EKONOMİ - 19 Ocak 2026 Pazartesi 10:15

Ege Üniversitesi Mezunu Elif Kaymaz’dan önemli başarı

A
A
A
Ege Üniversitesi Mezunu Elif Kaymaz’dan önemli  başarı

Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (GSTMF) Görsel İletişim Tasarımı Bölümü mezunu Elif Kaymaz, geleneksel Türk motiflerini sürdürülebilir moda anlayışıyla birleştirdiği bitirme projesini, bugün dev holdinglerle iş birliği yapmaya hazırlanan ve ihracat odaklı çalışan "Firue" markasına dönüştürdü. Dört yıllık dijital pazarlama ve e-ticaret deneyiminin ardından kurumsal hayatın sınırlarını aşarak kendi yolunu çizen genç girişimci, kültürel mirası modern yaşamın estetik bir parçası haline getirmeyi başardı. Firue markasının temel amacı, çoğunlukla eski halılarda ve geleneksel yüzeylerde karşımıza çıkan özgün Türk motiflerini fular ve mendil gibi çağdaş ürünler aracılığıyla modern yaşamın bir parçası haline getirmek.



"Yaşayan bir Türk kültürü inşa etmeye çalışıyorum"


Firue markasının doğuş sürecini anlatan Elif Kaymaz, "Dijital pazarlama ve e-ticaret alanında edindiğim dört yıllık deneyimin ardından, kurumsal hayata veda ederek üniversite sıralarında filizlenen hayalimin peşinden gitmeye karar verdim. Sürdürülebilirlik ve kültürel miras ekseninde geliştirdiğim markam Firue, bu tutkunun bir ürünü olarak doğdu. Temel amacım; genellikle eski halılarda ve geleneksel yüzeylerde karşımıza çıkan o eşsiz Türk motiflerini, fular ve mendil gibi çağdaş ürünlere taşıyarak modern yaşamın yaşayan bir parçası haline getirmekti. Markamın üretim felsefesinin kalbine çevre duyarlılığını yerleştirdim. Yalnızca estetik değil, aynı zamanda etik bir tasarım anlayışıyla; geri dönüştürülmüş kumaşlar ve doğada atık oluşturmayan viskon kullanarak çevresel etkimizi minimuma indirmeyi hedefliyorum. Bu sayede, tasarım yoluyla kültürel sürekliliği desteklerken ’yaşayan bir Türk kültürü’ inşa etmeye çalışıyorum" dedi.



"Firue, güçlü bir aktör olma yolunda ilerliyor"


Büyük şirketle proje geliştirme aşamasında olmanın gururunu yasadığını söyleyen Kaymaz, "Firue ile sadece bireysel kullanıcılara değil, kurumsal dünyaya da alternatif bir tasarım dili sunuyoruz. Sektörde yaygın olan, kısa ömürlü ve atık yaratan klasik promosyon ürünlerinin yerine; doğa dostu, derin bir hikâyesi olan ve kültürel değer taşıyan tasarımları konumlandırdık. Bu vizyonumuz kısa sürede büyük bir ilgiyle karşılandı; bugün 12’den fazla holding seviyesindeki büyük şirketle proje geliştirme aşamasında olmanın ve kurumsal tasarım alanında güçlü bir aktör haline gelmenin gururunu yaşıyoruz. Bu yolculuğun en anlamlı duraklarından biri de, hikâyenin başladığı yer olan okulumdu. Ege Üniversitesi GSTMF Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa, Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cem Güzeloğlu ve kıymetli hocalarımı ziyaret ederek, bir bitirme projesi olarak başlayan bu serüvenin geldiği noktayı onlarla paylaştım. Yolun en başında projeme inanan ve beni destekleyen hocalarıma minnettarım; onların akademik desteği, elde ettiğimiz bu başarının en önemli temel taşlarından biridir" dedi.


Bir öğrenci projesi olarak başlayan Firue’nin bugün uluslararası pazarda yer bulması, üniversite temelli projelerin doğru vizyon ve sürdürülebilir yaklaşımlarla nasıl güçlü markalara dönüşebileceğinin en canlı örneğini sunuyor.



Ege Üniversitesi Mezunu Elif Kaymaz’dan önemli  başarı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Devlet tüm imkanlarını seferber etti, kayıp adliye çalışanı 20 saattir aranıyor Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde dün akşam saatlerinde "ava gidiyorum" diyerek evden ayrılan 31 yaşındaki Mustafa Uçar’dan 20 saattir haber alınamıyor. Yoğun kar yağışı ve dondurucu soğuğa rağmen AFAD, UMKE, jandarmanın yanı sıra gönüllülerin de bulunduğu 100’den kişi, termal kameralar ve arama köpekleriyle seferber oldu. Alaplı ilçesine bağlı Çengelli köyü Sindelli Mahallesi mevkiinde arasındaki bölgede dün saat 16.00 sıralarında evinden ayrılan ve en son 18.00 sularında görülen Karadeniz Ereğli Adliyesi’nde güvenlik görevlisi Mustafa Uçar için arama çalışmaları ikinci gününde aralıksız sürüyor. Devlet tüm imkanlarıyla sahada Olayın ardından bölgeye gelerek çalışmaları yakından takip eden Alaplı Kaymakamı Selçuk Köksal, AFAD İl Müdürü Ali Kartal ve İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Orhan Kaş olay yerine giderek çalışmaları yakından takip etti. Jandarma, AFAD, UMKE, Alaplı İtfaiyesi ve gönüllü ekiplerden oluşan 100’ü aşkın kişi, yoğun kar yağışı altında 10 kilometrelik bir çapta iz sürüyor. Köksal: "Teknik ve fiziki takibimiz sürüyor" Arama sahasında açıklamalarda bulunan Alaplı Kaymakamı Selçuk Köksal, devletin tüm unsurlarıyla sahada olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Ailemize öncelikle geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Mustafa Uçar kardeşimiz en son 16.00’da ailesinin yanından ayrılmış. 18.00 gibi de bu mevkide görülmüş. İhbar ulaştığı andan itibaren devletimizin tüm unsurlarıyla gönüllü unsurlarla Alaplı İtfaiyesi ekipleriyle sabaha kadar aralıksız çalışmalar devam etti. Bugün de zorlu şartlara rağmen gerek havadan gerek karadan köpeklerle birlikte 10 kilometre çapında arama söz konusu. İnşallah kardeşimize sağ salim ulaşacağımızı değerlendiriyoruz. Görev alan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. İnşallah olumlu olacağını düşünüyoruz. Sahada jandarma, AFAD, UMKE, köylülerimiz 100’den fazla görevli arama faaliyetini sürdürüyor. En son bu mevkide görülmüş. Ondan sona gören olmamış. Telefonu kapalı. Bulunduğumuz mevkiden Alaplı, Ereğli’ye inme durumu var. Sahil yoluna yakın mevkideyiz. İnmiş de olabilir. Telefonu teknik olarak en son dün öğlen saatlerinde sinyal vermiş. Teknik araştırmalarımız da var. Telefonu sinyal de vermiyor. Gerek teknik gerek fiziki takiplerimiz devam ediyor. Hava şartlarımız iyi olsaydı teknolojiyi yaygın kullanarak yapacaktık ama yoğun bir kar yağışı da var. Herkes elinden geleni yapıyor. Devletimiz tüm birimleriyle Valimiz takip ediyor. Dünden beri an be an takip ediyor. Şu an sahada çalışmalarımıza devam ediyoruz" "Geceden beri kar durmadı" Çengelli Köyü Muhtarı Süleyman Özdemir ise ekiplere destek verdiklerini belirterek, "Dün akşam 20.00 sıralarında ihbar geldi. Arkadaşı aramaya geldik. Jandarma ekipleriyle beraber AFAD ve UMKE ile arıyoruz. Gören duyan ulaşsın. Geceden beri kar yağışı aralık vermedi. Yağıyor. Kardeşimize bir şekilde ulaşmamız lazım" dedi. Teknik takibin yanı sıra fiziki taramaların sürdüğü bölgede, kar kalınlığının artması çalışmaları güçleştirse de ekiplerin kritik noktalardaki bekleyişi ve tarama faaliyetleri devam ediyor.
İstanbul Atlas Çağlayan cinayeti soruşturmasında gözaltına alınanların sayısı 6’a yükseldi İstanbul Güngören’de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın bıçaklanarak öldürülmesi sonrası annesini tehdit eden ve provokatif paylaşımlarda bulunanlarda gözaltı sayısı 6’a yükseldi. Önceki gün 4 kişi gözaltına alınmıştı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünce, Güngören’de 14 Ocak’ta öldürülen 2009 doğumlu Atlas Çağlayan ile ilgili sosyal medya hesaplarından provokatif paylaşım yapan ve aileyi tehdit eden kişiler ile ilgili çalışma başlatılmış, savcılık tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde önceki gün, 1’i aileye yönelik tehdit gerekçesi, 3’ü sosyal medya paylaşımlar yaptıkları tespit edilen 4 zanlı, gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan şüphelilerin üçünün İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube, birinin Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğündeki ifade işlemleri devam ederken, olaya ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Maktulün ailesine yönelik tehdit iddiaları ile ilgili gözaltı sayısı 6’a yükseldi. Üçü Güvenlik Şube, 3’ü Siber Suçlarla Mücadele Şubesince gözaltına zanlıların emniyetteki işlemlerinin devam ettiği, Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde ifade veren 3 zanlının bugün öğle saatlerinde adli makamlara sevk edilecekleri öğrenildi. Olayın geçmişi: Güngören ilçesi Mehmet Nesih Özmen Mahallesi’nde bir işletme önünde, 14 Ocak çarşamba günü, birbirini daha önceden tanımayan Atlas Çağlayan ve E.Ç. arasında "yan bakma" tartışması nedeniyle kavga çıkmıştı. Çıkan kavgada E.Ç., ‘sustalı’ diye bilinen bir bıçakla Atlas Çağlayan’ı yaralamış, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Çağlayan, müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı. Polis ekipleri, E.Ç. ve arkadaşlarını, olayda kullanılan bıçakla yakalayarak ifadelerini almak üzere emniyete götürmüştü. Polisteki işlemlerinin ardından adli makamlara gönderilen 18 yaşından küçük katil zanlısı E.Ç., çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.
Sakarya 60 yıllık lezzet mirası: Uzun Çarşı’nın ciğer ustası gastronomi turizmine katkı sunuyor SAKARYA (İHA) – Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde Tarihi Uzun Çarşı’nın en eski işletmelerinden biri olan ve esnaf lokantası olarak başladığı yolculuğunu şehrin meşhur ciğercisi olarak sürdüren lokantanın sahibi, şehrin gastronomi turizmine katkı sunuyor. Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde bulunan ve tarihi 18-19. yüzyıllara kadar uzanan Uzun Çarşı’nın en eski işletmelerinden biri olan ve esnaf lokantası olarak başladığı yolculuğunu şehrin meşhur ciğercisi olarak sürdüren lokantanın sahibi 71 yaşındaki Rıdvan Ademoğlu, ağabeylerinden öğrendiği mesleğiyle şehrin gastronomi turizmine katkı sunuyor. İlkokulu bitirdikten sonra çalıştığı dükkanda deneyim sahibi olan Ademoğlu, ciğerin iyisini dokunarak anladığını kaydetti. Dükkanın kendisi için bir yaşam biçimi olduğunu ifade eden Ademoğlu, "İlkokulu bitirdim, babam beni abilerimin yanına yolladı. 60 seneye yakın zamandır çalışıyorum. Benim okulum, tahsilim her şeyim bu dükkan oldu. Burada büyüdüm. Şimdi iki oğlumla devam ediyorum, bayrağı onlara teslim etmek üzereyim. Önce abilerim sonra ben şimdi ise evlatlarım, üçüncü kuşak oluyor. Bu dükkan benim için her şey. Çocukluğumdan beri yapıyorum. Ben ilkokul mezunuyum. Başka okula gitmedim. Okulum, tahsilim her şeyim bu dükkanda. 58 sene oldu 60’a dayanıyor. Şöyle bir tokat attığım zaman ciğerin nasıl olduğunu anlarım. Dana ciğeri kullanıyoruz. Güzel özellikleri var. Damarları, sinirleri güzelce ayıklıyoruz. Ondan sonra Ayçiçek yağında pişirip müşterimize sunuyoruz" dedi. "Çok eski müşterilerimiz var" Müdavim müşterilerinden ve et maliyetlerinin artışına dikkat çeken Ademoğlu, "Çok azaldı ama çoğu tabi rahmetli oldu. Yaşlandılar. Küçüklüğümüzde hizmet verdiğimiz müşterilerin çoğu rahmetli oldu. Bazıları hala geliyor. Çocuklarımıza baban nerede diye soruyorlar olmadığım zamanlar. Çok eski müşterilerimiz var. Maliyet çok arttı. Her şey çok pahalı. Her alışımızda fiyatlar değişiyor. Örneğin eskiden ciğeri biz etin üçte biri fiyatına alıyorduk. Şuanda kafa kafaya geldi. Et bin lira oldu, ciğer 700 lira oldu. Şuandaki güncellediğimiz fiyat olarak porsiyonu 300 liraya veriyoruz ama maliyetler arttı" şeklinde konuştu. "Hem üniversiteyi okuduk hem lokantada devam ettik" İşletmenin üçüncü kuşak temsilcisi Adem Ademoğlu, "20 yıldır mesleğin içindeyiz. Üçüncü kuşak olarak devam ediyoruz. Önce amcalarım bu işi yapıyordu. Sonra babam ve şimdi ben ve abim olarak devam ediyoruz. Ben 20 yıldır buradayım. Abim 30 yıldır burada. Şuanda biz devam ediyoruz. Ortaokulda yaz tatillerinde yardım ediyordum. Sonra lisede devam ettik. Üniversiteyi hem okuduk hem lokantada devam ettik. 20 yıldır da severek devam ediyoruz. Çocukluğumuz bu tarihi çarşıda geçti. Mesleğimizi de çok seviyoruz. Çok güzel anlarımız oldu. Babam bu işi yavaş yavaş bize bırakıyor" şeklinde konuştu.
Denizli Denizli’de 258 dairelik sitenin altyapı sorununa yıllardır çözüm bulunamıyor kaçak bedeli ödeyen site sakinleri çözüm istiyor. Denizli’de 2015 yılında kurulan 43 blok ve 258 daireden oluşan sitede, inşaat aşamasından bu yana devam eden hatalı su altyapısı yüzlerce vatandaşa mağduriyet yaşatıyor. Denizli Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (DESKİ) raporuyla boruların prosedüre uygun döşenmediği belgelendi. Yıllardır çözülemeyen su sorunu, her gün su borularının patlamasına neden oluyor. Site sakinleri neredeyse her gün susuz kalırken binaların çürümesine ve elektronik eşyaların bozulmasına yol açan sorunun çözümü için yetkililerden yardım bekliyor. Her türlü hukuki yollara başvurduklarını belirten site yönetimi ise aylık 200 bin TL’ye ulaşan kayıp-kaçak bedelleri ve ağır tamirat maliyetleri karşısında çaresiz kaldıklarını dile getiriyor. "Birçok insan burada susuzluktan mağdur" Site yöneticisi Hatice Efe, "Sitemiz 2015 yılında kuruldu. 43 blok, 258 haneden oluşuyor. Ama sitemizde bizi zorlayan, kullandığımız su; bunların patlaklarından dolayı çok mağdur olduk. Yıllardır süregelen konuda, müracaat ettiğimiz her kapı kapandı. Kurulumundan beri var bu patlaklar. Müteahhit firma bir bölümünü değiştirmiş ama değiştirdiği halde yine o patlaklar devam ediyor. Patlaktan dolayı bar düşük, düşük olduğu için evlere su gitmiyor. Birçok insan burada susuzluktan mağdur. Şimdi bu sorunları biz mahkemeye de verdik, şu an mahkeme aşamasındayız. Denizli Büyükşehir Belediyesine ve kurumlara dilekçemi verdim, hepsinin bilgisi var. DESKİ’nin yazdığı raporda da ’boruların prosedüre uygun döşenmediği’ yazıyor. Çok mağduruz çünkü her gün bir patlak, iki patlak, yani şu an bile iki tane patlak var. Benim aldığım aidat genelde patlaklara gidiyor zaten, hiçbir şey yapamıyoruz burada" dedi. "Boşa giden bir damla suyun hakkını kimse aramıyor" Ortak alan sayacının kapalı olduğunu gösteren Efe, "Bu bizim ortak alan sayacımız. Buradan, bu sitenin tamamına su gidiyor. 258 tane kapı önlerinde abonelik var. Oradan dairelere su gidiyor ama buradaki bütün patlaklar, kullanılmadığı halde ortak alanda çeşmemiz yok. Hiç kullanmadığımız ama kayıp-kaçaktan, patlaktan dolayı bize her ay 100, 150-200 bin TL’ye yakın faturalandırma yapılıyor. Bu su yüzeye vurursa bu da belki bir ay sonra, yüzeye vuruyor. Biz bunu ancak böyle tespit edebiliyoruz. Bir patlağın maliyeti bize 15-20 bin TL’ye mal oluyor. Çünkü günde iki-üç tane patlak yapıyor. Bugünkü çalışmamızı biz her gün defalarca yapıyoruz zaten. Hep söylüyorlar ki susuzluktan bahsediyorlar ama burada boşa giden bir damla suyun hakkını kimse aramıyor. Yıllardır da aramamışlar ama ben istiyorum ki birileri bize yardımcı olsun, bu bir damla suyla biz bir tane ağacımızı yeşertelim bu sularla. Boşa gitmesini istemiyorum" diye konuştu. "Biz nereye başvursak bize yardım etmiyorlar" Site sakinlerinden Hatice Acar, "Elektronik aletlerimiz, çamaşır makinesi, şofben, bulaşık makinesi arızalanıyor. Ben kaç kere yaptırdım. Her türlü kanuni yola başvuruldu" dedi. Çözüm bulamadıklarını, artık evini satma noktasına gelen Gökhan Erkan da, "2017 yılında taşındığım günden bu yana aynı sorunları yaşıyoruz. Bugün evde yoktum, yani öyle bir su gelmiş ki neredeyse duvarı yıkacak, evin içine girecek. Yani bu sorunlar yıllardır çözülemedi. Geçen hafta DESKİ’den arkadaşlar geldi tamir ediyor, başlarında duruyorum. Diyor ki: ’Biz bunu yaparız ama haftaya yine patlar.’ Yani böyle bir şey olamaz, kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz biz? Bütün bodrum katlar rutubet almaya başladı. Şu an biz nereye başvursak bize yardım etmiyorlar. Buna bir çözüm yapılması lazım. Şu anda biz yaptırıyoruz, verdiğimiz aidatlarla. Hatice hanım sağ olsun yaptırıyor ama yine yetersiz kalıyor. Hepimizin sorunu bu; binalar çürüyor, elektrikli araçları kullanamıyorlar. Öyle bir dereceye geldi ki insan satıp kaçmak istiyor. Böyle kötü durumdayız" şeklinde anlattı.