Yerel Haberler
İzmir
01 Mart 2026 Pazar - 15:34 "İftira" demişti, görüntüler ortaya çıktı: Eski eşini ve oğlunu böyle ezdi İzmir’in Menemen ilçesinde bir kişinin, şiddet nedeniyle kendisinden boşanan eski karısını ve 9 yaşındaki oğlunu otomobille ezdiği anlara ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Hazırlanan iddianamede, sanığın ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 42 yıla kadar hapsi istendi. Olay, geçtiğimiz yıl Kasım ayında İzmir’in Menemen ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, şiddet gerekçesiyle kendisinden boşanan Hatice Ekiz ve oğlu K.Y.’nin yürüdüğü sırada Hamit Göksel Y. yönetimindeki araç kendilerine çarptı. Olayın ardından başlatılan soruşturma çerçevesinde hazırlanan iddianamede, Hamit Göksel Y. hakkında ‘Çocuğa ve eski eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan ayrı ayrı 21’er yıla kadar hapis cezası istendi. Aracın öldürmeye elverişli olduğu vurgulandı İddianamede, Hatice Ekiz’in vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkilediği ve yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilemez boyutta olduğu belirtildi. 9 yaşındaki K.Y. hakkında hazırlanan kati hekim raporunda ise olay sonrası ’akut stres bozukluğu’ tespit edildiği, ruhsal etkilenim süresi ve klinik durumu göz önünde bulundurulduğunda yaralanmanın basit tıbbi müdahale sınırlarını aştığı ifade edildi. Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan iddianamede, olayda kullanılan aracın ’öldürmeye elverişli bir araç’ olduğuna dikkat çekilerek, eylemin ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu oluşturduğu vurgulandı. Mağdur K.Y. ifadesinde, babasının annesine çarptıktan sonra araçtan inmeden "Git kime söylüyorsan söyle" diye bağırdığını dile getirdi. K.Y., babasının ceza almasını istemediği için şikayetçi olmadığını belirtti. Sanık: "İftira atiyor" Sanık Hamit Göksel Y. ise savunmasında suçlamaları reddederek, "Oğlum para isteyince eski eşimin çalıştığı kuaföre doğru yola çıktım. Onları yolda görünce ters şeritten yanlarına yanaşmak istedim. Hatice küfrederek aracımın önüne atladı. Ne oğluma ne de Hatice’ye çarpmadım. İftira atıyor" dedi. Şikayetçi Hatice Ekiz ise evlilikleri boyunca şiddet gördüğünü belirterek sanığın en ağır cezayı almasını talep etti. Olay anı kamerada Dava süreci devam ederken ortaya çıkan kamera görüntülerinde, sanık Hamit Göksel Y.’nin aracıyla bir süre çevrede beklediği, ardından oğluyla yürüyen eski eşini fark edince karşı şeride geçerek otomobili üzerlerine sürdüğü ve çarpmanın ardından olay yerinden uzaklaştığı anlar kaydedildi.
01 Mart 2026 Pazar - 10:33 İzmir’de amatör spora 25 milyon TL’lik can suyu İzmir Büyükşehir Belediyesi, amatör spor kulüplerine malzeme desteği sağlıyor. Kentte faaliyet gösteren 282 amatör kulüp için toplam 5 milyon TL’lik kaynak ayrıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın İzmir’i sporun başkenti yapma vizyonu doğrultusunda amatör spor kulüplerine yönelik malzeme desteği sürüyor. Kulüp yöneticileri ve antrenörler, Bornova Aşık Veysel Konferans Alanı’na gelerek İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı yetkililerinden malzemelerini teslim alıyor. Kentte amatör olarak faaliyet gösteren 282 kulüp için toplam 5 milyon TL kaynak ayrıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde Spor Çalışmaları Şube Müdürü olarak görev yapan Gürcan Temizel, "Amatör kulüplerimize ve okullarımıza spor malzemesi desteği sağlıyoruz. Bu desteği ayni ve nakdi olmak üzere iki aşamada gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz eylül-ekim aylarında 20 milyon TL’lik nakdi yardım yaptık. Şimdi ise yaklaşık 280 kulübü kapsayan spor malzemesi desteğini hayata geçiriyoruz. Bu malzemelerin maliyeti yaklaşık 5 milyon TL. Kulüplerimizde spor yapanların tamamı bizim çocuklarımız, gençlerimiz. Onların her şeyin en iyisini hak ettiğine inanıyoruz" dedi. "Çok iyi bir destek" Kulübü adına malzemeleri teslim alan Urla Bademler Spor Kulübü Futbol Şubesi Sorumlusu Erkin Şen, "Bizim için çok önemli bir destek. Köy takımı olarak gençlerle yolumuza devam ediyoruz. Bu nedenle her türlü desteğe ihtiyacımız var. Yapılan yardımlar bizi olumlu etkiliyor. Her yıl bu desteklerden faydalanıyoruz, teşekkür ediyoruz" diye konuştu. "Bizi büyük bir yükten kurtarıyor" Malzeme desteğini çok iyi bir hizmet olarak gördüğünü aktaran Torbalıgücü Spor Kulübü Başkanı Uzay Akgül, "Çoğu kulübümüz bu destekler sayesinde ayakta duruyor. Çocuklarımıza malzeme yardımı için teşekkür ediyoruz. Ürünler kalite olarak gerçekten iyi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay’a teşekkür ediyoruz. Bizi büyük bir yükten kurtarmış oluyor. Yapılan yardımlar, maddi manevi destekler için teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bize can suyu, minnettarız" Buca Gençlerbirliği Spor Kulübü Başkanı Bedrettin Karadağ ise, "Cemil Başkanımıza göreve geldiği günden bu yana amatör spora verdiği destekler için teşekkür ediyoruz. Hem nakdi hem de malzeme yardımları kulüpler için adeta can suyu oldu. Bu konuda kendisine minnettarız. Yetiştirici bir kulübüz. Kuruçeşme sahasının yapımında da bize katkı sağladı. Büyükşehir’in amatör kulüplere verdiği destek gerçekten çok kıymetli" dedi.
Ev yapımı konservede ‘ölümcül’ tehlike
14 Kasım 2025 Cuma - 09:58 Ev yapımı konservede ‘ölümcül’ tehlike İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazan Turhan, sonbaharda yapılan ev tipi konserveler konusunda tüketicilere hayati uyarılarda bulundu. Özellikle domates, biber, patlıcan ve turşu gibi ürünlerde yeterli sıcaklık ve sterilizasyon sağlanmadığında ‘clostridium botulinum’ bakterisinin üreyebileceğini belirten Prof. Dr. Turhan, "Bu bakterinin ürettiği botulinum toksini, çok ciddi bir zehirlenme türü olan botulizme neden oluyor. Sinir sistemini etkileyen bu zehir, kasları felç edebiliyor ve tedavi edilmezse ölümcül sonuçlar doğurabiliyor" diye konuştu. Havaların serinlemesiyle birlikte mutfaklardaki kış hazırlıkları da hızlandı. Ev yapımı konserveler mutfak raflarındaki yerini almaya başlarken, İEÜ Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazan Turhan ise konserve yapımı sırasında oluşabilecek risklere karşı uyarılarda bulundu. "Havayla teması önleyin" Kasım ayında evde konserve yapımının yoğun olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Turhan, dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: "Turşusu yapılacak sebzelerin mutlaka taze olması gerekir. Sebzeler topraktan tamamen arındırılmalı; kasenin içinde değil, musluk altında iyice yıkanmalı. En sağlıklı ambalaj cam kavanozlardır. Kullanılacak kavanoz, kapak ve mutfak gereçleri özenle temizlenmeli, gerekirse kaynar suyla steril edilmeli. Sebzelerin arasında hava kalmamalı, kavanozun içine tabak ya da ağırlık konularak sebzelerin havayla teması önlenmeli. Ayrıca, konservelerde bol miktarda tuz kullanmak da koruyuculuk açısından önemli." "Doğru sıcaklıkta saklayın" Fermentasyonun genellikle 3-5 gün içinde başladığını belirten Prof. Dr. Turhan, bu süreçte konservelerin serin ve karanlık bir ortamda saklanması gerektiğini belirterek, "Konserve kurulduktan sonra ilk 3-5 gün oda sıcaklığında (yaklaşık 20 derece) fermantasyon başlar. Gaz çıkışı ve hafif bulanma görülünce kavanozlar serin, karanlık bir yere (10-15 derece) veya buzdolabına alınmalıdır. Uzun süre sıcak ortamda (25 derece ve üzeri, özellikle 30-37 derece) bırakılan turşularda hem tat bozulur hem de botulizm riski artar" dedi.
İzmir’in 8 bin 500 yıllık kalbinde yeni keşifler
14 Kasım 2025 Cuma - 09:54 İzmir’in 8 bin 500 yıllık kalbinde yeni keşifler Yeşilova ve Yassıtepe Höyükleri’nde sürdürülen kazılarda, İzmir’in 8 bin 500 yıllık geçmişine ışık tutan yeni bulgulara ulaşıldı. Bu yıl özellikle Yassıtepe’de yapılan çalışmalarda, üzerinde gerdanlık kabartmaları bulunan 5 bin yıllık özel kaplar ortaya çıkarıldı. Kazı Başkanı Doç. Dr. Zafer Derin, bu buluntuların dönemin toplumsal yaşamında kadının önemini ve İzmir’de kentleşmenin başlangıcını gösterdiğini vurguladı. Çıkarılan eserler Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nde Bornova Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Geleneksel Kazı Sezonu Kapanış Kahvaltı’nda tanıtıldı. İzmir’in bilinen tarihini 8 bin 500 yıl öncesine taşıyan Yeşilova ve Yassıtepe Höyükleri’nde bu yılki kazı sezonu tamamlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bornova Belediyesi ve Ege Üniversitesinin destekleriyle yürütülen çalışmalarda, üzerinde gerdanlık kabartmaları bulunan 5 bin yıllık özel kaplar bulundu. Arkeologlar, bu eserlerin kadın figürleri ve ritüelleriyle ilişkili olduğunu belirledi. "Kadın, Yassıtepe’de çok önemli" Kazı Başkanı Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zafer Derin, Yeşilova Höyüğü Ziyaret Merkezi’nde düzenlenen Kazı Kapanış Kahvaltısında 2025 sezonunun dikkat çeken buluntularını tanıttı. Derin, "Bu aslında 2025 yılı için bir ayrılış ama 2026 için de yeni başlangıçları oluşturacak bir kapanış. Hedefimiz, kente turizm ve bilim açısından yeni bilgiler kazandırmak. İzmir’in hem ilk köy yerleşimini hem de ilk kent yerleşimini kazıyoruz" dedi. Bu yılki kazılarda özellikle Geleceğe Miras Projesi kapsamında Yassıtepe’de yürütülen çalışmalara odaklandıklarını belirten Derin, "Milattan Önce 2800 yıllarında depremle yıkıldığı düşünülen Erken Tunç Çağı yerleşiminde, yüzlerce çanak çömlek bulduk. Bunların büyük kısmı kadınlara adanmış özel kaplardan oluşuyor. Kadını anımsatan gerdanlık kabartmalı kaplar, dönemin inanç ve toplumsal yapısına ışık tutuyor." diye konuştu. İzmir’in ilk kent yaşamı Yassıtepe’de başladı Yassıtepe’de ortaya çıkarılan buluntuların, İzmir’in kentleşme sürecinin 5 bin yıl öncesine dayandığını kanıtladığını vurgulayan Derin, "Bu kaplar, kentin ticari ve kültürel yaşamının başladığı dönemi temsil ediyor. Bazı eserler tamamen sağlam, bazıları ise özenle restore edildi. Çoğu sıvı madde koymak amacıyla yapılmış. Bu, o dönemdeki yaşam tarzı hakkında önemli ipuçları veriyor." ifadelerini kullandı. Derin, Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nin yıl içinde 20 binden fazla ziyaretçiyi ağırladığını belirterek, "Türkiye’de ziyaretçiyi birebir arkeologlar eşliğinde karşılayan ve anlatım yapan tek merkez burası. Zor ama örnek bir model" dedi. "Yerel yönetimlerin kültürel sorumluluğu çok büyük" Bornova Belediye Başkan Yardımcısı Duygu Bölük, Bornova Belediyesi’nin kazılara verdiği desteğin önemine dikkat çekerek,"Ülkemizde tarihi mirasa sahip çıkmak konusunda kimi zaman eksikler yaşanabiliyor. Ancak Bornova Belediyesi olarak bu değerin farkında olmak ve koruma bilincini sürdürmek bizim için çok kıymetli" ifadelerini kullandı. KAYED Başkanı Halil İbrahim Aktaş ise, "Bu höyükler, burnumuzun dibindeki büyük bir hazine. Bugün gelinen noktada Bornova, Homeros gibi bir değeriyle birlikte, Ege’nin değil dünyanın incisi olma yolunda ilerliyor" dedi. Geçmişin izinde, geleceğe ışık tutan höyükler Konuşmaların ardından katılımcılar, yeni keşfedilen eserlerin sergilendiği alanı gezdi. Ziyaretçiler, pişmiş topraktan yapılmış, libasyon (adak) kapları ve gerdanlık motifli çanaklarla binlerce yıl öncesinin İzmir’ine tanıklık etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bornova Belediyesi, Ege Üniversitesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle yürütülen kazılar, 2026 yılında da devam edecek.
Endoüroloji, hızlı bir dönüşüm yaşıyor
14 Kasım 2025 Cuma - 09:41 Endoüroloji, hızlı bir dönüşüm yaşıyor Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna, Endoürolojinin (endoskopik ürolojik ameliyatları ile ilişkili uzmanlık alanı) özellikle son yıllarda teknolojik gelişmelerle birlikte çok hızlı bir dönüşüm yaşandığını söyledi. Prof. Dr. Turna, "Bu dönüşüm hem hasta konforunu hem cerrahi güvenliği hem de tedavi etkinliğini büyük ölçüde artırdı." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Robotik Cerrahi Direktörü Prof. Dr. Burak Turna ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Endoüroloji Direktörü Doç. Dr. M. Can Kiremit tarafından Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen "Endoürolojiden Medikal Tedaviye: Taş Hastalığında Yenilikçi Yaklaşımlar" başlıklı sempozyum ürologları bir araya getirdi. Prof. Dr. Turna, Acıbadem Kent Hastanesi ev sahipliğinde gerçekleşen toplantının açılışında endoürolojideki gelişmelere dikkat çekti. Turna, toplantının böbrek ve üreter taşı güncel sorunlarına çözüm üretmek, yenilikçi ve güncel yaklaşımları yakından takip etmek ve klinik pratikte karşılaşılan güçlükleri bilimsel bir zeminde tartışmak amacıyla düzenlendiğini söyledi. Lazer teknolojileri ve robotik sistemler ön planda Prof. Dr. Turna açılış konuşmasında endoürolojideki yenilikler arasında lazer teknolojilerindeki ilerlemelerin önemli bir yer tuttuğunu kaydetti. Prof. Dr. Turna, şunları söyledi: "Yeni nesil lazer sistemleriyle daha hızlı, etkin ve güvenli taş kırma ve daha kontrollü enerji aktarımı mümkün hale geldi. Bu gelişmeler operasyon süresini kısaltırken komplikasyon oranlarını da azaltıyor. Yeni nesil aspiratörlü üreterorenoskopi sistemlerinin kullanımı da önemli kazanımlar getiriyor. Bu sistemler taş fragmanlarının daha etkin temizlenmesini sağlıyor ve böbrek içi basıncı kontrol ederek enfeksiyon riskini azaltıyor. Ayrıca aspiratörlü ulaşım kılıfları da cerrahi başarıyı artırıyor. Bu aksesuarlar sayesinde cerrahi saha daha temiz kalıyor, taşsızlık oranı artıyor ve operasyon güvenliği yükseliyor." Robotik sistemler daha fazla yer bulacak Prof. Dr. Turna konuşmasında endoürolojinin geleceğinde robotik sistemlerin daha fazla yer bulacağına da dikkat çekti. Prof. Dr.Turna, "Robotik üreterorenoskopi henüz gelişme aşamasında olsa da yakın gelecekte ergonomi, hassasiyet ve kontrol açısından cerrahlara önemli avantajlar sunacak." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Çağrı Büke’nin hastanenin ameliyathane ve teknolojik alt yapısıyla ilgili bilgi verdiği sempozyumda alanında uzman 9 konuşmacı bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Öğleden sonraki oturumda ise 3 ameliyathaneden canlı cerrahi uygulamalarının görüntüleri eş zamanlı olarak salona aktarıldı ve vakalar tartışıldı.
Başkan Özkan: "Kabinli, güvenli taksi için TOGG bir fırsat"
14 Kasım 2025 Cuma - 09:33 Başkan Özkan: "Kabinli, güvenli taksi için TOGG bir fırsat" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, taksici esnafının yıllardır dile getirdiği talep ve önerilerin artık Ankara’da daha güçlü şekilde karşılık bulduğunu belirterek, "2004 yılında yasalaşmasına rağmen uygun araç yapısı olmadığı için hayata geçmeyen kabinli güvenlik sisteminin, TOGG tarafından yerli ve modern bir modelle yeniden geliştirilmesi Türkiye için büyük bir fırsattır" dedi. TOGG ile ilgili önerilerini Haziran ayında paylaşan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "Milli gururumuz TOGG’un taksilere özel modeller üretmesi, bu araçların ÖTV ve KDV’den muaf tutulması ve taksi duraklarına şarj istasyonları kurulması halinde Türkiye genelindeki 150 bini aşkın taksinin hem ekonomiye hem çevreye ciddi katkı sağlayacağını aylar önce ifade etmiştik. Bu önerilerin DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan tarafından da gündeme alınmasının sektörümüz için kıymetli. Sayın Babacan’ın bu vizyonu, yerli üretime ve taksici esnafına verilen değer açısından önemlidir. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz." dedi. "Yerli milli TOGG taksiler ülkeye büyük kazanç getirir" Başkan Özkan, 2004 yılında yasalaşmasına rağmen uygun araç yapısı olmadığı için kabinli güvenlik sistemi olan taksi uygulamasına geçilemediğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Sürücü ve yolcu güvenliğini artıracak, kabinli ticari taksinin TOGG tarafından yeniden geliştirilmesi Türkiye için büyük bir fırsattır. 150 bin taksinin yalnızca yarısı bile kabinli yerli TOGG modellerine geçse, hem güvenlik hem de ekonomik kazanım açısından ülkemize büyük katkı sağlar." DEVA Partisi heyetinden İzmir Şoförler Odasına ziyaret DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur ve il yönetimi, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasını ziyaret ederek sektörün sorunlarını, yapılması gereken düzenlemeleri ve elektrikli araç geçiş sürecini görüştü. Ziyaretin detaylarını paylaşan Başkan Erkan Özkan: "Elektrikli taksilerden şarj istasyonlarına, TOGG’un taksi modellerinden altyapı ihtiyaçlarına kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yaptık. İl başkanımız Aybar Uygur’a ve yönetimine nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum" dedi. "İzmir’e turkuaz-sarı, Ankara’ya kırmızı-sarı TOGG taksiler" Başkan Erkan Özkan, TOGG’un illere özel renklerde taksi üretmesi önerisinin Ankara’da takip edildiğini açıklayarak: "İzmir için turkuaz-sarı, Ankara için kırmızı-sarı gibi şehir kimliğini yansıtan özel renk önerilerimizin yakından takip edildiğini öğrendik. Bu yaklaşım şehir estetiği ve marka kimliği açısından oldukça değerlidir" ifadelerini kullandı. Başkan Erkan Özkan, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: "Bugün geldiğimiz noktada, yıllardır emek verdiğimiz çalışmaların karşılık bulduğunu görmek bizi umutlandırıyor. Sesimizi Ankara’da duyan, bu süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Taksici esnafının geleceği için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir."
Medical Point, sağlıkta kalite anlayışını her adımda yaşatıyor
13 Kasım 2025 Perşembe - 12:50 Medical Point, sağlıkta kalite anlayışını her adımda yaşatıyor Medical Point İzmir Hastanesi, kaliteyi yönetim anlayışının merkezine yerleştirerek hasta güvenliği, çalışan memnuniyeti ve sürdürülebilir mükemmellik hedefleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. "Yaşayan ve yaşatan kalite" anlayışıyla hareket eden Medical Point İzmir Hastanesi, tüm süreçlerinde ulusal ve uluslararası standartları esas alırken, hasta ve çalışan güvenliği, sürekli iyileştirme ve mükemmeliyet kültürünü her gün yeniden yaşatıyor. Medical Point, bu yaklaşımla yalnızca bugünün değil, sağlığın geleceğinin de temellerini inşa ediyor. Medical Point İzmir Hastanesinden yapılan bilgilendirmede, "Sağlık hizmetlerinde kalite, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından etik değerlere, insan odaklı yaklaşıma, şeffaflığa ve bilimsel temellere dayanan bütüncül bir sistem olarak tanımlanmaktadır. TÜSKA’nın ’Sağlıkta kalite bir gün değil, sürekli bir sorumluluktur’ ilkesi, Medical Point’in hizmet anlayışıyla tam bir uyum içerisindedir. The International Society for Quality in Health Care External Evaluation Association (ISQua EEA) tarafından akredite edilen TÜSKA, sağlıkta güvenilirliği, ölçülebilir iyileştirmeyi ve sürekli gelişimi destekleyen yapısıyla, ulusal kalite yönetimi sistemlerinin güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Medical Point İzmir Hastanesi, ulusal ve uluslararası akreditasyon belgeleriyle kanıtlanmış kalite anlayışıyla, sağlıkta mükemmelliği kurum kültürünün bir parçası haline getirmiştir. Kaliteyi; hastaların güveninde, çalışanların emeğinde ve topluma sunulan her hizmette yaşatan bir kurum olma vizyonuyla yoluna devam etmektedir. " denildi.
İZVAK’ta İzmir kulüplerinin kent ekonomisine katkısı konuşuldu
13 Kasım 2025 Perşembe - 12:09 İZVAK’ta İzmir kulüplerinin kent ekonomisine katkısı konuşuldu İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı’nın (İZVAK) Danışma Kurulu 2025 Yılı Toplantısı, bu yıl önemli bir gündemle gerçekleştirilerek, "İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etkisi" konulu araştırmanın sonuçları paylaşıldı. İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı’nın (İZVAK) Danışma Kurulu 2025 Yılı Toplantısı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanı Ender Yorgancılar’ın başkanlığında ve İzmir Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde yapıldı. İZVAK ve İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliği ile hayata geçirilen ve 8 ayda tamamlanan "İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etkisi" konulu araştırmanın sonuçları paylaşıldı. Toplantıya; kulüp başkanları, İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyeleri, İZVAK Danışma Kurulu ve Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerinin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Berkhan Alptekin, TÜRFAD - Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmir Şube Başkanı Bahri Vreskala, TSYD - Türkiye Spor Yazarları Derneği İzmir Şube Başkanı Ergin Karataş katıldı. Yorgancılar: "Kentler sporla da büyüyor ve güçleniyor" Toplantı başkanlığını yürüten Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanı Ender Yorgancılar yaptığı açılış konuşmasında: "Kentler yalnızca sanayi, ticaret ve turizmle değil; sporla da büyüyor ve güçleniyor. Barcelona denilince FC Barcelona gelir. Liverpool’un adı, kulübüyle özdeşleşmiştir. Spor kulüpleri artık birer takımın ötesinde, şehrin kimliğini, ekonomisini ve sosyal dokusunu şekillendiren önemli aktörler. Maç günlerinin oluşturduğu ekonomik hareketlilikten gençlere kazandırdığı disipline kadar spor; hem ekonomik bir güç hem de insan sermayesi yatırımı. Şehirlerin marka değerini yükselten en güçlü unsurlardan biri de yine spor kulüpleri. Dolayısıyla spor kulüplerine yapılacak her yatırım, aslında kentin geleceğine, kimliğine ve ekonomisine yapılan bir yatırımdır" dedi. Erten: "Kulüpler kente sadece sportif katkı vermiyor" İzmir’in spor kulüplerinin; kente büyük sosyal ve ekonomik katkı sağladıklarını, kent tanıtımında çok önemli roller üstlendiklerini belirten Erten, "İzmir, köklü spor kültürü ve tarihi kulüpleri ile bu mirası geleceğe taşıyacak bir vizyonu fazlası ile hak ediyor. İZVAK olarak, kulüplerimizin kentsel yaşama katkılarını bilimsel çerçevede görünür kılmak ve daha fazla farkındalık olşuturmak için özel çaba harcıyoruz. İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle yürüttüğümüz ve bugün sizlere sunulacak olan ‘İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etkisi’ araştırması, ‘Futbol ve Futbol Kulüpleri Odaklı Bir Ekonomik Etki Araştırması’ niteliğindedir. Araştırma, kentimizdeki futbol kulüplerinin sadece sportif değil; ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan da ne kadar hayati bir rol üstlendiğini bilimsel verilerle ortaya koymaktadır" diye konuştu. Doğu: "Şehir için 280 -300 milyon Euro boyutunda ekonomik etki" Çalışmanın sunumunu yapan İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burak Doğu, "İzmir kulüpleri, Süper Lig seviyesine ulaştıklarında, şehir için yılda yaklaşık 280 -300 milyon Euro boyutunda ekonomik etki oluşturma potansiyeline sahip olduklarını ölçümledik. Bunun 100 milyon Euro kısmını, şehrin Süper Lig temsilcisi Göztepe Kulübü günümüzde sağlamaktadır. Bu, kulüplerin kent ekonomisine ciddi düzeyde katkı sunma potansiyeline sahip olduklarını gösteriyor" dedi. Sepil: "Çok değerli bir çalışma" Toplantıya katılan Göztepe Kulübü Onursal Başkanı Mehmet Sepil: "Bu tür çalışmaların ne denli zor ve karmaşık olduğunu çok iyi biliyorum. Verdikleri emek için İZVAK Yönetimine ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne teşekkür ederim. Çok değerli bir çalışma olmuş. Stadların artık şehrin en merkezi yerlerinde inşa edilmesi bütün dünyada destekleniyor. Bu çalışma ile bunun doğruluğunu bir kez daha teyid edilmiş oldu. Bu çalışmanın örnek olmasını ve daha da geliştirilmesini diliyorum. Göztepe kulübü, Avrupa’ya gönderdiğimiz sporcularımızdan dolayı artık hizmet ihracatçısı kapsamında değerlendiriliyor. Planladığımız yatırımları yaptığımızda bu kapasitemiz çok daha artacak. Sadece kentimize değil, ülkemize de ekonomik katkı ve tanıtım katkısı sağlıyoruz" ifadelerine yer verdi.
EÜ’de "Türk Dünyası ile İlişkiler ve Orhun Koordinatörlüğü" kuruldu
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:50 EÜ’de "Türk Dünyası ile İlişkiler ve Orhun Koordinatörlüğü" kuruldu Ege Üniversitesi, Türk Dünyası ile olan akademik, kültürel ve bilimsel bağlarını güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda Ege Üniversitesi Türk Dünyası ile İlişkiler ve Orhun Koordinatörlüğü kuruldu. Koordinatörlük; Türk Dünyası ülkeleri ile gerçekleştirilen protokoller, öğrenci ve öğretim üyesi hareketliliği, ortak akademik çalışmalar ve proje iş birliklerinin planlanması gibi konularda faaliyet gösterecek. Koordinatörlüğün kurulması ile Ege Üniversitesinin uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda Türk Dünyası ile ilişkilerin daha etkin, sistemli ve sürdürülebilir bir biçimde geliştirilmesi hedefleniyor. Ege Üniversitesinin Orhun Değişim Programına liderlik ettiğini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Ege Üniversitesi, Orhun sürecinin öncü üniversitesi olarak son 3 yıldır en fazla başvuru alan ve en fazla kabul veren üniversite konumunda bulunuyor. Ege Üniversitesinin akredite, öğrenci odaklı bir araştırma üniversitesi olması, öğrenci ve öğretim üyelerinin akademik çalışma yapmak için üniversitemizi tercih etmelerinde önemli rol oynuyor. Cumhurbaşkanlığı düzeyinde Türk Cumhuriyetleri ile kurulan ilişkilerin en üst düzeyde önemsenmesi, Üniversitemizin bu devletler ile temas kurma isteğini güçlendiriyor. Böylece ilişkilerimiz, akademik ve sosyal anlamda her geçen gün daha da gelişiyor. Türk Dünyasının çeşitli alanlarında faaliyet gösteren üniversitelerle 160 ikili iş birliği protokolüne sahip olan Üniversitemiz, hem Orhun Değişim Programı hem de ikili iş birliği protokolleri kapsamında geçtiğimiz yıl 286 öğrenci hareketliliği ve 306 öğretim üyesi hareketliliği gerçekleştirdi. Ege Üniversitesi olarak bundan sonra da gönül coğrafyamız olan Türk Dünyası ile iş birliğimizi artırmaya devam edeceğiz." dedi. Ege Üniversitesinin Türk Dünyası ile öğrenci ve akademisyen değişimindeki güçlü konumundan bahseden Koordinatör Doç. Dr. Fazıl Özdamar ise "Ege Üniversitesi, 2017 yılında yürürlüğe giren Orhun Değişim Programının ilk günden bu yana doğal üyesidir. 2025-2026 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında Orhun Değişim Programı kapsamında Üniversitemizde 40 öğrenci ve 13 öğretim üyesi bulunuyor. Ayrıca ikili iş birliği protokolü çerçevesinde iki öğrenci Üniversitemizde eğitim alıyor. Diğer yandan kısa dönemli ikili iş birliği protokolü hareketliliği ile 32 öğretim üyesi ve 71 öğrenci, Üniversitemize gelerek akademik çalışmalarda bulunuyor. Üniversitemiz; Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan tarafından kurulan ve Özbekistan’ın asil; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ise gözlemci üye olduğu Türk Keneşi bünyesinde oluşturulan Türk Üniversiteler Birliğine üye üniversiteler ile iş birliği protokollerinin sayısını her geçen artırıyor. Öte yandan bu birliğe üye üniversitelerden gelen talepler doğrultusunda Orhun Değişim Programı ve ikili iş birliği protokolü ile ilgili bilgi ve tecrübelerini bu üniversitelerle paylaşmaya devam ediyor." diye konuştu.
ABD ile LNG anlaşması, jeopolitik sigorta
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:20 ABD ile LNG anlaşması, jeopolitik sigorta Türkiye, enerji arz güvenliğini güçlendirmek amacıyla ABD kaynaklı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedariki için 20 yıllık yeni bir anlaşmaya imza attı. ABD ile 20 yıllık enerji iş birliği, maliyet tartışmalarını ve Türkiye’nin enerji sepetinde önemli bir değişimi beraberinde getiriyor. Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Emin Selahattin Umdu, yeni LNG anlaşmasının arz kesintilerine karşı jeopolitik sigorta işlevi göreceğini söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Umdu, Türkiye’nin bu anlaşma ile müzakere gücünün artacağını belirterek, "Türkiye’nin birçok uzun vadeli boru hattı anlaşması, özellikle Rusya ile yapılanlar 2026 civarında sona erecek. ABD ile yapılan bu LNG anlaşması Türkiye’ye yeni kontratlarda daha güçlü pazarlık imkânı verecek. Ayrıca bu anlaşma, Türkiye’nin uzun süredir hedeflediği "bölgesel doğal gaz ticaret merkezi" olma stratejisini de destekliyor" dedi. Anlaşmanın avantajları ve dezavantajları ile ilgili değerlendirme yapan Dr. Öğretim Üyesi Umdu şunları söyledi: "Türkiye 20 yıl boyunca 70 milyar metreküp ABD kaynaklı Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (LNG) alacak. Yani yılda ortalama 4 milyar metreküp civarında. Yıllık ortalama 55-60 milyar metreküp talep baz alındığında, bu tek anlaşma Türkiye’nin toplam yıllık doğal gaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 6,5 ila yüzde 8’ini karşılayacak. Daha da önemlisi bu çeşitlendirme ve enerji güvenliğinin arttırılmasını sağlayarak başka avantajlarda sunacak. Güvenilir bir kaynaktan yirmi yıl boyunca istikrarlı bir arzı garanti ederek Türkiye’nin uzun vadeli enerji güvenliğini olası jeopolitik aksaklıklara veya arz kesintilerine karşı artırır. Rusya’nın ardından yüzde 20 ile Azerbaycan ve yüzde 15 ile İran geliyor. Olası bir politik krizde gaz aktarımının azalması ülke için kritik kayıplara yol açabilir. Diğer önemli avantaj ise Türkiye’ye sağlayacağı pazarlık gücü. Türkiye’nin uzun vadeli boru hattı sözleşmelerinin birçoğu (Rusya ile yapılan büyük sözleşme gibi) 2026 civarında sona erecek. Bunun gibi büyük, uzun vadeli bir alternatif arzın güvence altına alınması, Türkiye’ye yeni sözleşmelerinde daha uygun fiyatlar ve esnek şartlar müzakere etmek için önemli bir kaldıraç sağlıyor. Bu durumun bir başka yönü de Türkiye’nin bölgesel bir doğal gaz ticaret merkezi olma yönündeki uzun süredir devam eden politikasını desteklemesi. Ancak önemli bir dezavantajı da var. Her zaman daha pahalı olmasa da LNG, boru hattı gazına kıyasla sıvılaştırma (ABD’de) ve yeniden gazlaştırma Türkiye için önemli ek maliyetler içeriyor." Doğalgaz ticaret merkezi Anlaşmanın Türkiye’nin mevcut ve gelecekteki enerji politikası açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Umdu, "Anlaşma özellikle de Rusya’ya aşırı bağımlılığını sona erdirme politikasının şimdiye kadarki en açık sinyalini veriyor. Bu değişim aynı zamanda piyasanın serbestleşmesini de hızlandırarak ülkeyi katı, eyaletler arası boru hattı anlaşmalarından uzaklaştırıp daha esnek, piyasaya dayalı bir tedarik portföyüne doğru hareket ettiriyor. Bu tedarik kaynaklarını birbirine bağlayacak bir altyapıyı gerektiriyor. Karadeniz sahasındaki yerli üretimin artırılmasının desteklenmesi de bunun bir parçası. Ayrıca Türkiye de kapasite altı çalışan biyogaz tesislerinin verimliliğe göre önceliklendirilerek ve gerekli yatırımlar sağlanarak yerli üretime destek sağlaması da mümkün. Bunun yanında Kuzey Avrupa ülkelerinin yapmakta olduğu gibi yenilenebilir elektrik kullanan ve karbon tutan teknolojilerle doğalgaz üretimine yatırım yapılması bize ithalata karşı bir alternatif sunacaktır" dedi. Yerli üretim umut vadediyor Ülkemizin yerli doğalgaz üretiminin umut vaat ettiğini söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Umdu, "Türkiye’nin Karadeniz’de önemli bir yerli doğal gaz sahası Sakarya da bulunmaktadır. 2024 yılının tamamında 2,3 milyar metreküp üretim yapıldı. 2025 ortası itibarıyla günlük üretim 9,5-10 milyon metreküp (m/gün) civarına yükseldiği biliniyor. Uzun vadeli planları düşünülürse 15 milyar metreküp/yıl üretim ile Sakarya sahası Türkiye’nin mevcut yıllık talebinin yaklaşık yüzde 25-30’unu karşılayabilecektir. Bu, Türkiye’yi kendi kendine yeterli hale getirmese de ithalata bağımlılığı önemli ölçüde azaltacaktır" diye konuştu.