif ve kentsel dönüşüm mağdurları olarak anılan hak sahipleri, yaşadıkları probleme çözüm arıyor. 2022 yılı Şubat ayında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki İZBETON A.Ş. ile İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi arasında imzalanan protokolle, Gaziemir Aktepe-Emrez Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi’nin birinci etabı kapsamında 275 konut ve 9 işyeri inşaatı hedeflendi. Ancak projenin belirtilen sürede tamamlanmaması, hak sahiplerinin mağduriyet yaşamasına neden oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZBETON ve EGEŞEHİR öncülüğünde, belediye garantörlüğünde kurulan yapı kooperatiflere üye olduklarını belirten İş İnsanları Gaziemir Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz, "Bugün sesimizi şantiyemizden duyurmaya çalışıyoruz. Hak sahipleriyle birlikte yaklaşık 5 bin aileyiz. Her birimiz, ev sahibi olma umuduyla belediyenin ve dönemin yöneticilerinin güven veren sözlerine inanarak bu projelere üye olduk. O gün bize, ‘Bu proje belediye güvencesindedir’ denildi ve biz de bu sözlere güvenerek yola çıktık. Ancak bugün, o güvenin enkazı altında hukuk mücadelesi veriyoruz. Oysa bu projelerin temelleri atılırken yanımızda belediye başkanları, siyasiler ve bürokratlar vardı; açılış törenlerinde fotoğraflar çekildi. Proje, ‘İzmir modeli’ olarak tanıtıldı, ‘Sosyal konut başarısı’ olarak lanse edildi. Bugün ise aynı kişiler sessiz. Ne belediye ne de parti temsilcileri var. Hiçbiri 5 bin ailenin çığlığını duymak istemiyor" ifadelerini kullandı. "Bu süreçte ne İzmir Büyükşehir Belediyesi ne de projeyi sahiplenen Cumhuriyet Halk Partisi mağdurların yanında durdu" İnşaatların 1,5 yıldır durduğunu söyleyen Alpyavuz, "Betonlar çatladı, demirler paslanıyor. Ama en çok da bizlerin umutları çürüyor. Bu süreçte ne İzmir Büyükşehir Belediyesi ne de projeyi sahiplenen Cumhuriyet Halk Partisi mağdurların yanında durdu. Oluşturulan komisyonlar ve açıklanan çözümler yalnızca sözde kaldı. Ne yüzlerini gördük ne de seslerini duyduk. Buradan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e sesleniyoruz. Bu kentin insanları size güvendi. O güvenin gereğini yerine getirin. Protokoller, kapalı kapılar ardında değil, mağdurların gerçek ihtiyaçları doğrultusunda şekillensin. Bu kez gerçekten taraf olun; sorumluluk alın, adaletli davranın. Bizim tek derdimiz evlerimiz, hakkımız, onurumuz ve geleceğimizdir. Evlerimiz ve umutlarımız çalındı" diye ekledi. "CHP’den, Kılıçdaroğlu’ndan ve İZBETON’dan bahsediliyordu" Deprem yönetmeliğine uygun olduğunu ve belediyeye güvenerek katıldığını ifade eden Abbas Yıldırım, "İZBETON’un ismini duyduk, Kılıçdaroğlu’nun açılışa geleceği söylendi. Böyle bir sisteme, bir kooperatife herkesin katılabileceğini düşündük. Sonuçta İzmir’den, CHP’den, Kılıçdaroğlu’ndan ve İZBETON’dan bahsediliyordu. Gittiğiniz bir yerde kaliteye ve markaya bakarsınız. Biz de böyle baktık, güvendik. Birkaç akrabamla birlikte girdik bu işe. Ben, çocuklarımın desteğiyle bir daire alabildim. Ancak zaman geçtikçe ‘Acaba girmeseydim daha mı iyiydi’ diye düşünmeye başladım. Duygusal anlamda çökmüş durumdayız. Geldiğimiz noktada paramız gitti ama karşımızda muhatap yok. Yarım kalan bir inşaatımız var. Arka tarafta da görüyorsunuz, bizden sonra başlanan bir inşaat hızlı şekilde ilerliyor. O da kısmen bu sürecin bir parçası gibi görünüyor. Biz paramızı ödememize rağmen yıllar geçti. Evet, burada bir mahkeme süreci var. Yarın yine bir duruşma olacak. Büyük ihtimalle yine birilerini serbest bırakacaklar. Biz ise gözümüz yaşlı, huzurumuz kaçmış, duygusal anlamda çökmüş bir şekilde beklemeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı bir törenle açıldı" Bu projeye depremden korunmak amacıyla, belediyenin ve İZBETON’un güvencesine inanarak üye olduğunu söyleyen Mehmet Manav, "Aidatların eksiksiz ödenmiş olmasına rağmen, inşaat yıllardır ilerlemiyor. Burası, CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı bir törenle, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından örnek proje olarak duyurulmuştu. Ama bugün geldiğimiz noktada, inşaat hala atıl vaziyette. Fiziksel gerçekleşme oranı yüzde 8 ile yüzde 9 arasında. Yeni belediye başkanı göreve geldiğinde, ‘Güvenceniz yine biziz, bu inşaatlara devam edeceğiz. Ayrılmak isteyen olursa, ödedikleri paraları faiziyle birlikte iade edeceğiz. Kalan üyelerle de devam edeceğiz’ şeklinde açıklama yaptı. Hatta ‘Projeden çıkanların yerine yine biz garantörüz’ dendi. Ancak aradan bir yıl geçmesine rağmen herhangi bir ilerleme görülmedi. Genel başkan çıkıp ‘Anlaştık’ diyor, ama ortada bir anlaşma yok. Belediye başkanı ‘Projeler devam ediyor’ diyor, ama sahada somut bir gelişme yok. Bazı projelerde anlaşılmış gibi görünse de talep edilen rakamlar şu an sıfırdan bir daire alacak kadar yüksek. İnsanlar aidat ödemeye tekrar başlamış durumda, ancak belediyenin bu kez yarı yolda bırakmayacağına dair hiçbir güvence yok. Biz burada sadece garanti istiyoruz" diye konuştu.
12 Ekim 2025 Pazar - 12:59
Dikkat eksikliği teşhisinde yapay zeka dönemi
Yaşar Üniversitesi Doktora öğrencisi Gürcan Taşpınar, yapay zeka uygulamalarıyla dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu (DEHB) geleneksel yöntemlere göre daha güvenilir biçimde tespit etmeyi hedefledi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), son yıllarda özellikle çocuklarda daha sık görülmeye başladı. Günümüzde DEHB tanısı genellikle uzmanların yaptığı uzun gözlemler ve testlerle konuyor. Bu süreç hem zaman alıyor hem de kişiden kişiye değişebiliyor. Tanıyı daha hızlı ve doğru hale getirmek için geliştirilen yapay zeka destekli yeni sistemler ise bu alanda dikkat çekici bir yenilik sunuyor. Bu amaçla Yaşar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Elektrik-Elektronik Mühendisliği Doktora Programı Öğrencisi Gürcan Taşpınar, tezinde DEHB belirtilerini analiz ederek tespit yapabilen bir yapay zeka uygulaması ortaya koydu. Taşpınar, "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun Makine Öğrenme Yöntemleri ile fMRI Tabanlı Tespiti" adlı doktora tezinde mevcut yöntemleri geliştirmeyi amaçladı. Çalışmada, fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRG) verileri derin öğrenme algoritmalarıyla analiz edilerek, DEHB tanısında davranışsal gözlemler yerine nörobiyolojik göstergelerin kullanılabileceği nesnel bir model geliştirildi. Tez, Yaşar Üniversitesi Yapay Zeka Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı ve Elektrik - Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nalan Özkurt ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakülte Dekanı, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Çetinkaya danışmanlığında gerçekleşti. "Geleneksel yöntemlerin hatalarını azaltmaya çalışıyoruz" Doktora tezinin amacına vurgu yapan Gürcan Taşpınar, "Görüntüleme ve makine/derin öğrenmedeki hızlı gelişmeler sayesinde, teşhisi acil ve önemli olan DEHB için artık geçmişte geleneksel yöntemlerle kullanılanlardan daha güvenilir teşhis yöntemleri mevcut. Yapay zeka uygulamaları, DEHB görüntülerinden çıkarılan bir takım ayırt edici özelliklerin sisteme defalarca kez uygulanıp, sistemin öğrenmesi ile tespit ediliyor. Bu uzun öğrenme sürecinden sonra sistem yeni bir görüntüyü hasta/sağlıklı şeklinde sınıflandırıyor. Biz bilim insanları ise bu sınıflandırma başarımlarının oranlarını arttırmaya çalışarak geleneksel yöntemlerdeki muhtemel subjektif hataları düşürmeye çalışıyoruz. Çünkü geleneksel yöntemler eninde sonunda türlü tanı kriterleri için bir uzmanın subjektif değerlendirmesi ile DEHB teşhisi koyuyor" diye konuştu. Öznel değerlendirmeyle tanı konuluyor Mevcut tanı sistemlerindeki eksikleri anlatan Tez Danışmanı Prof. Dr. Çetinkaya, "Dijital uyaranların artışı ve oyun alanlarının azalmasıyla birlikte, özellikle çocuklarda tanı oranlarında belirgin bir yükselme gözleniyor. Ancak hâlen en temel güçlük, tanının büyük ölçüde öznel değerlendirmelere dayanmasıdır. Çalışmanın dikkat çekici yönlerinden biri, mevcut tanı sistemlerinde "Birleşik" tip tanılarının orantısız biçimde yüksek çıkmasının, hiperaktif çocukların çoğu zaman aynı zamanda dikkat eksikliği gösterdiği varsayımıyla değerlendiriliyor olmasından kaynaklanabileceğine işaret etmesidir. Bu bulgu, DEHB tanılamasında davranışsal gözlemlerin nörobiyolojik verilerle desteklenmesinin önemini açık biçimde ortaya koydu. Böylece çalışma, klinik uygulamalarda nesnel tanı yaklaşımlarına geçiş için güçlü bir bilimsel dayanak sunuyor. Bu yaklaşım, psikoloji ve nörobilim alanlarında hem tanı anlamında doğruluğu artıran hem de bozukluğun doğasına ilişkin kavrayışımızı derinleştiren önemli bir adım niteliğindedir. Uzun vadede, bu tür modellerin klinik uygulamalara entegre edilmesi, bireylerin daha erken, doğru ve kişiye özgü müdahalelere erişimini kolaylaştıracak" diye konuştu. Daha hızlı ve doğru tanı Tez Danışmanı Doç. Dr. Nalan Özkurt ise "Yapay zeka yöntemleri DEHB tespitinde büyük miktarda veriyi analiz ederek gizli kalmış örüntüleri fark edebiliyor. Bu sayede doktorların gözden kaçırabileceği ayrıntıları ortaya çıkarabiliyor. Makine öğrenmesi gibi teknikler, davranışsal verilerden ya da beyin dalgalarından elde edilen bilgileri değerlendirerek tanının daha hızlı ve doğru konmasına yardımcı oluyor. Bu çalışma ile de DEHB’nin erken ve kişiye özel teşhisi için yapay zeka destekli bir araç geliştirmiş olduk" dedi.
12 Ekim 2025 Pazar - 10:56
Unutulan sanatı emekliler hayata döndürüyor
Anadolu’nun köklü el işleme sanatlarından oymacılık, son yıllarda ilgi görmeye başladı. Vakit geçirmek için ahşap sanatına yönelen emekliler, geleneği yeniden canlandırıyor. Ahşaba şekil verme sanatı olarak bilinen oymacılık, sabır ve el becerisi gerektirmesiyle öne çıkıyor. Anadolu’nun köklü el işleme geleneklerinden biri olan bu sanat, geçmişte cami, konak ve saray süslemelerinde önemli bir yer tutuyordu. Mobilya üretiminin yaygınlaşmasıyla oymacılık, son yıllarda küçük atölye ve hobi kurslarında yeniden hayat buluyor. Vakit geçirmek için ahşap işlemeciliği sanatına yönelen emekliler, unutulmaya yüz tutan geleneksel oymacılığın yeniden canlanmasına katkı sağlıyor. Babasının yönlendirmesiyle 7 yaşında ahşap oymacılığı mesleğine başladığını belirten Aşir Güler (50), "Oymacılık sanatı günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer alıyor, çünkü artık bu işi yapan çok az insan kaldı. Bu nedenle, bu mesleğin biraz tarihte kalmış olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bizim asıl amaçlarımızdan biri, bu sanatı tekrar canlandırmak, güncellemek ve yaygınlaştırmak. Özellikle açtığımız kurslarla bu konuda büyük emek verdik ve yavaş yavaş yeni insanlar yetiştirmeye başladık" dedi. Kendisine ait kurs yerinde yeni kursiyerler yetiştirdiğini vurgulayan ahşap oymacılığı ustası Güler, bu sanatı yaygınlaştırmaya çalıştığını kaydederek, "Bir insan bu sanata başladığında, şehir hayatının karmaşasından uzaklaşıp bir huzur buluyor. Bu iş insanın ruhuna hitap eden bir uğraş. Çünkü doğal bir malzemeyle çalışıyorsunuz ve insanoğlu binlerce yıldır ahşapla iç içe yaşıyor. Aslında hepimizin genetik kodlarında ahşaba dair bir bilgi var. Zamanla bu bilgiler unutulmuş olsa da, bundan 100-150 yıl önce atalarımızın büyük bir kısmı ahşapla uğraşıyordu. Bugünkü modern hayatın getirdiği zorluklar, özellikle şehir yaşamı insanları mutsuzluğa itiyor. Son 10-15 yılda sanal dünyanın yaygınlaşmasıyla birlikte insanlar gerçeklikten, sanattan ve estetikten uzaklaştı. Bu bağlamda ahşap oyma işi, insanlara iyi geliyor; ruhlarını dinlendiriyor, onlara kendilerini iyi hissettiriyor" diye ekledi. "Kaybolan bu mesleği yaşatmaya çalışıyorum" Ahşap işlemeciliğinin insan ruhuna dokunduğunu aktaran Güler, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Gerçek bir işle uğraşıyorsunuz; dokunuyorsunuz, oyarken hissediyorsunuz, sesini duyuyorsunuz, el aletleriyle çalışıyorsunuz. Ceviz, meşe, ıhlamur, kestane, kiraz gibi birçok ağaç türüyle tanışıyorsunuz. Her biri farklı karakterde ve her birinden çok şey öğreniyorsunuz. Bu nedenle, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanlar için bu tür bir işle uğraşmak ruhu dinlendiriyor, insanı rahatlatıyor ve aynı zamanda bir sanat, bir meslek kazandırıyor. Bu işe başladığınızda kendinizi adeta kaybediyorsunuz, dalıp gidiyorsunuz. O süreci yaşarken bile huzur buluyorsunuz. Sonuçta da ortaya güzel bir iş çıkıyor ve bu da ayrı bir mutluluk kaynağı oluyor. Ancak bu sadece sonuç odaklı bir uğraş değil; asıl değerli olan, o süreci yaşamak. Ben bu işi yaklaşık 40 yıldır yapıyorum. Küçük yaşta aile mesleği olarak başladım. Gerçekten bu bilgiyi başkalarına aktarmam gerektiğini düşündüm. Çünkü aksi halde bu bilgiyle ne yapacağım? Mezara mı götüreceğim? Bu nedenle yaklaşık 5 yıldır kurs veriyorum. Bugüne kadar 300’e yakın kursiyerim oldu ve ustalaştırma programları da yapıyorum. Şu anda kendi atölyemde bu kursları sürdürerek hem bilgimi paylaşıyor hem de kaybolan bu mesleği yaşatmaya çalışıyorum." "Ahşap oymanın terapisttik bir tarafı var" Yaklaşık 2 yıldır ahşap oymacılığı ile uğraştığını ifade eden emekli Seda Güldoğan (51), haftada 2 gün ahşap oymacılığı atölyesine geldiğimi söyledi. Üretme fikrinden yola çıkarak ahşap oymacılığına başlayan Güldoğan, "Özellikle ileri yaşlarda, çocuklar evden gittikten ve bir anne olarak artık onlarla ilgilenmeye ihtiyaç kalmadığında, bir hobi arayışındaydım. Ahşap fikri bana çok sıcak geldi. Hocamın Foça’daki sergisini görmüştüm ve çok hoşuma gitmişti. Yapabilir miyim, yapamaz mıyım emin olamamıştım ama hocam yapılabileceğini gösterdi. Ben de hoşuma gittiği için devam ettim. Ahşap oymacılığının, insanı anda tutan bir hobi olduğunu düşünüyorum. Çünkü o an başka hiçbir şeyle uğraşacak ya da düşünecek vaktiniz olmuyor. Sadece ahşabın içinden çıkarmak istediğiniz şeye odaklanıyorsunuz. Bu yüzden ahşap oymanın terapisttik bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Biraz dış dünyadan soyutlandığınız, geçmişi ya da geleceği değil sadece tokmağın vurduğu alanı gördüğünüz ve yaşadığınız bir hobi gibi geliyor" sözlerini kullandı. "Bu, bir hobiden daha fazlası" Ahşap oymacılığı sanatına oyma kapı yapma merakıyla başladığını belirten emekli Özgür Özaksu (53), "Ancak bu işe doğrudan kapı oyarak başlanmıyor. Oyma yaparken aynı zamanda motif ve desen öğreniyoruz. Kullanılan teçhizatı da tanımak ve doğru şekilde kullanmayı öğrenmek gerekiyor. Yaptığınız eser gün geçtikçe şekil buluyor, güzelleşiyor ve beğeni topluyor. Elektriğin olmadığı dönemlerde gaz lambası ışığında çalışan ustaların kullandığı geleneksel yöntemlerle aynı yollardan geçerek benzer ürünler üretmenin ne kadar keyifli olduğunu fark ettim. Ahşabın içine çok güzel sanat eserlerini sığdırabilen arkadaşlarım oldu. Önce hayret ettim, sonra ben de yapabildiğimi gördüm. Bu işin çok zor olmadığını, sadece istemenin yeterli olduğunu anladım. İnanın, çok yetenekli olmanız gerekmiyor. Sadece doğru ustanın yanında, doğruları öğrenerek ilerlerseniz yapamayacağınız hiçbir ahşap oyma eseri yok. Zamanla şunu fark ediyorsunuz. Televizyon, sosyal medya, cep telefonu, bilgisayar ve telefon oyunları bu dünyada zamanımızı çalıyor ve çoğu zaman ne kaybettiğimizin farkına varmıyoruz. Ancak ahşapla uğraşırken insanın ruhunda bir dinlenme hissi oluşuyor. Bu, gerçekten bir hobiden daha fazlası. Bence ruhunu dinlendirmek, kendini bulmak ve kendi sesini duymak isteyen herkesin yapabileceği güzel bir uğraş. Herkese tavsiye ederim" ifadelerini kullandı.
12 Ekim 2025 Pazar - 10:33
Unutulan sanatı emekliler hayata döndürüyor
Anadolu’nun köklü el işleme sanatlarından oymacılık, son yıllarda ilgi görmeye başladı. Vakit geçirmek için ahşap sanatına yönelen emekliler, geleneği yeniden canlandırıyor. Ahşaba şekil verme sanatı olarak bilinen oymacılık, sabır ve el becerisi gerektirmesiyle öne çıkıyor. Anadolu’nun köklü el işleme geleneklerinden biri olan bu sanat, geçmişte cami, konak ve saray süslemelerinde önemli bir yer tutuyordu. Mobilya üretiminin yaygınlaşmasıyla oymacılık, son yıllarda küçük atölye ve hobi kurslarında yeniden hayat buluyor. Vakit geçirmek için ahşap işlemeciliği sanatına yönelen emekliler, unutulmaya yüz tutan geleneksel oymacılığın yeniden canlanmasına katkı sağlıyor. Babasının yönlendirmesiyle 7 yaşında ahşap oymacılığı mesleğine başladığını belirten Aşir Güler (50), "Oymacılık sanatı günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer alıyor, çünkü artık bu işi yapan çok az insan kaldı. Bu nedenle, bu mesleğin biraz tarihte kalmış olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bizim asıl amaçlarımızdan biri, bu sanatı tekrar canlandırmak, güncellemek ve yaygınlaştırmak. Özellikle açtığımız kurslarla bu konuda büyük emek verdik ve yavaş yavaş yeni insanlar yetiştirmeye başladık" dedi. Kendisine ait kurs yerinde yeni kursiyerler yetiştirdiğini vurgulayan ahşap oymacılığı ustası Güler, bu sanatı yaygınlaştırmaya çalıştığını kaydederek, "Bir insan bu sanata başladığında, şehir hayatının karmaşasından uzaklaşıp bir huzur buluyor. Bu iş insanın ruhuna hitap eden bir uğraş. Çünkü doğal bir malzemeyle çalışıyorsunuz ve insanoğlu binlerce yıldır ahşapla iç içe yaşıyor. Aslında hepimizin genetik kodlarında ahşaba dair bir bilgi var. Zamanla bu bilgiler unutulmuş olsa da, bundan 100-150 yıl önce atalarımızın büyük bir kısmı ahşapla uğraşıyordu. Bugünkü modern hayatın getirdiği zorluklar, özellikle şehir yaşamı insanları mutsuzluğa itiyor. Son 10-15 yılda sanal dünyanın yaygınlaşmasıyla birlikte insanlar gerçeklikten, sanattan ve estetikten uzaklaştı. Bu bağlamda ahşap oyma işi, insanlara iyi geliyor; ruhlarını dinlendiriyor, onlara kendilerini iyi hissettiriyor" diye ekledi. "Kaybolan bu mesleği yaşatmaya çalışıyorum" Ahşap işlemeciliğinin insan ruhuna dokunduğunu aktaran Güler, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Gerçek bir işle uğraşıyorsunuz; dokunuyorsunuz, oyarken hissediyorsunuz, sesini duyuyorsunuz, el aletleriyle çalışıyorsunuz. Ceviz, meşe, ıhlamur, kestane, kiraz gibi birçok ağaç türüyle tanışıyorsunuz. Her biri farklı karakterde ve her birinden çok şey öğreniyorsunuz. Bu nedenle, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanlar için bu tür bir işle uğraşmak ruhu dinlendiriyor, insanı rahatlatıyor ve aynı zamanda bir sanat, bir meslek kazandırıyor. Bu işe başladığınızda kendinizi adeta kaybediyorsunuz, dalıp gidiyorsunuz. O süreci yaşarken bile huzur buluyorsunuz. Sonuçta da ortaya güzel bir iş çıkıyor ve bu da ayrı bir mutluluk kaynağı oluyor. Ancak bu sadece sonuç odaklı bir uğraş değil; asıl değerli olan, o süreci yaşamak. Ben bu işi yaklaşık 40 yıldır yapıyorum. Küçük yaşta aile mesleği olarak başladım. Gerçekten bu bilgiyi başkalarına aktarmam gerektiğini düşündüm. Çünkü aksi halde bu bilgiyle ne yapacağım? Mezara mı götüreceğim? Bu nedenle yaklaşık 5 yıldır kurs veriyorum. Bugüne kadar 300’e yakın kursiyerim oldu ve ustalaştırma programları da yapıyorum. Şu anda kendi atölyemde bu kursları sürdürerek hem bilgimi paylaşıyor hem de kaybolan bu mesleği yaşatmaya çalışıyorum." "Ahşap oymanın terapisttik bir tarafı var" Yaklaşık 2 yıldır ahşap oymacılığı ile uğraştığını ifade eden emekli Seda Güldoğan (51), haftada 2 gün ahşap oymacılığı atölyesine geldiğimi söyledi. Üretme fikrinden yola çıkarak ahşap oymacılığına başlayan Güldoğan, "Özellikle ileri yaşlarda, çocuklar evden gittikten ve bir anne olarak artık onlarla ilgilenmeye ihtiyaç kalmadığında, bir hobi arayışındaydım. Ahşap fikri bana çok sıcak geldi. Hocamın Foça’daki sergisini görmüştüm ve çok hoşuma gitmişti. Yapabilir miyim, yapamaz mıyım emin olamamıştım ama hocam yapılabileceğini gösterdi. Ben de hoşuma gittiği için devam ettim. Ahşap oymacılığının, insanı anda tutan bir hobi olduğunu düşünüyorum. Çünkü o an başka hiçbir şeyle uğraşacak ya da düşünecek vaktiniz olmuyor. Sadece ahşabın içinden çıkarmak istediğiniz şeye odaklanıyorsunuz. Bu yüzden ahşap oymanın terapisttik bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Biraz dış dünyadan soyutlandığınız, geçmişi ya da geleceği değil sadece tokmağın vurduğu alanı gördüğünüz ve yaşadığınız bir hobi gibi geliyor" sözlerini kullandı. "Bu, bir hobiden daha fazlası" Ahşap oymacılığı sanatına oyma kapı yapma merakıyla başladığını belirten emekli Özgür Özaksu (53), "Ancak bu işe doğrudan kapı oyarak başlanmıyor. Oyma yaparken aynı zamanda motif ve desen öğreniyoruz. Kullanılan teçhizatı da tanımak ve doğru şekilde kullanmayı öğrenmek gerekiyor. Yaptığınız eser gün geçtikçe şekil buluyor, güzelleşiyor ve beğeni topluyor. Elektriğin olmadığı dönemlerde gaz lambası ışığında çalışan ustaların kullandığı geleneksel yöntemlerle aynı yollardan geçerek benzer ürünler üretmenin ne kadar keyifli olduğunu fark ettim. Ahşabın içine çok güzel sanat eserlerini sığdırabilen arkadaşlarım oldu. Önce hayret ettim, sonra ben de yapabildiğimi gördüm. Bu işin çok zor olmadığını, sadece istemenin yeterli olduğunu anladım. İnanın, çok yetenekli olmanız gerekmiyor. Sadece doğru ustanın yanında, doğruları öğrenerek ilerlerseniz yapamayacağınız hiçbir ahşap oyma eseri yok. Zamanla şunu fark ediyorsunuz. Televizyon, sosyal medya, cep telefonu, bilgisayar ve telefon oyunları bu dünyada zamanımızı çalıyor ve çoğu zaman ne kaybettiğimizin farkına varmıyoruz. Ancak ahşapla uğraşırken insanın ruhunda bir dinlenme hissi oluşuyor. Bu, gerçekten bir hobiden daha fazlası. Bence ruhunu dinlendirmek, kendini bulmak ve kendi sesini duymak isteyen herkesin yapabileceği güzel bir uğraş. Herkese tavsiye ederim" ifadelerini kullandı.
11 Ekim 2025 Cumartesi - 17:58
TFF 2. Lig: Aliağaspor FK: 8 - Yeni Malatyaspor: 1
TFF 2. Lig Kırmızı Grup 8. hafta maçında Aliağaspor FK, evinde karşılaştığı Yeni Malatyaspor’u 8-1 mağlup etti. Stat: Aliağa Atatürk Hakemler: Berat Can Taşkesen, Hakan Özler, Mertcan Tezcan Aliağaspor FK: Ahmet Pekgöz, Veli Çetin (Necati Özdemir dk. 70), Erhan Kartal, Musa Şahindere, Hasan Kılıç, Mertcan Açıkgöz (Ahmet İlhan Özek dk. 60), Muammer Sarıkaya (Mustafa Saymak dk. 82), Sergen Piçinciol, Harun Kavaklıdere, Malik Karaahmet (Eray Akar dk. 82), Göktuğ Yılmaz (Hakan Demir dk. 60) Yeni Malatyaspor: Çınar Yıldızlı, Muhammed Göktürk Gök, Ömer Çağrı Ataş (Miraç Küçük dk. 78), Kürşat Yılmaz Selamoğlu (Emirhan Yılmazer dk. 78), Ferhat Canlı, Enes Nas, Emir Ulusoy, Kerem Altunışık (Kemalcan Esen dk. 60), Murat Şamil Güler (Eray Şişman dk. 60), Osman Katipoğlu, Talha Garip Goller: Muammer Sarıkaya (dk. 13, Malik Karaahmet (dk. 23, 45, 63 ve 65), Mertcan Açıkgöz dk. 42), Sergen Piçinciol (dk. 69), Ahmet İlhan Özek (dk. 83) (Aliağaspor FK), Eray Şişman (dk. 72) (Yeni Malatyaspor) Kırmızı kart: Osman Katipoğlu (dk. 73) (Yeni Malatyaspor)
11 Ekim 2025 Cumartesi - 12:04
Alevlerin yükseldiği binada yangın paniği
İzmir’in Buca ilçesinde bir binanın birinci katında çıkan yangın üst katlara ve altta bulunan manav dükkanına zarar verdi. Yangında şans eseri ölen ya da yaralanan olmazken binada maddi hasar meydana geldi. Yangın saat 10.30 sıralarında ilçeye bağlı Barış Mahallesi 337 sokakta bulunan bir binanın 1’inci katında meydana geldi. Henüz belirlenemeyen bir sebepten çıkan yangını fark eden vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen polis ekipleri çevre güvenliğini sağlarken itfaiye ekipleri alevlere müdahale etti. Yangının çıktığı daireden yükselen alev ve dumanlar üst katları da etkilerken alt katta bulunan manav dükkanında da zarar meydana geldi. Alevler itfaiye ekiplerinin çalışması sonucu kontrol altına alındı. Yangın da ölen ya da yaralanan olmazken binada ve manav dükkanında maddi hasar meydana geldi. Yangının çıkış sebebini belirlemek için çalışma başlatıldı.
11 Ekim 2025 Cumartesi - 11:53
Stoilov, Süper Lig’in en istikrarlı üçüncü teknik direktörü
Süper Lig’de yoluna namağlup devam eden Göztepe’de Bulgar teknik direktör Stanimir Stoilov, sergilediği performansla son iki yılın en istikrarlı teknik adamları arasında yer aldı. Göreve geldiği günden bu yana sarı-kırmızılı ekibi sistemli bir şekilde geliştiren deneyimli çalıştırıcı, hem disiplinli futbol anlayışı hem de uzun vadeli planlamasıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Trendyol Süper Lig’de teknik direktör değişikliklerinin sık yaşandığı bir dönemde, Stoilov görevini sürdüren nadir isimlerden biri olmayı başardı. Ligde görevine devam eden teknik adam sayısı oldukça azalırken, Stoilov; Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ve Çaykur Rizespor’un başındaki İlhan Palut ile birlikte Süper Lig’in en istikrarlı üç teknik direktöründen biri konumunda bulunuyor. Puan ortalaması olarak ikinci sırada Görev süresi boyunca Okan Buruk 161 maçta 2.36 puan ortalamasıyla zirvede yer alırken, Stoilov 74 maçta 1.81 puan ortalamasıyla ikinci sırada yer aldı. İlhan Palut ise 88 maçta 1.35 puan ortalamasıyla üçüncü sırada bulunuyor. Ancak görev süresi dikkate alındığında, Stoilov bu üçlü arasında üçüncü basamakta konumlanıyor. Her sezon istikrarlı bir gelişim grafiği çizen Stanimir Stoilov, Göztepe’nin Trendyol 1. Lig’den Süper Lig’e yükseldiği dönemde de takımın başında yer aldı.
11 Ekim 2025 Cumartesi - 11:37
Aliağa Petkimspor’un rakibi Galatasaray
Aliağa Petkimspor, Basketbol Süper Ligi’nin 3. haftasında yarın Galatasaray’ı konuk edecek. Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Aliağa Petkimspor, 3. hafta mücadelesinde yarın iç sahada Galatasaray ile karşı karşıya gelecek. Enka Spor Salonu’nda oynanacak müsabaka saat 18.00’de başlayacak. Karşılaşma öncesinde İzmir ekibi, 1 galibiyet ve 1 mağlubiyetle 12. sırada yer alıyor. Konuk ekip sarı-kırmızılılar de aynı sayıda galibiyet ve mağlubiyete sahip olarak averajla 10. basamakta bulunuyor. Özhan Çıvgın ve öğrencileri, sarı-kırmızılılarla oynayacağı bu zorlu mücadelen iyi bir sonuç çıkararak taraftarlarının önündeki ikinci galibiyetini elde etmeyi hedefliyor. Bu zorlu mücadeleyi Mehmet Şahin, Mehmet Serdar Ünal ve Murat Ciner hakem üçlüsü yönetecek. İzmir temsilcisi, bu maçın ardından 15 Ekim Çarşamba günü Avrupa sahnesine çıkacak. FIBA Europe Cup C Grubu’ndaki ilk sınavında, Romanya ekibi CSM Corona Brasov’u konuk edecek.
11 Ekim 2025 Cumartesi - 11:19
Karşıyaka Basketbol, Fenerbahçe deplasmanında
Karşıyaka, Basketbol Süper Ligi’nin 3. haftasında Fenerbahçe ile deplasmanda karşı karşıya gelecek. Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Karşıyaka, 3. hafta mücadelesinde yarın deplasmanda Fenerbahçe ile karşı karşıya gelecek. Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda oynanacak müsabaka saat 15.30’da başlayacak. Karşılaşma öncesinde İzmir ekibi, 1 galibiyet ve 1 mağlubiyetle 11. sırada yer alıyor. Ev sahibi sarı-lacivertliler de aynı sayıda galibiyet ve mağlubiyete sahip olarak averajla 5. basamakta bulunuyor. Faruk Beşok ve öğrencileri, zorlu İstanbul deplasmanından iyi bir sonuçla dönerek üst üste ikinci galibiyetini elde etmeyi hedefliyor. Bu zorlu mücadeleyi Yener Yılmaz, Hüseyin Çelik ve Tolga Edis hakem üçlüsü yönetecek.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder