Yerel Haberler
İzmir
ABAK’tan Deprem Haftası’nda öğrencilere hayat kurtaran bilgilendirme 06 Mart 2026 Cuma - 19:00:29 Aliağa Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi (ABAK), 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında Mehmet Saka İlkokulu ve Mehmet Saka Ortaokulu’nda deprem farkındalık etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlikte öğrenciler, afet öncesi, sırası ve sonrasında yapmaları gerekenler konusunda kapsamlı şekilde bilgilendirildi. Risklerin belirlenmesinden aile afet planı hazırlamaya, acil durum çantası oluşturmadan bilgi kartı kullanımına kadar önemli konular aktarılırken, deprem ve afet kavramlarının ne anlama geldiği, çök-kapan-tutun pozisyonunun doğru uygulanışı ile okul ve evde alınması gereken önlemler de anlatıldı. Ayrıca öğrenciler, Aliağa’daki en yakın afet toplanma alanlarına nasıl ulaşabileceklerini öğrenerek, bilgi ve farkındalıklarını pekiştirdi. Bilgilendirmeler öğrencilerin merak ettiği soruların yanıtlandığı soru-cevap bölümüyle tamamlandı. Bilgilendirme programının ardından okulda deprem tatbikatı gerçekleştirildi. İlk siren sesiyle birlikte öğrenciler ve okul personeli çök-kapan-tutun pozisyonu alırken, ikinci sirenin ardından kat planlarına uygun şekilde binayı tahliye ederek okulun toplanma alanına yönlendirildi. Aliağa Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürü Ramazan Özdal, Tatbikatın ardından açıklamalarda bulundu. Özdal, "ABAK ekibi 2021 yılında kuruldu. Ekibimiz AFAD İl Müdürlüğü tarafından verilen gerekli eğitimleri tamamladı. O günden itibaren çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün de Mehmet Saka İlkokulu ve Ortaokulu’nun daveti üzerine deprem farkındalık etkinliği kapsamında okulumuza geldik. Önce bilgilendirmelerimizi gerçekleştirdik, ardından siren eşliğinde öğrencileri sınıflardan güvenli şekilde tahliye ederek toplanma alanına yönlendirdik. Etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.
06 Mart 2026 Cuma - 18:59 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bağımlılıkların ekonomiye maliyeti 78 milyar dolar" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bağımlılıkların Türkiye ekonomisine yıllık maliyetinin 78 milyar dolara ulaştığını belirterek, 2026 yılının "Bağımsızlık Yılı" ilan edilmesinin toplumsal seferberlik ruhunu güçlendireceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yeşilay’ın 106’ncı kuruluş yıl dönümü kapsamında İzmir İktisat Kongresi’nde düzenlenen törenle şehirde hizmet verecek yeni tesislerin açılışını gerçekleştirdi. Açılışa İzmir Valisi Süleyman Elban, Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, Yeşilay İzmir Başkanı Ömer Yahşi, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, milletvekilleri ile Yeşilay yetkilileri ve gönüllüleri katıldı. Bağımlılıkla mücadeleyi milli bir beka meselesi olarak nitelendiren Yılmaz, açılışı yapılan merkezlerin özellikle gençlerin sağlıklı bir gelecek inşa etmelerine rehberlik edeceğini vurguladı. Bağımlılıkla mücadele eylem planları Köklü geçmişi, gönüllülük ruhu ve sahadaki güçlü çalışmalarıyla Yeşilay’ın toplumumuzu bağımlılıklardan koruma mücadelesinin bayraktarlığını yapan önemli bir dinamik güç konumunda olduğunu ifade eden Cevdet Yılmaz, "Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu tesislerin özellikle gençlerimizin sağlıklı bir gelecek inşa etmelerine katkı sunacak merkezler olacağına inanıyorum. Yeşilay’ın kuruluş hikayesi, aslında milletimizin bağımsızlık mücadelesinin önemli sayfalarından birini oluşuyor. İşgal yıllarında zararlı alışkanlıkların toplum üzerinde bir zafiyet oluşturmasına karşı harekete geçen bir grup vatansever aydın ve hekim, Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman’ın öncülüğünde bu kurumu hayata geçirmiştir. O gün verilen mücadele, toplum sağlığını korumanın ötesinde, milletimizin iradesini ve direncini ayakta tutma çabasının da bir parçası olmuştur. Bugün de aynı bilinçle hareket ediyoruz. Çünkü bağımlılık; bireyi zayıflatan, aileyi sarsan, toplumsal dayanışmayı aşındıran ciddi bir tehdittir. Başkanlığını yaptığım Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulumuzda bağımlılığın her türüne karşı bütün boyutlarıyla eylem planlarını hayata geçiriyoruz. Bu çerçevede bağımlılığın her türüne karşı önleme, tedavi, rehabilitasyon ve toplumsal farkındalık boyutlarını birlikte ele alan kapsamlı politikalar hayata geçiriyoruz. Tütün, uyuşturucu madde kullanımı ve davranışsal bağımlılıklar alanlarındaki Eylem Planlarımızı kararlılıkla uyguluyor ve ihtiyaçlar doğrultusunda yıllık olarak gözden geçirerek yeniliyoruz. Risk analizi temelli ve veriye dayalı politikalarla mücadelemizi güçlendirerek, önlemeden rehabilitasyona, tedaviden sosyal uyuma kadar geniş bir çerçevede yenilikçi adımlar atıyoruz. Riskli çocuklarımızı erken aşamada tespit edip sporla, sanatla ve farklı faaliyetlerle bu çocukları kurtarmak mümkün. Belli uyuşturucu çeşitlerine yakalanan insanları tedavi etmek çok düşük. O yüzden asıl olan çocukları erken aşamada tespit edip harekete geçmektir" dedi. Sağlık altyapısı ve önleyici hizmetler Son yıllarda özellikle sağlık altyapı ve önleyici hizmetleri önemli ölçüde güçlendirdiklerini kaydeden Yılmaz, "Sigara bırakma polikliniklerinin sayısını kısa sürede bin 400’ün üzerine çıkardık. Aile hekimlerimiz başta olmak üzere sağlık çalışanlarımızı bu sürecin aktif bir parçası hâline getiren eğitim programlarıyla milyonlarca vatandaşımıza daha kolay ulaşılmasını sağladık. Mobil ekipler ve tütünle mücadele timleri aracılığıyla meydanlardan üniversite kampüslerine kadar pek çok alanda yüz binlerce vatandaşımıza doğrudan danışmanlık hizmeti sunuldu. Uyuşturucuyla mücadelede de hem arz hem talep boyutunu birlikte ele alan kapsamlı bir yaklaşım izliyoruz. Kolluk birimlerimizin kapasitesi güçlendirilirken, sınır kapılarımız ve gümrüklerimiz ileri teknolojik sistemlerle desteklenmektedir. Sokak düzeyinde yürütülen çalışmalar, eğitim programları, danışma hatları, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleriyle risk altındaki bireylere erken aşamada ulaşmayı, riskleri erken aşamada tespit ederek bertaraf etmeyi hedefliyoruz. Bu mücadelede merkezi ve yerel düzeyde kamu kurumlarının kararlı politikaları kadar sivil toplum kuruluşlarımızın katkısı da büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. YEDAM merkezlerinin önemi YEDAM aracılığıyla bağımlılıkla mücadele eden bireylere ve ailelerine ücretsiz psikososyal destek sunulması gibi çalışmaların sahada fark oluşturan önemli örnekler olduğunu belirten Yılmaz, "Yeşilay Danışmanlık Merkezleri, bağımlılıkla mücadelede tedaviye erişimi kolaylaştırmanın yanı sıra bireyin yeniden hayata tutunmasına imkân sağlayan önemli bir destek mekanizmasıdır. Uzman kadrolar eşliğinde yürütülen bu çalışmalar, bağımlılıkla mücadelede insanı merkeze alan güçlü bir iyileşme ve sosyal uyum süreci sunmaktadır. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu tesislerle, bağımlılıkla mücadelenin sahadaki imkân ve kapasitesi daha da güçlenmektedir. İzmir’de hizmete giren bu merkezlerin; özellikle gençlerimiz başta olmak üzere bağımlılık riski taşıyan bireyler için güvenli bir danışma ve destek noktası olacağına inanıyorum. Merkezler aynı zamanda toplumumuzda sağlıklı yaşam bilincinin güçlenmesine katkı sağlayacak önemli birer dayanışma mekanı olacaktır" şeklinde konuştu. Bağımsızlık odaklı seferberlik Yeşilay’ın geçen yıl yayınladığı rapora göre bağımlılıkların ülke ekonomisine maliyetinin 78 milyar dolara ulaştığını dile getiren Yılmaz, "Bu nedenle risk analizi temelli önleyici müdahaleler son derece önem taşıyor. Çünkü mücadelemizde belirleyici olan; bağımlılık geliştikten sonra müdahale etmenin ötesinde, risk tespit edildiğinde erken aşamada önlem alabilmektir. Koruyucu müdahalede bulunmaktır. Bu da güçlü bir aile yapısının tesisini, aile-eğitim-sağlık anlamında yakın iş birliğini, toplumsal dayanışmayı ve ortak sorumluluk bilincini zorunlu kılmaktadır. Türkiye’de bağımlılıkla mücadelemizde bu bütüncül yaklaşımı güçlendirmek en temel önceliğimizdir. Bağımlılıkla mücadeleyi tek başına devletin yürüttüğü bir alan olarak görmüyoruz. Millet olarak topyekûn biçimde bu mücadeleyi sahiplenmeliyiz; gönüllülük bilinciyle Yeşilay’ın yanında yer almalı ve gençlerimizi hep birlikte korumalıyız. Bu nedenle 2026 yılının teması olan "bağımsızlık" odaklı seferberlik anlayışı, bağımlılıklarla mücadelemiz için son derece anlamlı bir tanımlamadır. Burada da hedefimiz ekonomik, siyasi ve milli teknoloji alanındaki yaklaşımımız gibi tam bağımsızlıktır" dedi. Vali Elban’dan farkındalık vurgusu Tüm kurum ve kuruluşlarla farkındalık eğitimlerini sahada vermeye çalıştıklarını söyleyen İzmir Valisi Süleyman Elban, "Bu konuda yetişmiş eleman ve kalitesiyle Yeşilay’ın çalışmaları ayrı bir önem arz ediyor. Bu nedenle çalışmaların doğru bir düzlemde gitmesi ve iyi bir ivme kazanması için Yeşilay’ın çalışmalarını önemsiyoruz. Burada tüm sorumluluğu da Yeşilay’ın sırtına yüklemek istemiyoruz. 81 milyonun her bir ferdinin bizlerle beraber olmasını ümit ediyoruz" diye konuştu. Bağımlılıkla mücadelede yeni adımlar Yeşilay Cemiyeti olarak insanımızın bağımsızlığı için üç temel noktada çalışmalar yaptıklarını kaydeden Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, "Bağımlılıkla mücadele üst kurulunda hangi düzenleme, yönetmelik ve kanunların insanımıza koruyacağına dair çalışmalar yapıyoruz. Yakın zamanda ülkemizde kumar bağımlılığı ile ilgili somut adımlar atıldı. 1 yıllık çalışma içinde adım adım ilerleyecek ve başarılı çalışmaların meyveleri verilecek diye düşünüyoruz. Yine bu dönemde zorunlu tedavi ve rehabilitasyon konusunda çalışmalarımızı yapıyoruz. İnşallah bu konuyu da üst kurulda görüşerek bağımlılıkla mücadele eden kardeşlerimiz için çalışmalarımızı yapacağız. İnternet ve sosyal medya ile ilgili çok önemli bir yasa tasarısı gündeme geldi. Bu çalışmaların da yakın zamanda meyve vereceğini ümit ediyoruz. Yeşilay’ın lokomotif çalışmaları olan önleme çalışmalarına çok önem veriyoruz. Bu çalışmaların yeterli olmadığını biliyoruz, bağımlılıkla çok daha etkili mücadele etmek zorundayız. Sorumluluğu herkese teşvik etmeden bu mücadelenin altından kalkamayız. Seferberlik mantığı ile bütün bir toplumun bu meseleye el vermesi gerektiği mesajını verdik. Bu kapsamda geçtiğimiz sene 25 bin çalışma yaptık; bu sene inşallah 55 bin çalışma yapacağımızın sözünü veriyoruz. İzmir’de iki olan Yeşilay danışmanlık merkezi sayımız 4’e çıktı. İnşallah daha da fazla kişiye ulaşacağız. Yeni açtığımız merkezlerde sayısız insanımız, çocuğumuz bağımlılıktan kurtularak şifa kazanacak. İnşallah burada geliştirdiğimiz İzmir modelimiz bütün Türkiye’ye ulaşmış olacak" dedi. Gençlerin yetişmesi için çalışma Yeşilay’ın köklü mirasını İzmir’de devraldıklarını belirten Yeşilay İzmir Başkanı Ömer Yahşi ise, "Bu emanetin şerefi altında istiklal levhamızın altında yazılacak satırlara nail olduk. Bu davaya aklımızı da kalbimizi de seferber ettik. Menzilimiz insan, muradımız istikbal diyerek yola çıktık. Her yerde her kapıyı çalıyor, her gönle dokunuyoruz. Yeni YEDAM’ların açılmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Her bir konferans salonumuzda endüstrinin karşısında, bağımsızlığını ilan eden gençlerimizin yetişmesi için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. AK Partili İnan’dan İzmir’deki tartışmalı binalar için: "DGM, mücadele merkezi olsun" AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a seslendiği konuşmasında, "Bu şehirde gençlik kolları il başkanlığı yapmış bir kardeşiniz olarak parlamentoda en fazla gençlerin sıkıntıları ve çocukların maruz kaldığı sıkıntıları çözmek için çalışıyoruz. Sanal kumar, sanal bağımlılıkta dijital alanda tehlike barındıran hangi durum varsa önümüzdeki 25 yıllık projeksiyonla gençlerimizi dijital alanda her türlü enfeksiyonun kökünü kurutmaya kararlıyız. Bu noktada en büyük destekçimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Kendisinin her alanda nasıl mücadele ettiğini biliyoruz. Bu konuda taşın altına elini koyan tüm kamu kuruluşlarına ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ediyoruz. İzmir’de bu bina atıl bir binaydı. Bunu biz hayata geçirdik. Yine Tekel Kültür Fabrikası var. Farelerin cirit attığı, atıl kalmış bir alandı. Orayı İzmir’in en büyük müzesi ve kütüphanesi haline getirdik. İnşallah Menemen’de Ege Bölgesi’nin en büyük kütüphanesini açmaya hazırlanıyorlar. Burada yerel yönetimlere de çok iş düşüyor. Bu işi sadece emniyet müdürlüğüne, sivil toplum kuruluşlarına bırakarak çözemeyiz. Bu, yerel yönetimlerin de ortaya koyacağı büyük bir kentsel dönüşüme bakıyor. Biz İzmir’e deniz kıyısından mı bakacağız, arka sokaklardan mı bakacağız? Tüm kurumlarımızla birlikte dayanışma içinde kentsel dönüşüm meselesini halletmeliyiz. Bugün 21 bin 20 konutu İzmir’de konut kurası yaptık. Bugün, orada yetişecek gelecek nesilleri korumak için burada konuşuyoruz. Nasıl ki Tekel Fabrikası’nı ve İzmir İktisat Kongresi’ni İzmir’e kazandırdıysak şimdi Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün çok yoğun bir hukuki mücadelesi var. O, DGM binalarını kazandırdığımızda İzmir’de anne ve babalarının ne derdi varsa, bir zamanda şehirde yargılamaların olduğu bölgede Bağımlılıkla Mücadele Etkinlik Merkezi’ni İzmir’de gençlerimize kazandırma çağrısını yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
Korumadan çıktı, koruyan el oldu
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:26 Korumadan çıktı, koruyan el oldu İzmir’de 35 yıl önce cami avlusuna bırakılan, koruma altına alındığı yetiştirme yurdunda büyüyen çocuk büyüdü, kendisine geçmişte yapılan iyilikleri unutmamak için ’Koruma Altındaki Çocuklara İyilik Derneği’ni kurdu. Hayırsever vatandaş, şimdi hem koruma altındaki çocuk ve gençlere hem de yardıma muhtaç ailelere destek oluyor. Çocukların da kendisi gibi ileride yardımsever birey olacağı sözünü de alan vatandaş, iyiliğin elden ele yayıldığı bir zincir oluşturuyor. İzmir’de 1990 yılında Buca’da bir cami avlusuna bırakılan bir aylık bebek, devlet tarafından sahip çıkılarak Karşıyaka Çocuk Yetiştirme Yurduna götürüldü. Henüz bebekken yetiştirme yurduna verilen Hakan Toldo, 18 yaşına kadar burada kaldı ve daha sonra kendine bir hayat oluşturdu. Karşıyaka İlçe Emniyet Müdürlüğünde sivil memur olarak görev yapan Toldo, yurtta kaldığı esnada kendisine verilen bir nasihatle dünyasını değiştirdi. Yurttan çıktıktan sonra iyilik yapmaya kendisini adayan ve şimdi 35 yaşında olan Toldo, kendisine yurttan çıktıktan sonra yardım eden bir kişinin sözlerinden ilham alarak ’Koruma Altındaki Çocuklara İyilik Derneği’ni kurdu. Hayırsever vatandaş, şimdi hem koruma altındaki gençlere hem de yardıma muhtaç ailelere destek olarak, yardım ettiği çocuklardan da aynı sözü alıyor. Böylece iyiliğin elden ele yayıldığı bir zincir oluşturuyor. "Bir nasihatle başladı, binlerce kalbe dokundu" Koruma Altındaki Çocuklara İyilik Derneği’nin kurucularından Hakan Toldo, geçmişte kendisinin de devlet koruması altında büyüdüğünü belirterek, "Biz de bir zamanlar toplumun desteğiyle ayakta kaldık. O dönemde bize yapılan iyilikleri unutmadık. Şimdi biz de hem koruma altındaki gençlere hem de dezavantajlı ailelere yardımcı oluyoruz. İyilik iyidir; bizim hayat felsefemiz bu. Bize kötülük yapanlara bile gülmeyi tercih ediyoruz, çünkü pozitif olmak iyiliği çoğaltır" dedi. Küçük yaşta Karşıyaka Çocuk Yuvası’na yerleştirildiğini ve 18 yaşına kadar koruma altında büyüdüğünü anlatan Toldo, "Korumadan çıktıktan sonra bize destek olan insanların nasihatleri kulağıma kazındı. Onlardan aldığım ilhamla bu derneği kurdum. Şimdi sahadayız; hem üniversite döneminde destek isteyen gençlere hem de barınma ve iş bulma konusunda desteğe ihtiyacı olanlara elimizden geldiğince yardımcı oluyoruz" diye konuştu. "Ben de büyüyünce senin gibi olacağım" Gönüllü olarak koruma altındaki çocuklara "abilik" yaptığını da dile getiren Toldo, "Çocuklar bana ‘Ben de büyüyünce senin gibi olacağım, kardeşlerime yardım edeceğim’ diyorlar. Bu sözleri duymak beni çok mutlu ediyor. Biz sadece iyilik yapmıyoruz, iyiliği öğretiyoruz da. Bu yüzden her geçen gün büyüyen bir iyilik zinciri oluştu" ifadelerini kullandı. "İyilik iyidir" Koruma Altındaki Çocuklara İyilik Derneği’nin İzmir merkezli çalışmalarını artırarak sürdürdüğünü belirten Toldo, "Hayat bazen zor ama biz her şeye rağmen iyiliği seçiyoruz. Çünkü iyilik iyidir" sözlerine yer verdi. "Torunlarım da iyiliği öğrenecek" Dernek tarafından desteklenen vatandaşlardan Orhan Günkurtuluş ise yardımlardan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Allah razı olsun. Ben de imkanım oldukça başkalarına yardımcı olmaya çalışıyorum. Hurdacılık yapıyorum; plastik, teneke, karton ne bulursam topluyorum. Günde 300-350 lira civarında kazanıyorum ama elimden geldiğince torunlarıma ve aileme bakıyorum. Onları da bu bilinçle yetiştireceğim. Büyüdüklerinde imkanı olmayanlara yardım edecekler" dedi. (AÇ-
Pamukkale Turizm, 25 adet yeni otobüs ile filosunu güçlendirdi
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:42 Pamukkale Turizm, 25 adet yeni otobüs ile filosunu güçlendirdi Mercedes-Benz Türk, Pamukkale Turizm ile uzun yıllara dayanan iş ortaklığını güçlendirerek sürdürüyor. Bu kapsamda, Mercedes-Benz Türk bayisi Mengerler ev sahipliğinde düzenlenen törenle Pamukkale Turizm’e 25 adet Mercedes-Benz Tourismo 16 RHD 2+1 teslimatı gerçekleştirildi. Mercedes-Benz Türk; sunduğu kalite, konfor, güvenlik ve satış sonrası hizmetlerle şehirler arası yolcu taşımacılığında sektörün tercihi olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda, şehirler arası yolcu taşımacılığının köklü markalarından Pamukkale Turizm de Mercedes-Benz otobüsleri tercih etti. Teslimatı gerçekleştirilen 25 adet Mercedes-Benz Tourismo 16 RHD 2+1 ile birlikte Pamukkale Turizm hizmet kalitesini daha da güçlendirdi. Mercedes-Benz Türk bayi Mengerler’de gerçekleştirilen teslimat törenine; Mercedes-Benz Türk Otobüs Pazarlama ve Satış Direktörü Osman Nuri Aksoy, Mercedes-Benz Türk Otobüs Filo Satış Grup Müdürü Burak Batumlu, Pamukkale Turizm’den de Yönetim Kurulu Üyeleri Turan Bababalım, Mazlum Bababalım, Ahmet Bababalım ve Sadık Bababalım’ın yanı sıra Pamukkale Turizm Bölge Koordinatörleri de teslimat törenine katıldı. Sadık Bababalım: "Türkiye’deki otobüsçülüğün kalite standartlarını belirleyerek her geçen gün daha da yükseltiyoruz" Pamukkale Turizm Yönetim Kurulu Üyesi Sadık Bababalım teslimatta yaptığı konuşmada, "Bugün burada Mengerler ailesinin ev sahipliğini yaptığı bu güzel organizasyonda Pamukkale Turizm’in ‘Yenilenme ve büyüme vizyonunu’nu gösteren çok kıymetli bir teslimatı kutlamak için bir aradayız. 1962’den bu yana Türkiye’nin dört bir yanına güven, konfor ve kalite taşıyoruz. Bu uzun yolculuğun ilk gününden itibaren yolcu memnuniyetini hep ilk planda tuttuk; her zaman, ‘Geleceğe yatırım’ anlayışını benimsedik. Bugün burada teslim aldığımız yeni otobüslerimiz de bu anlayışın göstergesi niteliğindedir. Türkiye’de otobüsçülük tarihinin önemli 3 aktörü olan Mercedes-Benz Türk, Mengerler ve Pamukkale Turizm’in uzun yıllara dayanan iş birliği kapsamında 2023 yılında 20 adet, 2024 yılında 25 adet ve 2025 yılında bugün teslimat törenini gerçekleştirdiğimiz 25 adetlik otobüs yatırımı ile son 3 yıl içerisinde toplam 70 adet Mercedes-Benz marka otobüsü filomuza kattık. 2026 yılında da; gerçekleşecek olan 15 araçlık yeni araç yatırımımız ile özmal filomuzdaki Mercedes-Benz marka araç oranı yüzde 75’in üzerine ulaşmış olacak. Bu yatırımlar ile sadece filomuzu büyütmekle kalmıyor; teknoloji ve inovasyonu konfor ile birleştirerek, yolcularımıza sunduğumuz güvenli ve keyifli yolculuk deneyimini güçlendiriyor; Türkiye’deki otobüsçülüğün kalite standartlarını belirleyerek her geçen gün daha da yükseltiyoruz. Yeni Mercedes-Benz otobüslerimizin hepimiz için hayırlı olmasını diliyor; bu iş birliğinin uzun yıllar aynı güven, kalite ve memnuniyetle sürmesini temenni ediyorum" dedi. Güven Onan: "Pamukkale Turizm, Türkiye taşımacılık sektörünün en güçlü temsilcilerinden biri" Mengerler İstanbul Genel Müdürü Güven Onan yaptığı açıklamada "Pamukkale Turizm’in filosuna katılan 25 adet Mercedes-Benz Tourismo 16 RHD 2+1 otobüsün teslimat töreninde bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Mengerler olarak, yıllardır Mercedes-Benz markasının güven ve kalite anlayışını müşterilerimizle buluşturuyor; sektörün öncü firmalarıyla kurduğumuz uzun vadeli iş ortaklıklarıyla gurur duyuyoruz. Bu teslimat, hem Mercedes-Benz Türk’ün üretim gücünün hem de Pamukkale Turizm’in vizyoner yaklaşımının güzel bir örneğini oluşturuyor. Pamukkale Turizm, Türkiye taşımacılık sektöründe konfor, güvenlik ve sürdürülebilir hizmet anlayışının en güçlü temsilcilerinden biri. Bugün teslim ettiğimiz Mercedes-Benz Tourismo 16 RHD 2+1 otobüsler, bu başarı hikayesini daha da ileriye taşıyacak, hem yolcular hem de firma açısından değer oluşturmaya devam edecektir. Bu süreçte emeği geçen Mercedes-Benz Türk ekibine, Pamukkale Turizm ailesine ve tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyor; yeni araçların hayırlı ve bol kazançlı yolculuklara vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Burak Batumlu: "Mercedes-Benz Tourismo 16 RHD 2+1 otobüslerimiz şehirlerarası yolcu taşımacılığında fark oluşturan bir model" Mercedes-Benz Türk Otobüs Filo Satış Grup Müdürü Burak Batumlu ise "Pamukkale Turizm ile köklü iş ortaklığımız, 1978 yılında gerçekleştirilen ilk teslimatla başlamış ve bugüne kadar karşılıklı güven, kalite ve sürdürülebilir başarı üzerine inşa edilmiştir. Bugün bu iş ortaklığımızı 25 adet otobüsümüz ile perçinliyoruz. Pamukkale Turizm’in filosu son yıllarda yaptıkları Mercedes-Benz otobüs yatırımları ile daha da güçlendi ve güçlenmeye devam ediyor. Böylesine köklü ve öncü bir markanın tercihini Mercedes-Benz otobüslerinden yana kullanması bizler için gurur kaynağı. Bu tercihin elbette ki en büyük sebeplerinden biri de otobüslerimizin ve marka olarak satıştan, satış sonrasına kadar oluşturduğumuz değer zincirinin müşterilerimize sunduğu katma değer. Mercedes-Benz Tourismo 16 RHD 2+1 otobüslerimiz, yüksek güvenlik standartları, üstün konfor seviyesi ve yakıt verimliliğiyle şehirlerarası yolcu taşımacılığında fark oluşturan bir model. Teslim edilen yeni otobüslerin Pamukkale Turizm’in filosuna değer katacağına ve yolcuların seyahat deneyimini daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz. Yeni otobüslerinin Pamukkale Turizm’e hayırlı olmasını diliyoruz. Yeni araç alım tercihlerinde bizlere güvendikleri ve otobüslerimizi tercih ettikleri için Pamukkale Turizm’e ve satış işlemlerinde emeği geçen Mengerler bayimize çok teşekkür ediyoruz" diye ekledi.
Sosyal medyada sahte bungalov tuzağına 19 tutuklama
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:39 Sosyal medyada sahte bungalov tuzağına 19 tutuklama İzmir merkezli 16 ilde düzenlenen ve 70 milyonluk vurgun yaptığı belirlenen sahte bungalov kiralama şebekesine yönelik operasyonda, gözaltına alınan 27 şüpheliden 19’u tutuklandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen nitelikli dolandırıcılık soruşturması kapsamında, sosyal medya üzerinden sahte bungalov ilanlarıyla vatandaşları dolandıran şebekeye yönelik çalışma gerçekleştirildi. 9 ayda 17 kişi dolandırıldı, 600 bin TL kaptırdılar Yapılan incelemelerde, son 9 ay içerisinde 17 farklı ilde yaşayan çok sayıda vatandaşın, sosyal medya platformlarında gördükleri bungalov tarzı sahte kiralık ev ilanlarına inanarak para gönderdikleri belirlendi. Dolandırıcılık mağduru vatandaşların, kiralama işlemleri sonrasında şahıslara ulaşamayınca polise başvurarak şikayetçi oldukları öğrenildi. Hesaplarda 70 milyon liralık haksız kazanç Soruşturma kapsamında yapılan teknik ve mali analizlerde, şüphelilerin banka ve kripto varlık hesaplarında yaklaşık 70 milyon TL tutarında haksız kazanç elde ettikleri tespit edildi. 16 ilde eş zamanlı operasyon: 27 gözaltı, 19 tutuklama Elde edilen delillerin ardından, İzmir merkezli 16 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda 27 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ve suç unsuru ele geçirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 19 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
’Zeytinin Yolculuğu’ Aliağa’da şenlikle kutlandı
21 Ekim 2025 Salı - 17:22 ’Zeytinin Yolculuğu’ Aliağa’da şenlikle kutlandı Aliağa’nın köklü tarımsal mirasını ve ’ölmez ağaç’ zeytinin bereketini yaşatmak amacıyla geleneksel hale gelen Aliağa Zeytin Hasat Şenliği’nin 4’üncüsü bu yıl Çıtak Mahallesi’nde gerçekleştirildi. Aliağa İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün organizasyonuyla düzenlenen şenlik, üreticiler, çiftçiler ve vatandaşları bir araya getirerek zeytinin hem ekonomik hem de kültürel değerine dikkat çekti. Temsili zeytin hasadından zeytinyağı fabrikası ziyaretine, zeytinyağlı tadım yarışmalarından çeşitli hediye ve ödüllerin verildiği organizasyonda vatandaşlara zeytin fidanı dağıtıldı. Çıtak Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilen organizasyona; Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mazlum Selim Aksakal, Aliağa İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Can, Aliağa İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Yusuf Can Gökgöz, siyasi parti temsilciler, STK temsilcileri, muhtarlar, üreticiler ve vatandaşlar katıldı. Zeytin bahçesinde geleneksel hasat Sabah saatlerinde başlayan etkinlikler kapsamında, zeytin bahçesinde geleneksel yöntemlerle yapılan hasat renkli görüntülere sahne oldu. Katılımcılar, dalından toplanan zeytinlerin yağa dönüşüm yolculuğunu Avcı Zeytinyağı Fabrikası ziyaretinde yerinde gözlemleme fırsatı buldu. Zeytin ve zeytinyağı üretiminin inceliklerinin paylaşıldığı teknik gezinin ardından, yöresel zeytin stantları ve sofralık zeytin yapımı atölyeleriyle, zeytinin kültürel zenginliği ve üretim çeşitliliği sergilendi. Aksakal: "Zeytin yüz yıllardır bu toprakların mirasıdır" Şenliğin açılış konuşmasını yapan Aliağa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mazlum Selim Aksakal, Aliağa’da zeytinin tarımsal üretimdeki payının büyüklüğüne değinerek, "Zeytin, yüzyıllardır bu toprakların mirası, sağlığın ve bereketin simgesidir. Aliağa’da 82 bin dekar tarım alanının 48 bin dekarında zeytin üretimi yapılmakta; hem yağlık hem sofralık zeytin yetiştirilmektedir. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Hasat Şenliği’ni Çıtak Köyü’nde gerçekleştiriyoruz. Zeytin topladık, yağ üretimini izledik ve çeşitli etkinlikler düzenledik. Desteklerinden dolayı Kaymakamımız Zekeriya Güney’e, Belediye Başkanımız Serkan Acar’a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Tüm üreticilerimize bereketli bir sezon diliyorum" dedi. Güney: "Zeytin, bu coğrafyanın kadim bitkisidir" Aliağa’da hasat sezonunu şenlik havasında başlatmak amacıyla Zeytin Hasat Şenliği’nin düzenlendiğini söyleyen Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, "Aliağa, sanayi ve liman kenti olmasının yanı sıra tarımla da öne çıkan bir ilçedir. Aile işletmeleri şeklinde faaliyet gösteren çiftçilerimizin hasat sezonunu şenlik havasında başlatmak istedik. Zeytin, bu coğrafyanın kadim ve anlamlı bir bitkisidir. Huzur ve kardeşlik içinde geçen bu etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ediyor, üreticilerimize bol bereketli bir sezon diliyorum" diye konuştu. Zeytinyağı ve zeytinyağlı sarma tadım yarışmaları yapıldı Şenlikte düzenlenen "En İyi Zeytinyağlı Sarma Yarışması" ve "Zeytinyağı Tadım Yarışması", katılımcılara lezzet dolu anlar yaşattı. Jüri üyeliklerini İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Berna Yıldırım, İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Elif Burçin Uyanık ve Aliağa Belediyesi Başkan Yardımcısı Mesut Öztürk’ün üstlendiği Zeytinyağı Tadım yarışmasında birinci Çıtak Mahallesi’nden Hasan Yıldız oldu. Yarışmada ilk üçe giren katılımcılara ödüllerini Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar takdim etti. Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa Radisson Otel Şefi Sedat Çetiner, Aliağa By Hilton Otel Şefi Emrah Tütüncüoğlu, Aliağa İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Can ve Aliağa İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Yusuf Can Gökgöz’ün jüri üyeliğinde yapılan Zeytinyağlı Sarma Tadım Yarışmasında ise birinci Atatürk Mahallesi’nden Derya Savran oldu. Dereceye giren katılımcılara ödüllerini Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney takdim etti. Ayrıca çekilişle sürpriz hediyeler dağıtılırken, katılımcılara zeytin fidanı da armağan edildi. Başkan Acar’dan çiftçilere eğitim çağrısı Zeytinyağı tadım yarışmasında birinci olan Hasan Yıldız’a ödülünü takdim eden Başkan Serkan Acar, şunları söyledi: "Etkinlik öncesinde Hasan abimizin zeytin bahçesini ziyaret ettik. Kendisi, Aliağa İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından verilen tüm eğitimlere katıldığını, öğrendiklerini kendi bahçesinde uyguladığını ve bu sayede çok güzel verimler aldığını bizlerle paylaştı. Bu ziyaret sayesinde, İlçe Tarım Müdürlüğümüzün ve orada görev yapan personelin ne kadar kıymetli bir hizmet sunduğunu bir kez daha görmüş olduk. Bu vesileyle, tüm çiftçilerimize İlçe Tarım Müdürlüğümüzün düzenlediği eğitim programlarına katılmalarını tavsiye ediyoruz. Aynı zamanda, bu eğitimlerde edindikleri bilgileri bahçelerinde uygulamalarını özellikle rica ediyoruz."
İzmir’de 5 kardeşin öldüğü yangında anne hakkında karar
21 Ekim 2025 Salı - 16:44 İzmir’de 5 kardeşin öldüğü yangında anne hakkında karar İzmir’in Selçuk ilçesinde, 5 çocuğun hayatını kaybettiği yangına ilişkin "Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan hakkında 20 yıla kadar hapis cezası istenen anne, hakim karşısına çıktı. Mahkeme, anne hakkında ceza verilmesine yer olmadığına hükmetti. Olay, 11 Kasım 2024 tarihinde Selçuk ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’ndeki bir evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, hurdacılık yaparak geçimini sağlayan Sinem Melisa Akcan, iddiaya göre yaşları 1 ila 5 arasında değişen 5 çocuğunu evde bırakarak hurda toplamaya çıktı. Çocuklar evde bulunduğu sırada ısınmak amacıyla kullanılan elektrikli soba biranda devrildi ve yangın çıktı. Yangının kısa sürede büyümesiyle ev dumanla doldu ve 5 kardeş içerde kapının kilitli olması nedeniyle mahsur kaldı. Yangını fark eden mahalle sakinleri, itfaiye ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen ekipler yangına müdahale ederek söndürürken, içeride mahsur kalan; Aras Bulut (1), Masal Işık (2), Aslan Miraç (3), Funda Peri Akcan (4) ve Fadime Nefes (5) adlı kardeşlerin cansız bedenine ulaşıldı. Kardeşlerin cenazesi, gözyaşları içerisinde Acarlar Mahalle Mezarlığına defnedildi. Anne: "Sadece üşümesinler diye elektrik sobasını açtım" Tutuksuz yargılanan anne Sinem Melisa Akcan, bugün Torbalı Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada Akcan ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan anne Akcan, "Olay günü evden çıkarken çocuklar üşümesin diye elektrikli sobanın tek telini açtım. 20 dakika kadar dışarıda kaldım. 1 gün öncesinde hurdaları toplayıp evin arkasına bırakmıştım. Sadece olay tarihinde hurdaları alıp bir tüccara götürdüm. Hızlı olsun diye paranın bir kısmını dahi elden almadım. Çocuklarımın ölümünden sonra psikolojik tedavi aldım. Yaşamımı ilaçlarla sürdürüyorum. Soba daha önce devrilmemişti. Evden çıkmadan bütün çocuklarımı uyutmuştum. Evden çıkmasaydım eve yiyecek bir şeyler alamayacaktım. En küçük olanın tam uyumadığını düşünüyorum. Hepsini uyuttum ancak o yarı uyur vaziyetteydi. Sobayı o devirmiş olabilir. Onları çok seviyordum. Başlarına böyle bir şey gelmesini istemezdim. Kesinlikle kötü bir niyetim veya dikkatsizliğim kaynaklanan bir durum yoktur. Sadece üşümesinler diye elektrik sobasını açtım. Zaten çocuklar hastalardı ve daha fazla üşütmelerini istemedim" ifadelerini kullandı. Baba: "Şikayetim yoktur" Anne Sinem Melisa Akcan’ın ardından başka bir suçtan cezaevinde bulunan baba Hasan Akcan davaya SEGBİS ile katıldı. Eşinden şikayetçi olmadığı söyleyen baba Akcan, "Eşim kötü niyetle davranmamıştır. Çocuklarımız bakmaya ve büyütmeye çalışıyordu. Şikayetim yoktur" diye ekledi. Anneye ceza verilmedi Savunmaların tamamlanmasının ardından tüm delillerin toplandığını belirten iddia makamı, esas hakkında mütalaasını sundu. Mütalaada sanığın, "Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma" suçundan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken indirim hükümlerinin uygulanması yönünde görüş bildirildi. Mahkeme heyeti, yapılan savunmaların ardından kararını açıkladı. Heyet, sanık Sinem Melisa Akcan’ın olayda bilinçli taksirle hareket etmediğine hükmetti. Ayrıca Akcan’ın, çocukların hayatını kaybetmesinden dolayı üzüntü duyduğu gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi. Mahkeme, Akcan hakkında uygulanan adli kontrol hükümlerini de kaldırdı.
Doç. Dr. Durak: "Kekemelik tedavisinin ilk adımı sabırla dinlemektir"
21 Ekim 2025 Salı - 16:23 Doç. Dr. Durak: "Kekemelik tedavisinin ilk adımı sabırla dinlemektir" İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Psikiyatri Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Fatma Sibel Durak, kekemeliğin ilk tedavi adımının çocuğu susturmanın değil, sabırla dinlemek olduğunu söyledi. İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Psikiyatri Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Fatma Sibel Durak, kekemeliğin doğru yaklaşımla büyük ölçüde aşılabileceğini belirterek ailelere ve eğitimcilere önemli uyarılarda bulundu. Kekemeliğin zeka geriliği olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Durak, "Konuşma sürecindeki bir aksaklıktır. Çocuğu susturmak değil, sabırla dinlemek tedavinin ilk adımıdır" dedi. Kekemeliğin nedenleri Kekemelik tek bir nedene bağlı olmayıp genetik, nörolojik ve çevresel etkenlerin birleşimiyle ortaya çıktığı belirtildi. Doç. Dr. Durak, vakaların yüzde 60-70’inde aile öyküsü bulunduğunu ve beynin konuşmayı yöneten bölgelerindeki iletişim farklılıklarının konuşma akışını etkileyebileceğini ifade ederek, "Bazı aileler çocuğun kekelemesini ’utangaçlık’ ya da ’dikkat çekme isteği’ olarak yorumluyor. Oysa kekemelik bir davranış değil, destek alınması gereken bir iletişim bozukluğudur" dedi. Dr. Durak, uzun ekran süreleri, stres, aile içi gerginlik veya okul değişikliği gibi çevresel faktörlerin de kekemeliği tetikleyebileceğini vurguladı. Erken teşhis önemli Kekemelik genellikle konuşma becerisinin hızla geliştiği okul öncesi dönemde başladığı belirtilerken bu süreçte beyin, öğrendiği yeni kelimeleri akıcı şekilde organize etmekte zorlanabildiği vurgulandı. Doç. Dr. Durak, işlevsellikte bozukluk olduğunda vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini belirterek: "Çocuğun konuşmasını düzeltmek, cümlesini tamamlamak veya ‘yavaş konuş’ demek çocuğu baskı altında hissettirir. En doğru yaklaşım, sabırla dinlemek, acele ettirmemek ve profesyonel destek almaktır" şeklinde konuştu. "Aile tutumu tedavi sürecini belirliyor" Ailenin yaklaşımı, kekemeliğin seyrinde belirleyici rol oynuyor diyen Durak, sabır, anlayış ve güven ortamının çocuğun konuşma akıcılığını artırdığını vurguladı. "Çocuğu düzeltmek yerine anlamaya çalışmak, konuşma temposuna saygı duymak gerekir. Kekemeliği gizlemek ya da çocuğu topluluk önünde konuşturmaktan kaçınmak durumu daha da güçleştirir. Çocuk kendini ifade ettikçe akıcılığı artar." "Empati kazandırılmalıdır" Kekemelik yaşayan çocukların en çok zorlandığı ortamların başında okul geldiğini söyleyen Durak, akran zorbalığı, çocukta kaygı, özgüven eksikliği ve sosyal geri çekilmelere neden olabildiğini vurguladı. Durak, öğretmenlerin ve okul yönetimlerinin bu konuda farkındalık geliştirmesi gerektiğini ifade ederek, "Öğretmenler sınıf ortamında sabırlı ve destekleyici olmalı, okul yönetimleri kekemelikle ilgili farkındalık eğitimleri düzenlemelidir. Akranlara, kekemeliğin nedenleri anlatılarak empati kazandırılmalıdır" diye konuştu. "Kekemelik aşılabilir bir süreçtir" Kekemelik yaşayan çocukların yaklaşık yüzde 75-80’inde zamanla düzelme gözlendiği ifade edilirken ancak bu süreçte erken müdahale, aile desteği ve uzman rehberliğinin büyük önem taşıdığı belirtildi. Doç. Dr. Fatma Sibel Durak, sözlerini şu mesajla tamamladı: "Her çocuk kendi hızında konuşur. Kekemelik doğru yaklaşımla düzelebilir. Çocuğu yargılamadan, sevgiyle ve sabırla desteklemek en etkili tedavidir. Kekemelik utanç değil, aşılabilir bir gelişim sürecidir."