Yerel Haberler
İzmir
Kanser hastalarının beslenmesine dair önemli uyarılar 06 Mart 2026 Cuma - 09:49:12 Psikolog Mehmet Güney Ziyalan, kanser tedavisi sürecinde yaşanan psikolojik ve fizyolojik etkilerin iştahsızlığa yol açabildiğini hatırlattı. Ziyalan, bazı hastaların tedavi boyunca iştahsızlık yaşamadığını, bazılarının ise tedavinin belirli dönemlerinde ya da ilerleyen süreçte bu sorunla karşılaşabildiğini ifade ederek, "İştahsızlığın her zaman fizyolojik ya da kimyasal bir nedeni olmayabilir. Psikolojik nedenler de bu duruma yol açabilir ve bu kesinlikle keyfi bir durum değildir" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Uzman Klinik Psikolog Mehmet Güney Ziyalan kanser tedavisi sürecinde hastalarda sık görülen iştahsızlık sorununa ve bu süreçte hasta yakınlarının farkında olmadan yaptığı hatalara dikkat çekti. İştahsızlığın yalnızca kimyasal ya da mekanik nedenlerle açıklanamayacağını vurgulayan Ziyalan, psikolojik etkenlerin önemli rol oynadığını söyledi. Tedavi sürecinde yaşanan bulantı ve tiksinti hissinin, zamanla yemek yeme davranışıyla şartlanabildiğini belirten Ziyalan, "İlaçların bulantı ya da tiksinti etkisi ortadan kalksa bile, yemek yeme davranışı bu olumsuz duygularla eşleştiği için iştahsızlık devam edebiliyor. Bu durumda ortada fiziksel bir neden olmasa da hasta gerçek anlamda zorlanıyor." diye konuştu. Psikolog Ziyalan, bazı ilaçların koku hassasiyetini artırabildiğine de değindi, hastaların normalde rahatsız olmadığı yemek kokularının bu süreçte tiksinti oluşturabildiğini söyledi. Depresif ruh halinin ve ağrının da iştahsızlığı artıran önemli etkenler arasında yer aldığını belirten Ziyalan, yemek saatlerinin hem hastalar hem de hasta yakınları için stresli bir sürece dönüşebildiğini ifade etti. Çocuk muamelesi yapmayın Hasta ve hasta yakınları arasındaki rollerin tedavi süreciyle birlikte değiştiğine dikkat çeken Ziyalan, "Kişinin neyi, ne zaman ve ne kadar yiyeceğine artık başkasının karar vermesi, hastada baskı ve çocuk muamelesi görme hissi oluşturabiliyor. Bu da yemeği daha da zorlaştırıyor" dedi. Hasta yakınlarının iyi niyetle yaptığı ısrarın, hastaların kendilerini anlaşılmamış hissetmesine yol açabileceğini söyleyen Ziyalan, bu durumun zaman zaman sofrada gerginliğe neden olabildiğini kaydetti. İştahsızlıkla baş etmede bazı küçük ama etkili önerilerde bulunan Ziyalan, lokmaların küçük tutulması, yemek sırasında acele edilmemesi ve hastanın zorlanmaması gerektiğini vurguladı. Yemek esnasında dikkatin yemekten başka bir yöne çekilmesinin de faydalı olabileceğini belirten Ziyalan, şu önerilerde bulundu. "Televizyon, müzik ya da sohbetle dikkati dağıtmak, bulantı ve tiksinti hissini azaltabiliyor. Az yemek ile hiç yememek arasında büyük fark olduğu bilinmeli. Üç lokma her zaman sıfır lokmadan iyidir. Her lokmanın kıymetini bilmek gerekiyor. Tabak bitmedi diye hastayı suçlamak motivasyonu düşürüyor. Masa düzeni, porsiyon küçüklüğü ve ortam kokuları da önemli. Büyük porsiyonlar göz korkutabilir. Küçük porsiyonlar daha ulaşılabilir hedefler sunar. Ayrıca yemek kokularını mümkün olduğunca azaltmak da süreci kolaylaştırır. Gün içindeki kısa yürüyüş ve hafif aktivitelerin iştah üzerinde olumlu etkisi olabilir. Hastaların kendilerini daha enerjik hissettikleri zaman dilimlerinde yemek yemeye teşvik edilmesi de daha doğru olur."
06 Mart 2026 Cuma - 09:46 "Kadın" dijital platformlarda yayında Tolga Tüyel’in yeni teklisi "Kadın", 6 Mart günü tüm dijital platformlarda yayında olacak. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde dinleyicilerle buluşacak çalışma, hayatın görünür ve görünmeyen yükünü omuzlarında taşıyan kadınlara adanmış güçlü bir iç ses niteliği taşıyor. Söz ve müziği Tolga Tüyel’e ait olan "Kadın", güçlü olduğu için alkışlanan kadınları değil, güçlü olmak zorunda bırakılanları anlatıyor. Günlük yaşamın çoklu sorumluluklarını taşıyan, çoğu zaman "iyiyim" diyerek ayakta kalmaya devam eden kadınların duygusal dünyasını görünür kılıyor. Adarya ile dijital bir düet Şarkıda ve klipte Tolga Tüyel’e dijital karakter Adarya eşlik ediyor. Belirli bir kişiyi temsil etmeyen Adarya, kadınların sözlerinden, deneyimlerinden ve sustukları anlardan oluşan sembolik bir temsil olarak konumlanıyor. Yapay zekâ kullanımı teknik bir gösteri değil; kadınların çoğu zaman duyulmayan iç sesini görünür kılmak için bilinçli bir tercih. Tarihin güçlü kadınları yapay zekâ ile yeniden canlanıyor Tamamı yapay zekâ ile üretilen klipte, tarihe yön vermiş ve topluma ilham olmuş güçlü kadın figürleri canlandırılıyor. Türkan Saylan, Frida Kahlo, Sabiha Gökçen, Afife Jale, Marie Curie ve Halide Edip Adıvar gibi isimler, kadınların mücadele mirasına saygı niteliğinde sahnelerde yer alıyor. Kadınların sözleri, deneyimleri ve görünmezleştirilen anları için Tolga Tüyel projeye ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu şarkı gerçek kadınların iç sesinden doğdu ancak tek bir kişinin hikâyesi değil. Adarya da bu nedenle tek bir kadını temsil etmiyor. Kadınların sözlerinden, deneyimlerinden ve sessiz kaldıkları anlardan oluşan bir dijital temsili seçmemizin sebebi, duyulmayan sesi görünür kılmak. Klibin tamamında kullanılan yapay zekâ da bu sorunun altını çizmek için bir araç oldu." dedi. "Kadın" teklisi tüm dijital müzik platformlarında yayında. Şarkının tamamı dinleyiciler tarafından erişilebilir durumda. Klibi ise YouTube’da Tolga Tüyel’in resmi kanalında izlenebilecek. Tolga Tüyel hakkında Tolga Tüyel’in müzikle ilişkisi 1991 yılında gitarla tanışmasıyla başladı. Guns N’ Roses, Metallica, Nirvana, Iron Maiden ve The Doors gibi gruplardan etkilendi. Müzikle kurduğu ilişkinin temelinde Rock’ın omurgasını oluşturan tavır ve sahicilik yer alıyor. Bu yaklaşım, yıllar içinde Tolga Tüyel’in müziğe bakışını belirledi. Sözün merkezde olduğu, duygusunu saklamayan, eğilip bükülmeyen bir anlatımı aradı. Kumsallarda başlayan müzikal yolculuğu, Kadıköy ve Taksim sahnelerinde devam etti. Cover gruplarıyla sahne deneyimi kazanırken, kendi şarkılarını yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmedi. Türkiye’de rock müziğin karşılaştığı yapısal ve ekonomik zorluklar onu bir süre sahneden uzaklaştırdı. Ancak bu uzaklık bir kopuş değil, bir birikim süreciydi. Kurumsal hayatta geçen yıllar boyunca müzik arka planda değil, zihninin merkezinde kaldı. Bugün Tolga Tüyel, yaklaşık otuz yıllık müzikal birikimiyle solo kariyerine kararlı bir şekilde devam ediyor.
05 Mart 2026 Perşembe - 22:32 Ziraat Türkiye Kupası: Aliağa FK: 1 - Gençlerbirliği: 3 (Maç sonucu) Ziraat Türkiye Kupası B Grubu 4. ve son hafta maçında Aliağa FK sahasında Gençlerbirliği’ne 3-1 mağlup oldu. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 52. dakikada Cihan’ın ara pasında ceza sahasında Harun’un müdahalesiyle yerde kalan Varesanovic için hakem penaltı noktasını gösterdi. Penaltıda topun başına geçen Samed’in sol köşeye yaptığı vuruşu kaleci Kubilay çıkardı. 55. dakikada kalecinin kural ihlali yaptığı tespit edilince VAR uyarısıyla penaltının tekrarlanmasına karar verildi. Tekrarlanan atışta yeniden topun başına geçen Samed, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 0-1 59. dakikada sol kanattan Göktan’ın kullandığı köşe vuruşunda kaleci Kubilay’ın hatasında kale sahasında boş kalan Yiğit Hamza, yaptığı kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu. 0-2 68. dakikada sol kanatta Göktan’ın pasıyla ceza sahası sol çaprazında topla buluşan Samed, yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı uzak köşeden ağlara yolladı. 0-3 90+2. dakikada sağ kanattan gelişen atakta topla buluşan Suat’ın, sağ çaprazdan yaptığı sert vuruşla meşin yuvarlak uzak köşeden filelere gitti. 1-3 Stat: Aliağa Şehir Hakemler: Erdem Mertoğlu, Kemal Elmas, Ogün Kamacı Aliağa FK: Kubilay Anteplioğlu, Erhan Kartal (Harun Kavaklıdere dk. 35), Sergen Piçinciol, Kerem Paykoç, Oktay Kancı (Kaan Adar dk. 70), Muammer Sarıkaya, Emre Keskin, Mustafa Saymak (Göktuğ Yılmaz dk. 70), Ahmet İlhan Özek (Eray Akar dk. 73), Suat Kaya, Tahir Babaoğlu (Koray Kılınç dk. 70) Yedekler: Mirza Yalçın, Necati Özdemir, Furkan Say, Oğuzhan Yıldırım Teknik Direktör: Polat Çetin Gençlerbirliği: Erhan Erentürk, Fıratcan Üzüm, Umut İslamoğlu (Ousmane Diabate dk. 78), Zan Zuzek, Matej Hanousek, Ensar Kemaloğlu (Göktan Gürpüz dk. 46), Samed Onur, Dal Varesanovic (Seyfi Kıskanç dk. 87), Cihan Çanak (Yusuf Hasan Temel dk. 78), Furkan Özcan, Abdurrahim Dursun (Yiğit Hamza Aydar dk. 46) Yedekler: Ebrar Yiğit Aydın, Arda Çağan Çelik, Emirzat Baycu Teknik Direktör: Levent Şahin Goller: Suat Kaya (dk. 90+2) (Aliağa FK), Samed Onur (dk. 55 pen. ve 68), Yiğit Hamza Aydar (dk. 59) (Gençlerbirliği) Sarı kartlar: Harun Kavaklıdere (Aliağa FK), Umut İslamoğlu (Gençlerbirliği)
İzmir’de tüp patlaması: Ev yıkıldı, 1’i ağır 2 yaralı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 16:48 İzmir’de tüp patlaması: Ev yıkıldı, 1’i ağır 2 yaralı İzmir’in Bayraklı ilçesinde meydana gelen patlamada tek katlı bir ev yıkıldı, 1’i ağır 2 kişi ağır yaralandı. İzmir İtfaiye Daire Başkanı Yaşar Korkmaz, olay yerinde yapılan incelemelerde patlamanın, eve döşenen araç tipi LPG sistemlerindeki gaz sıkışmasından kaynaklandığını söyledi.Olay, saat 11.30 sıralarında 7190 Sokak’ta bulunan tek katlı bir evde meydana geldi. İddiaya göre, evde tek başına bulunan 75 yaşındaki Mustafa Demir, çay demlemek için ocağı yakmak isterken çakmağın ateşlenmesiyle tüp patladı. Şiddetli patlamanın etkisiyle tek katlı evin çatısı çöktü. Patlamayı duyan çevre sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Patlama sırasında vücudunda yanıklar oluşan ve göçük altında kalan Mustafa Demir, mahalledeki vatandaşların yardımıyla bulunduğu yerden çıkarıldı. Ayrıca patlama esnasında evin yan tarafında bulunan iş yerinde çalışan bir vatandaş ise başına isabet eden tuğla parçası nedeniyle hafif şekilde yaralandı. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan yaralılardan Demir, ağır yaralı olarak ambulansla İzmir Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Hafif yaralanan diğer kişi ise ayakta tedavi edildi. Öte yandan. İzmir İtfaiye Daire Başkanı Yaşar Korkmaz, olay yerinde yapılan incelemelerde patlamanın, eve döşenen araç tipi LPG sistemlerindeki gaz sıkışmasından kaynaklandığını belirtti. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.Yaşar Korkmaz: "Gazın sıkıştığı ve patlamanın meydana geldiğini tespit ettik"Patlamayla ilgili açıklamalarda bulunan İzmir İtfaiye Daire Başkanı Yaşar Korkmaz, "Bugün saat 11.38 civarı 112 acil çağrı merkezine gelen bir ihbarla Bayraklı ilçesi Doğançay Mahallesi 7190 Sokak üzeri bir gaz patlaması ihbarı alındı. İtfaiye, sağlık ekipleri, AFAD ve Emniyet ekipleri derhal olay yerine sevk edildi. Gelen ekiplerimiz ilk çalışmalarda iki bağımsız bölümden oluşan mobilya atölyesi ve mermer atölyesi olarak kullanılan iş yerlerinde bir gaz sıkışması neticesinde bir patlama olduğu meydana geldiğini ve yapılan arama ve kurtarma çalışmalarında 80 yaşında bir erkek vatandaşımız enkaz altından çıkartılıp bilinci açık bir şekilde hastaneye sevk edildi. Vücudunda ve kafasında travmalar oluşan vatandaşın şu an Bayraklı Şehir Hastanesi’nde tedavisi devam ediyor. Yapılan araştırmalarda patlamanın Arka tarafta 4 tane araç LPG’lerinde kullanılan tankların sıkıştırılmış gaz olarak kullanıldığı ve içeride kullanıcıların beyanına göre sadece yemek ve ocak üzerinde kullandığı söylendi. Yapılan araştırmalarda içeride bir gazın sıkıştığı ve patlamanın bu şeyden meydana geldiğini tespit ettik. Fakat şu an araştırmalarımız gerek emniyet gerek itfaiye olarak devam ediyor. Patlamanın kaynağı Nedir? Nereden çıkmıştır? Onu ilerleyen zamanlarda açıklayacağız" dedi.
İzmir’deki patlamanın nedeni açıklandı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 15:40 İzmir’deki patlamanın nedeni açıklandı İzmir’in Bayraklı ilçesinde meydana gelen patlamada tek katlı bir ev yıkıldı, 1’i ağır 2 kişi ağır yaralandı. İzmir İtfaiye Daire Başkanı Yaşar Korkmaz, olay yerinde yapılan incelemelerde patlamanın, eve döşenen araç tipi LPG sistemlerindeki gaz sıkışmasından kaynaklandığını söyledi. Olay, saat 11.30 sıralarında 7190 Sokak’ta bulunan tek katlı bir evde meydana geldi. İddiaya göre, evde tek başına bulunan 75 yaşındaki Mustafa Demir, çay demlemek için ocağı yakmak isterken çakmağın ateşlenmesiyle tüp patladı. Şiddetli patlamanın etkisiyle tek katlı evin çatısı çöktü. Patlamayı duyan çevre sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Patlama sırasında vücudunda yanıklar oluşan ve göçük altında kalan Mustafa Demir, mahalledeki vatandaşların yardımıyla bulunduğu yerden çıkarıldı. Ayrıca patlama esnasında evin yan tarafında bulunan iş yerinde çalışan bir vatandaş ise başına isabet eden tuğla parçası nedeniyle hafif şekilde yaralandı. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan yaralılardan Demir, ağır yaralı olarak ambulansla İzmir Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Hafif yaralanan diğer kişi ise ayakta tedavi edildi. Öte yandan. İzmir İtfaiye Daire Başkanı Yaşar Korkmaz, olay yerinde yapılan incelemelerde patlamanın, eve döşenen araç tipi LPG sistemlerindeki gaz sıkışmasından kaynaklandığını belirtti. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor. Yaşar Korkmaz: "Gazın sıkıştığı ve patlamanın meydana geldiğini tespit ettik" Patlamayla ilgili açıklamalarda bulunan İzmir İtfaiye Daire Başkanı Yaşar Korkmaz, "Bugün saat 11.38 civarı 112 acil çağrı merkezine gelen bir ihbarla Bayraklı ilçesi Doğançay Mahallesi 7190 Sokak üzeri bir gaz patlaması ihbarı alındı. İtfaiye, sağlık ekipleri, AFAD ve Emniyet ekipleri derhal olay yerine sevk edildi. Gelen ekiplerimiz ilk çalışmalarda iki bağımsız bölümden oluşan mobilya atölyesi ve mermer atölyesi olarak kullanılan iş yerlerinde bir gaz sıkışması neticesinde bir patlama olduğu meydana geldiğini ve yapılan arama ve kurtarma çalışmalarında 80 yaşında bir erkek vatandaşımız enkaz altından çıkartılıp bilinci açık bir şekilde hastaneye sevk edildi. Vücudunda ve kafasında travmalar oluşan vatandaşın şu an Bayraklı Şehir Hastanesi’nde tedavisi devam ediyor. Yapılan araştırmalarda patlamanın arka tarafta 4 tane araç LPG’lerinde kullanılan tankların sıkıştırılmış gaz olarak kullanıldığı ve içeride kullanıcıların beyanına göre sadece yemek ve ocak üzerinde kullandığı söylendi. Yapılan araştırmalarda içeride bir gazın sıkıştığı ve patlamanın bu şeyden meydana geldiğini tespit ettik. Fakat şu an araştırmalarımız gerek emniyet gerek itfaiye olarak devam ediyor. Patlamanın kaynağı nedir? Nereden çıkmıştır? Onu ilerleyen zamanlarda açıklayacağız" dedi.
İzmir’de tüp patlaması: 1’i ağır 2 yaralı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 14:24 İzmir’de tüp patlaması: 1’i ağır 2 yaralı İzmir’in Bayraklı ilçesinde meydana gelen tüp patlamasında tek katlı bir ev yıkıldı. Patlamanın etkisiyle 1’i ağır 2 kişi yaralandı. Olay, saat 13.00 sıralarında 7190 Sokak’ta bulunan tek katlı bir evde meydana geldi. İddiaya göre, evde tek başına bulunan 75 yaşındaki Mustafa Demir, çay demlemek için ocağı yakmak isterken çakmağın ateşlenmesiyle tüp patladı. Şiddetli patlamanın etkisiyle tek katlı ev çöktü. Patlamayı duyan çevre sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Patlama sırasında vücudunda yanıklar oluşan ve göçük altında kalan Demir, mahalledeki vatandaşların yardımıyla bulunduğu yerden çıkarıldı. Ayrıca patlama esnasında evin yan tarafında bulunan iş yerinde çalışan bir vatandaş ise başına isabet eden tuğla parçası nedeniyle hafif şekilde yaralandı. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan yaralılardan Demir, ağır yaralı olarak ambulansla İzmir Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Hafif yaralanan vatandaş ise ayakta tedavi edildi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor. "Şu anda yoğun bakımda" Patlamanın ardından olay yerine gelen Mustafa Demir’in oğlu Umut Demir, olaydan komşularının kendisini aramasıyla haberdar olduğunu belirterek, "Patlama sesi duymuşlar, bunun üzerine bizi aradılar. Ben iş yerinden çıktım, buraya geldim. Ne olduğunu tam olarak bilmiyorum. Şu anda yetkilileri bekliyorum, oraya gidip inceleme yapacaklar, sonra da buradan ayrılacaklar. Babam yaralıymış. Sanırım ufak tefek yanıkları varmış. Hastaneye kaldırıldı, şu anda yoğun bakımda. Belki de önceden tüpü açık bıraktı. Sonra gelip çay demlemek istemiş olabilir, tüp de bu sırada patlamış olabilir. Ancak kesin bir şey söyleyemiyoruz. Ama içeride bir gaz sıkışması olduğu söylendi. İçeride gaz kokusu da var. Muhtemelen tüp açık unutuldu. Zaten yaşlı bir adam. Bekliyoruz, şimdilik babamdan iyi haber aldık, durumu iyiymiş. Buradaki işlerimizi bitirdikten sonra hastaneye gideceğiz" dedi. Muhtar: "Çay yaparken tüp patlamış" Patlama esnasında bölgeye yakın olduğunu ifade eden Doğançay Mahallesi Muhtarı Arzu Nisa, "Yoldayken, üç tekerli motorum aniden patlamanın şiddetiyle sarsıldı. ’Ne oldu’ dememe kalmadan, bir evden duman çıkmaya başladı. Hemen buraya geldim. O sırada Mustafa amcayı dışarı çıkarıyorlardı. Ortalık yoğun dumanla kaplıydı, her yer çok kötü durumdaydı. Burası tam anlamıyla berbat haldeydi. Duman çıkmaya devam ediyordu. Hemen 112’yi aradım. Mustafa amca yerde yatıyordu. Bilinci açıktı ama durumu oldukça kötüydü. Kanlar içindeydi ve vücudunda ciddi yanıklar vardı. Sonrasında polis ve itfaiye olay yerine ulaştı. Anladığımız kadarıyla çay yaparken tüp patlamış. Çay koymuş kendine ama gaz sıkışması olmuş ve bu da patlamaya neden olmuş" diye konuştu.
Genç Türk bilim insanına uluslararası birincilik
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:48 Genç Türk bilim insanına uluslararası birincilik Yaşar Üniversitesi Mimarlık Programı Doktora öğrencisi Nurefşan Sönmez, tarihi yapılarda günışığı optimizasyonu için geliştirdiği yapay zekâ destekli modeliyle Rusya’da düzenlenen CIE Young Lighting Scientist Contest 2025’te dünya birincisi oldu. Yaşar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Mimarlık Doktora Programı öğrencisi Nurefşan Sönmez, tarihi yapılarda günışığı iyileştirmelerine yönelik bütünleşik bir optimizasyon modeli geliştirdi. Yapay zekâ sayesinde modelin uygulanma süresini önemli ölçüde kısaltan Sönmez, yurt dışı bursu kapsamında modeli; günışığı stratejilerinin termal konfor ve enerji tüketimine etkilerini de içerecek biçimde genişletti. Model, hem Balıkesir Ayvalık’taki 20. yüzyıl başlarından kalma bir sıra evde hem de Belçika Antwerp’teki 19. yüzyıl sonlarından kalma bir sıra evde test edilerek farklı iklim koşulları ve bina yönetmeliklerine göre karşılaştırıldı. TÜBİTAK tarafından da desteklenen bu kapsamlı çalışma, Nurefşan Sönmez’in yanı sıra danışmanları Doç. Dr. Arzu Cılasun Kunduracı, Prof. Dr. Yonca Erkan ve Dr. Öğr. Üyesi Cemre Uğurlu ile birlikte hazırlandı. Uluslararası Aydınlatma Komisyonu (CIE) tarafından düzenlenen Young Lighting Scientist Contest 2025’e sunulan proje, birinciliğe layık görüldü. Türkiye, Çin, Rusya ve Japonya’dan gelen birçok bilimsel çalışma arasından birinci seçilen makale, aydınlatma alanının saygın yayını Light & Engineering dergisinde yayımlanacak. Ayvalık ve Antwerp’eki binalar karşılaştırıldı TÜBİTAK 2214-A Yurt Dışı Doktora Sırası Araştırma Bursu’nu kazanarak 2024 Eylül - 2025 Eylül arasında Belçika’daki Antwerp Üniversitesi’nde çalışmalarını birleşik doktora öğrencisi olarak sürdüren Sönmez, projesi hakkında şunları söyledi: "Amacımız farklı iklimlere uyarlanabilir bir model geliştirmekti. Bunun için iki yapı seçtik: Akdeniz iklimine uygun bir yapı Balıkesir Ayvalık’tan, ılıman okyanusal iklime uygun bir yapı ise Belçika Antwerp’ten. Antwerp’teki evin çatı katında günışığını iyileştirmeye odaklandım. Çatı pencereleri üzerine çalıştım, şehrin ve Flaman bölgesinin yapı yönetmeliklerini inceledim. Aynı zamanda miras yapıların korunmasına dair yönergeleri öğrendim ve Türkiye ile karşılaştırma yaptım. Araştırmamda şu sorulara odaklandım: Farklı iklim, mimari tasarım ve yapı yönetmeleri tarihi yapıya yapılabilecek günışığı müdahalelerini nasıl etkiler? Antwerp’te uygulanan ne tür günışığı stratejileri Türkiye’de de uyarlanabilir? Ve koruma altında olmayan yapıları da koruma bilinciyle nasıl iyileştirebiliriz? Burada en önemli nokta, günışığı stratejilerinin iklim koşullarına, yapı strüktürüne ve yönetmeliklere uygun olması. Örneğin Belçika’da sıkça kullanılan çatı pencerelerini Türkiye’de uygulamak, iklim farklılıkları ve mimari özellikler nedeniyle zorlayıcı olabiliyor. Günışığını artırırken aşırı ısı kazancı da ortaya çıkabiliyor; bu da konforsuzluk ve enerji kaybına sebep oluyor. Bu yüzden izolasyon kritik bir rol oynuyor. Nitekim Antwerp yönetmeliklerinde enerji verimli cam kullanımı özellikle teşvik ediliyor. Bunun yanında Belçika’da tarihi yapılarda yeşil cepheler oldukça yaygın. Hem estetik bir görünüm sağlıyorlar hem de ısı geçişlerini kontrol ederek gölgeleme işlevi görüyorlar. Türkiye’de de tarihi yapılarda bu tür yeşil bina uygulamalarının yaygınlaştırılabileceğini düşünüyorum. Bu çalışma bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Ayrıca iki üniversite arasında güçlü bağlar kurulmasına katkı sağladı. Yaşar Üniversitesi’nin Avrupa’daki tanınırlığını da artırdığına inanıyorum." Tarihi yapılarda iklime duyarlı model Proje Danışmanı Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Arzu Cılasun Kunduracı ise "Tarihi yapılardaki restorasyon projelerinde önceliğimiz genellikle iç mekan konforunu sağlamak değil, yapının özgünlüğünü korumak oluyor. Çevresel bileşenlerin ve iklimin dikkate alınmadığı bir yaklaşımda, yeteri kadar günışığı alamadığı için tüm gün yapay aydınlatma kullanmak durumunda kalan veya mekanik havalandırma, ısıtma, soğutma sistemi kullanmadan termal konforu sağlayamayan mekanlar üretiliyor. Bu proje ile tarihi yapılarda mimari özgünlüğe ek olarak iklime duyarlı, her termal hem de görsel konforu sağlamayı hedefleyen bir model geliştirildi" dedi.
Çeşme sakız üreticilerinden komşuya iş birliği daveti
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:43 Çeşme sakız üreticilerinden komşuya iş birliği daveti Yunanistan’ın Sakız Adası’ndaki üreticilere ortak araştırma ve bilgi paylaşımı çağrısında bulunan Çeşme Sakız Üreticileri Derneği Başkanı İbrahim Topal, "Sakız sadece Sakız Adası’na veya Çeşme’ye ait bir ürün değil dünya mirası niteliğinde bir değerdir. Biz de bu değeri, ortak akılla ve dayanışmayla yaşatmak istiyoruz" dedi. Çeşme Sakız Üreticileri Derneği, Sakız Adası’ndaki üreticilere ortak araştırma ve bilgi paylaşımı çağrısında bulundu. Dernek Başkanı İbrahim Topal, "Yunanlı dostlarımızla iş birliğine, ortak araştırmalara ve bilgi paylaşımına açığız. Eğer iki taraf arasında bir köprü kurulabilirse bu, geleceğe dönük güçlü bir başlangıç olur" diye konuştu. Otuz yıllık emekle kurulan dernek Derneğin kuruluş sürecinin yaklaşık 30 yıllık bir çalışmanın sonucu olduğunu belirten Topal, "1995 yılında çiftlik çalışmalarına başladık. Şu anda 92 ile 150 ağaç arasında değişen sakız ağaçlarından üretim yapıyoruz. Bu yolculuk oldukça uzun sürdü; 1995’ten bu yana bu işle uğraşıyoruz" dedi. Topal, sakız üretiminin Çeşme’de köklü bir geçmişe sahip olduğunu da hatırlatarak, "1950’li yıllarda bir heyet, sakız ağacının bu bölgede yetiştirilmesi için görevlendiriliyor. O dönemde 15–20 fidanla denemelere başlanıyor. Demek ki o yıllarda da bu topraklarda sakız üretimi konusunda bir bilinç ve çaba varmış. Ancak zamanla ekonomik ve toplumsal değişimler nedeniyle sakız ağacı bir dönem ihmal edilmiş" diye konuştu. "Sakız Anadolu’nun da ürünü" Sakızın tarihsel olarak sadece Sakız Adası’na ait olmadığını vurgulayan Topal, şunları kaydetti: "Oysa sakız, doğası gereği Anadolu topraklarında asırlardır var olan bir üründür. Osmanlı döneminde Sakız Adası’nda üretime büyük önem verilmiş, üreticilere bazı ayrıcalıklar tanınmış. Sakızın tarihsel olarak da bizim coğrafyamızla güçlü bir bağı var." Kadın emeğiyle büyüyen üretim Topal, sakız üretiminin yeniden canlandırılmasında kadın üreticilerin büyük rol oynadığını ifade ederek, "Bu çalışmaları genellikle kadın üreticilerimiz dernek ve kooperatif çatısı altında yürütüyor. Biz hiçbir zaman bu işe ticari dev bir proje olarak başlamadık; aksine dayanışmayı ve ortak üretimi ön planda tuttuk" dedi. Sakızın gıda, boya, ilaç ve kozmetik sanayinde kullanılan çok değerli bir ürün olduğunu vurgulayan Topal, pandemi döneminde sakızın antimikrobiyal özelliklerinin yeniden önem kazandığını da belirtti. "Önce yerli ihtiyacı karşılayacağız" Türkiye’nin her yıl 10–12 ton sakızı Yunanistan’dan ithal ettiğini belirten Topal, "Öncelikli hedefimiz ülkemizin kendi sakız ihtiyacını karşılamak, ardından üretimi artırarak dış pazarlara yönelmek" dedi. Topal, iki ülke arasındaki kültürel bağlara da dikkat çekerek, "Sakız sadece Sakız Adası’na veya Çeşme’ye ait bir ürün değil; dünya mirası niteliğinde bir değerdir. Biz de bu değeri, ortak akılla ve dayanışmayla yaşatmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Çeşme damla sakızı Malezya yolcusu Dernek üyesi ve üretici Hasan Ege Tütüncüoğlu da, üretimin artmasıyla birlikte dış pazarlardan da ilgi görmeye başladıklarını belirterek, "İki yıl önce eski anaç ağaçlarımızdan yaklaşık 100 kilo üretim gerçekleştirdik. Türkiye’nin yıllık damla sakızı tüketimi yaklaşık 20 ton. Çeşme bölgesinde ise 2,5–3 tonluk bir ihtiyaç var ve şu anda tamamı ithalatla karşılanıyor. Bizim önceliğimiz yerel ihtiyacı karşılamak ve ithalatı azaltmak" dedi. Tütüncüoğlu, 20 bin yeni ağacın 4–5 yıl içinde verime geçmesiyle yıllık üretimin 1,5 tona ulaşacağını belirtti. Tütüncüoğlu, "Üretimimizin bir kısmını Amerika’nın Miami kentine göndererek ilk ihracat denememizi yaptık. Bu hafta da Malezya’dan bir işletme ile aylık 5 kilogramlık düzenli alım içeren 50 kiloluk bir anlaşma yaptık. Bu, tanıtım yapılmadan gelen ilk uluslararası talep olması açısından bizim için çok değerli" diye konuştu. Üniversitelerle yürütülen Ar-Ge çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu ifade eden Tütüncüoğlu, "Çok kısa bir süre içinde Çeşme Damla Sakızı, sadece gastronomide değil, farmakoloji ve kozmetik sektörlerinde de dünya pazarında yerini alacak" diye konuştu. Kooperatiften sakız ağaçlandırma projesi Çeşmeköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Kazım Beyaz da yerel üretimi destekleyen projeler için şunları kaydetti: "Kooperatifimiz, tarım ürünlerinin pazarlanması ve yerel üretimin desteklenmesi amacıyla kuruldu. Çeşme Belediyesi ile yaptığımız protokol kapsamında, kamuya ait alanların sakız ağaçlarıyla donatılması için çalışıyoruz. Üreticilerimizden aldığımız fideleri bu alanlara dikiyor, gelecekte bu ağaçların üreticilerimize ekonomik değer olarak geri dönmesini hedefliyoruz."