Yerel Haberler
İzmir
Kültür Yolu Festivali’nin coşkusu bu yıl Çeşme’de de yaşanıyor
26 Ekim 2025 Pazar - 11:29 Kültür Yolu Festivali’nin coşkusu bu yıl Çeşme’de de yaşanıyor Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2021 yılından bu yana Türkiye’nin çeşitli illerinde düzenlenen Kültür Yolu Festivali, bu yıl aralarında İzmir’in de bulunduğu 20 ilde gerçekleştiriliyor. İzmir’de 25 Eylül’de başlayan ve 2 Kasım’a kadar sürecek festivalin rotasına bu yıl Çeşme de eklendi. Festivalin Çeşme ayağı, renkli bir seremoniyle başladı. Açılış öncesinde, Hacı Murat Hatice Özsoy Anadolu Lisesi öğrencileri Öykü Güneşten, Sude Tuana Şallı, Yiğit Dikmen ve Özgür Yaşa, festival ateşinin yakılacağı meşaleleri Çakabey Anıtı’ndan Çeşme Kalesi’ne kadar koşarak taşıdılar. 25 Eylül Cumartesi günü Çeşme Kalesi önünde düzenlenen açılış töreninde, öğrencilerin taşıdığı meşalelerle festival ateşi, Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan ve Çeşme Müze Müdürü Seher Hoşgör tarafından yakıldı. Açılışta konuşan Kaymakam Mehmet Maraşlı, şu ifadeleri kullandı: "Kültür ve Turizm Bakanlığımızın birkaç yıldır başarıyla sürdürdüğü ve her geçen yıl büyüyen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri kapsamında, İzmir ilimiz ilk günden bu yana yerini almış durumda. Bu yıl festivalin coşkusu Çeşme’de de tüm enerjisiyle başladı. Dokuz gün sürecek festival kapsamında yaklaşık 36 etkinlik gerçekleştirilecek. Kültürümüz, sanatımız, tarihimiz ve doğamız bu etkinliklerle dolu dolu yaşanacak. İlçemize gelen misafirlerimiz ve Çeşme sakinleri tüm etkinliklerden ücretsiz yararlanabilecek. Bu tür organizasyonlar sayesinde Çeşme turizminin sekiz-dokuz aya yayılması hedefleniyor. Festivalin ilçemize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor; katkı sunan tüm kurum ve emek veren herkese teşekkür ediyorum." Çeşme Müze Müdürü Seher Hoşgör de konuşmasında festivalin kültürel zenginliği vurgulayarak, "Kültür ve Turizm Bakanlığımızın öncülüğünde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri, ülkemizin en kapsamlı kültür-sanat projesidir. Dokuz gün boyunca İzmir’in farklı noktalarında sergiler, sempozyumlar, söyleşiler, dinletiler, atölyeler ve yarışmalarla dolu bir program sizleri bekliyor. Her bir etkinliğin, kültürümüzün ve sanatımızın zenginliğini yansıtırken, Çeşme’nin tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle bütünleşeceğine inanıyoruz. Bu anlamlı festivalin bir parçası olmaktan gurur duyuyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Açılış konuşmalarının ardından, Çeşme Kalesi’nde, Doğa Ergun’un "Çeşme Sualtı Güzellikleri Fotoğraf Sergisi" ve Cem Özipek’in "Denizden Gelen Heykel Sergisi"nin açılışı gerçekleştirildi. Ayrıca, Ceneviz Kulesi Sergi Alanı’nda Ali Rıza İşipek Koleksiyonu ve "Gemi Tasvirleri Sergisi", Çeşme Kent Belleği Müzesi’nde Deniz Deviren ve kursiyerlerinin "Çeşme’nin Tarihi Yapıları Fotoğraf Sergisi" ile "Çeşme’nin Çeşmeleri Suluboya Resim Sergisi", Aya Haralambos Kilisesi’nde Nilgün Sim Süldür Koleksiyonu "Bizans’tan Anadolu’ya İz Bırakan Kadınlar" ve Dilek Sekülü’nün "Uygarlıkların Işığında Seramik Sergisi", ayrıca Radisson Blu Oteli’nde Gülnaz Ertan ve İkbal Balcı’nın "İzmir ve Çeşme’den Esintiler" Resim Sergisi sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sergiler, 2 Kasım Pazar gününe kadar ziyaret edilebilecek.
Dijital çağın yeni e-nazar boncukları: Emojiler
26 Ekim 2025 Pazar - 10:59 Dijital çağın yeni e-nazar boncukları: Emojiler Sosyal medya, anneliğin yeni vitrinine dönüşürken, birçok anne bebeklerinin yüzünü emojilerle kapatıyor. Yaşar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Pelin Aytemiz Karslı, bu tercihin, bazen mahremiyet, bazen de nazara karşı dijital bir savunma amacı taşıdığını söyledi. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Pelin Aytemiz Karslı, "Göz Değmesin Diye: Instagram’da Annelik, Mahremiyet ve Nazar" konulu araştırmasında, Instagram’da annelerin bebek fotoğraflarını paylaşırken yüzlerini emojilerle kapattıkları görsel kompozisyonların anlamlarını ele aldı. Özellikle dijital bir nazar boncuğu işlevi gören emojiler üzerinden, anneliğin dijital temsili ile geleneksel nazar inanışının nasıl iç içe geçtiğini inceledi. Bu araştırması için yürüttüğü dijital etnografi kapsamında 65 Instagram profili analiz etti. Ayrıca araştırmanın devamı olarak 110 anne ile anket çalışması gerçekleştirdi. Doç. Dr. Pelin Aytemiz Karslı’ya göre annelerin paylaşımlarında emoji kullanması, yalnızca gizliliği sağlama amacı taşımıyor. Aynı zamanda eski inançların dijital bir yorumu niteliği taşıyor. Emoji, inancın güncellenmiş hali olarak karşımıza çıkıyor. Sembolik koruma Görsel etnografi temelli araştırmasında, annelerin görünürlük ile mahremiyet arasında kurdukları hassas dengeyi ve dijital annelik deneyimi ile geleneksel inanışlar arasındaki müzakere süreçlerini inceleyen Doç. Dr. Aytemiz Karslı, "Bu paylaşım biçiminin yalnızca nazar inancına değil, aynı zamanda dijital varlık ve görünürlükle ilişkili bir alan mücadelesi olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda inancın güncellenmiş hali. Bebeklerin yüzüne koyulan gülen yüzler, kalpler ya da çiçek emojileri, sembolik bir koruma görevi görüyor" diye konuştu. Nazardan korunmada dijital evrilme Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aytemiz Karslı sözlerini şöyle sürdürdü: "Bazı anneler ise emoji kullanma tercihini çevresel faktörlerden kullandıklarını söylüyor. Sosyal medya takipçilerinden gelen "Göz değmesin", "Maşallah" gibi yorumlar da bu tercihte etkili oluyor. Bu durum anneler için aynı zamanda bir iç rahatlatma yöntemi. Anneler paylaşmak istiyor çünkü hatıralar birikiyor. Ama bir yandan da ‘ya biri kötü niyetle bakarsa?’ diye ikileme düşüyor. Bu noktada bebeklerinin yüzünü emojiyle kapatan anneler, hem geleneksel inançları hem de modern gizlilik kaygılarını bir arada yaşıyor. Bu davranış, kültürel mirasın sosyal medya üzerinden nasıl evrildiğini gözler önüne seriyor."
Kanser hastalarına sağlıklı tarifler
26 Ekim 2025 Pazar - 10:23 Kanser hastalarına sağlıklı tarifler Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi’nde, "Onkoloji Hasta Yakınları İçin Beslenme ve Besin Zenginleştirme Teknikleri Eğitimi ile Uygulamalı Güçlü Tarifler Atölyesi" düzenlendi. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, onkoloji hastalarının tedavi sürecinde tıbbi beslenme tedavisinin önemi vurgulandı. İzmir Acıbadem Kent Hastanesi tarafından Onkoloji Merkezi’nde, ‘Onkoloji Hasta Yakınları İçin Beslenme ve Besin Zenginleştirme Teknikleri Eğitimi ile Uygulamalı Güçlü Tarifler Atölyesi’ gerçekleştirildi. Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Karabulut’un açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte onkoloji diyetisyeni uzman diyetisyen Gamze Gültekin ile uzman psikolog Mehmet Güney Ziyalan hasta yakınlarına önemli öneri ve uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Karabulut’un yanı sıra medikal onkologlar Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, Doç. Dr. Ahmet Özveren, Uzm. Dr. Osman Bütün de atölye çalışmasına katıldı, hasta yakınlarıyla birlikte diyetisyen Gültekin eşliğinde sağlıklı tarifleri denedi, bol proteinli nohut unlu ekmek ile şeftali topları yaptı. Hasta yakınları ve doktorlar fırından gelen ekmeklerle tarhanalı, mercimekli, nohutlu atıştırmalıkların, avokadolu pudingin, browninin tadına baktı. Etkinlik sonunda hasta yakınlarına yan etkilere karşı beslenme çözümlerini içeren tarif kitapçığı da armağan edildi. "Kanser hastalarına doğru tedavi uygularken beslenmelerine de önem vermek" Beslenmenin doğru olduğu zaman tedavi başarısının yüzde 25 oranında arttığını, komplikasyon riskinin de o oranda azaldığını belirten Prof. Dr. Karabulut, kanser tedavisinde sadece doğru ilacın değil, hastanın beslenme, psikolojik, sosyal ve ekonomik durumunun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Karabulut, tedavide doktor, hasta, hasta yakını ve destek birimlerinden diyetisyen, psikolog, hemşireden oluşan bir "takım" olduğunu ve bu takımın uyum içinde çalışmasının hayati olduğunu ifade etti. Bu üçlüyü, biri eksildiğinde ayakta durmayan bir "üç ayaklı sandalye"ye benzeten Karabulut, "Bugün aslında yapmaya çalıştığımız, kanser hastalarına doğru tedavi uygularken beslenmelerine de önem vermektir. Onlara özel beslenme programları hazırlıyoruz. Ancak evde beslenme konusunda bazen alternatifler üretmek gerekebiliyor. Hastayı sadece bir diyet listesiyle yönlendirdiğimizde, bu programı her zaman uygulayamayabiliyorlar. Bu nedenle, zenginleştirilmiş gıdaları ve diyetleri uygulayamadıklarında nasıl hazırlayacaklarını ailelere öğretiyoruz" dedi. "Beslenmeyi etkilemesi hastalığı daha da güçleştiriyor" Onkoloji Diyetisyeni Gültekin de yetersiz beslenmenin kanser tedavisinde sık görülen ve kas kaybına, enfeksiyon riskinin artmasına, yaşam kalitesinin düşmesine yol açan ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekti. Gültekin, kemoterapi ve radyoterapinin iştahsızlık, bulantı, kusma, ağız yaraları, ishal, kabızlık gibi yan etkilerinin besin alımını azalttığını ve bu yan etkilerle başa çıkmak için beslenme stratejileri geliştirmenin önemini vurguladı. Ana çözüm önerisi olarak "besin zenginleştirme"yi öneren Gültekin, "Bu, yemeklerin enerji ve protein değerini, lezzetini veya kıvamını değiştirmeden artırmaktır" diyerek, şunları söyledi: "Hem yönetimi zor hem de tedavinin verdiği yan etkiler nedeniyle beslenmeyi etkilemesi hastalığı daha da güçleştiriyor. Dolayısıyla, hasta yakını olarak insan bazen en sevdiği kişiye en iyisini yapmak isterken çaresizlik hissedebiliyor ya da kaygı duyabiliyor. Bu nedenle, etkinliğin amacını şu şekilde planladık. Hasta yakınlarının hem psikolojik destek almalarını hem de hastalara nasıl davranmaları gerektiğini bir kez daha görmelerini istedik. Ayrıca, besin zenginleştirme teknikleriyle ilgili güzel bir atölye düzenleyerek hem pratik hem de teorik bilgileri birleştirip hastalarına daha faydalı olmalarını amaçladık. Besin zenginleştirme tekniklerini anlatmak ve öğrenmek son derece önemlidir. Çünkü iştahsızlığın görüldüğü durumlarda, küçük hacimlerde yüksek enerji ve protein vermemiz gereken hasta grupları bulunuyor. Biz de etkinlikte bunu anlatmaya çalıştık. Böylece hem bilgilendirici hem de keyifli bir ortam oluştu." "Sadece hastalığa değil, duygulara da odaklanıyoruz" Hastaları için yeni tarifler öğrenmek amacıyla bir araya gelen hasta yakınlarına Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Uzman Klinik Psikolog Mehmet Güney Ziyalan da, beslenmenin yalnızca fiziksel değil, psikolojik boyutu olduğuna da dikkat çekti. Ziyalan, "Hastalarımızın sadece kötü hücrelerine odaklanmıyoruz. Tedavi sürecinde ne hissettikleri ve ne yaşadıklarına da önem veriyoruz. Beslenme; hasta ve yakını arasında en çok çatışma oluşturan konulardan biri" dedi. Atölye çalışmasına katılan hasta yakınlarından Neslihan Doygun, "Eşim rahatsız olduğu için buradayım; hasta yakınıyım. Gamze Hocamızın ve Bülent Hocamızın yaptığı bu organizasyonda hem psikolojik hem de beslenme konusunda çok güzel bilgiler edindik. Ayrıca, ‘Nasıl bir tarif yapabiliriz, nasıl daha verimli olabiliriz?’ diye düşündüğümüz küçük bir etkinlik yaptık. Bu organizasyon için çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Ayşen Kalpalı ise etkinliğin çok yararlı olduğunu ve besin zenginleştirme konusunda önemli bilgi ve deneyim kazandıklarını söyledi.
Kanser hastalarına sağlıklı tarifler
26 Ekim 2025 Pazar - 10:02 Kanser hastalarına sağlıklı tarifler Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi’nde, "Onkoloji Hasta Yakınları İçin Beslenme ve Besin Zenginleştirme Teknikleri Eğitimi ile Uygulamalı Güçlü Tarifler Atölyesi" düzenlendi. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, onkoloji hastalarının tedavi sürecinde tıbbi beslenme tedavisinin önemi vurgulandı. İzmir Acıbadem Kent Hastanesi tarafından Onkoloji Merkezi’nde, ‘Onkoloji Hasta Yakınları İçin Beslenme ve Besin Zenginleştirme Teknikleri Eğitimi ile Uygulamalı Güçlü Tarifler Atölyesi’ gerçekleştirildi. Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Karabulut’un açış konuşmasıyla başlayan etkinlikte onkoloji diyetisyeni uzman diyetisyen Gamze Gültekin ile uzman psikolog Mehmet Güney Ziyalan hasta yakınlarına önemli öneri ve uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Karabulut’un yanı sıra medikal onkologlar Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, Doç. Dr. Ahmet Özveren, Uzm. Dr. Osman Bütün de atölye çalışmasına katıldı, hasta yakınlarıyla birlikte diyetisyen Gültekin eşliğinde sağlıklı tarifleri denedi, bol proteinli nohut unlu ekmek ile şeftali topları yaptı. Hasta yakınları ve doktorlar fırından gelen ekmeklerle tarhanalı, mercimekli, nohutlu atıştırmalıkların, avokadolu pudingin, browninin tadına baktı. Etkinlik sonunda hasta yakınlarına yan etkilere karşı beslenme çözümlerini içeren tarif kitapçığı da armağan edildi. Karabulut: "Kanser hastalarına doğru tedavi uygularken beslenmelerine de önem vermek" Beslenme doğru olduğu zaman tedavi başarısının yüzde 25 oranında arttığını, komplikasyon riskinin de o oranda azaldığını belirten Prof. Dr. Karabulut, kanser tedavisinde sadece doğru ilacın değil, hastanın beslenme, psikolojik, sosyal ve ekonomik durumunun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Karabulut, tedavide doktor, hasta, hasta yakını ve destek birimlerinden diyetisyen, psikolog, hemşireden oluşan bir "takım" olduğunu ve bu takımın uyum içinde çalışmasının hayati olduğunu ifade etti. Bu üçlüyü, biri eksildiğinde ayakta durmayan bir "üç ayaklı sandalye"ye benzeten Karabulut, "Bugün aslında yapmaya çalıştığımız, kanser hastalarına doğru tedavi uygularken beslenmelerine de önem vermektir. Onlara özel beslenme programları hazırlıyoruz. Ancak evde beslenme konusunda bazen alternatifler üretmek gerekebiliyor. Hastayı sadece bir diyet listesiyle yönlendirdiğimizde, bu programı her zaman uygulayamayabiliyorlar. Bu nedenle, zenginleştirilmiş gıdaları ve diyetleri uygulayamadıklarında nasıl hazırlayacaklarını ailelere öğretiyoruz" dedi. Gültekin: "Beslenmeyi etkilemesi hastalığı daha da güçleştiriyor" Onkoloji Diyetisyeni Gültekin de yetersiz beslenmenin kanser tedavisinde sık görülen ve kas kaybına, enfeksiyon riskinin artmasına, yaşam kalitesinin düşmesine yol açan ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekti. Gültekin, kemoterapi ve radyoterapinin iştahsızlık, bulantı, kusma, ağız yaraları, ishal, kabızlık gibi yan etkilerinin besin alımını azalttığını ve bu yan etkilerle başa çıkmak için beslenme stratejileri geliştirmenin önemini vurguladı. Ana çözüm önerisi olarak "besin zenginleştirme"yi öneren Gültekin, "Bu, yemeklerin enerji ve protein değerini, lezzetini veya kıvamını değiştirmeden artırmaktır" diyerek, şunları söyledi: "Hem yönetimi zor hem de tedavinin verdiği yan etkiler nedeniyle beslenmeyi etkilemesi hastalığı daha da güçleştiriyor. Dolayısıyla, hasta yakını olarak insan bazen en sevdiği kişiye en iyisini yapmak isterken çaresizlik hissedebiliyor ya da kaygı duyabiliyor. Bu nedenle, etkinliğin amacını şu şekilde planladık. Hasta yakınlarının hem psikolojik destek almalarını hem de hastalara nasıl davranmaları gerektiğini bir kez daha görmelerini istedik. Ayrıca, besin zenginleştirme teknikleriyle ilgili güzel bir atölye düzenleyerek hem pratik hem de teorik bilgileri birleştirip hastalarına daha faydalı olmalarını amaçladık. Besin zenginleştirme tekniklerini anlatmak ve öğrenmek son derece önemlidir. Çünkü iştahsızlığın görüldüğü durumlarda, küçük hacimlerde yüksek enerji ve protein vermemiz gereken hasta grupları bulunuyor. Biz de etkinlikte bunu anlatmaya çalıştık. Böylece hem bilgilendirici hem de keyifli bir ortam oluştu." Ziyalan: "Sadece hastalığa değil, duygulara da odaklanıyoruz" Hastaları için yeni tarifler öğrenmek amacıyla bir araya gelen hasta yakınlarına Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Uzman Klinik Psikolog Mehmet Güney Ziyalan da, beslenmenin yalnızca fiziksel değil, psikolojik boyutu olduğuna da dikkat çekti. Ziyalan, "Hastalarımızın sadece kötü hücrelerine odaklanmıyoruz. Tedavi sürecinde ne hissettikleri ve ne yaşadıklarına da önem veriyoruz. Beslenme; hasta ve yakını arasında en çok çatışma yaratan konulardan biri" sözlerini söyledi. Atölye çalışmasına katılan hasta yakınlarından Neslihan Doygun, "Eşim rahatsız olduğu için buradayım; hasta yakınıyım. Gamze Hocamızın ve Bülent Hocamızın yaptığı bu organizasyonda hem psikolojik hem de beslenme konusunda çok güzel bilgiler edindik. Ayrıca, ‘Nasıl bir tarif yapabiliriz, nasıl daha verimli olabiliriz?’ diye düşündüğümüz küçük bir etkinlik yaptık. Bu organizasyon için çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Ayşen Kalpalı ise etkinliğin çok yararlı olduğunu ve besin zenginleştirme konusunda önemli bilgi ve deneyim kazandıklarını söyledi.