Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
İzmir
Başsavcı Yeldan’dan Yeşilay’a ziyaret: "Bağımlılıkla mücadele ortak sorumluluk"
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:34:21
İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ve beraberindeki heyet, Yeşilay Haftası kapsamında Yeşilay İzmir Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ni ziyaret etti. Ziyarette bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve rehabilite edici çalışmaların önemine dikkat çekildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı heyeti, 1-7 Mart Yeşilay Haftası kapsamında Yeşilay İzmir Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ni ziyaret etti. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Cumhuriyet Başsavcıvekili Aydoğan Sansak ile Cumhuriyet Savcısı Metin Tokel’in yer aldığı heyet, merkezde İzmir Yeşilay Başkanı Ömer Yahşi ve Yeşilay yetkilileri tarafından karşılandı. Ziyarette konuşan Başsavcı Yeldan, bağımsız ve sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekerek, bağımlılıklardan uzak, bilinçli ve güçlü bireylerden oluşan bir toplum inşa etmenin ortak sorumluluk olduğunu ifade etti. Bağımlılıkla mücadelede yalnızca adli süreçlerin değil, koruyucu ve rehabilite edici çalışmaların da büyük önem taşıdığını vurgulayan Yeldan, bağımlılıktan kurtulmak isteyen vatandaşların yeniden topluma kazandırılmasının sosyal dayanışma ve kurumlar arası iş birliğinin en somut göstergesi olduğunu belirtti. Ziyaret sonunda Başsavcı Yeldan tarafından Yahşi’ye günün anısına çiçek takdim edildi. Program, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:12
Kapıyı ’polisiz’ diyerek açtırdılar, silahla vurup 550 bin lira parayı çaldılar
İzmir’in Bornova ilçesinde kendilerini polis olarak tanıtarak bir eve giren ve içerideki 2 kişiyi yaralayıp 550 bin lira gasp eden 3 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınan zanlılardan birinin 61 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı belirlendi. Olay, 3 Mart günü saat 03.30 sıralarında Doğanlar Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kendilerini polis olarak tanıtarak bir eve giren şüpheliler, ev sahibi E.T. ve arkadaşı U.A.’yı tabancayla bacaklarından yaraladı. Şüpheliler, adresteki 550 bin TL parayı da zorla alarak olay yerinden kaçtı. Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, olayın ardından başlattıkları çalışma sonucu şüphelilerin A.İ., O.T. ve N.T. olduğunu belirledi. Şahısların Yıldırım Beyazıt Mahallesi’ndeki bir adreste saklandığını tespit eden ekipler, düzenlenen operasyonla 3 şüpheliyi de yakaladı. Uzi ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi Adreste yapılan aramalarda olayda kullanıldığı belirlenen 1 adet ruhsatsız tabanca, bu tabancaya ait şarjör ve 6 adet fişek ile uzi olarak tabir edilen ruhsatsız otomatik tabanca ve bu silaha ait şarjör ile 6 adet fişek ele geçirildi. Cezaevi firarisi çıktı Şüphelilerden O.T.’nin yapılan GBT sorgusunda, yağma suçundan toplamda 61 yıl 9 ay 26 gün kesinleşmiş hapis cezası ile arandığı ortaya çıktı. Gözaltına alınan şahıslar ve ele geçirilen suç unsurları Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:01
İzmir’de yeraltı suları anlık izlenecek
İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, iklim krizinin derinleştirdiği kuraklık riskine karşı yer altı su kaynaklarını dijital teknolojilerle izlemeye hazırlanıyor. Proje Avrupa Birliği desteği kapsamında 1 milyon Euro bütçeyle yürütülecek. İzmir’in özellikle kıyı ilçelerinde bulunan akiferlerde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riski anlık olarak takip edilecek ve erken uyarı sistemi kurulacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, suyun geleceğini güvence altına almak ve iklim krizinin oluşturduğu kuraklık riskine karşı kentin su kaynaklarını korumak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde, Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltı Suyu Sürdürülebilirliği" projesi kapsamında, İzmir’de yer altı su kaynaklarının dijital sistemlerle izlenmesi hedefleniyor. Özellikle kıyı bölgelerinde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riskine karşı erken uyarı mekanizması kurulması planlanıyor. Projenin başlangıç toplantısı, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapıldı. Panele, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı’ndan Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Yıldır: "Türkiye su stresi yaşayan ülkelere yaklaşıyor" Panelde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Levent Yıldır, iklim değişikliği, artan nüfus ve kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırdığını belirterek, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının Türkiye’de son yıllarda hızla azaldığını vurguladı. Türkiye’nin kullanılabilir yıllık su potansiyelinin yaklaşık 112 milyar metreküp olduğunu ifade eden Yıldır, "2000’li yılların başında Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.600 metreküp seviyesindeydi. Bugün ise bu miktar 2024 itibarıyla yaklaşık 1.300 metreküp seviyesine kadar düşmüş durumda. Mevcut eğilim devam ederse 2050 yılında kişi başına düşen su miktarının 1.200 metreküp civarına gerilemesi bekleniyor. Bu tablo, Türkiye’nin giderek su stresi yaşayan ülkeler kategorisine yaklaştığını gösteriyor" şeklinde konuştu. "Modern dünyada riskler giderek artıyor" Su kaynakları üzerindeki baskının artmasının başlıca nedenleri arasında kentleşme, tarımsal üretim ve artan tüketim yer aldığının altını önemle çizen Dr. Yıldır, "Modern dünyada karşı karşıya olduğumuz riskler giderek artıyor ve karmaşıklaşıyor. Bugün risk su olabilir, yarın hava kirliliği, orman yangınları veya başka çevresel krizler olabilir. Bu nedenle içinde bulunduğumuz dönemde en önemli görevimiz, ortaya çıkan bu riskleri bilimsel yaklaşımla öngörmek ve önleyici politikalar geliştirmektir. Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlara yalnızca teknik ya da mühendislik perspektifiyle bakmak yeterli değildir. Bunların hepsi bir arada ele alınması gereken karmaşık bir tabloyu oluşturuyor. Ancak bu zorlukların üstesinden gelmenin yolu iyi bir yönetim anlayışından ve güçlü bir koordinasyondan geçmektedir. Bugün burada paylaşılan bilgiler, yürütülen projeler ve yapılacak çalışmalar bu açıdan büyük önem taşıyor. Bugüne kadar oluşturduğumuz kültürel alışkanlıklarımızı, değerlerimizi ve üretim-tüketim biçimlerimizi yeniden düşünmek zorundayız. Gerekirse bunların yerine daha sürdürülebilir modeller geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü doğayı yok ettiğimizde yerine koyabileceğimiz yeni bir doğa yok. Bu nedenle her zamankinden daha dikkatli, daha özenli ve daha sorumlu davranmak zorundayız" dedi. Baran: "Krizi akılla ve bilimle yönetmek mümkün" İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, insanlığın doğrudan kullanabileceği suyun sınırlı olduğuna dikkat çekerek, "Küresel iklim krizi giderek belirginleşiyor. Bu kriz nitelikli akılla, bilimle ve farkındalığı yüksek bir toplumla yönetilebilir. Depremi engelleyemeyiz ama bilimsel yöntemlerle dayanıklı şehirler inşa edebiliriz. Seli tamamen ortadan kaldıramayız ama doğru altyapı ve planlamayla etkilerini azaltabiliriz. Küresel iklim krizi ve su sorunu da aynı şekilde ele alınmalıdır" dedi. Akdeniz havzasının küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olduğuna işaret eden Baran, sürdürülebilir su yönetimi ve şehir planlamasının önemini vurguladı. "Bu proje önemli bir ekolojik girişimdir" Yusuf Baran, dünyadaki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 30’unun yeraltı sularından oluştuğunu hatırlatarak, bu kaynakların korunmasının önemine dikkat çekti. "Bugün konuştuğumuz proje, çağımızın üç temel dönüşümünü bir araya getiriyor: dijital dönüşüm, toplumsal dönüşüm ve yeşil dönüşüm. Dijitalleşme, su kaynaklarının izlenmesi ve yönetilmesini sağlarken; yeşil dönüşüm, su kaynaklarının korunmasını kapsıyor. Toplumsal dönüşüm ise bu konuda farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Elde edilecek sonuçlar ve bilgiler, toplumun su kaynakları konusundaki bilinç düzeyini artıracaktır. Dolayısıyla bu proje, üç temel dönüşümü bir araya getiren önemli bir ekolojik girişimdir" dedi. "Su yönetimi artık ulusal bir politika meselesidir" İklim değişikliğinin yalnızca kuraklık anlamına gelmediğini vurgulayan Baran, şunları söyledi: "Bazen 6 ayda yağması gereken yağmur 6 saatte düşüyor. İzmir’de de uzun süre yağmayan dönemlerin ardından ani ve yoğun yağışlar, toprağın suyu emememesiyle sonuçlanıyor. Bu suyun tarımda ve yaşamda kullanılabilmesi gerekir. Toplumda su tasarrufu genellikle bireysel kullanım üzerinden konuşulur, oysa toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 69’u tarımda, yüzde 19’u sanayide ve sadece yüzde 10’u evlerde gerçekleşiyor. Bu nedenle su yönetimi artık yalnızca bireysel değil, ulusal bir politika olarak ele alınması gereken hayati bir konudur. Tarım ve su yönetiminde yapılan hatalar tatlı su kaynaklarının tuzlanmasına, toprakların verimsizleşmesine ve ekolojik denge kaybına yol açıyor. Bilimin en önemli özelliği yalnızca sorunları çözmek değil, onları önceden görüp engellemektir. Deprem, sel ya da iklim krizinde asıl olan felaket gerçekleşmeden önce önlem almaktır. Bugün konuştuğumuz proje de bu anlayışın bir parçasıdır. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün uluslararası su araştırmaları birimiyle yürütülen bu proje, dünya genelinde yapılan yüzlerce başvuru arasından seçilen önemli bir çalışmadır." Keskin: "Küresel sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı" İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, iklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda da hissedildiğini belirtti. Artan sıcaklıkların, azalan yağışların ve deniz seviyesindeki yükselmenin, özellikle su kaynakları ve çevre üzerinde ciddi riskler oluşturduğuna değinen Keskin, "Akdeniz havzasındaki İzmir gibi kıyı kentleri bu riskleri daha yoğun şekilde yaşıyor. İklim değişikliği artık geleceğe dair bir öngörü değil; bugün yaşamımızı doğrudan etkileyen bir gerçek. Sanayi devrimi öncesi döneme kıyasla küresel ortalama sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı ve bu artışın devam etmesi durumunda ciddi çevresel ve ekonomik riskler doğabilir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 Türkiye İklim Değerlendirme Raporu’na göre, Türkiye’de ortalama sıcaklık 15,1 santigrat derece olarak ölçüldü; bu, 1991-2020 ortalamasının 1,1 derece üzerinde ve son 25 yılın en sıcak beşinci yılı oldu. Temmuz 2025 ise ortalama 26,5 santigrat derece ile son 25 yılın en sıcak temmuz ayı olarak kayıtlara geçti. "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışıyla kayıtlara geçti" Keskin, 2025’te Türkiye genelinde ortalama yağışın 449,6 mm olarak gerçekleştiğini, bunun 1991-2020 ortalamasına göre yüzde 27,6 azalma anlamına geldiğini belirterek, "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışı seviyelerinden biri olarak kaydedildi. Bu durum tarım, su kaynakları, enerji ve insan sağlığı üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor" dedi İklim değişikliğiyle mücadelede azaltım, uyum ve sürdürülebilir kalkınmanın önemine işaret eden Keskin, 2025 Temmuz’da yürürlüğe giren İklim Kanunu ile Türkiye’nin iklim politikaları ve enerji dönüşümünde daha görünür hale geldiğini belirtti. Keskin, "Yerelde yürütülen her proje, büyük dönüşüm sürecinin bir parçasıdır. Özellikle su yönetimi, kentlerin iklim değişikliğine uyum sağlamasında kritik rol oynuyor..= İzmir’in dirençli bir kent olma hedefini güçlendirecek ve diğer şehirler için yol gösterici olacaktır" dedi. İYTE Proje Koordinatörü Prof. Dr. Alper Baba ise projeyi panelde detaylandırdı. İZSU’dan kuraklığa karşı önlem ve yeni su kaynakları İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, son yıllarda yaşanan kuraklık ve düşük yağışlara karşı idari ve teknik önlemler aldı. Kademeli su tarifeleri, park ve bahçe aboneliklerinin iptali ile kayıp-kaçakla mücadele gibi uygulamaların yanı sıra yeni su kaynakları sisteme dahil edildi. Bu kapsamda Güzelhisar Barajı’nda 20 yıldır kullanılmayan isale hattı onarılarak kente su sağlandı. Gördes Barajı’nın ölü hacminden yüzer pompalarla su alındı, Halkapınar, Menemen, Sarıkız ve Göksu kuyuları yenilendi. Ayrıca Halkapınar’da 7 bin metreküplük depo ve terfi merkezi inşa edildi. Tuzlanma riski büyüyor İzmir’e içme suyu sağlayan yaklaşık 1600 kuyudan 318’i kıyı ilçelerde bulunuyor. Kıyı bölgelerindeki akiferlerde deniz suyunun yeraltı suyu rezervlerine karışması nedeniyle tuzlanma riski giderek artıyor. Yeni proje kapsamında, İzmir’in kıyı bölgelerindeki yeraltı suyu kaynakları dijital sensörler ve izleme sistemleriyle takip edilecek; tuzlanma riskleri erken aşamada tespit edilerek önlem alınabilecek. AB’den projeye 1 milyon euro destek İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğiyle hazırlanan "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği" projesi, Avrupa Birliği ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından desteklenen Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı (AB-TR CCGP) kapsamında destek almaya hak kazandı. Toplam bütçesi 1 milyon Euro olan proje ile yeraltı suyu kaynaklarının korunması, dijital izleme altyapısının geliştirilmesi, tuzdan arındırma pilot uygulamaları ve iklim değişikliğine uyum politikalarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında Bergama’dan Selçuk’a uzanan kıyı şeridindeki akiferlerin tamamı çevrim içi olarak izlenecek.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:02
Türkiye Kupası’nda Aliağa FK’nın konuğu Gençlerbirliği
Aliağa FK, Ziraat Türkiye Kupası B Grubu’nun 4. ve son haftasında yarın Gençlerbirliği’ni konuk edecek. Aliağa FK, Ziraat Türkiye Kupası B Grubu 4. ve son haftasında yarın Gençlerbirliği ile karşı karşıya gelecek. Aliağa Atatürk Stadyumu’nda oynanacak mücadele saat 20.30’da başlayacak ve karşılaşmayı hakem Erdem Mertoğlu yönetecek. Grupta Iğdır FK ile berabere kalan, Süper Lig ekipleri Samsunspor’a 6-2 ve Konyaspor’a 5-0 mağlup olan Aliağa FK, topladığı 1 puanla çeyrek final şansını matematiksel olarak yitirdi. Başkent temsilcisi Gençlerbirliği ise Bodrum FK ve Antalyaspor’u mağlup ederken, Eyüpspor ile berabere kaldı. Grupta 7 puan toplayan kırmızı-siyahlılar, İzmir deplasmanından puanla ayrılması halinde adını çeyrek finale yazdıracak. Gençlerbirliği mağlup olması durumunda 4 puana sahip Iğdır FK ile Eyüpspor’un puan kaybetmesini beklemesi gerekecek. Öte yandan İzmir temsilcisinde kaleci Ahmet Pekgöz, sakatlığı nedeniyle bu karşılaşmada forma giyemeyecek.
04 Kasım 2025 Salı - 17:51
İzmir’de motosikletli şahıslar araca ateş açtı: 1 ağır yaralı
İzmir’in Konak ilçesinde motosikletli bir kişinin araca ateş açması sonucu 1 kişi ağır yaralandı. Olay sonrası kaçan şüpheli kısa sürede yakalanırken, yaralının hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, saat 16.00 sıralarında Konak ilçesi Eşrefpaşa Caddesi’nde silahlı saldırı meydana geldi. Motosikletli A.Y. (22), 34 GGU 27 plakalı araca ateş açtı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde, araçta bulunan A.T.’nin (31) ağır yaralandığı belirlendi. Yaralı, ambulansla Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. A.T.’nin hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Saldırının ardından kaçan şüpheli A.Y., polis ekiplerince kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. Polis ekiplerince yapılan incelemede taraflar arasında önceden husumet bulunduğu olayın bu nedenle gerçekleştirildiği belirlendi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor. "Husumetli 2 grup" 28 Mayıs 2023 tarihinde, aralarında alacak-verecek meselesi nedeniyle husumet bulunan iki grup, konuşmak üzere 574. Sokak’ta bir araya gelmişti. Görüşme sırasında iki grup arasında tabanca ile karşılıklı ateş açılması sonucu, A.Y. (26) başından, kardeşi A.Y. ile birlikte üç kişi ise vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralandı. Olaydan bir gün sonra, akşam saatlerinde 2 kişi tarafından Zafertepe Mahallesi 574. sokakta bulunan kıraathaneye molotofkokteylli bir saldırı düzenlendi.
04 Kasım 2025 Salı - 16:02
Alaçatı’da eğlence mekanına silahlı saldırıya 1 gözaltı
İzmir’de eğlence mekanına silahlı saldırıya ilişkin 1 şüpheli gözaltın alınırken bir şüpheliyi yakalamak için çalışmalar sürüyor. Edinilen bilgiye göre olay, sabaha karşı saat 05.00 sıralarında Çeşme ilçesine bağlı Alaçatı Mahallesi’ndeki bir eğlence mekanında meydana geldi. Kapalı durumdaki mekana tabanca ile ateş açıldı. Çok sayıda merminin isabet ettiği iş yerinde maddi hasar oluştu. İhbar üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi. Olay yerinde geniş güvenlik önlemleri alınırken ekipler saldırganların yakalanması için çalışma başlattı. Saldırıyla ilgili A.C. adlı bir şüpheli gözaltına alınırken bir şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor. Öte yandan, saldırı anının bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildiği ve görüntülerde tehdit içerikli sözlerle mekana ateş açıldığı anların yer aldığı öğrenildi.
04 Kasım 2025 Salı - 16:00
Güzellik salonu sahibi müşterilerini dolandırdı, sırra kadem bastı
İzmir’de bir güzellik salonu sahibinin, "kar payı" vaadiyle müşterilerden ve çevredeki esnaftan para toplayarak ortadan kaybolduğu öne sürüldü. Salona gelen müşteriler kapının kapalı ve içerinin boş olduğunu görünce polise giderek şikayetçi oldu.
04 Kasım 2025 Salı - 15:13
Alaçatı’da eğlence mekanına silahlı saldırı
İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı Alaçatı Mahallesi’nde sabah saatlerinde kapalı durumdaki bir eğlence mekanına kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından silahla ateş açıldı. Olayda yaralanan olmazken, polis ekipleri saldırıyla ilgili soruşturma başlattı. Edinilen bilgiye göre, olay sabaha karşı saat 05.00 sıralarında Çeşme ilçesine bağlı Alaçatı Mahallesi’nde bulunan bir eğlence mekanında meydana geldi. Kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler, kapalı durumdaki mekana tabancayla ateş açtı. Çok sayıda merminin isabet ettiği iş yerinde maddi hasar oluştu. İhbar üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi. Olay yerinde geniş güvenlik önlemleri alınırken, saldırgan ya da saldırganların yakalanması için çalışma başlatıldı. Öte yandan, saldırı anının bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildiği ve görüntülerde tehdit içerikli sözlerle mekana ateş açıldığı anların yer aldığı öğrenildi. Olayla ilgili şüpheli veya şüphelileri yakalama çalışmaları sürüyor.
04 Kasım 2025 Salı - 14:54
Enerji içecekleri ölüm saçıyor
Uzmanlar, özellikle gençler arasında yaygınlaşan enerji içeceklerinin ciddi kalp ve damar sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
04 Kasım 2025 Salı - 13:43
Endüstri 4.0’ın kör noktası: Veri güvenliği
Sensörlerle yönetilen akıllı hatlar ve bulut tabanlı veri süreçleri fabrikaları verimlilikte öne taşıyor. Ancak internet bağlantılı bu ekosistem, fidye yazılımları ve veri ihlalleriyle üretimi saatlerce hatta günlerce durdurabiliyor. Uzmanlara göre bu tehdit, yalnızca BT ekiplerinin değil, şirket yönetimlerinin doğrudan sorumluluğu hâline geldi. Akıllı sensörlerle çalışan hatlar, otomasyon düzeyi yüksek karanlık/akıllı fabrikalar ve bulut tabanlı veri akışları, Endüstri 4.0’ın verimlilik avantajını büyütürken siber risklerin ölçeğini de artırıyor. Üretim tesislerinin durma nedeni artık yalnızca mekanik arızalar değil; internet bağlantılı yapılara yönelen sofistike saldırılar, operasyonel sürekliliği ve marka itibarını tehdit ediyor. Bu tablo, siber güvenliği teknik bir BT görevi olmaktan çıkarıp yönetim seviyesinde ele alınması gereken stratejik bir iş riski hâline getiriyor. Fidye yazılımları, tedarik zinciri açıkları ve çalınan kimlik bilgileri; üretim planlarını aksatıyor, teslimat takvimlerini zorluyor ve müşteri güvenini aşındırıyor. Küresel ölçekte bazı üreticilerin yaşadığı veri ihlalleri ve haftalarca süren üretim duruşları, siber dayanıklılığın artık rekabetin ayırt edici unsurlarından biri olduğunu gösteriyor. Yükselen tehdit: Veri ihlali ve kurumsal casusluk Saldırganların yöntem seti genişliyor. Kimlik avı, üçüncü taraf yazılım açıkları, yetkisiz erişim için çalınmış kimlik bilgileri ve tedarik zincirine sızma girişimleri öne çıkıyor. Üretimin bir saatlik kesintisi dahi önemli maliyet oluştururken, sözleşme iptalleri ve yasal süreçler toplam faturayı büyütüyor. İş dünyası açısından risk, yalnızca teknik bir açık değil; doğrudan finansal dayanıklılık ve itibar yönetimi meselesi. "Teknik bir sorun değil, stratejik bir iş riski" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Fazlanet Bilgi Teknolojileri A.Ş. CTO’su Barış Bayram, üretim sektörünün maruz kaldığı siber tehditlerin yalnızca BT departmanlarının sorumluluğunda görülemeyeceğini söyledi. Bayram’a göre modern saldırılar, şirketlerin iş sürekliliğini ve marka itibarını doğrudan etkileyen stratejik bir risk boyutuna ulaştı. Yıllardır kullanılan operasyonel teknoloji (OT) altyapılarının güncel saldırı tekniklerine karşı savunmasız kaldığını belirten Bayram, "güncelleme veya yenileme" kararının çoğu zaman bir maliyet kalemi değil, oluşabilecek zararı azaltan yönetsel bir yatırım olarak düşünülmesi gerektiğini vurguladı. BT ve OT aynı pencereden izlenmeli Üretim sistemleri masaüstü bilgisayarlarla sınırlı değil; hat üzerindeki sensörler, PLC’ler, HMI’lar, endüstriyel ağ anahtarları ve SCADA bileşenleri de saldırı yüzeyinin parçası. Bayram, mümkün olduğu ölçüde BT altyapısıyla birlikte OT katmanının da izlenmesini; olay kayıtlarının tek bir platformda ilişkilendirilerek anormalliklerin üretimi durdurmadan önce tespit edilmesini öneriyor. Riskleri azaltmak için odak başlıklar Uzmanlara göre üretim şirketlerinin önceliği, eyleme geçirilebilir tehdit istihbaratı, sürekli izleme ve anomali tespiti, ağ segmentasyonu ve erişim kontrolü, otomatik yama ve zafiyet yönetimi ile çevrimdışı yedekleme ve geri yükleme senaryoları olmalı. Bu beşli çerçeve, saldırı yüzeyini küçültmenin yanı sıra kesinti sürelerini de anlamlı biçimde kısaltıyor. XDR ve MDR ile genişletilmiş savunma Geleneksel uç nokta koruması tek başına yeterli değil. Genişletilmiş Tespit ve Müdahale (XDR), uç noktalar, sunucular ve bulut sistemlerinden gelen sinyalleri bir araya getirerek saldırı paternlerini bütünsel biçimde ortaya çıkarıyor. Maliyet yalnızca veri kaybı değil Endüstriyel bir ihlalin faturası çoğu zaman dosya kurtarma bedelinin ötesinde; üretim kaybı, gecikmiş teslimatlar, ceza şartları ve müşteri sadakati üzerindeki etkilerle büyüyor. Sonuç: Veriyi koruyabilen kazanır Endüstri 4.0 yarışında belirleyici olan yalnızca otomasyon seviyesi değil; dijital tehdide karşı dayanıklılık. En akıllı fabrikalar, en çok veri toplayanlar değil; verisini güvenle işleyip sürekliliği koruyanlar olacak. Yalnızca teknoloji değil, kültür ve yönetişim Barış Bayram, işletmelerdeki en büyük zafiyetin güncel olmayan yazılımlardan ziyade güvenlik kültürü eksikliği olduğunu belirterek, Fazlanet’in teknik çözümleri yönetişim politikalarıyla birlikte kurguladığını ifade etti. Şirket; kullanıcı erişim yetkilendirmeleri, ağ segmentasyonu, yama süreçleri ve felaket senaryoları gibi başlıkları operasyonel kapasiteyle uyumlu hale getiriyor. Bayram’a göre bu çerçeve, üretim tesislerinde kesinti sürelerini kısaltan ve müşteri güvenini koruyan bir güvenlik omurgası oluşturuyor. Kurumsal çözüm ortağı olarak Fazlanet Bilgi Teknolojileri A.Ş., Türkiye’de 7/24 Türkçe destek, üretim hatlarına özel siber güvenlik danışmanlığı ve sektör bazlı risk modellemesi sunan az sayıda firmadan biri. Şirket, işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerini güvenlik, süreklilik ve maliyet optimizasyonu temelinde yapılandırarak, Endüstri 4.0 yatırımlarının kesintisiz ve sağlıklı ilerlemesini hedefliyor.
04 Kasım 2025 Salı - 13:27
Uyanıklık yapıp kıyafet değiştirmeleri işe yaramadı, kıskıvrak yakalandılar
Karabağlar ilçesinde bir aracın kelebek camını kırarak hırsızlık yapan iki şahıs, tanınmamak için kıyafet değiştirmiş olmalarına rağmen, olay yeri ve çevresindeki 22 farklı güvenlik kamerası inceleyen polisin sıkı takibi sonucu yakayı ele verdiler. Olay 28 Ekim günü gece saatlerine meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Karabağlar’da gözüne kestirdikleri bir otomobilin kelebek camını kıran iki şahıs, dört adet hoparlör, iki adet tiz, bir adet teyp ve bir adet amfiyi çalarak uzaklaştı. Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekiplerince yapılan çalışmalarda, olay yeri ve çevresindeki 22 farklı güvenlik kamerası incelendi. Şüpheli iki şahsın çaldıkları malzemeleri plakasız bir araca taşıdıkları, hırsızlık sırasında dikkat çekmemek için kıyafet değiştirdikleri ve olay sonrası Konak yönüne kaçtıkları belirlendi. Yapılan titiz çalışmalar sonucu, olayda kullanılan araç ve kimlikleri tespit edilen O.S. (27) ile Ö.A. (39) isimli şüpheliler yakalandı. Şahıslara ait araçta çalınan dört hoparlör ve iki tiz ele geçirilirken, teyp ve amfi ise Buca ilçesindeki bir iş yerinde bulundu. İş yeri sahibi hakkında ’Suç Eşyasını Satın Almak’tan işlem yapıldı. Bu arada Ö.A. isimli şahsın üç ayrı hırsızlık dosyasından firari olduğu ve 3 yıl 2 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu tespit edildi. Yakalanan her iki şüpheli ile ilgili gerekli adli işlemler başlatıldı.
04 Kasım 2025 Salı - 12:48
Menemen Belediyesinden her aya bir açılış
Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın her ay bir açılış sözüyle birlikte ilçede son 6 ayda 6 yeni tesisin açılışı gerçekleştirildi. Pazar yerinden kafeye, semt polikliniğinden dijital deneyim merkezine kadar kurdelası kesilen tesislerin vatandaşların ilgi ve desteğiyle karşılık bulduğunu belirten Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Geleceğin Menemen’ini hep birlikte inşa ediyoruz." dedi. Türkiye’nin en büyük tematik çocuk oyun köyünü hizmete açan, Ege’nin en büyük kütüphanesinin inşaatında sona yaklaşan ve eser belediyeciliğinin kent genelinde sayısız örneğini ortaya koyarak fark oluşturan Menemen Belediyesi, arka arkaya gerçekleştirdiği açılışlarıyla da dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor. Perde, Türkelli’de açıldı Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın, "Her ay bir açılış gerçekleştireceğiz." sözünün ardından adeta açılış yağmuru gerçekleştiren Menemen Belediyesi, perdeyi Türkelli’de açtı. Daha önce Halil Alkaya Kapalı Pazar Yeri, Koyundere Kapalı Pazar Yeri ve Seyrek Kapalı Pazar Yeri gibi hem esnafın hem de vatandaşın yüzünü güldürüp alışverişi kolaylaştıran tesisleri ardı ardına açan Menemen Belediyesi, Türkelli’de de kapalı pazar yerini hizmete açtı. Çevre düzenlemesiyle birlikte bölgeye yakışan bir tesis olarak öne çıkan Türkelli Kapalı Pazar Yeri, birçok üreticinin de doğrudan tezgah açtığı bir pazar yeri olarak öne çıkıyor. Sağlığa önemli yatırım Türkelli’den sonra açılışların ikinci adresiyse Ulukent oldu. Sağlık alanında diyetisyenden pansuman hizmetlerine ambulanstan evde fizyoterapiye kadar birçok hizmeti hemşehrilerine ücretsiz sağlayan Menemen Belediyesi, Asarlık Aile Sağlığı Merkezi sonrası bu kez Ulukent Semt Polikliniği’ni de hizmete açtı. Açılan tesis röntgenden poliklinik hizmetlerine kadar içinde barındırdığı birçok özellikle adeta hastaneyi andırırken, günlük 500 hasta kapasitesiyle hizmet veriyor. Sosyal yaşama Aynısefa dopingi Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın açılış kurdelesini kestiği tesislerin içinde en çok dikkat çeken ise Aynısefa Sosyal Tesisleri oldu. Kafe restoran olarak hizmet veren tesislerin ilki Kent-2’de bulunan Cumhuriyet Parkı içinde hizmete girerken, ikincisi ise Menemen Şehir Parkı içinde yer aldı. Modern tasarımı, lezzetli menüsü, hesaplı fiyatları, güler yüzlü personeli, hijyene ve hizmete dayalı anlayışıyla Aynısefa kafeler, her iki noktada da vatandaşların sabah kahvaltılarından akşam yemeklerine kadar günün her saatinde vakit geçirebilecekleri birer tesis olarak öne çıktı. Haykıran’a manevi dokunuş Menemen’deki açılışların bir diğer durağı ise Haykıran oldu. Menemen Çukurköylü olan ve devlet kademesinde önemli bürokratik görevler üstlendikten sonra 60. hükümette Adalet Bakanı olarak görev yapan Ahmet Kahraman’ın adının verildiği Ahmet Kahraman Camii dualarla açıldı. Açılışta konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Rabbim bu camiden ezanı eksik etmesin, cemaatini bol kılsın." dedi. Dijital dönüşümün merkezi Menemen Menemen Belediyesi tarafından yapımı tamamlanarak hizmet vermeye başlayan son tesis ise Dijital Deneyim Merkezi oldu. Mermerli Mahallesi’nde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’ndan bir gün önce Cumhuriyetin 102. yaşına armağan olarak Atatürk ve Kurtuluş Savaşı temasıyla kapılarını açan tesis, her yaştan misafirine milli mücadele yıllarını eşsiz görsel efektleri ve güçlü ses sistemiyle sağlanan ambiansta bir kez daha hafızalara kazıyacak şekilde kapılarını açtı. Açılışlarımız devam edecek Yalnızca 6 ay içinde birçok farklı alanda çok önemli tesislerin kurdelasını seçkin davetliler eşliğinde kurdelasını kesen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, gerçekleştirilen açılışların bir son değil, daha büyük projelere giden yolda birer kilometre taşı olduğunu söyledi. Başkan Pehlivan, "Göreve geldiğimiz ilk günden bugüne, Menemen’in sadece bir semt ya da bölgesine değil, her bir köşesine hizmet götürerek hemşehrilerimize dokunmanın tarifsiz onurunu yaşıyoruz. Verimli tarım arazileri, üniversitesi, kentleşmesi, sosyal yaşamı, istihdam avantajıyla Menemen her geçen gün sadece İzmir’in değil, bölgemizin çok önemli bir kenti olarak öne çıkıyor. Sosyal yaşamıyla, iş yaşamıyla, eğitime yatırımlarıyla, kadına ve çocuğa verdiği değeriyle Menemen, Türkiye’nin en refah kentleri arasında yerini alma yolculuğuna hız kesmeden devam etmektedir. Önümüzdeki süreçte yapacağımız yeni açılışlarla da yaşayan ve yaşatan kent mottosunu çok yakıştırdığımız Menemen’imiz, fark oluşturmaya devam edecektir." dedi.
04 Kasım 2025 Salı - 10:52
Menemen FK, Play-off potasını takip ediyor
Menemen FK, Fethiyespor karşısında aldığı galibiyetle 4 maçlık galibiyet hasretine son verdi. Bu sonuçla puanını 19’a çıkaran sarı-lacivertliler, ligde 7. sıraya kadar yükselerek Play-Off iddiasını sürdürdü. TFF 2. Lig Beyaz Grup ekiplerinden Menemen FK, sezona etkili bir başlangıç yapsa da son haftalarda yaşadığı düşüşle dikkat çekti. İlk 6 haftada 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet alan sarı-lacivertliler, ardından çıktığı 4 maçta galibiyet yüzü göremedi. Bu süreçte puan cetvelinde orta sıralara gerileyen İzmir temsilcisi, hafta sonu Fethiyespor karşısında aldığı kritik galibiyetle hem 4 maçlık kazanamama serisine son verdi hem de önemli bir 3 puan elde ederek ligde 7. sıraya yükseldi. Bilal Kısa ve öğrencileri, bu çıkışı sürdürüp ilerleyen haftalarda ilk 5 içerisinde yer alarak Play-Off hattında kalmayı hedefliyor. İç saha performansı göz dolduruyor Bu sezon taraftarı önünde etkileyici bir performans sergileyen Menemen FK, evinde oynadığı 6 karşılaşmada sadece 1 kez mağlup olurken, 3 galibiyet ve 2 beraberlik elde etti. Sezonun ilk iç saha maçında Arnavutköy Belediyespor’a yenilen sarı-lacivertliler, o karşılaşmanın ardından evinde yenilgi yüzü görmedi ve son 5 maçta başarılı bir performansa imza attı. Bilal Kısa ve öğrencileri, aynı başarıyı son 3 maçta galibiyet alamayan ve 2 beraberlik, 1 mağlubiyet aldığı dış maçlarında da sergilemeyi hedefliyor. İzmir ekibi, gelecek hafta sonu Mardin 1969’a konuk olacak.
04 Kasım 2025 Salı - 10:52
Karşıyaka, 5 maçlık İzmir serüveninde kaybetmedi
Karşıyaka, TFF 3. Lig 4. Grup’ta oynadığı 5 maçlık İzmir serüveninde 3 galibiyet ve 2 beraberlik elde etti. TFF 3. Lig 4. Grup ekiplerinden Karşıyaka, üst üste İzmir’de oynadığı 5 maçlık süreci başarılı bir şekilde tamamladı. Bu karşılaşmalarda yenilgi yüzü görmeyen yeşil-kırmızılılar, 3 galibiyet ve 2 beraberlik alarak önemli bir performans ortaya koydu. İzmir serüvenine 5. haftada oynanan Anadolu Üniversitesi maçıyla başlayan Karşıyaka, bu mücadelede rakibiyle golsüz berabere kaldı. Ardından bir diğer İzmir temsilcisi Çoruhlu FK’ya konuk olan Burhanettin Basatemür ve öğrencileri, rakibini 4-0 gibi net bir skorla mağlup etti. 7. hafta mücadelesinde Nazillispor’u ağırlayan Karşıyaka, sahadan 1-0 galip ayrılarak hanesine 3 puan daha yazdırdı. En kritik sınavlarından birini 8. haftada İzmir derbisinde Altay karşısında veren yeşil-kırmızılı ekip, zorlu mücadeleden 1-1’lik beraberlikle ayrılarak yenilmezlik serisini sürdürdü. Son olarak hafta sonunda şampiyonluk adaylarından Uşakspor’u konuk eden Karşıyaka, rakibini 1-0 mağlup ederek serisini taçlandırdı. Böylece İzmir temsilcisi, arka arkaya kendi şehrinde oynadığı 5 maçta mağlubiyet yaşamadan 3 galibiyet ve 2 beraberlik elde ederek önemli bir çıkış yakaladı.
04 Kasım 2025 Salı - 10:45
EÜ FAYDA Topluluğu ve LÖSEV farkındalık için buluştu
Ege Üniversitesi (EÜ) İletişim Fakültesi ev sahipliğinde, Lösemili Çocuklar Haftası dolayasıyla, LÖSEV Ege Bölgesi Halkla İlişkiler Ekibi ve FAYDA Topluluğu iş birliğinde anlamlı bir farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlik; İnci Projesi kapsamında Bornova Anadolu Lisesi öğrenci ve öğretmenleri, LÖSEV İzmir gönüllü üst komitesi ve gönüllü müzisyenlerin katkılarıyla gerçekleştirildi. "Gençlerin enerjisi ve umuduyla" sloganıyla hayata geçirilen etkinlikte, lösemili çocuklara destek olmak ve toplumsal farkındalık oluşturmak hedeflendi. Etkinlik ile ilgili bilgi veren LÖSEV İzmir Halkla İlişkiler Koordinatörü Gamze Berçin Edirne, "Amacımız; lösemiyle mücadele eden çocukların yalnız olmadığını göstermek ve toplumsal duyarlılığı artırmak. Turuncu balonlar, müzik, coşku ve ‘Umut varsa iyileşme de vardır!’ mesajımızla; löseminin tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu, moral ve dayanışmanın tedavi sürecindeki önemini ve her yaştan bireyin fark yaratabileceğini vurguladık. Bu etkinlik, küçük bir müzik dinletisiyle birlikte, Ege Üniversitesi LÖSEV gönüllüsü öğrencilerinin bir araya geldiğinde büyük bir umut dalgası yaratabileceğini göstermesi açısından çok kıymetliydi" diye konuştu. "Umut varsa iyileşme de vardır!" Gençlere ve üniversite öğrencilerine yönelik mesaj veren Koordinatör Gamze Berçin Edirne, "Bu tür çalışmalar, gençler için yalnızca bir sosyal sorumluluk deneyimi değil; aynı zamanda aidiyet, empati ve toplumsal duyarlılık gelişim alanı sunuyor. Gençler toplumsal sorunlara çözüm üretmeyi, organizasyon ve iletişim becerilerini geliştirmeyi, ekip ruhunu ve gönüllülüğün değerini deneyimliyor. ‘Benim de katkım var’ duygusunu yaşayabilmek, gençler için en büyük motivasyon. Bu bilinçle yetişen her genç, geleceğe umut oluyor. Her bir gencimize şunu söylemek istiyoruz. Umut olun, gücünüzün farkında olun. Bir gülümseme, bazen bir şarkı ya da bir balon bile bir çocuğa umut olabilir. Toplumsal fayda üretme motivasyonunuz; sadece bugünü değil, ülkemizin geleceğini de iyileştiriyor. Kapımız tüm gençlere sonuna kadar açık; LÖSEV’de herkesin yeri hazır. Gelin, birlikte daha fazla çocuğun yüzünde gülümseme olalım. Çünkü ‘Umut varsa iyileşme de vardır!’" dedi. Organizasyon süreci, LÖSEV İzmir Halkla İlişkiler ekibi ile FAYDA Topluluğu gönüllülerinin koordinasyonunda, tamamen gönüllülük esasına dayanarak planlandı. Hazırlık, iletişim, düzen ve performans aşamalarında öğrenciler aktif rol alarak sürecin her adımında sorumluluk üstlendi.
04 Kasım 2025 Salı - 10:10
Dolandırıcı sanıp reddetti, doktoru görüntülü arayınca böbrek nakline ikna oldu
Yüksek tansiyona bağlı gelişen böbrek yetmezliği nedeniyle 8 yıl boyunca diyalize giren 62 yaşındaki Hataylı Nursel Demirel, hastaneden gelen telefonda ’bağış böbrek çıktı’ haberini veren görevliyi dolandırıcı sanarak reddetti. Görevli ısrarla arayınca polise gitmeye karar veren Demirel, doktorunun kendisini görüntülü aramasıyla gerçeği anlayıp nakil için hastaneye gitti. Ankara’dan gönderilen yüzde yüz uyumlu böbrek, İzmir’deki Acıbadem Kent Hastanesi’nde başarıyla nakledildi. Depremzede olan ve uzun yıllardır böbrek nakli bekleyen Nursel Demirel, Hatay’ın Defne ilçesinde ayakkabı mağazası işletirken Covid-19 salgını döneminde İzmir’e yerleşti. İki çocuk, dört torun sahibi Demirel, salgın sonrası tekrar memleketine gidip gelmeye başladı. Ancak 6 Şubat depremi öncesinde İzmir’e dönmesi onu felaketten korusa da, ailesinden ve dostlarından çok sayıda kayıp verdi. Evi ve dükkanı da yıkılan Demirel, diyaliz tedavisini sürdürürken 3 yıl önce Acıbadem Kent Hastanesi’ne başvurarak kadavra listesine adını yazdırdı. Dolandırılma korkusuyla nakil şansını reddetti Telefonla bağış böbrek bulunduğu haberi verilince Demirel, bunu dolandırıcıların yeni bir tuzağı sandı. Daha önce yakın bir arkadaşının yönlendirmesiyle dolandırılan Demirel, o anı şöyle anlattı: "Hatay depreminde kuzenimi, eşini, çocuklarını, çok sayıda dostumu arkadaşımı kaybetmiştim. Üstüne üstlük evim ve dükkanım da yıkılmıştı. Yaşanan bu felekatte herkes yardım için seferber olmuştu. Çok yakın bir arkadaşım bana mesaj atıp yardım yapılacağını söyleyip bilgilerimi istedi. Hiç şüphelenmeden verdim. Bana para gönderileceği söylenirken, mobil bankacılıktan hesabıma girdiğimde gelen değil giden para olduğunu gördüm. Hemen banka şubesine gidip bu işlemleri durdurdum. Hastaneden arandığımda da dolandırıcılar arıyor sandım. Onlar ısrarla ‘bağış böbrek çıktı’ derken, ben inanmadım. Israrlı telefonlar karşısında oğlumla polise gitmeye karar verdik, bunu da arayanlara söyledik. Bunun üzerine doktorumuz telefonla görüntülü aradı. Karşımızda doktorumuzu görünce inandık, ikna olduk. Onlar neden tepki gösterdiğimizi anlamadılar doğal olarak. Dolandırıcı kurbanı olmayalım derken az daha nakil şansımı kaybedecektim. İyi ki doktorlarımız ısrarcı olup beni ikna ettiler. İyi ki de ikna etmişler, az daha büyük bir şansı kaybedecektim. Tüm ekibe çok teşekkür ediyorum." "Böbrek büyük ikramiye gibiydi" Arayanın doktorları olduğuna ikna olunca hastaneye gelen Nursel Demirel’e, Ankara’dan gönderilen yüzde yüz uyumlu böbrek geçen yıl, Acıbadem Kent Hastanesi Böbrek Nakli Ekibi tarafından başarıyla nakledildi. Operasyon, Uzm. Dr. Işık Özgü başkanlığında; Uzm. Dr. Uğur Saraçoğlu, Prof. Dr. Hüseyin Töz, Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok, Uzm. Dr. Gökhan Ekin ve Doç. Dr. Mert Akan’dan oluşan ekip tarafından gerçekleştirildi. Rutin kontrol için gelen Demirel, doktorlarına tekrar dolandırılma hikayesini anlatıp o günü anarken, hastayı zorla ikna ettiklerini hatırlatan Uzm. Dr. Özgü, şunları söyledi: "Hastamızı defalarca arayıp ikna edemedik. En sonunda Dr. Gökhan Bey görüntülü aradı ve ancak o zaman inanabildi. Oysa böbrek, bizim tabirimizle büyük ikramiyeydi. Yüzde yüz uyumluydu, bu çok nadir rastlanan bir durum. Hastamıza uygun olan bağış Ankara’dan yapılmıştı, biz de hastayı hemen nakle aldık. Şimdi sağlığı gayet iyi, rutin kontrollere geliyor. Her bağış gibi bu da çok değerli bir bağıştı. İçinde bulunduğumuz Organ Bağış Haftasında bir kez daha kadavradan bağışların artması için çağrı yapıyoruz. Organ bağışının hayat kurtardığını anlatıyoruz."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder