Yerel Haberler
İzmir
28 Nisan 2026 Salı - 17:23 Aliağa’da deniz sevgisi temalı yarışmanın ödülleri sahiplerini buldu İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) Aliağa Şubesi ve Aliağa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle çocuklarda deniz bilinci oluşturmak amacıyla bu yıl altıncısı düzenlenen resim, şiir ve kompozisyon yarışmasında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. "Denizci Millet, Denizci Ülke" ilkesiyle çocuklara deniz sevgisi aşılamak ve denizcilik üzerine düşünmelerini sağlamak amacıyla hayata geçirilen yarışmada üç ana dalda değerlendirme yapıldı. İlkokul öğrencileri "Temiz Deniz, Temiz Dünya" konulu resimler, ortaokul öğrencileri aynı konu içerikli şiirlerle yarışırken, lise öğrencileri ise "Mavi Ekonomi ve Sürdürülebilirlik" başlıklı kompozisyonlarıyla katılım sağladı. 80 resim, 58 şiir ve 24 kompozisyon olmak üzere toplam 162 öğrencinin eser gönderdiği yarışmada jüri değerlendirmesinin ardından kazananlar belirlendi. Törenin açılış konuşmasını yapan İMEAK DTO Aliağa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, sosyal sorumluluk projelerinin önemine değinerek, "2019 yılında ilkini gerçekleştirdiğimiz yarışmamızın bu yıl altıncısını düzenlemenin gururunu yaşıyoruz. Gelecek nesillere deniz sevgisini ve çevre bilincini aşılamaya devam edeceğiz. Destek veren tüm kurumlara ve katılım sağlayan öğrencilerimize teşekkür ediyorum" dedi. Etkinlikte çevre sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çeken Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney ise, "Aliağa sanayisinin yanı sıra denizi ve turizmiyle de öne çıkan bir ilçe. Bu tür organizasyonlar, denizlerimizin sürdürülebilirliği ve çocuklarımızın bu bilinci kazanması açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından dereceye giren öğrencilere ödülleri protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Aliağa Belediyesi Güzelhisar Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilen ödül törenine protokol üyeleri ve öğrenciler katıldı.
28 Nisan 2026 Salı - 15:13 Küçük Menderes Havzası Spor Oyunları Kiraz’da başladı Gençlik ve Spor Bakanlığının sporu tabana yayma hedefleri doğrultusunda İzmir Valiliği himayesinde bu yıl üçüncüsü düzenlenen Küçük Menderes Havzası Spor Oyunları, 7 ilçeden 1472 sporcunun katılımıyla Kiraz ilçesinde başladı. Kiraz Kaymakamlığı ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleştirilen organizasyonun açılışı için il ve ilçe protokolü, sporcular ve vatandaşlar Kiraz Kaymakamlığı önünde bir araya geldi. Mehteran takımı ve bando eşliğinde Türk bayrağı ile başlayan kortej yürüyüşü, Kiraz Kapalı Pazar Yeri’nde son buldu. Burada saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam eden programda, öğrenciler tarafından halk oyunları, cimnastik ve tekvando gösterileri sergilendi. Yapılan konuşmalarda sporun öğrencilerin fiziksel gelişiminin yanı sıra disiplin, özgüven ve dayanışma gibi değerleri kazanmalarındaki önemine dikkat çekilerek, organizasyonun ilçeler arası sosyal kaynaşmayı güçlendirdiği ifade edildi. Sekiz branşta mücadele edilecek Kiraz, Beydağ, Bayındır, Kemalpaşa, Ödemiş, Torbalı ve Tire ilçelerinden gelen 1472 öğrenci; puanlı atletizm, kros, basketbol 3x3, masa tenisi, floor curling, voleybol, satranç ve oryantiring olmak üzere toplam sekiz branşta mücadele edecek. Gençlerin yeteneklerini keşfetmelerine imkan sağlaması ve bölgesel dayanışmayı güçlendirmesi hedeflenen spor oyunları, 2 Mayıs günü sona erecek.
İzmir’de sağanak ve fırtına hayatı felç etti, yollar göle döndü
08 Ocak 2026 Perşembe - 12:53 İzmir’de sağanak ve fırtına hayatı felç etti, yollar göle döndü İzmir’de sabah saatlerinde etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış ve fırtına, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Özellikle Karşıyaka ilçesinde fırtına nedeniyle çok sayıda ağaç devrilirken, vatandaşlar altyapı yetersizliğine isyan etti. İzmir genelinde sabah saatlerinde başlayan sağanak yağış ve şiddetli rüzgar, hayatı durma noktasına getirdi. Karşıyaka ilçesi Mavişehir ve MaviBahçe bölgesinde fırtınanın şiddetiyle çok sayıda ağaç kökünden sökülerek devrildi. Devrilen ağaçlar tramvay yolunu kapatırken, caddeler ve otoparklarda bulunan araçlarda maddi hasar meydana geldi. Yağış nedeniyle yolların göle döndüğü bölgede, işe ve okula gitmek için evlerinden çıkan vatandaşlar zor anlar yaşadı. Ulaşımda aksamalar yaşanırken, tramvay seferleri de ağaç devrilmeleri nedeniyle sekteye uğradı. Her yağışlı havada ve fırtınada benzer manzaralarla karşılaştıklarını belirten bölge halkı ise duruma tepki gösterdi. Sürekli mağduriyet yaşadıklarını dile getiren vatandaşlar, İzmir’in en çok vergi veren semtlerinden birinde ikamet etmelerine rağmen belediyelerden bekledikleri hizmeti alamadıklarını savundu. Çevre sakinleri, yaşanan olumsuzluklar nedeniyle Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni eleştirerek, gerekli önlemlerin alınmadığını ve çalışmaların yetersiz kaldığını öne sürdü. Bölge havuza döndü Mavişehir bölgesinde yaşayan vatandaşlardan Enis Topçuoğlu, yaşanan sıkıntıyı defalarca İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Karşıyaka Belediyesi yetkilileriyle görüşmelerine rağmen kalıcı bir çözüm üretilemediğini belirterek, "Sahilde bu suyun tahliyesi için yapılmış iki adet pompa bulunuyor ancak bu pompaların her yıl düzenli bakımının yapılması gerekiyor. Bakım yapılmadığı için suyun gidebileceği bir yer kalmıyor. Bölge deniz seviyesinin yaklaşık 90 santimetre altında ve deniz tarafında da yaklaşık 2 metre yüksekliğinde duvarlar olduğu için burası adeta bir havuz haline geliyor. Bu nedenle suyu dışarı atabilecek tek sistem bu pompalar ve ben sabahtan beri takip ediyorum, pompalar ancak şimdi çalıştırılmaya başlandı. Eğer sabah saatlerinden itibaren çalışmış olsalardı bu bölgede yaşananlar olmazdı" dedi. "Altyapı yetersiz" Durumun herkes tarafından bilinen ve 2-3 yılda bir tekrar eden bir sorun olduğuna dikkat çeken Topçuoğlu, Mavişehir bölgesinde deniz kıyılarının doldurulmasının tek başına bir çözüm olmadığını ve bölgenin ciddi bir altyapı sorunu bulunduğunu ifade ederek, "Özellikle su baskınları ile ağaç devrilmeleri bu sorunun bir sonucu. Biz belediyeye Türkiye’nin en yüksek vergilerinden birini ödüyoruz ancak aldığımız hizmet bunun karşılığını vermiyor. Çoğu zaman biz de çözüm için destek olmaya hazır olduğumuzu söylüyoruz fakat bugüne kadar bir mutabakat sağlanamadı. Oysa sorunu da çözümünü de biliyoruz ve defalarca anlatıyoruz. Burada milyonlarca lira değerinde araçlar ve evler var, yaşanan su baskınları nedeniyle bu varlıkların değeri de düşüyor. İnsanlarda ’burayı sürekli su basıyor’ algısı oluşuyor ve bu da bölgeye ciddi zarar veriyor" ifadelerini kullandı. Kuryeler mağdur Yağışlı havada yollarda biriken su nedeniyle motosikletinin elektrik aksamında sorun oluşan ve çalışamayan moto kurye Mustafa Murat, belediyenin altyapı konusundaki eksikliklerine dikkat çekerek, "Yani belediyenin bu konuda altyapı çalışmalarını biraz daha ilerletmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu durum sadece bizim için değil, trafikteki herkes ve yayalar için de sıkıntılı. Çok mağdur durumdayız ve şu an çalışamıyoruz." dedi. Yaşanan aksaklıklar nedeniyle müşterilere hizmet veremediklerini ve günlerinin boşa gittiğini belirten Murat, "Pakete çıkıyorum ama gidemiyorum, bu yüzden müşteri şikayet edecek ve bir de onlarla uğraşmak zorunda kalıyoruz. Gerçekten kötü ve zor bir gün. Dediğim gibi, su birikintileri yüzünden hiçbir yere gidemiyoruz ve bu sebeple kayma, düşme gibi kazalar da çok oluyor. Müşteri bekliyor ama paket atamıyoruz, dolayısıyla bütün günümüz boşa gidiyor" diye ekledi.
Selçuk’ta fırtına yol kenarında dev panoları yola savurdu
08 Ocak 2026 Perşembe - 12:40 Selçuk’ta fırtına yol kenarında dev panoları yola savurdu İzmir’in Selçuk ilçesinde fırtına nedeniyle büyük reklam panoları ve demir konstrüksiyonlar anayola devrildi. O esnada yoldan geçen herhangi bir aracın bulunmaması muhtemel bir kazanın önüne geçti. Selçuk ilçesinde etkili olan şiddetli fırtına, Kuşadası yolu üzerindeki Efes Antik Kenti yakınlarında inşaatı devam eden Efes Karşılama Merkezi panolarını yıktı. Selçuk-Kuşadası kara yolunda bulunan ve Efes Karşılama Merkezi inşaatının çevresini kapatan büyük reklam panoları ve demir konstrüksiyonlar, rüzgârın etkisiyle anayola devrildi. "Geleceğe Miras: Sonsuz Efes Projesi" kapsamında hayata geçirilmesi planlanan karşılama merkezi inşaat alanını çevreleyen dev panoların fırtınaya dayanamayarak yola savrulması, bölgede ulaşımı bir süre olumsuz etkiledi. Olayın ardından kara yolunda trafik kontrollü olarak tek şeritten sağlanmaya başlandı. İnşaat alanında yer alan, 180 otobüs kapasiteli otopark ve 61 dükkândan oluşması planlanan merkez çevresinde yaşanan olay sonrası polis ekipleri ve yüklenici firma personelleri bölgeye geldi. Yolda geniş güvenlik önlemleri alınırken, devrilen panoların kaldırılması için çalışmalar başlatıldı. Facia kıl payı atlatıldı Yetkililerden alınan bilgiye göre, panoların devrildiği sırada yoldan geçen herhangi bir aracın bulunmaması muhtemel bir kazanın önüne geçti. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmaması teselli oldu. Temizlik ve kaldırma çalışmalarının tamamlanmasının ardından yolun yeniden tamamen trafiğe açılacağı bildirildi. Yetkililer, bölgede rüzgârın etkisini sürdürebileceğini belirterek sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.
Önlem alınmazsa 50 yıl içinde deniz suyu Basmane’ye kadar ilerleyebilir
08 Ocak 2026 Perşembe - 11:35 Önlem alınmazsa 50 yıl içinde deniz suyu Basmane’ye kadar ilerleyebilir Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’de yeraltı sularının kontrolsüz kullanımıyla kentin çöküşe sürüklendiğini ifade ederek, önlem alınmazsa 50 yıl içinde deniz suyunun Basmane’ye kadar ilerleyebileceği uyarısında bulundu. Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu üyeleri, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar ile bir araya gelerek İzmir ve Türkiye’nin giderek büyüyen su ve enerji krizini masaya yatırdı. Platform Başkanı Yunus Karakaya, yöneticiler Oktay Karaçelik, Tekin Alptekin ve Cem Şeker ile birlikte gerçekleştirilen toplantıda, özellikle İzmir’i tehdit eden kuraklık, yer altı suyu kullanımı ve çökme riski konusunda çarpıcı değerlendirmeler yapıldı. Toplantıda konuşan Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’in uzun vadede karşı karşıya olduğu en büyük tehlikenin "çökme" olduğunu vurgulayarak, bugüne kadar kentin bu gerçeği görmezden geldiğini söyledi. Ahmet Piriştina’dan bu yana göreve gelen belediye başkanlarının su tasarrufu ve Körfez konularında yeterli adım atmadığını dile getiren Yaşar, Aziz Kocaoğlu, Tunç Soyer ve Cemil Tugay ile görüşme imkânı bulamadığını, uyarılarını mektup yoluyla iletmek zorunda kaldığını ifade etti. 42 yıldır denizler ve İzmir Körfezi üzerine çalışan bir akademisyen olduğunu hatırlatan Yaşar, Körfez’le ilgili en kapsamlı bilimsel çalışmayı 1998 yılında yaptıklarını, 1999’dan bu yana da kamuoyunu sürekli uyardığını söyledi. Büyük Kanal Projesi sonrasında Körfez’in temiz suyla beslenmesi halinde yüzülebilir hale geleceğini ancak derelerin betonlanması ve yanlış çevre uygulamaları nedeniyle bunun mümkün olmadığını vurguladı. İzmir’in çok ciddi bir su kriziyle karşı karşıya olduğunu belirten Yaşar, 2000 yılında yüzde 60 olan su kayıp-kaçak oranının yıllar içinde düşürülmesine rağmen halen yüzde 35 seviyesinde olduğunu söyledi. Kentte kullanılan suyun yaklaşık yüzde 80’inin yer altı kuyularından çekildiğine dikkat çeken Yaşar, kuyu derinliklerinin 600 metreden 1200 metreye kadar indiğini, bunun Manisa Ovası başta olmak üzere tüm bölgenin altını boşalttığını ifade etti. Kuraklığın yalnızca çevresel bir sorun olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yaşar, "Enflasyon, ekonomik kriz, enerji krizi, balıkların yok oluşu ve hatta savaşların temelinde kuraklık yatıyor" dedi. Tarihî süreçte büyük göçlerin ve toplumsal kırılmaların da kuraklık dönemlerinde yaşandığını hatırlattı. "Deniz suyu Basmane’ye kadar gelebilir" İzmir’de çökme sürecinin sessiz ama sürekli ilerlediğini belirten Yaşar, çarpıcı bir uyarıda bulunarak, "İzmir’in en büyük sorunu ne ulaşım ne Körfez’in kokması ne de kirlilik. Uzun vadede tek bir sorun var: Çökme. Eğer önlem alınmazsa 50-60 yıl sonra deniz suyu Basmane’ye kadar gelebilir. Alsancak’ta bugün hissedilen kanalizasyon kokularının nedeni de boruların deniz seviyesinin altına inmeye başlamasıdır" diye konuştu. Cakarta ve Mexico City örneklerini veren Yaşar, bu kentlerde yılda 10-15 santimetre çökme yaşandığını, çözüm olarak bazı bölgelerin tamamen boşaltıldığını söyledi. Yer altı sularının stratejik bir rezerv olduğuna dikkat çeken Yaşar, kaçak kuyuların mutlaka engellenmesi gerektiğini, Türkiye genelinde tahminen 550 bin kuyu bulunduğunu, bunların 120 bininin kaçak olduğunu ifade etti. Toplantıya ilişkin değerlendirmede bulunan Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu Başkanı Yunus Karakaya, uyarıların artık görmezden gelinemeyecek noktaya geldiğini söyledi. Karakaya, "Bu mesele siyasi tartışmaların ötesindedir. İzmir’in altı boşalıyor ve biz hâlâ günü kurtarmaya çalışıyoruz. Bilimin söylediğini dikkate almazsak, çocuklarımıza yaşanabilir bir şehir bırakamayacağız" dedi. Karakaya ayrıca, suyun plansız kullanımının sadece bugünü değil, geleceği de ipotek altına aldığını vurgulayarak, "Bugün atılmayan her adım, yarın çok daha ağır bedellerle karşımıza çıkacak" ifadelerini kullandı.
Üç haftayı geçen öksürük veremin habercisi olabilir
08 Ocak 2026 Perşembe - 11:31 Üç haftayı geçen öksürük veremin habercisi olabilir Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü, Halk Sağlığı Doktoru Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, Veremle Savaş Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada üç haftayı geçen öksürüklerin ciddiye alınması gerektiğinin altını çizdi. Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Verem genetik değil, bulaşıcıdır. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre tüberküloz küresel ölçekte hala ciddi bir halk sağlığı sorunu olup, dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri aktif hastalık gelişmemiş olsa da gizli (latent) verem enfeksiyonu taşımaktadır. Bu nedenle verem hastalığını iyi tanımakta fayda var" mesajını verdi. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir halk sağlığı sorunu olan verem (tüberküloz), erken tanı ve düzenli tedavi ile tamamen iyileşebilen bir hastalık olmasına rağmen, geç başvuru ve yanlış bilgiler nedeniyle toplum açısından hala risk oluşturuyor. Veremle Savaş Haftası kapsamında hastalığa yönelik farkındalık çalışmalarının önemini vurgulayan Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü, Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, tüberküloz üzerine detaylı bilgi vererek uyarıda bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Tüberküloz; etkeni ‘mycobacterium tuberculosis’ olan ve solunum yoluyla bulaşan bir enfeksiyon hastalığıdır. Bu hastalık genetik değildir; yani aileden kalıtsal olarak geçmez. Ancak tedavi edilmediğinde ciddi ve yaşamı tehdit eden sonuçlara neden olabilir. Hasta kişilerin öksürmesi, hapşırması ya da konuşması sırasında ortaya çıkan damlacıklar aracılığıyla havaya yayılır. Bu damlacıkların solunmasıyla sağlıklı bireyler enfekte olabilir. Burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekir: Enfekte olan her kişide hastalık gelişmez. Alınan basiller vücutta uyur halde kalabilir ve bağışıklık sisteminin zayıfladığı bir dönemde hastalığa yol açabilir. Hastalık gelişme riskinin en yüksek olduğu dönem, enfeksiyondan sonraki ilk iki yıldır" dedi. En riskli grup; hasta ile uzun süre aynı ortamı paylaşanlar Hastalığın bulaşma açısından en riskli grubun, verem hastalığına yakalanmış biriyle uzun süre aynı ortamı paylaşan kişiler olduğunu dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Bunların başında aile bireyleri ve yakın çalışma arkadaşları gelir. Tüberküloz: kaşık, çatal, bardak; giysi, çarşaf gibi eşyalar aracılığıyla bulaşmaz. Ancak mikrop, güneş görmeyen, havalandırması yetersiz ortamlarda havada uzun süre canlı kalabilir. Güneş ışığındaki ultraviyole ışınlar verem mikrobunu kısa sürede etkisiz hale getirir. Bu nedenle kalabalık, kapalı ve havalandırması yetersiz alanlar bulaşma açısından en riskli ortamlardır" diye konuştu. Öte yandan tüberkülozun en sık, toplumun en üretken yaş grubundaki yetişkinleri etkilediğini aktaran Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Ancak tüm yaş grupları risk altındadır. Vakaların ve ölümlerin yüzde 80’inden fazlası düşük ve orta gelirli ülkelerde görülmektedir. DSÖ’nün 2024 yılı verilerine göre; yeni verem vakalarının yüzde 34’ü Güney Doğu Asya Bölgesi’nde, yüzde 27’si Batı Pasifik Bölgesi’nde yüzde 25’i Afrika Bölgesi’nde görülmüştür. Yeni vakaların yaklaşık yüzde 87’si, Tüberküloz yükünün yüksek olduğu 30 ülkede toplanmıştır. Küresel toplamın üçte ikisi; Hindistan (yüzde 25), Endonezya (yüzde 10), Filipinler (yüzde 6.8), Çin (yüzde 6.5), Pakistan (yüzde 6.3), Nijerya (yüzde 4.8), Demokratik Kongo Cumhuriyeti (yüzde 3.9) ve Bangladeş’te (yüzde 3.6) kaydedilmiştir. İlk beş ülke tek başına küresel yükün yüzde 55’ini oluşturmaktadır" sözlerini kaydetti. Sadece bir halk sağlığı sorunu değil Tüberkülozun sadece bir halk sağlığı sorunu olmadığını, aynı zamanda ciddi bir sosyal ve ekonomik yüke neden olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Küresel ölçekte, tüberküloz tedavisi gören kişilerin ve ailelerinin yaklaşık yüzde 50’si, hane gelirinin yüzde 20’sini aşan, felaket düzeyinde maliyetlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde hastalık riski daha yüksektir. DSÖ’nün 2024 yılı verilerine göre yeni Tüberküloz vakalarının: 0.97 milyonu yetersiz beslenme, 0.93 milyonu diyabet, 0.74 milyonu alkol kullanım bozuklukları, 0.70 milyonu sigara, 0.57 milyonu HIV enfeksiyonu ile ilişkilidir. Hastalık en sık akciğerleri tuttuğu için belirtiler çoğunlukla solunum sistemine aittir. 2-3 haftadan uzun süren, tedaviye yanıt vermeyen öksürük, balgam çıkarma, balgamda kan görülmesi, ateş, gece terlemesi, halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, iştahsızlık, nefes darlığı, göğüs ve sırt ağrısı gibi şikayetler hastalığın belirtileri arasında yer almaktadır. Belirtiler genellikle hafif başlar ve yavaş ilerler. Bu nedenle pek çok hasta doktora geç başvurur. Oysa 2-3 haftadan uzun süren öksürük, mutlaka göğüs hastalıkları polikliniğinde ya da verem savaşı dispanserinde değerlendirilmelidir." Tüberküloz tanısının nasıl konulduğuna ilişkin de detayları paylaşan Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Tüberküloz tanısı, balgamda verem mikrobunun gösterilmesiyle konur. Hastanın yakınmaları ve akciğer filmi bulguları hastalıktan şüphelenmeyi sağlar. Ancak kesin tanı için mikrobiyolojik inceleme şarttır. Balgam ya da diğer örneklerde mikrobun görülmesi, kültürde basil üremesi tanıyı kesinleştirir" açıklamasını yaptı. En etkili yöntem doğrudan gözetimli tedavi Tüberküloz tedavisinde ilaçların düzensiz kullanılmasının mikrobun ilaca dirençli olmasına ve de bu durumun tedavi sürecini 18-24 ay kadar uzamasına neden olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, vereme karşı en etkili tedavinin doğrudan gözetimli tedavi olduğunu söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Dünya Sağlık Örgütü, her doz ilacın sağlık çalışanı ya da eğitilmiş bir kişi tarafından içirilmesini önermektedir. Türkiye’de bu uygulama başarıyla sürdürülmektedir" dedi. Türkiye’de tüberküloz ilaçlarının Sağlık Bakanlığı tarafından karşılandığını, Verem Savaşı dispanserleri aracılığıyla bu ilaçların ücretsiz verildiğini ve hastalık takibinin de dispanserler aracılığıyla yapıldığını hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Türk Toraks Derneği’nin açıklamalarına göre; özel diyetler, iklim koşulları ya da istirahat, tedavinin temel unsuru değildir. En önemli faktör; ilaçların doğru, düzenli ve yeterli süre kullanılmasıdır. Tüberkülozdan korunmanın en etkili yolu, bulaştırıcı hastaların erken tanı alıp hızla tedaviye başlamasıdır. Uygun tedavi ile 2-3 haftada bulaştırıcılık büyük ölçüde ortadan kalkar. BCG aşısı, erişkinde hastalığı tamamen önlemez ancak özellikle çocuklarda ölümcül ve ağır formlara karşı koruma sağlar. Türkiye’de BCG aşısı, doğumdan sonra ikinci ayını dolduran bebeklere hayatta bir kez uygulanmaktadır" ifadelerini kullandı. Tüberküloz hastasıyla temaslı olan kişilerin de mutlaka muayene edilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Buna temaslı muayenesi denir. Risk taşıyan ancak hasta olmayan kişilere genellikle 6 ay süreyle koruyucu tedavi uygulanır. Düzenli kullanıldığında hastalık gelişme riskini yüzde 90’a varan oranda azaltır. Özellikle çocuklar için hayati önemdedir" açıklamasını yaptı.
İzmir’de fırtına ağaçları devirdi: 5 araç hasar gördü
08 Ocak 2026 Perşembe - 10:52 İzmir’de fırtına ağaçları devirdi: 5 araç hasar gördü İzmir’de sabaha karşı etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış ve fırtına günlük yaşamı olumsuz etkilerken, şiddetli rüzgar nedeniyle yol kenarlarındaki ağaçlar otomobillerin üzerine devrildi, 5 araç hasar gördü. Cadde ve sokaklar göle dönerken, hava ve deniz ulaşımında aksamalar yaşandı. İzmir’de sabah saatlerinden başlayan sağanak yağış ve fırtına kenti tamamen etkisi altına aldı. İşe ve okula gitmek için evlerinden çıkan vatandaşlar, aniden bastıran yağmur nedeniyle zor anlar yaşadı. Yanında şemsiyesi olmayan ve hazırlıksız yakalanan birçok vatandaş sırılsıklam olurken, yağış nedeniyle trafikte de aksamalar meydana geldi. Birçok ilçede ana arterler ve ara sokaklar su birikintileriyle dolarken, yollar adeta göle döndü. Sürücüler, suyla kaplı yollarda ilerlemekte güçlük çekti. Yağışla birlikte etkili olan şiddetli rüzgar, maddi hasara yol açtı. Karşıyaka ilçesi Mavişehir bölgesinde bir otoparkta bulunan ağaç, rüzgarın şiddetine dayanamayarak park halindeki araçların üzerine devrildi. Olayda şans eseri yaralanan olmazken, 5 araçta maddi hasar meydana geldi. Kemalpaşa Ulucak Mahallesi’nde bir binanın çatısı uçarak yere düştü. Olayda herhangi bir can kaybı yaşanmadığı öğrenildi. Olumsuz hava koşulları hava ve deniz ulaşımını da vurdu. İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na yapılan seferlerde aksamalar olduğu bildirildi. Deniz ulaşımında ise arabalı vapur seferleri iptal edildi. Meteoroloji 2. Bölge Müdürlüğü tarafından bugün için yapılan değerlendirmelere göre, bölge genelinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların etkili olmaya devam edeceği belirtildi. Yapılan uyarıda, yağışların gün boyu aralıklarla süreceği, rüzgarın ise güney yönlerden kuvvetli ve zaman zaman fırtına şeklinde eseceği ifade edildi. Yetkililer, ani sel, su baskını, yıldırım, ağaç ve direk devrilmesi ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı vatandaşları tedbirli olmaları konusunda uyardı. Yağışlı havanın akşam saatlerine doğru etkisini sürdüreceği tahmin ediliyor.
Aliağa Belediyesinden çiftler için sağlıklı iletişim atölyesi
08 Ocak 2026 Perşembe - 10:47 Aliağa Belediyesinden çiftler için sağlıklı iletişim atölyesi Aliağa Belediyesi, aile yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalarına bir yenisini daha ekliyor. Aliağa Belediyesi Aile Danışma Merkezi tarafından düzenlenecek "Çiftler İçin Sağlıklı İletişim Atölyesi" için başvurular başladı. Atölye programı, 4 Mart - 22 Nisan 2026 tarihleri arasında her çarşamba günü 16.00-18.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Eğitimler, ALBEST AYM A Blok 1. Kat’ta yer alan ASEV Birimi Resim Atölyesi’nde yapılacak. Program kapsamında, ilişkilerin sürdürülebilirliğinin öğrenilebilir bir beceri olduğu yaklaşımıyla çiftlerin iletişim becerilerini güçlendirmeleri hedefleniyor. Atölye sürecinde katılımcılar; uyumlu davranış ve özveri geliştirme, bağlanma ve güven süreçleri, "ben"den "biz"e geçişi destekleyen bilişsel farkındalıklar, pozitif ilişki algısı ve ilişkiyi koruyucu stratejiler üzerine çalışmalar gerçekleştirecek. Atölye, ilişkisini güçlendirmek ve daha sağlıklı bir ilişki yapısı oluşturmak isteyen çiftlere açık olacak. Aile Danışma Merkezi uzmanları, programın bir terapi süreci olmadığını; önleyici ve geliştirici nitelikte bir psikoeğitim çalışması olarak planlandığını vurguluyor. Grup sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi amacıyla, atölye başlamadan önce çiftlerle ön görüşme yapılacak ve uygun bulunan çiftler programa dahil edilecek. Başvuru yapmak ve detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar, 0 (232) 399 00 29 numaralı telefonu arayabilir ya da Aliağa Belediyesi Aile Danışma Merkezi’ne şahsen başvuruda bulunabilir.
Rektör Prof. Dr. Alcı: "Gençlerimizi geleceğin yetkinlikleri ile donatacağız"
08 Ocak 2026 Perşembe - 10:28 Rektör Prof. Dr. Alcı: "Gençlerimizi geleceğin yetkinlikleri ile donatacağız" Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, 30 Eylül-4 Ekim 2026 tarihlerine Şanlıurfa GAP Havalimanında yapılacak olan TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde güçlü bir şekilde yer alacaklarını duyurdu. Teknoloji geliştiren ve üreten bir Türkiye hedefiyle; Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde hayata geçirilen TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali bu sene 30 Eylül - 4 Ekim 2026 tarihleri arasında Şanlıurfa’da gerçekleştirilecek. Yüz binlerce gencin hayallerini gerçeğe dönüştürmesi amacıyla TEKNOFEST kapsamında çeşitli kategorilerde teknoloji yarışmaları düzenleniyor. Havacılıktan uzaya, yapay zekâdan savunma sanayiine, enerjiden tarım teknolojilerine uzanan geniş bir yelpazede; gençleri üretmeye, geliştirmeye ve birlikte başarmaya teşvik ediyor. Bu doğrultuda, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu ile Türkiye’nin teknoloji üreten ve geliştiren bir topluma dönüşmesine katkı sunuluyor. Ege Üniversitesi de Şanlıurfa’da TEKNOFEST’te yer alacak Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, "Son yıllarda hayatın her alanında hızlı bir teknolojik değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Ege Üniversitesi olarak gençlerimizin çağın gerekleri doğrultusunda yetişmeleri, geleceğin yetkinlikleri ile donatılması öncelikli konularımızın başında geliyor. Bu kapsamda biz de ders programlarından laboratuvar altyapısına kadar mevcut durumumuzu revize ediyoruz. Özellikle yapay zekanın eğitim öğretim sistemi ile bilim ve teknolojiye doğru bir şekilde entegre edilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2018 yılından bu yana düzenlenen TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali, yüz binlerce gencimizin hayallerini gerçeğe dönüştürdü. Bu sene Millî Teknoloji Hamlesi heyecanı Şanlıurfa’dan tüm dünyaya yayılacak. TEKNOFEST’in paydaşı ve ülkemizin köklü yükseköğretim kurumlarından birisi olarak 30 Eylül - 4 Ekim 2026 tarihlerine Şanlıurfa GAP Havalimanında yapılacak olan dev organizasyona güçlü bir şekilde yer alacağız. Türkiye Yüzyılı hedefi, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu ile bir yandan ekosistemimizi güçlendirirken diğer yandan da multidisipliner iş birliği ile öğrencilerimizi, genç araştırmacılarımızı geleceğe hazırlayacağız. Bu süreçte öğrencilerimize ve takımlarımıza her türlü desteği sunacağız. Böylesine dünya çapında bir festivalin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.