SPOR - 28 Ağustos 2025 Perşembe 10:48

Namet Ateş: "Birinci amacımız oyuncu gelişimi"

A
A
A
Namet Ateş: "Birinci amacımız oyuncu gelişimi"

Altınordu Teknik Direktörü Namet Ateş, oyuncu gelişimlerinin kulüp için önemiyle ilgili, "Oyuncuların performansından, taktik disipline bağlı kalmalarından kazanmak için ortaya koydukları mücadeleden çok memnunuz. Bu oyunu geliştirmeye çalışıyoruz. Tabii ki bu oyunun, oyuncuyu da geliştireceğini düşünüyoruz. Bizim birinci amacımız oyuncu gelişimi" dedi.


TFF 2. Lig Beyaz Grup ekiplerinden Altınordu’nun Teknik Direktörü Namet Ateş, İskenderunspor maçı öncesi kulüp televizyonuna açıklamalarda bulundu. Ligin ilk haftasında 1-1 berabere kalınan Erbaaspor mücadelesinin değerlendirmesini yapan Ateş, "Maç öncesi hazırlıklarımız, rakiple ilgili yaptığımız analizler, bizim kendi takımımızdaki beklentilerimiz oyunsal anlamda bize cevap verdi diye düşünüyorum. Çünkü daha maçın başında yakalamış olduğumuz pozisyon vardı. Arkasından oyunsal anlamda oyunu ele geçirdik. Hem geçişlerde, hem hızlı hücumlarda, hem de geride oyun kurmadan çok başarılı olduğumuz noktalar var. Bu noktaların tabi ki bize skor olarak dönmesi için çok büyük çabaya girdik. Skoru da yakaladık. Daha sonraki rakibin çabası aslında bizi zor durumda bırakmadı. Penaltı pozisyonunda kalecimizin hatalı çıkışı penaltıya neden oldu" ifadelerini kullandı.



"4 oyuncu ceza sahasının içinde yer alıyor"


Erbaaspor’un kazandığı penaltının kullanışında bir ihlal olduğunu belirten Ateş, "Penaltının kullanılmasında artık özellikle alt liglerde, çünkü VAR sistemi yok. Bu kadar da hakem sayısının fazla olduğu bir maç organizasyonda bence dikkat etmesi gerekiyor. Bununla ilgili hakem arkadaşlarla yaptığımız görüşmede de dile getirdikleri nokta şu; Dönen topu, kaleciden dönen topu, eğer kalecinin ayağı çizgideyse, dönen topu tamamlayan oyuncunun erken sahaya dahil olmaması gerekiyor. Yani bu çok büyük bir haksızlığa neden oluyor. Ama görüntüler net bir şekilde gösteriyor ki dört tane oyuncu belirgin bir şekilde ceza sahasının içinde. Ve bunlardan biri de golü yapan oyuncu. Tabii ki bizim buradaki galibiyet isteğimizi bir mazeret olarak belirtme şansımız yok. Zaten kulübümüz gereği, Altınordu’nun ne bir teknik direktörü, ne bir çalışanın kaybedilen puanın mazereti hakem olarak göstermez. Belirtmek istediğimiz şey şu, biz iyi bir oyun ortaya koyduk. Transfer yasağı olmayıp, öz kaynaklarıyla mücadele eden ve 20 yaş ortalamasıyla sahada bulunan bir takımın ortaya koyduğu oyunun karşılığını, skoru da bulmuşken bunu koruyup bu şekilde bitirmek istiyorduk" diye konuştu.



"Oyuncularımın performansından memnunum"


Erbaaspor ile oynanan maçta futbolcularımızın performansından memnun olduğunu kaydeden genç teknik adam, "Oyuncuların performansından, taktik disipline bağlı kalmalarından kazanmak için ortaya koydukları mücadeleden çok memnunuz. Bu oyunu geliştirmeye çalışıyoruz. Tabii ki bu oyunun, oyuncuyu da geliştireceğini düşünüyoruz. Bizim birinci amacımız oyuncu gelişimi. Oyun tarzımızı da buna yönelik zaten şekillendiriyoruz. Hem oyuncularımızdan memnunuz hem de oyundan memnun kaldık diyebilirim. Genç oyuncular sahada olduğu zaman bir belirsizlik doğar. Nasıl bir performans verebilir diye genç oyuncu hangi takımda olursa olsun sahadaysa bir belirsizlik ortaya çıkar. Yalnız biz bu oyuncularla o kadar uzun yıllar çalıştık ki, o oyuncularda ne alabileceğimizi, hangi durumlarda düşebilecekleri, hangi durumlarda desteğe ihtiyaç olabileceklerini iyi tahmin edebiliyoruz. Biz bu yüzden de belirsizlikleri ortadan kaldıracak bir oyun formatıyla sahaya çıktık. Bu kadar kısa sürede farklı bir formasyonla da sahaya çıktık. Kısa bir sürede buna uyum sağlayıp bu performansı ortaya koymaları inanılmaz derecede çocuklarımızın belirgin bir şekilde bazı şeylere hazır olduğunu gösteriyor. Tabii ki şurada şöyle bir avantajımız da var. Altınordu, Öz Kaynak Sistemi’nde oyuncular bütün formasyonları çalışıyorlar. Her formasyonla sahaya çıkıyorlar ve uzun yıllar değişen şartlara kısa sürede ayak uydurabilmek üzerine geliştiriliyorlar. Hatta taktik tanımımız bile değişen şartlara kısa sürede uyum sağlama becerisi diye geçiyor. O yüzden de o kısa süredeki değişimdeki 6 farklı oyuncunun sahada olması, ilk defa özel maçlarda dahi 90 dakika sahada yer almaları bu değişen şartlardı. Rakibin belirsizliği, ne yapacağının belirsizliği ilk maç olması itibariyle bu kadar belirsizliğinin olduğu yerde oyuncular çok kısa sürede adapte oldular ve uyum sağladılar. Bu da oyunsal anlamda geri dönükleri de bize izleyenlerin veya yayın daha sonra takip edenlerin söyledikleri şey şu. Sahada iyi bir oyun vardı, etkili oyuncular vardı ve skor farklı da olabilirdi. Zorluk derecesi her geçen gün artacaktır. Özellikle ilk maçlar oynandıktan sonra rakipler birbirlerini daha çok tanımaya başlıyor. Bu arada da transfer süreci devam ediyor. Transfer açık bir durum söz konusu. Rakipten de takıma yeni oyuncular da dahil olabilir" şeklinde konuştu.



"Her iki takım için de iyi bir maç olacağını düşünüyorum"


Ateş, cumartesi günü oynayacakları İskenderunspor maçı ile ilgili, "Rakip, mevcut kadroları zaten lig oynamış, tecrübeli oyunculardan kurulu bir takım. İskenderun takımı her zaman oyun oynamaya çalışan bir takımdır. Bu oyun oynamaya çalışan takımlara karşı da bizle oyun oynamaya çalışan bir takımız. Seyir zevki yüksek olacağını düşünüyorum. Cuma’ya kadar çalışmalarımızı devam edip ilk deplasmanımızı gerçekleştireceğiz. Güzel bir maç olmasını bekliyoruz. Her iki takım için de iyi bir maç olacağını düşünüyorum" diyerek sözlerini tamamladı.



Namet Ateş: "Birinci amacımız oyuncu gelişimi"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bingöl Bingöl’de Deprem Master Planı değerlendirmesi yapıldı Bingöl’de Deprem Master Planı kapsamında yürütülen çalışmalar değerlendirildi. Vali Cahit Çelik başkanlığında gerçekleştirilen programda, Bingöl Üniversitesi Enerji, Çevre ve Doğal Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Kenan Akbayram tarafından yürütülen çalışmalar hakkında sunum yapıldı. Programda; zemin ve jeofizik çalışmaları, sismik risk analizleri, deprem güvenli yerleşim alanları, afet lojistiği, sağlık hizmetleri, psiko-sosyal uyum, afet yönetimi ve deprem bilgi altyapısı gibi birçok başlık ele alındı. Bingöl’ün en büyük gerçeklerinden birinin deprem olduğunu belirten Vali Cahit Çelik, yapılan çalışmanın kent için önemli bir yol haritası oluşturduğunu söyledi. Çelik, "Bingöl’ün en büyük gerçeği depremdir. Deprem Master Planı kapsamında bilim insanlarımızın ortaya koyduğu çalışmalar, ilimizin afetlere karşı daha hazırlıklı hale gelmesi adına ciddi bir yön çizmektedir. Toplanma alanlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar birçok konuda öneriler sunuldu. Bu çerçevede Bingöl’ü depreme karşı daha dayanıklı hale getirmek için gerekli çalışmaları sürdüreceğiz" dedi. Yaklaşık bir yılı aşkın süredir yürütülen çalışma kapsamında Bingöl merkez ilçesinin detaylı şekilde analiz edildiğini belirten Bingöl Üniversitesi Enerji, Çevre ve Doğal Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Kenan Akbayram ise, "Bu master plan çalışmasında Bingöl’ün mikro bölgeleme çalışmaları gerçekleştirildi. Bunun yanında yapıların olası risklerinin belirlenmesi, daha deprem dayanımlı ve insan odaklı kent planlamasının nasıl yapılacağı konusunda çalışmalar yürütüldü. Ayrıca afet öncesi hazırlıkların psikososyal, ekonomik ve hukuki boyutları da ele alındı" diye konuştu. Akbayram, hazırlanan planın coğrafi bilgi sistemleri altyapısına entegre edileceğini belirterek, olası afet risklerinin yönetiminde kamu kurumlarına önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.
Antalya Manavgat’da ’pes’ dedirten görüntü cezasız kalmadı Antalya Vali Hulusi Şahin, "Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi" tanıtımı programında yaptığı konuşmada, Manavgat’ta bir besi çiftliğinden kaynaklandığı belirtilen kirliliğe tepki göstererek, "Birkaç gün önce Manavgat’ta bir besi çiftliği hayvansal atıklarının tamamını nehre bırakıyor, deniz perişan oldu. Hatta o bölgedeki oteller rezervasyon iptalleri yaşadı. Arkadaşlarımız çok ağır cezalarla cezalandırdılar. İlk etapta 2 buçuk milyon liranın üzerinde ceza yazdılar. Ben orasında değilim; nasıl oluyor da bu kadar pervasız oluyorsun, nasıl oluyor da bu kadar umursamaz oluyorsun?" dedi. Antalya’nın sahil şeridini ve deniz ekosistemini korumak, Sıfır Atık vizyonunu denizle buluşturmak amacıyla Antalya Valiliği çatısı altında hayata geçirilen "Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi"nin tanıtım programı, Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Proje Koordinatörü Ebru Şahin, Memorial Göztepe Hastanesi Onkoloji Sorumlusu Prof. Dr. Mustafa Özdoğan ve davetliler katıldı. Programda, Antalya’nın denizleri, kıyıları ve doğal ekosisteminin korunmasına yönelik yürütülecek çalışmalar, çevre kirliliğiyle mücadele, Sıfır Atık vizyonu ve COP31 sürecinde kentin üstleneceği sorumluluklar ele alındı. "Hastalık oluşturan şartları da iyileştirmeye çalışmalıyız" Programda konuşan Memorial Göztepe Hastanesi Onkoloji Sorumlusu Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, çevre kirliliği ve sağlıklı yaşam şartlarının kanserden korunmadaki önemine dikkat çekti. Yıllar içinde çok sayıda kanser hastasına ve ailesine tanıklık ettiğini belirten Özdoğan, hekimlerin sorumluluğunun yalnızca hastalığı tedavi etmekle sınırlı olmadığını söyledi. Son yıllarda 50 yaş altı kanser vakalarında ciddi bir artış görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Özdoğan, "Bilim dünyası bu artışa baktığında şaşırtıcı sonuçlarla karşılaştı. Alkolle ve sigarayla açıklanamayacak 50 yaş altı bir artış söz konusu. Buna baktığımızda çevresel maruziyetler, kimyasallar, yediğimiz gıdalar ve sağlıksız beslenmemiz en temel faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, yediğimiz gıda, yaşam kalitemizin temelleridir. Bir hekim olarak sorumluluğumuz sadece hastalığı tedavi etmek değil, hastalığı oluşturan şartları da iyileştirmeye çalışmaktır" dedi. "Üçlü gezegen krizine karşı güçlü bir şehir hareketi" Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Proje Koordinatörü Ebru Şahin ise dünyanın iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı, kirlilik ve atık krizi gibi birbirini besleyen büyük çevre sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın bu tabloyu "üçlü gezegen krizi" olarak tanımladığını belirten Şahin, ülkelerin, şehirlerin ve tüm paydaşların daha kararlı ve bütüncül adımlar atması gerektiğini ifade etti. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın 31’incisinin kasım ayında Antalya’da gerçekleştirileceğini belirten Ebru Şahin, "Bu küresel çağrıya ülkemiz, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi ile güçlü bir cevap vermiştir. Bu hareket, atığı kaynağında azaltmayı, ayrıştırmayı, geri kazanmayı ve yeniden değerlendirmeyi hedef alır. Bu nedenle Birleşmiş Milletler tarafından 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmiş ve küresel ölçekte karşılık bulmuştur" diye konuştu. Antalya’nın üçlü gezegen krizine karşı cevabını denizleri ve kıyıları merkeze alan güçlü bir şehir hareketiyle ortaya koyduğunu dile getiren Şahin, "Bu hareketin adı Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi. Bugün burada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bundan yaklaşık yüz yıl önce Antalya için söylediği ‘Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeridir’ sözünü, yüz yıl sonra da aynı gururla söyleyebilmek için başlattığımız bu inisiyatifi sizlerle paylaşmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. "Denizimiz Antalya için hayati önem taşıyor" Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir de Antalya’nın yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en özel turizm merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Akdeniz’in mavisi, doğası ve eşsiz coğrafyasıyla kentin milyonlarca ziyaretçiye ev sahipliği yaptığını belirten Özdemir, Antalya’ya gelen ziyaretçilerin önemli bir bölümünün deniz, kum ve güneş odaklı kıyı turizmi için kenti tercih ettiğini kaydetti. Denizin sadece turizm açısından değil; balıkçılık, ulaşım, biyolojik çeşitlilik, ekolojik denge ve sosyal yaşam açısından da Antalya için hayati önem taşıdığını vurgulayan Özdemir, "Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak bu bilinçle, 2020 yılında kurduğumuz Deniz ve Kıyı Şube Müdürlüğümüz bünyesinde denizlerimizin korunması, kıyı ekosisteminin sağlıklı şekilde devamlılığının sağlanması ve gelecek nesillere temiz bir çevre bırakılması konusunda Türkiye’de, hatta dünyada örnek olan çalışmalara imza attık" dedi. Deniz kirliliğiyle mücadele, deniz atıklarının izlenmesi, deniz kirliliğinin tespiti ve temizliği, deniz çöpleriyle mücadele, yapay resifler, yabancı istilacı türlerle mücadele, arıtma çıkış sularının tarımda kullanılması, plastiksiz şehirler ve plastiksiz sular gibi birçok projede çalışmaların sürdüğünü aktaran Özdemir, ASAT Genel Müdürlüğü bünyesindeki altyapı çalışmalarına da dikkat çekti. Özdemir, "Tamamı biyolojik ve ileri arıtmaya sahip 36 merkezi arıtma tesisimiz, 18 derin deniz deşarj hattımız, 284 terfi istasyonumuz ve 5 bin 835 kilometrelik kanalizasyon hattımızla denizlerimizin temizliğini güvence altına alıyoruz. Denizi ve doğayı korumaya yönelik, bilimi ve teknolojiyi esas alan inovatif çevre projelerimiz sayesinde ulusal ve uluslararası alanda 31 çevre ödülü aldık. 32’nci çevre ödülümüzü almak üzere davetimizi aldık. 2025 yılı çevre başkenti seçilen Antalya’yı, çevre konusunda en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğiz" diye konuştu. Antalya’nın COP31 gibi küresel ölçekte büyük bir iklim organizasyonuna ev sahipliği yapacak olmasının kente tarihi bir sorumluluk yüklediğini belirten Özdemir, bu sürecin Antalya’nın iklim duyarlılığı, çevre politikaları ve sürdürülebilirlik vizyonunu dünyaya göstermek için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. "Bu coğrafya, bu şehir, bu deniz bizim ama sadece bizim değil" Antalya Valisi Hulusi Şahin ise konuşmasında doğaya bakışın kültürel köklerine dikkat çekti. Türk kültüründe ağaçta, taşta, toprakta ve suda bir ruh olduğuna inanıldığını belirten Vali Şahin, bu anlayışın son yıllarda zayıfladığını ifade etti. Vali Şahin, "Bizim kültürümüzde ağaçta, taşta, toprakta, suda bir ruh olduğuna inanılır. O yüzden bizim toplumumuzda ağaç kesenler, kestikleri her ağaç için özür dilerlerdi. Bizim kültürümüzde böyle bir anlayış vardı. Biz ‘Cemre düştü’ diyoruz ya, aslında cemre de bu anlayışın bir parçasıdır. Doğanın canlanmasına, ruhun bilgiye ve hayata dair özüne işaret eder. Ama her nasılsa son 50 yılda biz bu kültürü, bu değerleri kaybettik" dedi. Manavgat ilçesi Evrenseki sahilinde yaşanan kirlilik olayına da değinen Vali Şahin, bir besi çiftliğinin hayvansal atıkları nehre bıraktığını ve denizin olumsuz etkilendiğini belirtti. Şahin, "Birkaç gün önce Manavgat’ta bir besi çiftliği hayvansal atıklarının tamamını nehre bırakıyor, deniz perişan oldu. Hatta o bölgedeki oteller rezervasyon iptalleri yaşadı. Arkadaşlarımız çok ağır cezalarla cezalandırdılar. İlk etapta 2 buçuk milyon liranın üzerinde ceza yazdılar. Konuyu Cumhuriyet Savcılığına verdiler. Ben orasında değilim; nasıl oluyor da bu kadar pervasız oluyorsun, nasıl oluyor da bu kadar umursamaz oluyorsun? Bu coğrafya, bu şehir, bu deniz bizim ama sadece bizim de değil, çocuklarımızın. Aynı zamanda mensubu olduğumuz insanlık ailesinin. Bu kadar umursamaz, bu kadar pervasız olamayız. Her ne yapıyorsak çevremize zarar veriyor muyuz, vermiyor muyuz düşünmek zorunda değil miyiz?" ifadelerini kullandı. COP31’in de etkisiyle insiyatif için harekete geçtiklerini belirten Vali Şahin, Antalya’nın hemen her noktasında denize girilebilmesinin büyük bir değer olduğunu vurguladı. Şahin, "Biz Antalya’nın hemen her köşesinde denize girebiliyoruz. Bu müthiş bir şey, müthiş bir başarı. Bununla gurur duyalım. Ama karşı karşıya olduğumuz büyük bir tehlikenin de farkında olalım. Hızla kirleniyoruz" diye konuştu. "Asıl olan kirletmemek" Program sonrası basın mensuplarına da açıklamalarda bulunan Vali Şahin, Manavgat ilçesinin turizm merkezlerinden Evrenseki Sahili’nin kahverengiye bürünmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Olayın bir işletmenin neden olduğu kirlilikten kaynaklandığını belirten Şahin, gerekli idari ve adli işlemlerin başlatıldığını söyledi. Vali Şahin, "Biliyorsunuz, bir işletmenin yaptığı bir hata üzerinden bir şeyleri okumak doğru değil. Besi çiftliğinin yaptığı bir kirlilik oldu. Ekiplerimiz gitti, 2 buçuk milyon TL üzerinde bir cezayı ilk etapta yazdı. Daha sonra da proje bedelinin yüzde 1’i ya da 2’si kadar cezai işlem süreç içinde oldu. Adli işlem yapıldı, konu Cumhuriyet Başsavcılığı’na verildi ve diğer konularda da gerekli işlem yapılıyor. Kirletildikten sonra her ne yapılacaksa o yapılıyor. Asıl olan kirletmemek" dedi. Benzer olayların yıl içinde farklı alanlarda tekrarlandığını belirten Şahin, çevre hassasiyetinin yalnızca cezalarla değil, toplumsal farkındalıkla da güçlenmesi gerektiğini ifade etti. Vali Şahin, "Bu tek bir örnek değil. Buna benzer yıl içerisinde defalarca olay yaşanıyor. Bu seferki besi çiftliğiydi. Başka zamanda mesela bir zeytinyağı fabrikası yapıyor. Bir dahaki sefere bir işletme yapıyor ya da bir tarım çiftliği sebep oluyor. Her an yaşıyoruz bunu. Bu inisiyatifin hedefi de bir farkındalık, bir hassasiyet geliştirebilmek" diye konuştu. "Cezai işlemler en sert şekilde uygulanacak" Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi’nin temel hedeflerinden birinin deniz ve çevre konusunda farkındalık oluşturmak olduğunu kaydeden Vali Şahin, kentin değerlerinden kazanç sağlayan herkesin Antalya’ya sahip çıkması gerektiğini vurguladı. Şahin, "Bu şehirden kazanan, ticaretiyle, siyasetiyle, yaşantısıyla her şeyini bu şehre borçlu olan insanların bu şehre ihanet etmemesi, bu şehre sahip çıkması lazım. Böyle bir içselleştirmeyi sağlamaya çalışıyoruz. Antalya’da deniz noktasından çıktığımız insiyatifin birinci bileşeni farkındalık ve görünürlük ama sadece bu değil. Temizlik de yapacağız, diğer konuları da yapacağız. Süreç devam ediyor. Bunlar mevzuat ile ilgili işler. Cezai işlemler en sert şekilde uygulanacak" ifadelerini kullandı.