SAĞLIK - 18 Kasım 2025 Salı 11:20

Alzheimer zor bir süreç; anılar silinirken ‘gerçek’ her zaman gerekli mi?

A
A
A
Alzheimer zor bir süreç; anılar silinirken ‘gerçek’ her zaman gerekli mi?

Alzheimer’ın hem hasta hem de bakım veren için zor bir süreç olduğunu aktaran Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Hasan Armağan Uysal, süreci kolaylaştıracak davranışsal yöntemler hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Alzheimer hastalığı sadece bir bellek hastalığı değil, aynı zamanda davranışsal ve duygusal bir süreçtir. Bu süreçte hem hasta hem de bakım veren büyük bir sınavdan geçer. Doğru iletişim, sabır, duygusal anlayış ve gerektiğinde küçük ‘pembe yalanlar’ bu süreci daha insancıl ve yönetilebilir hale getirir. Hastanın anıları silinirken, bakım verenin gerçeği anlatmaya çalışması hem süreci zorlaştırır hem de hastaya iyi gelmeyebilir" dedi.


Alzheimer hastalarına bakım verenler için hayat görüldüğü kadar kolay olmayabiliyor. Söz konusu durumda hastanın ilaç ve tedavi sürecinin yanında bir de bakım verenlerin dikkat etmesi gereken davranışsal durumlar olduğuna dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, ‘Alzheimer Hastalığında Davranışsal Sorunlar ve Yaklaşım Yöntemleri’ hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Alzheimer hastalığının ne olduğu, tanı ve tedavi yöntemleri zaten biliniyor; ancak henüz tam anlamıyla tedavi edilebilen bir hastalık değil. Alzheimer hastalığını tamamen durduran ya da iyileştiren bir ilaç henüz bulunmamaktadır; mevcut ilaçlar yalnızca semptomların ilerlemesini yavaşlatmayı amaçlar. Burada önemli olan, bu süreçte hastalara davranışsal olarak nasıl yaklaşılması gerektiğidir. Bu konuda uzun zamandır düşünüyorum. Çünkü ortada gerçekten büyük bir sorun var. Hastalar yüksek dozda ilaçlar kullanmalarına rağmen sorunlar devam ediyor. O halde ne yapılmalı? Bilgi paylaşımı, doğru davranış modelleri geliştirme ve bu modellerle hastadaki olumsuz davranışları azaltma. Hastaneye sadece son bir ayda başvuran hastalarda 73 farklı davranışsal sorun tespit edildi. Ancak başta hasta yakınlarının en çok şikayet ettiği 8 ana başlık altında toplanan davranışsal problemin çözümüne odaklanmak doğru olacaktır" açıklamasını yaptı.



Deponuz ne kadar güçlüyse hastalık o kadar hafif geçer


Alzheimer hastalığında bilişsel depo kavramı hakkında önemli açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Alzheimer’ın risk faktörlerine bakıldığında, en başta düşük eğitim düzeyinin etkili olduğu görülüyor. Burada "bilişsel depo (cognitive reserve)" kavramı çok önemli. Her insan doğduktan sonra öğrendikleri, okudukları, sosyal ilişkileri, yaptığı işler sayesinde zihinsel bir kütüphane oluşturur. Bu kütüphane beynin deposudur. Örneğin 70 yaşında iki Alzheimer hastası düşünün: Biri iyi eğitim görmüş, sosyal ilişkileri güçlü, sağlıklı yaşam alışkanlıklarına sahip. Diğeri ise bu fırsatlara sahip olamamış. Bu iki hastanın klinikteki belirtileri arasında 1’e 10 fark olabilir. Çünkü birinin zihinsel deposu dolu, diğerininki boş. Bu nedenle bilişsel rezervin güçlü olması, hastalığın seyrini hafifletebiliyor" sözlerini kaydetti.



Hastaya tek başınıza bakmayın


Bakım verenlerin en çok yaptığı hatalardan birinin de hastaya tek başına bakmaya çalışmak olduğunu belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bakım verenin yükünü hafifletmek için en mantıklı yöntemin ‘Kaşık Teoremi’ olduğunu söyledi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Bakım verenler açısından da çok önemli bir durum var. Buna "kaşık teoremi" deniliyor. Bakım veren, her gün kendi enerjisinden bir "kaşık" kadarını hastaya verir. Eğer tüm kaşıklarını aynı anda tüketirse, sonunda hem hasta hem de bakım veren tükenir. Bu nedenle bakım verenin kendine zaman ayırması, yükünü paylaşması çok önemlidir. Bunu yapacak kimse yoksa bir dernek ya da destek grubu bile bu rolü üstlenebilir" dedi.



Davranış nedenleri tek bir nedenden kaynaklanmaz


Alzheimer hastalarında görülen davranışsal problemlerin kaynağına odaklanan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu problemlerin tek bir nedenden kaynaklanmadığının altını çizdi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "2015’te Tales isimli bir bilim insanı bu durumu bir üçgen modeliyle açıklamıştır. Bu üçgende hasta, bakım veren ve çevre yer alır. Üçgenin dengesi bozulduğunda davranışsal sorunlar ortaya çıkar. Açlık, susuzluk, ağrı, işitme veya görme kaybı gibi temel ihtiyaçların karşılanmaması; bakım verenin stres, suçluluk, tükenmişlik yaşaması; veya hastayla iletişim eksikliği davranışları olumsuz etkiler. Hastalar çoğu zaman çevrelerini doğru algılayamazlar. Soğuk bir ortamda sıcaklayabilir, sıcak bir yerde üşüyebilirler. Bu nedenle çevrenin hastaya uygun hale getirilmesi çok önemlidir" mesajını verdi.



Alzheimer hastası aslında ne demek istiyor?


Alzheimer hastalarında en sık görülen ve sorunların çıkmasına neden olan talepleri ele alan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, birinci sırada ‘Eve gitmek istiyorum’ durumunu ele aldı. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Bu durumla çok sık karşılaşırız. Hasta kendi evindedir ama "Eve gitmek istiyorum" der. Bu noktada "Burası zaten senin evin" demek işe yaramaz. Bunun yerine şöyle bir yaklaşım gösterebilirsiniz: "Eve mi gitmek istiyorsun? Tamam, senin evin nasıldı, nerede yaşardın?" Böylece konuyu başka bir yöne çekmiş olursunuz. Sonrasında bir nesneye ya da hatıraya yönlendirmek etkili olur: "Senin yatak odanda bir çekmece vardı, içinde sevdiğin bir fotoğraf Gel, onu birlikte bulalım." Aslında "eve gitmek istiyorum" ifadesinin altında aidiyet, güven ve huzur arayışı vardır. Hasta eskiye dönmek, sevdiklerini hatırlamak ister. Bu durumda "pembe yalanlar" kullanılabilir. Örneğin: "Evet, burası senin evin değil haklısın. Ama bu akşam yalnız kalmak istemiyorum, birlikte kalabilir miyiz?"Bu tür duygusal, sıcak yaklaşımlar hastayı sakinleştirir" diye konuştu. Öte yandan Alzheimer hastalarında görülen halisünasyon, delüzyon ve konfabulasyon durumlarına da ışık tutan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Halisünasyon: Hasta olmayan bir şeyi görür veya duyar. "Buradan bir çocuk geçti." der. Bu durumda "Evet, ben de gördüm, gel bakalım nerede?" diyebilirsiniz. Hasta gidip baktığında "Gitmiş galiba" cevabı durumu yumuşatır. Delüzyon: Hasta olmayan olaylara inanır. Bu durumda karşı çıkmak yerine, olayı yumuşatarak sonlandırın. Konfabulasyon: Hasta hatırlayamadığı bir anıyı kendi uydurur. Yanlış olduğunu bilseniz bile düzeltmeyin; bırakın kendi anlatısını tamamlasın. Bu yaklaşımlar, hastada korku, utanç ve öfke duygularını önler ve bağı koparmadan iletişimi sürdürmenizi sağlar" açıklamasını yaptı.


Alzheimer hastalarının genellikle aynı soruyu tekrar tekrar sorduğunu hatırlatan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu soruların tekrarlanmasındaki nedenin hastanın aslında ‘Güvende miyim?’ sorusuna cevap araması olduğunu belirtti. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Bakış açınızı değiştirirseniz, bu tekrarı kişisel algılamazsınız. Hasta çevreden uyarı almazsa, izole olursa bu tekrarlar artar. Uğraşacağı, ilgileneceği bir şey olduğunda bu davranışlar azalır" mesajını verdi.



Hastalara görev verin, oyun oynayın


Alzheimer hastalarının çoğu zaman susuz kaldığını fark edemediğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Çünkü su içmek karmaşık bir süreçtir: uygun bardağı bulmak, suyu doldurmak, içmek, bardağı yerine koymak Hastalar bu zinciri tamamlayamaz. Bunu aşmak için; Suyu kişiselleştirilmiş bir bardakta sunabilirsiniz. "Bak sana ne getirdim, bu sefer çay değil, suymuş" gibi ifadeler kullanabilirsiniz. "Bir tadına bak bakalım, nasılmış?" diyerek teşvik edebilirsiniz" dedi. Ayrıca hastalara günlük rutinler oluşturmanın çok önemli olduğunu aktaran Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu durumun hastayı apati durumundan çıkararak daha günlük hayatta yer almasını sağlayacağını aktardı. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, yemek yemeği reddetme durumları için de önerilerde bulunarak, "Hastalar bazen yemek yemek istemez, tabağı fırlatabilir. Bunun nedeni tat ve koku duyusunun bozulması, çatal-kaşığın işlevini unutma veya zehirlenme korkusudur. Bu noktada sofrayı sadeleştirin, her gün aynı saatte yemek yiyin ve birlikte yemek yiyin" dedi. Hastaların kıyafet değiştirmeye direnç göstermesini ve de gece uyanarak dolaşmaları durumlarına da ışık tutan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Hastalar bazen üzerlerini değiştirmek istemezler. Bunun nedeni mahremiyet isteği ya da "teslimiyet hissidir." Çözüm için odayı uygun ısıda ve aydınlıkta tutun. Giysileri sadeleştirin (bir pantolon, bir gömlek, bir çorap). Üzerine etiket koyarak ("gömlek", "çorap") kolaylaştırın. Gece uyanmaları ve dolaşmaları hakkında da şu önlemleri alabilirsiniz. Alzheimer hastalığından dolayı hastaların beynindeki küçülmeye bağlı sirkadiyen ritim bozukluğu olur. Bu da hastalarda gece-gündür dengesini karıştırır. O nedenle Alzheimer hastalarını gündüz aktif olabilmelerini sağlamanızda fayda var. Öte yandan akşam saatlerinde loş ışık ve sakin bir ortam oluşturun. Yanında güvendiği biri olduğunda daha az huzursuz olur" ifadelerini kaydetti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Thorsten Fink: "Kazanmak istedik ama başaramadık" SAMSUN (İHA) – Samsunspor Teknik Direktörü Thorsten Fink, Gaziantep FK karşısında galip gelmek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını ancak, başaramadıklarını söyledi. Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Samsunspor, konuk ettiği Gaziantep FK ile golsüz berabere kaldı. Samsunspor Teknik Direktörü Thorsten Fink, müsabakanınh ardından düzenlenen basın toplantısında karşılaşmayı değerlendirdi. Maçtan galibiyetle ayrılmak için son ana kadar mücadele ettiklerinin altını çizen Fink, "Topa sahip olan taraftık. Kaliteli bir şekilde topa sahip olmak iyiydi. 5 farklı isim ve farklı bir sistemle oynadık. Buna rağmen iyiydik. Karşılaşmayı kazanmak istedik ama bunu yapamadık. Sadece sonuca odaklanmak hata olur. Gelişimimiz gayet iyi. Son 4 maçtan gol yemeden ayrıldık. Ne yazık ki gol bulamadık. Takım çok arzulu oynadı. Taraftarımız karşılaşmayı izlemekten keyif almıştır. Perşembe günü oynanacak karşılaşmayı dört gözle bekliyoruz. Assoumo ve Celil’in sakatlık durumuna gelecek sonuçlara göre bakacağız. Umarım önemli bir durumları yoktur" dedi. 3 maçtır farklı dizilişlerle oynamasının sorulması üzerine açıklamalarda bulunan Thorsten Fink, "Oyun kurulumu eskiyle aynıydı. 3 stoperle oynadık. Genel sistemim 4-3-3 veya 4-2-3-2 şeklinde ama oyun kuruluma ve baskı şeklimiz farklı olabilir. Bugün 3’lü stoperli bir oyun kurulumu oynadık. Deplasmanda büyük takımlara karşı maçlar oynayacağız. Farklı sistemlere alışık olmak da önemli. Küçük detaylarda değişiklikler yaptık. Genel anlamda takımdan memnunum" yanıtını verdi. Kadroya giremeyen Olivier Ntcham, Zeki Yavru ve İrfan Can Eğribayat’ın yanı sıra diğer sakatlıkların son durumu hakkında bilgi veren Fink, "Ntcham’ın kas ağrısı var. Ondan kadroda yoktu. İrfan Can Eğribayat karın ağrısı nedeniyle kadroya giremedi. Zeki’nin de dizinde ağrı var. O yüzden kadroya girmediler. Diğer sakat oyuncularımız da umarım çabuk iyileşir ve kadromuza katılır. Topa sahip olma ve pres oyunumuz benim olmazsa olmazımız. Hangi sistemde oynarsak oynayalım sistem kadrodaki oyunculara göre şekilleniyor. Sistem değişikliği rakibe göre değişir" şeklinde konuştu. Ligde en çok berabere kalan takım olmaları hakkındaki soruyu cevaplandıran Fink, ayrıca şunları söyledi: "Bu hafta Avrupa’da 4-0 galip geldik. Kendi evimizde galip gelmeye başladık. Ligde de en kısa sürede galip gelemyi istiyoruz. Sakat oyuncular aramıza katıldıkça daha fazla galibiyet alacağız. Tanguy Coulibaly, Emre Kılınç, Afonso Sousa gibi sakat isimler aramıza katıldıkça daha fazla galibiyet alacağımızı düşünüyorum. Takım halinde gösterilen gelişimden ötürü mutluyum."
Sakarya Sakaryaspor - Sarıyer maçının ardından Trendyol 1. Lig 28. haftasında oynanan Sakaryaspor-Sarıyer maçının ardından teknik direktörler açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig 28. haftasında Sakaryaspor sahasında Sarıyer ile golsüz berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı, rakiplerin puan kaybettiği haftada fırsat teptiklerini ifade ederken; Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin ise, puan farkını korudukları için memnun olduklarını dile getirdi. "Üretkenlik anlamında etkili olamadık" Kazanmaları gereken bir maçtan beraberlikle ayrıldıkları için üzgün olduğunu belirten Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı, "Böylesine muhteşem bir ambiyansta, rakiplerimizin de kaybettiği bir haftada kazanmak adına aslında bir fırsattı. Maça coşkulu başladık, oyun ve top bizde gibi duruyordu ama gerçekçi olmak lazım; ön tarafta çok üretken olamadık. Baskılı oynadığımız son 20 dakikayı 90 dakika boyunca göstermeliydik. Oyuncularım ciddi bir mücadele verdi ama skor anlamında etkili olamadık. İşimiz zorlaştı ancak son maça kadar bu şehir için gereken mücadeleyi vereceğiz" dedi. "Küme düşme barajı 42-45 puan arası olur" Ligde kalma barajı hakkındaki bir soruyu da yanıtlayan Dalcı, "42 ile 45 arasında küme düşme barajının olacağını düşünüyorum. Alttaki takımların birbiriyle oynayacağı maçlar bu durumu biraz daha etkileyebilir. İki puan eksik ya da fazla olabilir" diye konuştu. "Puan farkını korumuş olduk" Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin ise hafta boyu çalıştıkları stratejinin sahaya yansıdığını belirterek, "Oyuncularımız hafta boyunca çalıştığımız şeyleri harfiyen yerine getirdiler. Sakaryaspor adına bir final maçıydı, bunun bilincindeydik. Doğru durup pozisyon alarak gol yememeyi hedefledik. Tek eksiğimiz, topu kazandığımızda rakip arkasına sarkamamaktı. Bu pozisyonları yakaladık ama değerlendiremedik. Önemli bir maçtı, mağlup olmayarak puan farkını korumuş olduk. Bir puan bile bizim için önemli" şeklinde konuştu.
Diyarbakır Diyarbakır’da ‘Uçan Köfteci’ filminin galası yapıldı Tamamı Diyarbakır’da çekilen ve yerel hikayeleri evrensel bir dille anlatan Uçan Köfteci filminin galası büyük ilgi gördü. Ceylan Karavil Park AVM’nin kültür ve sanatı destekleyen çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda çekimleri Diyarbakır’da yapılan "Uçan Köfteci’ filminin galası gerçekleşti. 2021 yılında başlanan çekimlerin kentin tarihi dokusunda yaklaşık 4 ay sürdüğü filmin galası, kentin sanatseverlerini bir araya getirdi. Yoğun ilgi gören gece, adeta bir kültür şölenine dönüştü. Filmin yapımcılığını Rez Film adına Azat Yeşilbaş, yönetmenliğini ise ödüllü yönetmen Rezan Yeşilbaş üstlendi. Yönetmen Rezan Yeşilbaş, Diyarbakır’da çekilen ve bir Diyarbakır hikayesini anlatan senaryoyu gerçek bir karakterden etkilenerek kaleme aldığını söyledi. Yeşilbaş, "Ne yazık ki 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden Kadir Arslan’dan ilham alarak senaryoyu yazdım ve filmi çektim. Filmi hem burada çektiğimiz hem de hikayesi Diyarbakır’a ait olduğu için galasını da burada yapmak istedik. Ekibimizle birlikte Diyarbakır’dayız. Kıymetli misafirlerimiz burada ve filmi ilk kez izleyecekler. Film, 6 Mart’ta tüm Türkiye’de vizyona girecek. İnsanların sinemalara gidip bu keyifli hikayeyi izlemelerini çok isterim. Katılım da oldukça iyi. Diyarbakır’daki insanlara mümkün olduğunca davet gönderdik, gelebilenler geldi. Şu an gördüğüm kadarıyla oldukça kalabalık bir seyirci kitlesi var’’ dedi. Oyuncu Nazmi Kırık ise, çok mutlu olduğunu söyledi. Kırık, "Gerçekten bu filmi Diyarbakır’da çekip, Diyarbakır seyircisiyle buluşturmak benim için büyük bir gurur. Hayatımın en güzel gecesi olduğunu düşünüyorum. İnanıyorum ki bundan sonra da burada çok daha fazla film çekeceğiz. Biliyorsunuz Kadir Aslan’ı depremde kaybettik. Galeria Sitesi’nde kendisini ve ailesini kaybetmiştik. Bu yüzden bugün benim için duygular biraz karmaşık; bir yandan mutluluk, bir yandan da derin bir hüzün var" diye konuştu. Ceylan Karavil Park Yönetim Kurulu Başkanı Abdülhalim Karavil, AVM’lerinin Diyarbakır’a mal olmuş bir AVM, bir aile olduğunu söyledi. Karavil, "Ceylan Karavil ailesi olarak Diyarbakır’ı tanıtan filmler ve benzeri tüm değerli çalışmalara her zaman destek olacağımızı ifade ettik. Diyarbakır’ın tanıtımına katkı sağlayan her değeri önemsiyoruz. İnşallah bundan sonraki süreçte de Diyarbakır’ı tanıtacak projeler, değerler ve filmler olursa yine onların yanında olacak, destek vermeye devam edeceğiz. Çünkü insan sevgisi ve memleket sevgisi gerçekten çok önemli. Elhamdülillah bizler de Ceylan Karavil ailesi olarak insanlarımızı, ilimizi ve memleketimizi seviyoruz. Bu sevginin Allah tarafından bize verilmiş bir nimet olduğuna inanıyor, bunun için şükrediyoruz. İmkanlarımız var ve bu imkânlarımızı memleketimiz için kullanmaya devam edeceğiz. Her şeyden önce örnek olmamız gerektiğine inanıyoruz" şeklinde konuştu. Ceylan Karvil Park Yönetim Kurulu Üyesi Şeyhmuz Ceylan ise bu tür etkinliklere vesile oldukları için çok mutlu olduklarını belirterek, "İnşallah bundan sonra bu tür etkinliklere devam edeceğiz. Memleketimizi tanıtmak görevimizdir. Memleketimizi seviyoruz" dedi. Konuşmaların ardından film ekibi, protokol üyeleri ve vatandaşlar filmi izledi.
Samsun Burak Yılmaz: "Kötü oynayarak 1 puan aldık" SAMSUN (İHA) – Gaziantep FK Teknik Direktörü Burak Yılmaz, Samsunspor karşısında kötü oynamalarına 1 puan aldıklarını söyledi. Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Gaziantep FK, deplasmanda Samsunspor ile golsüz berabere kaldı. Gaziantep FK Teknik Direktörü Burak Yılmaz, müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında karşılaşmayı değerlendirdi. Maçta iki takımın da iyi mücadele gösterdiğini dile getiren Yılmaz, "İlk 15 dakika her şey istediğimiz gibiydi. Sonrasında sakatlıklardan sonra tamamen oyunun ritmi düştü. Bu düşük ritme alıştık. O süreçten sonra oyunun kontrolü Samsunspor’a geçti. Geçen hafta harika oynadığımız Trabzonspor maçından puan alamadık. Bu hafta ise kötü oynadığımız Samsunspor maçından puan aldık. Bu oyunu kabul etmiyoruz. Alınan 1 puan çok değerli. Son 70 dakikada oyunu kendi sahamızda karşıladık. Hakemler hakkında konuşmamakta direniyorum. Türkiye’de oyunun durması, VAR müdahalesi çözemiyorum. Hakemler hakkında konuşamamaya söz verdim. Futbolumuzun gelişmesi için topun oyunda kalma süresinin artması lazım. Yeni kurallar geliyor, belki bu futbolu hızlandırır. Bu maçta kaçan bir pozisyonumuz yok. Her şeyi uçlarda yaşıyoruz. Kasımpaşa maçında çok iyi oynadık, çok kötü bir Kocaelispor maçı. Trabzonspor maçı çok iyi, Samsunspor maçı çok kötü. Uçlarda yaşamamız, bir standart yakalamamız gerekiyor. Fenerbahçe maçımız var. Kupada biz yenersek biz, onlar yenerse de onlar çıkacak" diye konuştu. "Futbolu bir kültür haline getirmemiz lazım" Lig maçlarında tribünlerin boş olmasına dikkat çeken Yılmaz, "Samsun gibi bir futbol şehrinde taraftar maça gelmiyorsa burada bir sıkıntı vardır. Geçen yıl maçları izliyordum bayağı bir seyirci vardı. Bu iş bizleri aşan bir iş. Karar vericilerin problemi. Futbolu bir kültür haline getirmemiz lazım. Avrupa’da oynadım saat 14.00’teki maça gelip, 18.00’e kadar statta etkinlik yapıyorlardı. Futbol ülkesi olarak görünüyoruz ama birçok şeyi değiştirmemiz lazım" ifadelerini kullandı.