Yerel Haberler
İzmir
03 Mayıs 2026 Pazar - 14:05 Göztepe, Avrupa mücadelesini sürdürüyor Göztepe, Trabzonspor deplasmanından bir puanla dönerek puanını 52’ye çıkardı ve ligde beşinci basamağa yükseldi. İzmir ekibi, kalan iki maçını kazanıp Avrupa yolunda hata yapmak istemiyor. Göztepe, Avrupa hedefiyle başladığı sezonda mücadelesini sürdürmeye devam ediyor. Trendyol Süper Lig’in 32. haftasında Trabzonspor’a konuk olan İzmir temsilcisi, 1-0 öne geçtiği karşılaşmada 90+3. dakikada yediği golle sahadan beraberlikle ayrıldı ve galibiyeti son anda kaçırdı. Bu sonuçla hanesine 1 puan yazdıran sarı-kırmızılı ekip, RAMS Başakşehir’in puan kaybettiği haftada avantajı değerlendiremedi ancak puanını 52’ye yükselterek rakibinin önüne geçmeyi başardı. Öte yandan Ziraat Türkiye Kupası’nı Beşiktaş ya da Trabzonspor’un kazanması halinde ligi beşinci sırada bitiren takım doğrudan Avrupa kupalarına katılma hakkı elde edecek. Göztepe, kalan iki haftada alacağı sonuçlarla kendi durumunu belirleyecek. Göztepe, önümüzdeki hafta Gaziantep FK’yı konuk edecek, sezonun son haftasında ise deplasmanda Samsunspor ile karşılaşacak. Sarı-kırmızılı ekip, bu iki mücadeleden de galibiyetle ayrılması halinde Başakşehir’in alacağı sonuçlara bakmaksızın ligi beşinci sırada tamamlayacak. Ayrıca Türkiye Kupası’nın Beşiktaş ya da Trabzonspor tarafından kazanılması durumunda Göztepe, yeni sezonda Avrupa kupalarında mücadele etme hakkı elde edecek.
Alzheimer zor bir süreç; anılar silinirken ‘gerçek’ her zaman gerekli mi?
18 Kasım 2025 Salı - 11:20 Alzheimer zor bir süreç; anılar silinirken ‘gerçek’ her zaman gerekli mi? Alzheimer’ın hem hasta hem de bakım veren için zor bir süreç olduğunu aktaran Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Hasan Armağan Uysal, süreci kolaylaştıracak davranışsal yöntemler hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Alzheimer hastalığı sadece bir bellek hastalığı değil, aynı zamanda davranışsal ve duygusal bir süreçtir. Bu süreçte hem hasta hem de bakım veren büyük bir sınavdan geçer. Doğru iletişim, sabır, duygusal anlayış ve gerektiğinde küçük ‘pembe yalanlar’ bu süreci daha insancıl ve yönetilebilir hale getirir. Hastanın anıları silinirken, bakım verenin gerçeği anlatmaya çalışması hem süreci zorlaştırır hem de hastaya iyi gelmeyebilir" dedi. Alzheimer hastalarına bakım verenler için hayat görüldüğü kadar kolay olmayabiliyor. Söz konusu durumda hastanın ilaç ve tedavi sürecinin yanında bir de bakım verenlerin dikkat etmesi gereken davranışsal durumlar olduğuna dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, ‘Alzheimer Hastalığında Davranışsal Sorunlar ve Yaklaşım Yöntemleri’ hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Alzheimer hastalığının ne olduğu, tanı ve tedavi yöntemleri zaten biliniyor; ancak henüz tam anlamıyla tedavi edilebilen bir hastalık değil. Alzheimer hastalığını tamamen durduran ya da iyileştiren bir ilaç henüz bulunmamaktadır; mevcut ilaçlar yalnızca semptomların ilerlemesini yavaşlatmayı amaçlar. Burada önemli olan, bu süreçte hastalara davranışsal olarak nasıl yaklaşılması gerektiğidir. Bu konuda uzun zamandır düşünüyorum. Çünkü ortada gerçekten büyük bir sorun var. Hastalar yüksek dozda ilaçlar kullanmalarına rağmen sorunlar devam ediyor. O halde ne yapılmalı? Bilgi paylaşımı, doğru davranış modelleri geliştirme ve bu modellerle hastadaki olumsuz davranışları azaltma. Hastaneye sadece son bir ayda başvuran hastalarda 73 farklı davranışsal sorun tespit edildi. Ancak başta hasta yakınlarının en çok şikayet ettiği 8 ana başlık altında toplanan davranışsal problemin çözümüne odaklanmak doğru olacaktır" açıklamasını yaptı. Deponuz ne kadar güçlüyse hastalık o kadar hafif geçer Alzheimer hastalığında bilişsel depo kavramı hakkında önemli açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Alzheimer’ın risk faktörlerine bakıldığında, en başta düşük eğitim düzeyinin etkili olduğu görülüyor. Burada "bilişsel depo (cognitive reserve)" kavramı çok önemli. Her insan doğduktan sonra öğrendikleri, okudukları, sosyal ilişkileri, yaptığı işler sayesinde zihinsel bir kütüphane oluşturur. Bu kütüphane beynin deposudur. Örneğin 70 yaşında iki Alzheimer hastası düşünün: Biri iyi eğitim görmüş, sosyal ilişkileri güçlü, sağlıklı yaşam alışkanlıklarına sahip. Diğeri ise bu fırsatlara sahip olamamış. Bu iki hastanın klinikteki belirtileri arasında 1’e 10 fark olabilir. Çünkü birinin zihinsel deposu dolu, diğerininki boş. Bu nedenle bilişsel rezervin güçlü olması, hastalığın seyrini hafifletebiliyor" sözlerini kaydetti. Hastaya tek başınıza bakmayın Bakım verenlerin en çok yaptığı hatalardan birinin de hastaya tek başına bakmaya çalışmak olduğunu belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bakım verenin yükünü hafifletmek için en mantıklı yöntemin ‘Kaşık Teoremi’ olduğunu söyledi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Bakım verenler açısından da çok önemli bir durum var. Buna "kaşık teoremi" deniliyor. Bakım veren, her gün kendi enerjisinden bir "kaşık" kadarını hastaya verir. Eğer tüm kaşıklarını aynı anda tüketirse, sonunda hem hasta hem de bakım veren tükenir. Bu nedenle bakım verenin kendine zaman ayırması, yükünü paylaşması çok önemlidir. Bunu yapacak kimse yoksa bir dernek ya da destek grubu bile bu rolü üstlenebilir" dedi. Davranış nedenleri tek bir nedenden kaynaklanmaz Alzheimer hastalarında görülen davranışsal problemlerin kaynağına odaklanan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu problemlerin tek bir nedenden kaynaklanmadığının altını çizdi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "2015’te Tales isimli bir bilim insanı bu durumu bir üçgen modeliyle açıklamıştır. Bu üçgende hasta, bakım veren ve çevre yer alır. Üçgenin dengesi bozulduğunda davranışsal sorunlar ortaya çıkar. Açlık, susuzluk, ağrı, işitme veya görme kaybı gibi temel ihtiyaçların karşılanmaması; bakım verenin stres, suçluluk, tükenmişlik yaşaması; veya hastayla iletişim eksikliği davranışları olumsuz etkiler. Hastalar çoğu zaman çevrelerini doğru algılayamazlar. Soğuk bir ortamda sıcaklayabilir, sıcak bir yerde üşüyebilirler. Bu nedenle çevrenin hastaya uygun hale getirilmesi çok önemlidir" mesajını verdi. Alzheimer hastası aslında ne demek istiyor? Alzheimer hastalarında en sık görülen ve sorunların çıkmasına neden olan talepleri ele alan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, birinci sırada ‘Eve gitmek istiyorum’ durumunu ele aldı. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Bu durumla çok sık karşılaşırız. Hasta kendi evindedir ama "Eve gitmek istiyorum" der. Bu noktada "Burası zaten senin evin" demek işe yaramaz. Bunun yerine şöyle bir yaklaşım gösterebilirsiniz: "Eve mi gitmek istiyorsun? Tamam, senin evin nasıldı, nerede yaşardın?" Böylece konuyu başka bir yöne çekmiş olursunuz. Sonrasında bir nesneye ya da hatıraya yönlendirmek etkili olur: "Senin yatak odanda bir çekmece vardı, içinde sevdiğin bir fotoğraf Gel, onu birlikte bulalım." Aslında "eve gitmek istiyorum" ifadesinin altında aidiyet, güven ve huzur arayışı vardır. Hasta eskiye dönmek, sevdiklerini hatırlamak ister. Bu durumda "pembe yalanlar" kullanılabilir. Örneğin: "Evet, burası senin evin değil haklısın. Ama bu akşam yalnız kalmak istemiyorum, birlikte kalabilir miyiz?"Bu tür duygusal, sıcak yaklaşımlar hastayı sakinleştirir" diye konuştu. Öte yandan Alzheimer hastalarında görülen halisünasyon, delüzyon ve konfabulasyon durumlarına da ışık tutan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Halisünasyon: Hasta olmayan bir şeyi görür veya duyar. "Buradan bir çocuk geçti." der. Bu durumda "Evet, ben de gördüm, gel bakalım nerede?" diyebilirsiniz. Hasta gidip baktığında "Gitmiş galiba" cevabı durumu yumuşatır. Delüzyon: Hasta olmayan olaylara inanır. Bu durumda karşı çıkmak yerine, olayı yumuşatarak sonlandırın. Konfabulasyon: Hasta hatırlayamadığı bir anıyı kendi uydurur. Yanlış olduğunu bilseniz bile düzeltmeyin; bırakın kendi anlatısını tamamlasın. Bu yaklaşımlar, hastada korku, utanç ve öfke duygularını önler ve bağı koparmadan iletişimi sürdürmenizi sağlar" açıklamasını yaptı. Alzheimer hastalarının genellikle aynı soruyu tekrar tekrar sorduğunu hatırlatan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu soruların tekrarlanmasındaki nedenin hastanın aslında ‘Güvende miyim?’ sorusuna cevap araması olduğunu belirtti. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Bakış açınızı değiştirirseniz, bu tekrarı kişisel algılamazsınız. Hasta çevreden uyarı almazsa, izole olursa bu tekrarlar artar. Uğraşacağı, ilgileneceği bir şey olduğunda bu davranışlar azalır" mesajını verdi. Hastalara görev verin, oyun oynayın Alzheimer hastalarının çoğu zaman susuz kaldığını fark edemediğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Çünkü su içmek karmaşık bir süreçtir: uygun bardağı bulmak, suyu doldurmak, içmek, bardağı yerine koymak Hastalar bu zinciri tamamlayamaz. Bunu aşmak için; Suyu kişiselleştirilmiş bir bardakta sunabilirsiniz. "Bak sana ne getirdim, bu sefer çay değil, suymuş" gibi ifadeler kullanabilirsiniz. "Bir tadına bak bakalım, nasılmış?" diyerek teşvik edebilirsiniz" dedi. Ayrıca hastalara günlük rutinler oluşturmanın çok önemli olduğunu aktaran Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu durumun hastayı apati durumundan çıkararak daha günlük hayatta yer almasını sağlayacağını aktardı. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, yemek yemeği reddetme durumları için de önerilerde bulunarak, "Hastalar bazen yemek yemek istemez, tabağı fırlatabilir. Bunun nedeni tat ve koku duyusunun bozulması, çatal-kaşığın işlevini unutma veya zehirlenme korkusudur. Bu noktada sofrayı sadeleştirin, her gün aynı saatte yemek yiyin ve birlikte yemek yiyin" dedi. Hastaların kıyafet değiştirmeye direnç göstermesini ve de gece uyanarak dolaşmaları durumlarına da ışık tutan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Hastalar bazen üzerlerini değiştirmek istemezler. Bunun nedeni mahremiyet isteği ya da "teslimiyet hissidir." Çözüm için odayı uygun ısıda ve aydınlıkta tutun. Giysileri sadeleştirin (bir pantolon, bir gömlek, bir çorap). Üzerine etiket koyarak ("gömlek", "çorap") kolaylaştırın. Gece uyanmaları ve dolaşmaları hakkında da şu önlemleri alabilirsiniz. Alzheimer hastalığından dolayı hastaların beynindeki küçülmeye bağlı sirkadiyen ritim bozukluğu olur. Bu da hastalarda gece-gündür dengesini karıştırır. O nedenle Alzheimer hastalarını gündüz aktif olabilmelerini sağlamanızda fayda var. Öte yandan akşam saatlerinde loş ışık ve sakin bir ortam oluşturun. Yanında güvendiği biri olduğunda daha az huzursuz olur" ifadelerini kaydetti.
Başkan Özkan: "Yeniden yargılanıp beraat etmedikçe Celil Anık’ın aday olma şansı yok"
18 Kasım 2025 Salı - 10:58 Başkan Özkan: "Yeniden yargılanıp beraat etmedikçe Celil Anık’ın aday olma şansı yok" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasının 11 Ocak’ta yapılan genel kurulunda, eski başkan Celil Anık’ın tekrar aday olacağı iddiaları üzerine gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başkanı Erkan Özkan, eski başkanın zimmet suçundan hüküm giydiğini ve kararın kesinleştiğini belirtti. Özkan, "Eski başkan dört suçlamanın üçünden beraat ederken, zimmet suçundan hüküm giydi ve karar kesinleşti. Esnafta ‘tamamen beraat etti’ algısı oluşturmaya çalışıyor. Yeniden yargılanıp beraat etmedikçe kongrede aday olma şansı yok" dedi. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’nın genel kurulu öncesinde, Oda Başkanı Erkan Özkan gazetecilere açıklamalarda bulundu. Eski başkan Celil Anık’ın yargılanıp hüküm giydiği dosyaya ilişkin kesinleşmiş karar tebligatının kendilerine ulaştığını aktaran Başkan Özkan, "Basında ve duraklardaki arkadaşlar aracılığıyla eski başkanın ‘beraat ettim, adaylığımı açıklayacağım’ şeklinde spekülatif bir algı oluşturan söylemlerinin dolaştığını duyduk. Biz de esnafı temsil eden bir kurum olarak gerçeği öğrenmek için hukukçularımızla 48 sayfalık bu kesinleşmiş kararı değerlendirdik. Eski başkanın dört ana başlıkta yargılandığı dosyada üç suçlamadan beraat ederken, zimmete para geçirme suçundan hüküm giydi ve karar kesinleşti. Kendisi ise yalnızca beraat ettiği sayfaları gösterip son maddeyi gizleyerek, esnafta ‘tamamen beraat etmiş’ algısı oluşturmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı. "Yeniden yargılanıp beraat etmedikçe aday olma şansı yok" Karar tebligatının ardından odanın avukatları ile yapılan değerlendirmede, mevcut kanunlar çerçevesinde eski başkanın aday olmasının mümkün olmadığı ifade eden Özkan, "Eski başkan, daha önce de Balçova’da yaptığı toplantıda benzer açıklamalarla cuma günü adaylığını ilan edeceğini söylemişti; bugün yaşananlar da bunun devamı niteliğinde. Elinde kesinleşmiş mahkeme kararı varken hala ‘Yargıtay’a taşıyacağım’ söylemleriyle algı oluşturmaya çalışması, adaylık önünü açma çabasından başka bir şey değil. Hukukçularımızın ifadesine göre; zimmet ve irtikap gibi suçlardan hüküm giyen kişilerin yeniden yargılanıp beraat etmedikçe aday olma şansı yok. Hatta 2029’da bitecek olan 5 yıllık süresinin ardından bile yeniden yargılanma ile beraat etmediği takdirde, kamu görevlerinden ömür boyu mahrumiyeti devam edecek" diye ekledi. "Kimseye verilmeyecek hesabımız yok" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’na 20 yıl başkanlık yapmış bir kişinin, görev süresi bitmesine rağmen oda üzerinde algı oluşturmaya çalışmasını kamuoyunun ve esnafın takdirine bıraktığını belirten Özkan, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Ben Erkan Özkan olarak ve yönetim kurulu arkadaşlarım olarak, esnafımıza hizmet vermekle mükellefiz ve genel kurula kadar da bu sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz. Kimseye verilmeyecek hesabımız yok; esnafımız kadirşinastır ve hakkı olana hakkını verecek. Sonuç olarak, söz konusu şahsın mevcut şartlarda aday olma ihtimali yok. Bu bir algı operasyonu ve farklı sorunlarını örtbas etmek için oda genel kurulunu kullanmakta. Tüm esnafımızı bu konuda uyanık ve dikkatli olmaya çağırıyorum."
İzmir’de polis merkezine saldırı soruşturmasında yeni gelişme
18 Kasım 2025 Salı - 10:56 İzmir’de polis merkezine saldırı soruşturmasında yeni gelişme İzmir’de 3 polisin şehit olduğu Balçova Salih İşgören Polis Merkezine yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Ebu Hanzala kod isimli Halis Bayancuk, Ebu Haris kod isimli Haris Karadağ, Ebu Ubeyde kod isimli İlyas Aydın hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerden, Halis Bayancuk ve Haris Karadağ gözaltına alınırken, İlyas Aydın’ın yurt dışında olduğu tespit edildi. 8 Eylül Pazartesi günü sabah saat 08.30 sıralarında gerçekleşen olayda, Balçova Salih İşgören Polis Merkezine 16 yaşındaki E.B. tarafından pompalı tüfekle ateş açıldı. Nöbet kulübesi yakınında bulunan polis memuru Hasan Akın, Murat Dağlı ve Ömer Amilağ’ın vücuduna saçmalar isabet ederken, saldırgan kaçmaya başladı. Silah sesini duyan ve polis merkezinin üstünde bulunan lojmanda kaldığı öğrenilen 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir, silahını alarak aşağı indi. Kısa sürede aynı sokakta polis ekiplerince kıstırılan saldırganla polis arasında çıkan çatışmada, Muhsin Aydemir ve sivil bir vatandaş yaralandı. Saldırgan da polis ekiplerince bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi ve gözaltına alındı. Olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi yönlendirilirken, sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ve Polis Memuru Hasan Akın’ın şehit olduğu belirlendi. Saldırıda yaralanan Polis Memuru Ömer Amilağ ise saldırıdan 23 gün sonra şehit düştü. Murat Dağlı ile sokaktaki bir vatandaş ise tedavilerinin ardından taburcu oldu. Soruşturma kapsamında saldırgan E.B, annesi A.B. ve babası N.B, ’terör amaçlı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme’, ’silahlı terör örgütüne üye olma’, ’anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ dahil toplam 12 suçtan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Şüphelilerden M.A, K.N, C.T, F.S.A, M.E. ve B.Y ise ’silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan tutuklama talebiyle, T.Y. ve F.Ç’nin de aynı suçtan adli kontrol şartı talebiyle mahkemeye sevkleri yapıldı. Saldırgan, babası N.B. ile M.A, K.N, C.T, F.S.A. ve M.E. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, saldırganın annesi A.B ile T.Y, B.Y ve F.Ç. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ebu Hanzala, Ebu Haris ve Ebu Ubeyde gözaltında Soruşturma çerçevesinde ’Ebu Hanzala’ kod adlı Halis Bayancuk, ’Ebu Haris’ kod adlı Haris Karadağ ve ’Ebu Ubeyde’ kod adlı İlyas Aydın hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince 18 Kasım sabahı gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda; Halis Bayancuk İstanbul’da, Haris Karadağ ise İzmir’de yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerden İlyas Aydın’ın yurtdışında bulunduğunun değerlendirildiği öğrenildi. Gözaltına alınan şüphelilerin, saldırıyı gerçekleştiren 16 yaşındaki E.B. ile bağlantılarının araştırıldığı, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin sürdüğü bildirildi.
Gümüşçü cinayeti sanığına müebbet hapis
18 Kasım 2025 Salı - 10:14 Gümüşçü cinayeti sanığına müebbet hapis İzmir’de gümüşçü esnafı Hasan Çınar’ı pompalı tüfekle öldüren B.T., yargılandığı davada kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Maktulün avukatı Kenan Demirezen, sanığın kız arkadaşının da tanık olarak dinlendiğini belirterek, mahkemedeki ifadesinde maktulün kendisine yönelik herhangi bir sarkıntılıkta bulunmadığını, onu işinde gücünde biri olarak tanıdığını söyledi. Olay, 8 Temmuz 2024 tarihinde Buca ilçesi Şirinyer Mahallesi Menderes Caddesi’nde meydana gelmişti. Edinilen bilgiye göre, gümüşçü esnafı Hasan Çınar (45), iş yerine kız arkadaşıyla birlikte gelen B.T.’nin (30) pompalı tüfekli saldırısına uğradı. Saldırının ardından çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Saldırıda ağır yaralanan esnaf Hasan Çınar, ambulans ile Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Talihsiz adam hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay yerinden kaçan B.T., polis ekipleri tarafından suç aletiyle birlikte cinayeti işlediği dükkanın yakınlarında yakalanmıştı. Çınar’ın cenazesi, İzmir Adli Tıp Kurumu morgundaki otopsi işlemlerinin ardından Bornova’da bulunan Işıkkent Çarşı Camisi’ne getirildi. Namazın ardından Çınar’ın cenazesi, götürüldüğü Işıkkent Mezarlığı’na defnedildi. Müebbet hapis Gümüşçü esnafı Hasan Çınar’ın ölümüyle ilgili görülen davada, 23 Ekim’de beşinci duruşma yapıldı. Duruşmada hakim karşısına çıkan sanık B.T. hakkında karar açıklandı. Mahkeme, sanığın Hasan Çınar’a yönelik eylemini bir bütün halinde değerlendirdiğinde, fiilin kasten öldürme suçunu oluşturduğunu belirledi. Bu kapsamda, B.T. sabit bulunan eylemine uyan TCK 81/1 maddesi gereğince müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Sanığın akıl sağlığı yerinde Maktulün avukatı Kenan Demirezen, davayla ilgili açıklamalarda bulunarak, "Gümüşçü olarak faaliyet gösteren Hasan Çınar, aynı bölgede esnaflık yapan ve kuyumcu tamiri işiyle uğraşan bir kişi tarafından pompalı silahla ateş edilerek öldürüldü. Sosyal medya ve bazı ulusal basında olayın başlangıçta sanığın kız arkadaşına yönelik bir sarkıntılık nedeniyle gerçekleştiği yönünde haberler yer alsa da, yargılama sürecinde bunun doğru olmadığı ortaya çıktı. Yargılama boyunca sanığın uyuşturucu madde kullandığı, bu konuda sabıkasının bulunduğu ve akıl sağlığının yerinde olmadığı yönünde iddialar bulunduğu görülmüş; ancak adli tıp raporunda akıl sağlığının yerinde olduğu tespit edildi. Maktulün sanığın kız arkadaşına yönelik herhangi bir sarkıntılık eylemi olmadığı, aksine çevredeki esnaflarla birlikte sanığı uyuşturucu bağımlılığından ve kötü alışkanlıklarından kurtarmak amacıyla iyi niyetle telkinlerde bulunduğu belirlendi. Tanık beyanları da bu yönde olup iddiaları destekledi" sözlerini kullandı. İndirimsiz müebbet hapis cezası İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın beşinci duruşmasında kararın çıktığını aktaran Demirezen, "Yargılama sonucunda mahkeme, sanığa hiçbir indirim uygulanmadan müebbet hapis cezası verdi. Ayrıca olay sırasında orada bulunan sanığın kız arkadaşı da tanık olarak dinlenmiş ve hem savcılıktaki hem mahkemedeki ifadelerinde maktulün kendisine yönelik herhangi bir sarkıntılıkta bulunmadığını, onu kendi işinde gücünde, efendi bir insan olarak tanıdığını belirtti. Böylece sarkıntılık iddiası tamamen çürütüldü. Yerel mahkemenin hiçbir indirim uygulamadan verdiği bu karar, maktul Hasan Çınar’ın ailesinin adalete olan inancını güçlendirdi. Süreç istinaf mahkemesinde devam edecek olsa da, adaletin yerini bulduğunu düşünüyor ve benzer eylemlerin de hiçbir indirim yapılmadan cezalandırılması temennisinde bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.
Gümüşçü cinayeti sanığına müebbet hapis
18 Kasım 2025 Salı - 10:12 Gümüşçü cinayeti sanığına müebbet hapis İzmir’de gümüşçü esnafı Hasan Çınar’ı pompalı tüfekle öldüren B.T., yargılandığı davada kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Maktulün avukatı Kenan Demirezen, sanığın kız arkadaşının da tanık olarak dinlendiğini belirterek, mahkemedeki ifadesinde maktulün kendisine yönelik herhangi bir sarkıntılıkta bulunmadığını, onu işinde gücünde biri olarak tanıdığını söyledi. Olay, 8 Temmuz 2024 tarihinde Buca ilçesi Şirinyer Mahallesi Menderes Caddesi’nde meydana gelmişti. Edinilen bilgiye göre, gümüşçü esnafı Hasan Çınar (45), iş yerine kız arkadaşıyla birlikte gelen B.T.’nin (30) pompalı tüfekli saldırısına uğradı. Saldırının ardından çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Saldırıda ağır yaralanan esnaf Hasan Çınar, ambulans ile Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Talihsiz adam hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay yerinden kaçan B.T., polis ekipleri tarafından suç aletiyle birlikte cinayeti işlediği dükkanın yakınlarında yakalanmıştı. Çınar’ın cenazesi, İzmir Adli Tıp Kurumu morgundaki otopsi işlemlerinin ardından Bornova’da bulunan Işıkkent Çarşı Camii’ne getirildi. Namazın ardından Çınar’ın cenazesi, götürüldüğü Işıkkent Mezarlığı’na defnedildi. Müebbet hapis Gümüşçü esnafı Hasan Çınar’ın ölümüyle ilgili görülen davada, 23 Ekim’de beşinci duruşma yapıldı. Duruşmada hakim karşısına çıkan sanık B.T. hakkında karar açıklandı. Mahkeme, sanığın Hasan Çınar’a yönelik eylemini bir bütün halinde değerlendirdiğinde, fiilin kasten öldürme suçunu oluşturduğunu belirledi. Bu kapsamda, B.T. sabit bulunan eylemine uyan TCK 81/1 maddesi gereğince müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Sanığın akıl sağlığı yerinde Maktulün avukatı Kenan Demirezen, davayla ilgili açıklamalarda bulunarak, "Gümüşçü olarak faaliyet gösteren Hasan Çınar, aynı bölgede esnaflık yapan ve kuyumcu tamiri işiyle uğraşan bir kişi tarafından pompalı silahla ateş edilerek öldürüldü. Sosyal medya ve bazı ulusal basında olayın başlangıçta sanığın kız arkadaşına yönelik bir sarkıntılık nedeniyle gerçekleştiği yönünde haberler yer alsa da, yargılama sürecinde bunun doğru olmadığı ortaya çıktı. Yargılama boyunca sanığın uyuşturucu madde kullandığı, bu konuda sabıkasının bulunduğu ve akıl sağlığının yerinde olmadığı yönünde iddialar bulunduğu görülmüş; ancak adli tıp raporunda akıl sağlığının yerinde olduğu tespit edildi. Maktulün sanığın kız arkadaşına yönelik herhangi bir sarkıntılık eylemi olmadığı, aksine çevredeki esnaflarla birlikte sanığı uyuşturucu bağımlılığından ve kötü alışkanlıklarından kurtarmak amacıyla iyi niyetle telkinlerde bulunduğu belirlendi. Tanık beyanları da bu yönde olup iddiaları destekledi" sözlerini kullandı. İndirimsiz müebbet hapis cezası İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın beşinci duruşmasında kararın çıktığını aktaran Demirezen, "Yargılama sonucunda mahkeme, sanığa hiçbir indirim uygulanmadan müebbet hapis cezası verdi. Ayrıca olay sırasında orada bulunan sanığın kız arkadaşı da tanık olarak dinlenmiş ve hem savcılıktaki hem mahkemedeki ifadelerinde maktulün kendisine yönelik herhangi bir sarkıntılıkta bulunmadığını, onu kendi işinde gücünde, efendi bir insan olarak tanıdığını belirtti. Böylece sarkıntılık iddiası tamamen çürütüldü. Yerel mahkemenin hiçbir indirim uygulamadan verdiği bu karar, maktul Hasan Çınar’ın ailesinin adalete olan inancını güçlendirdi. Süreç istinaf mahkemesinde devam edecek olsa da, adaletin yerini bulduğunu düşünüyor ve benzer eylemlerin de hiçbir indirim yapılmadan cezalandırılması temennisinde bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.
Yaşar Üniversitesi’nden yeni nesil eğitim binası
18 Kasım 2025 Salı - 09:33 Yaşar Üniversitesi’nden yeni nesil eğitim binası Yaşar Üniversitesi’nin 10 katlı yeni eğitim binası; enerji verimliliği, akıllı sistemleri ve yenilikçi öğrenme teknolojileriyle geleceğin kampüs yaşamına yön veriyor. Yaşar Üniversitesi’nin sürdürülebilir gelecek için yürüttüğü yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında inşa edilen 10 katlı yeni eğitim binası düzenlenen törenle hizmete açıldı. Selçuk Yaşar Kampüsü’nde düzenlenen törene Bornova Kaymakamı Muzaffer Şahiner, Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı Başkanı ve Yaşar Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili İdil Yiğitbaşı, Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, Yaşar Holding Yönetim Kurulu Üyesi - İcra Başkanı Mehmet Aktaş, Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyesi Hikmet Altan, Romanya Başkonsolosu Lilian Zamfırou, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, KOSGEB İzmir Müdürü Levent Aslan, Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Eski Üyesi Selahattin Karakaş, akademisyenler, çalışanlar ve öğrenciler katıldı. Törende iş dünyası, kamu yöneticileri, eğitim, medya dünyası, akademisyenler ve öğrencilerle duygularını ve düşüncelerini paylaşan Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, yeni eğitim binasının çevreye duyarlı, enerji verimliliği yüksek, yeşil ve akıllı yaşam alanı olarak hayata geçirildiğini söyledi. Ahmet Yiğitbaşı sözlerini şöyle sürdürdü: "Binamızın çatısında yer alan güneş panelleriyle enerji ihtiyacının bir kısmını temiz ve yenilenebilir kaynaklardan karşılıyoruz. Aynı zamanda, yağmur suları binanın altındaki özel bir sarnıçta toplanarak, kampüsümüzün yeşil dokusuna hayat veriyor. Peyzaj tasarımında ise yeşil bina kriterleri gözetilerek düşük su ihtiyaçlı bitkiler tercih edildi. Bu sayede, yeni eğitim binamız LEED Yeşil Enerji Sertifikası almaya aday örnek bir yapı niteliği taşıyor." Akıllı bina yönetim sistemi Yeni binanın ‘Akıllı Bina Yönetim Sistemine’ de sahip olduğunu belirten Ahmet Yiğitbaşı, konuşmasına şunları da vurguladı: "Binamızda ısıtma, soğutma, havalandırma, aydınlatma ve enerji tüketimleri merkezi olarak izlenip yönetiliyor. Isıtma ve soğutma sistemleri, mekânlardaki doluluk oranına göre; havalandırma sistemleri ise karbondioksit miktarına göre otomatik olarak ayarlanarak enerji kullanımını optimize ediyor. Akıllı jeneratör ve varlık sensörleri gibi teknolojiler sayesinde gereksiz enerji tüketimi de önleniyor. Tüm bu çevreci özellikler sayesinde, binamız enerji verimliliğini en üst seviyede tutarken çalışma ve araştırma ortamının verimliliğine olumlu katkılar sağlayarak üniversitemizin akademik niteliğini destekleyecek.’’ İleri teknoloji eğitim ortamı Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller ise yeni eğitim binasının öğrencilerin öğrenme deneyimini zenginleştirmeyi ve farklı disiplinler arasında güçlü bir etkileşim ortamı oluşturmayı hedeflediğini belirterek şöyle konuştu: "Sınıflarımızdaki yeni nesil akıllı tahtalarla akademisyenler; NFC kartlarını kullanarak hızla oturum açabilir, bulut depolarına anında erişebilir ve bilgisayar zorunluluğu olmadan derslerini verimli şekilde işleyebilirler. Öğrenciler ise kendi mobil cihazlarıyla derse aktif katılım sağlayarak anlık etkileşim kurabilmektedir. Öğretim üyelerimiz, akıllı tahta uygulamasına diledikleri zaman erişip içeriklerini uzaktan hazırlayabilir. Ders sonunda tüm içeriğin QR kodla anında öğrencilere ulaştırılması ise öğrenme sürekliliğini doğrudan desteklemektedir. Binanın her katı bilgi, üretim, tasarım, yaratıcılık ve paylaşım ruhuyla dolup taşacak. Öğrencilerimiz burada derslerin ötesine geçerek fikirlerini tartışacak, araştırmalarını uygulamaya dönüştürecek ve birlikte üretecekler. Yeni binamızın, üniversitemizin araştırma kapasitesine, yenilikçi projelerine ve sürdürülebilirlik hedeflerine de güçlü katkılar sağlayacak."
Her beş kadından biri bu nedenle ameliyat oluyor
18 Kasım 2025 Salı - 09:27 Her beş kadından biri bu nedenle ameliyat oluyor Prof. Dr. İsmail Mete İtil, rahim sarkması ve buna bağlı gelişen idrar kaçırma, dışkılama zorluğu, aşağı doğru basınç hissi, idrar yapmada güçlük gibi sorunların hem dünyada hem de Türkiye’de artış gösterdiğine dikkat çekti. 80 yaşına kadar her beş kadından birinin bu tür sorunlar nedeniyle ameliyat geçirdiğini belirten Prof. Dr. İtil, "Bu ameliyatlarda anatomik düzelme sağlanıyor, yaşam kalitesi artıyor, tekrar operasyon gereksinimi azalıyor." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Başkanı olarak göreve başlayan Prof. Dr. İtil, kadınların en önemli jinekolojik sorunlarından biri olan rahim sarkması ve tedavisi konusunda bilgi verdi. Rahim sarkmasının, pelvik taban kaslarının zayıflamasıyla rahmin vajinaya doğru kaymasından kaynaklandığını belirten Prof. Dr. İtil, bu duruma hamilelik, doğum, yaşlanma, hormonal değişiklikler ve kronik zorlanmaların yol açabileceğini söyledi. Rahim sarkması ve buna bağlı olarak idrar kaçırmadan dışkılama zorluğuna, idrar yapmada güçlüğe kadar çeşitli sorunların gelişebileceğini vurgulayan İtil, bu sorunlarda artış görüldüğünü ifade etti. Her 5 kadından birinin 80 yaşına gelinceye kadar bu tür sorunlar nedeniyle ameliyat masasına yattığını belirten İtil, hafif sarkmaların ameliyatsız düzelebileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. İtil, hafif sarkmalarda egzersizler ve yaşam tarzı değişikliklerinin yeterli olabileceğini, ileri dereceli sarkmaların cerrahi müdahale gerektirebileceğini kaydetti. İtil, rahim sarkması tedavisinde vajinal yolla yapılan ameliyatların son yıllarda ön plana çıktığını vurgulayarak, bu yöntemin hem yüksek başarı oranı hem de hasta konforu açısından önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Yaşam Kalitesini artırıyor Vajinal yolla yapılan ameliyatların anatomik düzelme sağladığını belirten Prof. Dr.İtil, "Bu ameliyatlarda anatomik düzelme sağlanıyor, yaşam kalitesi artıyor, tekrar operasyon gereksinimi azalıyor. Ayrıca sarkmaya bağlı idrar, barsak ve cinsel fonksiyon bozuklukları da düzeliyor" diye konuştu. Bu ameliyatlarda cerrahi zorluğun ve komplikasyon olasılığının da düşük olduğunu ifade eden Prof. Dr. İtil sözlerini şöyle tamamladı: "Vajinal yolla yapılan bu ameliyatlarda karın bölgesine herhangi bir kesi yapılmadığını belirten Prof. Dr. İtil, "Operasyon tamamen vajinal yoldan gerçekleştiriliyor. Hastalar genellikle bir gün içinde taburcu ediliyor. Ağrının azlığı, karında iz olmaması ve kısa sürede normal hayata dönüş bu yöntemin en önemli avantajları arasında. Ayrıca rahmin alınmasını gerektiren durumlarda da vajinal yoldan ameliyat yapılabiliyor. İdrar kaçırma şikayeti bulunan hastalarda, aynı seansta askı ameliyatları da uygulanabiliyor."