EĞİTİM - 24 Aralık 2025 Çarşamba 09:14

İzmir Ekonomi’nin ‘Bilim Ödülü’ gururu

A
A
A
İzmir Ekonomi’nin ‘Bilim Ödülü’ gururu

İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Başar, ODTÜ Parlar Vakfı tarafından 2025 yılında sadece bir kişiye verilen ‘Bilim Ödülü’nün sahibi oldu. 53 yıllık akademik hayatında 140’a yakın uluslararası yayına imza atan, araştırmaları ve projeleriyle öncü rol üstlenen Prof. Dr. Başar, Türkiye’nin en saygın akademik ödüllerinden birine ulaşmanın gururunu yaşadı. Prof. Dr. Başar, "Bilim, ömrüm boyunca benim için her şeyden önce geldi. Yarım asrı geçen akademik çalışmalarımın karşılığı olarak verilen bu ödül, beni çok mutlu etti" diye konuştu.


ODTÜ Parlar Vakfı Ödülleri, bu yıl ‘Bilim Ödülü’ ve ‘Araştırma Teşvik Ödülü’ olmak üzere iki kategoride verildi. Uluslararası düzeyde özgün, kalıcı ve yüksek etkili çalışmalar gerçekleştiren çok sayıda bilim insanı arasından, ödüle ulaşan isimlerin belirlenmesi için jüri tarafından detaylı incelemeler yapıldı. Akademisyenlerin atıf sayılarının da dikkate alındığı değerlendirmeler sonunda, İEÜ Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Başar, ‘Bilim Ödülü’ne layık görülerek Türkiye’nin en güçlü bilim insanları arasına adını yazdırdı.



"Hayatımı bilime adadım"


Mesleğini çok sevdiğini ve hayatını bilime adadığını söyleyen Prof. Dr. Başar, "Ödül aldığımı ilk duyduğumda önce şaşırdım, ardından da çok sevindim. Böylesine saygın bir ödüle layık görüldüğüm için gururluyum. 53 senelik akademik hayatımda çok sayıda bilim insanı yetiştirdim. Bazen yorulsam bile, çevremde gülen birilerini görünce kendimi daha iyi hissediyorum. Öğrencilerimi çok seviyorum" dedi.



Almanya’daki laboratuvara ismi verildi


Bugüne kadar Türkiye’de ve yurt dışında birçok laboratuvarın kurulmasına öncülük ettiğini ifade eden Prof. Dr. Başar, "Mezunu olduğum Hacettepe Üniversitesi’nde, hem dolaşım laboratuvarını kurdum hem de beyin dalgalarının detaylı incelenmesine imkan sağlayan EEG Laboratuvarı’nın kurulmasına destek oldum. 1980 yılından 1990’a kadar Lübeck Tıp Üniversitesi Fizyoloji Bölümü’nde de ilk EEG ve Dolaşım Laboratuvarlarını kurdum. 1992’de doçent olarak Bremen Üniversitesi Psikoloji Bölümü’ne atandım ve orada da üniversitenin ilk EEG Laboratuvarını hayata geçirdim. Adım, Bremen Üniversitesi’ndeki bu laboratuvara daimi olarak verildi. Bu üniversitede klinik ve deneysel EEG araştırmalarını insan fizyolojisi alanında gerçekleştiren ilk kişi oldum ve araştırmalarım uluslararası bir boyuta ulaştı. Son olarak da İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde aynı laboratuvarı kurdum" ifadelerini kullandı.



"Araştırma yapmayı çok seviyorum"


Araştırma yapmayı çok sevdiğini ifade eden Prof. Dr. Başar, şimdiye dek başta şizofreni, parkinson ve uyku düzeni olmak üzere birçok hastalık üzerine çalıştığını belirterek, "Şu anda ise laboratuvarda, genç ve ileri yaş grubunda sürdürülebilir dikkat, hafıza, çalışma belleği, uyku (power nap) ve obsesif kompulsif bozuklukla ilgili çalışmalar gerçekleştiriyorum. Bilimsel çalışmaya imkan tanıyan böylesine nitelikli bir üniversitede olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Projelerimiz, önümüzdeki dönemlerde de devam edecek" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hakkari Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde görev yapan ebeler, zorlu coğrafi şartlara rağmen gebeler için yolları aşıyor. Sağlık Bakanlığı’nca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Yüksekova Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan koordinatör ebeler, köy köy gezerek anne adaylarını yalnız bırakmıyor. Karlı dağların eteklerinde ve yeşillik içinde yer alan köylere ziyaret gerçekleştiren ekipler, hem yüksek riskli gebelerin takibini yapıyor hem de anne adaylarını normal doğum süreci hakkında bilgilendiriyor. Ebeler, saha çalışmalarında Sağlık Bakanlığı’nın "Annelik Yolculuğu" mobil uygulamasından da yararlanarak gebelerin her an bilgiye ulaşmasını sağlıyor. Ziyaretler sırasında düzenli takibi yapılan anne adaylarına, Yüksekova Sağlık Müdürlüğü’nce hazırlanan bebek setleri hediye edildi. Yüksekova İlçe Sağlık Müdürlüğü Gebe Bilgilendirme Birimi’nde görevli Koordinatör Ebe Fidan Aktaş, "Bakanlığımızın yürüttüğü ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması kapsamında tüm gebelerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Özellikle doğuma son 3 ayı kalan gebelerimizle gerek telefonla gerekse yüz yüze mutlaka iletişim kuruyoruz. Yüksek riskli gebelerimizi evlerinde ziyaret ederek durumlarını kendi ortamlarında gözlemliyoruz. Köy köy gezerek bilgilendirme faaliyetlerimize devam ediyoruz. Bugün de Yoncalık köyünde riskli bir gebemizi ziyaret ettik" dedi. Ebe Zekiye Geylani ise saha çalışmalarının önemine değinerek, "Gebelerimiz, Bakanlığımızın ‘Annelik Yolculuğum’ uygulaması üzerinden her türlü soruya yanıt bulabiliyor. Biz de ev ziyaretlerimizde tansiyon ve şeker ölçümlerini yaparak genel sağlık durumlarını kontrol ediyoruz. Zaten gözetimimiz altında olan gebelerimizi, köylerinde ziyaret ederek bu süreçte yanlarında olduğumuzu hissettiriyoruz" ifadelerini kullandı. Yüksekova’nın zorlu arazi şartlarına rağmen ebelerin gerçekleştirdiği bu ziyaretler, bölgedeki anne ve bebek sağlığının korunmasında kritik rol oynuyor.
Ağrı Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi Ağrı’da düşme sonrası oluşan küçük yara, 72 yaşındaki Muhlis Budak’ta saatler içinde ölümcül enfeksiyona dönüştü. Aynı zamanda organ yetmezliği geliştiğini öğrenen hasta, yapılan ameliyat ve tedaviyle hayata tutundu. Ağrı’da yaşayan 72 yaşındaki Muhlis Budak, cuma namazına giderken yolda düşerek dizinden yaralandı. Gün içinde herhangi bir sorun yaşamayan Budak’ın bacağında akşam saatlerinde hızla şişlik, kızarıklık ve renk değişikliği oluştu. Durumun kötüleşmesi üzerine ailesi tarafından Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülen Budak, acil serviste yapılan tetkiklerin ardından kritik bir değerlendirmeye alındı. Yapılan incelemede Budak’ta enfeksiyonla birlikte organ yetmezliği olduğu da belirlendi. Hastanede görevli Plastik Cerrahi Doktoru Op. Dr. Abdullah Dinçgözoğlu, gece saatlerinde yaptığı muayene sonucunda hastaya halk arasında "et yiyen bakteri" olarak bilinen nekrotizan fasiit tanısı koydu. Hastalığın çok hızlı ilerlediğini ve saatlerin hayati önem taşıdığını belirten Dinçgözoğlu, vakit kaybetmeden ameliyat kararı aldı. Gece saat 02.00 sıralarında ameliyata alınan Budak’ın enfeksiyon nedeniyle zarar gören dokuları temizlendi. "Gecikseydi ölüm riski çok yüksekti" Halk arasında "et yiyen bakteri" olarak bilinen hastalığın çok nadir görüldüğünü ve ölümcül olduğunu vurgulayan Plastik Cerrahi Doktoru Op. Dr. Abdullah Dinçgözoğlu, "72 yaşındaki hastamız, düşme sonrası oluşan bir yara ile başvurdu. Kısa sürede genel durumu bozuldu. Bacakta şişlik, kızarıklık ve renk değişikliği gelişti. Yaptığımız değerlendirme sonucunda et yiyen bakteri olarak bilinen nekrotizan fasiit tanısını koyduk. Bu hastalık çok hızlı ilerlediği için zaman son derece kritiktir. Hastamızı gece saatlerinde acil ameliyata alarak, enfeksiyondan etkilenen ölü dokuları temizledik. Cerrahi müdahale ve antibiyotik tedavisi sonrası enfeksiyon ve organ yetmezliği emarelerinde gerileme gözlemliyoruz. Nadir görülmesine rağmen oldukça ölümcül bir hastalıktır. İlk belirtiler arasında şiddetli ağrı, kızarıklık ve renk değişikliği yer alır. Bu tür durumlarda evde müdahale edilmemeli, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi. Oldukça nadir görülen bu hastalığın literatürde 100 bin kişide yaklaşık 4-5 vakada ortaya çıktığını belirten Dinçgözoğlu, ağır vakalarda ölüm oranının yüzde 25 ile 75 arasında değişebildiğine dikkat çekti. Özellikle yaşlı ve kronik hastalığı bulunan bireylerde riskin daha yüksek olduğunu vurgulayan Dinçgözoğlu, küçük yaraların dahi ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. "Küçük yara sandık, akşamına kötüleşti" Basit bir düşme vakasının ardından babasının hem ölümcül enfeksiyon taşıdığını hem de organ yetmezliği yaşadığını öğrenen Muhlis Budak’ın oğlu Hakan Budak ise, "Babam cuma namazına giderken düştü. Dizinin altında küçük bir yara oluştu. İlk başta basit sandık, Taşlıçay’daki hastaneye götürdük, krem verdiler. Ancak akşam saatlerinde bacağının durumu hızla kötüleşti. Bunun üzerine hemen Ağrı’daki hastaneye getirdik. Acilde tüm tetkikler yapıldı. Durumunun ciddi olduğu anlaşılınca gece saatlerinde ameliyata alındı. Doktorlar bize dokuda çürüme olduğunu söyledi. Babamın tansiyon ve kalp rahatsızlığı vardı ancak daha önce organ yetmezliği yoktu. Bu süreçte geliştiğini öğrendik. Doktorlarımız ve sağlık çalışanları bizimle çok iyi ilgilendi. Sürekli bilgi alıyoruz. Şu an durumu iyiye gidiyor. Zor bir süreç ama atlatmayı umut ediyoruz" diye konuştu.
Hatay Beton mikseri sürücüsü, metrelerce sürüklediği otomobili fark etmedi: O anlar kamerada Hatay’da beton mikserinin çarpıştığı otomobili metrelerce sürüklediği anlar kameraya yansıdı. Çevredeki vatandaşların uyarısıyla durabilen beton mikserinin sürüklediği otomobil sürücüsü yaralandı. Kaza, Antakya ilçesi Zülüflühan Mahallesi Antakya - İskenderun çevre yolunda yaşandı. Seyir halinde ilerleyen beton mikseri, aynı şeritte olan otomobille çarpıştı. Mikser, çarpıştığı otomobili önüne alarak metrelerce sürükledi. Beton mikserinin otomobili önüne alarak metrelerce sürüklediği anlar kameraya yansıdı. Görüntülerde; otomobili fark etmeyip önüne alan beton mikserinin metrelerce gittiği esnada vatandaşın uyarmasıyla durduğu anlar görüldü. Kazayı gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine olay yerine polis, ambulans ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kısa sürede bölgeye intikal eden itfaiye ekipleri, yaralı sürücüyü kurtararak sağlık ekiplerine teslim etti. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralı hastaneye kaldırıldı. Beton mikserinin otomobili önüne alarak metrelerce sürüklediğini ifade eden Arda Kurtoğlu "Motosikletimle yolda seyir halindeyken korkunç bir kazaya tanık oldum. Bir beton mikseri, önündeki otomobili altına almış ve durmak yerine üzerine sürmeye devam ediyordu. Sürücü frene basacağı yerde adeta gaza yüklenmişti. Durmaya hiç niyeti yok gibiydi. Bu bölgede sürekli kazalar meydana geliyor" ifadelerini kullandı.