Yerel Haberler
İstanbul
28 Mayıs 2026 Perşembe - 12:14 Bayramın ikinci gününde Adalar İskelesinde yoğunluk yaşandı Kurban Bayramı tatilini ve güneşli havayı fırsat bilen İstanbullular, Adalar’a gitmek için Kabataş İskelesi’ne akın etti. Sabahın erken saatlerinden itibaren iskelede metrelerce kuyruk oluşurken, o yoğunluk kameralara yansıdı. İstanbul’da Kurban Bayramı tatili ve sıcak hava birleşince vatandaşlar kendilerini dışarı attı. Bayramın ikinci gününde güzel havayı fırsat bilen binlerce kişi, sabahın erken saatlerinden itibaren Adalar’a gitmek için Kabataş İskelesi’ne akın etti. İskeleye gelen vatandaşlar Şehir Hatları vapurları önünde uzun kuyruklar oluştururken, turnikelerden geçen yolcular vapurları hınca hınç doldurdu. "Mersin’den geldik, şansımıza hava çok güzel" Bayram tatili için Mersin’den İstanbul’a turla gelen Hikmet Erol, "İstanbul’a Mersin’den geldik. Turla geldik, çok mutluyuz. Önce Bolu’yu ve oradaki güzel gölleri gezdik. Şimdi İstanbul’dayız ve şansımıza hava çok güzel. Arkadaşlarla birlikte Adalar’a gideceğiz. Çok mutluyuz, bütün milletimizin bayramını kutluyoruz" ifadelerini kullandı. Tatili İstanbul’da geçiren ve yoğunluğa değinen Şahin Ersal, "Bugün İstanbul’un havası her zamanki gibi, kendisi de çok güzel. Bayramın ikinci günü bu havayı değerlendirmek, gezmek ve dolaşmak için çıktık. İstanbul’u çok seviyorum. Şu an çok ciddi bir kalabalık var, insanlar bayağı dolaşmak için dışarı çıkmış. Herkes bu tatil gününü değerlendirmek istiyor. Herkese şimdiden iyi bayramlar" şeklinde konuştu.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 12:08 Sultangazi’de kötü komşu iddiası: Binadakileri ve komşuları canından bezdirdi İstanbul’un Sultangazi ilçesinde aynı apartmanda yaşayan vatandaşlar, komşuları olduğu iddia edilen bir kadının yıllardır topladığı çöpleri bina içine ve çevresine yığdığını iddia etti. Apartman sakinleri, çöplerin kötü koku yaydığını öne sürdü. İddiaya göre, Sultangazi ilçesinde bir kadın çevreden topladığı çöpleri apartmanın sığınağında biriktirmeye başladı. Bina sakinlerinin kötü kokular nedeniyle tepki göstermesi üzerine geri adım atmayan kadın, bu kez apartmanın ortak kullanım alanı olan bahçe kısmını belediyeye ait kaldırım taşlarını çalarak çevirdi ve içini çöplerle doldurdu. Mahalle sakinleri, kadının bina çevresine hayvan gübresi dökerek kötü kokulara neden olduğunu ve apartman girişindeki mermer bölümü çekiçle kırdığını öne sürdü. Ayrıca, çevredeki insanlara sık sık küfür ile hakaret ettiğini iddia ettiler. "2 buçuk yaşındaki çocuğumun ayakkabısının içine cam parçaları doldurmuş" Yaşanan duruma isyan eden apartman sakinlerinden Muhammet Can Temurbalık, "Biz 2009’dan beri bu binada oturuyoruz. Bu kadın yıllardır buraya çöp topluyor. Sığınakta başladı, tartıştık, mahkemelik olduk. Sığınağı bıraktı, bu sefer bahçeye çöp toplamaya başladı. O da yetmedi, geldi bina sakinlerinin huzurunu bozmak için merdivenlere sürekli çöp attı. Benim 2 buçuk yaşında çocuğum var. Sabah kalktığımda çocuğumun ayakkabısının içinde cam parçaları vardı. Ertesi gün eve kamera taktırdım. Bunun bir değil iki değil. Sığınaktan herkesin malzemelerini, çocukların bisikletini çaldı. Belediyenin kaldırım taşlarını çalıp getiriyor, buraya diziyor, kendine duvar yapıyor. Binanın burasına hayvan gübresi döküyor, aylarca biz bu kokuyu çekmek zorunda değiliz" dedi. "Çocuğum ’Anne kalbim korkuyor’ diyor’’ Her gün kavga ve gürültüyle uyandıklarını belirten Beyzanur Ceren Temurbalık ise yetkililere seslenerek, "Her gün sabah, öğle, akşam bizi görsün görmesin her şekilde çöpleri atıyor. Çocuğun ayakkabısının içine camları dolduruyor, gidiyor ellerini pisletip duvarlara sürüyor. Dün çocuğum evde ’Anne kalbim korkuyor, ben çok korktum, çok ses geliyor’ diyerek ağladı. Bu kadın yüzünden her gün kavga, dövüş, bağırtı, çağırtı. Bıktık usandık, gitsin istiyoruz artık. Karakola gidiyoruz bir çözüm alamıyoruz, zabıtaya gidiyoruz alamıyoruz. Yani illa büyük şeyler mi olması gerekiyor sesimizi duyurabilmemiz için?" ifadelerini kullandı. "2009’dan beri rahat vermiyor" Saime Tezeren de yıllardır benzer sorunları yaşadıklarını belirterek, "2009’dan beri bu binadayız. İlk yıllardan sonra sürekli çöp sorunu başladı. Torunlarımız rahat oynayamıyor. Sürekli gürültü ve huzursuzluk yaşanıyor. Komşular da şikayetçi. Ortak alanı sahiplenmiş gibi davranıyor. Binanın duvarlarından su döküyor, zarar verdiğini düşünüyoruz. Çok rahatsızız" ifadelerini kullandı. Hem binada hem de sokakta yaşayan vatandaşlar, yıllardır aynı sorun nedeniyle mağdur olduklarını öne sürerek yetkililerden çözüm beklediklerini söyledi. Kadının bina içine çöp bıraktığı, apartman girişine zarar verdiği, sokakta oynayan çocukları kovaladığı ve çevredeki insanlara hakaret ettiği iddia edilen anların cep telefonu ve güvenlik kameralarına yansıdığı öğrenildi.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 12:02 Kurban Bayramı’nın ikinci gününde Adalar İskelesinde yoğunluk yaşandı Kurban Bayramı tatilini ve güneşli havayı fırsat bilen İstanbullular, Adalar’a gitmek için Kabataş İskelesi’ne akın etti. Sabahın erken saatlerinden itibaren iskelede metrelerce kuyruk oluşurken, o yoğunluk kameralara yansıdı. İstanbul’da Kurban Bayramı tatili ve sıcak hava birleşince vatandaşlar kendilerini dışarı attı. Bayramın ikinci gününde güzel havayı fırsat bilen binlerce kişi, sabahın erken saatlerinden itibaren Adalar’a gitmek için Kabataş İskelesi’ne akın etti. İskeleye gelen vatandaşlar Şehir Hatları vapurları önünde uzun kuyruklar oluştururken, turnikelerden geçen yolcular vapurları hınca hınç doldurdu. "Mersin’den geldik, şansımıza hava çok güzel" Bayram tatili için Mersin’den İstanbul’a turla gelen Hikmet Erol, "İstanbul’a Mersin’den geldik. Turla geldik, çok mutluyuz. Önce Bolu’yu ve oradaki güzel gölleri gezdik. Şimdi İstanbul’dayız ve şansımıza hava çok güzel. Arkadaşlarla birlikte Adalar’a gideceğiz. Çok mutluyuz, bütün milletimizin bayramını kutluyoruz" ifadelerini kullandı. Tatili İstanbul’da geçiren ve yoğunluğa değinen Şahin Ersal, "Bugün İstanbul’un havası her zamanki gibi, kendisi de çok güzel. Bayramın ikinci günü bu havayı değerlendirmek, gezmek ve dolaşmak için çıktık. İstanbul’u çok seviyorum. Şu an çok ciddi bir kalabalık var, insanlar bayağı dolaşmak için dışarı çıkmış. Herkes bu tatil gününü değerlendirmek istiyor. Herkese şimdiden iyi bayramlar" şeklinde konuştu. (KA-TK-SB-
"Tedavisi yok" denilen hastalıkta umut
11 Mart 2026 Çarşamba - 11:00 "Tedavisi yok" denilen hastalıkta umut Takayasu arteriti teşhisi konulan 50 yaşındaki Fatih Oğul, iki yıl boyunca birçok merkezden "tedavisi yok" yanıtını aldı. Umudunu kaybetmek üzereyken televizyonda gördüğü bir haber hayatını değiştirdi. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Murat Uğurlucan’a ulaşan Oğul, uygulanan tedavi sonrası yeniden günlük yaşamını sürdürebilir hale geldi. Nadir görülen ve büyük damarları etkileyen Takayasu arteriti, 50 yaşındaki Fatih Oğul’un hayatını adeta durma noktasına getirdi. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte Oğul, günlük yaşamında temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanmaya başladı. Ailesiyle birlikte birçok sağlık merkezine başvuran Oğul, yaklaşık iki yıl boyunca olumsuz yanıtlarla karşılaştı. Aileye göre birçok yerde hastalık için "yapılabilecek bir şey yok" denildi. Bu süreç hem hasta hem de ailesi için oldukça yıpratıcı oldu. Fatih Oğul’un eşi, yaşadıkları dönemi şu sözlerle anlattı: "İki yıl boyunca sürekli olumsuz şeyler duyduk. Moralimiz çok bozuldu. Umutsuzluğa kapıldığımız zamanlar oldu." Ancak bir gün televizyonda izledikleri bir sağlık haberi, hayatlarının yönünü değiştirdi. Programda Liv Hospital Vadi İstanbul Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Murat Uğurlucan’ın Takayasu arteriti üzerine yaptığı açıklamaları izleyen aile, hemen kendisine ulaşmaya karar verdi. Oğul ve ailesi için bu adım yeni bir umut oldu Prof. Dr. Murat Uğurlucan, Takayasu arteritinin nadir görülen ancak ciddi sonuçlar doğurabilen bir damar hastalığı olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı: "Bu hastalık büyük damarları etkileyen inflamatuvar bir hastalıktır. Doğru değerlendirme ve uygun tedavi yaklaşımlarıyla hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabilir." Yapılan değerlendirmeler ve uygulanan tedavi sürecinin ardından Fatih Oğul’un durumunda belirgin bir iyileşme görüldü. Bir süre önce günlük yaşam fonksiyonlarını kullanmakta zorlanan Oğul, şimdi hayatına yeniden daha bağımsız şekilde devam edebiliyor. Kendi sözleriyle yaşadığı değişimi şöyle anlattı: "Eskiden çok zorlanıyordum. Şimdi yemeğimi kendim yiyebiliyorum. Bu benim için çok büyük bir şey." Uzmanlara göre, nadir görülen damar hastalıklarında doğru merkeze ve doğru uzmana ulaşmak, hastaların yaşam kalitesini değiştirebilecek kadar önemli. Fatih Oğul’un hikâyesi ise umudunu kaybetmek üzere olan birçok hasta için güçlü bir örnek olarak görülüyor.
AK Parti İstanbul’dan 39 ilçenin 961 mahallesinde lokum ikramı
11 Mart 2026 Çarşamba - 10:13 AK Parti İstanbul’dan 39 ilçenin 961 mahallesinde lokum ikramı AK Parti İstanbul İl Başkanlığı, Ramazan ayı boyunca İstanbul’un 39 ilçesinde ve 961 mahallesinde teravih namazı sonrası vatandaşlara lokum ikramında bulunuyor. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen Ramazan çalışmaları kapsamında ilçe teşkilatları sahada aktif olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Ramazan ayının manevi atmosferini ve dayanışma ruhunu İstanbullularla paylaşmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlikler çerçevesinde, İstanbul’un dört bir yanında vatandaşlarla bir araya geliniyor. Program kapsamında İstanbul’un simgeleşmiş tarihi camilerinden mahallelerdeki yerel camilere kadar kentin farklı noktalarında teravih namazı sonrası vatandaşlara lokum, salep, çay ve su ikramı yapılıyor. Cami çıkışlarında kurulan mobil ikram stantları vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Teşkilat mensupları tarafından gerçekleştirilen ikram programları sayesinde Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhu mahallelerde canlı tutulurken, vatandaşlarla kurulan gönül bağları da güçleniyor. "Ramazan’ın bereketini İstanbullularla paylaşıyoruz" AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Ramazan ayı boyunca yürütülen çalışmaların İstanbul’un her mahallesinde devam ettiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Ramazan ayı, paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güçlü şekilde hissedildiği mübarek bir zaman dilimidir. Teşkilatlarımızla birlikte İstanbul’un 39 ilçesinde ve 961 mahallesinde vatandaşlarımızla bir araya gelmeye devam ediyoruz. Teravih namazı sonrası camilerimizin önünde gerçekleştirdiğimiz lokum ikramlarıyla hem Ramazan’ın bereketini paylaşıyor hem de hemşehrilerimizle gönül köprüleri kuruyoruz. AK Parti teşkilatları olarak Ramazan ayı boyunca İstanbul’un her köşesinde vatandaşlarımızla buluşmaya, onların sofralarına, dualarına ve muhabbetine ortak olmaya devam edeceğiz." İstanbul genelinde yürütülen Ramazan faaliyetlerinin ve gelenekselleşen ikram programlarının Ramazan ayı boyunca tüm mahallelerde aralıksız şekilde devam edeceği belirtildi.
Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında tutuklu iş insanı Bulut Aydöner savunma yapacak
11 Mart 2026 Çarşamba - 09:52 Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında tutuklu iş insanı Bulut Aydöner savunma yapacak ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının üçüncü oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edilecek. Duruşmada bugün tutuklu sanık iş insanı Bulut Aydöner’in savunma yapması öngörülüyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlanmıştı. Hazırlanan iddianamede örgüt lideri olarak suçlanan Ekrem İmamoğlu’nun 2 bin 430 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, örgüt yöneticisi konumunda bulunan Fatih Keleş’in bin 542 yıl 8 aya kadar, Murat Ongun’un 251 yıla ve Adem Soytekin’in ise 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti. 402 sanığın farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması istenen iddianame kapsamında ilk duruşmanın üçüncü oturumu bugün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülecek. Saat 10.00’da başlayacak duruşmada bugün tutuklu sanık iş insanı Bulut Aydöner’in savunma yapması öngörülüyor. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 Kasım 2025 tarihinde tamamlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı ‘ihbar eden’, Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı ‘suçtan zarar görenler’, 16 kişi ‘müşteki’, 5 kişi ‘müşteki-şüpheli’ ve Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 402 kişi ‘şüpheli’ sıfatıyla yer almıştı. Hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu örgütün kurucusu ve lideri olarak belirtilirken, Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün ‘örgüt yöneticisi’ olarak aktarılmıştı. İddianamede İmamoğlu’nun ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, 12 kez ‘rüşvet’, 7 kez ‘suç gelirlerinin aklanması’, 2 kez ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, 2 kez ‘kişisel verileri ele geçirme veya yayma’, 4 kez ‘suç delillerini gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, 47 kez ‘rüşvet alma’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, 9 kez ‘irtikap’, 46 kez ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, 4 kez ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, 70 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanununa muhalefet’, ‘Orman Kanununa muhalefet’ ve ‘Maden Kanuna muhalefet’ suçlarından toplamda 2 bin 430 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Öte yandan hazırlanan iddianamede toplam kamu zararının suç tarihinden itibaren 160 milyar TL ve 24 milyon dolar olduğu da aktarılmıştı.
"Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir"
11 Mart 2026 Çarşamba - 09:34 "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir" Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokomun sessiz ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir" dedi. VM Medical Park Pendik Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Glokomun göz içi basıncının artışıyla göz sinirine zarar veren ve tedavi edilmezse görme kaybına yol açabilen kronik bir hastalık olduğunu belirten Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom halk arasında göz tansiyonu olarak bilinir. Hastalık çoğu zaman sinsi şekilde ilerler ve erken dönemde hastalar herhangi bir belirti fark etmeyebilir. Bu nedenle glokom ‘sağlıklı gözün sessiz hırsızı’ olarak adlandırılır" dedi. ’’Görme kaybı geri döndürülemez’’ Glokomun retina ve optik siniri etkilediğini anlatan Op. Dr. İçağasıoğlu, hastalığın mekanizmasını şu sözlerle açıkladı: "Hastalık genellikle önce çevresel görmeyi etkiler. Başlangıçta hastalar görmelerinin iyi olduğunu düşünebilir, bu yüzden çoğu fark etmez. Ancak ilerledikçe görme alanı daralır ve ileri evrede tünel görme gelişebilir. Glokomda kaybolan retinal ganglion hücreleri ve optik sinir lifleri geri gelmez. Tedavinin amacı kaybedilen görmeyi geri kazandırmak değil, hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır." Göz içi basıncının dalgalanmalarının da hastalıkta önemli rol oynadığını dile getiren Op. Dr. İçağasıoğlu, "Sadece ortalama basınç değil, gün içi dalgalanmalar ve özellikle gece yükselmeleri de sinir hasarını hızlandırır. Bu yüzden düzenli damla kullanımı ve takip hayati önemdedir" dedi. ’’Düzenli takip kritik önemde’’ Glokom tedavisinde düzenli kontrollerin ve ilaç uyumunun büyük önem taşıdığını belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, hastaların çoğu zaman kendilerini iyi hissettikleri için tedaviyi aksatabildiğini ifade etti. Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokom kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Göz içi basıncı kontrol altında tutulmazsa, sinir hasarı sessiz şekilde devam eder. Düzenli takip, OCT ve görme alanı testleri ile hastalığın ilerlemesini izlemek gerekir. Tedavi planı buna göre ayarlanır" şeklinde konuştu. ’’40 yaş sonrası göz muayenesi ihmal edilmemeli’’ Glokomda erken tanının görmenin korunmasında en önemli faktör olduğunu kaydeden Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokomda erken tanı görmenin korunmasında en önemli faktördür. Özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi ihmal edilmemelidir. Ailede glokom öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Bu yüzden bu kişilerin daha erken yaşlardan itibaren düzenli göz muayenesi yaptırmaları gerekir" dedi. ’’Sağlıklı yaşam alışkanlıkları göz sağlığını destekliyor’’ Günlük yaşam alışkanlıklarının göz sağlığı üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. İçağasıoğlu, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı önerilerini şöyle paylaştı: "Tempolu yürüyüş, hafif koşu ve yüzme gibi aerobik egzersizler göz içi basıncını birkaç birim düşürebilir ve gözün kan dolaşımını artırabilir. Ancak çok ağır kaldırma gibi basıncı artırabilecek egzersizlerden kaçınılması gerekir. Ayrıca uyku pozisyonu da önemlidir; yüzüstü uyumak veya sürekli aynı göz üzerine yatmak basıncı artırabilir. Bazı yoga hareketlerinde yapılan baş aşağı duruşlar da dikkatli uygulanmalıdır. Çok fazla kahve veya su, göz içi basıncını geçici olarak yükseltebilir. Sıvı tüketimini gün içine yaymak daha sağlıklıdır. Antioksidan açısından zengin beslenme ve sigaradan uzak durmak göz sinirini korumaya yardımcı olur." ’’Bebeklerde de görülebiliyor’’ Glokomun nadir de olsa bebeklerde görülebileceğini belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, konjenital glokom hakkında şunları söyledi: "Konjenital glokomda göz içi sıvısının dışarıya akmasını sağlayan yapıların gelişiminde bozukluk olur. Bu durum göz içi basıncının yükselmesine ve göz dokularında hasara yol açabilir. Bebeklerde aşırı göz sulanması, ışıktan kaçma, gözleri sıkma ve kornea bulanıklığı en sık görülen belirtilerdir. Ayrıca göz büyüklüğünde artış ve korneada ödem görülebilir. Bu belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır." Tedavinin genellikle cerrahi yöntemlerle yapıldığını söyleyen Op. Dr. İçağasıoğlu, "Erken dönemde yapılan müdahale ile görme büyük oranda korunabilir. Geç kalınırsa optik sinir hasarı kalıcı olur" dedi. Dünya Glokom Haftası mesajı Op. Dr. İçağasıoğlu, toplumda farkındalık oluşturmanın önemine değinerek şunları paylaştı: "Glokom sessiz ilerleyen bir hastalıktır. Belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir."