Yerel Haberler
İzmir
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:34 Başsavcı Yeldan’dan Yeşilay’a ziyaret: "Bağımlılıkla mücadele ortak sorumluluk" İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ve beraberindeki heyet, Yeşilay Haftası kapsamında Yeşilay İzmir Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ni ziyaret etti. Ziyarette bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve rehabilite edici çalışmaların önemine dikkat çekildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı heyeti, 1-7 Mart Yeşilay Haftası kapsamında Yeşilay İzmir Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ni ziyaret etti. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Cumhuriyet Başsavcıvekili Aydoğan Sansak ile Cumhuriyet Savcısı Metin Tokel’in yer aldığı heyet, merkezde İzmir Yeşilay Başkanı Ömer Yahşi ve Yeşilay yetkilileri tarafından karşılandı. Ziyarette konuşan Başsavcı Yeldan, bağımsız ve sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekerek, bağımlılıklardan uzak, bilinçli ve güçlü bireylerden oluşan bir toplum inşa etmenin ortak sorumluluk olduğunu ifade etti. Bağımlılıkla mücadelede yalnızca adli süreçlerin değil, koruyucu ve rehabilite edici çalışmaların da büyük önem taşıdığını vurgulayan Yeldan, bağımlılıktan kurtulmak isteyen vatandaşların yeniden topluma kazandırılmasının sosyal dayanışma ve kurumlar arası iş birliğinin en somut göstergesi olduğunu belirtti. Ziyaret sonunda Başsavcı Yeldan tarafından Yahşi’ye günün anısına çiçek takdim edildi. Program, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:12 Kapıyı ’polisiz’ diyerek açtırdılar, silahla vurup 550 bin lira parayı çaldılar İzmir’in Bornova ilçesinde kendilerini polis olarak tanıtarak bir eve giren ve içerideki 2 kişiyi yaralayıp 550 bin lira gasp eden 3 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınan zanlılardan birinin 61 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı belirlendi. Olay, 3 Mart günü saat 03.30 sıralarında Doğanlar Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kendilerini polis olarak tanıtarak bir eve giren şüpheliler, ev sahibi E.T. ve arkadaşı U.A.’yı tabancayla bacaklarından yaraladı. Şüpheliler, adresteki 550 bin TL parayı da zorla alarak olay yerinden kaçtı. Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, olayın ardından başlattıkları çalışma sonucu şüphelilerin A.İ., O.T. ve N.T. olduğunu belirledi. Şahısların Yıldırım Beyazıt Mahallesi’ndeki bir adreste saklandığını tespit eden ekipler, düzenlenen operasyonla 3 şüpheliyi de yakaladı. Uzi ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi Adreste yapılan aramalarda olayda kullanıldığı belirlenen 1 adet ruhsatsız tabanca, bu tabancaya ait şarjör ve 6 adet fişek ile uzi olarak tabir edilen ruhsatsız otomatik tabanca ve bu silaha ait şarjör ile 6 adet fişek ele geçirildi. Cezaevi firarisi çıktı Şüphelilerden O.T.’nin yapılan GBT sorgusunda, yağma suçundan toplamda 61 yıl 9 ay 26 gün kesinleşmiş hapis cezası ile arandığı ortaya çıktı. Gözaltına alınan şahıslar ve ele geçirilen suç unsurları Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:01 İzmir’de yeraltı suları anlık izlenecek İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, iklim krizinin derinleştirdiği kuraklık riskine karşı yer altı su kaynaklarını dijital teknolojilerle izlemeye hazırlanıyor. Proje Avrupa Birliği desteği kapsamında 1 milyon Euro bütçeyle yürütülecek. İzmir’in özellikle kıyı ilçelerinde bulunan akiferlerde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riski anlık olarak takip edilecek ve erken uyarı sistemi kurulacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, suyun geleceğini güvence altına almak ve iklim krizinin oluşturduğu kuraklık riskine karşı kentin su kaynaklarını korumak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde, Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltı Suyu Sürdürülebilirliği" projesi kapsamında, İzmir’de yer altı su kaynaklarının dijital sistemlerle izlenmesi hedefleniyor. Özellikle kıyı bölgelerinde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riskine karşı erken uyarı mekanizması kurulması planlanıyor. Projenin başlangıç toplantısı, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapıldı. Panele, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı’ndan Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Yıldır: "Türkiye su stresi yaşayan ülkelere yaklaşıyor" Panelde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Levent Yıldır, iklim değişikliği, artan nüfus ve kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırdığını belirterek, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının Türkiye’de son yıllarda hızla azaldığını vurguladı. Türkiye’nin kullanılabilir yıllık su potansiyelinin yaklaşık 112 milyar metreküp olduğunu ifade eden Yıldır, "2000’li yılların başında Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.600 metreküp seviyesindeydi. Bugün ise bu miktar 2024 itibarıyla yaklaşık 1.300 metreküp seviyesine kadar düşmüş durumda. Mevcut eğilim devam ederse 2050 yılında kişi başına düşen su miktarının 1.200 metreküp civarına gerilemesi bekleniyor. Bu tablo, Türkiye’nin giderek su stresi yaşayan ülkeler kategorisine yaklaştığını gösteriyor" şeklinde konuştu. "Modern dünyada riskler giderek artıyor" Su kaynakları üzerindeki baskının artmasının başlıca nedenleri arasında kentleşme, tarımsal üretim ve artan tüketim yer aldığının altını önemle çizen Dr. Yıldır, "Modern dünyada karşı karşıya olduğumuz riskler giderek artıyor ve karmaşıklaşıyor. Bugün risk su olabilir, yarın hava kirliliği, orman yangınları veya başka çevresel krizler olabilir. Bu nedenle içinde bulunduğumuz dönemde en önemli görevimiz, ortaya çıkan bu riskleri bilimsel yaklaşımla öngörmek ve önleyici politikalar geliştirmektir. Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlara yalnızca teknik ya da mühendislik perspektifiyle bakmak yeterli değildir. Bunların hepsi bir arada ele alınması gereken karmaşık bir tabloyu oluşturuyor. Ancak bu zorlukların üstesinden gelmenin yolu iyi bir yönetim anlayışından ve güçlü bir koordinasyondan geçmektedir. Bugün burada paylaşılan bilgiler, yürütülen projeler ve yapılacak çalışmalar bu açıdan büyük önem taşıyor. Bugüne kadar oluşturduğumuz kültürel alışkanlıklarımızı, değerlerimizi ve üretim-tüketim biçimlerimizi yeniden düşünmek zorundayız. Gerekirse bunların yerine daha sürdürülebilir modeller geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü doğayı yok ettiğimizde yerine koyabileceğimiz yeni bir doğa yok. Bu nedenle her zamankinden daha dikkatli, daha özenli ve daha sorumlu davranmak zorundayız" dedi. Baran: "Krizi akılla ve bilimle yönetmek mümkün" İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, insanlığın doğrudan kullanabileceği suyun sınırlı olduğuna dikkat çekerek, "Küresel iklim krizi giderek belirginleşiyor. Bu kriz nitelikli akılla, bilimle ve farkındalığı yüksek bir toplumla yönetilebilir. Depremi engelleyemeyiz ama bilimsel yöntemlerle dayanıklı şehirler inşa edebiliriz. Seli tamamen ortadan kaldıramayız ama doğru altyapı ve planlamayla etkilerini azaltabiliriz. Küresel iklim krizi ve su sorunu da aynı şekilde ele alınmalıdır" dedi. Akdeniz havzasının küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olduğuna işaret eden Baran, sürdürülebilir su yönetimi ve şehir planlamasının önemini vurguladı. "Bu proje önemli bir ekolojik girişimdir" Yusuf Baran, dünyadaki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 30’unun yeraltı sularından oluştuğunu hatırlatarak, bu kaynakların korunmasının önemine dikkat çekti. "Bugün konuştuğumuz proje, çağımızın üç temel dönüşümünü bir araya getiriyor: dijital dönüşüm, toplumsal dönüşüm ve yeşil dönüşüm. Dijitalleşme, su kaynaklarının izlenmesi ve yönetilmesini sağlarken; yeşil dönüşüm, su kaynaklarının korunmasını kapsıyor. Toplumsal dönüşüm ise bu konuda farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Elde edilecek sonuçlar ve bilgiler, toplumun su kaynakları konusundaki bilinç düzeyini artıracaktır. Dolayısıyla bu proje, üç temel dönüşümü bir araya getiren önemli bir ekolojik girişimdir" dedi. "Su yönetimi artık ulusal bir politika meselesidir" İklim değişikliğinin yalnızca kuraklık anlamına gelmediğini vurgulayan Baran, şunları söyledi: "Bazen 6 ayda yağması gereken yağmur 6 saatte düşüyor. İzmir’de de uzun süre yağmayan dönemlerin ardından ani ve yoğun yağışlar, toprağın suyu emememesiyle sonuçlanıyor. Bu suyun tarımda ve yaşamda kullanılabilmesi gerekir. Toplumda su tasarrufu genellikle bireysel kullanım üzerinden konuşulur, oysa toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 69’u tarımda, yüzde 19’u sanayide ve sadece yüzde 10’u evlerde gerçekleşiyor. Bu nedenle su yönetimi artık yalnızca bireysel değil, ulusal bir politika olarak ele alınması gereken hayati bir konudur. Tarım ve su yönetiminde yapılan hatalar tatlı su kaynaklarının tuzlanmasına, toprakların verimsizleşmesine ve ekolojik denge kaybına yol açıyor. Bilimin en önemli özelliği yalnızca sorunları çözmek değil, onları önceden görüp engellemektir. Deprem, sel ya da iklim krizinde asıl olan felaket gerçekleşmeden önce önlem almaktır. Bugün konuştuğumuz proje de bu anlayışın bir parçasıdır. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün uluslararası su araştırmaları birimiyle yürütülen bu proje, dünya genelinde yapılan yüzlerce başvuru arasından seçilen önemli bir çalışmadır." Keskin: "Küresel sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı" İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, iklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda da hissedildiğini belirtti. Artan sıcaklıkların, azalan yağışların ve deniz seviyesindeki yükselmenin, özellikle su kaynakları ve çevre üzerinde ciddi riskler oluşturduğuna değinen Keskin, "Akdeniz havzasındaki İzmir gibi kıyı kentleri bu riskleri daha yoğun şekilde yaşıyor. İklim değişikliği artık geleceğe dair bir öngörü değil; bugün yaşamımızı doğrudan etkileyen bir gerçek. Sanayi devrimi öncesi döneme kıyasla küresel ortalama sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı ve bu artışın devam etmesi durumunda ciddi çevresel ve ekonomik riskler doğabilir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 Türkiye İklim Değerlendirme Raporu’na göre, Türkiye’de ortalama sıcaklık 15,1 santigrat derece olarak ölçüldü; bu, 1991-2020 ortalamasının 1,1 derece üzerinde ve son 25 yılın en sıcak beşinci yılı oldu. Temmuz 2025 ise ortalama 26,5 santigrat derece ile son 25 yılın en sıcak temmuz ayı olarak kayıtlara geçti. "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışıyla kayıtlara geçti" Keskin, 2025’te Türkiye genelinde ortalama yağışın 449,6 mm olarak gerçekleştiğini, bunun 1991-2020 ortalamasına göre yüzde 27,6 azalma anlamına geldiğini belirterek, "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışı seviyelerinden biri olarak kaydedildi. Bu durum tarım, su kaynakları, enerji ve insan sağlığı üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor" dedi İklim değişikliğiyle mücadelede azaltım, uyum ve sürdürülebilir kalkınmanın önemine işaret eden Keskin, 2025 Temmuz’da yürürlüğe giren İklim Kanunu ile Türkiye’nin iklim politikaları ve enerji dönüşümünde daha görünür hale geldiğini belirtti. Keskin, "Yerelde yürütülen her proje, büyük dönüşüm sürecinin bir parçasıdır. Özellikle su yönetimi, kentlerin iklim değişikliğine uyum sağlamasında kritik rol oynuyor..= İzmir’in dirençli bir kent olma hedefini güçlendirecek ve diğer şehirler için yol gösterici olacaktır" dedi. İYTE Proje Koordinatörü Prof. Dr. Alper Baba ise projeyi panelde detaylandırdı. İZSU’dan kuraklığa karşı önlem ve yeni su kaynakları İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, son yıllarda yaşanan kuraklık ve düşük yağışlara karşı idari ve teknik önlemler aldı. Kademeli su tarifeleri, park ve bahçe aboneliklerinin iptali ile kayıp-kaçakla mücadele gibi uygulamaların yanı sıra yeni su kaynakları sisteme dahil edildi. Bu kapsamda Güzelhisar Barajı’nda 20 yıldır kullanılmayan isale hattı onarılarak kente su sağlandı. Gördes Barajı’nın ölü hacminden yüzer pompalarla su alındı, Halkapınar, Menemen, Sarıkız ve Göksu kuyuları yenilendi. Ayrıca Halkapınar’da 7 bin metreküplük depo ve terfi merkezi inşa edildi. Tuzlanma riski büyüyor İzmir’e içme suyu sağlayan yaklaşık 1600 kuyudan 318’i kıyı ilçelerde bulunuyor. Kıyı bölgelerindeki akiferlerde deniz suyunun yeraltı suyu rezervlerine karışması nedeniyle tuzlanma riski giderek artıyor. Yeni proje kapsamında, İzmir’in kıyı bölgelerindeki yeraltı suyu kaynakları dijital sensörler ve izleme sistemleriyle takip edilecek; tuzlanma riskleri erken aşamada tespit edilerek önlem alınabilecek. AB’den projeye 1 milyon euro destek İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğiyle hazırlanan "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği" projesi, Avrupa Birliği ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından desteklenen Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı (AB-TR CCGP) kapsamında destek almaya hak kazandı. Toplam bütçesi 1 milyon Euro olan proje ile yeraltı suyu kaynaklarının korunması, dijital izleme altyapısının geliştirilmesi, tuzdan arındırma pilot uygulamaları ve iklim değişikliğine uyum politikalarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında Bergama’dan Selçuk’a uzanan kıyı şeridindeki akiferlerin tamamı çevrim içi olarak izlenecek.
Dolandırıcı sanıp reddetti, doktoru görüntülü arayınca böbrek nakline ikna oldu
04 Kasım 2025 Salı - 10:10 Dolandırıcı sanıp reddetti, doktoru görüntülü arayınca böbrek nakline ikna oldu Yüksek tansiyona bağlı gelişen böbrek yetmezliği nedeniyle 8 yıl boyunca diyalize giren 62 yaşındaki Hataylı Nursel Demirel, hastaneden gelen telefonda ’bağış böbrek çıktı’ haberini veren görevliyi dolandırıcı sanarak reddetti. Görevli ısrarla arayınca polise gitmeye karar veren Demirel, doktorunun kendisini görüntülü aramasıyla gerçeği anlayıp nakil için hastaneye gitti. Ankara’dan gönderilen yüzde yüz uyumlu böbrek, İzmir’deki Acıbadem Kent Hastanesi’nde başarıyla nakledildi. Depremzede olan ve uzun yıllardır böbrek nakli bekleyen Nursel Demirel, Hatay’ın Defne ilçesinde ayakkabı mağazası işletirken Covid-19 salgını döneminde İzmir’e yerleşti. İki çocuk, dört torun sahibi Demirel, salgın sonrası tekrar memleketine gidip gelmeye başladı. Ancak 6 Şubat depremi öncesinde İzmir’e dönmesi onu felaketten korusa da, ailesinden ve dostlarından çok sayıda kayıp verdi. Evi ve dükkanı da yıkılan Demirel, diyaliz tedavisini sürdürürken 3 yıl önce Acıbadem Kent Hastanesi’ne başvurarak kadavra listesine adını yazdırdı. Dolandırılma korkusuyla nakil şansını reddetti Telefonla bağış böbrek bulunduğu haberi verilince Demirel, bunu dolandırıcıların yeni bir tuzağı sandı. Daha önce yakın bir arkadaşının yönlendirmesiyle dolandırılan Demirel, o anı şöyle anlattı: "Hatay depreminde kuzenimi, eşini, çocuklarını, çok sayıda dostumu arkadaşımı kaybetmiştim. Üstüne üstlük evim ve dükkanım da yıkılmıştı. Yaşanan bu felekatte herkes yardım için seferber olmuştu. Çok yakın bir arkadaşım bana mesaj atıp yardım yapılacağını söyleyip bilgilerimi istedi. Hiç şüphelenmeden verdim. Bana para gönderileceği söylenirken, mobil bankacılıktan hesabıma girdiğimde gelen değil giden para olduğunu gördüm. Hemen banka şubesine gidip bu işlemleri durdurdum. Hastaneden arandığımda da dolandırıcılar arıyor sandım. Onlar ısrarla ‘bağış böbrek çıktı’ derken, ben inanmadım. Israrlı telefonlar karşısında oğlumla polise gitmeye karar verdik, bunu da arayanlara söyledik. Bunun üzerine doktorumuz telefonla görüntülü aradı. Karşımızda doktorumuzu görünce inandık, ikna olduk. Onlar neden tepki gösterdiğimizi anlamadılar doğal olarak. Dolandırıcı kurbanı olmayalım derken az daha nakil şansımı kaybedecektim. İyi ki doktorlarımız ısrarcı olup beni ikna ettiler. İyi ki de ikna etmişler, az daha büyük bir şansı kaybedecektim. Tüm ekibe çok teşekkür ediyorum." "Böbrek büyük ikramiye gibiydi" Arayanın doktorları olduğuna ikna olunca hastaneye gelen Nursel Demirel’e, Ankara’dan gönderilen yüzde yüz uyumlu böbrek geçen yıl, Acıbadem Kent Hastanesi Böbrek Nakli Ekibi tarafından başarıyla nakledildi. Operasyon, Uzm. Dr. Işık Özgü başkanlığında; Uzm. Dr. Uğur Saraçoğlu, Prof. Dr. Hüseyin Töz, Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok, Uzm. Dr. Gökhan Ekin ve Doç. Dr. Mert Akan’dan oluşan ekip tarafından gerçekleştirildi. Rutin kontrol için gelen Demirel, doktorlarına tekrar dolandırılma hikayesini anlatıp o günü anarken, hastayı zorla ikna ettiklerini hatırlatan Uzm. Dr. Özgü, şunları söyledi: "Hastamızı defalarca arayıp ikna edemedik. En sonunda Dr. Gökhan Bey görüntülü aradı ve ancak o zaman inanabildi. Oysa böbrek, bizim tabirimizle büyük ikramiyeydi. Yüzde yüz uyumluydu, bu çok nadir rastlanan bir durum. Hastamıza uygun olan bağış Ankara’dan yapılmıştı, biz de hastayı hemen nakle aldık. Şimdi sağlığı gayet iyi, rutin kontrollere geliyor. Her bağış gibi bu da çok değerli bir bağıştı. İçinde bulunduğumuz Organ Bağış Haftasında bir kez daha kadavradan bağışların artması için çağrı yapıyoruz. Organ bağışının hayat kurtardığını anlatıyoruz."
İzmir’de ’Saraçlar’a operasyon: 2 ’si kamu görevlisi 21 gözaltı
04 Kasım 2025 Salı - 09:44 İzmir’de ’Saraçlar’a operasyon: 2 ’si kamu görevlisi 21 gözaltı İzmir merkezli ’Saraçlar’ suç örgütüne yönelik operasyonda 2’si kamu görevlisi 21 şüpheli gözaltına alındı. MASAK raporlarına göre örgüte ait hesaplarda 1,8 milyar TL para hareketi tespit edilirken, 200 milyon TL’lik mal varlığına el konuldu. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; Jandarma Genel Komutanlığı KOM Daire Başkanlığı, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve İzmir İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince yürütülen ortak çalışmalar sonucunda, ’Saraçlar’ suç örgütüne yönelik İzmir merkezli geniş çaplı bir operasyon düzenlendi. Operasyonda 2’si kamu personeli 21 şüpheli gözaltına alındı. 1 milyar 800 milyon para hareketi Torbalı, Kemalpaşa, Bornova, Karabağlar, Güzelbahçe ve Foça ilçelerinde eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonlarda örgüt üyeleri ve bağlantılı kişilerin ’yağma’, ’rüşvet’, ’uyuşturucu madde ticareti’, ’nitelikli dolandırıcılık’, ’resmi belgede sahtecilik’ ve ’suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’ suçlarına karıştıkları tespit edildi. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verilerine göre şüphelilere ait hesaplarda yaklaşık 1 milyar 800 milyon TL tutarında para hareketi tespit edildi. Suçtan elde edildiği değerlendirilen 200 milyon TL değerindeki taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konulması için işlem başlatıldı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda da bir miktar esrar, 3 çek, 1 milyon TL değerinde 1 adet senet, 98 adet uyuşturucu hap ve 34 adet kurusıkı fişek ele geçirildi. Olayla ilgili soruşturma çok yönlü devam ediyor.
Çeşme Belediyesporlu Emir’den satrançta İzmir ikinciliği
04 Kasım 2025 Salı - 09:21 Çeşme Belediyesporlu Emir’den satrançta İzmir ikinciliği Çeşme Belediyespor Kulübü’nün genç satranç oyuncusu Emir Tütüncüoğlu, İzmir’de düzenlenen 11 Yaş Genel Kategorisi turnuvasında büyük bir başarıya imza atarak İzmir ikincisi oldu. İzmir’de gerçekleştirilen turnuvada altı maçta beş galibiyet elde eden Emir Tütüncüoğlu, üstün performansıyla hem kupa hem de madalya kazanarak Çeşme’ye gurur yaşattı. Bu sonuçla birlikte Tütüncüoğlu, Milli Takım seçmelerine katılma hakkı için önemli bir adım atmış oldu. Çeşme Belediyespor Kulübü Başkanı Mehmet Sarısaç, genç sporcunun başarısından duyduğu gururu şu sözlerle dile getirdi: "Çeşme Belediye Spor Kulübü satranç oyuncumuz Emir Tütüncüoğlu, İzmir’de yapılan 11 Yaş Genel Kategorisi’nde İzmir 2’ncisi oldu. Oyuncumuz, milli takım seçmelerine girmek için katıldığı turnuvada altı maçın beşini kazanarak kupa ve madalya kazandı. Kendisini kutluyor, milli takım yolunda başarılar diliyoruz." Başkan Sarısaç, Çeşme Belediyespor’un sadece futbol değil, farklı branşlarda da genç yeteneklerin gelişimine destek verdiğini vurgulayarak, altyapıdan gelen sporcuların ulusal düzeyde başarı elde etmesinden büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. Çeşme Belediyespor Kulübü, gençlerin sporla buluşması ve ilçeden yeni milli sporcuların yetişmesi adına çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.
Aliağalı yüzücüler Türkiye finallerine kaldı
03 Kasım 2025 Pazartesi - 16:46 Aliağalı yüzücüler Türkiye finallerine kaldı Aliağalı yüzücüler, İzmir’de gerçekleştirilen 11/12 Yaş İl İçi 3. Vize yarışlarında elde ettikleri başarılarla Türkiye Finallerine gitmeye hak kazandı. İzmir Halkapınar Olimpik Yüzme Havuzu’nda düzenlenen müsabakalarda barajları geçen Aliağa Gençlik Merkezi (AGM) Spor Kulübü sporcuları, Aliağa’ya bir kez daha gurur yaşattı. Türkiye Yüzme Federasyonu tarafından Vedia Nil Apak anısına 27-30 Kasım 2025 tarihlerinde Trabzon’da düzenlenecek olan 11/12 Yaş Ulusal Gelişim Ligi Türkiye Finalleri öncesinde gerçekleştirilen İzmir 3. Vize yarışlarına 23 kulüpten 252 sporcu katıldı. Aliağa ekibi, 11 yaş kategorisinde 7 sporcu, 12 yaş kategorisinde ise 5 sporcu ile mücadele etti. Müsabakalar sonucunda 12 yaş sporcularından Hasan Kağan Uyanık ve Cafer Taha Berber baraj derecelerini geçerek Türkiye Finallerine katılma hakkı kazandı. Ayrıca barajı kıl payı kaçıran Aliağalı sporcular, 21-23 Kasım tarihleri arasında Balıkesir’de yapılacak 11-12 Yaş Ulusal Gelişim Türkiye Finali Baraj Geçme yarışları ile Türkiye Yıldız-Genç ve Açık Yaş Milli Takım seçmesi baraj müsabakalarında yeniden şanslarını deneyecek. Muhammed Ali Duman: "Gurur yaşatmaya devam edeceğiz" Aliağa Belediyesi Yüzme Antrenörü Muhammed Ali Duman, finallere sporcu göndermeyi artık gelenek haline getirdiklerini belirterek şunları söyledi: "Öncelikle havuz imkânlarımız ve tesislerimiz için Aliağa Belediye Başkanımız Serkan Acar’a teşekkür ediyorum. Tüm antrenör arkadaşlarımızla hedeflerimiz için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıl ilk kez Aliağa’dan sporcularımızı Türkiye Finallerine gönderdik. Bu sene de geleneği bozmadık ve yeniden finallerdeyiz. Her geçen gün daha fazla emek veriyoruz. Aliağamıza bu gururu yaşatmaya devam edeceğiz" diyerek sözlerini noktaladı.
Çocuk bağışıklığı takviyelerle değil, sağlıklı beslenmeyle güçleniyor
03 Kasım 2025 Pazartesi - 13:44 Çocuk bağışıklığı takviyelerle değil, sağlıklı beslenmeyle güçleniyor Kış aylarında çocuklarda sık görülen hastalıklar, aileleri çözüm arayışına itiyor. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Alerjisi Bölümü’nden Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, çocukların bağışıklığını artırmak için vitamin ve mineral takviyelerine yönelmenin tek başına yeterli olmadığını belirterek, sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti. Kış mevsiminin güzel yanları olduğu kadar, hastalık gibi bir gerçeği de var. Bu nedenle özellikle okul çağında çocuğu olan ebeveynler, çocuklarının hastalıklara karşı daha dirençli olması adına bu mevsimde çeşitli takviyelere yönelebiliyor. Söz konusu vitamin ve mineral takviyelerinin uzman kontrolü olmadan alınmasının doğru olmadığını dile getiren Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, ebeveynlere uyarılarda bulundu. Çocuklarda güçlü bağışıklık için sürdürülebilir yöntemlere başvurulmasında fayda olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, bu konuda en doğru yöntemin sağlıklı beslenmek olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Sözmen, "Gelir geçer şeylerden fayda beklemek yerine, çocukların mevsim meyve ve sebzelerini tüketmeleri sağlanabilir. Ayrıca Akdeniz diyetine uygun beslenmek bağışıklığa katkı sunabilir. Bunun yanında haftada 3 gün balık tüketiminin de bağışıklığa olumlu etki ettiği biliniyor. Özetle birkaç kez alınmış takviyelerden ve farklı gıdalardan fayda beklemek yerine düzenli ve sağlıklı beslenmek, çocuk sağlığı açısından daha faydalı olacaktır. Tüm bunların yanında çocukların büyüme ve gelişimine fayda sağlayan vitamin ve minerallerin de bir uzman kontrolünde alınması destekleyici olabilir" açıklamasını yaptı. Çok sık hastalanıyorsa bir alerji testi yaptırın Üst solunum yollarından çok sık hastalanan ve de hastalığın iyileşme süresi uzayan çocuklar için bir alerji testi yapılmasında yarar olduğunu aktaran Sözmen, alerji belirtilerinin grip gibi viral enfeksiyon belirtileri ile karıştırılabildiğinden çoğu çocuğa yanlış tedavi uygulanabildiğini ifade etti. Prof. Dr. Sözmen, "Mesela bir virüsün başlattığı burun tıkanıklığı, alerjisi olmayan bir çocukta 3-5 günde geçebilirken, temelde bir alerjisi olan bir çocukta basit bir üst solunum enfeksiyonu haftalarca sürebilecek burun tıkanıklığına ya da öksürüğe neden olabilir. O nedenle çocuklara, mevsimsel alerjik rinit tanısının konulması sadece o mevsimde yaşam kalitesini yüksek geçirmesini sağlamaz, aynı zamanda bu tanı konulduğu için çocuk kışı daha rahat geçirebilir" ifadelerini kullandı. Son olarak çocuklarda grip aşısı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, çocuklarda grip aşısının önerildiğini özellikle de alerjisi olan çocuklara grip aşısını her yıl yaptırılmasının tavsiye edildiğini belirtti.
Yeni torba yasayla vergi ve sosyal güvenlikte dönüm noktası
03 Kasım 2025 Pazartesi - 13:12 Yeni torba yasayla vergi ve sosyal güvenlikte dönüm noktası Sosyal Güvenlik Uzmanı Yavuz Kurt, TBMM’ye sunulan 36 maddelik torba yasa teklifinin vergi ve sosyal güvenlik sisteminde köklü değişiklikler öngördüğünü belirtti. Kurt, düzenlemenin kayıt dışılıkla mücadele ve sistemin finansal sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti. Vergi ve prim affı söylentilerine de değinen Kurt, böyle bir çalışmanın şu anda gündemde olmadığını vurguladı. Sosyal Güvenlik Uzmanı Yavuz Kurt, TBMM’ye sunulan 36 maddelik yasa teklifi ile vergi ve sosyal güvenlik alanında önemli değişikliklerin amaçlandığını, vergilendirme kapsamının genişletilmesi, kayıt dışılıkla mücadelede etkinliğin artırılması ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği için finansal yapısının güçlendirilmesi gibi hedeflere odaklanıldığını belirtti. Vergi ve prim affıyla ilgili spekülasyonlara da değinen Kurt, ilgili bakanlıklar nezdinde böyle bir hazırlığın henüz olmadığını da sözlerine ekledi. Vergi ve prim affı yok Vergi ve SGK borçlarının yapılandırılmasıyla ilgili son düzenleme 2023 Mart ayında yapıldı. Son dönemde bankacılık sektöründe takibe dönüş oranının artmasıyla birlikte BDDK 2024 Eylül ve 2025 Temmuz aylarında, ihtiyaç kredileri ile bireysel kredi kartlarına yeniden yapılandırma imkânı sağlamıştı. Torba yasada vergi ve sigorta primleri içinse bir yapılandırma düzenlemesi bulunmuyor. Ancak finansal istikrar ve bütçe dengeleri göz önünde bulundurularak kısa vadede gündeme geleceğini düşünüyoruz. Torba yasa neler getiriyor? Birçok maddesinin 01.01.2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Yasa teklifi ile mesken gelirlerinde kira istisnası kaldırılıyor, bazı işletme ruhsatlarına yıllık harç getiriliyor, sosyal güvenlik prim oranları ve doğum hariç sigorta borçlanma maliyetleri artıyor, bazı SGK teşvikleri sonlandırılıyor, BES’te devlet katkısı değişiyor. SGK prim oranı artıyor İşveren ve çalışanlardan alınan malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranı yüzde 20’den yüzde 21’e yükseltiliyor. Bu 1 puanlık prim artışı yüzde 11 olan işveren hissesine ilave edilerek işveren prim hissesi yüzde 12 olacak. Böylelikle toplamda işçi ve işveren hisseleri ile birlikte yüzde 37,75 olan sigorta prim oranı yüzde 38,75 olarak uygulanacak. Kira gelirlerinde vergi istisnası kalkıyor Konut sahiplerinin yıl içinde elde ettikleri kira gelirleri için uygulanan 47 bin TL (2025 yılı için) tutarındaki istisna uygulaması kaldırılıyor. Bu istisna sadece sosyal güvenlik kurumlarından emekli, maluliyet, dul ve yetim aylığı alanların Türkiye sınırları içerisinde sahibi oldukları meskenlerden elde ettikleri kiralar için uygulanacak. Değerinden düşük gösterilen emlak satışında ceza artıyor Gayrimenkullerin gerçek bedelinden daha az matrah beyan edilerek alış, satışının yapıldığının tespiti halinde tapu harç bedeli üzerinden uygulanan yüzde 25 vergi ziyaı cezası yüzde 100’e çıkarılacak. Ayrıca devir ve iktisap bedelleri de emlak vergisi değerinden az olamayacak. Gayrimenkullerin devir iktisap bedelleri değişiyor Mevcut uygulamada bir gayrimenkul edinirken veya devrederken alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı binde 20 olmak üzere toplamdayüzde 4olarak tahsil edilen tapu harcı, beyan edilen gerçek devir ve iktisap bedeli üzerinden hesaplanıyor. Yeni düzenlemeyle devir ve iktisap bedelleri emlak vergisi değerinden az gösterilemeyecek. Teşviklerde indirime gidiliyor İşverenlere uzun yıllardır sağlanan 5 puanlık sigorta işveren hissesi indirim oranı 2025 Şubat ayından itibaren imalat sektörü hariç 4 puana indirilmişti. İmalat sektörü için bu teşvik 2026 sonuna kadar 5 puan olarak uygulanmaya devam edilecek olup Kanun teklifi ile imalat sektörü dışında kalan sektörlerde bu indirim 2 puana düşürülüyor. Bağ-Kur prim teşviki sonlandırılıyor Kanun teklifi ile ilk defa sigortalı olan genç girişimciler (18-29 yaş arası) için 1 yıl süre ile uygulanan Bağ-Kur prim teşviki sonlandırılacak. Böylelikle bu kişilerde ilk bir yıl için sigorta primi ödeyecekler. İsteğe bağlı sigortalı olanların primleri de artacak Günümüzde isteğe bağlı sigorta için yüzde 32, Ek-5 (tarım işçileri) için yüzde 34,5, ticari taksi, dolmuş v.b. şoförleri için yüzde 32,5 ve ev hizmetlerinde 10 günden az çalışıp hizmetlerini 30 güne tamamlamak isteyenler için yüzde 32,5 olan prim oranları da yüzde 1 artırılıyor. Sigorta prim tavanı yükseltiliyor Hali hazırda asgari ücretin 7,5 katı olarak uygulanmakta olan sigorta primi tavanı asgari ücretin 9 katına çıkarılacak. Böylelikle yüksek gelir elde edenlerin işverenleri ve kendilerinin ödeyecekleri prim tutarları da artmış olacak. Hizmet borçlanması maliyeti artıyor Askerlik, avukatlık stajı, hekimlerin fahri asistanlık, memurların aylıksız izin süreleri, tutukluluk, gözaltı, grev, lokavt ve kısmi süreli çalışmalar gibi hizmet borçlanmaları için yüzde 32 olarak hesaplanan ödenecek prim tutarı artık doğum borçlanması hariç diğer hizmet borçlanmalarında prime esas günlük kazancın yüzde 45’i üzerinden hesaplanacak. Bu durumda 2025 yılı için günlük borçlanma maliyeti 277 bin TL iken 390,08 TL’ye çıkacak. Gerek yapılacak yasal düzenleme gerekse 2026 asgari ücret artışı göz önünde bulundurularak borçlanma yapacak olanların elini çabuk tutması önem taşıyor. BES’te devlet katkısı değişiyor Güncel uygulamada katılımcıların bireysel emeklilik sistemine her ay ödedikleri katkı paylarının yüzde 30’u Devlet Katkısı olarak birikimlerine ekleniyor. Yasa teklifi ile bu tutarı yüzde 50’ye kadar artırma ya da sıfıra kadar indirme için Cumhurbaşkanına yetki verilmekte. Böylelikle BES’te Devlet Katkısı yüzde 45’e kadar çıkarılabilecek yahut sıfıra kadar indirilebilecektir.