Yerel Haberler
İzmir
26 Nisan 2026 Pazar - 16:17 İzmir’de gençleri bağımlılığa karşı koruyacak ’Sağlıklı Yaşam Ligi’ başlıyor Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle gençleri bağımlılık risklerinden korumayı hedefleyen ’Yeşilay Sağlıklı Yaşam Ligi’ projesinin pilot uygulamaları başlıyor. İki kurumun hayata geçirdiği bu projeyle gençlere teorik bilginin ötesinde kalıcı yaşam alışkanlıkları kazandırılması hedefleniyor. Geleneksel bağımlılık önleme çalışmalarının aksine gençlerin günlük yaşamına doğrudan dokunan proje; sorumluluk, hareket ve dijital denge temaları üzerine kuruluyor. 2026 yılı Nisan ayında başlayacak olan süreçte, her sınıf bir takım, her öğretmen ise bir takım koçu olarak konumlandırılacak. Bu sayede okul ikliminde koruyucu bir ekosistem oluşturulması ve öğrencilerin ’Sağlıklı Yaşam Elçisi’ rolü üstlenmesi amaçlanıyor. Öğrenciler farklı seviyelerde görevler yapacak Sorumluluk ve İyilik Hali, Sağlıklı Yaşamda Hareket, YeşilFest ve Geleceğe İz Bırak temaları altında yürütülecek olan süreçte sınıflar kolay, orta ve zor seviyelerde görevler gerçekleştirecek. Yapılan çalışmalar fotoğraf, video ve veli onay formlarıyla kayıt altına alınacak. Değerlendirme sürecinde yalnızca başarı değil, öğrencilerin gösterdiği çaba, devamlılık ve sorumluluk düzeyi de göz önünde bulundurulacak. Yetkililer, projenin düzenli hareket, sağlıklı uyku, dengeli beslenme, dijital denge ve aidiyet duygusu gibi temel yaşam becerilerini güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti. Süreç 3 aşamada tamamlanacak Projenin sahadaki etkisinin 3 aşamada ortaya çıkması bekleniyor. Nisan ve mayıs aylarındaki ilk aşamada pilot okullardaki takımlar sürece katılacak. Öğrencilerin kazandığı alışkanlıkların, aile katılımı ve ev etkinlikleriyle mahallelere kadar uzanması hedefleniyor. İkinci aşama olan mayıs ve haziran döneminde ise okul birincileri il düzeyinde yarışacak. Takımlar bu süreçte özgün projeler geliştirerek toplumsal farkındalık çalışmalarına imza atacak. Haziran ayındaki kapanış programında il birincisi açıklanarak proje çıktıları kamuoyuyla paylaşılacak. Veliler sürecin aktif bir parçası olacak Üçüncü aşamada uzun vadeli hedeflere odaklanılarak, elde edilen veriler doğrultusunda modelin yeni eğitim öğretim yılından itibaren tüm okullara yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Proje sadece öğrenci ve öğretmenlerle sınırlı kalmayıp velileri de sürecin aktif bir parçası haline getiriyor. Haftalık aile katılım formları, evde uygulanabilecek görevler ve dijital detoks saatleriyle okulda kazanılan alışkanlıkların aile ortamında da sürdürülmesi sağlanacak. Uzmanlar, kalıcı davranış değişikliğinin ancak günlük yaşamın içinde deneyimlenerek sağlanabileceğine dikkat çekti. "Eğitim camiası bu çalışmanın en büyük gücüdür" İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, bağımlılıkla mücadelenin günümüzde giderek daha kritik bir önem taşıdığını ve bu alanda yürütülen eğitim temelli çalışmaların belirleyici bir rol üstlendiğini vurguladı. Pilot okulların titizlikle seçildiğini kaydeden Yahşi, "Süreç güçlü bir ekip yapısıyla başlatıldı. Proje yalnızca İzmir ölçeğinde kalmayacak, ilerleyen süreçte Türkiye genelinde yaygınlaştırılabilecek örnek bir uygulama olma potansiyeli taşıyor. Tüm paydaşların sürece aktif katkı sunması çok önemli. Eğitim camiası bu çalışmanın en büyük gücüdür" dedi.
Mihriban cinayetinde kan donduran ifade: "Öldüğünü anlayınca ormana gömdüm"
20 Ocak 2026 Salı - 14:06 Mihriban cinayetinde kan donduran ifade: "Öldüğünü anlayınca ormana gömdüm" İzmir’in Bornova ilçesinde kayıp olarak aranırken ormanlık alanda gömülü cesedi bulunan 25 yaşındaki Mihriban Yılmaz’ın cinayet zanlısı F.İ.’nin ifadesi ortaya çıktı. Zanlı ifadesinde, "Niyetim Mihriban’a zarar vermek değildi, panikleyince ağzını kapattım. Öldüğünü anlayınca ormana gömdüm" dedi. Öte yandan, zanlı F.İ.’nin 2023 yılında Manisa’da bir fabrikada yüksekten düşerek hayatını kaybeden Naile Büşra Sarıgül’ün (23) ölümüyle ilgili de bağlantısı tespit edildi. Bornova ilçesi Ümit Mahallesi’nde meydana gelen olayda, 25 yaşındaki Mihriban Yılmaz’dan haber alamayan yakınlarının ihbarı üzerine İzmir Emniyet Müdürlüğü ekiplerince başlatılan geniş çaplı soruşturma, genç kızın bir cinayete kurban gittiğini belirledi. Güvenlik kameralarını inceleyen ve teknik takip yapan ekipler, cinayet zanlısı F.İ. (26) ile birlikte yardım ve yataklık şüphesi bulunan 4 kişiyi gözaltına aldı. Zanlının yer göstermesiyle talihsiz kızın cansız bedeni Pınarbaşı mevkisindeki ormanlık alanda gömülü halde bulundu. Yapılan incelemelerde, zanlının sadece Mihriban Yılmaz’ı öldürmediği, 2023 yılında Manisa’da yüksekten düşerek öldüğü sanılan Naile Büşra Sarıgül dosyasının da baş şüphelisi olduğu anlaşıldı ve bu suçtan da tutuklandı. "Panikledim ve düşünce kabiliyetimi kaybettim" İzmir İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin titiz çalışması sonucu yakalanan cinayet zanlısı F.İ., emniyetteki ifadesinde olay gününü anlattı. Mihriban Yılmaz ile otomobil içerisinde tartıştıklarını belirten zanlı, genç kızın kendisini tehdit etmesi üzerine paniklediğini iddia etti. F.İ. ifadesinde, "Telefonu almaya çalıştım, vermedi ve otomobilden inmeye çalıştı. Ağabeylerinin beni öldüreceğini söyleyerek tehdit edince iyice panikledim ve düşünce yetimi kaybettim. Niyetim zarar vermek değildi, sadece yaşayacağım sorunlardan dolayı inmesine engel olmaya çalıştım. Bu sırada bir elimle kendime çektim, diğeriyle bağırmasın diye ağzını kapattım" dedi. "Öldüğünü anlayınca ormana gömdüm" Genç kızın bir süre sonra bayıldığını ve otomobilden aşağı düştüklerini öne süren zanlı, ilk yardım yapmasına rağmen sonuç alamadığını savundu. Olayın vahametiyle şoka girdiğini belirten F.İ., "Yüzüne vurarak uyandırmaya çalıştım ancak tepki vermedi. Kalp masajı yaptım ama netice alamadım. Telefonu çaldı, yengesi ve annesi arıyordu ama açmadım. Cansız bedeni kamyonetin arka koltuğuna bindirip Pınarbaşı’ndaki ormanlık alana götürdüm. Öldüğünü anlayınca ormana gömdüm" ifadelerini kullandı. Eski dosya yeniden açıldı: ikinci cinayetten tutuklama Mihriban Yılmaz cinayeti soruşturması derinleştirilirken, zanlı F.İ.’nin 2023 yılında Manisa’da bir fabrikada yüksekten düşerek hayatını kaybeden Naile Büşra Sarıgül’ün (23) ölümüyle ilgili de bağlantısı tespit edildi. Sarıgül’ün tırnaklarında zanlıya ait DNA örneklerine rastlanması ve aile üyeleri arasındaki "Eskisinden korkmuyorum, bundan korkuyorum" şeklindeki yazışmalar üzerine dosya yeniden açıldı. Zanlı F.İ., Mihriban Yılmaz cinayetinin yanı sıra Naile Büşra Sarıgül’e yönelik ‘Nitelikli cinsel saldırı’ ve ‘Tasarlayarak öldürme’ suçlarından da tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kasapoğlu: "Türkiye’de çok güçlü bir spor tesisi alt yapısı var"
20 Ocak 2026 Salı - 11:54 Kasapoğlu: "Türkiye’de çok güçlü bir spor tesisi alt yapısı var" Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu İzmir’de düzenlenen Spor Yönetiminde Profesyonel Yaklaşımlar" ve Dijital Medyanın Öncüleri Genç iletişimciler Projesi (DİMGİ) kapanış paneline konuşmacı olarak katıldı. Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu İzmir’de düzenlenen iki ayrı panele katıldı. Dr. Kasapoğlu ilk olarak İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından Türk sporunun gelişimine katkı sağlamak ve profesyonel yöneticiler yetiştirmek amacıyla düzenlenen Spor Yöneticiliği Eğitim Programı kapsamında düzenlenen "Spor Yönetiminde Profesyonel Yaklaşımlar" panelinde konuşmacı olarak yer aldı. Türk sporunda gelen başarıların önemli bir bilgi birikimiyle bugünlere getirildiğine vurgu yapan Kasapoğlu, konuşmasında "Türkiye’nin spor yürüyüşü hakikaten yıllara sari bir süreçtir; sporda başarı bugünden yarına gerçekleşen bir durum değildir. Sizler de çok iyi biliyorsunuz ki spor; güçlü bir yönetim gerektiren, fedakarlıklar barındıran, gevşemeden ve bırakmadan sabırla taçlandırılacak çok uzun bir süreçtir. Spor ekosisteminin güçlü bir şekilde yönetilmesi, yeteneklerin tespiti taranması ve yakından takip çok önemli. Bakın artık olimpik sporlarda birkaç branşla sınırlı değiliz. Artık Jimnastik var, Okçuluk var, Atletizm ve Yelken var. Tüm bu başarılar altyapının güçlendirilmesi ve spora yapılan yatırımlarla mümkün oldu. Bu yatırımlardan önemli bir payı da tesisleşme hamlelerimiz alıyor. Geldiğimiz noktada Edirne’den Ardahan’a kadar çok güçlü bir tesis altyapısı var. Bu gücü yönetmek; insan kaynağıyla, yönetim mantığıyla ayrı bir kapasite gerektiriyor. Buna da hazır olmamız lazım. Üniversitelerimizden bu noktada birtakım açılımlar bekliyoruz. Çünkü Türkiye’nin buna bugün de ihtiyacı var, bundan sonra daha çok ihtiyacı olacak. Sporla birlikte yeni gelişmeleri yönetmek ve bunlara liderlik yapmak da bence akademinin önemli sorumluluklarından. Nasıl teknolojide akademinin liderliği varsa, sporda da bu motivasyonu mutlaka akademinin ve akademisyenlerin taşıması; bu misyonu güçlendirmemiz lazım. İzmir’de bunu belli bir noktaya taşıdık ama daha gidecek yolumuz var" ifadelerini kullandı. "Dijital medyanın geleceği, teknolojiden önce insanla, ahlakla, sorumlulukla, duruşla ilgilidir" Dr. Kasapoğlu daha sonra katıldığı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürlüğü’nce yürütülen Dijital Medyanın Öncüleri Genç iletişimciler Projesi (DİMGİ) kapanış panelinde, dijital medyada hız ve gürültü çağında ölçü, sorumluluk ve vicdan vurgusu yaptı. Dr. Kasapoğlu, "Dezenformasyon sadece yanlış bilgi değil, toplumsal huzuru ve güvenliği de tehdit ediyor. İyi projeler kapanmaz. İyi projeler iz bırakır. Yol açar. Yeni başlangıçlara zemin hazırlar. Dijital Medyanın Öncüleri projesi de işte böyle bir projeydi. Bu proje gençlere; ’sadece içerik üretin, görünür olun’ demedi. Bu proje gençlere, ’her şeyden önce anlayın, ayırt edin, sorgulayın, sonra da anlatın’ dedi. Yani sorumluluğu merkeze aldı. Bu vesileyle, DİMGİ projesinin hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm kurum ve paydaşlara özellikle teşekkür etmek istiyorum. Projenin yürütücülüğünü üstlenen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürlüğü, Projenin akademik paydaşları olan Ege Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi iletişim fakülteleri, bilgi birikimleri ve katkılarıyla projeye güçlü bir zemin sundular. Dijital medyanın geleceği, teknolojiden önce insanla, ahlakla, sorumlulukla, duruşla ilgilidir. Araçlar, platformlar, algoritmalar değişir. Ama bu araçların içine koyduğumuz niyet değişmezse, sorunlar da değişmez. Bugün iletişimci olmak, sadece anlatmak değildir. Bugün iletişimci olmak, aynı zamanda doğruyu, insan onurunu, toplumsal barışı korumaktır. Beğeni uğruna gerçeği feda etmemektir. Tıklanma uğruna güveni zedelememektir. İçerik üretmek kadar, içerik tüketmek de sorumluluktur. Bizim hedefimiz; yeni nesil iletişimcilerin yalnızca iyi içerik üreten bireyler olması değil. Aynı zamanda iyi düşünen, iyi tartan, iyi sorumluluk alan bireyler olmasıdır. Bu yüzden eleştirel düşünme becerisi, bu projenin merkezinde yer aldı" diye konuştu. Kasapoğlu sözlerini projede emeği geçen tüm paydaşlara, akademisyenlere, kurumlara ve özellikle genç katılımcılara teşekkür ederek noktaladı.
ÇESO Başkanı Köfüncü: "Seçim süreci sona erdi, 2 bin 200 esnafın tamamının başkanıyım"
20 Ocak 2026 Salı - 11:45 ÇESO Başkanı Köfüncü: "Seçim süreci sona erdi, 2 bin 200 esnafın tamamının başkanıyım" Çeşme Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nın (ÇESO) seçimli genel kurulunda dördüncü kez başkanlığa seçilen Osman Köfüncü, seçimlerin tamamlanmasıyla birlikte tartışmaların da geride bırakılması gerektiğini vurgulayarak, "11 Ocak saat 17.00 itibarıyla seçim süreci benim için bitmiştir. 2 bin 200 esnafın tamamının başkanıyım" dedi. Basın mensuplarıyla bir araya gelen Köfüncü, altı dönemdir genel kurul süreçlerine katıldığını hatırlatarak, bu seçimde yaşanan bazı olayların kendisini üzdüğünü belirtti. Seçimlere perde arkasından müdahale edildiğini savunan Köfüncü, esnaf teşkilatının dışarıdan yönlendirilmeye çalışılmasını sert sözlerle eleştirdi. "Esnaf olmayan, Ahilik kültüründen uzak bazı kişi ve grupların bu süreci dizayn etmeye çalışmasını esefle kınıyorum. Bu oda, dışarıdan yön verilecek bir yapı değildir" ifadelerini kullandı. Seçimde kendisine rakip olan adaylarla herhangi bir sorun yaşamadığını özellikle vurgulayan Köfüncü, "Aday olan iki arkadaşımı tenzih ediyorum. Görevlerini yaptılar, aday oldular, karşılıklı tebrik ettik. Benim muhatabım perde arkasından yönlendirme yapmaya çalışanlardır" dedi. "Bu oda siyaset üstüdür" ÇESO’nun siyasi bir yapı olmadığını vurgulayan Köfüncü, bugüne kadar herhangi bir siyasi parti faaliyeti içinde yer almadığını belirterek, "Bu odada siyaset yoktur. Hiçbir mitinge gitmedim, hiçbir ilçe binasında bulunmadım. Buna rağmen odamız üzerinden siyaset yapılmak istendi" ifadelerini kullandı. Geçmiş dönemde yaşanan bazı diyaloglara da değinen Köfüncü, Çeşme’yi dizayn etmeye çalışan yapıların kendi içlerinde başarısız olduğunu savundu. "Bu teşkilatın gücü, esnafın birbirine duyduğu güven ve saygıdan gelmektedir" dedi. "Şeffafız, hesap vermekten kaçmayız" Oda yönetiminde herhangi bir şaibe ya da yolsuzluk iddiasının söz konusu olamayacağını belirten Köfüncü, "Her şeyimiz açıktır. Kimse bu oda için şaibe ya da yolsuzluk iddiasında bulunamaz. Elimizde bazı bilgi ve belgeler var, gerekli değerlendirmeleri yapacağız" diye konuştu. Yeni dönemde de esnafın sorunlarına çözüm üretmeye devam edeceklerini ifade eden Köfüncü, belediye, kaymakamlık ve kamu kurumlarıyla iş birliği içinde çalışmayı sürdüreceklerini söyledi. "Sahadayız. Kurumsal hafızayı bilen bir ekibimiz var. Kimseyle kavga ederek değil, konuşarak sorunları çözmeye çalışıyoruz" dedi. "Kapım esnafa her zaman açık" Köfüncü, görev süresi boyunca esnafla iç içe olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Ben koltuğa yapışan bir başkan değilim. Çalışan bir başkanım. Kapım da telefonlarım da esnafa her zaman açık. Gidebildiğim her yere gidiyorum, gidemediklerim de bilsin ki kalbim onlarla" ifadelerini kullandı.
Göztepe, kaldığı yerden devam ediyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:53 Göztepe, kaldığı yerden devam ediyor Göztepe, Trendyol Süper Lig’in 18. hafta maçında sahasında Çaykur Rizespor’u mağlup ederek üst üste üçüncü galibiyetine imza attı. Göztepe, ligde kaldığı yerden devam ediyor. İlk yarıyı art arda iki galibiyetle tamamlayan İzmir temsilcisi, ikinci devreye de iyi bir başlangıç yaptı. Sahasında Çaykur Rizespor’u ağırlayan sarı-kırmızılılar, güçlü rakibini 3-1 mağlup ederek çıkışını sürdürdü. Bu galibiyetle puanını 35’e yükselten Stanimir Stoilov’un ekibi, Avrupa hedefi doğrultusunda emin adımlarla ilerlemeye devam etti. Sarı-kırmızılı ekip, en yakın takipçisi Beşiktaş ile arasındaki 3 puanlık farkı korurken, 6. ve 7. sırada yer alan Başakşehir ile Samsunspor’a karşı da 9 puanlık üstünlük sağladı. İç sahadaki 5. galibiyet Bu sezon taraftarı önünde etkili bir performans sergileyen Göztepe, Çaykur Rizespor galibiyetiyle birlikte iç sahadaki beşinci zaferini elde etti. Geride kalan dört maçta üç beraberlik ve bir mağlubiyet alan sarı-kırmızılılar, evinde toplayabileceği 27 puanın 18’ini hanesine yazdırarak bu alanda ligin en başarılı ekipleri arasına girdi. Bu süreçte rakip ağları 12 kez sarsan İzmir temsilcisi, kalesinde ise yalnızca 4 gol gördü. Yeni transferler ilk resmi maçlarına çıktı Göztepe’nin devre arasında kadrosuna dahil ettiği Jeferson ile Guilherme Luiz, Çaykur Rizespor karşılaşmasıyla birlikte sarı-kırmızılı formayla ilk resmi maçlarına çıktı. Jeferson, 69. dakikada Janderson’un yerine oyuna girerken, Guilherme Luiz ise 85. dakikada Juan’ın yerine sahaya çıktı. Böylece iki yeni forvet de forma şansı buldu. Bir diğer transfer Antunes ise sakatlığı nedeniyle mücadeleyi tribünden takip etti. İki savunmacı da cezalı duruma düştü Gelecek hafta Fenerbahçe ile deplasmanda karşılaşacak Göztepe’de, takımın değişilmez defans oyuncularından Heliton ve Bokele, Çaykur Rizespor maçında sarı kart görerek cezalı duruma düştü. Malcom Bokele, 45+2. dakikada, Heliton ise 67. dakikada kart görerek Fenerbahçe karşılaşmasında forma giyemeyecek duruma geldi. Stanimir Stoilov da basın toplantısında bu duruma değinerek, "Sürekli forma giyen iki oyuncumuzun cezalı duruma düşmesi üzücü. Yine de kadromuzda başka stoperlerimiz var ve bu durum, kendilerini göstermeleri için onlara bir fırsat doğuracak. Futbolda bunlar olabiliyor" ifadelerini kullandı.
Çarpıntı şikâyetini hafife almayın; ihmali felce sürükleyebilir
20 Ocak 2026 Salı - 10:00 Çarpıntı şikâyetini hafife almayın; ihmali felce sürükleyebilir Günlük pratikte kendisine sıklıkla çarpıntı şikayetiyle başvurulduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, bu şikayetlerin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayarak uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, "En sık karşılaşılan kalp ritim bozukluklarından biri atrial fibrilasyondur. Pek çok kişi bu durumu yalnızca çarpıntı olarak algılıyor. Oysa atrial fibrilasyon tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabilen önemli bir kalp hastalığıdır" dedi. Çarpıntı şikâyeti toplumda çoğu zaman geçici bir stres ya da yorgunluk belirtisi olarak görülse de bu durum aslında ciddi bir hastalığın habercisi olabilir. Kalp ritim düzensizlikleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulunan Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, özellikle atrial fibrilasyonun erken dönemde tespit edilmediğinde pıhtı oluşumuna ve buna bağlı gelişebilecek felç riskine dikkat çekti. Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, "Atrial fibrilasyon, tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabilen önemli bir kalp hastalığıdır. Kalbin kulakçıkları düzensiz çalıştığında kan akımı yavaşlar, bu da kalp içinde pıhtı oluşma riskini artırır. Oluşan pıhtının beyne gitmesi ani felçle sonuçlanabilir. Bu nedenle atrial fibrilasyonu olan hastalarda inme riski, olmayanlara göre belirgin şekilde daha yüksektir ve hastalığın mutlaka ciddiyetle ele alınması gerekir" mesajını verdi. Herkes için aynı riski taşımıyor Atrial fibrilasyon hastalığının her insanda aynı riski doğurmadığını aktaran Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, "Özellikle 65 yaş üzerindeki bireyler, yüksek tansiyonu olanlar, kalp kapak hastalığı veya kalp yetmezliği bulunanlar, şeker hastalığı ve obezitesi olanlar, tiroid bezinin fazla çalıştığı durumlar, uyku apnesi yaşayanlar ve düzenli olarak fazla alkol tüketen kişiler bu ritim bozukluğu açısından daha yüksek risk altındadır. Ayrıca ailesinde atrial fibrilasyon öyküsü bulunan bireylerde genetik yatkınlık da önemli bir rol oynar. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin, ‘arada sırada çarpıntım oluyor’ diyerek durumu hafife almaması ve mutlaka kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi gerekir" diye konuştu. Kontrol altına alınmayan atrial fibrilasyonun sadece inme riskini artırmakla kalmadığını dile getiren Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, "Uzun vadede kalbin pompa gücünü azaltarak kalp yetmezliğine de zemin hazırlar" dedi. Doğru yaklaşımla kontrol altına alınabiliyor Sürekli çarpıntı hissi, çabuk yorulma ve nefes darlığı hastaların yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürdüğünü söyleyen Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, "Pek çok hasta sosyal hayatından uzaklaşır, iş verimi azalır ve sık acil başvuruları nedeniyle hem kendisi hem de sağlık sistemi için ciddi bir yük oluşur. Oysa günümüzde atrial fibrilasyon, doğru yaklaşımla büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Tedavide ilk basamak çoğu zaman ilaçlardır; ancak bazı hastalarda ilaçlara rağmen şikâyetler devam edebilir ya da ilaçların yan etkileri tolere edilemeyebilir. İşte bu noktada ablasyon tedavisi önemli bir seçenek olarak çıkar. Ablasyon, açık ameliyat değil; kasık damarından girilerek yapılan kapalı bir girişimdir. Kalbin içine ilerletilen ince kateterler yardımıyla, ritim bozukluğuna yol açan anormal elektriksel odaklar etkisiz hale getirilir. Günümüzde bu işlem üç temel teknikle uygulanmaktadır ve her birinin kendine özgü avantajları vardır" sözlerini kaydetti. Atrial fibrilasyon tedavisinde kullanılan yöntemler hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, son yıllarda daha da gelişen ve giderek yaygınlaşan pulsed field ablasyon tekniğine dikkat çekti. Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, sözlerine şöyle devam etti: "Bu yeni nesil teknikte ısı ya da soğuk yerine kısa süreli elektrik alanları kullanılır. Bu alanlar yalnızca kalp kası hücrelerini etkiler; yemek borusu, sinirler ve damarlar gibi çevre dokulara zarar verme riski son derece düşüktür. Bu nedenle pulsed field ablasyon, hem güvenliği hem de işlem süresinin kısalığıyla geleceğin en umut verici teknolojilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu yöntemlerin hepsinde, günümüzde kalbin içyapısını milimetrik hassasiyetle gösteren üç boyutlu haritalama sistemleri eşliğinde uygulanmaktadır. Böylece hangi bölgenin tedavi edileceği net biçimde belirlenir, gereksiz dokuya müdahale edilmez ve hem başarı oranı artar hem de işlem güvenliği en üst düzeye çıkarılır." Kişiye özgü uygulamalarla tedavi mümkün Ablasyonun her atrial fibrilasyon hastasına doğrudan uygulanamayacağının da altını çizen Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, sözlerini şöyle tamamladı: "En iyi sonuç, doğru hasta seçimiyle elde edilir. Özellikle ilaçlara rağmen çarpıntısı devam edenler, ataklar halinde gelen atrial fibrilasyonu olanlar, ilaç yan etkileri yaşayan hastalar ve genç, aktif yaşam süren bireyler ablasyondan en fazla fayda gören gruplardır. Uygun değerlendirme sonrası bazı kalıcı atrial fibrilasyon hastalarında ve ritim bozukluğu nedeniyle kalp yetmezliği bulguları artan kişilerde de ablasyon, yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilmektedir. Ancak ileri yaşta olup çok sayıda ek hastalığı bulunanlar, sol kulakçığı aşırı büyümüş olanlar ya da kalpte aktif pıhtı saptanan hastalarda karar mutlaka kişiye özel verilmelidir. Bugün geldiğimiz noktada atrial fibrilasyon, kader olarak kabul edilmesi gereken bir durum değildir. Erken tanı, düzenli takip ve kişiye uygun tedaviyle hem inme gibi ağır komplikasyonların önüne geçmek hem de hastaların daha kaliteli bir yaşam sürmesini sağlamak mümkündür. Önemli olan, çarpıntıyı basit bir şikâyet olarak görmeyip, bu ritim bozukluğunun ardında yatan riskleri zamanında fark edebilmektir."
İzmir tarımının yol haritası kooperatiflerle belirleniyor
20 Ocak 2026 Salı - 09:56 İzmir tarımının yol haritası kooperatiflerle belirleniyor İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın, İzmir tarımını kooperatiflerle güçlendirmek amacıyla başlattığı "Kooperatif Buluşmaları", tarımsal kalkınma kooperatifleriyle devam etti. Başkan Tugay, sürdürülebilir tarım için doğru yöntemlerin önemine dikkat çekerek, sorunların Büyükşehir Belediyesi ve çiftçilerin iş birliğiyle, bilimin rehberliğinde çözüleceğini belirtti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kooperatifleşmede Türkiye’nin önde gelen kenti İzmir’de tarımsal kalkınma kooperatifleriyle bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen "Kooperatif Toplantıları" kapsamında, su ürünleri ve sulama kooperatiflerinin ardından tarımsal kalkınma kooperatifleriyle ilk toplantı gerçekleştirildi. "Kooperatiflerle Büyüyen Dayanışma, Güçlenen Üretim" sloganıyla düzenlenen toplantının ilk etabında Küçük Menderes Havzası’ndaki kooperatifler buluştu. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapılan toplantının moderatörlüğünü Prof. Dr. Yusuf Kurucu üstlendi. Kooperatiflerin sorunları masaya yatırıldı Toplantıda Başkan Tugay, kooperatif temsilcilerine tek tek söz vererek ekimden hasada kadar yaşanan sorunları, talepleri ve önerileri dinledi. Kooperatif temsilcileri; iklim krizi, sulama, markalaşma ve pazarlama, artan girdi maliyetleri, tarımsal eğitim eksikliği ve haksız rekabet gibi birçok başlıktaki sorunlarını dile getirdi. Karşılıklı görüş alışverişiyle tarımda izlenecek yol haritası belirlendi. Kısa vadede çözülebilecek konular için anında talimatlar verilirken, orta ve uzun vadeli sorunlar için planlama yapıldı. Su sorununa dikkat çekti Toplantıda kooperatiflere seslenen Başkan Tugay, İzmir’de farklı sektörlerde geçimini sağlayan insanların sorun yaşamadan, hatta koşullarını iyileştirerek hayatlarını sürdürmesini hedeflediklerini söyledi. En önemli sorunun su olduğuna dikkat çeken Tugay, artan hava sıcaklıkları ve orman yangınlarının tesadüf olmadığını, bu sorunların önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceğini vurguladı. Bu noktada "Her şeyi doğru yapıyor muyuz?" sorusunun sorulması gerektiğini belirten Tugay, doğru ürün ve sulama yöntemlerinin seçilip seçilmediğinin, hayvancılığın bilimsel esaslara göre yapılıp yapılmadığının sorgulanmasının önemine işaret etti. Geleneksel yöntemlerin yanı sıra, kısa vadeli beklentilerle ve bilimsel temele dayanmadan yapılan üretim tercihlerinin yaygın olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, tarımda kararların bilgi ve bilime dayalı olarak alınması gerektiğini ifade etti. "Bize düşeni biz yapalım, size düşeni siz yapın" Dünya tarımında bilime dayalı üretim modelini benimseyen Hollanda’yı örnek gösteren Başkan Tugay, "Bizim herkesin bilgisine sonsuz saygımız var. Ama başka ülkelere baktığımız zaman çiftçisinin emeğinin karşılığını aldığını görüyoruz. Biz fidan dağıtıyoruz, fidanların yarısı kuruyor, dikilmiyor. Hayvan dağıtalım diyoruz, bu hayvanları beslemek çoğaltmak yerine satmayı tercih ediyorlar. Bu iş, belediyenin tek taraflı, iyi niyetli adım atmasıyla çözülmüyor. Burada en doğrusu nedir, buna kafa yormamız ve bu kararları birlikte vermemiz gerekiyor. Ondan sonra bize düşeni biz yapalım, size düşeni siz yapın" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin büyük ve güçlü bir kurum olduğunu ifade eden Başkan Tugay, son yıllarda birçok sorunun giderildiğini ve çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Tugay, "İzmir Büyükşehir Belediyesi, bundan iki sene öncesine göre daha iyi durumda. Problemli olan birçok şeyi düzelttik; düzeltmeye devam ediyoruz. Ama bazı konular var ki bunlar bizim paramızın olup olmamasıyla ilgili değil. İlla ki yanlış ürün seçilirse, fazla su tüketilirse bu sorunları çözemeyiz" diye konuştu. "Doğru olan neyse, birlikte onu yapacağız" İzmir’in tarım arazileri ve havzalarının zenginliğine dikkat çeken Başkan Tugay, tarımın İzmir için özenle ele alınması gereken bir alan olduğunu vurguladı. Bu konuda kapsamlı değerlendirmeler yaptıklarını belirten Tugay, doğru adımların atılması için kooperatiflerin görüşlerinin de büyük önem taşıdığını söyledi. Amaçlarının yalnızca toplantı yapmak değil, doğruyu birlikte bulmak olduğunu ifade eden Başkan Tugay, kooperatifleri güçlü ve önemli yapılar olarak gördüklerini belirtti. Kooperatifçiliği desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Tugay, "Kooperatifler birliktir, birlikten gelen güçtür. Doğru olan neyse, birlikte onu yapacağız" dedi. Üngür: İzmir’deki kooperatiflerde 19 bin ortağımız var Toplantıda İzmir’in kooperatif yapısına ilişkin bilgi veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, kent genelinde toplam 289 kooperatif bulunduğunu, bunların 163’ünün tarımsal kalkınma kooperatifi olduğunu söyledi. Kooperatif sayısının fazlalığı nedeniyle toplantıları iki etap halinde planladıklarını belirten Üngür, ilk etapta Küçük Menderes Havzası ve Kemalpaşa’daki kooperatiflerin davet edildiğini ifade etti. Üngür ayrıca İzmir’deki kooperatiflerde yaklaşık 19 bin ortağın yer aldığını, kooperatifleşmenin en yoğun olduğu ilçenin Bergama olduğunu; onu Ödemiş, Tire ve Bayındır’ın izlediğini belirtti. Birinci Derece Tarımsal Kalkınma Örgüt Belgesi sayısının 12’ye ulaştığını aktaran Üngür, İzmir’in bu alanda Türkiye genelinde ikinci sırada yer aldığını söyledi. Prof. Dr. Kurucu: Tedbir almazsak 2079’a kadar hiçbir şey kalmayacak Toplantıda konuşan Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Türkiye’nin kuraklık haritası verilerini yıllara göre karşılaştırmalı olarak anlattı. Yusuf Kurucu, "Bilim yıllardır iklimin değişeceğini söylüyor. O nedenle ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız. Bir önceki yıla göre daha şiddetli kuraklık yaşıyoruz. Eğer bugünden tedbirimizi almazsak, 2079 yılına kadar çocuklarımıza, torunlarımıza hiçbir şey kalmayacak. Yaz uzuyor, ilkbahar, sonbahar kısalıyor. Her on yılda bir en az yüzde 12 oranında yeraltı suyu ve yağmur sularında azalma var. Bu da tarımda suyun kullanımında çok dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Uzmanından uyarı: "PRP yöntemi KOAH tedavisinde umut değil"
20 Ocak 2026 Salı - 09:48 Uzmanından uyarı: "PRP yöntemi KOAH tedavisinde umut değil" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alev Gürgün, PRP yönteminin KOAH tedavisinde etkinliğinin bilimsel olarak kanıtlanmadığını belirterek, hastaların bilimsel dayanağı olmayan uygulamalara karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi. Acıbadem Kent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alev Gürgün, son yıllarda sıkça gündeme gelen PRP (Platelet Rich Plasma) yönteminin KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) tedavisindeki yeri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Gürgün, PRP’nin KOAH tedavisinde etkinliği ve güvenilirliğinin henüz yeterli klinik çalışmalarla kanıtlanmadığını vurguladı. KOAH’ın dünya genelinde ölüme yol açan hastalıklar arasında üçüncü sırada yer aldığını belirten Prof. Dr. Gürgün, hastalığın hava yolları ve alveollerdeki yapısal bozukluklar sonucu ortaya çıktığını ifade etti. Gürgün, "KOAH; nefes darlığı, kronik öksürük ve balgam çıkarma gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor ve genellikle ilerleyici seyrediyor. Tanı ne kadar erken konursa, hastalığın kontrol altına alınması da o kadar mümkün oluyor" dedi. KOAH’ın kronik ve ölümcül bir hastalık olması nedeniyle yeni tedavi arayışlarının sürdüğünü belirten Gürgün, PRP yönteminin de hastalar tarafından sıkça gündeme getirildiğini söyledi. PRP’nin, kişinin kendi kanından elde edilen ve iyileşmeyi destekleyen hücrelerden zengin serumun kullanıldığı bir yöntem olduğunu belirten Gürgün, "Kan alındıktan sonra özel işlemlerle ayrıştırılan bu sıvı, doku onarımını destekleyen maddeler içeriyor. Ancak PRP’nin akciğer hastalıklarındaki etkisini inceleyen çalışmalar halen araştırma aşamasındadır. Akciğer fonksiyonlarını iyileştirip iyileştirmediği, semptomlar ve alevlenmeler üzerindeki etkisi konusunda henüz net bir bilimsel veri bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı. PRP’nin KOAH tedavisinde kullanılabilmesi için geniş katılımlı ve uzun süreli klinik çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gürgün, hastaların bilimsel temeli olmayan uygulamalara karşı temkinli olması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Gürgün, KOAH tedavisinde halen en etkili yöntemlerin bilimsel olarak kanıtlanmış uygulamaları şöyle sıraladı: " Sigara, elektronik sigara ve tüm tütün ürünlerinin bırakılması, nefes açıcı ilaç tedavileri, solunum yetmezliği olan hastalarda uzun süreli oksijen tedavisi, pulmoner rehabilitasyon (solunum rehabilitasyonu) programları."
Genç iletişimcilerden çok katmanlı bir sergi
20 Ocak 2026 Salı - 09:14 Genç iletişimcilerden çok katmanlı bir sergi Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri, 2025 güz dönemi süresince etkileşim tasarımı, dijital illüstrasyon ve fotoğrafçılık dersi kapsamında ürettikleri çalışmaları Konak Modern Sanat Merkezi’nde sergiledi. İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü tarafından düzenlenen ve üç sergiyi tek başlık altında toplayan "Görünmez Katmanlar" sergisi sanatseverlerden tam not aldı. Açılışa Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu, Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş, akademisyenler, öğrencilerin aileleri ve sanatseverler katıldı. Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu "Üniversite denilince akla ilk olarak eğitim ve yenilikçilik gelir. Ancak üniversitelerin bununla birlikte çok önemli bir görevi daha var o da topluma hizmet. Sanata ve kültüre verilen destek topluma karşı yapılacak en anlamlı hizmetlerden biridir" dedi. Yaşamın farklı katmanları İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş da toplumun farklı katmanlarının emeği ile ortaya çıkan bu serginin çok anlamlı olduğunu belirtti. Prof. Dr. Alankuş, "Üç farklı dersin hocalarının, öğrencilerinin ortak çalışması, üniversitemizin ve Konak Belediyesi’nin desteğiyle çok başarılı bir sergi ortaya çıktı. Biz iletişimcilerin görevi aslında yaşamın içindeki bu katmanları ortaya çıkarmak. Farklı bir bakış açısı ortaya koymak. Öğrencilerimiz bunu çok güzel başardı" dedi. Ortak emekle çıktı İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Pelin Aytemiz de öğretim kadrosu ve öğrencilerin kolektif emeği ile çok güzel bir sergi ortaya çıktığını söyledi. Aytemiz şöyle devam etti: "Görünmez Katmanlar, fakültemizde yürütülen üç farklı ders kapsamında geliştirilen çalışmaları bir araya getiren çok bileşenli bir öğrenci sergisi. Sergi, fakültemiz öğretim kadrosu ve öğrencilerinin kolektif emeğiyle, Konak Belediyesi, Konak Modern Sanat Merkezi, İzmir Art ve Studio No25’in değerli destekleriyle hayata geçti."
Stanimir Stoilov: "İki oyuncumuzun cezalı duruma düşmesi üzücü"
19 Ocak 2026 Pazartesi - 23:13 Stanimir Stoilov: "İki oyuncumuzun cezalı duruma düşmesi üzücü" Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, Çaykur Rizespor maçının ardından, "Hakemler hakkında konuşmayı sevmem. Ancak sürekli forma giyen iki oyuncumuzun cezalı duruma düşmesi üzücü. Yine de kadromuzda başka stoperlerimiz var ve bu durum, kendilerini göstermeleri için onlara bir fırsat doğuracak" dedi. Trendyol Süper Lig’in 18. haftasında Göztepe, sahasında karşılaştığı Çaykur Rizespor’u 3-1 mağlup etti. Mücadele sonrasında düzenlenen basın toplantısında Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, karşılaşmaya dair açıklamalarda bulundu. Değerli bir galibiyet aldıklarını söyleyen Stoilov, "Güçlü bir takıma karşı, hak ettiğimiz bir galibiyet aldık. Uzun aralardan sonraki başlangıç maçlarıyla ilgili her zaman tereddütlerim vardır. Nitekim bugün kazansak da, birçok oyuncumuz gerçek potansiyellerini sahaya yansıtamadı. Beklenen seviyenin uzağında bir performans sergilediler ve bunu hızla değiştirmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Savunmayı düzeltmemiz lazım" Oyun sistemine ve kaçırılan fırsatlara dikkat çeken Stoilov, "Oyun sistemimiz, tüm oyuncuların her maç en üst seviyede performans göstermesini gerektiriyor. Skoru 1-0 yaptıktan sonra ikinci golü bulabilirdik ancak fırsatları değerlendiremedik. Rakibimiz Çaykur Rizespor’un da yakaladığı pozisyonlar oldu. Savunma anlamında daha önce çok daha iyi olduğumuz için, bu bizim adımıza normal bir durum değil ve bunu acilen düzeltmeliyiz" dedi. Stoilov, taraftar desteği ve cezalar konusuna da vurgu yaparak, "Genel olarak oyuncularımızın sahada yüzde 80 performansla oynadığını söyleyebilirim. Tribünlerde de taraftarlarımız benzer şekilde yüzde 80 doluluk oranıyla yanımızdaydı. Cezaların bizi olumsuz etkilediğini her zaman belirtiyorum; bugün yaklaşık 5 bin, önceki maçlarda ise 18 bin taraftarımızdan yoksunduk. Bu durum sıkıntı oluşturuyor, umarım tekrar yaşanmaz. Galibiyet değerliydi ancak oyuncularımızın o yüksek seviyelerine bir an önce geri dönmeleri gerekiyor; bunu en kısa sürede sağlayacağız" ifadelerini kullandı. "Hakem konuşmayı sevmem" Gelecek maç ve eksik oyuncular hakkında da konuşan Stoilov; "Bildiğiniz gibi hakemler hakkında konuşmayı sevmem. Ancak sürekli forma giyen iki oyuncumuzun cezalı duruma düşmesi üzücü. Yine de kadromuzda başka stoperlerimiz var ve bu durum, kendilerini göstermeleri için onlara bir fırsat doğuracak. Futbolda bunlar olabiliyor. Birbirleriyle oynamaya alışkın oyuncularımız eksildiğinde zorunlu değişiklikler yapacağız, ancak yerlerine oynayacak arkadaşlarımız da daha önce iyi performanslar sergiledi. Önemli bir maç öncesi zor bir durum olsa da çekinecek bir şey yok. Keşke sadece biri cezalı olsaydı ama biz bu durumu aşabilecek güce sahibiz" dedi.