Yerel Haberler
İzmir
İzmir’de amatör spora 25 milyon TL’lik can suyu 01 Mart 2026 Pazar - 10:33:28 İzmir Büyükşehir Belediyesi, amatör spor kulüplerine malzeme desteği sağlıyor. Kentte faaliyet gösteren 282 amatör kulüp için toplam 5 milyon TL’lik kaynak ayrıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın İzmir’i sporun başkenti yapma vizyonu doğrultusunda amatör spor kulüplerine yönelik malzeme desteği sürüyor. Kulüp yöneticileri ve antrenörler, Bornova Aşık Veysel Konferans Alanı’na gelerek İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı yetkililerinden malzemelerini teslim alıyor. Kentte amatör olarak faaliyet gösteren 282 kulüp için toplam 5 milyon TL kaynak ayrıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde Spor Çalışmaları Şube Müdürü olarak görev yapan Gürcan Temizel, "Amatör kulüplerimize ve okullarımıza spor malzemesi desteği sağlıyoruz. Bu desteği ayni ve nakdi olmak üzere iki aşamada gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz eylül-ekim aylarında 20 milyon TL’lik nakdi yardım yaptık. Şimdi ise yaklaşık 280 kulübü kapsayan spor malzemesi desteğini hayata geçiriyoruz. Bu malzemelerin maliyeti yaklaşık 5 milyon TL. Kulüplerimizde spor yapanların tamamı bizim çocuklarımız, gençlerimiz. Onların her şeyin en iyisini hak ettiğine inanıyoruz" dedi. "Çok iyi bir destek" Kulübü adına malzemeleri teslim alan Urla Bademler Spor Kulübü Futbol Şubesi Sorumlusu Erkin Şen, "Bizim için çok önemli bir destek. Köy takımı olarak gençlerle yolumuza devam ediyoruz. Bu nedenle her türlü desteğe ihtiyacımız var. Yapılan yardımlar bizi olumlu etkiliyor. Her yıl bu desteklerden faydalanıyoruz, teşekkür ediyoruz" diye konuştu. "Bizi büyük bir yükten kurtarıyor" Malzeme desteğini çok iyi bir hizmet olarak gördüğünü aktaran Torbalıgücü Spor Kulübü Başkanı Uzay Akgül, "Çoğu kulübümüz bu destekler sayesinde ayakta duruyor. Çocuklarımıza malzeme yardımı için teşekkür ediyoruz. Ürünler kalite olarak gerçekten iyi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay’a teşekkür ediyoruz. Bizi büyük bir yükten kurtarmış oluyor. Yapılan yardımlar, maddi manevi destekler için teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bize can suyu, minnettarız" Buca Gençlerbirliği Spor Kulübü Başkanı Bedrettin Karadağ ise, "Cemil Başkanımıza göreve geldiği günden bu yana amatör spora verdiği destekler için teşekkür ediyoruz. Hem nakdi hem de malzeme yardımları kulüpler için adeta can suyu oldu. Bu konuda kendisine minnettarız. Yetiştirici bir kulübüz. Kuruçeşme sahasının yapımında da bize katkı sağladı. Büyükşehir’in amatör kulüplere verdiği destek gerçekten çok kıymetli" dedi.
01 Mart 2026 Pazar - 10:06 Şahin Kaptan, çocuklara balığı sevdirmek için yola çıktı İzmir Ticaret Odası bünyesinde faaliyet gösteren İzmir Balıkçılık Çalışma Komitesi çocuklar için örnek bir çalışmaya imza attı. 20 kurumdan temsilcilerin yer aldığı komite, Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nden öğretim üyelerinin katkılarıyla çocuk yaşta balık tüketimini özendirmek ve balığın denizden sofraya uzanan yolculuğunu anlatmak amacıyla "Şahin Kaptan’ın Balıkçılık Dünyası" kitabını hazırladı. Her bir detayı çocukların ilgisi çekecek şekilde hazırlanan kitap, İzmir Valiliği koordinasyonuyla kentimizdeki okullarda ücretsiz olarak dağıtılacak. Türkiye’nin, üç tarafı denizlerle çevrili bir balık cenneti olmasına rağmen kişi başı yıllık balık tüketiminin yalnızca 7,7 kg ile kıyı ülkelerinin gerisinde olması, İzmirli sektör temsilcilerini harekete geçirdi. Bu tabloyu değiştirmek ve özellikle çocuklarda su ürünleri kaynakları, sürdürülebilir balıkçılık ve sağlıklı tüketim bilinci oluşturmak amacıyla özel bir kitap hazırlığı başlatıldı. Hedef kitle 7-11 yaş grubu Yaklaşık 8 ay süren ve Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nin değerli öğretim üyelerinin katkıda bulunduğu çalışmada, zeka gelişimine katkı sağlayan, Omega-3 bakımından zengin, yüksek protein içeriğine sahip, göz ve kalp sağlığını destekleyen doğanın süper besini balığın, özellikle çocuklarımıza doğru ve eğlenceli bir anlatımla tanıtılması hedeflendi. 7-11 yaş grubuna yönelik olarak hazırlanan kitap; bulmacalar, boyama sayfaları ve görsellerle zenginleştirildi. Çakan: "Çocuklar geleceğimiz" Kitap projesinin çok büyük bir emeğin sonucu olarak ortaya çıktığını ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan, "Kentimiz ve ülkemizin balıkçılık ve su ürünleri sektörünün gelişimine ve sorunlarının çözümüne katkı sağlamak amacıyla, kamu kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, kooperatif ve birlik temsilcileri ve su ürünleri sektöründe faaliyet gösteren sektör temsilcilerinin katılımı ile oluşturulan İzmir Balıkçılık Çalışma Komitemiz, kurulduğu 2019 yılından beri büyük bir özveri ile çalışıyor. Bu kez geleceğimizin temeli çocuklarımız için bir proje üretmekten memnuniyet duyuyoruz. Kitabımızda, denizlerimizde balık avcılığı, yetiştiricilik (çiftlik balıkçılığı), balıkların soframıza ulaşıncaya kadar geçirdiği aşamalar ve çeşitli balık türleri görseller eşliğinde anlatılıyor. Özellikle denizlerin geleceğimiz olduğu vurgulanarak, kurallara uygun avcılığın ve sürdürülebilir balıkçılığın önemi ele alındı" dedi. Okullarda dağıtılacak Çakan sözlerine şöyle devam etti: "Kitabımıza İzmir Ticaret Odası web sayfasından ulaşmak mümkün. Ayrıca İzmir Valiliğimiz koordinasyonunda okullarımıza dağıtım yapacağız. Çalışmamızın özellikle çocuklarımızda balık tüketimi bilincini arttırmasını ve sektörümüzün geleceğine katkı sağlamasını diliyoruz. "Şahin Kaptan’ın Balıkçılık Dünyası" kitabını hazırlanmasında bize her zaman destek veren İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanımız Mahmut Özgener başta olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum"
01 Mart 2026 Pazar - 10:03 Kampüste ‘güvenli sürüş’ seferberliği İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), 2023’ten bu yana yaklaşık 3 bin motosiklet kazasının yaşandığı İzmir’de, ‘güvenli sürüşe’ dikkat çekmek amacıyla harekete geçti. Motosiklet dünyasının tanınmış isimlerini kampüste konuk eden İEÜ, gençler arasında kullanımı giderek artan motosiklet için ‘sürüş teori’ eğitimi gerçekleştirerek örnek bir farkındalığa imza attı. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Riders Motosiklet Kulübü’nün desteğiyle ‘Sağlıklı Kampüs’ etkinlikleri kapsamında düzenlenen program, iki ayrı oturum şeklinde gerçekleşti. İlk olarak, Zafer Akçay Akademi’nin eğitmeni Utku Akçay, gençlerle bir araya gelerek teori eğitimini gerçekleştirdi. Yoğun ilgi gören programda gençlerin sorularını yanıtlayan Akçay, motosiklet kullanırken dikkat edilmesi gereken noktaları ve kazadan korunmak için yapılması gerekenleri tek tek anlattı. Teori eğitiminin ardından da güvenli sürüş konusunda kapsamlı bir panel gerçekleştirildi. İEÜ Spor Koordinatörü Murat Palalı’nın moderatörlüğünde yapılan panelde, Utku Akçay’ın yanı sıra ODTÜ Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi, Trafik ve Ulaşım Psikolojisi Uzmanı M. Kurtuluş Bedi ile İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Motosikletli Polis Timler Amirliği Yunus Eğitmeni Sezai Çelikbilek de yer aldı. Etkinliklere, Zafer Akçay da konuk olarak katıldı. 3’te 2’sinde motosiklet var 27 yıldır mesleğini büyük başarıyla sürdüren Çelikbilek, İzmir’deki yaralı ya da ölümlü kazaların yüzde 65’ine motosikletlilerin karıştığını söyledi. İzmir’de her 4 araçtan birinin motosiklet olduğunu belirterek, son 3-4 yıl içinde motosiklet kaza sayısının da arttığına dikkat çeken Çelikbilek, "Bu kazaların en büyük nedenleri takip mesafesine uyulmaması, hatalı şerit değişimi ve hız kurallarının ihlali. Bunlara mutlaka dikkat etmeliyiz. Ayrıca, motosiklet üzerindeki görünürlüğümüzü de artırmalıyız. Gerektiğinde reflektörlü mont giymeliyiz. Eğer canımız sıkkınsa, kendimizi iyi hissetmiyorsak, o gün motosiklete binmemeliyiz" diye konuştu. İzmir’de, motosiklet sürerken kask takma oranının da yüzde 95 seviyesinde olduğunu sözlerine ekleyen Çelikbilek, kurallara uyulması durumunda kazaların önüne geçileceğini hatırlattı. "Sinirinizin üstesinden gelin" Gençlere yönelik önemli mesajlar veren Utku Akçay ise, "Motosiklet üzerinde bilincimiz daima açık olmalı, tam konsantre bir şekilde sürüş yapmalıyız. Maalesef birçok tabelanın ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Bu konuda kendimizi geliştirmeliyiz. Sadece öndeki araca odaklanmamalıyız. Gözlerimiz daha ileriye bakmalı ve çevre kontrolünü sağlamalıyız. Motosiklet üzerinde korku ve panik çok tehlikelidir. Korku varsa virajı bile zor alırız. Bunu yenmenin yolu da bilgi ve pratikten geçer. Trafikte sıkıntılı durumlarla karşılaşabiliriz. Ne olursa olsun, sinirin üstesinden gelmeliyiz. Siniri takip etmemeliyiz. Sinir, hata yapma ihtimalinizi güçlendirir ve unutmayın ki, iyi bir sürücü olsanız da motosiklet asla hata affetmez" dedi. "Haklı olmaktan da önemlisi güvende olmak" Trafik ve Ulaşım Psikolojisi Uzmanı M. Kurtuluş Bedi, sürüş sırasında alınan anlık kararların kazaya ya da sürtüşmeye neden olabileceğini söyleyerek, "Trafikte, bir araç sizin önünüzü kesebilir, size bir söz de söyleyebilirler. Ancak unutmayın ki, haklı olmaktan daha da önemlisi güvende olmaktır. Trafikte kimse görünmez değildir. Eğer kötü niyetli bir tutum varsa, yasal hükümler devreye girebilir. Motosiklet sürücüleri daima öngörülü olmalı ve yaşanabilecek olayları sezmeye çalışmalı" diye konuştu.
01 Mart 2026 Pazar - 09:59 Türkçe popun dilinde acı var 2000’li yılların hit Türk pop şarkıları yalnızca aşkı anlatmadı; kadın ve erkek arasındaki güç ilişkilerini de yeniden kurdu. Yaşar Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen kapsamlı akademik araştırma, dönemin popüler şarkılarında erkeklerin kendini "mağdur", kadınların ise "öfkeli ama güçlü" bir anlatı içinde konumlandırdığını ortaya koyarak pop müziğin toplumsal cinsiyet söylemindeki rolünü gözler önüne serdi. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir’in 2000-2010 yılları arasında Türkiye’de liste başı olan pop şarkılarındaki aşk temasını inceleyen akademik makalesi, Birleşik Krallık merkezli yayıncılık şirketi Taylor & Francis Group’un prestijli dergilerinden Popular Music and Society’de yayımlandı. Araştırma, popüler aşk şarkılarının yalnızca duyguları değil; toplumsal cinsiyet rollerini ve kadın-erkek ilişkilerini yeniden ürettiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre 2000’ler Türk pop müziğinde erkekler genel olarak "mağdur", kadınlar ise "öfkeli" bir anlatı içinde konumlandırılıyor. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir’in 2000-2010 yılları arasında Türkiye’de zirveye çıkan 55 pop şarkısının incelediği çalışmada; 25’i erkek, 30’u kadın sanatçıya ait şarkı sözleri eleştirel söylem analizi yöntemiyle değerlendirildi. Dr. Öğr. Üyesi Özdemir araştırma keşifleri ile ilgili şu bilgileri verdi: "Erkek sanatçıların şarkılarında kendilerini acı çeken, pişman, bekleyen ve affedilmek isteyen figürler olarak sunduğunu gözlemledim. Ancak bu "mağduriyet" dili çoğu zaman emir kipleri, ısrarcı ifadeler ve şiddet hatırlatması yapan sözlerle kuruluyor. "Affet", "geri dön", "sensiz ölürüm" gibi ifadeler, romantik bir çerçeve içinde sunulsa da reddi kabul etmeyen bir erkek diline işaret ediyor. Kadın sanatçıların şarkılarında ise erkekler yalancı ve güvenilmez olarak betimlenirken; kadın anlatıcılar kendilerini güçlü ve bilinçli bireyler olarak konumlandırmış. Ancak bu güç vurgusu fazlalıkla geçmişte yaşanan ihanetlere ve hayal kırıklıklarına verilen tepkiler üzerinden kuruluyor." Kadınlar güçlü ama öfkeli Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir kadın şarkılarında öfkenin baskın duygu olarak öne çıktığını belirterek, "Bu öfke çoğu zaman hesap soran fakat sonucu değiştirmeyen bir anlatı düzeyinde kalıyor. Araştırmamın dikkat çeken keşiflerinden biri de kadın sanatçıların yalnızca sevgiliye değil, başka kadınlara ve kendilerine seslenen şarkılar üretmesi. Erkek sanatçılarda ise bu tür bir söyleme neredeyse hiç rastlanmıyor. Bu durum bana göre, kadınların pop müzik aracılığıyla bir dayanışma ve farkındalık alanı kurmaya çalıştığı anlamını taşıyor" diye konuştu. Toplumsal iklim müziğe yansıyor Dr. Öğr. Üyesi Özdemir bu konuda, "Son yıllarda, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artışıyla birlikte, kadınların dayanışma ve farkındalık arayışının şarkı sözlerinde daha belirgin hale geldiği görülüyor. Sonuç olarak çalışma, 2000’ler Türk pop müziğinin yüzeyde romantik ve duygusal görünen şarkılar aracılığıyla erkek egemen toplumsal yapıyı yeniden ürettiğini; buna rağmen kadınlar açısından bu yapıya yönelik bir itiraz ve farkındalık alanı da sunduğunu ortaya koyuyor "dedi.